
3.044 kelime · ~15 dk okuma
Alo. Alo. Alo. Aa! Bana iyi oyundu demeyin arıyor. Yağız, lütfen sen de yapma. Yapmayayım. Ben yapmayayım, öyle mi? Bana iyi oyundu demeyin! Bana iyi oyundu demeyin! Tamam, haklısın. Ne desen haklısın. Ben büyük eşeklik ettim. Yani ettin. Doğruya doğru. Ayrıca en çok ben yapmalıyım bunu. Kusura bakma canım. Evet, evet. Çok özür dilerim. Evet. Dilemen lazım. Bayağı rezil oldum. Bayağı. Seni de rezil ettim. Evet. Beni de biraz rezil ettin. İnsan içine çıkamıyorum.
Ben de olsam çıkamazdım, haklısın. Evet. Bana iyi oynadı değil mi? Yapma, lütfen. Tamam, tamam. Özür dilerim. Bir daha yapmayacağım. Sağ ol. Bana iyi oynadı değil mi? Bak, tekrar özür dilerim senden. Sen bana o kadar şey yapmışken... ...o yüzden bunu telafi etmek istiyorum. Bana gelir misin bu gece iş çıkışı? Sana? Evet. Eve? Hı hı. Evine? Hı hı. Yani benimle birkaç gün insanın içine çıkmak istemezsin diye düşündüm. Doğru. Aslında iyi düşünmüşsün. Yani. Gelirsin değil mi?
Gelirim. Tamam, gelirim. Süper. Süper. Bekliyorum o zaman. Saat 2.15 diyelim mi? Kaç? 2.15. Tamam. Süper. Harika. Sana en iyi performansımı göstereceğim. Kendimi affettireceğim. Göreceksin. Şey, sen bana konuma... Atacağım, atacağım, atacağım. Çok teşekkür ederim. Görürsün. Affettireceğim kendimi. Tamamdır. 2.15 oradayım. Tamam. Görüşürüz.
Kızım. Buyurun Müge Hanım. Gelsin, gel. Nasılsınız Müge Hanım? Otur, otur. Ben iyiyim de seni sormaladım daha sonra. Sormayın. Biraz kendini kaybettin yani, ha? Evet, heyecan işte. Ortam, rekabet, cool. Hepsi bir araya gelince. Bu ne ya? Kusura bakma.
Ne oldu? Sinirlerim bozuldu. Ada ya bu kız beni aşırı güldürüyor. Evet. Şuna bak mail atmış Müge Hanım'ı görünce ben diye. Bakayım. Gel gel gel bak. Bak senin dün sahnede kuğula bakarkenki fotoğrafın. Evet. Çok komikmiş gerçekten. Sıkı hayransın ha. Çok severim, çok severim. Yani disiplinin tecrübesi takıma kattıkları çok değerli bence. Ay Kuzeyciğim, konuyu sen açtın. Bak çok iyi oldu bu. Ben de senin şirkete kattıklarınla ilgili konuşmak istiyordum zaten. Senin müdür pozisyonlarını da değerlendirebileceğimizi konuşmuştuk daha önce. Evet Müge Hanım, ben de bu konuyu merak ediyordum. Biliyorsun canın pozisyonunu da boşaldı. Evet, evet biliyorum.
Sen de aslında aynı kul gibisin. Yani disiplinin, tecrüben. Bir de ne demiştin? Takıma kattıkları. Evet, bir de takıma kattıklarında çok değerli bir adaysın. Teşekkürler, sağ olun. Fakat tabii senin kadar değerli başka adaylar da var ve... ...bazı konular da senden bir tık daha ilerdeler. Nasıl yani? Ne konuda mesela?
Canım kendini başkalarıyla karşılaştırma. Önemli olan kendini geliştirmek değil mi? Başkalarını geçmek değil. Yok siz başka adaylar deyince. Biliyorsun terfileri biz müdürler takımı olarak karar veriyoruz. Biliyorum. Son toplantımızda Can'ın yerine kimi terfi edeceğimizi konuştuk. Bak kağıt üzerinde en güçlü aday sendin. Yine de terfin konusunda konsensusa varılamadı. Nedenini öğrenebilir miyim Müge Hanım? Çünkü kimse seni tanımıyor. Seni diğer müdürlere de tanıtmamız lazım. Ama normal değil mi? Yani diğerleriyle iş ilişkim yok ki.
Olsun. Ne fark eder? Yani sırf kendimi tanıtmak için boş muhabbet... ...ne bileyim ters algılanabilir diye düşündüm. Ay ben sana boş muhabbet yapma diyorum. Onlarla paylaşımların artır diyorum sadece. Müge Hanım ada gibi keps mi atayım millete yani? Kuzeyciğim. Beş yıldır bizimlesin. Burada biz bir aileyiz öyle değil mi? Değil mi? Yani... Yani öyle tabii. Ailenle gülersin de, ağlarsın da. Her şeyini paylaşırsın. Beraber yemek yersin, muhabbet edersin. Müge Hanım, bunun şirkete ne faydası olacak? Önemli olan şirkete yarattığım katkı değil mi? Ben işimi iyi yapıyorum. Siz de söylüyorsunuz. Doğru da bak dün nasıl tutkuluydun. Ben o tutkuyu görmek istiyorum ya. Ama yani yapmayın Müge Hanım. Dün ben rezil oldum resmen. Hayır canım. Ne alakası var o tutku? Yani o tutkuyla hareket etsen çoktan herkes seni tanımıştı. Sen terfi etmek istiyor musun? Evet istiyorum.
Tamam. Bak şimdi. Biz senin kendine tanıtmana yardımcı olacak bir şey bulduk. Nedir? Şöyle. Çalışanlara bir bilgilendirme yapılması lazım. Büyük bir grup. Konu önemli. Bu bilgilendirmeyi sen yapacaksın. Konu ne? Geçenlerde çıkan yangın. Nasıl kontrol altına alındı, önlemleri alındı falan işte. Senin için süper fırsat. Tamam, süper. Tamam, evet, tabii. Ne zaman yapılacak? Cuma. Bak buradan kendini çok iyi hikaye yaratırsın. Ne yap yap, bu fırsatı iyi değerlendir. Kesinlikle, kesinlikle Müge Hanım. Şüpheniz olmasın. Nasıl bir bilgilendirme isteniyor? Tam nelerden bahsedeceğiz yani? Beril'le konuşursun Kuzeyciğim. Yangının çıktığı 11. adanın müdürü o. Yarın bir taslakla git yanına. O bilgilendirmeyi senin yapacağını biliyor. Yarın mı? Kaç gebe? İlk iş.
Bir sorun mu var? Yo, birazdan çıkacaktım. İş çıkışı bir sözüm vardı. Acaba taslak hazırlamaya vaktim kalır mı? Onu hesap etmeye çalışıyordum. Yani zaten yarın perşembe. Düzeltmeleri yapman için sadece bir günüm kalıyor. Evet. Bilgilendirmeyi biraz ertelesek? Tamam. Dilersen ben Beril'le konuşayım.
Yoğunluktan ötürü sunumu hazırlayamadığını söylerim. Belki o da başkasına verir bu görevi. Yani sana başka bir fırsat tekrar yaratabilir miyiz? Bilemiyorum ama olsun. Yok, yok. Siz hiç konuşmayın. Rukiye Hanım ben en iyisi... Ben programımı ayarlarım. Lütfen. Tamam. Peki o halde. Göster kendini. Hadi. Çok şanslısın. Çok iyi fırsat. Teşekkürler Rukiye Hanım. Beril'in seni yakından tanıması da süper olacak. Bak o aramızdaki en kıdemlidir. Onun sözü yani çok önemlidir. Evet, evet. Umarım iyi geçer yanına. Geçer, geçer.
Beş dakika içinde fabrika müdürler takımı toplantısı başlıyor. Yine bir toplantı. Okey Q, beni eve götür. Bisiklet rotası oluşturuldu. On beş dakika kaldı. On beş dakikalık, hallederiz. İyi misin?
İyiyim, iyiyim. Bir şeyim yok. Emin misin? Dur, dur, dur. Hareket etme, bir dakika. Bayağı kötü düştün. Evet. Bir dakika. Kalkabilecek misin? Kalkarım. Bir şey olmaz herhalde. Tamam, bir dakika, bir dakika. O zaman... Dur bakayım. Böyle yapınca acıyor mu? Yok, böyle yok. Peki böyle? Böyle biraz acıyor, azıcık. Tamam. Bence kırık yok.
Fakat buz koymak lazım. Onu nasıl yapabiliriz? Tamam, ben zaten şirkete gidiyordum. Geç kaldım. Ben orada hemen buzu da koyarım, hallederim. Anladım, anladım. Çok geç kaldım. Ama sen... ...bisikletle şirkete biraz zor gidersin. Bu bayağı dağılmış çünkü. Gerçekten bisiklet. Nasıl böyle oldu? Niye böyle? Yani bravo Leyla. Gerçekten bravo. Biraz abartmadım. Yok, çok geç kaldım.
Uf! Kalkman lazım. Yavaş. Tamam. Daha iyi misin? Evet, daha iyiyim. Teşekkür ederim. Ben de geç kaldım aslında ama nasıl yapalım biliyor musun? Ben şu an seni burada bırakamam böyle. Seni şirketine bırakayım. Oradan geçelim. Yok, zaten geç kalmışsın. Ben... Yok, yok, yok. Gerçekten. Acele edersek daha fazla geç kalmam. Hadi gel.
Yapamam şef. Yapmayın etmeyin. Risk analizine dair yeni başladık. Cumaya kadar nasıl hallederiz? Topu topu üç gün var. Kızım bir şekilde halledeceksiniz. Nasıl emin olacağız üç günde? Bazı testler olumlu çıkıyor ama... ...mesela adam oyun oynarken manyağın tekine dönüştü. Psycho. Yaz kaç kere söyleyeceğim. Vakalarla ilgili böyle konuşmaman lazım be kızım. Şef tamam ya. Siz yoksanız kürya söyletiyorsunuz zaten. Elimden geleni yap... Yapmıyorsun. Rehberinle konuştum. Böyle giderse seni buradan çıkaramayacağımızın farkında mısın sen?
Yapmazsınız ya siz öyle şey, şef. Değil mi? Yaparız. Şef, pardon. Eli ağrıyor. Onu da bağlıyorum. Bekliyorum. Alo. Alo, merhaba. Kusura bakmayın, ben geciktim ama... ...vakaya yaptığımız test beklediğimden uzun sürdü. Nasıl geçti? Yüzde yüz olumluydu. Görüyorsunuz işte. Bundan bahsediyorum. Bir iyi, bir kötü. Bir olumlu, bir olumsuz. Üç gün gerçekten çok az. Artık elinden geleni yapacaksın. Ama bu analizin aceleye gelmemesi gerektiğini... ...en başta siz söylediniz bana.
İşi hızlandırmamızı istiyorlar. Bize verilecek başka işler varmış. Lütfen biraz daha zaman isteyelim. Birkaç teste karar vermeyelim. Tamam, yapın canım birkaç test daha. Tamam ama şimdi üç günde kaç tane yapabiliriz ki? Şefim karakter bozukluğu bu. Biliyorsunuz insanın karakteri de öyle. Kolay kolay değişmez. Değişir yaz, değişir. Bu iş seni daha esnek yapar belki dedim ama hâlâ nato kafa, nato mermer. Okey şef. Okey, tamam. Değişir. Değişir de biraz daha zaman. Boşuna ısrar etme.
Peki, peki mesela hafta sonu bu adamlar değerlendirme yapmayacağına göre... ...cuma yerine pazartesiye teslim edelim. Cuma mı? Bizim cumaya kadar mı vaktimiz var sadece? Evet Ela, iki saattir ne konuşuyoruz burada? Şef, ne dersiniz? Olmaz. Cuma gününe kadar sizden son kapsamlı raporunuzu istiyorum. O kadar. Bakın şefim, son bir yılda yapılan değerlendirmelerin... ...onu tamamlanma süresi bir aydır. Elacığım bir saniye. Hep şikayet. Cuma gününe kadar yapabildiğinizi yapın dedim. Tamam şef.
Peki şef. Şef. Evet Ela'cığım. Benim geçmişte görülen davayla ilgili bazı şüphelerim var aslında. Nedir? Kuzey'in köy kayıtlarını dinlerken... ...iş arkadaşı Adan'ın söylediği bir şey beni şüpheye düşürdü. Atık yönetiminin bizzat Tunç Maraz'ın sorumluluğunda olduğunu söyledi. Öyle zaten. Yok ama on yıldır böyle olduğunu söyledi. Kızım buradakilerin hafızaları yok ki. Bunlar nereden bilecek bunu? Yani bilemiyorum ama böyle bir iddia ortaya atması... Yaza katılıyorum.
Buradakilerin bu sebeple bilgiye sahip olması mümkün değil. Yani. Ama aslında vakada ilk suçlandığında benzer bir şey söylemişti. Gerçekten mi? Belki bir bağlantı vardır şef, ne dersiniz? Yani tüm suçlar en başta inkar eder, bunu unutmayalım da. Yağız, genelleme yapma kızım. Tamam şef, tamam. Yapmadım, tamam.
Ela'cığım, bir bağlantı olduğunu sanmıyorum. Fakat araştırmanın bir zararı yok. Tamam şef, Tunç Malaz'da görüşüyoruz o zaman. Zaten geçtiğimiz 10 yıl boyunca 486 vaka üzerinde yapılan değerlendirmeleri... Tamam kızım, tamam! Aaa! Epey vaktini alacak ama. Okey sorun yok şef, ben hallederim.
Sen görüşmelere karışamayacaksın biliyorsun. Ama şef yeter ya beni Kuzey'le oyaladığınız. Oyaladığımız yok. Yapabileceğin başka bir sürü iş var. Mesela istiyorsan Ela'ya masa başı işlerde yardımcı olabilirsin. Yok yok yapmayın. Yapmayın şef ben yaz saymaz oğlu masa başı mı yapacağım? Evet canım sen yaz saymaz oğlu hepimiz gibi masa başı yapacaksın. Şey ben aslında ilk defa böyle bir görüşme yapacağım için belki yaz yapsam... Hayır. Bu senin görevin.
Hem kendi iyiliğin için hem yazın iyiliği için. Tamam. Ama sadece Tunç Maraz değil de diğer şüphelilerle de görüşsek iyi olacak. O yüzden belki yaz diğer görüşmeye... Hayır dedim. Yaz bakış açısını değiştirmeden hiçbir görüşmeye katılamaz. Tamam şef. Ayrıca unutma. Az vaktin var. Odağını kaybetme. Ama Nexoto'nun hisse yapısında son beş senedir yaşanan gelişmeler soru işaretleri uyandırıyor bence. O yüzden diğer şüpheliler demiştim. Tamam Ela tamam. Ne yaparsan yap. Cumaya kadar bitir.
Kapattı. Ne oldu ya böyle? Boş ver ya. Sana değil, bana sinirli. Buradaki rehberimle konuşmuşlar. Ee? Ee'si bir gıdım yol alamamışım. Gülme. Bu arada, sorgulara giremediğini bilmiyordum. Biraz aşama kaydetsem gireceğim de işte. Bu salak suçlara salak dediğim için... Şef uyarıyor. Vakalara karşı ön yargılı olma. Gülme ya. Tamam, tamam. Bir şey soracağım sana. Sor bir de kız. Şimdi sen sorgulaya benimle giremiyorsun. Onu anladım. Evet, bravo.
Ama belki tam da sorgu sırasında beni arayabilirsin. Yani böyle tesadüfen kulaklıkla görüşmeye katılırsın. Ne olacak? Tesadüfen? Olabilir yani. Değil mi? Ne olacak ki? Sonuçta ben seni hep arıyorum. Evet, tabii. Yeni aramış olabilirim. Sorgu sırası nereden bileyim ben orada aradığımı? Bravo. Bravo. Bravo bu kız. Gayet iyi düşündün. Ama gözünde de bu kadar büyütme yani. Bak mesela bisiklet testini gayet güzel yaptın.
Hı, şef arayana kadar izledim. Çok heyecanlandım. Belli oluyor muydu heyecanın? Yok, gayet randırıcıydın. Bayağı üzüldü sandım. Ah, affedersiniz. Evet, tepkileri beklediğimden çok daha olumluydu. Değil mi? Gerçi yani kim olsa yardım ederdi tabii. Düşünsene yol kenarında biri, bisikletten düşmüş. Yok aslında, etmeyebilirsin. Ben daha önce yardım etmeyenler çok gördüm. Hadi ya.
Yani evet, aslında en önden koştu mesela. Kırığına baktı, soğukkan davrandı bayağı. Vicdanlı da biri. Ne bileyim, sıcak tavırları vardı sana karşı. Bayağı değişik, değişik tepkiler veriyor yani. Mesleki olarak benim merakımı cezbediyor. Anladım, sen o zaman mesleki olarak adamın evine gidiyorsun. Mesleki bir yerden adamın evini ziyaret edeceksin. Evet, öyle yapacağım tabii. Ne demek bu?
Şimdi adam seni eve atıyor ya. O ne demek ya? Eve atmak ne ya? Affedersin ben eve çağırıyor demek istedim. Öyle diyeyim o zaman. Öyle de o zaman. Sen Kuzey'i 13.12'e götürdün. Hem de en önden. O da şimdi seni eve atıyor. Çağırıyor. Profesyonel olarak. Ela kendine gel. Lütfen. Rica ederim. En iyi performansını gösterecek diye duydu.
Çok ilginç. Gerçekten. Ya boş boş konuşma. Ne diyorsun sen be geri zekalı? Adam öyle dedi ben demedim. Tamam hadi kuş kafese girmek üzere. O zaman ben size iyi analizler diliyorum. Helal ya. Evde baş başa kuş kafeste. Hadi yürü sen de salak. Sen yürü. Beklettiğim için çok özür dilerim. Önemli değil canım. Sadece bir saattir kapıda bekliyorum. Ne olacak? Yapma on beş dakika geciktim. Yolda bisikletten düşmüş biri vardı. Onu orada bırakamadım.
Hep elinde olmayan bir sebep olur zaten. Gerçekten iş yerine götürdüm. Çok iyi yapmışsın. Geçmiş olsun. Bu arada akşamı tahminimden erken sonlandırmamız gerekecek. Niye? Benim biraz çalışmam lazım. Bir de performans bitince postalayacak. Bir şey mi dedin? Evet. Ne biçim iş dedim. Geç gel, erken git. Ne oluyor ya? Böyle yapma lütfen. Zaten moralim de çok bozuk. Son dakika bir iş verdiler. Hayır diyemedim. Yani terfim buna bağlı. Yarım saatine mi düştük? Yani anlamadım ki.
Abartıyorsun. Vaktimiz var. Hem bak, çok seveceğin şeyler aldım. O poşettekiler ne öyle? Pizza. Ve... Ve? Popatya çayı. Aa, wow! Popatya, yaşasın. New Wave'de sipariş etmiştin ya. Wow! Bunu mu hatırlıyorsun? Yani iyi bir dinleyicimdir. Kesinlikle. Evet. Gel, fotoğraflamak lazım bu anı. OKQ, Ugram Story'de paylaş. Fotoğraflanmayınca keyfi çıkmıyor tabii.
Seviyorum Yılgırem'i. Vakit güzel geçiyor. Vaktine yazık. Düşünmene bile izin vermiyor. Düşünesim yok belki. Oyalanıyorum işte. Neyse tamam. Ben bu konuya hiç girmeyeyim. Ben biraz evde dolaşabilir miyim? Tabii. Benim de mutfakta biraz işim var. Sen keyfine bak olur mu? Tamam. Okey Q. Dört numaralı playlisti çal. Bir de numara vermiş ya. Lütfen bana evde bir ergen yetiştirdiğini söyle. Neden?
Kul posterini salonun ortasına sen yapıştırmış olamazsın. Beğeniyorum adamı, ne yapayım? Dünden sonra o posteri yakarsın diye düşünmüştüm aslında. Niye? Adamı bir dövmediğin kaldı senin yendi diye. Viral oldun be. Olabilir. Ama o poster bana kuldan başka şeyler hatırlatıyor artık. Nasıl şeyler? Güzel şeyler. Güzel anlar. İnsanlar. Anladım. Dün benim için inanılmazdı. Sen inanılmazdın.
Yenildin diye ortalığı ayağa kaldırmasaydın daha inanılmaz olurdu belki ama... Yani tamam, biraz rekabetçiyim diyelim. Biraz mı? Biraz. Hırs gibisin be. Hırs. Olabilir. Olabilir. Aman ben böyleyim. Rekabetçiyim, hırslıyım. Hepsiyim. Ne yapayım? Evet, sonunda. Evet. Ekranda Game Over yazısı her belirdiğinde... ...kalbimden bir parça kopuyorsa ben ne yapabilirim?
Ben bunu tahmin edebiliyorum. Beni yenen birine iyi oyundu demek. Ölüm gibi benim için. Şimdi taşlar yerine oturuyor Kuzey. Evet bana iyi oyundu demeyin. Demeyin bana iyi oyundu demeyin. Navigasyonun tahmini varış süresiyle yarışıyorsan suç benim mi? Söyle benim mi? Atma artık. Öyle. Her seferinde hem de. Kaybettin olur mu hiç? Gecikecek olursam kapatıyorum zaten. Bir de bazen bir önceki günden hızlı gitme hırsı bastırıyor. İşe hep ter içinde gidiyorum. Rezillik. Tamam yeter artık.
Ama bak aramızda kalsın. Çok salaksın. Gerçekten. Kimseye söylemedim bunları hayatımda. Aklına geldikçe söyle bence. Deli misin? Çok eğlenceli. Ben ciddiyim biraz. Seninleyken çok rahatım. Evet.
Ee, hadi yemiyor muyuz? Hem bekletin, hem aç bırakacaksın. Yiyeceğiz. Ama burada değil. Çay olmuştur. Artık çıkabiliriz. Çıkıyor muyuz? Evden çıkıyor muyuz? Evet.
Hadi. Tamam. Hemen. İnşallah bulurum. Bu da sonra kamak olsun, bıdıksız. Ee, nereye gidiyoruz? Benim gizli yerime. Oo, neresiymiş orası? Çıkalım mı? Çıkalım.
Yalnız ben sürpriz sevmem. Ben de sevmiyordum. Sonra bir baktım... ...binlerce kişinin önünde kula karşı oyun oynuyorum. Beş
yıl önce. Hayatının hikayesini anlatmaya hazır mısın Kuzey? Bilmiyorum. Umarım. Göreceğiz bakalım. Stres yapma. Çalıştığımız gibi. Rahat ol. Tamam, tamam. Hadi gel içeri girelim artık. Bekliyorlar. Hadi. Okey Q.
Nexota genel müdürlük binası. Kurul odası. Kapıyı aç. İsteğiniz onaylandı. Kapı açılıyor. Hoş geldiniz. Merhaba. Arkadaşlar, Tunç'u tanıyorsunuz zaten. Kuzey de üretim direktörümüz. İlk defa kurul toplantısına katılıyor. Hoş geldiniz. Kuzey bizi batarya geri dönüşümündeki gelişmelerle ilgili bilgilendirecek. Hadi başlayalım mı hemen? Tabii, hemen başlıyorum o zaman.
Ceren Hanım, bataryaların geri dönüşümünü anlatacağımı söyledi... ...ama aslında ben bugün size otomotiv endüstrisinin dönüşümünü anlatacağım. Çünkü biz atık yönetimi ekibi olarak öyle bir problemi çözdük ki... ...artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bataryalarda geri dönüşüm oranını %99 seviyesine... ...etken madde geri kazanımını ise %100'e çıkarmamız... ...karbon ayak izini görülmemiş düzeylere indirecek. Bunun sonucunda satışların artacağı da kesin. Hatta projeksiyonlarımız iki katına çıkacağını gösteriyor.
Fakat yüzdeler, rakamlar, satışlar, projeksiyonlar... Bunların hiçbirinin yaratacağımız etkinin yanında bir önemi yok. NextDot'u olarak bizler insanlığa hizmet edecek geleceği şekillendireceğiz. Bu etkiyi yaratan ekibin başında, bu ekibin beyni olmak benim için büyük bir gurur. Ancak siz Arge'ye bu kadar önem vermeseydiniz bu gururu yaşayamazdık. O yüzden öncelikle size, sonrasında da tüm bu süreçte bana yardım eden Tunc'a çok çok teşekkür ederim. Olur mu Kuzeyciğim? Kuzey tecrübelerimden faydalandı. Yoksa bu gelişmeler, geri dönüşüm, o nesi ya? Tüm inisiyatif kontrol onda. Kuzeyciğim, asıl biz sana teşekkür ederiz. Anlattığın şeyler o kadar etkileyici ki...
Ya tüylerim diken diken oldu. Kesinlikle. Yalnız Tunç, ben Atık Tesisi senin sorumluluğunda zannediyordum. Yo, hayır hayır. Hayır. Nereden çıkardınız? Yani bilmem ne öyle konuşmuştuk sanki geçen sene. Hayır canım, kesinlikle öyle değil. Geçtiğimiz sene Kuzey'e geçti sorumluluk. Bu kadar kısa sürede böyle bir proje... ...inanılmaz yani. Çevreye katkıda bulunabilmek bir anlamda bunu paraya danıştırabilmek.
Şirketin repütasyonu açısından etken madde geri kazanımı o kadar önemli ki. Doğru, doğru. Yatırımcıların, otoritelerin ama en önemlisi tüketicinin güvenini bu sayede kazanıyoruz. Yani. Dolayısıyla şirketin geleceğini de güvence altına alıyoruz.
Peki nasıl? Hangi teknolojiyle yaptık bunu? Üç sene öncesine kadar etken madde geri kazanımının... ...çok maliyetli olduğunu söylüyordu Tunç. O zaman düşük karbondioksit ayrıştırma süreci çok primitifti ama değil mi? Evet, evet. Şimdi düşük enerjiyle daha etkili ayrıştırma yapabilmek mümkün. Yani sonuçta geçen sene tüketicilere vaad ettiklerimizi... ...bu sene gerçekleştireceğiz, öyle değil mi? Evet. Karbon ayak izimizi yüzde on oranında azaltacağız demiştik. Kuzey'in attığı adımlarla yüzde yirmi düşürdük. Süper işte, daha ne? Kuzey, önümüzdeki ay yapılacak denetim için hazırlıklarımız tamamlandı mı? Denetim bitti zaten. Yıllık denetimden bahsetmiyorum. Kapsamlı denetimden bahsediyorum. Arkadaşlar, kapsamlı denetim problem olmayacaktır. Süreçler yönetmeliğe uygun. 7-24 hazır olmalıyız. Doğru. Değil mi Kuzey? Evet, evet. Hazırız. Peki, teşekkürler. Bu arada hazır herkes buradayken... ...Tunç'cuğum, senin kurula girmen konusunu kendi aramızda konuştuk. Senin gibi bir genel müdür bulamamak en büyük endişemizdi. Fakat Kuzey artık bunun için hazır gibi.
Evet, evet. Öyle görünüyor ki önümüzdeki kurulda senin de bir sandalyen olacak. Bu toplantıdan sonra kimsenin aklına soru işareti kalmadığına eminim. Hiç, sıfır soru işareti. Teşekkürler, teşekkürler. Teşekkürler, Ceren. Evet, hızlı bir ihtiyaç molası. Sana işe yarayacağını söylemiştim, sayın genel müdürüm. Sana ne diyeyim bilmiyorum ki. Çok, çok teşekkür ederim. Bir şey değil, ne demek. Bu arada sen denetim bitti dememiş miydin? Ha?
Yok, ben yıllık denetimden bahsetmiştim. Kapsamlı denetim başka. Peki kapsamını bir anlatabilir misin bana? Yani hazırlıklı olun. Bakarız, dert etme. Artık genel müdürsün, biraz keyfini çıkar. Altı
bölümden oluşan Karanlık Bölge podcast dizisinin üçüncü bölümünü dinlediniz. Karanlık Bölge'yi Spotify, Apple Podcasts, Google Podcasts ve tüm podcast platformlarından dinleyebilirsiniz. Karanlık Bölge bir PodB medya yapılıyor. Yönetmen Tansu Biçer. Senaryo Özge Satman B. Ses tasarım Fatih Rabet, Eli Haligua. Kurgu Tülin Özen. Müzik süpervizörü Ahmet Kenan Bilgic. Ses operatörü Sabri Oya. Kurgu asistanı Tolga Can Bolca. Afiş tasarım Uluç Zümrüt. Oyuncular Tansu Biçer, Tülin Özen, Burcu Gölgedar, Esra Kızıldoğan... Şeyh Suvaraktaş, Fatih Sevdi, Şebnem Hasan Isogi, Ezgi Çelik, Derya Şahan, İnci Sefar Cingöz, Sezar Arıçay, Efe Tunçer, Mustafa Kırantepe, Güneş Hanası, Zehra Durgut, Selen Şenay, Kaan Altay Köprülü, Tolga Güneş.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.