Podcast

Post-Türüt Çağı

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde ne yapayiiii?!!!







Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.344 kelime · ~12 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Ünlü sanatçıyı, diğer ünlü sanatçıyı topa tuttu. Verdi veriştirdi. Kim ya? Kimi? Ya böyle biri yok Samet. Böyle bir olay yaşanmadı. Hiçbir zamanda böyle bir şey olmadı. Ben geçen hafta bir şey öğrendim. Ya bir şeyin farkına vardım desem daha doğru aslında. Peki dinleyicilerimizle de bu güzel bulgularını, feyzini paylaşır mısın Fethi Bey? Bekliyorlar şu an. Milyonlarca insan bilgiye aç. Şimdi Samet, biliyorsun bizim haftamızın en az 8 saati haber taramakla geçiyor. İşte hürriyet magazine bakıyoruz, maynete bakıyoruz, şuraya her yere bakıyoruz. Daha doğrusu haber aramak değil, magazin taramakla geçiyor. Doğru. Şöyle bir yanılgıya düştüğümüzü fark ettim. Gerçekten yaşanmış bir şeyin peşindeyiz biz. Halbuki haber yazmayı öğrensek, biz her bölüm kendi yazdığımız haberleri anlatsak. Nasıl ama Samet? Zamandan kazanmaz mıyız abi? Yani o olayın illa yaşanmış olması gerekiyor mu? Mesela örnek veriyorum, Melis Sezen. Melis Sezen şöyle bir yaz tatili geçirdi, tamam. Burada bizim aktardığımız şey bu haber tekniği mi? Yoksa gerçekten yaşanan şeyi aktarmak mı? Ben ilk olduğuna karar verdiğimden beri... Böyleyim artık. İstersen değiştirmeyi dene beni. Yapacağını zannetmiyorum. Taviz verdiğimiz tek şey de doğru bilgi olur. O da eskisi kadar cool değil zaten. Kimse de doğru bilginin o kadar da peşinde değil. Post-truth çağı diyorsunuz yani. Ya chat GPT türevi bir şeyler yok mu peki mesela? Bize şu şu haberler gibi ilginç yalan haber yaz desek ona. O da bize çıkarsa. Hani ben istiyorum ki biz hiç uğraşmayalım bir şey öğrenmekle. Hatta diyorum ki 40 küsur bölüm var. Bunları da atalım bir database'e. Bizim hem diyalogdaki rollerimiz hem de ses tonlarımızı falan taklit etsin. Biz şöyle bir tatile çıkalım Fethi. Bir Balkanlar demesek mi Fethi? Ne diyorsun? Bir Balkanlarımız yok mu? Tatil şu an çok uzak bir ihtimal Samet ya. Ya benim adıma çok zor. Bir yandan da şunu biliyorum. Ben eminim tatile çıksam yine böyle dizüstü bilgisayarımı alıp sırasıyla dövizborsa.com

Hürriyet kelebek, Maynet Haber falan. Bunlara sırasıyla bakarım. Dayanamam, mutlaka bakarım. Ne olmuş, ne olmamış, kim kiminle ne yapıyor falan diye. Fethi, bu saydıkların zaten birden bırakılabilir şeyler değil. Yıllar sürmesi gerekiyor bunu bırakmak. Çünkü yıllar süren bir alışkanlık. Birden bırakırsan sen de toparlayamazsın. Flora'nı, habitatını falan bozarsın. Mahvolursun, delirirsin bak. Tamam mı? Çıldırırsın, çıldırırsın. Yavaş yavaş bırakacaksın. Mesela tatilin ilk günü 150 haber okuma da 30 haber oku. Bir şey eksilmez yani. Yavaş yavaş. Bak Antalya'da mı ne? Böyle bir köyde bir adam vardı evsiz. Bunu aldılar, yıkadılar, tıraş ettiler, sabunladılar falan. Adamı medeni dünyanın temizlik normlarıyla tanıştırdılar. Adam öldü. Öyle birden olmaz. Yavaş yavaş olacak yani değişim. Samet, açıkçası ben bugüne kadar hiç öyle yavaş yavaş ilerlenen bir sürecin içinde bulunmadım ve bulunmayacağım.

Transkriptin tamamını oku

Benim için iki tane renksizlik var. Biri beyaz, diğeri de siyah, gri diye bir şey yok. Ya o şeyi sonuna kadar yaparım ya da tamamen vazgeçerim. Yani gerçekleştirdiğim her aktivite ya da detoks fark etmez. Yüksek hızlı tren gibi olsun istiyorum. Uzakları yakın etsin.

Yani böyle sancılı süreçlere inanmıyorum işte yavaş yavaş azaltıyorum şöyle böyle falan. Neyse sana ne soracağım. Sen hiç apartman boşluğunda horon dinledin mi Samet? Ya buna horon işitmek de diyebilirsin. Bu tamamen sana kalmış. Zaten bu yayına başladığımızdan beri hiçbir söylediğine müdahale etmedim. Hepsini saygıyla karşıladım. Bu tamamen benimle alakalı. Sen hiç apartman boşluğundan horon dinledin mi? Evet ya da hayır.

Kıymetli kardeşim öncelikle benim soyadım Karadeniz ve horon dediğimiz şey alınan, talep edilen bir şey değildir. Olmamıştır. Hiçbir zaman olmamıştır. Bu benim için, benim lugatım da böyle. Bana katılmayan dinleyicilerimiz olabilir şu an. Bu beni ancak mutlu eder. Ben bu yüzden ama fikrimi revize etmem, değiştirmem. Öyle bir insan değilim. Horon maruz kalınan bir şeydir. Benim için bu böyledir.

Ve ben bir Karadenizli olarak apartman boşluğu olsun, vidanjör makinesinin ucu olsun, lise müsamere salonu falan olsun, yani ne olursa olsun, yengemgilin mahallesi olsun, buralardan irili ufaklı horonlara maruz kalmış bir insanım. Peki Samet, bir Karadenizli olarak romanlar hakkında söylenen şeyleri duymuşsundur diye tahmin ediyorum. Evet. Şarkıları konu oldu vesaire. İşte etsiz yemek, yememek.

İşte kırmızı renginden inanılmaz derecede hoşlanmak, enstrümansız bir ortamda soluyamayıp can vermek gibi bilgiler senin de kulağına çalınmıştır. Bunlar sana samimi geliyor mu? Yani bu halk bunu sever, bunsuz yaşayamaz ölür gibi tespitler sana da gerçekten akılcı geliyor mu? Yoksa karşısında mısın? Ama bak dikkat et, bir Karadenizli olarak cevaplamanı istiyorum. Amacım burada biraz da bu iki etnik kimliği senin üzerinden çarpıştırmak. Bunun vebali de mümkünse sana yıkılsın istiyorum. Çünkü soruyu sorana hiçbir şey olmaz biliyorsun. Konuşan olur. Bir linç söz konusu olursa sen karşıla istiyorum. O linç mancınlığı sana dönük olsun. Çünkü ben daha rahat ederim bu şekilde. Ben kendi rahatımı hayli önemserim. 3 saniyem var Sametciğim. Romanlar hakkındaki bu iddialara cevap vermek için başladım. Şimdi roman vatandaşlarımızı zan altında bırakmadan ben bir cevap... 3 saniyeniz doldu Samet Bey. Hatırlarsınız 3 saniyeniz var demiştim. Siz bu 3 saniyeyi o kadar bonkör harcadınız ki sizinle bu kulvarda yalnızca Ahmet Hakan yarışabilir. Ve bu hafta Renault Tivingo'nun sahibi yine Samet Karadeniz olamıyor. Renault Tivingo bir hafta daha bizimle. Tüh be!

Neyse mühim olan katılmaktı. Ben o zaman eve gideyim de KPSS çalışayım bari. Fethi bu arada şöyle bir tespitim var az evvel konuştuklarınla alakalı. Bir gün bir ayrımcılık yapacaksan yani ne bileyim canın çekmiştir, o gün çok ayrımcılık yapasın tutmuştur, ellerin kaşınmıştır, aklında olsun. Bunun bir panzehri var. Yaptığın ayrımcılıktan sonra benim demin yaptığım gibi vatandaş de. Hemen vatandaşı yapıştır oraya. Her şeyin ilacı bak bu. Örnek veriyorum. Çingeneler çok suça meyilli ama biz Roman vatandaşlarımızın da hakkını savunacağız. Mesela bunun gibi. Kendi suçunu kendi lingüistik manevranla örtme. Çingeneler çok suça meyilli derken neyi kastediyorsun Samet? Yani çingeneler bir kez olsun suç işlemeye başladılarsa çok suç mu işlerler? Yani konu biraz nicelik konusu mu?

Yoksa öyle dümdüz ırkçılık peşinde misin? Düz ırkçılık kardeşim. Çok fazla suça, çok fazla meyillilik. Hakir görme. Horon bir yankıdır belleğimizde. Horon bir dalgadır Karadeniz'de diyebilir miyiz Samet? Sen bunu söyle asıl. Uzatıp uzatıp duruyorsun romanlar böyle şunlar şöyle diye. Ben şöyle demek istiyorum. İktidar horonu hedef aldığında horon iktidara direniş olur.

Deminden beri kıvrandığınız konuyu buraya getirmek için Fethi Bey, ben daha fazla bekletmeden haberi okuyorum müsaadenizle. Evden çıkmayan kiracısına baca deliğinden horon dinleten ev sahibine hapis cezası. Bence tekrar edelim. Bu öyle ilk seferde anlaşılabilecek bir haber başta değil çünkü. Lütfen heceleyerek tekrar eder misin Sametciğim? Evden... Evet. Çıkamayan... Tamam. Kiracısına...

evden çıkmayan bir kiracı var. Tamam. Baca deliğinden horon dinleten ev sahibine hapis cezası. Baca deliğinden horon dinletmek kuzeyli bir işkence yöntemi mi? Yani bu böyle gelenekselleşmiş, yöresel bir işkence biçimi mi Samet? Mesela şöyle diyebilir miyiz? Çar Cuma'da baca deliğinden ne kiracılar öldü? Buna benzer böyle, nasıl söylesem, lokal bir işkence mi bu?

Mecazlı bir deyim olabilir yani. Aba altından sopa göstermek gibi. Öyle bir şey olabilir. Çok emin olamıyorum. Hakim de değilim o bölge halkına. Peki olay nasıl gerçekleşmiş abi? Süreç nasıl ilerlemiş? Haberde neler var? Bursa'nın İznik ilçesinde iki yıl önce kiracısı evden çıksın diye kırdığı baca deliğinden horon açarak kiracısına rahatsızlık veren ev sahibi Tenzihle bulunmuş. Hah! Tenzihle bulunmuş nihayet. Artık Tenzihle'nin nerede olduğunu biliyoruz galiba. Tenzihle artık bizimle. Tenzihle bulunmuş hukuki bir tabir mi, bir isim mi? Susar kadın... Bunu yapmak zorundayım özür dilerim. Tenzihle...

Böyle yanıtlamak istiyorum bu soruyu Samet Bey. Ulaşmak için tenzihle gidiyorum, gündüz gece demek istiyorum ben de ama yaparken utandım bu şakadan. Özür diliyorum, habere devam etmek istiyorum. Tenzihle...

Unutursun, unutursun sen de. Kendimi avuturum, uyuturum ben de. Tenzihle bulunmuş mahkeme tarafından. Tenzihle bulunmuş değil mi? Tenzihle artık bizimle yani. Yeter!

Tamam tamam, devam edelim. Tenzihle bulunmuş, mahkeme tarafından 6 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı. Tenzihle bulunmuş, sözleşme bitince kendinize ev bulun, 2 sene oturdunuz, sözleşmeniz bitti dedim. Evden çıkmalarını istedim ama çıkmayız dediler. Tenzihle kimse

sana... Rev rev rev... Ben aldığım kira ile geçiniyorum. Ancak ödemedikleri ve istediğim fiyatı vermedikleri için mağdur oldum. Benim evde bana zulüm ediyorlar. Kapıları tekmeliyorlar." şeklinde konuşmuştu. Fethi, olay çok karışık. Sözleşme bitmiş, çıkmaları lazım. Yani tahliye edebiliyor olması lazım ev sahibi. Ama hukuki süreççi tamamen göz ardı ederek mesela demiş ki, dur şunlara bir horon dinleteyim.

Bir de horonum yok mu demiş yani. Sen misin evden çıkmayan? Al sana. Yükledum kiratıma torullardan mazlini. Bak evdesin böyle bir ses geliyor baca deliğinden sürekli. Yükledum kiratıma torullardan mazlini. Nereden öğrendin yani? Devamını getiremeyeceğim.

Haberde şöyle diyor bu arada, o dönem yaşadıklarını anlatan kiracı Nusret Durmaz ise şunları söylemişti. Bu evde kiracıyız, her ay kiramızı ödüyoruz. Amacı daha yüksek fiyattan kiraya vermek. Soba borusundan bize müzik dinletti. Şu anki bu durum toplumun kanayan yarası.

Ben açıkçası Samet, bu durumun yani soba borusundan horon dinletme olayının toplumun kanayan yarası olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bir şeyin toplumun kanayan yarası olabilmesi için en az iki kere yaşanmış olması gerekiyor bence. Bu şey, bu kriterden dolayı toplumun mevcut kanayan yaralarından biri olamaz. Çünkü bir kere yaşandı. Sen de söyledin. Gelineksel bir şey değil. Çok üzgünüm Nusret Durmaz ama maruz kaldığınız tutum kanayan yara olabilmek için fazla niş. Allah başka dert vermesin. Selamlar. Gönül isterdi ki daha herkesin anlayabileceği, totale hitap eden dertleriniz, mağduriyetleriniz olsun ama olamadı Nusret Bey. Totaldeki reytinglerde biraz düşük çıktı sonuçlar. Ben biraz bu yaygarayı tenzile buldum. Bir geçiş müziği

Bence bu haberin de artık yeri geldi. Madem Karadeniz dedik, Tenzile dedik, bir şeyler dedik, lütfen şu haberi artık inceleyelim. Dünyada bir ilk Giresun sendromu. Tüm organlar yer değiştiriyor. Nasıl? Riv riv riv riv riv riv riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv Riv

Riv Riv Riv Sendromlara giresun şeklinde de yerel bir dokunuşla ağızdan ağza çoğalabilir gibi geldi bana. Yine de çok müdahil olmak istemem bir Karadenizsiz olarak. Bence bu bölümde sen ne düşünüyorsan onu doğru kabul etmeliyiz Samet. Çünkü sen bir Karadenizlisin. En iyi sen bilirsin bunu. Ben ne söylersem söyleyeyim turistik bir tahminden öteye geçemeyecek söylediklerim çünkü.

Ağızdan ağıza çoğalabilir derken mesela demin oral yolla bulaşabilir anlamında mı konuştunuz Fethi Bey? Evet o anlamda konuştum. Oral yolla bulaşma ihtimalini hesaba katıp konuştum. Hatta o aklınıza gelen ilk fotoğraf var ya oral yol derken. Tam olarak o fotoğrafı kast edip çağrıştırdım. Peki Fethi Bey, konuyu başka bir yere çekeceğim. Sizin için bu hayatta nicelik mi önemlidir, nitelik mi? Ben bunu sormak istiyorum. Şimdi Samet Bey, nitelik ve nicelik arasında gerçekten çok tuhaf bir ilişkisellik var. Bunu size nasıl açıklayayım bilmiyorum.

Biri diğerini belirlerken diğeri öbürüne anlam veriyor. İnanın seçemiyorum hangisi daha kıymetli. Bunu eğer isterseniz Murat Boz'un Mecnun Olamam Ben şarkısındaki Kalender Meşrep Hal üzerinden de okuyabilirsiniz. Ne yardan ne serden, ne nitelik ne nicelik gibi bir yanıt verip çekilebilirim ben. Ben sizin işinizi kolaylaştırayım. İsterseniz önce ben cevap vereyim sorduğum soruya işiniz kolaylaşsın. Gerçek bir Karadenizli gibi cevap vereyim mi? Niceluk. Ödüllü bir soru geliyor. Yolla gelsin. Birazdan duyacağınız şarkı sözleri kimin yüce kaleminden dökülmüştür? Sen Fatih'in torunu, ben deli İbrahim'im. Sen düzenin adamı, bense memleketimim.

A. Nazım Hikmet B. Tivorli İsmail C. Cimilli İbo D. Cimilsiz Küçük İbo E. Volkan Konak Şimdi, Tivorli İsmail'in fonetik düzeninde virgül ve kesme işareti yok diye biliyorum. O yüzden o elendi. Tivorli İsmail iptal. Volkan Konak olsa Düzenun Adami derdi bence. Çünkü o Kuzey'in oğlu. Yani Kuzeyli bir oğlan çocuğu olarak. Ben sanırım bu soruyu boş bırakıp daha iyi bir sıralama için net sayısından taviz vereceğim. Çünkü daha birçok soru var benim yanıtlamam gereken hayatta. Onlara birazcık zaman kazanmak istiyorum ben. Nedir doğru cevap? Doğru cevap Kuzey'in oğlu Volkan Konak olacaktı. Volkan Konak mimosa çiçekliğinin yanı sıra bir dönem kendini Pink Floyd zannediyordu. Bu da onun erken dönem işlerinden biriydi. Kazanamadınız ama sanırım hayatta hiçbir şeyin de önemi yok. O kadar da üzülmeyin. Hatta bildiğim kadarıyla o sene iti mimosa çiçekliğinin tavan puanını Volkan Konak belirledi, öyle hatırlıyorum. Şimdi bir şey soracağım, bu soruya yanıt veremeyerek TRT logolu eskimsi radyoyu kazanamadım mı ben şimdi? Yok kazanamadınız, size veremediniz. Benim TRT logolu böyle eskitilmiş gözüken bir radyom olmayacak mı? Olmayacak ama olsun. Bir teselli ödülümüz var size. İsmail Türüt'ün Gönül Yarası albümünün ilk baskı kaseti var. Üstelik imzalı. Samet ya bir süredir çok Karadeniz aksanı, çok horon, çok hamsilik olduğu ortam. Hamsi buğulama gibi oldu benim kafam ya gerçekten. Ya benim derim de inanmazsın şu an pullar çıkmaya başladı kardeşim. Ağzım yüzüm değişti. Ben şu an böyle

Horon tepen bir hamsi gibi hissediyorum kendimi yani. Öyle olmadığını görmek için aynaya bakmam falan gerekiyor. Bak bir süre su içelim, oturalım bir sigara içelim ne dersin şu kuzeyliliğe bir ara verelim. Hatta bir süre sadece MTV Türkçesi konuşalım mı? Şöyle, böyle konuşalım. Bir süre böyle konuşalım. Gerçekten bölüme post trut ile başladık ve post trut olarak devam ediyoruz. Post trut.

Ben de çok yoruldum ya bu arada mısır ekmeği değil misir ekmeği o. Onu da düzelteyim. Samet dur, dur yalvarıyorum yapma. Arkadaşlar, dinleyiciler, sevgili Pod B ekibi, artık bu sesin kurgusunu kim yapıyorsa herkese sesleniyorum. Rica etsem Samet'e fade out alabilir miyiz? Fade out'u bilmeyenler için şöyle özetleyeyim. 90'lı yılların sonu, 2000'li yılların başında kaset şarkılarının bitişidir fade out. Böyle yavaş yavaş azalır ve biter. Lütfen Samet'e bu muameleyi yapalım. Yavaş yavaş bitsin Samet, yalvarıyorum. Artık her yanım mısır unu oldu ya.

Şeytan kızdı söyledi, bu yarışma sayılmaz Edecevuk bir doğuş, bu iş habele olmaz Getirdi iki değnek, birisi tam 3 metre Değneklerden ebiri sadece yarım metre Şeytan kaptı uzuni, kısa kaldı ofliya Ofli hemen söyledi hayde boş bir odaya Değnekler ellerine girdiler bir odaya Ofli kısa değnekle yapıştırdı kafaya Şeytan uzun değnekle sallar sallar vuramaz Oflinin karşısına bacak üstü duramaz Şeytan dedi Allah'ım bana bela arattın Madem ofli var idi beni niye yarattın? Aynı şarkıyı Fethi Yıldırım'ın sesinden dinliyorsunuz Şeytan kızdı, söyledi de bu yarışma sayılmaz, edeceğiz bir dövüş, bu iş bu şekilde olamaz. Getirdi iki değnek, birisi hemen hemen 3 metre, değneklerden öbürü sadece yarım metre. Yani arada ciddi bir fark var değnekler arasında. Şeytan kaptı uzun olanı, oflu ya da kısa olan kaldı, dengesiz de aldı yani. Oflu hemen söyledi boş bir odaya geçelim, orada dövüşelim, kimseye gelmesin, rahat rahat dövüşelim diye.

Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim...

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)