Podcast

5: En Büyük Değer

Karanlık Bölge

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yaz ve Ela test sürecini tamamladıktan sonra Yaz son kez Kuzey'le buluşur, ve olaylar gelişir.









Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.488 kelime · ~12 dk okuma

Okey Q. Karanlık bölge görüşme odası. Kapısını aç. İsteğiniz onaylandı. Kapı açılıyor.

Merhaba Yaz. Bugün nasılsın? İyiyim. Siz? Ben mi? Evet. Normal bir soru sordum. İki haftadır ilk defa bu soruyu sordum. Farkında mısın? Gerçekten. Emin misiniz? Eminim. Normalde iyiyimden hemen sonra buradan çıkabilecek miyim derdi. Değil mi o zaman? Çıkabilecek miyim? Sana birkaç soru sormak istiyorum, izin verirsen. Tabii, sorun. Sence Kuzey suçlu mu?

Bilemiyorum. Büyük ihtimalle. İhtimal. İlginç. Peki, rehabilite olmuş mu? Rehabilitasyona çok inanmadığımı biliyorsunuz. Evet. Onu çok iyi anladık. Ama Kuzey aslında sıcakkanlı biri. Yardımsever, vicdanlı. Değişik yanları da var. Bu gerçi. Değişik. Güzel bir kelime seçimi. Evet, değişik. Yani fazlasıyla rekabetçi mesela.

Transkriptin tamamını oku

Sen de öyle değil misin? Ama onunki korkularından beslenen bir hırs. Anlamsız bir hırs. Doğru. Peki sence hırsını daha pozitif bir yöne çekebilir mi? Nasıl yani? Korkularından arındırıp gerçekten değer verdiği konularda hırsını kullanabilir mi? Senin gibi yani. Olabilir herhalde. İyi bir insan çünkü aslında. Öyle görünüyor en azından. Yani daha iyi biri olabilir. Herhalde. Yani rehabilite olup buradan çıkabilirsin.

Evet. Yani... ...insanlar değişir. Vay. Rehber Bey'e bir konuyu gayet güzel çevirdiniz. Bravo. Beni iyi unuttunuz. Sen de yargılarında yanılabiliyormuşsun demek ki. İşte bir tane daha. Evet. O zaman iki haftadır cevaplamadınız, soruma geri dönelim. Çıkabilecek miyim buradan? Ön yargılarından arındıysan neden olmasın?

Arkadaşlar, merhaba. Merhaba. Selam. Affedersiniz, bölüyorum ama benim... ...Beric Hanım'la bir toplantım vardı. Odası ne tarafta acaba? Şurası ama ben hiç görmedim onu bugün. Sen gördün mü? Yok, ben de görmedim. Sana randevu verdiyse gelir herhalde. Sen gir, odasında bekle istersen. Tamam, tamam. Teşekkürler.

Alo. Alo. Merhaba. Kuzey, değil mi? Evet.

Merhaba Kuzey, ben Beril. Bugün hastayım, gelemedim. Telefonda hallederim dedim, o yüzden. Merhaba Beril Hanım, geçmiş olsun. Çok sağ ol Kuzeyciğim, çok sağ ol. Müge Hanım, yangınla ilgili yarın yapacağım bilgilendirmeyi... ...sizinle finalize etmemi istemişti. Evet, evet, biliyorum. Ama konuşacak çok bir şey yok zaten. Ben Müge'ye olayın gerekli ayrıntılarını da anlatmıştım. Aslında ben detayları öğrenmek istiyorum eğer siz de müsaitseniz.

Yani benim müsait gibi bir halim mi var acaba? Zaten zar zor konuşuyorum lütfen. Pardon, haklısınız. Zaten konuşacak ne var? Yani bir kaza yaşandı. Önümüze bakacağız, işimizle devam edeceğiz. Bu kadar basit. Tabii ki, tabii ki tamamdır. Yani yine de çalışanları yangının sebepleri ve önlemlerle ilgili... ...kapsamlı bir şekilde aydınlatsak. Ne gerek var? Nasıl yani? Yani... Biz sorumsuz muyuz? Herhalde kendi çalışanlarımızı TLK'ya atacak kadar sorumsuz değiliz biz Kuzey.

Doğru. Doğru, haklısınız. Onlar bize güvensin yeter. Senin de yapman gereken bu zaten. Bize güvenin diyeceksin. Bitti gitti. Tamam. Tamam. Fakat ben biraz yerinde inceleme yaptım. Niye yaptın? Faydalı olur diye düşündüm. Bakın, yangının yaşandığı sekizinci modülün... ...son halinin fotoğraflarını çektim. Size de gönderdim. Ulaştı herhalde. Evet, ulaştı. Yukarıdaki yangın söndürme fıskiyelerini görüyor musunuz? Bakın fıskiyenin su şebekesiyle bağlantısında sıkıntı var. Su borusunun bir yere gittiği yok. Acilen onun düzeltilmesi lazım. Biz bunu bilmiyor muyuz sanırız?

Biliyor muydunuz? Biliyoruz. Biz bunu tamir ettirmek üzereyiz zaten. Sen bunları araştırıp vaktini boşa harcamasana. E tamam o halde. Yapacağım bilgilendirmede ne zamana tamir edileceğini söyleyeyim. Bak Kuzeyciğim. Küçük beyefendi. O ne ya? Evet. Müge Hanım seni bana neden yolladı Kuzey? Neden? Çünkü ben bu fabrikanın bu modülünden sorumlu müdürüm. Değil mi? Evet.

Müdür olarak sana diyorum ki öyle her şeyle ilgili çalışanlara... ...açık açık bilgi vermek doğru değil. Neden ki? Sen onlara yeniden yangın çıkabilir dersen... ...onları gerersin Kuzey. Onları mutsuz edersin. Yazık değil mi? Ama karşılaşabilecekleri tehlikeleri bilmeleri gerekmez belki. Gerekmez. Ama ona göre önleme alsınlar, yangın tüpü bulundursunlar. Ne bileyim su kovası belki. Su kovası mı? Yok bebe. Yok Kuzeyciğim yok. Yok. Biz herkesin yerini düşünüyoruz zaten. Çalışanlarımız düşünüp mutsuz olmasın. Verimi çalışsın. Değil mi canım? Beril Hanım kusura bakmayın ama bence bunu saklamamız doğru değil. Nasıl yani? Bilgilendirmeyi yapma sorumluluğu bana verildi. Neyi anlatıp neyi anlatmayacağıma da ben karar vereceğim. Gerçekten ben bu bilgilendirme işini işin gerekliliklerini daha iyi anlayacak birine yaptıralım demiştim. Ben gayet iyi anlıyorum. Yani ben şimdi ne yapayım? Ben şimdi kime ne diyeyim? Sen kendini düşün de. Sen bence bu bilgilendirmede sadece diğer çalışanları düşünme. Sen kendini de düşün Kuzey. Nasıl yani? Yani bu bilgilendirme senin geleceğin için çok önemli olabilir. Müge'yle konuştunuz. Bu sunumda kendini göstermen lazım Kuzey. Anlatabiliyor muyum? Anladım Beril. Anladıysan bilgilendirmede ne diyeceğini bir daha düşün bence.

Tamam. Tamam, Beridem. Geçmiş olsun tekrar. Sağ ol Kuzeyciğim. Teşekkürler. Yarın görüşürüz. İyi şanslar sana. Teşekkürler. Ama merak etme. Beni dinlersen şansa ihtiyacın olmayacak. Salak. Salak Kuzey. Salak, gerizekalı. Biliyordum böyle yapacağını. Dur da ne yapacağı belli değil. Geride kalmaktan bok gibi korkuyor. Tek derdi terfi bu mu yani hayatındaki en önemli değer? Bak yaz. Birazdan görüşeceksiniz. Sakin kalman lazım senin.

Tamam, tamam. Sakinim, tamam. Hem belki Tunç görüşmesinden suçsuz olduğu anlaşılır. Ya anlaşılsa ne olur? Aynı saçmalar hâlâ devam ediyorsa ne fark eder ki? Orası doğru tabii. Of, hadi gidelim ya. Gidelim, geç kalıyoruz. Bana bak, bıdıksın. Sen de o Tunç'un karşısına ezilme sakın. Göster kendini.

Hoş geldiniz. Ela Hanım'dı, değil mi? Evet, merhaba Tunç Bey. Ela Hanım, yalnız çok vaktim yok. Biraz hızlı olabilir miyiz?

Olsa şaşarım zaten. Efendim? Tunç Bey. İşbirliği göstermek sadece bizim değil, sizin de yararınız olur. O yüzden üzgünüm ama vaktiniz yoksa da yaratacaksınız. Fakat bilmişlerim var. Yoğun bir günde geldiniz. Gerekirse randevularınızı iptal edeceksiniz. Ama olur mu yani? Çevre Koruma Bakanlığı'yla birazdan bir görüşmem var. Tunç Bey. İptal için birkaç arama yapmanız gerekiyorsa buyurun yapın. Beş dakika sonra başlayabiliriz.

Gerek yok, tamam. Başlayalım o halde. Ne içersiniz? Teşekkürler, ben bir şey içmem. Tuğç Bey, Next Auto hisselerinin yüzde beşi şu anda sizin elinizde. Evet. Bu hisseleri nasıl bedelsiz alabildiniz? Bana söz verilmişti. Söz verilmişti. Ama sonra skandal patlak verdi. Ona rağmen hisse devri gerçekleşti. Benim skandalla bir alakam yok ki. Peki neye istinaden söz verilmişti? Ne? Ne oldu, niçin duraksadınız?

Pardon, yani şundan. Satış ve kârlılık artışını istinaden. Hangi dönemdeki? Devirden önceki üç yıllık periyot. Bu dönemdeki satışlar yalan beyanınız sayesinde artmadı mı? Kuzey'in yalan beyanı. Nextoto'nun yalan beyanı. Bakın, bana verilen bir söz vardı, tutuldu. Bunu Ceren Hanım da size söylemiş olmalı. Ceren Hanım'la görüştüğümü nereden biliyorsunuz? Yani.

Ceren benim arkadaşım. Ayrıca beraber çalışıyoruz. Peki, anladım ben. Atık tesisi ne zaman sizin sorumluluğunuza geçmişti? Skandaldan itibaren. Atık tesisi daha öncelerde herhangi bir dönemde... ...sizin sorumluluğunuzda mıydı peki? İki sene Kuzey'deydi. Ondan öncesinde yine bende. Neden arada böyle bir değişiklik yaptınız? Yapmaz olsaydık. Neden değişiklik yaptınız Tunç Bey? Kuzey istedi aslında. Biz de onun daha fazla sorumluluk kaldırabileceğine inandık. Neden böyle bir şey yapmış olabilir? Bilemiyorum. Ama beni kıskandığını düşünüyorum artık.

Siz o zamanlar genel müdürdünüz. Evet. O da genel müdür olmak istiyordu. Her şeyden çok. Kuzey bu durumu hep inkar etti ama. Normal değil mi? Ama saçma tabii. Kurul kayıtları var, belgeler var. Evet. Fakat bir yandan da karanlık bölge çalışanlarınız arasında... ...bunun aksini belirtenler var. Karanlık bölge mi? Atık yönetiminin aradaki iki yılda dahil... ...her zaman sizin sorumluluğunuzda olduğunu söylüyorlar. Kuzey mi söylemiş?

Hâlâ inkar mı ya? Tunç Bey, bu mümkün değil. Biliyorsunuz. Hafızası silinme. Ama diğer çalışanlar beni bilmez ki. Sesli mesajlar vasıtasıyla temaslarınız oluyor. He. Onlar yıllar önce benden alınan genel kayıtlar. Yap, boz, birleştir. Ona buna yolluyorlar işte. Motivasyon olsun diye. O belli zaten de. Atık yönetimiyle ilgili mesajların... ...Kuzey Bayraklı tarafından gönderilmesi gerekmez miydi? Yo. Yo. Ne alakası var?

Yönetimin gönderdiği mesajlar sorumluluk alanına göre ayrılmıyor mu Tunç Bey? Evet ama bazen karışabiliyor. Nasıl karışabiliyor? Yani işte Kuzey'den önce de sorumluluk bende olduğu için... ...bir süre benim kayıtlarla devam ettik. Onu uğraştırmadık yani. Anladım. Ama yönetim kadrosundaki diğer görev değişikliklerine baktığımda... ...hiç karışıklık gözlemlemedim ben. Nasıl?

Hı hı. Hiç mi? Hiç. Mesela Kuzey Bayraklı 12 sene 5 ay önce üretim direktörü olmuş. Tam 12 sene 5 aydır da onun alanındaki mesajlar onun ağzından gönderiliyor. Hı hı. Hı hı. Ya da siz 15 sene 3 ay önce genel müdürü olmuşsunuz. 15 sene 3 aydır tüm mesajlar sizin tarafınızdan kaydedilmiş. Ama 15 sene 4 ay önceki mesajlar sizden önceki genel müdürün ağzından. Yani. Olabilir bence. Bu bir şeyin göstergesi değil. Değil yani değil mi? Peki Tunç Bey. Anlaşıldı.

Anlaşıldı. Ne anlaşıldığı? Anlaşıldı. Anlaşıldı Tunç Bey. Sağ olun. İkinci şans birliği olarak iyi günler dileriz Tunç Bey. Çok teşekkürler. İyi günler. Teşekkürler.

Hoş geldin. Nereden buldun burayı ya? Yarım saattir buraya geleceğim diye pedal çevirmekten ayaklarım koptu. Yougram'in en trendi mekanı olacakmışsın. Çaylar da tam senin sevdiğin türden. Fotoğrafını çek çek yapıştır. Maça çayı bu. Maçanın modası geçti aslında. Nasıl ya? Sen demedin mi ben maça seviyorum diye? Ben sen maça seviyorsun diye buraya... Yani o sıralarda trenddi. O sebepten seviyordum. Trendlere göre damak zevkini değiştir tabii. Tabii tabii, çok mantıklı. Evet, ben düşünemiyorum bunları.

Tamam. Başka bir şey, ne istersen onu ısmarlayacağım. Hoş geldiniz. Ne olursunuz. Kızma. Madem öyle istedin, ben bir maça çayı alayım o zaman. Saçmalık. Ben de bir papatya çayı alabilirim. Teşekkürler. Bugün ekstra sinirliydi galiba. Bir saat teşrif etmeni beklediğim için olabilir mi acaba? Ya da ikinci kez böyle bekletildiğim için olabilir mi? Kusura bakma, lütfen. Burası çok çok güzel bir yermiş. Çok beğendim. Teşekkür ederim. Tamam? Niye bu kadar geciktin?

Çok uzak burası. O sebepten. Tahmini varış süresinden öyle üç beş dakika değil. Tam bir saat geciktin. Ve sen geciktin. Öyle mi? Çok iş vardı. O sebepten biraz geç çıktım. O sebepten bu sebepten değil. Tam bir saat geciktin ve telefonu elinden düşürmediğin halde... ...haber bile vermedin. Özür dilerim. Ne yapayım? İşten çıkamadım bir türlü. Başımı kaldıramadım. Çıkamadın değil, çıkmadın diyeceksin. Kaldıramadın değil, kaldırmadın diyeceksin. Hep elinde olmayan sebepler ha? Geldi. Yama de çayını. Buyurun. Bir maça...

Ver bir de telefonu çekeyim. Okey, köy. Fotoğraf çek. Tamam. Yok, yügramsız kalma lütfen. Peki bak, çok teşekkür ederim. Burası çok güzel. Çayımız, fotoğrafımız süper. Ama en önemlisi, yanımda sen varsın ve ben çok mutluyum. Tamam mı? Barıştık mı? Küsmedik ki. Ee, ne konuşmak istiyorsun? Yarın konuşalım demiştin. Ne oldu? Sorma. Ne oldu?

İş yerine çıkan şu yangınla ilgili yapacağım bilgilendirme var ya... ...galiba istediğim şekilde yapamayacağım. Çok şaşırdım. Yapamayacağına.

Neden? Ne oldu? Bir sürü araştırma yapmıştın. Eksikleri bulmuştun. Her şeyi açıklayacağım. Herkes bilmeye diyordun. Anlattırmıyorlar maalesef. Nasıl yani? Sorumlu senin yerine başkasına mı yaptırıyorlar? Yok. Yine ben yapacağım. O konuda bir değişiklik yok. Ee, ne yani? Ağzını mı bağlıyorlar bildiklerini anlatmaya? Hayır ya. Tabii ki de öyle bir şey yok. Anlatmamı istemiyorlar işte. Anlatmam lazım. Kusura bakmayın de. Koskocaman adamsın. Öyle kolay değil ki. Anlatıp anlatmamak senin elinde değil mi? Anlamadım. Hâlâ bilgilendirmeyi sana yaptırıyorlarsa... ...o sırada söylediklerine kimse karışamaz. Karışıyorlar işte. Benim elimde değil maalesef. Benim yapabileceğim bir şey yok. Bav gibi de var. Kimsenin kölesi değilsin. Tabii değilim de. Onlara karşı gelsen, her şeyi istediğin şekilde anlatsan ne olur? En kötü ne olur Kuzey? Beni işten atarlar. Bence onu bile yapmazlar. Bilmiyorum. Belki de yapmazlar ama müdür yapmazlar mesela. O kısım tamamen hayal olur. Bütün derdin de bu ya. Ne alakası var şimdi?

Şimdi sen onların dediğini yapınca yarın ne diyeceksin herkese? Ya işte bir sorun yok. Rahat olun. Alınması gereken önlemler alındı falan. Ama aslında alınmadı. Evet. Ama... Aması maması yok. Alınmadı. Dolayısıyla insanlar tehlikede ve haberleri yok. Ve bunu söyleme görevi sana verildi. Oranın bir müdürü var yaz. Esas sorumluluk onda. Yo, bence onda değil. Onda olduğu kadar sende. Bilgilendirme görevi sana verildi Kuzey.

Yani evet, biraz bende. Biraz değil. O sorumluluk sende ve sen müdür olamayacaksın diye... ...bu sorumluluğu hiçe sayıyorsun. İnsanların hayatını tehlikeye atıyorsun. Sen benim nasıl bir ortamda çalıştığımı bilmiyorsun ve çok üstüme geliyorsun. Kendi kendime çıkıp anlatmam doğru olmaz. Yapamam. Yaparsın.

Olaylar senin kontrolünün dışında ilerliyormuş gibi davranmaktan vazgeç artık. Yağız. Terfi etmemekten hukk gibi korkuyorsun. Sırf bunun arasından bir sürü insanı tehlikeye atıyorsun. Ne saçmalıyorsun sen ya? Tiksindiğin çayları içip sevmediğin işleri yapıyorsun. Oo, nereden nereye geldik şimdi? Herkes gibi olacağım derken herkesten daha kötü oluyorsun. Farkında mısın? Buraya yeni geldin, kuralları anlamıyorsun. Senden her isteğini yapmak zorunda değilsin. Zorunda değilim ama insanların benim hakkımda ne düşündüğü önemli. Neden? Müdür olmanı karar verecekler için mi? Hı? Olma o zaman müdür falan.

Herkes tıkır tıkır ilerlerken ben olduğum yerde saymak istemiyorum. Neden? Ne kaybedersin? Biraz para. Sen ve senin gibi 15 kişiden başka kimsenin değer vermediği bir statü. Sen benim değerlerimle ilgili böyle düşünüyorsan zaten... Bence sen değerlerini yeniden düşün. Statü mü senin değerin? Modül müdürlüğü mü senin değerin? En büyük değer. Fazla uzatmayalım artık bu tartışmayı. Bir yere varamıyoruz çünkü. Evet. Bir sürede görüşmeyelim hatta. Evet.

Bir süre görüşmemek belki de en doğrusu olacak bizim için. Bravo ya Kuzey. Sonunda kendi iradenle bir karar verdin. Umarım bir gün hayatının geri kalanında da... ...kendi iradenin kullanabileceğinin farkına varırsın. Ya dur nereye gidiyorsun? Dur bir dakika. Bak sadece biraz mola dedim. Hayatının geri kalanı nereden çıktı? Okey. Okey, tamam. Mola bitince görüşürüz. Aptal.

Beş yıl önce. Evet, sayın seyirciler. Şu anda batarya geri dönüşüm skandalıyla çalkalanan... ...Next Auto yönetim binası önündeyiz. Firma yetkililerinin açıklama yapmasını bekliyoruz ama beklerken... ...yanımda çevre barışı aktivistlerinden Merve Koralp var. Biraz onunla konu hakkında konuşmak istiyorum. Merve Hanım, bizi kısaca bilgilendirebilir misiniz? Burada tam olarak protesto edilen nedir?

Öncelikle bugün bizim için çok üzücü bir gün. Bunu söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum, izin verirseniz. Tabii, buyurun. Bizler Kızıl Yangınlar'dan sonra sessiz bir anlaşma yaptık ve ne dedik arkadaşlar? Söylüyoruz!

Evet, işte bugün herkesin kaybettiği bir gün yaşıyoruz. İnanılır gibi değil. Aramızda nex oto kullanıcıları var. Ve biz bugün utanıyoruz kendimizden. Siz ne yapabilirdiniz ki? Nasıl olur da yıllardır çözülemeyen bir problem... ...aniden birdenbire çözülebilir? Biz bunu sorgulayabilirdik. Aslında suç hepimizin. Çok doğru söylüyorsunuz. Bu firma bataryaları yüzde yüz geri dönüştürdüğünü açıklayalı... ...neredeyse bir sene oldu. Koca bir sene. Ve bunun gerçeği yansıtmadığı bugün ortaya çıktı. İnanabiliyor musunuz? Evet, sayın seyirciler firmanın yalan beyanı... ...birkaç ay önce başlayan denetimde anlaşıldı. Son atık imha işleminde yüklü derecede etken madde ayrıştırılmadığı... ...dolayısıyla geri kazanılmadığı fark edildi. Tabii herkesin aklında aynı soru var. Acaba önceki imhalarda da aynı problem var mıydı?

Ben de haberi aldığımdan beri bunu sorup duruyorum zaten. Kim bilir bir sene boyunca çevreye ne zararlar verin. Peki sorumlunun kim olduğu belli mi? Bildiğin kadarıyla yetkililerle bir takım görüşmeler yaptınız. Bize bu konuda detaylı bilgi veremeyeceklerini söylediler. Kuzey Bayraklı söylentilerini ne diyeceksiniz? Ne diyebilirim? Ne diyebiliriz ki? Nasıl olur da bir insanın gözü bu kadar dönebilir? Yani bir para uğruna... Pardon, pardon Merve Hanım. Kesmek zorundayım. Çünkü Kuzey Bayraklı şu anda binadan çıktı. Yanında çevre suçları birim şeyhlerinden Burcu Hatun var. Yanlarına doğru gidiyoruz. Kuzey Bey! Kuzey Bey! Kuzey Bey! Hakkınızdaki suçlamalar için ne diyeceksiniz?

Neden konuşmuyorsunuz Kuzey Bey? Atık tesisi sizin sorumluluğunuz altında. Sizin haberiniz olmadan imha işlemlerinin gerçekleşmesi mümkün değil, öyle değil mi Kuzey Bey? 6 bölümden oluşan Karanlık Bölge Podcast dizisinin 5. bölümünü dinlediniz.

Karanlık Bölge'yi Spotify, Apple Podcasts, Google Podcasts ve tüm podcast platformlarından dinleyebilirsiniz. Karanlık Bölge, bir PodBeam hediye yapımında. Yönetmen Tansu Biçer. Senaryo Özge Satman B. Ses tasarım Fatih Rabet, Eli Haligua. Kurgu Tülin Özel. Müzik süpervizörü Ahmet Kenan Bilgiç. Ses operatörü Sabri Oya. Kurgu asistanı Tolga Can Bozca. Afiş tasarım Uluç Zümrüt. Oyuncular Tansu Biçer, Tülin Özen, Burcu Gölgedar, Esra Kızıldoğan, Şeyh Suvaraktaş, Fatih Sevdi, Şebnem Hasan İsovgi, Ezgi Çelik, Derya Şahan, İnci Sefa Cingöz, Sezar Arıçay, Efe Tunçer, Mustafa Kırantepe, Güneş Hanası, Zehra Durgut, Selen Şenay, Kaan Altay Köprülü, Tolga Güneş.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)