
4.429 kelime · ~22 dk okuma
Merhaba, ben İPSOS Türkiye'den Sidar Gedik. Gündemdekilerin bir kısmı hakikat, bir kısmı ise hakikat ötesi. Bizler de bu podcast serimizde çeşitli konuları İPSOS araştırmalarının ve konunun uzmanlarının yorumlarıyla, hakikatinle başlayan sorularımızla ele alıyoruz. Hakikaten hazırsak başlayalım.
Merhabalar herkese. Bugünkü programımızda hakikatinin peşine düşeceğimiz konu podcast. Yanımda Gül'ün var benimle beraber. Merhaba Gül'ün. Merhabasın Merve. Gül'ün Eraydın İpsos'tan. Birlikte ağırlayacağımız konuğumuz ise Candos Bayraktar. Merhaba. Merhaba. Podcast konuşacağız ve bir podcast programının içinde konuşacağız. Podcast içinde podcast, bit your inception gibi. Öncelikle hoş geldin. İlk sorumuzu sorarak başlayalım. Podcast nedir? Yani bunu böyle birinci ağızdan, işin uzmanından, sahibinden bir dinlesek de öyle başlasak. Evet. Aslında ben bunun birkaç tane farklı anlatım şeklini kullanıyorum. En basitinden tabii bir audio formatın dönüşümü olarak da adlandırabiliriz. Hani nasıl şu anda birçok izlediğimiz şeyi, dilediğimiz zaman, dilediğimiz yerde tüketebiliyoruz? Bu da aslında ses tarafında böyle bir durum. Neden aslında ses şu anda böyle bir trend oldu? Belki onu da biraz konuşmak uygun olabilir. Neden insanlar podcast dinliyorlar? Ben bu soruyu da aslında çok fazla sormuştum. Bunun bence temel sebebi çok hızlanan hayatımız. Yani hayatımız inanılmaz bir akışta ve bu akışta yetişmeye çalışıyoruz hepimiz bir yerlere. Belki bu sosyal medyadaki bilgi akışına yetişmek ya da hayatın hızında temposuna yetişmek. Dolayısıyla günü daha berimli hale getirmemizi sağlıyor aslında podcastler. Bu da günün her anda penetre edebilmesiyle de alakalı. Dolayısıyla spor yaparken, işe giderken, araba kullanırken, seyahat ederken o anı daha verimli ve efektif geçirmemizi sağlıyor. Bunun çok değerli olduğunu düşünmüştüm. Bir diğer tarafı da belki işin biraz daha biznes tarafı gibi düşünebilirsek, global anlamda medya ve eğlence endüstrilerinde bir dönüşümden bahsediyoruz. Ben bunu biraz daha merkeziyetsizleşmeye de bağlıyorum bir taraftan. Daha merkeziyetsiz yapıların oluştuğu, medyada artık New York Times gibi önemli kuruluşların abonelik modelleriyle ilerlediği, Substack gibi önemli girişimlerin başladığı ve burada önemli medya yaratıcılarının yer alıp yine abonelik modelleri üzerinden gelir elde ettiği, Patreon'un burada çok etkili olduğu yine bir dünya ve eğlence tarafını tabii ki Netflix'in başlattığı ve şu anda diğer büyük stüdyolar tarafından da takip edilen bir döngü. Ben en azından Türkiye'de de bu medya ve eğlence endüstrisindeki dönüşümün arandığına
inanıyorum. Podcastlerde bizim bu dönüşümü gerçekleştirmek istediğimiz mecralardan bir tanesi bana göre. Hani sorunuzu biraz böyle oradan alıp farklı bir yere evrettim. Kusura bakmayın biraz uzun cevap verdim. Ama ben soruyu yine de sorarım. Tamam. Evet, haklısınız. Böyle bir açılımda anlatmak istedim açıkçası. Sadece podcast ne olduğundan ziyade biz burada en azından belki pod bir medya olarak da biraz daha yaklaşımımıza da biraz alakalıydı. O yüzden böyle bir cevap vereyim.
Peki, yani şöyle bir şey var. Hayatında hiç podcast'ı duymamış, ne olduğuna dair hiçbir fikir olmamış birine, çok kısaca podcast'ı tanımlayabilmek için ne demek lazım? Yani ne dememiz gerekir? Ben şöyle anlatıyorum. Radyonun aslında dijital dönüşümü gibi. Kaydedilmiş radyo programı. İstediğiniz zaman dinleyebilirsiniz. Aynen öyle.
Yani en dediğiniz kişiye bu şekilde söylüyorum. Yani kendi anneme babama da bu şekilde anlattım. Ondan sonra onlar daha anladılar ama tabii ki buradaki avantaj çok daha özgür olması, dağıtım kanallarının çok gelişmiş ve geniş olması çok büyük bir özgürlükle yaratıyor. Kolaylık da sağlıyor tabii. Audio olduğu için çok daha hızlı bir şekilde üretim sağlanabiliyor.
Podcast kelimesi için hiç böyle Türkçe bir karşılık düşünüldü mü bugüne kadar? Düşünülmedi veya en azından biz düşünmedik. Düşünüldüğünü de zannetmiyorum. Tahmin ediyorum bazı yabancı kelimelerin ülkemize adaptasyonu ve Türkçeleşmesiyle ilgili bir süreci beraberine getirecek bir şey. Onu aramaktansa belki bunun bilinirliğini, tanınırlığını arttırdıktan sonra insanların kafasında bu podcast kelimesinin yerleşmesi gibi bir şey. Belki internet de böyle benzer bir şeydi herhalde diye tahmin ediyorum. Ya da ona benzer kelimeler de hayatımıza girmişti. Ya da işte yani blok zincir diyoruz Türkçe ama blockchain de herhalde bu şekilde girecek veya giriyor. Siz oradaki datalara tabii daha iyi hakimsiniz. Bilinirlik anlamında bu da bir şekilde girecek diye düşünüyorum ben. Blockchain aslında çok enteresan bir şey oldu. Yani bir podcast gibi son dönemin, son yılların yükselen, popülerleşen bir kavramı. Aslında baktığımızda, bizim araştırmalarımızı da sorduğumuzda, neredeyse her 10 kişiden 7'si Bitcoin'i veya işte kripto paraları duyduğunu söylüyor. Tabii ki uzmanı değil belki ama duyduğunu söylüyor. Konu podcast'e geldiğinde bu bilinirlik oranları çok daha farklı, çok daha düşük bir noktada. Mesela bu noktada istersen Gül'ün sen biraz bize bilgi verebilir misin? Tabii ben kaynak konusunu birazcık kısa geçeceğim. Bütün detaylarla hani şu anda çok detaylandırmayayım. Ama biz 2005 yılından bir yana İPSOS olarak Türkiye'yi Anlama Kılavuzu adında bir imza projesinde bulunuyoruz. Bu proje kapsamında tamamen 14 yaş üzeri Türkiye'ye temsili bir örnekleme, düşünceleri, tutumları ve birçok alandaki soruları iletiyoruz.
Burada özellikle son zamanlarda artan konular, daha çok konuşulmaya başlayan konular, işte demin söylediğiniz Bitcoin gibi ya da şu anda iki yıldır ele aldığımız podcast konusu gibi sorularımızı da iletiyoruz. Çünkü bu çok büyük bir kitle. 10 bin kişiden bahsediyoruz ve tamamen Türkiye'yi temsil ediyoruz. O yüzden de biz buradan bir farkındalığı anlamaya çalışıyoruz, Türkiye temsili. Çünkü belli kitlelerle konuşuyoruz genelde. Yani podcast dinleyen kitle belli bir kitle. Yani kafamızı da hayal ettiğimize biraz daha beyaz yaka olabilir. Biraz daha 20-25 yaş arası benim gözümde canlanıyor ama Candos zaten daha doğru aktaracaktır. Daha gençlere yönelik bir alan ama toplam Türkiye uzayında baktığımızda oranlar bizi oldukça şaşırttı. Yani biz görüşmecelere sorduk podcast'i biliyor musunuz diye ve bunu biraz daha seçenekli sorduk. Yani sadece biliyorsun bilmiyorsun ötesinde podcast nedir bilenler ve sıklıkla dinleyenler ara sıra dinleyenler
Bir şekilde duymuş olanlar ama hiçbir şekilde dinlememiş olanlar. Yani kelime olarak onu direkt farkındalığı olanlar var. Bir de hayatında hiç podcast duymayan, bilmeyen bir kitle var. Kelimeyi bile duymamış. Aynen öyle. Kelime olarak bile hiç denk gelmemiş. Ve bu insanlar %88. Yani daha gündelik hayat dilinde söylemek gerekirse 14 yaş üzeri her 10 kişiden 9'u aslında podcast'ı duymamış. Hiçbir dokunması yok yani podcast konusundan. Ve %6'lık bir kısımsa sıkılıkla ya da ara sıra bir şekilde dinleyen bir kısım. Yine %6'lık bir kısım bilen ve yine en az bir kere yani bir şekilde bir dinlemiş. Yani %12'lik bir gruptan bahsediyoruz aslında. Bu da Türkiye'yi yine nüfusa oranladığımızda toplamda yani elimizde bir sayı olarak bakmak istersek 7.6 milyon kişi şu anda Türkiye'de bir şekilde podcast dinliyor diyebiliriz.
Tabii ki de nüfusa kıyasla baktığımızda göreceli olarak çok büyük bir oran değil. Ama geçen seneki çalışmada biz iki senedir soruyoruz bunu. Zaten Türkiye Anlamı Kılavuzunun en büyük özelliği bu tarz trend şeklinde soruları takip etmemiz. Biraz daha bilen ama hiç dinlemeyenlerden bir şekilde en az bir kere dinledim diyenlere bir evrimleşme var. O yüzden bu iyi bir nokta. Ama hiç duymayan insanlar oranında bir sabitlik var. Yani bir şekilde duyanların o deneyimi deneme ihtimalleri artıyor. Ama duymayanları oranı sabit yani duyduramıyoruz aslında podcast gibi bir nokta var diyebilirim. Bu arada tabii şeyi de bence tespit etmekte fayda var. Dinleyici dediğimiz zaman düzenli, yoğun bir dinleyiciden bahsetmiyoruz. En azından bir kere dinlemiş olanlardan bahsediyoruz. Geçen seneden bu seneye baktığımız zaman podcast diye bir kavramdan haberdar olanların en azından bir kere podcast dinlemiş olma ihtimali de bir yükselme var. Geçen sene evet, duydum ama hiç dinlemedim diyenlerin bir payı vardı. Bu sene neredeyse yok gibi. Bir kere podcast kavramını bir yerden duyduysa, kulağına çalındıysa en azından bir kere de
bir deneme yapmış, bir dinlemiş gibi gözüküyor. Ama burada tabii asıl soru şu, yani 10 kişiden 9'u hala hiç bu kavramla karşılaşmamış bile. Burada ne yorumun olabilir, ne yapmakla? Biraz Gül'ün söylediklerinden de ele alarak bunu söyleyeyim. Birincisi, ben 2020'de podcast'ı duydum ama dinlemiyorum diyen insanların en azından dinleme tarafına doğru geçmeleri bence çok değerli. Bu zaten rakam olarak da bir artış olduğunu gösteriyor.
Ama sizin söylediğiniz gibi bilinirliği bizim çok daha net arttırmamız gerekiyor. Ben burada birkaç tane temel nokta görüyorum. Bunlardan bir tanesi, ülkemizde bence radyo dinleme anlamında da bir kültür eksikliği var. Yani radyo dediğimiz iş aslında bir prodüksiyondan ziyade bir müzik işine dönüşmüştür. durumda ve yine datalarda da görüyoruz yani yaptığımız araştırma sonuçlarında da tür olarak sorduğumuzda da en çok hangi türde podcast dinliyorsunuz dediğimizde müzik gibi bir cevap da geliyor. Aslında bu türde üretilen müziklerden ziyade radyo programlarının podcast'e dönüştürülmüş halleri yani bir işte şov 2-3 saatlik sabah şovunun yayınından veya akşam iş çıkışı şovundan bahsediyoruz burada. Dolayısıyla evet, bilinirlik şu anda bence de düşük seviyede. Hatta ben bu sene biraz daha yüksek olacağını, yani bundan çok daha yüksek olacağını kesinlikle bekliyordum. Gülün'le de biz benzer bir yerden konuşuyorduk. Ama bu bize bir belirli mesajlar veriyor. Yani bir kültür oluşturmak, bilinirliği arttırmak için daha yeni içerikler, daha yeni yaratıcıları mecraya çekmek. Tabii ki bizim dinleyicilerimizin kendileri arasında bu hani bahsettiğimiz kulaktan kulağa gibi bir yaklaşımla bunu gerçekleştirebilmek bence önemli. Öte yandan tabii ki biz mecraya yatırım yapan bir yapım şirketiyiz.
bunu bizim gibi bu işe yatırım yapacak olan ya da yapan kuruluşlar da var. Ben özellikle yapacağımız pazarlama aktiviteleri, pazarlama kampanyalarının da burada etkili olacağını düşünüyorum. Hatta biz ilkine başladık. Öyle mi? Evet. Özellikle İstanbul ağırlıklı olarak bunu başlattık. Hem üç tane animasyon filmiyle, hem podcast'in mecra olarak katkısını, hem tabii ki biraz pol bir medyayı da ön planda oturarak üç tane şovumuz özelinde bunu başlattık. Hatta olabildiği kadar
farklı mecralarda da bunu yapacağız. Sadece dijitalde değil, İstanbul içerisinde farklı mecralarda kullanacağız. Bu bir başlangıç. Bunun sonuçların nasıl olacağını da göreceğiz ama güzel sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Bu oldukça da devamı da gelecek ama yine toparlamak gerekirse benim için de biraz düşük kaldı. Çünkü bizim içimizdeki gördüğümüz rakamlar dinlenme sayılarının artması, aylık tekil dinleyici sayısının artması, genel olarak diğer dinlenen podcastlerin de hızının artması bence etkili olur gibi düşünüyordum. O yüzden birazdan benim beklentimin altında kaldı tabii ki.
Şöyle bir yorum yapmak mümkün mü? Yani müzik dinlerim şeyinden hareketle. Aslı şimdi sonuçta zaten Aslı sen de öyle anlatıyorsun. Bu bir kendine has mecra. Buna uygun, bu mecraya özel üretimlerden bahsediyoruz biz aslında bir taraftan. Ama işin içine müzik girdiği zaman bu mecraya özel olarak üretilmiş içerikten değil, aslında işte bir müzik programı, bir radyo programının kaydının podcast mecrasında tekrar dinlenilmesi gibi bir şeyle başladı buradaki yolculuk. Türkiye'deki yolculuk böyle başladı.
Ama herhalde evrilecek. Daha doğrusu evrilmesi için elinizden geleni yapacaksınız diye düşünüyorum. Çünkü biz mesela şeyi de gördük. Yani araştırmamızda o da vardı. Ben sadece podcast dinlerim. O sırada podcast dinlerim. Başka da bir şey yapmam diyenlerin oranı da o kadar yüksek değil. Aslında başka bir faaliyete, o sıradaki başka bir aktiviteye eşlik ediyor podcast dinlemek. Tabii burada da bence önemli bir şey var.
Tabii araştırmamızın yapıldığı yılların, 2020-2021 yıllarının özellikle pandemi yılları olması, burada pandemi döneminde insanların aslında normal hayat rutinlerinden farklı, yani 2019-2018 yıllarındaki rutinlerinden farklı bir takım faaliyetlerin içine girmesi podcast'i de etkiledi. Ama olumlu, ama olumsuz. Bu konuda nasıl bir yorumun olabilir? Bu aslında bizim için önemli bir bariyer bence. Yani bu data'nın bu sonucu. Geçen sene de böyle çıkmıştı ama biz biraz bunu hani pandemiye bağlamıştık. Bu şekilde bir ben podcast dinlerken hiçbir şey yapmam denmesi sonucunda bizim girişte yani benim girişte anlattığım podcastlerin büyüme veya neden podcast dinlendiği trendiyle tamamen çelişen bir yerde. Bizim bunu kesinlikle kırmamız gerekiyor. Gül'ün sen pardon bu arada biraz o şeyle ilgili birkaç veri paylaşabilir misin bizimle?
Ben direkt o oranlardan biraz bahsedeyim burada. Şimdi geçen sene, Sidar Bey'in de söylediği gibi, biz bu soruyu sorduğumuzda pandemi dönemiydi. Bir yandan podcastin de aslında daha da zaten coştuğu diyeyim. Dönem pandemiyle de denk geldi tabii ki ama evdeydik. Biraz da aktivitelerimiz çok farklıydı, hayat şekillerimiz. O dönemde biz tüketicilere podcast dinlerken ne yapıyorsunuz gibi bir soru sorduğumuzda, onların cevapları en yüksek orandı bir kere ev işleriyle uğraşırken de. Çünkü zaten evdeydik. Bütün işler ev işiydi. Doğru.
Aynen yani tamamen zaten format buydu yani işin doğası gereği. Sonrasında işle ilgili çalışırken yani herhangi bir şey hazırlarken ya da bir arka planda podcast dinleme gibi bir davranış vardı. Ve sonrasında dışarıda yürüyüşte dinleme oranı vardı. Orada zaten yine kısıtlı olmadığımız zamanlarda dışarı çıkıyorduk, yürüyüş yapıyorduk ve yatmadan önce uykuya daha rahat dalabilmek için dinleme. Bunlar aslında en yüksek dört eğilimdi. Bir de bunların ötesinde biz tüketicilere bu soruyu sorduğumuzda en az
iki tane aktiviteyi bize söylüyordu. Yani bir görüşmeci işte ben sadece ev işleriyle uğraşırken dinliyorum ya da işte yürüyüşte dinliyorum demiyordu. Mutlaka iki tane aktiviteyi söylüyordu. Biraz daha kararsızdı aslında podcasti nereye oturtacağı konusunda. Ama bu sene sorduğumuzda daha çok bir aktiviteye yönlenme, daha odaklanma gelişti aslında. Yani gerçekten podcasti bir yere oturttu. Ben podcasti
Hala bir eşlikçisi var ama iki tane eşlikçi değil, bir eşlikçiye döndük. Belki de yakında da işte oturacağım sadece podcastimde. Mesela bizim bu programlarımızı dinlerken başka hiçbir şey yapmayın lütfen. Evet, çok fazla sayı da söylemiyorum. Daha çok normal bir araştırmacı kimliğinin ötesinde. Normalde şu anda burayı sayıya boğardım yani. Ama şu anda yapmamaya çalışıyorum. Çünkü dinlerken sayılar biraz daha akıldan uçuyor. Biraz daha ilk üç, ilk dört demek daha doğru olur diye düşünüyorum. O nedenle Sider Bey'in söylediği bir şey vardı. Hiçbir şey yapmadan direkt dinlerim deme oranında bir artış var. Yine de düşük olsa da. Yani her üç kişiden biri podcast'ı sadece podcast dinlemek için dinliyor. O an odaklanarak dinliyor aslında. Tabii ki de yine biraz o geçen seneki değişimden de bahsetmek gerekirse tabii ki de ev işleriyle uğraşma, dışarıda yürüyüş yaparken podcast dinlemede düşüş var. Ama bunları biraz daha doğal bir süreç olarak değerlendiriyoruz pandeminin etkisiyle. Gül'ün aslında şu müzik dinleyenleri dışarıda bırakarak... Tabii. filtreleyerek baktığımızda çok çarpıcı sonuçlar vardı. Biraz onlardan bahsedebilir misin? Aynen. Çünkü orada şeyde çok dramatik bir fark hatırlıyorum. Yani sadece podcast dinlerim diyenler, hani müzik dinleyenleri dışarıda bıraktığımızda, sadece podcast dinlerim ben, başka da o sırada hiçbir şey yapmam diyenlerde çok ciddi bir farklılık var diyordu. Aynen, gittiği bir artış var. Yani müziği içeride tuttuğumuzda neredeyse sabitken dışarıda bıraktığımızda sadece podcast dinleyenlerin oranı geçen sene 15'ken şu anda 30'a çıktı. Yani gerçekten o müziği dışarıda bıraktığımızda o insanlar gerçekten podcast dinliyor diye düşündüğümüzde odaklanarak dinlemede iki kat bir artış var. Yani bu gerçekten anlamlı olarak da çok çarpıcı bir bulgu bu noktada diyebiliriz. Orada tabii benim ilgimi çeken şey aslında enteresan bir şekilde. Çünkü bir taraftan da aslında annem sorduğunda radyo programının kaydedilmiş, istediğin zaman dinleyebileceğin versiyonu falan gibi, en açıklayıcı şekliyle böyle tanımlanabiliyor ama radyonun en çok dinlendiği yerlerden, ortamlardan bile olan arabada aslında henüz potansiyelini gerçekleştirmiş değil. Yani podcast dinleyenler, arabada podcast dinleyenlerin oranı %8. Çok da yüksek değil aslında.
potansiyele işaret ediyor aslında diye düşünüyorum. Kesinlikle. Yani zaten aslında sadece araba önemli bir alan ama hayatın birçok alanı da yine var bunların içerisinde. Dolayısıyla biz diğer alanlarda da önemli gelişmeler bekliyoruz bundan sonraki araştırmalarda ki bu da bizim bir taraftan sorumluluğumuz. Yani biz dinleyicilerimizden bunun keşfetmelerini bekleyemeyiz. Yani sonucu çıkan datalar iki seneden beri bize belirli bir yol haritası da gösteriyor. O yüzden bunun üzerine uğraşmamız lazım. Mesela ben de arabada çok tüketiyorum. Bir de mecranın getirdiği bazı zorluklar var. Demin bahsettiğim kolay alanları, özgür olması, insanlara hızlı erişim gibi alanlar var ama mesela keşif çok zor bir şey. Mesela nereden dinleyeceğim? Nasıl dinleyeceğim? Ondan sonra hangi içeriği dinleyeceğim? Özellikle ilk başlayan kişiler için. Bunların da çok büyük bir bariyer olduğunu düşünüyorum. Biraz da çekiniyorlar o anlamda insanlar ya da daha kolay geliyor. Sabah arabada radyoya erişim belki daha hızlı oluyor hala birçok insan için ya da farklı tüketecekleri içerikler. Demin şeyden de bahsediyorduk. Yani mesela bence podcast'te özel içeriklerden demin bahsetmiştiniz. Bence o çok değerli bir şey. Yani hala hazırda var olan bir YouTube içeriğini de podcast'e almak, biz mesela onları da çok fazla istemiyoruz. Çünkü o birbirine giriyor o zaman iki mecra. YouTube ve podcast gibi bir... O podcast içeriklerini YouTube'a aktarabiliriz değil mi? Evet.
Aynen öyle. Bunu YouTube'da da... Bunda bir sıkıntı yok. Ama YouTube özelinde üretilmiş bir içeriği almak ya da aynı şekilde almak gibi bir yerden bahsediyorum ben. Bir de demin sizin söylediğinizle beraber daha işte bir stüdyo ortamı, daha iyi kayıtlar, daha prodüksiyonlu işler, daha böyle mecranın kendini farklı göstereceği yerlerinde çıkması lazım. Çünkü birçok kişi işte bilgisayarındaki mikrofonla ya da daha ufak mikrofonlarla bu işi yapıyor. Kötü değil. İçerik önemli. Ama dinleyicilerimizin beklentisi de artık artıyor ve artması gerekiyor. Bizim de buna göre pozisyonlanmamız gerekiyor.
Dolayısıyla herkesin keşfettiği bir noktadayız şu anda. Yani podcast tabii henüz herhalde Türkiye'de bunu bir sektör olarak nitelendirmek için daha çok yolun başındayız da. Ama anladığım kadarıyla sizin sektörünüzün önündeki en önemli mücadele alanlarından biri müzik dinleme. mecrası olmanın dışında demeyelim en azından yanında. Aslında bu mecraya özel üretilen içeriğin daha öne çıkacağı, daha ilgi çekeceği bir ortamı yaratmak. Çünkü bizim araştırmalarımızda gördüğümüz şey, müzik dinlemeyle hala çok ciddi şekilde üst üste çakışan bir yaklaşım var. Bu mecrada hala müzik dinlemek için ciddi şekilde kullanılıyor. Onu görüyoruz biz. Bunu şeyde de gördük aslında. Yine hani eşlikçi faaliyet diyebileceğimiz yerlerde
İşte eşlikçi olarak ben yürürken dinlerim diyenlerin mesela hani oranında geçen yıl özellikle 2020 yılında yani ilk yaptığımız sene oldukça dikkat çekici bir oran vardı. Neredeyse her dört kişiden biri ben yürürken müzik dinliyordu. Pardon ben bile öyle dedim. Podcast dinliyordu. Tabi o dinlediği podcast belki de müzikti. Tabi o pandemi sırasında evde kal döneminde ister istemez insanlar hareket edebilmek için yürüyüş yaptılar. Hani yürüyüş bugünkü manadaki yürüyüş değildi çünkü şu an mesela hareket etmek için ekstradan yürüyüş planlama çok da şart değil çünkü işte alışverişe de gidiliyor. markete de gidiliyor, işte bir kafeye, restorana falan da gidilebiliyor ama bunların hepsinin kapalı olduğu dönemlerde insanlar dışarıda yürüyüş yaparken podcast belki de tabii ki müzik dinleyerek de dolaştılar. Burada ciddi bir iç içe geçişme var yani. Burada mesela nasıl ayrıştırmayı düşünüyorsunuz kendinizi? Bence şöyle bir durum var. Müzik dediğimiz yer, biz onu Gül'ün de çıkan sonuçlarda bir daha sorduğumuzda, Gül'ün bir panel daha doğru söylüyor. Aynen, ona birazdan değineceğim zaten. Yani orada sorduğumuz zaman, biz müzik dinliyorum diyen kişilerin aslında o radyo programlarını dinlediğini biraz daha gördük ve bunu görünce de bu şuna geliyor. Yani radyo programı, aslında bir program yapılıyor orada, bunu müzikle ilişkilendiriyor dinleyici. Dolayısıyla bir içerik tüketme isteği var. Bu güzel bir şey. Müzik dinlemek gibi görüyor onu ama bir taraftan da o bir içerik aslında. Onu öyle adlandırıyor kendi içerisinde. O bir şov.
Yani işte bir şovu müzik dinleme aktivitesi olarak görüyor. O yüzden burada biz o potansiyeli yaratabilirsek böyle bir potansiyel var. Bakın burada farklı türde içerikler var, farklı formatlar var. Kendinizi geliştirebilirsiniz. İşte gerçek suç dosyalarını dinleyebilirsiniz ya da diziler ya da işte artık her neyse birçok farklı alan haber spor gibi. Bunları da istediğiniz zaman tüketme imkanınız var. Bunları keşfetmeleri gerekiyor. Bizim de tabii bir şirket olarak pazarda bir
hani çatı yapı ya da bir yapım şirketi olarak konumlanmamız gerekiyor bir taraftan da. Bunun da önemi var. Onların hepsini arttırdıktan sonra daha farklı şeyler konuşacağız gibi hissediyorum. Buna ihtiyaç var bence. Çünkü biz ondansa daha çok dinleyiciler zaten artacaklar. Daha doğal bir yoldan da gidecek gibi de düşünüyorduk. Ama bu sonuçlar bize çok net gösterdi ki bizim daha çok kendimizi anlatmamız gerekiyor.
Bu sonuçlar derken herhalde senin söyleyeceğin bir şeyler var. Aynen. Orada şöyle hani hep bir müzikle podcast biraz daha bağdaştırılıyor, iç içe geçiyor diye siz de ikiniz de aslında aynı şeyden bahsettiniz. Orada görüşmecelerin cevabı şu, biz soruyoruz hangi podcastleri dinliyorsun dediğimizde 10 kişiden 7'si müzik diyor. Yani oran olarak 3 kişi gerçekten farkında bir şekilde podcast dinliyor aslında.
Bu iç içe geçme konusu bizi açıkçası şaşırttı. Yani böyle bir oranı sayısı olarak önümüze görünce... ...kesinlikle ilk başta tabii ki de bir araştırmacı olarak... ...ne var bu datada diye baktık. Ama tabii ki de hani genel olarak sorunun sorulma şekli... ...görüşmecilerin cevaplama şekli... ...gerçekten bu iki yıldır aynı cevabı alıyoruz. Sonra biz bu sene farklı bir şekilde soralım dedik. Can Dost'un da yönlendirmesiyle... ...acaba müzik içerikli podcastleri mi dinliyorlar? Hani biraz öyle bir yaklaştık. Aslında o da değil. Onu dinleyenlerin oranı %5 sadece. Sonrasında bu soruyu biz biraz daha konuşarak soralım görüşmecilere. Yani böyle seçenekli sormayalım da konuşarak soralım dedik. Ve Can Dostun dediği gibi orada da bize radyo programı isimlerini söylediler. Hatta bu konuyu sonra biz konuşmanın gidişatıyla, ya bırakın hani müzik dinleme aktivitesini işte oradaki o tamamen müzik konusunu dışarıda bıraktığınızda, podcast'e yaklaşımınız nedir dediğinde, Can Dostun söylediği demin şöyle bir ifade vardı, erişim, keşif konusu. Görüşmecilerin bazılarından benim podcast üyeliğim yok gibi bir cümle çıktı mesela. Hani podcast üyeliği, hani tamamen iç içe geçmiş, yani bir şeyler dönüyor etrafta, bir kavramlar. Ama hani bu podcastte bir üye olunup da işte bir Netflix vesaire gibi bir platform olmadığının aslında tamamen iç içe geçmiş bir durumda olduğunu gördük. Hal böyleyken müzikle karışması aslında doğal o noktada.
Ama hazır müziğin yeri gelmişken diğer dinlenen içeriklerini de birazcık ilk üçünden bahsedeyim. Komedi, haber ve toplum, kültür. Yani aslında birazcık daha bilgi almak amaçlı motivasyonumuz yüksek, sonrasında da komedi. Yani aslında böyle bir podcast'a vakit ayırdığımız zaman keyif almak istiyoruz nihayetinde. Yani bilgi ve keyif diye özetleyebiliriz aslında podcast içeriklerini.
Burada tabii bizim bütün bu konuşmalardan çıkardığımız şey podcast kavram olarak, platform olarak, mecra olarak yolun daha çok başında. Aslında bizim araştırmacılar olarak araştırmayı en sevdiğimiz konulardan. Çünkü daha henüz çok bakir ve irdeledikçe, sorguladıkça arkasında başka bir takım şeyleri bulabildiğimiz kavramlar bunlar. O yüzden bizim için çok heyecan verici. Ama tabii dediğim gibi yani yolun çok başında. Önünde de bir takım bariyerler var. Tabii geçişmeler var.
Ben şimdi bu konuşmalardan anladığım, öğrendiğim benim en azından yani, canlı bir radyo şovunun kaydının dinlenmesi aslında bir podcast içeriği değil. Peki bir podcast içeriği olması için bir içeriğin, bir kaydın, mesela bugünkü kaydımız gibi bir kaydın, olmazsa olmaz özellikler neler? Bir podcast içeriği olması için aslında şunların şunların olması gerekir diyeceğimiz bir şey var mı? Yani bu aslında biraz subjektif bir şey ama bizim yaklaşımımızdan en azından ben söyleyebilirim. Biz özellikle hikayeler üzerinden bir şeyler anlatmayı çok seviyoruz. Yani bir örgüsü olsun, bir olayı takip edelim, bir konuyu takip edelim ve bunun etrafında o içeriği geliştirelim. Bizim önem verdiğimiz bir konu. Sonucunda tamamen arkada çalsın konsepti değil bu. Gerçekten dinleyicinin oraya zaman verdiğini düşünüyoruz ve kopmaması lazım. Yani ben araba kullanırken bile bazen dinlediğim içeriklerden kopuyorsam, o zaman onu bizim bir daha düşünmemiz gerekiyor. Ya da sadece bu ben değil, sizler de dinleyicilerimiz olarak ya da bizim kendi ekibimiz de. Bunu hep sağlamaya çalışıyoruz. Bunu sağlayabilmek, dinleyicilere o tamamlanma oranlarının işte bir bölüm başladı. Yüzden yüzden kaça kadar düşerse diye baktığımızda. Mesela biz 50-60'ı gördüğümüzde bayağı düşük diyoruz. Bu YouTube'da çok iyi bir orandır. Mesela bir YouTube içeriğinin %50'i izlenmesi harika bir orandır. Biz 50'i düşük diyoruz. Bizim 80'ler, 90'ları geçen bölümlerimiz var. Bu çok değerli. Bunu sağlamaya çalışıyoruz aslında. Bu şey mi yani? Başlayanın bitirmesinin oranı mı yani? Doğru. Evet, bitirme oranı. Completion rate diye geçen bir şey. Kaydı dinlemeye başlayanların %80'ini o kaydı sonuna kadar dinliyor. Evet, aynen öyle. Bu kaydı da ölçeceğiz. Evet, aynen. Bu kaydı da ölçeceğiz.
Bu noktada bitebilir ama. Hani bu noktadan bırakabilirler. Sırf oranları değiştirmek için. Aynen öyle. Dolayısıyla bir podcast içeriği üretmenin temel şeyi dinleyiciye her dakikasına bağlı kalabileceği içerikler üretebilmek. Bu da bizim için hikaye anlatımı veya bir konu takibi ya da ana objenin belli olduğu ve onun etrafında örülmüş güzel örgüler aslında. 10 kişiden 9'u podcast'i duymamış. Geri kalan 1 kişi duymuş ve en azından 1 kere de dinlemiş. Çok kıymetli bir kişi o. Evet, gerçekten öyle. Peki o kişi kim?
Bu kişi kim? Açıklayayım. Şöyle tabii ki de biz elimizdeki görüşmecilerin belli profil detaylarını alıyoruz. Bu nedir? Yaş, sosyoekonomik statü ve coğrafi bölge yaşadığı. Orada baktığımızda tabii ki de bizi şaşırtmayan bir nokta var ki... ...dinleyicilerin yaklaşık yarısı 25 yaş 6. Yani oldukça genç bir kitle. Ama biz araştırmacılar olarak hep bir verileri aktarırken... ...hep yüksek oranları söyleriz zaten. Ama şunu da atlamamak lazım. Yaklaşık 5 kişiden biri de 46 yaş üzeri.
Tabii ki de 46 yaş üzeri büyük bir yaş değil. Hani orada... Tabii ki değil. Tabii ki değil. Burada o kitleyi yani biz orada kesiyoruz anlamında 46 yaş üzeri. Orada bir yanlışlık olmasın. Çünkü yani şu an... Bizim o araştırma tasarımına bakalım. Aynen. Biraz o yüzden yani tamamen tasarımla ilgili bir durum. Ve yaklaşık üçte biri yüksek sosyoekonomik statü. Yani AB grubunda yer alıyor ve yüzde 42'si Marmara bölgesinde yaşıyor. Bu biraz daha özetleyecek olursak daha batıda yaşayan, daha yüksek sosyoekonomik statü ve daha gençler. Bu tabii ki de bizi şaşırtan bir nokta değil. Podcast'in biraz daha erişim kaynakları olsun, biraz daha duruşu, içerikleri açısından. Ama genellikle bu kitleden başlayıp diğer kitlelere doğru aktarılır ki yine altın çizmek isterim. Yani 46 yaş üzerinde yüksek oran, %19 gibi bir oranda olması da aslında şu anda daha yeni yayılan bir nokta olmasına rağmen Türkiye'de tabii ki de. İyi bir oran, yani her yerden yakalamış gibi duruyor. Çok da böyle polarize, kutuplaşmış bir kitleye sahip değil yani podcast tüketicisi.
Yani bence bu bizim de dikkat ettiğimiz bir şey. Dinlenme datalarında biz bunları görebiliyoruz platformlardan. Hani benzer bir yerden yaklaşayım. 18-44 yaş aralığı bizim toplam dinleyicilerimizin yüzde 80 ve üzerine oluşturuyor. Hatta daha 85 ve üzerine oluşturuyor diyeyim. Dolayısıyla hakikaten direkt spesifik bir yaş türünü söyleyemiyoruz. Bu şovlar içerisinde farklılaşabiliyor tabii ki ama genel dinleyici kitlesine baktığımızda böyle bir kitleden aynen biz de bahsedebiliyoruz. Benim burada gördüğüm tabii bir araştırmacı gözüyle de baktığım zaman yani gördüğüm yani biz bir sonuçta pazarlama araştırması yapan bir şirketiz. Ürünün önündeki potansiyelin bir kere temelde radyo dinleyicisi olduğu gibi bir şey gözüküyor. Fakat orada aslında çok muazzam bir bakir bir kitle var ki orijinal radyo kitleyicisi dediğimiz aslında bugün 25 yaş grubu değil. Yani işte o biraz önce konuştuğumuz hani her beş kişiden birini oluşturan 46 yaş üzeri aslında radyoyla gençliklerini geçirmiş, daha çok yoğun bir şekilde radyo dinlemiş kesimin podcast'i keşfetmesini sağlamaktan geçiyor gibi gözüküyor. Tabii bu kitle de bu arada çok önemli bir kısmı aslında artık internet kullanıcısı. Yani internet kullanıcılarına baktığımızda bundan bir süre önce diyelim ki işte bir 10 yıl önce falan çok daha gençlerin ağırlıklı olduğunu görüyorduk ama artık bu tablo tamamen değişmiş durumda. Özellikle mobil internetin artmasıyla ve mobil internetin band genişliğinin de yükselmesiyle aslında artık herkes internet kullanıcısı, geniş band internet kullanıcısı. Dolayısıyla da bahsettiğimiz kitle bir taraftan internete erişiyor ama bir taraftan da radyonun doğal dinleyicisi aslında onlar ve podcast içinde herhalde çok çok büyük bir potansiyel anlamına geliyor bu kitle diye düşünüyorum. Benim araştırma bakış açısıyla nihayet yorumum böyle bir şey.
Senin de kapanış açısından paylaşmak istediklerin bir şey varsa lütfen. Tabii. Yani toplam dinleyici sayısını belki Gülin sen podcast dinleyici sayısını rakamsız olarak ölçümlemiştin. 7.6 milyon. 7.6 milyon kişi. Bu güzel, artan bir trend. Bilinirliği darttırdıkça bu da büyüyecek. Ben de biraz daha en azından bu bir dönüşüm olacaksa tabii ki 46 yaş çok büyük bir yaş değil ama yine de gençler tarafından da bu dönüşümün tesikleneceğine inanıyorum. Bizim bakacağımız yerlerden tabii ki önemlisi yine oralarda olacak. Oralarda da biz özellikle o tanıtımları yapmaya ve onları alıştırmaya dikkat edeceğiz, gayret edeceğiz. İyi yolculuklar o zaman size. Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun davet ettiğiniz için. Biz de araştırmamızla her zaman her sene destek olacağız bu gelişime. Evet çok sağ olun. Çok teşekkür ederim ikinize de. Görüşürüz. İyi günler. Sağ olun.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.