
2.640 kelime · ~13 dk okuma
e-ab neydi? y-y0 bölü x eksi x0 Ama bize bu lazım değil. Bize ne lazım? x, x0'a giderken ki limiti lazım. Demek ki limit x, x0'a giderken y yani fx-y0
yani fx0 bölü x eksi x0 Bu bize ağdan çizilen teyitin eğimine verir. Berkay'ı mı? Tabii. Bu sefer sabretmeyeceğim seni. Hocam! Pardon evrim, sana atmamıştım. Berkay çık dışarı. Niye ya? Hadi çık, çık. Tamam dur, çekiştirme. Ya bırak, tamam. Kendim çıkarım.
Bu iyi olmadı yalnız hoca. Evet, muhtemelen öyle olacak. Sen yemeğe devam edeceksin, ben de bakmaya. Ne anlatıyordum? Her şey gitti. Burada Türev'le ilgili bir şeyler var. Evet Sinem, bu denklem bize neyi veriyordu? A'dan çizilen t-yet'in eğimini. Evet, bu ifade bize A'dan çizilen t-yet'in eğimini... ...yani ilk sıfır hapsisi noktadan çizilen t-yet'in eğimini verir.
Bu yolun sonu karanlık oldu Mazlum. Seneler sürdü bunu anlayabilmen. Şimdi nereden çıktı bu patlama? Nasıl baş hasarı verdin hemen? Tam bir gerizekalısın kabul et. Sen demedin mi kendine artık öfke yok. Varsa da uzakta duracak diye. Sabır ölümcül de olsa seni öfkeden daha uzun yaşatır demedin mi? Ezberletmedin mi bunu kendine?
Hocam, iyi misin? Dalgısınız. Ya sınıfta bir tane dalla... Pardon. Alo. Hazım hocam. Evet. Nazife ben dekanlıktan. Dekan Bey sizinle görüşmek ister. Ne zaman? Hemen. Tamam, geliyorum. Bana neden öyle bakıyorsunuz? İyice karardı yüzünüz. Ee, tarih tekerrürden ibaret derler ya Yeşim Hanım.
Sizin yerinizde oturan Mehmet Hoca'nın dekanlıktan gelen... ...telefonu kapatışa daha dün gibi gözümün önünde. Benim o zaman yaşadığımı şimdi siz yaşıyorsunuz. Durup dururken ne oldu ki şimdi? Bugün birlikte son günümüz olabilir. Güzel bir başlangıç olabilirdi. Kötüyü düşünmeyin hemen canım. Gidin görüşün, bir şey çıkmayacak göreceksiniz.
Sanmam. Ama size inanmak istiyorum. Umarım dediğiniz gibi olur. Hoş kadındı bu Yeşim Hoca. Bu basiretsiz matematik hocasının aslında düzgün bir adam olduğunu gösterebilirdim ona.
Söyleyemedim Mina. Berkay'dan o aşağılık herifi sınıftan kovduğumu gönül rahatlığıyla neden söyleyemedim? Benim bir manyak olduğumu düşünmesin diye mi? O dangalağın sırf şiddete maruz kaldığı için... ...benden daha haklı olduğunu kendime bile inandırmışım. Halbuki biz insan değil miyiz? Sinirlenemez miyiz? Olmuyor işte, ne yapalım? Deniyoruz ama olmuyor. Hep efendi olmama şansımız da olmalı. Değil mi Yeşim Hanım? Evet.
Buyurun hocam, beni çağırdınız. Ya Hamza Hocam, sen ne yaptın ya? Öğrencinin kafasına kalem atmak ne demek? Sen bunların yarısının milletvekili çocuğu olduğunu bilmiyor musun? Meclis kaldığım ki hocam memlekette. Bir de Hazım Hamza değil. Boş konuşma. Neyle uğraşıyorsun ki sen? Sen neyi düzelteceksin? Sen dersini anlatıyor musun? Anlatıyorsun. Bırak çocuk neyle ilgilenirse ilgilensin. Sana ne ya? Ben bu saatten sonra velilerden fırça mı yiyeceğim hâlâ sizin yüzünüzden? Hocam, dersi dinleyen çocuğun dikkatini de dağıtıyor bu. Onların hakkı yok mu? Hamza Hocam.
Bu okul bu çocukların parasıyla kuruldu. Burası onların. Biz dersimizi verir, işimize bakarız. Sen her derste birine kafa tutuyorsun. Bu şekilde daha fazla devam edemem. Zaten hocam şu üstüne başına bir bak Allah aşkına. Üç senedir aynı kıyafetleri giyiyorsun. Anlattığın derste kelime değişmiyor. Kendini geliştirmen lazım biraz. Nasıl yani? Evet, tam da düşündüğün gibi. Eşyalarını toplayabilirsin. Yeşim Hanım.
Sizinle aynı odayı paylaşmak, bu cehalet yuvasında bir parıltı yakalayabilmek adına güzel bir fırsattı. Belki hayat bizi ilkelerin hala değer gördüğü, saflığını koruyabilmiş bilim yollarında buluşturur. Unutmayın, sınıflar küçük gözüken ama etkileri geliştirilmiş tuzaklarla dolu. Kendinizi koruyun. Başarılar, Hazım. Not. Bir yardıma ihtiyacınız olursa ben bu numaradayım.
Hocam, bu kadar hızlı mı ya? Daha çay demleyecektik. O elindeki tespihi kıçına sokarım senin. Ne oldu? Bir şey mi diyecektin? Şimdi hiçbir şey demeyeceğim sana. Ama topunuz bir gün yarattığınız çöplüğün içinde boğulacaksınız. Ve ben o zaman bir martı olup o çöplüğün üzerine sıçacağım. Evrim,
alnın çok şişmiş. Çok özür dilerim. Lasoni sürseydin. Asıl siz bir uzmana görünseydiniz. İyi olurdu. Gözüküyorum zaten. Pek işe yaramıyor ama anlaşılan. Haklı olabilirsin, bu konuyu tekrar düşünmem gerek. Babana söyle, boşuna okulu aramasın. Zahmet etmesin yani. Aa! Ayrılıyor musunuz? Oha! Kendine iyi bak, tekrar özür dilerim.
Aa hocam gitmeseydiniz keşke. Kendi gitmiyor ki kovuldu. Ay çok tatlı ya. Yazık bu adama. Ay kutuyu taşıyışında çok tatlı. Güle güle hocam. Hoşçakalın. Ay dur dur bir fotoğrafını çekil.
Anne kola var mı? Bugün yok Umut'cuğum. Anlaşmıştık ya sadece hafta sonları bir tane. Evet biliyorum da ben yine de bir şansımı deneyeyim dedim. Aferin dayısı. Dene tabii. Her zaman elde edebileceğinden daha fazlasını iste hayattan. Bak ben mesela hep ihtiyacım kadarıyla eğitilmeye çalıştım. Ne var elde bugün? Hiç. Kocaman bir hiç. Abi kafasını karıştırma çocuğun. Ne karışacak ya? Umut'um gayet de güzel biliyor neyin doğru neyin yanlış olduğunu. Değil mi dayıcığım?
Ee ne yapacaksın peki şimdi? Ya ince altıncı soruşun ya, içim kıyıldı yemin ederim. Bilmiyorum ne yapacağım. Bilince söyleyeceğim, söz. Son yarım saattir değişmedi hiçbir şey. Ay tamam canım, bağırma hemen. İkinci defa sordum daha. Ben de endişeleniyorum yani, ne var? Dayı sen de YouTube'da ders versen.
O köşelerin hepsi tutuldu Umut'cuğum. Artık insanlar neredeyse kafalarına direkt matematik bilgisini enjekte edecekler. Var mı abi öyle bir şey gerçekten? İnci, ah inci. Bu saflığın kimden geçti acaba sana?
Biraz gerçekler aleminde yaşasaydın kim bilir ne güzel günler görebilirdin. En azından hayal kırıklıklarından oluşan... ...çatlak bir vazo gibi geçmezdi hayat. Halbuki ne kadar güzel bir çiçek var içinde. Gözlerin menekşeler gibi ışık saçmak istiyor. Sen cidden sordun mu bunu? Aklın kesiyor mu böyle bir şeyi? Ne bileyim ben, sen bu işlerin içindesin bilirsin. İnsanların artık düşüncelerini okuyan makineler yapıyorlar. Onu da yapmış olabilirler, ne var yani? Keşke bir an evvel yapılsa da sana da bir şeyler yüklesek.
Abi ne kadar kabasın. Senin de ihtiyacın var gibi duruyor vallahi. O niyeymiş? Kaç yaşına geldin, hâlâ bak bir işin yok, bir birikimin yok. Burnundan kıl aldırmıyorsun ama netice Hatice. İnce, öyle kıçını yiyip evde oturduğun yerden gözüktüğü gibi değil dışarıda hayat.
Sen her gün benim ne manyaklarla uğraştığımı biliyor musun? Öf, manyak manyak. Hep manyaklar var etrafta. Tek akıllı sensin anlaşılan. Bak bak, laflara bak. Sen de mi onlardan oldun? İşi kaybedince kıçın tutuştu değil mi? Alıştın çünkü ekmek elden su gölden hayata. Ağzım çalışsın, inci kıçını yaysın. Ah, ne âlâ memleket. Annem ölünce bu kafadan kurtulurum sanmıştım ama... ...daha beteri varmış burnumun dibinde. Annemle kıyasın mı beni? Anne ağlama sakın. Sen demiştin bana istemiyorsan çalışma diye.
Alıştırdın beni evde oturmaya. Şimdi artık ne yapsam olmuyor. Ya ağlama bir de çocuğun yanında. Ne yapayım? Ben de geldim kaç yaşım. Zoruma gidiyor artık. Ben onu o zaman için demiştim. Kocan gidince kendini topla biraz diye. Sen dükkanı kapattın. Salaklık bende. Evde oturarak toplayabilir mi insan kendini? Anne ağlama. Tamam anneciğim ağlamıyorum. Bu kız niye gerçekleri duymaya dayanamıyor? Aklımı yitirir canım.
Yani. Aslında kimse dayanamıyor. Bu zavallı ne yapsın? O da geldi kırk yaşına. Artık bir şeylerin değişemeyeceğinin farkında. İnce... ...sen de mi görünsen acaba İrfan Bey'e? Abi İrfan Bey çok biliyorsa seni düzeltsin önce. O zaman iki kişi parası vermeden hallolur.
Peki, annenizle ilk ciddi tartışmayı ne zaman yaşadınız? Bunu hatırlayabilir misiniz? Annemle hep tartışırdık. Altı yaşımda buzdolabına reçel dökmüştüm. İlk tokadı orada yedim galiba. Yok yok, ilki daha önceydi. Herhalde dört müydü?
Ya İrfan Bey böyle olmuyor galiba. Annemi kazıyarak bir yere varabileceğimizi sanmıyorum ben. Ama daha sadece dört ay oldu. Analiz uzun bir süreç. Çoğu vakada seneler alır. Biraz bu sürece itaatkar olmak lazım. Evet ama... ...benim daha da çok içim sıkılıyor bu şekilde. Belki annemle konuşabilseydim bunları bir yerlere etki ederdi. Ama...
...büyüyormuş gibi geliyor bana. Nöroloji falan çok ilerledi. Daha bir sürü yöntem var. İlle klasik olsun mu diyoruz yani. Ama bu yöntemi siz seçtiniz baştan. Ben bu şekilde çalışıyorum. Bunu uzunca konuşmuştuk. Unuttunuz o zamanları. Ya o zamanları unutmadım tabii ama... ...yani geldiğim noktada... ...yine işten kovulmuş, geleceği hâlâ belli olmayan... ...kirada oturan, bekar, sümsük bir kız kardeşle uğraşan... ...öfkesine hakim olamayan, basiretsiz bir tipim. Yani annemle uğraşmaya devam edersek... ...öbür dünyaya annemle barışmış olarak girmekten başka bir işime yaramayacak bu. Belki onun için iyi olur, bilemem tabii. Anlıyorum. Ama birdenbire tedaviyi kesip atmanızı tavsiye etmem.
Hem ilaçlarınız var da. İlaçlarınızı alıyorsunuz değil mi? Yani bir süredir almıyorum. Sanırım. Sanıyorsunuz. Bir memesi yok o zaman hakikaten. Keşke gerçekten üzülüyor olsan gözüktüğün gibi. Zaten işten atıldım İrfan Bey. Size para yetiştiremem artık. Ya pardon... ...karşılayamam demek istedim. Hiç önemli değil.
...süreci sağlıklı bir noktaya getirebilmek önemli. Tabii tabii, eminim öyledir. Zaten gelmişsin bin yaşına. Yüz sene önceki metotları satmaya çalışıyorsun hâlâ. Ben en iyisi bir sürâre vereyim. Yeni bir süreç benim içinde. Belki bazı şeyler geride kalmıştır. Belki biraz daha sakin davranırım kendime. İsterseniz iki haftada bire düşürelim. Seyretmeyi deneyelim, tedaviyi birden bırakmanızı önermem. Ben sizi arayayım İrfan Bey.
Bu ışıklar niye yanmadı? Ya çok basit bir şey istiyorum. Ben eve girince ışıklar yansın. Bu evin karanlığını bana gösterme. Yalnızlıkla boğuşmak için ne yapsam bir şeyler ters gidiyor. Alt tarafı A bağlanınca ışıkları yakacaksın. Çok mu zor? İki gün çalış, üçüncü gün bozul.
İnsanın sürekli kendi icat ettiği bir şeye güvenmek zorunda kalması en zavallı tarafı. Bu teknolojiye nasıl güvenmeyi mi bekliyorlar ki? O kadar alış, bağlan dibine kadar. Bağlan, bağlan, sonra bağlantı kopsun. Zaten bugüne kadar hep kopan bağlantılar üzerinden buraya gelmedim. Hayat birleştirici olmalıydı, ayrıştırıcı değil. Sırma! Canım, merhaba. Ne haber? İyiyim, iyiyim, gayet iyiyim.
İyi misin gerçekten? Biraz canın sıkkın gibi. Geç de açtın telefonu. Yo, iyiyim ya Hazım. Alışverişini böldüm galiba. Evet, marketteyim ama iki işi aynı anda yapabiliyorum. Yalnız mısın sen? Yalnız gözüküyorsun. Şu anda yalnızım. Lars üst katta spor şanslarına bakıyor. Senin bir canın sıkkın ama ha. Her gün arıyorum diye mi acaba? Hoş açmıyorsun her seferinde ya. Hazım, ben sana bir şey göstereceğim. Neymiş o?
Neyi gösteriyor? Ne var ki karnında? Ne o ne? Gömleğine mi bakıyorum? Neye bakıyorum? Ee, dur şöyle yandan bak. Karnı şişmiş. Olamaz.
Bunu bana neden yaptın? Sana en çok ihtiyacım olan zamanda... ...bunu bana nasıl yaptın? Benim bunu taşıyamayacağımı bilmiyor musun? Yastık mı koydun? Ne o ya?
Yastık koymadım. Beş aylık olmak üzere. Ne kadar acelem varmış. Sevinmedin mi? Ne bileyim yani. Sevindim tabii. Tebrik ederim. Ne diyeceğimi bilemedim. Demek istediğim o kadar çok şey var ki. Ama kelimeleri mi yok bunların?
Tasmalarından kurtulmuş ateşler koşturuyor şu an içimde. Bunları anlatamam ki sana. Ne bebeğin kalır, ne üç günlük sevgilin, ne sen kalırsın, ne ben. Konuşmaya başlarsam hepimiz fırtınaya kapılıp yerlere sürünerek eriyip gideriz. Bu kadar beklemeye gerek var mıydı söylemek için? Daha yeni başladık herkese söylemeyi. Ne bileyim işte yaşım da ilerlediği için herhalde. Emin olmak istedim. Ama şimdi daha rahat hissediyorum kendimi. Fazıl. Daldın mı ne oldu? Ya düşünüyordum.
Bana da söylesene ne düşündüğünü. Ne kadar yabancısın bana şu an. Tebrik ediyorum ya. Vallahi ne diyeceğimi bilemedim. Canını sıktım sanki. Yok canım. Yani senin mutluluğun önemli olan. Çok sevindim Sırma. Canım benim ya. Teşekkür ederim. Sağ ol. Aa kapı çaldı galiba. Tamam tamam. Konuşuruz sonra. Arayacağım ben seni. Tamam mı? Tamam. Ara beni. Görüşürüz. Larsa'da tebriklerimi ilet. Mutlu bir çocuk olsun. Tamam. İletirim. Umarım. Hadi görüşürüz.
Güle güle. Şimdi bu yangını durdurmam lazım. Bunun faydası yok bunu biliyorum. Ama hükmedemiyorum. Beynim yine vahşi atlar gibi koşmaya başladı. Ama güzel bir at bu. Siyah, parlak tüyleri. Onu durdurmaya gücüm yetmeyecek hiç. En azından yaşadığımı hissediyorum sayesinde.
İrfan Bey'i bırak peşime artık. Hazım Bey, iyi geceler. Telefonunuz uzun süre meşguldü, sesli mesaj bırakmaya karar verdim. Bugün eve geldikten sonra sizi çaresiz bırakmış olduğumu düşünürken... ...son dönemde çok konuşulmaya başlanan bir tedavi metodu geldi aklıma. Ee? Kadim bir meslektaşımın öğrencisi...
Türkiye'de öncülük ediyor. Bu yöntemin sonuçlarının analizi henüz resmi olarak yapılmadı. Yani henüz güvenilir bir makale yazılmadı ama çok iyi sonuçlar alındığı, tedaviyi uygulayanların hayatında bariz farklar yarattığı oldukça çok konuşuluyor bizim camiada. Yani çok yakında bir yerlerde devrimsel bir zihin atılımı olarak okuyacağız muhtemelen. Ben şahsen sorumluluk almıyorum bu enerjiyi yaparken. Sizin tasarrufunuz. Ama haberdar etmeyi de gerekli görüyorum. Telefonunuzu ilettim. Sizinle iletişime geçecekler. Hakkınızı helal edin. Helal mi edeyim? İrfan Bey viskileri içip içip fantezilere dalmış. Alo.
Hazım Bey, iyi geceler. Cansın Özgen. Sır Madeni Nöroinformatif Araştırmalar Merkezinin yürüdücüsüyüm. Nasılsınız? Teşekkür ederim. Değerli hocam, İrfan Taşçı'yla bugünkü yaptığımız görüşmede... ...sizden ve şikayetlerinizden bahsetti biraz. Sanırım üzerinde çalışmakta olduğumuz teknolojiden size de bahsetmiş. Evet, bahsetti. Ben sizi laboratuvarımıza davet edip... ...konu hakkında daha kapsamlı bilgi vermek isterim. İlgilenebileceğinizi düşünüyorum.
Bu nasıl bir durumu anlayamadım tam. İrfan Bey hastalarının problemlerini arkadaşlarıyla mı tartışıyor? Bunu yapmamak üzere yemin etmiş falan olması gerekmiyor muydu işe başlarken? Çok haklısınız. Fakat burada durum biraz farklı. Tıp alanında yapılan çalışmalarda, birimler arasında bilgi alışverişi yapılır. Bilgiler kesinlikle camiye içerisinde kalır. Bunu geniş bir konsültasyon gibi düşünebilirsiniz. Endişe etmenizi gerekleyecek bir durum yok. Zaten konuyla ilgilenmek tamamıyla sizin arzunuza kalmış. Dediğim gibi kısa bir vaktinizi almak isterim.
Niteliklerinizin tıbbın yol alması adına oldukça elvesli olduğunu söylemeliyim. İlginç. Laboratuvarın adı ne demiştiniz? Sır Madeni Nöroinformatif Araştırmalar. Kısaca Sırma Araştırmalar. Sırma mı? Evet. Yarın bekliyorum o halde. Nereye gelmem gerekiyor? Size yardımcım birazdan bilgileri mesaj atacak. İyi geceler dilerim. Sağ olun. Anadolu Koltuk Sanayi İstasyonu.
Beyefendi, bekler misiniz önce biz çıksak? Pardon, anlamadım? Hadi, hadi, hadi. Saygılı ol biraz çevrene, saygılı. Mağarada yaşamıyorsun tek başına. Konuşma, ayı. Ayı mı? Kim ulan ayı?
Yine diyeceklerimi diyemedim. Yine yarım kaldı içimde. Biri beni çözsün. Boş ver arkadaşım. Bunlarla uğraşılmaz. Sen sinir hastası olursun sonunda. Geldi. Ben çoktan oldum zaten. Onlara da bir şey olsun. Olmalı. Tek taraflı olmamalı bu. O şekilde değil. Çok az kaldı. Bulutların arkasında güneş var. Bu dönem öyle. Yeni peygamberinmiş haberimiz yok. Güneş enerjisini çoktan yitirdi kardeşim.
Bize gelen sönmüş güneşin son kalan ışıkları artık. Öyle düşünmeyin. İnsan o kadar yabana atılacak bir varlık değil. İnsan kendini keşfetmeyi bilmiştir her zaman. İlk taşı taşa vurduğunda bilim başlamıştır. Ben matematikçiyim. Bilimin ne işe yaradığını az çok kestirebiliyorum. O kadar büyütülecek bir şey yok. İnsanın içindeki önemli olan. Bu söylediğin sana da çok inandırıcı geldi. Belli. Neyse.
Belki daha sonra konuşuruz. Hoşça kal. Aydınlığa az kaldı. Güle güle, güle güle. Dediğin gibi olur umarım. Benim hangi niteliklerim tıbbı ilerletecek Cansın Bey? İlki şüpheniz. Bilime karşı olan şüpheniz. Gerçek bir pazarlamacı. Bir matematik öğretmeni olmanıza rağmen... ...eşiniz olan saygınızı kaybetmişsiniz. Bunun tabii ki bilime olan inançla doğrudan bir ilgisi olması beklenemez.
Ama bilgiyi aktarmadaki motivasyonunuz da oldukça düşük. Çocukların size ihtiyacı var Hasım Bey. Öğretmeye devam etmelisiniz. Çocukların bana ihtiyacı falan yok maalesef. Onların tek derdi para ve popülerlik. Onların içine itildiği sömürü düzeninin yarattığı gelecek kaygısı... ...çocukları sağlıklı düşünmekten uzaklaştırıyor. Biz bu düzeni bilimle yıkabiliriz ancak. Umarım başarılı olursunuz. Olacağız, birlikte. Bu laboratuvarlarda araştırmacılarımız ve mühendislerimiz... ...nöronların birbiriyle ilişki kurma biçimlerini modelliyorlar. Bunun algoritmasını oluşturuyoruz. Uzun bir süreç. Altıncı senemizdeyiz. Trilyonlarca nöronu takip etmek zor. Ama sonuca yaklaşıyoruz artık. Bizimle bu yolda ilerlemek isteyen gönüllü yoldaşlarımız sayesinde... ...bu mesafeleri kat edebiliyoruz. Ve çoğalmamız lazım. Sizin de bu yoldaşlarınızdan biri olmayı isteyeceğinizi düşünüyorum.
Ne olduğunu anlatırsanız ben de belki fikir sahibi olabilirim. Bu lafları size yetkilemek için söylemiyorum. Uğraştığımız şey insanlığın doğayla tekrar buluşmasının hazırlığı. Ne kadar uzattın ya. Yoldaşlık müessesesi biteli 30 yıl oldu ayrıca. İnsan ışığını kaybetmiş gibi duruyor size göre. Ama yaşanan insanın kendilik algısının kendini aşmış olması. Yani insan kendi doğasının ötesinde bir varlıkmış gibi algılıyor kendini.
Halbuki insan hâlâ besin eve üremeye muhtaç. Doğaya karşı da gittikçe acizleşen bir canlı. Biz burada kendiyle başa çıkamayan bilinçleri bir yardımcı geliştiriyoruz. Bir ikinci bilinç diyebiliriz belki. Bir yoldaş. Bak, yine yoldaş dedin. Ee, ne yapacak bu yoldaş? NATO'nu bünyenize aldığınızda kararlarınız aydınlaşacak. Hareket kabiliyetiniz yükselecek. En önemlisi sizi sürekli yanlış yollara saplanan öfkenize hakim olabileceksiniz. Ne kadar basitmiş meğer.
Beyne girdikten sonra belli bölgelerde kendini çoğaltarak... ...ve nöronlara bağlayarak aktivite düzenliyor. Sonuç? Sonuç? Düzen. Muhalefete dayalı düzen. Meclis gibi düşünün. İki kişilik bir meclis. Siz ve o. İktidar sizsiniz, o da muhalefet. Tabii işlevsel bir muhalefetten bahsediyorum. Denek olmamı istiyorsunuz? Evet.
Dengem bir Podbee Media yapımıdır. Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet... ...adlı romanından esinlenilmiştir. Yazan ve yöneten Seren Yüce. Duyulma sırasına göre seslendirenler. Osman Sonant, Zehra Durgut, Ateş Toğru... ...Hatice Cansu Karagöz, Derya Şahan. Tülay Günal, Zeynep Uzel, Şehsuvar Aktaş, Esme Madra, Ali Fırat Uzel, Çetin Sarıkartal, Tülin Özen, Metin Bozkurt, Cem Zeynel Kılıç. Diğer Sesler Ece Şanlı Şara Yağan Işık Aydın Ateş Toğrul Müzik Ekin Fil Ses Metin Bozkurt Afiş Tasarım Samet Kesen Grafik Tasarım Doruk Kaya Dijital Pazarlama Indigo Dijital
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.