Podcast

2 - Aten

Denge'm

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hazım Aten ile tanışır.









Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.900 kelime · ~10 dk okuma

Bu bölümdeki bazı sahneler 18 yaşından büyük dinleyicilerimiz için uygundur. Bize ne lazım? x, x0'a giderken ki limiti lazım. Demek ki limit x, x0'a giderken, y yani fx, eksi y0, yani fx0, bölü x eksi x0. Bu bize a'dan çizilen th'in eğimini verir. Sesim neden bu kadar yankı yapıyor benim?

Bu sınıf niye boş böyle? Hey! Nereye gitti herkes be? Orada tek başına oturan kim ya? Evrim mi bu? Evrim? Ya kusura bakma, geçen gün için tekrar özür dilerim. Ama geçmiş galiba iş işin. Ben Evrim değilim, Hazım. Aa, değilmiş hakikaten. Seni tanımıyorum, nerede herkes?

Derslerine kimse girmeyecek artık. Sosyal medyada trending topic oldun. İyi ki bir hesabın yok. Görmemen daha iyi oldu. Okulu başka bir binaya taşıdılar sana haber vermeden. Neden? Benim kimseye zarar vermek istemeyeceğimi herkes bilir. Sen de biliyorsun. Çarkın içine çakıl kaçıranlara sistem acımaz. Sen karın tokluğuna matematik anlatmak derdindesin. Devlet bunu görüyor. Bunu herkes yaparsa eğitim sistemi kontrolden çıkabilir diye düşünüyorlar. Bu bir rüya. Ben böyle bir şey yapmış olamam.

Transkriptin tamamını oku

Biliyorsun, eğitim sistemi inanan yetiştirmek için var. Düşünen değil. Yapma, buradan gitmeyelim. Çocukları geri almamız lazım. Alacağız. Ama şimdi gitmemiz lazım. Vakit geliyor. Nereye gideceğiz? Burada kalmamız lazım. Beni takip et. Lütfen.

Cansın, bir iki dakika içinde uyanacak. Burada olman lazım. Hemen geliyorum. Minik ajanımız ince ince yol alıyor, görüyor musun? Evet, takip edebiliyorum. Muazzam. Bak, Amigdala Muhtarı da yerini buldu. Birazdan köklenmeye başlayacak. Bakayım.

Harika. Ne kadar güzelsin. Nano sevgilim. Frontal kortekste daha hareket yok. Orası uzak. Birkaç saati var daha. Hayır gelmiyorum ben buradayım. Burası neresiydi? Bu kadın neden durmadan kikirdiyor? İnci ne yemek yaptı acaba? İnci. Canım. Şimdi kara kara düşünüyordur bir işe girsem mi diye. Bir dakika.

Burası benim odam değil ki. Bu adamın adı neydi? Uyandı. Hazım Bey, merhaba. Operasyonunuz başarıyla gerçekleşti. Tebrikler. Teşekkür ederim. Panik olmamalıyım herhalde. Bu adamın iyi biri diye hatırlıyorum. Hazım Bey, birazdan konuşma yetimleriniz yerine gelecek. Endişelenmeyin sakın. Bir yakınızı istediğiniz zaman çağırma şansınız var. Kimsenin gelmesini istemediğinizden emin misiniz?

Çok fazla yakınım yok zaten. Tamam, sizi yormayacağım. Üşüyorum. Normal. Ezgi, odayı 25 dereceye getirir misin? Tabii tabii. Bir örtü daha getiriyorum hemen. Bu akşam burada kalacaksınız. Yarın öğlene kadar gözetim adındasınız. Her şey yolunda giderse ki gidecektir. Şu ana kadar olumsuz gözüken hiçbir şey yok. Sizi evinize yollayacağız. Şimdi gevezelik edip sizi yormayacağım. Evet.

Boş boş baktığımın farkındayım. Ama her şey çok yavaş işliyor şu an. Yarın sabah gelmekte olan yeni bilimciniz hakkında konuşuruz. Çok heyecanlı olmalısınız ha? Hayatınızın kırılma noktası olacak bu. Hem sizin hem de insanların. Bir sonraki adım Jüpiter'e gitmek herhalde. Ya birileri yanımda kalsa keşke. Bunların gidecekmiş gibi bir havası var. Şimdi ne olacak? Ama şimdi dinlenin. Ezgi sizinle beraber kalacak siz uyuyana kadar. Elinizin hemen altında çağrı butonu var.

Serumunuzda da ağrı kesici var. Yine de bir ağrı hissederseniz şu buton biraz daha dozu arttırır. Teşekkürler. Ezgi Hanım. Efendim. Ben de telefonumu alabilir miyim acaba?

Tabii. Hemen getireyim. Neredeydi? Hatırlıyor musunuz? Çantamın ön gözünde herhalde. Genelde orada olur. Buyurun.

Teşekkür ederim. Yine mailler, mesajlar. Patlıyordur telefonun kesin. 530 numaralı kullanıcı telefonunuz kapalıyken size ulaşamamıştır.

Kimmiş bu bakalım? Hazım Bey? Evet, benim. Merhaba, Yeşim ben. Yeşim? Yeni Evren Üniversitesi'nden. Yeni... Aa, Yeşim merhaba. Nasılsın? Merak ettim seni. Ya iyiyim. Fakat şu an çok uygun bir durumda değilim ben.

Seni sonra arasam olur mu? O zaman neden aradın ki? E sen aramışsın. Ama benim aradığımı bilmiyordun ki. Ya evet, ben de kim aramış öğrenmek için aradım önemli mi diye. Hay Allah, bunun sonu çok iyi olmadı. Anladım. Önemli olmadığını anladın. Tamam, işine devam et sen. Yok ya, yanlış anladın. Hay Allah, bir işim olduğundan değil. Yani biraz uygun değilim sadece. Tamam, tamam canım, önemli değil. Benim hatam. Ben yalnızsındır, konuşmak isterdim.

Hayır, hayır. Gereksiz değil. Ya bir operasyon geçirdim. Çok konuşabilecek bir durumda değilim. Anlatamadım. Ne operasyonu? Kaygılmayalım yalnız. Tamam. Tamam, anlaşıldı. Güle güle. Olamaz böyle bir şey. Bu ne saçmalık ya? Keserim seni kadın! Lütfen. Yok, ben normalde bu düşüncede biri değilim. Ameliyatın stresiyle herhalde. Gerildim biraz. Sakin olmanız lazım. Yoğun duygular beyin aktivitelerinizi istikrarsızlaştırıyor. Bakın hemen tepki verdi, görüyor musunuz? Telefonu vermeseydiniz o zaman. Ama nereden bilebilirdim ki alır almaz kavga edeceğinizi? Her şeye hakimmiş gibi davranan sizsiniz. Sizi rahat ettirmem gerekiyor. Lütfen zaman tanıyın kendinize biraz. Her şey yoluna girecek. Yani ne oluyor şu anda burada acaba?

Bakın bu lacivert renkte görünenler, size yerleştirdiğimiz NTO'nun açtığı kanallar. Beyninizde bir yapılanma kuruluyor şu an. Telefondan sonra bir miktar gerilediğini görüyoruz burada. Ne zaman aktive olacak bu NTO? Aslında şu anda aktif, siz fark etmiyorsunuz henüz. Tamam, geliyorum.

Ne işim var benim burada? Etrafımda bu saçma sapan aletler… …bu monitörler, kafamdaki bu kablolar… …garip bir beyin ameliyatı. Bunlara ihtiyaç duyacak kadar acizleşmiş miydim gerçekten? Nasıl teslim oldum bu insanlara? Kim ki bunlar? Nasıl birdenbire bu kadar güvendim onlara?

Kafamın içine ne soktular? Ben ne yaptım ya? Endişe edecek bir şey yok. Sakın korkma. Bu da ne? Süreç başladı. Artık beraberiz. Kim konuşuyor? Bu kadın nerede, nereye gitti? Şimdi buradaydı. Ezgi Hanım! Cansın Bey! Bu kablolardan kurtulmam lazım. Sakin ol. Sakin. Bağlamışlar. Nasıl bunu fark etmedim?

Sakin olun, yatın lütfen. Kendinize zarar vereceksiniz. İçimde bir şey konuşuyor. Evet, biliyorum. Onu biz koyduk. Lütfen, sakinleşin. Aten 1-NT10, yani içinizdeki. Yaklaşık bir yarım saattir onunla beraberdiniz. Artık tanıştınız. Şu anda sizin beyninizin içinde kendi yapılanmasını oluşturdu sayılır.

Bundan sonra yola beraber devam edeceksin. Heyecanla öleceğim sanırım. Uzun zamandır yaşamadığın bir şey. Hayır. Ben bu kadınla beraberdim. Değil miydim? Söyleyin. Ben telefon gelince dışarı çıktım Hazır Bey. Sonrasındaki Atenin yansımasıydı. Bu ne demek? Halüsinasyon mu göreceğim böyle? Böyle bir şey söylemediniz ki bana. Biraz yatıştırıcı ister misiniz? Biraz uyumak iyi gelebilir. Hayır, bilmiyorum. Bu yataktan çözün beni. Tamam, sizi çözeceğim ama kapı kilitli kalacak. Yarın sabaha kadar. Lütfen kuralları oyun. İmzaladığınız sözleşmede bunların hepsi vardı. Kurallara oymanız gerekiyor. Sözleşmeyi okumadan imzalarsam böyle olur işte. Elbette. Ama insan bazı şeyleri hiç öğrenmez. Çünkü istemez. Sen başından beri bu tedaviyi çok istiyordun. Okumak istememiş olman çok normal. Seninle konuşmak istemiyorum şu anda. Artık düşüncelerim bana ait değil mi? Onlar da sizin düşünceleriniz. Bu zenginliği yaşayın. Korkmayın ondan.

Hızlıca alışacaksın, merak etmeyin. Peki, tamam. Lütfen şu kemeri çözer misiniz? Kaçmayı düşünme. Kaçmanın bir faydası olmayacak. Artık ben buradayım. Kimden kaçacaksın? Aferin, yakaladın beni. Yok, kaçmayacağım tabii ki. Anlamadım. Pardon, kaçacağımı düşündüğünüz gibi geldi bana. Bu karışıklıklar kısa zamanda geçecek. Sistem güzel çalışıyor. Telefonunuzu alabilir miyim? O niçin? Aterin uygulamasını yüklemem gerek. Bu onun sesini açma-kapama düğmesi. Aynı zamanda beyin aktivitelerinizin analizini bizimle paylaşmaya yarayacak.

Cansın Bey beni resmi olarak uzaktan kumandaya bağladınız. Bu data bizim sistemi geliştirmemiz için elzem. Ateni sürekli yeniliyoruz. Bu her adımda sizinle daha da uyumlu hale gelecek anlamına geliyor. Zannettiğiniz gibi bizden size giden bir sistem değil bu. Tek yönlü. Sadece sizden bize. Özel hayatınıza işimiz olmayacak. Peki tamam. Ne zaman bitecek bu gariplik? Yarın sabah. Yeni yaşamınızı başlayacaksınız.

Kapı kolunu bırak istersen. Kapı kapanalı çok oldu. Sıkmaktan dirseğimiz ağrıyor. O benim dirseğim. Ben ne zaman bırakmam gerektiğini biliyorum. Rahatla biraz. Kas katısın. Hay Allah'ım neyin içine girdim ben? Biraz düşünmek istiyorum. Beni yalnız bırakır mısın? Bu pek mümkün değil. Ben biraz yalnızlığı bozmak için buradayım. Sence de öyle değil mi? Öyle. Sen de farkındasın. Ve bu sende bir güven duygusu da yaratıyor. Bana güven dedi diye mi?

İnsan tecrübe etmediği bir şeye nasıl güvenir? Güven duymak için güvenin oluşması gerekir. Güven oluşan bir şeydir. Vaat edilebilecek bir şey değil. Biri sana güven dedi diye güvenemezsin. Güvenirsen kumar olur. Sana tek tek anlatıldı yaşayacaklar. Detayları ve riskleriyle. Bu noktadan sonra kumar değil paranoya oluyor. Sertiz biraz. Kendi kararlarını kendine silah olarak döndürmemelisin demek istemiştim. Sert olmak gibi bir kastım yoktu. Ya tüm bunlar, tüm bu operasyon sen, Janssen'ın kurmaya çalıştığı teknoloji... ...bizi ele geçirmek içinse? İnsanlığın üzerinde değil bir kontrol mekanizması kurulmak isteniyorsa? Bunu düşündün mü hiç mesela? Sen düşünürsen ben de düşünmüş sayılırım. Senin duyduğun güvensizlik Janssen'a karşı değil, kendine karşı. Verdiğin kararlardan sürekli şüphe etmen... ...devamlı güvensizlik yaratıyor sende. Janssen'ı kurban etmek senin için en kolay. Sonra da suçu sisteme, insanlığı kontrol etmeye çalışanları atarak... ...kendini rahatlatıyorsun.

Ama sana öyle geliyor olmasın? Sana rahatlıyormuşsun gibi geliyor olmasın? Bu en güvenli kendinden kaçış yolu. Tamam tamam içimi şişirdim. Bir laf ettik, bir nah işittik. Fırçamayacağım ben senden hep böyle. Ben sendeki bilgiyi işliyorum. Bu söylediklerim sende zaten var olan düşünceler. En azından bir zamanlar olmuş. Olsun yine de bana ders veriyor gibi konuşman hoş değil. Bana mı dedin abi? Ne dedim? Hayır ben baktım kulaklıkta mı konuşuyorsun diye ama kulaklık da yok kulağında.

Kendi kendime konuşmuş olabilirim. Kendi kendine konuşmak iyi bir şeymiş diye okudum geçen bir yerlerde ama... ...şimdi tabii hatırlamıyorum. İşte kişiden kişiye değişir herhalde. Yani iyi derken tam olarak faydalı gibi bir şey değil de... ...hani insanın yalnızlıkla başa çıkabilmesini sağlıyormuş. İlginç bir yaklaşım. Ne konuştuğunda önemi vardır ama. Yani her kendi kendine konuşan deli değil demek istiyor. Tersine. Anladın mı? Hiç dinlemiyor görüyor musun? Bütün gün araba kullanıyor. Derdini anlatmak istiyor tabii. Her söylediğime bir cevap verme çattık ya bayağı. İçinden konuş. Hay Allah, adamı gerdim durup dururken.

Kardeş sen önüne bak istersen ben iyiyim sana demedim kusura bakma. Hani bizde burada bütün gün direksiyon sallıyoruz abi. Hani herkesle konuşulmuyor senin gibi düzgün abiler gelince arabaya. Hani bir iki laf edelim istiyor insan. Derdimizi anlatalım. Laftan anlayan biri dinlesin. Hani iyi geliyor. Haklısın kardeşim gerçekten sana demedim ya inanmadın bana. Sabah hanımla kavga ettik. Evden çıkarken bütün gün kafamda döndürüp durdum işte. Eyvallah. Peşiniz doktor mu? Yok. Hayır benim başka bir işim vardı hastanede.

Geçmiş olsun. Eyvallah, sağ ol. Bir özür yok tabii. Yok öyle bir şey. Benim

gördüklerimi görebiliyorsun. Evet. Neyi göstermeye çalışıyorsun bana? Hiç. Hiç canım. Biraz göbeğin var. Dikkat etmelisin. Ya rakıdan o, o kadar olacak.

Yüzde 80 şeker. Hiç gerek yok. Akşam içeriz beraber. Biraz beyaz peynir, kavun. Merak etme, gayet sağlıklı. Bir büyük içtiğin geceler oluyor. Neresi sağlıklı? Hırçınlaştırıyor da seni hem. Bak anlaşalım, içkime karışmak yok. Çok klişesin. Kendini

hep seyreder misin böyle kurulanırken? Yani sana kendimi tanıtıyorum. İçeriden bu kadar şehvetli biri hissedilmiyor. Yani ilginç bir his bu. Evet, uyarıldın bayağı. Evet, bayağı. Oh. Oh. Oh. Oh. Oh. Oh. Oh.

Of! İlk aklına gelenin bu olması. Ben de hiç beklemiyordum. İzlendiğimi bilmek değişik hissettirdi. Kusura bakma. Hesap vermek zorunda değilsin. Kendi kendinesin nasıl olsa. Sağlığına.

Afiyet olsun. İkinci bardağa gerek var mıydı? Olsun dursun. İnsan olsaydın kime benzerdin acaba? Sana. Hayal gücün sıfır. Seninki kadar işte. Umarım çok sıkılmayız. Her gece oturup böyle içersen pek başka şansımız yok gibi. Seninle de iki laf edeyim ya ya. Eyvah.

Ee, buyurun. Ağzım merhaba, Yeşim ben. Aa, merhaba Yaşım Hanım. Ne kadar resmiyiz. Yok canım yani. Dün akşam tatsız bir durum oldu. Ben aslında o şekilde kapamış olmak istemezdim. Haddimi aştım belki de biraz. Biraz mı? Yok, rica ederim. Ben de sizi arayacaktım. Yarın falan. Evet, evet. Gereksiz laflar. Hep yaparım bunu. Ha. Ben de senin evin oralardan geçiyordum. Evdeysen bir geçmiş olsun ziyaretine gelebilirim dedim. Bu saatte? Saat daha sekiz ama.

Müsait değil misin? Yo, yo. Buyurun. Tamam. Bir konum atarsan yarım saate orada olurum. Tamam, peki atıyorum. O zaman görüşürüz. Görüşürüz. Siktir tufaya düştüm. Elimi nereden bilecekti ki? Artık biliyor. Kolay gelsin.

Dengem bir Podbee Media yapımıdır. Murat Gülsoyun, Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet adlı romanından esinlenilmiştir. Yazan ve yöneten Seren Yüce. Duyulma sırasına göre seslendirenler. Osman Sonant, Yasemin Çonka, Cem Zeynel Kılıç, Tülay Günal, Emrah Özdemir, Müzik Ekin Fil. Ses,

Metin Bozkurt. Afiş Tasarım, Samet Kesen. Grafik Tasarım, Doruk Kaya. Dijital Pazarlama, Indigo Dijital. Diyagetik Müzik, Hatıram Olsun. Coşkun Sabah.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)