
4.686 kelime · ~23 dk okuma
Evet, herkese merhabalar. Midas'ın sunduğu ''Bu Sohbet Para Etmez Mi Hiç?'' adlı podcastimize hoş geldiniz. Yepyeni bir seri.
Bu seriye de böyle bir isim koyduk. Hadi bakalım hakkımızda hayırlısı, yolumuz da açık olsun. Bu serimizde şimdi birbirinden güzel dolu konuklar ağırlayacağız. Bugün karşımda da sosyal medyadaki mahlasıyla pek sevgili Bay Tutumlu var.
Hocam, hoş geldin. Merhabalar Furkan hocam sen nasılsın? İyidir seni sormalıyız keyifler yerindedir inşallah. Keyiflerimiz yerinde.
Biraz hastaydık atlattık. Bu aralar grip salgını fenaymış. Biz de nasibimizi aldık ondan aile edecek ama şimdilik iyiyiz çok şükür. Çok geçmiş olsun ben de kiminle konuşsam yani aynı hastalıktan muzdarip olduğunu söylüyor.
Hani buradan dinleyenlere de söyleyelim dikkat edin. Yani kalabalığa girerken bence maske takmak da hala bir fayda görüyorum ben en azından bu bireysel kişisel bir temenni olarak bunu söylemek isterim bu noktada. Ben de çok korkuyorum hocam çünkü ya tekrardan böyle bir grip olsun şey olsun zaten havalar da soğuyor. Aman dikkat edin diyeyim.
O zaman şimdi bu podcastimiz diğer programlarımız gibi değil daha çok sohbet üzerine olacak karşılıklı sohbet edeceğiz. Atış serbest yani. Biraz da hani daha önceki diğer programlarımız daha çok bors haberleri üzerineydi. Bu sefer günlük hayatın direkt içindeki konulara, dertlere veya çözümlere değineceğiz.
En azından üzerine konuşacağız bir şeyleri çözemesek bile. Yani en niyetinde biz de birer insanız. Yani title'larımız ve titrelerimiz dışında diyeyim. O zaman hocam yani her şeyden önce şunu sormak istiyorum.
Zaten takipçilerine vesaire büyük ihtimalle zaten anlatmışsındır. Bunun hakkında yazıların da vardır diye tahmin ederek ama burada tekrardan bir üzerine konuşmak isterim. Şimdi ekonomide, borsada, yatırımda bir sürü kavram var. Temettüsünden kaldır açına böyle insanın duyunca afalladığı bir sürü isim var.
Şimdi ekonomik bağlamda baktığında seçmek için bence çok güzel ve ilginç de ve üzerine de çok konuşulacak bir isim bulmuşsun. Ben de sana 70'lerdeki sunucular gibi şunu soracağım. Neden tutumlu? Öncelikle, şimdi insanlar böyle buy tutumlu ya da tutumluluk deyince akıllarına direkt para ve var yemez amcalar geliyor.
Ben de aslında tepki alacağımı bile bile bu ismi tercih ettim. Çünkü finansal özgürlüğe ulaşmada tutumluluk bence her şeyin önünde. Esas anahtar bu yani? Esas anahtar bu.
Belli bir amacın var, sen bu amaca ulaşmaya çalışıyorsun. Bu amaç finansal bir amaç. Sonuçta belli bir miktar para biriktirmen gerekiyor. belli bir miktar para biriktirmen gerekiyorsa kazandığından daha az harcaman gerekiyor bu her hayatın her alanında böyle bir araba almak için para biriktiriyorsundur ya da bir tatile gideceksindir ya da finansa özgür olmak istiyorsundur yani bunun küçüğü büyüğü yok hedeflerin her harkarda senin kazandığından daha az harcaman gerekiyor temel anahtar bu bir miktar para kazanıyor herkes çalışıyor sabah 8 akşam 5 işte vardı ya da vesaire çalışıyoruz Tutumlu olmak aslında herkesin standart, default olarak olması gereken, yapması gereken bir hayat tarzı diye düşünüyorum.
Cimrilik, tutumluluk birbirine çok karıştırılan iki kavram. Yani cimrilik tarafına kayanlar daha çok insanların böyle sosyal medyada gündem oluyor vesaire. Abi işte ha o aradaki çizgiyi zaten oraya da gelecektim ben şey diyecektim mesela ben senin ismini hazır hani oradan da bahsetmişken böldüm özür dilerim bu arada şey yani hepimiz haliyle gelirimiz var giderimiz var bir yerde yatırım yapmaya çalışıyoruz ediyoruz mesela ben seni daha takip etmeden önce ismini duyduğumda o kadar hoşuma gitmişti ki çünkü şundan dolayı hani bireysel olarak ya da bireysel yatırımcı olarak diyeyim ya da en nihayetinde gelir gideri olan insanlar olarak genelde o parayı hemen kısa yoldan katlamaya çalışıyoruz yani bunun için yatırım var çoğu insan yanlış anlasa da bir bayis hani anladın mı daha çok bu motivasyonlar var ama mesela ismini görünce ben mesela tutumlu çok doğru beceremediğimiz ve becermemiz gereken en anahtar şey aslında biraz da bu
Ben o yüzden dediğim gibi seni ilk böyle daha mahlasını gördükten sonra aa ne kadar güzel bir isim. Bunun hakkında da zaten yazdığın yazılar, konuştuğun söylemlerin hep zaten genelde bunun etrafında örülü bir şekilde yaptırıyorsun. Bu çok hoşuma gitti. Buradan tekrardan bir altını çizmek isterim.
Cimrilik dedin. Evet abi ne olur bu konuya değinelim. İnsanlar tutumluluğu cimrilik zannediyor ya. Yani bunun arasında bir çizgiyi çeksen çeksen sen çekersin bence.
Şimdi ben tek cümleyle aslında özetleyebiliriz. Cimri, parası olsa dahi harcamayan kişidir. Tutumlu ise neye para harcaması gerektiğini bilen kişidir diyebiliriz. Yani tek cümlede özetlemek gerekirse bu bence.
Şimdi bunu açmak lazım. Neye para harcaması gerektiğini bilmesini nasıl açıklayabiliriz? Mesela hayatta bizi mutlu eden şeyler var. Hepimizi sonuç olarak mutlu olmaya çalışıyoruz.
Mutluluğumuzu arttırmaya çalışıyoruz. Bizi mutlu eden şeyler var, bir de hayat kalitemizi arttıran şeyler var. Mesela bizi mutlu eden şeyler neler? Arkadaşlarımıza bir ortamda bir şeyler içeriz, bir kahve içeriz, bizi mutlu eder.
Ya da arkadaşlarımıza bir tatile gideriz, bizi mutlu eder, motivasyonumuzu arttırır. Ya da bir konsere gideriz, tiyatroya gideriz, sinemaya gideriz, motivasyonumuzu arttırır. Ya da bir kitap okuruz, o kitap çok hoşumuza gider, film izleriz vesaire. Bunların hepsi bizim mutluluğumuzu arttıran şeyler.
Bunların hepsi birer deneyim aslında. Şimdi bunlara harcadığımız para bence ne kadar tutumlu olursak olalım, bunlara harcadığımız para bizim hayat kalitemizi arttırdığı için ve bizi mutlu ettiği için normaldir. Yani bunlara harcadığımız paraya kıymamalıyız. Şimdi bunlara bir örnek ben vermek istiyorum.
Kendi üzerimden vermek istiyorum. Mesela biz eşimle ya da çocukla birlikte gezmeyi çok seviyoruz. Dolayısıyla işte yurt içinde geziyoruz, yurt dışında gezmeye çalışıyoruz. bütçemiz dahilinde tabi.
Bunları yaparken işte çeşitli yerler görüyoruz, deneyimler ediniyoruz. Bunlar bize döndüğümüzde döndükten sonra bile hala temetti ödemeye devam ediyor. Ben bunu Bill Perkins'in bir kitabında görmüştüm. Yılbaşında okudum, onu da Twitter'da da paylaşmıştım kitaptan bazı bölümleri.
Bu, Bill şu şekilde diyor, bu deneyimler diyor bize hayatımız boyunca hafaza temettüsü öder. Yani oradaki yurt içinde bir deneyim yaşadın, bir yer gördün. O da yaşadığın deneyim ve o gördüğün hatıralar, sen ömrün boyunca onları hatırladığında sana bir temetti öder. Mesela çoğu kişi kullanıyordur.
Google fotoğraflar var. Burada işte haftada bir ya da her gün şey gönderiyor. Geç beş yıl önce bugün şunu yapmıştın. İki yıl önce bugün şu tatile gitmiştin diye sürekli sana böyle hatırlatmalar gönderiyor.
Ona bakıyorsun sabah uyandığında, beş yıl önce buraya gitmiştim diyorsun, mutlu oluyorsun. O zaman ona mesela şu kadar para harcamıştın, o anda harcanıp bitmedi. Şu an seni hala mutlu etmeye devam ediyor. Hafıza temettüsü, sürekli olarak hayatın boyunca sana temettü ödüyor oradan harcadığın para.
Yani ona aslında oraya harcadığın parayı hafıza temetküsü olarak yere almış oluyorsun. Bu güzel bir konsept benim çok hoşuma gitmişti. Şahaneymiş gerçekten ya. Gerçekten hani şey gibi aslında hani kendine katacağın bir şeye harcamak bu.
Yani insanlar genelde mesela senin bahsettiğin şeyle işte gezmek olsun, tiyatro, sinema bunları artık lüks olarak görüp bunlardan kısmaya falan başlıyor ya. Çok güzel söylüyorsun çünkü aslında bunlar hayatta bizlere bir şeyler katan. En azından bilgide harcamızı genişleten ya da hani abi çok güzel bir gündü ya en azından dediğim ve yıllar sonra hatırladığım bir şeyse ona para harcanır hakikaten ya. Kesinlikle. Ama yani o fotoğraflar da bu arada evet güzel şeyler hatırlatıyor da abi bazen çok üzüyor ya dönüp bakıyorsun diyorsun ki 4 yıl önce çok gençmişim ya.
Doğru. Evet yani o izliyor birazcık ama şey diyorsun ya orada çok güzel bir tatildi o ya abi oradan filmden çıkmıştık yani onları tekrardan hatırlamak ve onlara o bilgiye sahip olmak gerçekten dediğin gibi onlardan kısmamak gerekiyormuş gibi düşünüyorum ben de. O yüzden hafıza temessüsü çok güzel bir kavrammış bayıldım ya. Evet, şimdi mutlu eden kavramları anlattık burada.
Mutluluğumuzu artıran kavramları. Bir de şimdi hayat kalitesini artıran kavramlara değinmek istiyorum ben ikinci olarak. Şimdi hayat kalitesi ne demek? Şimdi hepimiz çalışıyoruz.
Sabah sekizde işe gidiyoruz, akşam beşte geliyoruz. Normal çalışan insanlardan bahsediyorum. Karı koca çalışan bir çift düşünün, çocukları da var. bu çift şimdi gün içerisinde zaten işlerler akşam eve geldiklerinde yemek yapıyorlar işte çocuklarına vakit ayırmak zorundalar vesaire kenarda kalan bazı işler var mesela ne bunlar çamaşır ütü atıyorum ev temizliği bunlara mesela başkalarına yaptırarak yani başkalarından destek alarak bu konularda orada mesela çocuğunu harcadığın vakti arttırabilirsin ya da mesela mesela ben bu konuda Küçüğeyken, daha böyle gençken daha farklı düşünüyordum.
Yani nasıl olacak kendim yaparım diyordum. Ama şimdi bunu harcadığın vakitleri topladığın zaman üst üste gerçekten çok zaman kaplıyor. Ben Midas'ın kulaklarına bir yazı yazmıştım. Onu şimdi bir okumak istiyorum.
Odan bir parçayı. Tabii tabii. Haftada beş gün çalışıyoruz ki en değerli vaktimiz olan hafta sonunu sevdiğimiz insanlarla ve hoşumuza giden aktivitelerle geçirelim. Ama hafta içi işte o kadar yoruluyoruz ki çamaşır, ütü, temizlik gibi işleri yapacak.
Dermanımız ve enerjimiz kalmıyor. Mecburen bunları hafta sonuna bırakıyoruz. Aynı şekilde yılda 48-49 hafta çalışıyoruz ki kalan 3-4 haftada tatil yapalım. İşin daha acı tarafı bunu en az 40 yıl tekrarlamak zorunda oluşumuz.
Şimdi 48-49 hafta çalışmayı iteleyemeyiz, yapacak bir şey yok ama diğer anlattığım şeyler için destek almamız mesela bizim hayat kalitemizi oldukça arttıracaktır diye düşünüyorum. O da hayat kalitemizi arttıran şeyler için para harcamalıyız bence. Bunu ben şöyle özetliyorum kafamda ki yine insanoğlu olarak çok unuttuğumuz bir şey aslında hani... ...ve söylediğin şeyleri genelde bazen çoğu zaman geldi,
üşendiğimiz iş yapıyoruz ama... ...mesela zaman elle tutabildiğimiz bir şey değil ama sahip olduğumuz bir şey ve aslında harcanabilirdi bir şey ya. Hakikaten bir gelir gider modeli gibi aslında zamanına da hayatına da vakit harcama... Ben bu senin söylediğinden böyle bir ders çıkardım.
Umarım doğru anladım. Bu arada... herkes farklı bir şey anlayabilir sonuçta yani ben hep şey konuşuyorum böyle herkese hitap edebilecek şekilde konuşuyorum ama herkes kendi anlayışı kapsamında herkes farklı bir şey anlayabiliyor ama konsept olarak doğru anlamışsın ya ben dedin yani şey gibi onu birine yaptır bir zaman kalsın ama burada tabii şeyde çok bir kilit nokta ya değil mi hocam hani şimdi sen onu başkasına yaptır kendine zaman ayır eyvallah ama o zamanı da boş geçirme hani onun ardında da o var mı değil mi yani bir şey yap çocuğunla geçer çocuğunla bir aktivite yap dışarı dışarı çık bir şey yap tabi tabi yani bir de insan orada çok büyük düşünüyor şu an boş zamanlı kitap yazmalıyım falan dediğin gibi çocuğunla ilgilen dışarı çık bir yürüyüş yap ya bir yürüyüş yapmanın mesela ben şeyi fark ettim pandemi döneminde karantinalı yaşadık yani hepimiz bütün dünya olarak ve evden çıkamadık uzun bir süre boyunca abi hiç böyle bilmiyorum sizde oldu mu çoğu etrafından da arkadaşlarımdan da çok duydum şey diyor abi biraz salaklaşmışım gibi hissediyorum dedi diyordu kesinlikle ben de öyle ama bir taraftan sonra şunu fark ettim
çünkü çıkmıyoruz evden yani dışarı çıkıp sokakta iki tur atmak bile oradaki kalabalığı görmek ya da orada atıyorum birisi yere bir şey atıyor onu görüyorsun bir tane çocuk bağırıyor onu görüyorsun biri bir şey satıyor onu duyuyorsun beyin uyarılıyor abi Yani zamanını gerçekten hani çok büyük düşünmeye gerek yok. Hakikaten sokakta bir kere çıkıp bir şey yapıp bir beyninizi uyarmak bile... ...size bilgisayar olarak çok fazla şey katıyor.
Ben mesela pandemiden birazcık bunu çıkarmıştım. Söylediğin zaman bağlamında da... ...biraz bunu çok ön plana çıkarmak çok önemliymiş gibi geldi bana.
Yani abi evet kendime zaman yaratayım da evde düdük gibi yatmayayım. Hakikaten bir şey yapayım. Bir çıkıp bir iki tur atayım, insan göreyim falan bile... ...bence insana çok fazla şey katıyor.
Doğru söylüyorsun yani. İnsan sosyal bir varlık yani ne kadar böyle izole edersen insanı o kadar kendi içine dönüyor ve kendi içine döndüğü zaman da kendi içindeki kötülüklerle yüzleşiyor ve bu daha çok mutsuz ediyor onu. Dediğim gibi böyle iki tur atmak dışarıya çıkıp dolaşmak bile her ne kadar bir insanda yetişime girmek geçmesen bile o seni dediğim gibi şey olarak mutlu ediyor. Mutluluğuna yatırım yapmak eşittir tutumluluk.
Peki o zaman ben bir şey soracağım abi. Cimrilik tutumluluk arasındaki farkı ve o hani çizgide çok gerçekten kalın çizdin ve yani mutluluktan da bahsettin. Abi white mocha da mı içmeyelim ya? Bence white mocha içmeyin abi.
Gerçekten white mocha içmek senin hayat kaliteni arttırıyorsa iç buyur. Ama bu white mocha'yı her gün öğlen sırf alışkanlık olsun diye içiyorsan abi içme. White mocha olmuş 100 lira. bugün kontrol ettim her hafta 3 tane white mocha içtiğini düşün şimdi dolar bazında hesaplayacağım çünkü TL diyecek ki bir sene sonra o TL o kadar olacak falan diyecekler o yüzden dolar bazında hesaplayacağım her hafta 3 white mocha içiyorsun 5 tane örnek vermedim çünkü her gün içmeyebilirsin yani o kadar da abartmayayım biraz sağlığa da zararlıymış her gün 3 tane white mocha içiyorsan yılda 550 dolar yapıyor 550 dolara 1 hafta balkanlar turu yaparsın gerçekten yani tamam her hafta üç tane içme iki haftada bir tane iç arkadaşlarınla buluştuğun zaman iç her öğlen yemekten sonra alışkanlık olsun diye kahve içmek istiyorsan evden getir yani evden getirdiğim kahvenin maliyeti 10 lirayken şimdi örnek şey reklam olmasın dışarıdan aldığın kahvenin maliyeti 100 lira yani arada 10 kat fark var yani sırf kahve içmek için dışarıda kahve içmek bence mantıklı değil
yani en azından şey yap farkında ol yani bunun o 550 doların gittiğinin farkında ol yine içiyorsan iç ama 550 doların gittiğinin farkında ol abi orada bunu mesela bu tartışma her mesela arkadaş ortamında da genelde bir açılır bir geyiği yapılır yani içme abi annenin evinde deme white mocha içiyorsun geyiği yapılır ya genelde ya burada şeyi fark ediyorum sadece bu arada white mocha bu arada hani dinleyenler için şöyle şey rastgele bir örnek olarak attık white mocha olmayabilir tabi bu lükslerimiz bize mutluluk katar evet eyvallah bu lüksler gerçekten rutin yani bu lüksleri ihtiyacı çevirdiğimiz zaman orası bambaşka bir dünya oluyor yani örnek vereceğim sen dedin ya white mocha hani Her gün içmeyi ver, iki günde, üç günde bir içsen ya da arkadaşlarınla buluştuğun özel bir anda yapsan bunu, o zaten kafi diyorsun ama bunu söylediğin insan şey diyor, abi ben her gün içmeden duramıyorum. Ben de orada şey diye düşünüyorum,
ya insan artık lükslerini ihtiyaç haline getirmiş ve ona bağımlı olmaya başlamış ve bu yüzden tutumlu olamıyormuş gibi geliyor bana. Anlatabildim mi ne demek istediğimi? Hani lüks olarak bırakamıyoruz yani. Onu ihtiyaca dönüştürmeyi şeyimiz var.
Ama bu bambaşka sosyolojik konulara da giriyorduk. Şimdi orada da zaten hiç girmemek gerekiyor ama... ...dediğin de doğru.
Hani hiç lükslerimize ihtiyaç gözüyle bakmayalım. Hakikaten iki kere, üç kere... Yani sinema bile olmuş 150 lira abi. Yani normalde her gün gidebiliyorduk biz çocukken.
Şimdi böyle ayda bir evente döndü mesela. Ama hiç yapmıyor değilsin. Yani hiç yapmamak da saçma. Çünkü dediğin gibi sana bir şey katıyor.
Şimdi bu, bu tarz olaylarda işte ufak tefek böyle harcamalarını çoğu kişi takip etmiyor. Yani takip etmeyi de zorluk gelip görüyor kendini. Ama bir amacın varsa, şimdi bu akıntıya kapılıp gidiyor çoğu kişi. Yani günlük hayatın telaşına, karmaşasına kendini kaptırıp o akışta ilerliyor herkes.
Kimse durup etrafına bakayım ben ne harcıyorum. Yani kredi kartına keçi çekiyorum ama buna ay sonunda ben ödeyeceğim, yine ben ödeyeceğim demiyor kimse. Yani bir amacı da olduğu zaman, herkes aslında kendine bir amaç koymalı. Hayatın akışına kendini kaptırmamak gerekiyor.
Bu amaç çoğumuz için, beni takip edenler kitlem için, finansal özgürlük. Beni takip etmeyenler için ve bu podcast'ı dinleyen başka kişiler için başka amaçlar da olabilir. Ne olursa olsun bir amacın olmalı. Bu amaca uygun olarak aksiyonda bulunmalısın.
Mesela senin amacın çocuklarına iyi bir eğitim aldırmak olabilir. Çocuklara nasıl bir eğitim aldırırsın? Çocukların için bir eğitim fonu oluşturabilirsin. Bu eğitim fonu oluşturmak için yine tasarrufa ihtiyacın var.
Başka birisinin amacı işte... Maddi bir varlık almak olabilir, bir tatile gitmek olabilir. Ne olursa olsun yani her şeyin sonu, her şey parayla alınıyor bu devirde. Parayı da kazanıyorsan, kazandığından daha azını harcaman gerekiyor.
Kazandığından daha azını harcadığını nasıl tespit edebilirsin? Harcamalarını takip ederek. Her gün, her ay mesela kredi kartı ekstreni. Şöyle bakacaksın, bu ay neler harcamışım?
Bu harcamaların ne kadarı gerekliymiş, ne kadarı gereksizmiş? ya da ben bu harcamalardan şunları da harcamasam da olur muymuş acaba diye kendi iç muhasebeni ay sonunda kesinlikle yapman gerekiyor. Havuz nereden çok boşalıyor ona bakmak gerekiyor yani. Evet bunun bir sonraki aşaması işte ben mesela finansal özgürlük hedefleyenlere şunu söylüyorum bir yıl boyunca yani abartısız şekilde bir yıl boyunca kuruşu kuruşuna ben şey yaptım, harcamalarımı takip ettim.
Mesela bugün simit mi aldım 10 liraya, simit aldığımı yazdım oraya. 10 liraya simit aldım. Bunun tabi uygulamaları falan var, cep telefonunun uygulamaları var. Oraya aldıktan sonra hemen bir tuşla girebiliyorsunuz.
ya da bunun daha ilerisi banka hesaplarıyla entegreli uygulamalar falan var, paralı. Onlara daha da böyle kolaycılığa kaçmak için onları takip edebilirsiniz ama sonuç olarak harcamalarınızın farkında olmanız lazım. Dinleyenler olarak söylüyorum. Harcamalarınızın farkında olun ki Nereden kısabileceğinizi, nereden azaltabileceğinizi bu şekilde ancak tespit edebilirsiniz.
Şimdi hocam çok güzel bir noktaya değindin. Hadi bak yakaladım ben de bunu şimdi. Abi peynirin kalıbı olmuş 300 TL. Evin dışarıya açılan kapısı bile 500 TL'den açılıyor artık neredeyse yani.
Şimdi senin de özellikle hatta bugün de attığın tweet'te de gördüm. Harcama takibi mi? Yani giderleri kısmak mı? Yoksa eldekini artırmanın bir yolunu bulmak mı?
Mesela bugün yaptığın tweette yanlış görmediysen giderleri kısmak, gelirleri artırmaktan çok daha kolay demişsin mesela. Burada tam da yeri geldi. Bence bir konusunu açalım istedim yani. Şimdi bu kişiden kişiye göre değişiklik gösterir.
Şimdi... Asgari ücret veya asgari ücretin bir tık üstünde alan kişiler için giderleri kısmak bir noktada artık neredeyse imkansız oluyor. Neden diyeceksin? Çünkü ülkede açlık sınırı belli, yoksulluk sınırı belli.
Bu kişilerin çoğunluğu işte evli, çocuklu kişiler. Çocuk masrafları, ev masrafları vs. Bu noktada eğer geliriniz belli bir seviyenin üstündeyse Giderleri kısmak çok işe yarıyor. Mesela yoksulluk sınırını bir miktar üstünde alıyorsunuz ve bekarsınız.
Bu durumda giderli bir evi çok rahat bir şekilde kısabilirsin. Nasıl kısarsın? 3 artı 1 evde oturuyorsun, güzel bir evde oturuyorsun, dur. Biraz hayat tarzı değişikliği yapman gerekiyor tabii bu durumda.
3 artı 1'den atıyorum, işte evlenene kadar 1 artı 1'e çık. 1 artı 1'e sana yeter. Ya da evliysen, çocuğun yok, 2 artı 1'e çık. Yani misafirleri önemseme birazcık.
Yani birazcık kendi şeyini, hayat tarzını dikte ettir insanlara. Burada mesela 20.000 lira kira vereceğine 10.000 lira kira ver.
O arada kalan 10.000 gerçekten tasarrufa aktarıldığı zaman uzun vadede çok ciddi getiriler elde ediyor. Ben bu şekilde, yani benim kendi yolculuğumu zaten blog sistemden falan anlattım. Yani bu şekilde ben şey yaptım, portföyü büyüttürerek bu noktalara geldim yani.
Ben de sıfırdan başladım. Şimdi bu noktada geliri bir miktar iyi olan kişilerin tasarrufa yönelmesini, geliri düşük olan kişilerin gelirlerini arttırmaya yönelmesini ben tavsiye ediyorum. Asgari ücretin bir tık üstünde alıyorsun. Bunu şimdi kısma şansın çok fazla yok.
Peynirin kalıbı olmuş dediğin gibi 400 lira. Tereyağı olmuş 350 lira. Şimdi tereyağını bir kilo almayıp da yarım kilo alamazsın. Yani bu giden bir şey.
O yüzden sen ek iş yapacaksın ya da mevcut çalıştığın işte kendini geliştirip daha yüksek seviyelere atlamaya çalışacaksın memursun diyelim şeyi mesai dışında farklı aktiviteler işte internetten para kazanma yöntemleri var işte YouTube kanalı var bununla alakalı da ben bir daha size yazı yazmıştım okumuşsunuz işte ek gelir elde etme yöntemleri diye kendimde uyguladığım yöntemleri yazmıştım. Maaşlı çalışandan 1 milyon dolara uzanan yolculuktu değil mi yazının adı? Yanlış mı hatırlıyorum? Böyle bir yazı da vardı senin yazdığın okumuştum çünkü.
Tabi tabi o farklı bir kişinin hayatı üzerinden bir örnek yapmıştım ben. Yabancı bir tane blogger'ın hayatın hikaye hikayesini yazmıştım. O bahsettiğin yazı o. Ben finansal özgürlük yolunda tasarrufun önemi diye bir yazı yazdım.
31 Mart'ta. Ona okuyabilirler. Hatta komple benim yazılarımı sırayla okurlarsa onlar zaten belli bir şeyi takip ediyor. Anlar bütünlüğünü korumak için sırayla okumakta fayda var.
Tavsiye ederim o yüzden. Yani toparlayacak olursak, eğer geliriniz yoksulluk sınırının altındaysa, gelirinizi artırmaya odaklanmanız lazım. Eğer geliriniz iyi, karı koca çalışıyorsunuz, belli bir seviyenin üzerindesiniz, bu sefer hayat tarzınızı düzene sokacak aktiviteleri yönelmeniz lazım. Bunlar da birincisi kira, eviniz kiraysa tabii, kirayanızı düşürmek.
İkincisi işte Örnek veriyorum, gereksiz harcamalar. İşte çok gereksiz alışveriş yapıyordur mesela kişi, kıyafet alışverişi yapıyor, parfüm vs. Hani para var harcıyorum diyor. şimdi bu para var harcıyorum kısmında para var harcamıyorum kısmına geçmeniz lazım ya da para var kenara koyuyorum tabi bence bu noktada ben şeyi soracağım hep böyle anam babam usulü tasarruftan ve asal tutumluktan bahsedeceğim birazcık burada ben kendi babalarımızdan büyüklerimizden bildiğim kadarıyla mesela kazanılır bir gelir vardır gider var ve ay sonunda artan bir meblağ vardır bu meblağ birikim yapılır genelde hani bir yatırıma hani o kenarda biriktirdin büyüsün çok yoktur yani yapanlardır illaki de hani ben en azından kendim bireysel olarak çok gördüğümü söyleyemem şimdi onu birikim yapmak mı yoksa o biriktirdiğini yatırıma çevirmek mi bence sanırım artık öyle bir dünyadayız ki ya da öyle bir seviyedeyiz ki şu an hani en azından ekonomik açıdan
Sanırım artık birikim yapmaya değil de o biriktirdiğimize yatırım yapmaya itiliyoruz değil mi? Mecbur artık öyle bir dünya yok değil mi? Şu enflasyon ortamında herhalde kumbara ya da para biriktirme falan kalmamıştı artık. Onun dışında ben 2010 yılında iş hayatına başladım.
O zamanlar altın çok mevaçtaydı. Altının yükselme dönemi 1900 dolarlara çıkma dönemiydi. O zaman herkes altın biriktirirdi. Ben de altın biriktirerek başladım aslında hiç finansal okur yazardım falan yokken.
Altın kenara her ay bir çeyrek iki çeyrek atarak başladım. Şuan bir çeyrek iki çeyrek baya bir miktar ediyor yani. O zaman atılabiliyordu yani. Bir çeyrek iki çeyrek atarak başladım.
Şimdi eğer hiçbir finansal okur yazardınız yoksa altın alarak başlanabilir. Ya da dolar biriktirerek başlanabilir. Bunun bir seviye üstü hisse yatırım fonları ya da çeşitli borsa yatırım fonları alınabilir. Altın fonları var, Eurobond fonları var.
Bir tık üstü bu. Bunun bir seviyeye üstü bireysel lise senedi yatırımı yapılabilir. İşte bizim hitap ettiğimiz kesim genellikle bu iki ve üçüncü seviyeler oluyor. Yani şimdi gram altını alan adam beni çok takip etmiyor.
Çünkü o zaten işte finansal okur yazarlık da kendini geliştirme istemiyor. Gram altını alıyorum ben paramın değerini koruyorum diyor. Kafam rahat gece rahat uyuyorum diyor o büyük ihtimalle. Evet evet aynen.
uzun vadede kaybediyor farkında değil ama yani uzun vadede çünkü dolar bazında pek cycle takip ediyor altın evet maalesef ki yani öyle doğru peki hocam o zaman hani tutumluluk üzerine baya yine konuşmuşuz yani 25 dakika sürmüş var mı eklemek istediğin ekstra bir konu tabi tabi bir örnek daha vermek istiyorum şimdi nelere para harcamalıyız konuştuk ya şimdi nelere para harcamamalıyız da biraz konuştuk Şimdi bir amacınız olması gerekiyor demiştim ben. Bir amacınız varsa mesela çocuğunuza bir fon oluşturmak istiyorsanız ya da finansal özgür olmak istiyorsanız, en azından hayatın belli bir noktasında finansal özgür olmak istiyorsanız ilk vazgeçmeniz gereken şey kötü alışkanlıklar. Sigara ve alkol. Bu konuda yani şey olması gerektiğini düşünüyorum mesela.
Sigara, şimdi son zamlardan sonra alkol de bayağı pahalandı. Şimdi bu alışkanlıklar hem sağlığımıza hem cebimize zarar veriyor. Ben Twitter'da görüyorum, sigarayı bıraktım, şu kadar portföy yaptım diye çok da takdir ediyorum. Ben ikisini de düzenli olarak kullanmıyorum.
Eğer geleceğiniz için yatırıma başlayacaksanız, hem yaşam kalitenizi hem de sağlığınızı iyileştirecek bu. Sigara ve alkolü bırakmayı baştan Bir kere ilk olarak bunlarla başlamanız gerekiyor ve sabırla devam ettirmek gerekiyor. Bu kötü alışkanlıklara dikkat çekmek istedim o yüzden. Çok teşekkürler ağzına sağlık hocam.
Şey yani tam da böyle podcast'ın ortasında ortalarında hani lüksleri ihtiyaca dönüştürme çünkü bahsettiğin Örnek vereceğim, sigara, alkol aslında baktığınız zaman bir temel insana ihtiyaç değil. Aslında bir tercih yani bir lüks aslında ama bir gün sonunda o sizin ihtiyacınıza dönüşüyor ve dediğim gibi sağlığın olduğu kadar cebine de inanılmaz büyük zarar veriyor. O yüzden Azra Sal tekrardan ben de onu bir şey yapmaya toparlayayım dedim podcastimizin ortasındaki muhabbetle beraber. O zaman şeyi sormak istiyorum abi sana.
Şimdi biraz tutumluluk tutumluluk konuştuk 25 dakika. Böyle en son hiç fark etmez. Ekonomik bir kitap, bir film de olabilir. Başka herhangi bir şey anlatan bilim kurgu kitabı veya filmi de olabilir.
İzledim, okudum, kafamı açtı. Bunu sormamın sebebi şu. Diğer podcastlerimizde de çok sıklıkla söylüyoruz. Yatırım... Yani tabii ki de parasal bir konu olduğu kadar %50,
en az onun kadar önemli olan bir psikolojik evre aslında. Zaten en temelinde olan sabır ve tabii ki de bazı şeylerden vazgeçme, bir karar verme. Bu anlamda böyle abi çok kafa açıcıydı dediğin bir kitap, bir film önerin var mı? Merak ettim.
Yakın zamanda izlediğin ya da insanları dinleyenlere öneri olarak vermek istedim. Tabii olur. Şimdi iki tane kitap söyleyeceğim. Benim gerçekten... Ben şimdi önceki...
Tırım hayatımın ilk yıllarında diyeyim, biraz daha böyle ultra tasarruf yani böyle tasarruf oranı %75-80'lere varmıştı. Evden mi çıkmadın abi nasıl yaptın onu? Sürekli ek gelir yani ben normal maaşım kadar ek gelir elde ediyordum. Eşim de aynı şekilde eşim de normal maaşı kadar ek gelir elde ediyordu ve çocuk yoktu.
Yani bir anda iki maaştan dört maaşa çıktık ve harcamalarımızı da bir miktar azalttık. Şimdi bu durumda iki maaştan dört maaş para kazanacak kadar noktaya gelince harcamaları da atıyorum yüzde otuz azaltınca bir anda tasarruf oranı yüzde otuzdan yetmiş beşe çıktı. Şimdi bu noktayı bunu bir süre sonra azaltmanız gerekiyor. Çünkü neden?
Ek hiç sonuçta şeyde yapılmıyor. Hani kendi kendine olmuyor. Pasif gelir üreten bir şey değil. Senin ona vakit harcaman gerekiyor.
Bu bir noktada ultra tasarruf ve ultra şeylere para kazanmak için çabalamak bir süre sonra yoruyor seni. Birkaç yılın sonunda böyle. İlk birkaç yıl bunu devam ettirilebilir ama bir süre sonra bunu bir konsolide etmek gerekiyor. Birazcık böyle ayağını gazdan çekip ultra tasarrufu, normal tasarruf ve bir süre sonra da artık para harcamayı öğrenmek gerekiyor.
Para harcamayı öğrenmek cidden çok önemli. Yani o ultra tasarruf döngüsüne sıkışıp kaldıktan sonra para harcamayı öğrenmek için kendi beynini tekrar kurgulamak gerçekten zaman alıyor. Bu da birazcık böyle kendinden farklı şeyler düşünen bir şey mesela eş bu konuda çok önemli. Benim eşim biraz daha böyle.
Ben biraz daha tasarruf tarafındaydım. O biraz daha ara harcamayı seviyordu. İkimizin ortasında bir denge bulduk. O mesela biz finansal özgürlüğe yaklaştıkça o daha böyle kendine doğru çekti ibreyi ve şu an mesela onun seviyesine daha yakınız.
Ben burada Bill Perkins'in Sıfırla Öl kitabını tavsiye ediyorum. Türkçesi yok maalesef. Türkçe'yi inşallah çevirdiler ileride. Sıfırla Öl diye bir kitap.
İngilizcesini, İngilizcesi olanlar varsa okuyabilirler. Bu bir kitabın adıdan da anlaşılabileceği gibi hayatınızın sona erdiği anda banka hesabınızın 0 TL olmasının en doğru şey olduğunu söylüyor. Yani diyor ki bir yerde para biriktiriyorsun, hayatının her döneminde yapman gereken aktiviteler belli diyor. İşte 30 yaşında yapabileceğin aktiviteleri 80 yaşında yapamazsın.
Yani 80 yaşında snowboard yapamazsın. Bu onu 30 yaşında yapman gerekiyor. Ya da 80 yaşında bungee jumping yapamazsın. Yani bir yerden sonra tasarruf et, et, et ama paranı biriktir.
Bir yerden sonra da bunu harcamayı öğrenmen gerekiyor diyor. Para harcama sanatı gibi aslında kitabın ismini Türkçe'ye çevirebilirler. O kitabı tavsiye ederim. Bir de Vicky Robin'in Paran Ya Da Hayatın diye bir kitap var.
Your Money or Your Life. Onu da tavsiye ederim. İkisi de bana çok şey kattı. Bir tane de belgesel söyleyeceğim, film değil de.
Minimalizm belgeseli var bir tane. Aaa, biliyorum. Matt D'Avella'nın Minimalism a Documentary about Important Things diye. Onu tavsiye ederim.
Galiba Mr. Money Master falan işte bu finansal özgürlük akımının kurucuları diyeyim. Onlar falan da destek vermişler bu belgesele. Onu da tavsiye ederim.
Netflix'te olması gerekiyor. Minimalizm belgeseli de. var var ki eğer kaldırılmadıysa çünkü çok habersiz bazı şeyler kaldırılıyor ve ben çok sinirleniyorum ama galiba yanlış görmediysem geçtiğimiz gün vardı YouTube'da bile var güzel çok güzel bir belgesel bu arada hakikaten ben de altına senin yanına böyle küçük bir imza atarım hakikaten çok güzel çok kafa açıcı bir belgeseldi evet benden bu kadar Teşekkür ederim. Ağzına sağlık.
Ben valla kitapları not ettim. Özellikle David Zero'yu yani çerçevesini biraz anlattan sonra ekstra ilgimi daha çok çekti. Bir daha mı geleceğiz dünyayı diye de çevirilebilirmiş bu arada. O hakikaten kenara not ettim.
Bakacağım. Çok hoşuma gitti bu önerilerin de. Yatırım tavsiyesi vermiyoruz ama yatırım yapacak belki insanın kafasını açacak tavsiyeler verebiliyoruz podcast'ta. Hayati yaşama tavsiyeleri veriyor The Build.
Gerçekten bayağı hoşuma gitti yani. Süpermiş. Ben dediğim gibi en kısa sürede bakacağım. Temin etmeye çalışacağım kitabı.
Abi ağzına sağlık. Gerçekten çok güzel bir sohbet oldu. Seninle de ben karşılıklı bu en azat tutumluluk üzerinde konuşmak beni her şeyden önce kafamı açtı. Çok teşekkür ederim.
Bu fırsatı verdiğin için ben teşekkür ederim. Umarım dinleyenlere de faydalı olur. Teşekkürler. Süper.
O zaman buradan da ilk bölümümüzdü. Bu serimiz yeniydi zaten. İlk bölümümüzde de White Tutumluluğu konu kaldık. Tutumluluk üzerine ve cimrilik midir?
White Moka içilmesi gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Her gün içilmesi gerekiyor mu diye uzun uzun konuştuk. Bu arada bu podcast ile arada belli başlı insan profilleri hakkında konuştuk ama asla bunlarla bir alay etme ya da bunları bir yerime eleştirme durumu yok. yalnızca örneklem olarak kullandık diye burada küçük bir belirtmek isterim.
Hani çünkü white mocha içenler sinirlenmesin lütfen. Benden de bu kadar. O zaman bir sonraki bölümümüzde yani her bölümümüzde farklı güzide konuklarımız olacak. O zaman bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. İyi günler dileyelim. İyi günler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.