Podcast

bazen cevap doğum haritamızda saklıdır: astroloji aslında ne?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Madem bu yolculuk başladı, o zaman her şeye hazırlıklı olmalıyız. Burada neler konuşacağız önce bir onu netleştirelim. Dolayısıyla en temelden başlıyoruz. Konumuz, astroloji.

Astroloji genellikle katı kuralları olan ve stereotipler üzerine kurulu bir inanış sanılıyor. Bu bölümde kendi tanımımla astrolojinin ne olduğunu ve nasıl işimize yarayabileceğini anlatıyorum.










Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.045 kelime · ~15 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, Pod B ile hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastinden hoş geldiniz. Geçen hafta Pluton Kova gibi genel ve baya zorlu bir konudan bahsetmiştik. Bu hafta dedik ki, biraz astroloji nedir, doğum haritası nedir, astroloji aslında ne işimize yarıyor gibi birazcık umut dolu konulardan bahsedelim. Umarım bir işinize yarar sizin de astroloji benim yaradığı gibi. O zaman hadi bu yolculuk başlasın.

Bütün bunları anlamak için ilk başta tabii ki de astrolojinin ne olduğunu, doğum haritasının ne olduğunu ve aslında ne işimize yaradığında öğrenmemizde fayda var diye düşünüyorum. O yüzden bu bölüm size biraz kendi tanımımla astrolojinin ne olduğunu anlatmaya çalışacağım. Şimdi genellikle insanlar zannediyorlar ki Astroloji bir öngörü yapma şekli ve böyle asla değişmez kuralları olan ve stereotipler üzerinden kullanılan bir inanış olarak düşünüyorlar. Ama astroloji bir dildir. Nasıl bir dildir? Şöyle ki evreni anlamak için kullandığımız birçok öğretiden bir tanesidir aslında. Astrolojide dil olarak görüldüğü noktada gezegenler, burçlar ve evler dediğimiz kavramlar doğum haritası üzerinden bize cümle kurmamızı sağlayan bir sistemi verir.

Ve de ne kadar çok bu sisteme hakim olursanız ve bu ayrı ayrı saydığım konularla ilgili bilgiye sahip olursanız o kadar rahat bir şekilde astroloji dilini kullanmaya yani astrolojinin ne olduğunu anlamaya başlarsınız. Şimdi şöyle düşünmenizi istiyorum. Bundan 4000 yıl önce insanlık gökyüzüne bakmaya başladığı zaman gökyüzüne bakıp gördükleri hareketlerle yani gezegenlerin ve yıldızların hareketlerinin datasını tutarak o sırada dünyada ve insanların hayatında ne olduğunun da datasını tutmaya başlıyor. Bizim astrolojide kullandığımız şey aslında 4000 yıllık bir data birikimidir diyebiliriz. Bu nasıl oluyor? İşte ilk insan olduğunuzu düşünün. Etrafta hiçbir şey yok zaten. Survive etmeye çalışıyorsunuz falan. Gökyüzüne bakıyorsunuz ve görüyorsunuz ki orada parlak bir tane gezegen her seferinde aynı zamanda orada beliriyor. Belirli bir rotayı devam ettiriyor ve aynı zamanda yok oluyor.

Transkriptin tamamını oku

Bunların hepsinin datasını tutmak dışında da insanlığın çok fazla yaptığı bir şey yok. Yani kapitalist sistemde yaşamıyorlar ve işe gitmek zorunda değiller sonuç olarak. Ve gökyüzünü takip eden bir sürü insan var. Ve buna göre de hayatlarını kurgulamaya başlıyorlar. Ve diyorlar ki, Venüs gezegeni sabah yıldızı olduğunda, işte atıyorum buğdaylar şöyle açmaya başlıyor.

Mars gezegeni bu tarafta belirdiğinde sürekli olarak bu konuyla ilgili savaşlar oluyor. Ya da Güneş, Koçburcu dediğimiz yerdeyken mesela doğan insanlar çok daha hızlı hareket ediyorlar gibi büyük bir data tutumuyla başlıyor aslında. O yüzden de astrolojiye bir inanış demek birazcık kısıtlayıcı olmasının dışında yanlış da yönlendiren bir şey oluyor. Astroloji dediğim gibi 4000 yıllık evrenin hareketleriyle, galaksinin hareketleriyle insanlığın davranışlarının nasıl bir etkileşimde olduğunun datasının toplamı. Bu yüzden de astrolojinin bir inanış olduğu fikrinden birazcık uzaklaşıp astronomiye sebep vermiş, matematiğin bulunmasına sebep vermiş bir sistem olduğunu algılarsak birazcık daha bakış açımız düzelir diye düşünüyorum.

Bir de şöyle bir konu var, astroloji, tabii ki de sadece matematiksel ya da bilimsel açıklamaya çalışmak daha astrolojiyi kısıtlayan bir şey. Her şeyin çok bilimsel olmasına gerek yok. Özellikle bu tarz evreni anlamak için kullandığımız dillerde çok fazla bilimsel olmaya ihtiyaç yok. İnsan dediğimiz varlık, vücuduyla, ruhuyla, bedeniyle, kafasında yaşadıklarıyla, geçmişten getirdikleriyle, geleceğe doğru umutlarıyla çok fazla katmandan oluşan bir varlık. Ve de dünya, neden buradayız? Evrenin kendisi, galakside neler olup bitiyor? Bunlar da birazcık da bizim algımızın dışında da

kalması gereken şeylerdir. Stephen Forrest diye çok ünlü bir astrolog vardır. İmkanınız varsa Stephen Forrest'i araştırmanızı öneririm. O daha çok bu astrolojinin ruhumuz ve psişemiz üzerinden kendimizi nasıl tanımlarız, kendimizi nasıl tanırız olarak astrolojiyi kullanmayı öneriyor ki ben de bu ekolden geliyorum açıkçası.

Şöyle bir konu var. Doğduğumuz anda bizim doğduğumuz yerden, doğduğumuz saatten ve doğduğumuz tarihten, dünyadan yani o noktadan gökyüzüne baktığımızda gökkubenin bir fotoğrafını çekildiğini düşünün. Bu bizim doğum haritamız oluyor. Hangi gezegen neredeydi? Gökyüzünün hangi segmentinde, hangi sektöründeydi? Ve de hangi yıldız neredeydi? Ve o sırada neler oluyordu? Bütün bunların hepsinin fotoğrafını çekildiğini düşünün.

Biz işte bu fotoğrafta gezegenleri mitoloji ve insanlık tarihinin getirdiği bir sürü bilgiyle beraber böldüğümüz 12 burçta, nerede durduğuna ve de aynı zamanda evler dediğimiz hayatımızın hangi anlamlarında olduğuna dair bir fotoğrafa bakıyoruz. Ve bu doğum haritası bizim aslında kendimizi gerçekleştirmemiz için bize verilmiş bir yol haritasıdır diyebiliriz. Şimdi bu ne demek? Bu şöyle bir şey. Eğer doğum haritanızı çok iyi bir şekilde tanırsanız, anlarsanız, kendinizle yüzleşerek ve kendinizle haritanıza bakarak kendinizi keşfederseniz, hayatta ne yaptığınıza ve ne tür bir amaca sahip olduğunuza dair bir tık daha umutlu demek istediğim bir bilgiye sahip oluyorsunuz. Çünkü yani sürekli olarak fatura ödediğimiz ve sürekli olarak sıkıcı sıkıcı işlerle uğraştığımız dünyanın kalıplarının içindeyken birdenbire gökyüzüne bakmaya başlamak ve bizi yöneten gök cisimlerine bakmaya başlamanın da çok pozitif ve umut veren bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

Aynı zamanda toplumsal baskılar yüzünden seçtiğimiz yollara bir türlü uyum sağlayamamızın sebebi, herkes bize evlenme baskısı yaptığı için girdiğimiz evliliklere neden bir türlü uyum sağlayamadığımızı anlamak, çalışmak istemediğimiz işlerde neden çalıştığımızı anlamak ve bunların hepsinden de aslında ruhumuza iyi gelecek bir şekilde çıkabilmenin yolu bazen doğum haritamızda saklı olabiliyor açıkçası. astrolojiyi sadece işte ne kadar para kazanırım, ne zaman para kazanırım, ben ne zaman evleneceğim gibi çok dünyevi diyeceğim ve aslında bize ait olmaması gereken problemler üzerinden bakmak yerine ben nasıl bir insanım, benim ruhum bu dünyaya neden geldi ve genel olarak insanlığın evrimleşmesi içerisinde benim rolüm ne gibi daha varoluşsal, daha psikolojik yönlerden okumaya başladığımızda aslında çok daha umutsuz bir hayat yaşamaya başlayabiliyoruz. Benim hep söylediğim bir şey var ve ben bunu çok seviyorum. Aslında bizler evrenin yıldızları kullanarak yaptığı tablolar gibiyiz. Hepimizin güneşi başka bir yerde, ayı başka bir yerde, venüsü bir yerde, merkürü bir yerde, bunların sonra ev detayları var, birbirleriyle olan ilişkileri var vesaire ama hepimiz unik bir şekilde

çok kendimize has bir şekilde yaratılmış tablolarız. O yüzden de hiç kimsenin, ah işte benim haritam da şu şurada, o yüzden ben kötü pozisyondayım, ben çok şanssız bir insanım gibi bakmasına gerek yok. Doğum haritanızı çok güzel bir şekilde yorumlamaya başladığınızda ve ne olup bittiğini anlamaya başladığınızda, bütün bu kötüymüş gibi bize empoze edilen ya da bizim öyle gördüğümüz özelliklerimizi kabul edip, daha iyi yerlere gitmek için kullanma şansımız olduğunu da görüyoruz. O yüzden de bence herkes hayatında bir kere bir psikoloğa gitmesi gerektiği gibi, bir kere de bir astroloğa gitmelidir diye düşünüyorum. Ama astrolog seçerken dikkat etmeniz gereken çok fazla şey var. Birincisi, sizin kafa yapısınıza uyan, sizin dünya görüntüsünüze uyan bir astrolog seçmeniz lazım. İkincisi, eğitiminden emin olmanız lazım. Benim kendime ben astrolog değilim dememin sebebi, danışmanlık verecek kadar çok eğitim ve bilgiye sahip olmamam aslında. Çünkü çok büyük bir matematiksel bilgi, senelerce insanların haritalarına bakmak, inanılmaz bir analiz yeteneği, herkese olduğu gibi kabullenme ve olduğu insana yardım etme isteği taşımak gerekiyor içimizde. Öyle olmayan astrologlar genellikle çok manipülatif ve para tuzağı gibi oluyorlar. Zaten bu astrolojinin bu kadar popüler kültürde bir noktada, aman ya ona mı inanıyorsun falan diye böyle bir eziklenmesinin sebebi de tabii ki de işini doğru düzgün yapmayan ve hani insanları manipüle etmek isteyen astrologlar yüzünden de oluyor tabii ki de. Şimdi dediğim gibi eğer doğum haritanıza hakimseniz ve doğum haritanızdaki bütün özellikleri ve bütün yerleşimleri çok saf bir şekilde yorumlamayı başarabiliyorsanız o zaman fark ediyorsunuz ki

kendinizde kötü gördüğünüz birçok özellik aslında sizin yapı taşınız ve o yapı taşlarının üzerinde bunu kullanmanın yöntemini bularak kendinizin daha iyi bir versiyonuna da ulaşmanız mümkün oluyor. Ama şunu unutmamanız lazım. Astroloji genel olarak hiçbir zaman önden belirlenmiş bir kadersellikle alakadar değildir. Yani size bazı özellikleri verebilir, sizin kim olduğunuza dair bazı şeyleri size söyleyebilir ama mesela kesin bir şekilde işte 30 yaşında evleneceksin ve 28 yaşındayken çocuk sahibi olacaksın ve 42 yaşında boşanacaksın gibi sert şeyler söylemek yerine size potansiyellerinizi verir. Ve o potansiyellerinizi nasıl kullanacağınız, nereye doğru kullanacağınız tamamen sizin elinizde olan şeyler oluyor. Çünkü astroloji, yani benim ilgilendiğim astroloji türü özellikle hiçbir zaman kadersel bir yerden değil, insanın kendi iradesinin gücü üzerinden bir yerden bize yardımcı olan bir astroloji türü.

Bunu şöyle açıklayabilirim. Mesela çok klasik örnekler var. Biliyorsunuz bu burçların en sevilmeyen burçlar diye bir şey var ya. Koç burcu, bencil, ikizler burcu, çok yalancı, ne bileyim ben, akrep burcu, çok paranoyak falan gibi. Şimdi bunu böyle söylemek tabii ki de çok eğlenceli gibi gelebiliyor insanlara ama aslında onların neden öyle olduğunu anlamak...

bizim hayata ve insanlara karşı bakış açımızı da değiştiren şeyler oluyor. Yani mesela neden koç burçları bencil? Çünkü onlar ilk burç gibi varoluşsal ve birbirini takip eden bir felsefeden burçları anlamaya başladığımızda bir kere insanlara karşı daha yargısız olmaya başlıyoruz. Yani astrolojiyle gerçekten ilgilenen insanların ne bileyim ırkçı olması, ya da kapalı vizyonlara sahip olması, faşist olması, cahil olması falan çok da mümkün olmuyor. Bu demek değildir ki astrolojiye inanmayanlar böyle oluyor. Ondan bahsetmiyorum ama. Astroloji özellikle herkesin kendi gerçekliğine sahip olduğunu, herkesin kendi gerçekliğinden bir bakış açısıyla dünyaya baktığını anlamamızı sağladığı için birdenbire kendinin dışına çıkmayı başarıyorsun. Ve kendini dışına çıkmaya başladığın zaman kendi problemlerini de küçülüyor. Ama başka insanların problemlerini de o kadar büyütmemeye başlıyorsun.

ve herkese olduğu gibi kabul ettiğin bir yerden herkese yardım etme ve özellikle de kendine yardım etme imkanın çoğalıyor. Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber sonra tekrar birlikteyiz. Bireysel olarak düşünürseniz, mesela dünyaya geldin, ben kaç yaşındaydım ya ilk astrologla tanıştığımda? Büyük ihtimalle 30 yaşlarımda falan ilk defa bir astrolog bana doğum haritama bakmıştı. Ben kendi 9 yaşımdan beri astrolojiyle ilgileniyordum ama tam olarak tabi Burcu'nun dışında da çok fazla bir şey bilmiyordum. Bir takım yerleşimlerden haberdardım ama bir doğum haritasını gördüğüm ilk zamanını hiç unutmuyorum. Böyle matematiksel bir probleme bakıyormuşum gibi, gökyüzünün o sıradaki haritasına bakıyorum gibi hissettim.

Ve ondan sonra astrolog, çok da iyi bir astrologdu kendisi, haritama bakarak bazı tıkandığım noktalarda neden tıkanmış olabileceğimi bana sorarak söylemeye başladı. Senin dedi işte Venus'un boğadı, o yüzden de sevdiğin insanlardan kolay kolay vazgeçemiyorsun. Bir düşünüyorsun böyle gerçekten öyle mi diye. Hakikaten de öyle. Ben birisini sevmeye karar verdiğim zaman o insandan vazgeçmem çok zor oluyor. Ama bunun böyle bir sebepten olduğunu fark etmediğim için vazgeçmeme noktasından da vazgeçemiyor oluyorum. Halbuki bunu fark ettiğim zaman bana zarar veren insanları sevmeme kararında alabileceğimi fark etmiş oldum. Tabii ki de yani bu sadece astrolojide olmadı. Yaşım da kırk bu arada. Yani tabii ki de bir sürü şey yaşandı ve böyle bir yere geldim ama o ilk

Bir astrologdan gerçekten kendini dinlediğin zaman aldığın terapistsel yer göz ardı edilecek bir şey değil. Yani ben bunu çok yaşıyorum. Birçok insanın haritasına sıfır yaka olsun diye baktığım zamanlar oldu ve insanlar böyle şok içinde sen bunu nereden bilebilirsin falan diyor. Çünkü haritada gözüküyor. Ama her zaman şunu da sormak gerekiyor. Sen bunu böyle yaşıyor musun? çok kavgacı olursun ama karşındaki insana her zaman sorman gerekiyor. Sen bunu böyle mi yaşıyorsun? Sen Mars'ın koçta olmasını kavgacı olarak mı yaşıyorsun? Motivasyonunu rekabetten olarak mı yaşıyorsun? Gibi sorularla aslında karşındaki insana, yani doğum haritasına baktığın insana kendisini açıklama, kendisiyle yüzleşme, kendisini tanıma fırsatı da veriyorsun. Doğum haritası sonuç olarak bir insanın kendisine bakarak, kendisiyle dürüst bir şekilde konuşabileceği neredeyse objektif bir alan sağlıyor diyebiliriz. Ve bunun üzerinden kendini kurgulamaya başlamanda çok kolay olur.

Mesela ailen sana sürekli olarak bankacı olman gerektiğini söylemişti. Aha işte bütün bir ailedeki herkes bankacı, sen de bankacı olmalısın falan filan. Ama senin haritan mesela atıyorum müzikle ilgilenmenin daha uygundur. Ve müzikle ilgileneceksen daha mutlu olacaksındır. Belki de senin hiç para hırsın yoktur. Yani ne zaman acaba iyi para kazanırım diye sormak yerine, acaba benim zaten hayattaki amacım para kazanmak mı? Yoksa sanat yapıp başka bir şekilde o maddi değerlere ulaşmak mı? Gibi soruların cevaplarını biz doğum haritasında bulabiliyoruz.

Astroloji hem bilimsel, astronomik bir tarafı var... ...hem psikoterapiye yakın bir kendinle yüzleştirme tarafı var... ...hem de insanoğlunun bütün evrimleşmesinde nerede olduğunu anlamanı sağlayan... ...ve de kendini de bu evrimleşmenin parçası olarak nerede bir rolün olduğunu gösterebilecek kadar... çok çeşitli yol haritalarına sahip olan bir harita, bir resim, bir tablo. Yani bu astrologların da hep söylediği şeydir. Yani biz unik, gerçekten kendine has, kendine özel, hayata bakış açıları olan, amaçları olan ruh parçalarıyız. Ve aslında hepimiz aynı ruhun parçasıyız bir yandan da. Bu hayatı deneyimlemeye gelen bu ruh, bu hayatı nasıl deneyimleyebilecek, bunu nasıl yapacak? Yol haritası tam olarak doğum haritası oluyor.

O yüzden de astrolojiye bakış açınızı birazcık bu ne zaman başıma ne gelecek yerine ben nasıl bir insanım? Karşımdaki insan nasıl bir insan? Etrafınıza baktığınızda olağan bitenler neden olup bitiyor gibi daha büyük resme bakmaya yöneldiğiniz bir sistem halinde kullanmanızda fayda var diye düşünüyorum. Bu tarz öğretilerin hepsinde olduğu gibi, yani bu şeyde de var, sosyolojide de var, aslında psikolojide de var, atıyorum bütün okültü sistemlerde ve okültü inanışlarda ve o tarz bilimlerin ve bilgilerin kullandığı şeyler de var, olaya sadece matematiksel ve katı deneyini yaptım, sonucunu gördüm yerinden bakmak yerine, İnsanoğlunun nasıl bir varlık olduğu üzerinden daha felsefi bir bakış açısıyla bakarsanız, hayatı yaşamanız daha kolay olur diye düşünüyorum. Astrolojinin yardımlarından bir tanesi de bu oluyor çünkü. Hayatı yaşamayı kolaylaştırıyor aslında. Çünkü bir anda durup etrafınıza bakıyorsunuz ve başıma bir sürü kötü olay geliyor. Ben niye bu kadar kötü olayların içinde yok oluyorum diye düşünmektense, aa bir saniye ya şu anda bunlar bunlar oluyor ama döngüde bir yerden sonra bir bakıyorsunuz oradaki gezegenler başka bir yere geçecek ve başka kapılar açılacak. Ha ben şu an bu olayları yaşıyorum çünkü bundan dolayı yaşıyorum.

Ve bunun kontrolü benim elimde. Ben bu bakış açısıyla bundan sonraki hayatıma hazırlanabiliyorumun da yol haritasını veriyor açıkçası. Astroloji ne işimize yarar kısmı biraz karışık bir kısım. Astroloji bize şu şekilde yardım ediyor. Üç şekilde yardımcı oluyor. En mutlu hayatı bizim için mümkün olan en parlak şekilde nasıl tasvir ediyor? Bu bizim astrolojik haritamızda var. Elimizde hangi araçların bulunduğunu, bunları en iyi şekilde nasıl kullanacağımızı gösterebiliyor. Ve yoldan sapmaya başladığımızda hayatımızın nasıl görüneceğini önceden haber verdiği için bununla ilgili önlemler almamızı sağlıyor.

Astroloji, psikoterapinin insanları değiştirdiğinden daha fazla insanları değiştiremez yalnız. Bunu da hiçbir zaman unutmamak gerekiyor. İnsan kendisini değiştirmeye hazır olduğunda değişebilir. O yüzden de doğum haritanızda baktığınızda size bir sürü bir sürü şey söylerdi. Siz bunu almaya hazır değilseniz ve bu konuyla ilgili gerçekten dürüst bir çalışma yapmayacaksanız, tabii ki de o harita okumasından da, astrolojiden de bir fayda sağlayamazsınız. Kendinizi her zaman dürüst bir şekilde değiştirmeye de yatkın ve hazır olmanız gerekiyor astrolojiyle ilgilenmeye başladığınızda.

Biz ruh muyuz, beden miyiz? Ne zaman, nasıl olacaktı? Bu nasıl ilerliyor? Ölümden sonra hayat var mıydı? Bütün bunların hepsinin birazcık tartışmanın gereksiz olduğu bir yerden bakıyorum hayata. Hayatın gizeminin her zaman çözülmesi gerektiğini düşünmüyorum. Hayatın gizemli olduğunu kabul edip, bu gizemin bir parçası olarak bunun içinde yaşamanın rahatlığı ve huzuruyla hayatlarımızı ve ruhlarımızı en iyi şekilde ileriye taşımanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunu da gerçekten doğum haritanıza bakarak yapabiliyorsunuz. Mesela Jüpiter'iniz nerede? Jüpiter'iniz çünkü size bolluk ve bereketi nerede alacağınızı gösteriyor. Atıyorum güneşinize baktığınız zaman özünüzü anlıyorsunuz. Benim özüm nasıl bir öz? İşte Ay'a baktığınızda duygular dünyasını anlıyorsunuz. Merkır'ı nasıl bilgi aldığınız, Mars'ı nasıl savaştığınız, Venus'u nasıl sevdiğiniz. Böyle giden bir dünyadan bahsediyoruz. Ve bunları anlamaya başladığınız zaman bir anda acaba ölümden sonra hayat var mı? Ve astroloji acaba gerçek mi? Ben astrolojiye gerçekten inanmalı mıyım sorularından çıkıp

''Bu böyle olabilir, bir de bunu böyle deneyeyim.'' deyip, gerçekten hayatı bir tık daha umutsuz ve güzel yaşamaya başlayabiliyorsunuz. Bu arada bir şey daha söylemek istiyorum. Astroloji'de iyi ya da kötü diye bir şey olmadığını buradan belirtmek istiyorum. Çünkü fark ettim ki, birçok popüler astroloğun da çok sevdiği bir şey var.

ne bileyim işte venüsünüz düşük pozisyonda, yok efendim Mars'ınız güçlü, işte koç burçları kötüdür, terazi burçları iyidir falan gibi böyle çok hani iyi kötü dengesi üzerinden astrolojiyi anlatmayı çok seviyorlar. Bunun da sebebini anlıyorum. Stereotype olarak düşündüğümüzde faydalı oluyor olabilir. Ama astrolojide aslında iyi ve kötü diye bir şey yok. Neden yok? Çünkü yani Mona Lisa tablosuna baktığınız zaman o tabloyu mükemmel kılan şeylerin birçoğu o tabloda Leonardo Da Vinci'nin belki de yaptığı zaman

Gözüne batan hataları olduğunu kabul ettiğimiz bir yerden gelmemiz lazım. Siz olduğunuz gibi özünüz de aslında o şekilde var olarak iyisiniz ve mükemmelsiniz. Ama tabii ki de hayat koşulları, üzerimize eklenen baskılar, yanlış yaptığımız konular ve kararlar tabii ki de yani hiçbirimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Bu tarz olaylardan dolayı kendi kimliğimizde ve kendi özümüzde bazı kırılmalar yaşayabiliyoruz. Doğum haritası bize diyor ki, sen özünde busun. Bunu iyi şekilde çalıştırmak senin elinde. İyi bir şekilde çalıştırarak gitmen gereken yere gitme potansiyeli ve gücü senin elinde. Kendine geri dön, kendinle dürüst bir şekilde konuş, nerelerde yanlış yaptığını gör ve doğum haritanı uygun bir şekilde, kendi özüne uygun bir şekilde yaşamaya başla diyen de aslında astrolojidir.

Yani sonuç olarak bireyler, hepimiz doğum haritamızı nasıl hayata geçirdiğimizden sorumluyuz. Hiçbir astrolog size doğum haritanızın nasıl yaşamanız gerektiğini birebir söyleyemez. Doğum haritanıza bakıp sizin nasıl bir insan olduğunuzu da size söyleyemez. Size sorarak, sizden fikir alarak size yol gösterebilir ancak. Doğum haritasının sembolize ettiği ideal büyüme modelinden sapmalar. Genellikle amaçsızlık, boşluk ve kaygı hissiyle birlikte gelen dengesiz durumlardan oluyor.

Bu da ne demek? Doğum haritanıza uygun bir amaçla yaşamıyorsunuz demek. Bunun en güzel örneği Kuzey Aydüğümü. Burada ufak bir bilgi vereyim. Kuzey Aydüğümünüzün ne olduğunu muhakkak öğrenin. Bunu herhangi bir siteden Kuzey Aydüğümü hesapla deyip çıkartmanız çok mümkün. Ve ondan sonra da Kuzey Aydüğümüzün ne olduğunu çok iyi okuyun. Bu size ruhunuzun bu dünyada ne amaçla olduğunu gösterecektir. Ondan sonra bütün haritanın yorumu zaten biz bu Kuzey Aydüğümüzü nasıl gerçekleştiriyoruz üzerine? Bunu bir kere okuduktan sonra aslında deminden beri anlattığım her şeye dair çok daha iyi bir fikre sahip olacaksınız. Tabii meraklılarına söylüyorum bunu. Yani çok kolay bir şey söylemediğimde farkındayım ama bir kere azıcık olsun hayatınızda kuzey aydınlığınız neymiş bir bakın ve onun ne olduğunu da okumaya başlayın. Çünkü eğer ruhunuzun ya hayatta bu arada astrolojiden bağımsız bir şekilde söyleyebiliriz. Hayatınızda sadece para kazanmak, evlenmek, çocuk yapmak gibi bir amaç olduğunda

Ruhunuza bu yetmediği için genelde çok büyük bir bocalama içinde yaşamaya başlıyorsunuz. Halbuki mesela insanlara umut vermek, kendi işte içindeki kreatif dünyayı gerçekleştirmek, atıyorum sokak köpeklerine yardım etmek gibi kendini merkeze almayan daha dışarıya ve içinde yaşadığınız topluma dair ve de ruhunuzu besleyecek bir takım amaçlar koyduğunuzda ise çok daha doyurucu bir hayat yaşamaya başlıyorsunuz. E ben bunu nereden bulacağım? İşte doğum haritanıza baktırabilirsiniz hakikaten de. Ya da işte Kuzey Aydın'ımızı okuyarak başlayabilirsiniz. Astroloji herhangi bir felsefe ya da dine fazlasıyla bağlı olduğunda yani bu katı kurallar içerisinde yaşatıldığında ise bütün bu insanı özgürleştiren tarafından uzaklaşmış oluyor. Bazen bir astrologdan ya da bir inanış sisteminden bağımsız olarak bir varoluş felsefesi olarak okunması gerektiğini düşünüyorum.

Sonuç olarak astroloji bir dildir arkadaşlar. Kendimizi anlamanın, evreni anlamanın, bazen kendi rolümüzü, bazen başkalarının rolünün nasıl olduğunu anlamanın en güzel yollarından bir tanesidir. Birazcık merak ve birazcık öğrenmeyle çözemeyeceğiniz hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. Haftaya görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)