Podcast

40 - İnsanlar İkiye Ayrılır: Sağlaklar ve Solaklar

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Günlük hayatta kimimiz sağ elini, kimimiz ise sol elini kullanıyor. Peki ama neden? Kullandığımız elin beynimizle ilişkisi ne? El kullanımı ile ilgili mitler doğru mu? Solaklar daha mı yaratıcı? Sağlaklar analitik zekaya mı sahip? Bu bölümde yanlış bilinen doğruların üzerine gidiyoruz.



Sunan: Barış Özcan

Hazırlayan: Ant Arın Şermet

Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt

Müzik Seçimleri: Cemre Dalyan

Yapımcı: Podbee Media






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.640 kelime · ~8 dk okuma

Herkese merhaba. Ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz. İnsanlar

ikiye ayrılır. Böyle genellemeler genellikle yanlış olmaya mahkumdur biliyorum ama bu bölümde yine de biz böyle bir genellemenin izinden gideceğiz. Şöyle başlayalım. Bir deftere yazı yazdığınızı düşünün.

Bir ya da iki satır bir şey yeterli olacaktır ama canlandırın gözünüzde bu anı. Hatta elinizi düz bir zemine koyup sanki bir kalem varmışçasına yazıyor gibi bile yapabilirsiniz. Şimdi, yazmayı bitirdiyseniz eğer elinize bakın. Elinizde gerçek bir kurşun ya da pilot kalem olsaydı onun durumu ne olurdu?

Transkriptin tamamını oku

Dünyanın ve büyük bir ihtimalle bu podcast'ı dinleyen sizlerin büyük bir çoğunluğu elinde hiçbir leke olmadan ismini yazabilecekti. Ama bu her dinleyici için geçerli değil. Elinizin mürekkeple kirlenmiş olduğunu kestirebiliyorsanız muhtemelen %10'luk bir insan dilimi içindesiniz. Elbette İbranice, Arapça gibi sağdan sola yazılan alfabeleri bu hikayenin dışında tutuyorum. Onlarda işler biraz tersine. Ama önemli olan bu değil. Önemli olan insanlar ikiye ayrılır genellemesinin tam kalbine gelmiş olmamız. Tahmin edebileceğiniz üzere ilk grup sağ elini kullananlar. Muhtemelen bu insanlardan biri de sizsiniz. Ve onda dokuz ihtimalle elinize mürekkep falan bulaşmadı.

İkinci grupsa solaklar. Toplumda 10 kişiden yalnızca biri solak. Bu yüzden de solak demek bir bakıma bir öteki demek. Çünkü hayat, teknoloji, pratik araç gereçler her zaman ilk önce çoğunluk her kimse onlar için uygun olacak şekilde tasarlanıyor.

Sağlaklık ve solaklık tarih boyunca hep tartışmalı konular oldu. Azınlık olan solaklar daha mı zeki, daha mı yaratıcı? Sanatta, müzikte daha fazla mı başarılı oluyorlar? Gibi gibi. Ama bunlar yakın dönemde sorulan sorular. Çünkü eskiden sağlak-solak tartışması her zaman solakların bu kadar lehine değildi. Hatta bilakis oldukça aleyhineydi.

Onlar tarihin büyük bölümünde evladım sağ elinle telkinlerini işitmek zorunda kalanlar. Çünkü çoğunluk sağlak. Normal olan sağ elini kullanmak değil mi? Sol else azınlık, anormal. Hatta kimi zaman uğursuz. Dünya Solaklar gününün hangi gün olduğunu biliyor musunuz? 13 Ağustos.

13. Çün meşhur uğursuz sayı 13'ün yüzyıllar boyu uğursuz görülmüş solaklığın günü olarak seçilmesi hiç de garip olmasa gerek. İsterseniz gelin bir de dile bakalım. İngilizce sol anlamına gelen left kelimesi, Germen dilleri kökenli bir kelime. Bu kelimenin Germen kökenindeki anlamı zayıflık. Popülasyonun çoğunluğunun hep sağlaklardan oluştuğunu ve sol ellerini zayıf el diye tanımladığını düşünecek olursak, bu left, eşittir, zayıf bağlantısına hak verebiliriz. Hak veremesek bile anlayabiliriz.

Ama eski dönemlerde bazı kesimleri için tek sorun zayıflık değildi. Özellikle ruhban sınıfı içinde sol elini kullanan insanların bedenine şeytanın hükmettiği filan düşünülüyordu. Dönemin bilgi birikiminin ve seviyesinin yetersizliği, ruhban sınıfının toplumdaki etkisi ve kulaktan kulağa yayılan batıl inançların gücü aslında hemen her şeyiyle sağ tarafla aynı olan sol tarafın lanetlenmesine yol açmıştı. Bu görüşler toplumlara öyle derinden işlemişti ki yıllar geçtikten sonra ortaya çıkan dillerde bile sol ya da left kelimesi hep olumsuzlukların karşılığı oldu. İngilizce'de left'in aynı zamanda ayrılmak eyleminin yine aynı kelimeyle, left kelimesiyle karşılanması yalnızca bir tesadüf mü sizce? Peki ya Türkçe'de?

Yaprakları dökülen ya da yavaş yavaş çürüyen bir bitkiyi tanımlarken kullandığınız kelime, sararıp solmak değil mi? Solun bu olumsuz anlamlarına karşılık, sağ ise hep olumlu anlamlarla ilişkilendirildi. İngilizce'deki right da tıpkı sol gibi Germen dillerinden gelen bir kelime. Eski İngilizce'de riht, rihtan, rihte gibi farklı kullanımları olsa da kökeninde düz bir çizgi de yoluna devam eden anlamına geliyor. Yıllar ve toplumların yaşam formlarıyla beraber bu düz çizgi anlamı doğru çizgiye evrilmiş. Öyle ki birine teşekkür etmek istediğinizde teşekkür ederim dışında ne diyebilirsiniz?

Sağ ol ya da yine İngilizce'ye gidelim birine haklısın demek istediğimizde you're right cümlesi dökülüyor dilimizden. Solda ne kadar negatif ilerlendiyse sağda da o kadar pozitif bir yönelim var. Bu konuda bir ayrıntı daha vereyim. Öncelikle Türk Dil Kurumu'nun çevrim içi sözlüğüne girip bakarsanız, sağlak yazdığınızda karşınıza hiçbir sonuç çıkmıyor. Öyle görünüyor ki Türkçe'de sağlak diye bir tanım yok. E yok tabii çünkü bunun doğru yazılışı sağak diyorsanız hayır, o da yok.

Kısacası yaklaşık 620 bin kelimeden oluşan Türkçe dilinde sağ eli dominant olan insanları tanımlayabilmek için kullanılan resmi bir kelime en azından ben bulamadım sözlükte yok. Elbette dil yaşayan bir yapı ve biz bugün sağlak kelimesini bakın ne güzel de kullanıyoruz. Ama henüz sözlüklere girememiş. Tabii bu durum yalnız Türkçe'de değil birçok dilde karşımıza çıkıyor. Kelimeler bir şeyi tanımlama ihtiyacı sonucunda ortaya çıkarlar zaten. Belki de sağ elini kullanan insanları tanımlamaya hiçbir zaman ihtiyaç duyulmadı. Ne de olsa çoğunluk zaten sağ elini kullanıyor ve normal olan o değil mi? Anormal olanı tanımlamak yeterli geliyor insanın mantığına.

Peki ama bu fark nelere yol açıyor? Yani sağ-sol-el ayrımının insan beynindeki iz düşümü nedir? Bu durumun sebebi aslında beynimizin sağ ve sol lobunun kendi aralarındaki iş bölümü. Yani lateralizasyon, yanallaşma. Beynimizin sol tarafı mekanik faaliyetlerin kontrolünü sağlıyor.

Üzerini düşünmeden yaptığınız normal hareketler olarak tanımlanabilecek türdeki şeyler. Bu kısım aynı zamanda yazı yazmanızı ya da konuşmanızı da kontrol eden kısım. Beynimizin sağ tarafına geldiğimizde ise daha ince işlemler ya da üzerine düşünmeniz gereken eylemlerde öne çıkıyor bu kısım. Şimdi bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Sağ elini kullanan bir gitarist olduğunuzu düşünün.

Sahneye çıkmışsınız, yüzlerce kişi sahnede sizin ya da grubunuzun adını haykırıyor. Gitarınıza jack'ı taktınız ve artık çalmak için hazırsınız. Sağlaksınız ve pena da sağ elinizde. Sol elinizse gitarın klavyesinde.

Bu yüzden beyninizin sol tarafı önceden öğrendiği, ezberlediği yani artık kas hafızasına dönüştürdüğü akorları basıyor. Çünkü bu eylemler artık mekanikleşmiş. Beyninizin sağ tarafıysa ne kadar mekanikleşmesi beklenirse beklensin, yapacağı arpejiyi veya vuracağı ritmi sürekli olarak düşünmek durumunda. Bu düşünme hali sayesinde robotik bir performans izlemek yerine duygusal iniş çıkışlarını fark ettiğimiz bir sonuç çıkıyor ortaya.

Bu da müziğe insancıl hareketleri katıyor. Ama elbette bu durum eğer sağ elinizi kullanıyorsanız böyle, solaksanız beyninizin kendi içindeki iş bölümünde bu yerler değişiyor. Sağ lobunuz mekanik eylemleri, sol tarafınız daha ince beceri gerektiren eylemleri yönlendiriyor, onlara komut veriyor. Ama insan beyninin istisnaları bununla da bitmiyor. Solak bireylerin yarısından fazlasında beyninin sağ lobu yazı yazma gibi mekanik hareketleri gerçekleştiriyor olsa da yüzde 40 civarındaki solakların yine beyninin sol lobu aktif halde oluyor yazı yazarken. Tıpkı sağ elini kullananlar gibi yani. Kullandıkları eli hiç değiştirmemelerine rağmen. Genetik bilimine geldiğimizde ise karşımıza daha da garip sonuçlar çıkıyor. Hem anne hem de babanın sağ elini kullandığı bir birliktelikte doğacak çocuğun solak olma ihtimali %10'a yakın. Anne ya da babadan biri solak, diğeri sağlaksa ihtimal %20'ye yükseliyor. Ama en garibi hem anne hem baba solak olsa bile doğacak çocuğun solak olma ihtimali sadece %25 civarında.

Erkek çocukların kız çocuklarına göre solak olma şansı bütün varyasyonlarda %2 ile %6 arasında daha fazla. Prof. Dr. Oğuz Tanrı da bir yayın kuruluşuna verdiği röportajda konuyla ilgili şunları söylemiş. Genetik çalışmalar, popülasyonda genel olarak temsil edilen özelliğin geninin bulunmasıyla sonuçlanmış.

Bu da sağlaklığın yani yeni anlamında sağ tarafa eğilim geninin varlığı açısından gösterilmiş. Bu da solaklığın bir çeşit genin mutasyonundan ibaret olduğu ve bu genetik farklılığı taşıyanların sol elini daha kullanabilir hale geldikleri anlaşılıyor. Yani bu sözleriyle solaklığın bir çeşit gen mutasyonu olduğunu aktarmış. Ama bütün bu anlattıklarımın dışında bir de Rafael Nadal gibiler var. Şimdi tenisle yakından ilgilenmiyorsanız ya bu Nadal'ın nesi var diye sorabilirsiniz. Anlatayım. Nadal, profesyonel sporcu bir ailede dünyaya gelmişti. Amcası Miguel Nadal, İspanya takımının değişmeyen futbolcularındandı ve Rafael'in hayatını değiştiren insan olacaktı.

Rafael tenis oynamaya küçük yaşlarda sağ eliyle başlamıştı. İşin açıkçası hiç de fena gözükmüyordu. Çocukta bir cevher vardı. Başarılı olacağı tahmin edilebiliyordu. Ama amca Nadal, onun futbol oynarken sol ayağını ne kadar iyi kullandığını fark etmişti.

Rafael tenis kortuna çıktığında raket sağ elindeydi. Bu garip değildi çünkü Nadal yazıyı da sağ eliyle yazıyor, yemeğini de sağ eliyle yiyordu. Ama amca Nadal, Rafael'in raketi sol eliyle kullanırsa neler yapabileceğini merak etmişti. Bu yüzden yeğenini ürkütmeden, yavaş yavaş alıştıra alıştıra kullandığı elini değiştirdi.

Rafael için bu geçiş süreci hiç de sancılı olmadı. Çünkü tenise daha yeni başlamıştı. Üstelik yaşı da küçüktü. Yeni şartlara adapte olmaya elverişli, plastisitesi yüksek bir beyni vardı. Vücudunun sol tarafını kullanmaya da zaten futbol sayesinde alışkındı. Nadal kullandığı eli zaman içinde değiştirdi.

Sonrasınıysa tarih yazdı diyebiliriz. Hepimiz gördük. Çoğu insanın Rafael Nadal'ı solak sanmasına sebep olacak kadar turnuva kazandı. Sol elindeki raketi kullanarak. Ama işin aslı öyle değil.

Çünkü Rafael Nadal bilimsel tanımıyla bir ambidextros. Bunun Türkçesi her iki elini de benzer oranlarda ve yetilerle kullanabiliyor demek. Bu insan popülasyonunun yalnızca yüzde birinde görülen bir özellik. Konu tenis olunca solağa dönüşen Nadal, kendisiyle yapılan bir röportajda çocukluğundan beri hobi olarak basketbol oynadığını ama sol eliyle turnike atmakta dahi zorlandığını, tamamen sağ tarafını kullandığını dile getiriyordu mesela.

Evet, Nadal bu kadar nadir rastlanan bir özelliğe sahip olmasına rağmen yalnız değil. Aslına bakarsanız spor dünyası iki elini de eşit kullanabilen insanların en başarılı olabildiği alanlardan biri. Mesela sağ eliyle yazı yazıp sol futbola damga vuran Lionel Messi veya sağ eliyle basketbol tarihinin en iyi birkaç oyuncasından biri olsa da sol eliyle yazabilen LeBron James. Peki biz tek elini kullanabilen sıradan insanlar, Ya bizler yeterli çalışmayla zayıf elimizi de kullanmayı öğrenebilir miyiz? Hmm...

Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Aslında bir ölçüde hepimiz zayıf elimizi de çeşitli aktivitelerde kullanabiliyoruz. Mesela benim aklıma gelen ilk örnekler bilgisayar veya telefon klavyesinde bir şeyler yazabilmek, bisiklet sürmek gibi örnekler. Ben video kurgusu gibi karmaşık işlemleri sıklıkla yaptığım için bir yandan sağ elimle fareyi, mouse'u kontrol ederken bir yandan da sol elimle trackpad'de istediğim bir takım şeyleri yapabiliyorum örneğin.

Ama bir takım işlemleri eğer isteğimiz zayıf elimizi de baskın elimizle benzer işlevselliği kazandırmaksa o konu biraz daha karışık. Her ne kadar genetik faktörlerin etkisi olsa da kişinin dominant el yönelimi yaklaşık 4 yaşındayken beyin plastisitesinin yüksek olduğu dönemlerde oturmuş oluyor. Eğer her iki elinizi birden daha çocukluktan itibaren kullanmaya başlamışsanız bu mümkün olabilir. Ama eğer bugün ya bir dakika şu diğer beyin lobumu da bir geliştireyim gibi bir niyetle zayıf elinizle yazma denemeleri yapıyorsanız Açık konuşayım o iş biraz yaş. Üstelik bunun zihinsel yeteneklerinize bir katkı sağladığına dair de elimizde herhangi bir kanıt yok. Hatta araştırmalara göre ne çift elliliğin tek elliliğe ne de solaklığın sağlaklığa üstünlük denebilecek bir avantaj sağlamadığı görülüyor. Bu yüzden hangi elinizi ya da ayağınızı kullandığınızın bilimsel açıdan pek de bir önemi yok. Yazı yazarken elinizde iz kaldıysa bırakın öyle kalsın.

O iz sizi siz yapıyor.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)