Podcast

2025 nasıl olacak? 2024’ün devam hikayesi yazılıyor🪶

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

2024'te neler oldu, 2025'te neler olma ihtimali var? İnsanlık olarak nasıl bir süreçten geçtik, hangi değişimlere doğru gidiyoruz? Doğru soruları sormanın ve elimize bir kalem alıp kendi hikayemizi yazmanın vakti geldi! O zaman yılı kapatırken hem geçmişe hem de geleceğe bir göz atmak iyi olur, öyle değil mi? ;)






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.435 kelime · ~17 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, PodV ile hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bu bölümde 2024'te neler oldu, 2025'te neler olma ihtimali var, biraz bunlardan bahsedeceğiz. Ama ben tabii ki de size işte koşmuşların şunları bekliyor, yok efendim yaymuşları şöyle evlenecek falan gibi şeyler söylemeyeceğim. Daha çok insanlık olarak nasıl bir süreçten geçtik ve nasıl bir sürece doğru gidiyoruz, bunu kendimce olduğu kadar okuduğum her şeyden toparladığım bilgiyle aktarmaya çalışacağım. O zaman bu yolculuk başlasın.

Arkadaşlar nasılsınız? 2024 içinizden geçti değil mi? Geçmiş olması lazım. 2024 gerçekten de insanlığın bütün büyük değişiminin başladığı ilk yıl falan olabilir. Tabii ki de 2020'de çok fenaydı ama 2024 özellikle... ...birçok insanın hem kişisel alanda hem de insanlığın geneli olarak... ...çok büyük değişiklikler yaşadığımız bir sene oldu. 2024 birincisi zaten Mercury Retro'suyla başlamıştı. Mercury Retro'suyla başlayan bir 2024'ten de hayır gelebilirdi ki zaten. Esprisini yapmayan kalmadı diye tahmin ediyorum.

Ama 2024 genel olarak şöyle düşünmemiz gerekiyor, bireysel olarak kim olduğumuzu ve topluluklar içerisinde kim olduğumuzu tekrar gözden geçirdiğimiz, bu yüzden de hem benlik kavramımızın hem de toplum kavramlarımızın değiştiği bir yıl oldu diyebilirim, özetle. Çünkü Kuzey-Güney Ay Düğümleri koç ve terazi akısındaydı. Ve bir şekilde insanlık olarak uğruna savaş verdiğimiz şeylerin ne olduğunu çok daha dikkatli görmek zorunda kaldık. Birtakım savaşlara vermemiz gerektiğini anladık. Ve de aynı zamanda da sadece insanların ne söyleyeceğini, işte elalem ne dercilikten yüzünden vs. gibi şeylerden dolayı yapmak istediklerimizi yapmaktan vazgeçmeye başladık. Yani koç olmaya başladık, teraziliği bırakmaya başladık.

Transkriptin tamamını oku

Bu tabii tutulmalar, güneş tutulmaları, ay tutulmaları... ...hepsi bu koç terazi hakkında olduğu için de şöyle bir duruma sebebiyet verdi. Her güneş tutulmasında bireysel olarak gitmemiz gereken yön uğruna... ...bir savaş verme durumuna geçmeye başladık. Çünkü koç ne olursa olsun sonuçta savaşla alakadardır... ...ve ben için savaşanla alakadardır. Ama terazinin getirdiği diplomatik uyumları vesaireleri falan... ...çok fazla bir kenara bıraktığımız zaman da... ...sırf savaştığımız anlarda bulduk kendimizi.

Bir de şöyle bir şey vardır astrolojide, ben bunu yeni öğrendim ama bence çok güzel bir bilgi. 2024 Satürn'ün yılıymış. Böyle her yılın bir gezegeni oluyor. Satürn de astrolojide çalışmak için çalışmayı temsil eder. Yani çok fazla sonuçları alamadığımız, amaçlarımıza çok hızlı ulaşamadığımız ama çalışmanın disiplini için çalıştığımız bir dönemi simgeler.

Ve 2024'te benim etrafımda böyleydi. Bilmiyorum sizin de etrafınızda böyle mi? Ama çok fazla insan... ...hayaller uğruna çok uğraşıp... ...üst üste bir şeyler koyup... ...neredeyse hiç karşılık almadan... ...ve karşılığının sadece o işi yapıyor olma tatmini olduğu... ...bir yerden bir takım işler yapıyorlardı. Ben de dahilim buna. Karşılığına almadığımı dediğim... ...hani çok hızlı bir şekilde karşılığına almadığım... ...yoksa ben biraz slog değilim olsun... ...işte bu podcast vs. ajansa yaptığımız işler... ...tabii ki de bir şekilde, bir yerlerde karşılık alıyorsun. Ama... Satürn genellikle insanlara zamanla alakadar olduğu için zaman içerisinde bir konuda uzmanlaşmayı öğreten gezegendir. Ve 2024 Satürn'ün yılıydı. Biz 2024'ün temalarındaki sıra haritalarımızda ne yaşadıysak o temalarda bir karşılık almadan, bir sonuca varmadan bir şekilde uzmanlaşmak durumunda kaldık.

Mesela benim çok fazla şey duyduğum oldu. Arkadaş çevresini çok değiştiren, hiç bozulmaz diyen, evliliği biten, işini birdenbire bırakanlar, meslek değiştirenler, kariyer değiştirenler. O kadar çok kendi ruhuna uygun olmayan şeyi insanlar geride bırakmak zorunda kallar ki. Burada kendileri karar verip geride bırakanlar da oldu. Ya da inat ettikleri için evren bir şekilde onların elinden dağıldı bu alışkın oldukları şeyleri.

Çünkü 2025 ve özellikle 2026 bizim insanlık olarak evrimleşeceğimiz steplerden bir tanesi olacak. Burada ne demek istiyorum? Diğer yıllara benzemiyor. Yani çok fazla büyük gezegen aynı anda yer değiştiriyor, burç değiştiriyor ve birileriyle yaptıkları açılar bu yüzden değişiyor. Ve bu mesela 200 yılda bir olan, atıyorum işte 60 yılda bir olan falan bütün bu değişimlerin hepsinin aynı anda olduğunu düşünün.

Normalde büyük bir gezegen yer değiştirildiğinde diğerleri çok kıpırdamadığından biz bunun toplumsal olarak çok fazla etkisini almıyoruz aslında bir süredir. Ama bu Plutonkov'a zaten başlattı bu işi. Bununla ilgili zaten bölümü dinleyebilirsiniz geriye dönüp. Ama onun dışında hem Neptün hem Uranüs de yer değiştirecek, Jüpiter de yer değiştirecek ve yepyeni bir çağın ilk yazılımını görüyor olacağız.

2025 aslında bize diyor ki 2024'teki bu çok iyi yaptığın yani iyi yaptığını umut ettiğim daha doğrusu içsel çalışma ve hayatını düzenleme sonucunda 2025'te her şey yeni hayatına göre daha da hızlanacak diyor. Ama eğer siz hiçbir iç çalışmayı yapmadıysanız işte atıyorum Vazgeçmeniz gereken şeylerden vazgeçmeyip hala daha sizin hiçbir işinize yaramayan bir takım yapılarda iş, ilişki, arkadaşlık, bu tarz yapılarda hala daha inat etmeye devam ediyorsanız 2025'te bu değişiklik kesin olacak demektir. Ve bunu kendinize bakarak çok rahat bir şekilde görebilirsiniz bu arada. Yani yaptığınız iş, içinde bulunduğunuz ilişki, içinde bulunduğunuz arkadaş grupları sizin ruhunuza herhangi bir şekilde iyi gelmiyorsa onlarla devam edemezsiniz zaten.

Durup düşünmekte fayda var. Bütün 2024 tutulmalarında insanların ayrılık haberlerini dinledim ben. Yani böyle hiç ayrılmaz, hiç boşanmaz dediğim kim varsa ayrıldı ve boşandı. Bir yandan da çok feci kariyer sıçramaları yaptılar insanlar. Bazıları da hayatlarında çok büyük bir değişiklik olmadığı halde çok içsel değişimler yaşadılar. Ben o insanlardan bir tanesiyim mesela. Benim çok büyük bir içsel değişimim olmadı ama hayatımdaki her zaman var olan konulara bakış açım değişti.

O bakış açısının değişmesinden dolayı da... ...Satürn'ün enerjisini kullanarak çok daha disiplinli bir şekilde... ...hayatımdaki var olan yapılarla ilgilenmeye başladım. O yüzden de bir kendinizi durup düşünmenizi istiyorum. Yani 2024'te, gerçekten de Ocak ayında neredeydiniz? Şu an neredesiniz? Ve o süreç boyunca neler değişti? Yani sadece dış değişiklikler değil, iç değişikliklerden de bahsediyoruz. Bu çalışmayı yapmak bence yıl sonlarında çok önemli. Çünkü 2025'e girerken... Bir kere bir Mars retrosuyla giriyor olacağız ve de Yengeç Burcu'na bir Mars retrosuyla giriyor olacağız. Çok duygusal alanda, ne uğruna savaştığımızla ilgili içsel değişimlerden geçtiğimiz, çok hafif depresif olduğumuz bir şeyleri başlatmanın çok zor olduğu bir yıla başlıyoruz. Çünkü bir sürü gezegen retro da bu arada. Ben biliyorsunuz retrolardan korkmuyorum ama yani retro sonuçta bir şekilde hayatın durağınlaşması, sakinleşmesi, bir dur, bekle, ne yapacaksan, bir zamana ihtiyacımız var dediği an olduğu için yani yeni yıla başlarken her şeyin retro dağıldığı bir yeni yıla başlamak tabii ki de öyle

...pırt diye bir değişiklik yaratacak bir şey olmuyor maalesef yani. Ama hala daha çözmemiz gereken şeyler var demek oluyor. Ne de 2025 Mart ayı özellikle... ...Koçburcu'ndaki güneş tutulmasıyla beraber tam benim doğum günümde oluyor bu arada. 29 Mart 2025 insanlık tarihinin en önemli güneş tutulmalarından bir tanesi benim doğum günüm. Ne yapacağımı bilmiyorum gerçekten de. İyi bir aydınlanma yaşayacağımı umuyorum. Mars retrosuyla başladığımız yeni yılda bu içsel, duygusal karmaşanın ortasındayken... Mart ayına doğru hazırlanıyor olacağız. Mart ayının sonunda, 29 Mart'ta bir güneş tutulması var. Bu büyük ve önemli bir güneş tutulması olacak. Astronotların bir kısmı bunu sınırları tekrar belirleyen güneş tutulması olarak görüyorlar. Buna hazır olarak girmemiz gerekiyor. O yüzden de aslında yeni yılın çok cazgır cazgır böyle koştura koştura başlamıyor olması, bir takım retrolarla başlıyor olması bizim biraz faydamıza. Çünkü bazen durup düşünmek, iyi planlamak, gelecek olanlara hazır olmak gerekiyor.

Mart gerçekten de birçok parametrenin değişeceği bir ay olacak olarak gözüküyor. Bir yandan da Neptün, Uranüs ve Jüpiter gibi gezegenlerde Burç değiştirdiği için bunların tarihleri birazcık daha farklı ama Mart ayında tetikleniyor bütün olaylar. Şunu anlamanızı istiyorum. 2024'te verdiğiniz kararların arkasında ne kadar durabileceksiniz? Hayat sizi bununla sınıyor olacak. Eğer

Vazgeçmeniz gereken şeylerden vazgeçmezseniz de farkına varıp bunun Mart'taki tutulmaymış, ondan sonraki işte gezegen değişimleriymiş vs. derken siz zaten elinizde olmadan o özünüzde olmanız gereken insana doğru savrulacaksınız birazcık. Buna hazır olmakta fayda var. Bundan korkmamakta fayda var. Yani şöyle düşünün. Şu anda çok iyi kazandığınız bir iş vardır mesela. Ama bir yandan da o işte hiç mutlu değilsinizdir. Yani niye o işi yaptığınızı bilmezsiniz. Kalbinizdeki iş o değildir. Parası iyidir ama bütün mutluluğunuzu da elinizden alıyordur mesela. Tamam mı o iş? Eğer o işten ayrılma cesaretini gösteremezseniz, bir şekilde o işi kaybetme ihtimaliniz yükselir. Ve eğer siz bilinçli bir şekilde işten ayrılırsanız ve kendi mutluluğunuz için planladığınız... Bu arada sakın plan yapmadan işten falan ayrılmayın. Kesinlikle onu demiyorum. Lütfen, öyle bir şey yok.

Ama yani eğer böyle bir fikriniz varsa, zaten bu önümüzdeki iki ay sizin bu planları yapmanız için yeterli süreyi vereceksiniz astrolojik olarak. Planlarınızı yapın. Bu iş yerine ben ne yapmak istiyordum? Portfolyonunuzu mu hazırlamanız gerekiyor? CV'nizi mi düzeltmeniz gerekiyor? Belki de geçmek istediğiniz iş, dünyasıyla alakalı insanlarla tekrar connection kurmanız gerekiyor. Ani hareket yapmanıza gerek yok yani, onu demeye çalışıyorum. Mart'a kadar hiç ani hareket yapmanız gerek yok.

Ama o zamana kadar birazcık olsun hani tamam ya bu olay benim hayatımda artık bana mutluluk getirmiyor. Ben bununla ilgili ne yapabilirim? Ne tür asetlerim var? Ne tür zaaflarım var? Neleri kullanabiliyorum? Neleri kullanamıyorum? Mesela bu tümün listelemesini yapıp, bunun üzerine hareket etmeye başlarsanız, işte o tutulma sizi zaten ileriye götüren bir tutulma olur. Ama siz hiç bu çalışmaları yapmıyorsanız, sürekli olarak sadece söylenip olduğu gibi her şeyi kabul ettiğiniz bir yerdeyseniz, o tutulma sizi çok kötü bir şekilde dibe vurabilir. Bunu söylemek istiyorum.

Çünkü tutulmalar hiçbir zaman aslında var olmayan bir enerjiyi güçlendirmezler. Var olan enerjiyi güçlendirirler. Siz hayatınızı düzene sokmak üzerine bir enerjinin içindeyseniz o tutulma o düzen içindeki enerjiyi yükseltir. Ama siz sürekli hayatınızdan şikayet etme düzeni içerisindeyseniz neyi yükseltecek? Tabii ki de o şikayet enerjisini yükseltecek. O yüzden de...

Ben diyorum yani felaket tellallığına gerek yok, ne olacağını bilirsin, ona göre hazırlanabilirsin dememin sebebi de bu. Önümüzdeki iki ay, yani Ocak ve Şubat, bir takım retrolar vs. ama çok sıkıntı yok, Merkür Retrosu yok diye hatırlıyorum. Çünkü Mart'ta gelecek Merkür Retrosu, daha yeni bitti Merkür Retrosu. Allah'ımıza bin şükürler olsun.

Ama onun dışında büyük gezegenlerin retrolarıyla uğraşıyor olacağız. Burada sakin kalmak, ileriye doğru plan yapmak, bundan bir sene sonra nerede olacağınızı düşünerek bir takım hareketler yapmak için gökyüzü inanılmaz bir fırsat sunuyor aslında. Bir şeyleri hemen değiştirmeniz gerek olmadığını hatırlatıyor, düşünmenizi söylüyor. 2025'te çünkü bütün bu gezegen değişiklikleriyle bir inanç dünyamızla ilgili bir savaşa gireceğiz. Yani bu ne demek? Şimdiye kadar inandığın her şey uğruna başka insanlarla ve başka strukturlarla savaşma potansiyelin var.

Ve inandığın şeyler mesela sana hiç faydası olmayan şeylerse bomboş bir savaşa girmiş oluyorsun tabii ki de. Ama inandığın şey daha senin ruhuna uygun ve daha toplumsal olarak insanlara fayda sağlayan bir şeyse e o zaman ne oluyor? Tabii ki de daha güzel bir inanç savaşına girmiş oluyorsun. O zaman inandığın şey uğruna savaşmak çok daha mantıklı oluyor. Onun dışında Uranüs boğa burcundan çıkıp iki zar burcuna geçecek. Bu arada demin söylediğim şeyi söylememin sebebi Neptün'ün

koça geçmesiydi. Neptün bizim hayaller, hayal gücümüz, inanışlarımız, bilinçaltımız vs. bu konularla ilgilenen gezegen ve koç gibi savaşan, ileriye doğru gitmek isteyen, bir şeyler uğruna kendini feda edebilen bir burçtan bahsediyoruz. Yani inançlarımız için savaşacağımız bir yerdeysek o inançlarımızın doğru düzgün olduğundan da emin olmamız gerekir diye düşünüyorum. Aynı zamanda Uranüs, Boğa Burcu'ndan çıkıp İkizdar Burcu'na geçecek. Uranüs geldiği yerde çok ani değişiklikler ve hızlanmalar yaratıyor. Böyle özetleyebilirim. İkizdar Burcu'na geçtiği zaman ne oluyor? İkizdar'da bilgi ve iletişimle alakadar. Yani bir şekilde teknolojinin, yani Pluton'un da kovada olmasıyla beraber teknolojik olarak iletişimin çok hızlandığı, bambaşka belki iletişim yöntemlerinin bulunduğunu ve keşfedildiğini duyduğumuz bir döneme geçiyor olacağız.

Bunun dezavantajı ne? Bilgiyi kimden alıyoruz ve aldığımız bilgi doğru mu değil mi? Şimdi bunu işte Neptün ile birleştiriyoruz. İnandığım şeyleriyle ilgili aldığım bilgileri mi doğru ve gerçek kabul ediyorum ve bu uğurda savaşıyorum yoksa bütün bana sunulan bilgi çöplüğünün arasında gerçek olan bilgiyi, doğru olan bilgiyi alıp onun üzerine mi hareket edebiliyorum? İnsanlığın şu anda geldiğimiz noktada en çok dikkat etmesi gereken şey gerçekten de bilgiyi nereden aldıkları, inandıkları şeye neden inandıkları ve bunların bir şekilde muhakemesini yapabiliyor olmak.

Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber sonra tekrar birlikteyiz. Tabii ki her şey çok kötü değil. Bir andan da Balıkbaşak hakkı diye bir şey var çünkü. Programın başında dedim ya, geçtiğimiz sene Kuzey Aydın mı Güney Aydın mı Koç Terazi hakkındaydı. Kuzey Aydın'ı insanlık olarak gitmemiz gereken yer, Güney Aydın'ı da arkamızda bırakmamız gereken ama oradan aldığımız bilgelikle ileriye doğru gitmemiz gereken yer diye düşünebilirsiniz. İşte bu bütün dünya için Koç Terazi hakkındaydı. İşte biz o yüzden de ben kimim, bizim içindeki ben kimim gibi şeyleri düşünüyorduk.

Şimdi ne oluyor? Şimdi akslar değişecek. Kuzey Aydüğüm ile Güney Aydüğüm'ü Koçterazi aksından Başakbalık aksına geçiş yapacak. Bu 12 Ocak 2025 gibi başlıyor. 1,5 sene falan sürecek bu konu. Kuzey Aydüğüm, Güney Aydüğüm'ün 1,5 yılda bir değişen bir şey. Pardon, 18 ayda falan olması lazım. Güney Aydın'ı Başak'ta, Kuzey Aydın'ı Balık'ta olacak ve biz toplumsal olarak Başaklıktan Balıklığa doğru gideceğiz. Bunu böyle söyleyince çok komik oluyor farkındayım ama bunun anlatısı şu. Bu geçiş detaylara odaklanma ve analitik düşünceden daha sezgisel ve spritel bir bakış açısına yönelme gerekliliğini vurgular. Bunu ben bir böyle kitapta tam olarak bu şekilde yazıyordu ve bu şekilde size söylemek istedim. Bireyler mantık ile sezgi arasında denge kurmaya teşvik edilecektir. Şöyle düşünün, çok inanılmaz bir seviyede sürekli olarak her şeyi bilimsel açıklamaya çalışmak, detaylandırmak, onayını almak... Bu dünya var ya, bu dünya bu bir şekilde kendi gücüne güvenmemeyi de getiriyor. Her şeyi kontrol altında tutmak zorundaymışız gibi hissediyoruz. Eğer kontrol altında olursa her şeyi başarırım zannediyoruz. Ne kadar mükemmelleşeyim, o kadar başarılı olma ihtimalim var gibi hissediyoruz ya. Birazcık oradan şuna geçmek gerekecek. Ya akışına bıraktığımda asıl kusursuzluğu bulabilirim. Kusurun içinde, kusurlu olma durumunun içinde bir kusursuzluk var belki de. Ve de benden daha yüksek, içimde olan ya da dışımda olan güçlere de kendimi belki bırakabilirim. Yani evren olur bu, Allah olur bu. Herhangi bir inanıştaysanız, hangi inanıştaysanız o inanıştaki o güçlü varlıktan bahsediyoruz. Yani o güçten bahsediyoruz gerçekten de.

Kendinizi buna birazcık bırakma, birazcık kadersellik diye geçiyor bu ama ben bu kelimeyi çok sevmiyorum. Daha çok her şey yolunda gidecek. Ben inanıyorum. Ben yapmam gereken her şeyi yapıyorum zaten. Her türlü işlemi yaptım, çalıştım. Kendimle ilgilendim. İçimdeki niyetim iyi. Kendi özüme uygun bir şey yapıyorum falan. Bütün bunlar zaten okey. Birazcık evrene bırakabilirim. Zaten ben bunların hepsini, yani yapmam gerekeni yaptığım için evren beni olmam gereken yere taşıyacaktır muhakkak. Eğer bir şeyler oluyorsa zaten bunun için oluyordur muhakkak. Düşüncesini birazcık öne çıkardığımız bir 18 ay olacak.

Bir yandan da şu olacak, başak bizim fiziksel bedenimizle ilgilidir ve de fiziksel sağlığımızla ilgilidir. Balık bizim manevi bedenimiz diyebilirim ve manevi sağlığımızla ilgilidir. Bu ne demek? İşte bütün inanışlar dünyası manevi sağlığımız aslında. Ne kadar sağlıklı inanışlarımız var. Kendimizle ilgili, dünya ile ilgili, başka insanlarla ilgili. Bunu sadece şey olarak düşünmeyin yani. Bir Allah inanışı ya da dinler teorisi inanışıymış gibi değil de bir şeylere inanıyorlar. Yani ben inanıyorum ki işte Pod B çok başarılı olacak. Mesela bu da bir inanış türü ya.

Bütün bu inanışlardan bahsediyorum. Bunların sağlıklı olabilmesi için yani manevi dünyamızda sağlıklı olabilmemiz için aslında fiziksel bedenimizde sağlıklı olmalıyız zıdda görüyor olacağız. Yani ne kadar tam olarak bu şey aksi diyorum ha buna. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur aksi. Bunu yaşıyor olacağız 18 ay boyunca. O yüzden de insanların hepsinin yani hepinizin hepimizin yapabileceği en güzel şey günlük rutinlerinde

Bu fiziksel sağlığı birazcık daha kaliteli, birazcık daha öne taşıyan ufak hamleler yapmak. Mesela atıyorum sabahları 15 dakika erken uyanın, bakkadan da 15 dakikada bir meditasyon yapmak olabilir. Yoga yapmak olabilir. Sevmiyorsanız yoga ile meditasyonla koşmak olabilir. Ya da atıyorum belki de bangır bangır müzik dinleyerek dans etmek olabilir bu. Buna kimse karışamaz. Bunu sizden iyi kimse bilemez zaten. Bu tarz bir şey eklemek. Ya da işte atıyorum çünkü günde 6 bardak kahve içiyorsanız, belki de artık 3 bardak kahve içmelisinizdir gibi.

Birçok minik hareketlerle böyle günlük rutinlerimizde, günlük alışkanlıklarımızdaki sağlıklılığı bularak manevi sağlığımızı güçlendirmek ve bu sayede işte Neptün koşur demiştik ya, bu sayede inanç dünyamızdaki, inandığımız şeylerin bize uygun olması üzerinden o inançlar için savaş vermeye başlamak gerekiyor. Boş boş size ait olmayan inançlar için savaş vermeyin. Çünkü bunun hiçbir faydası yok. Onun dışında Satürn'de balık burcundaydı bir süredir. Sevgili balıklar ve balık yükselenler.

Satürn 25 Mayıs 2025'e kadar balık burcunda olmaya devam edecek. Büyük bir ihtimalle hani o zamana kadar okyanuslarla ilgili işte bu şey vardı ya, çok gülüyorum o habere. Bir tane milyarderlerin denizaltısı battı ya şeyin içinde, pıtın diye. O mesela Satürn balığın başlangıç tarihine falan denk geliyor bu arada, şaka yapmıyorum. Gerçekten öyle. Bakarsınız, bunu hatırlamıyorum çünkü şimdi.

Ama yani Satürn balık derken genellikle su, deniz vs. o konularla ilgili alınan dersler olur. Bir de yani daha dinsel dünyalar, inanışlar vs. falan filan o konularla ilgili de bir takım dersler alınır. Şimdi 25 Mayıs'ta, yani 30 Mart'ta Neptün Koçburcu'na geçti. Farkındaysanız güneş tutulmasından bir gün sonra oluyor bu. Onun üstüne bir de 25 Mayıs'ta da Saturn koş burcuna geçecek. O da disiplin ve sorumluluk alanlarında yeni başlangıçlar yapmak demek olacak. Şimdi bunların hepsi birbirine bağlıyorlar o farkındaysanız. İlk başta fiziksel sağlığımızla manevi sağlığımızı bir yerine oturtmak için plan yaptık. Neler yapabileceğimizi bulduk. Bunu bir günde bulmak zorunda değilsiniz bu arada. Bir şeyleri deneyip yanılma ihtimaliniz var tabii ki de. Ondan sonra inanç ve manevi dünyamızı ve fiziksel dünyamızı biraz sağlamlaştırıp kendimize daha inançla sarıldığımız bir takım hedefler belirledik. Bu 30 Mart'a kadar bunları yaptık büyük ihtimalle. Ondan sonra ne oldu? Satürn koşmuşuna geçti. Tamam şimdi bunları disiplinli bir şekilde nasıl hayal geçiriyorum kısmı orada başlıyor. Yani bunun için en iyi başlangıç zamanı bu oluyor. Liderlik vasıfını geliştirmek, ister projelere yapı kazandırma konusunda daha güçlü olmak, işte kendi öz disiplininiz ve kendi projeniz için gösterdiğiniz özveri ve çalışkanlık vs. buralarda artacaktır büyük ihtimalle. Çünkü koç ilk burç olduğu için her şey ilk yapan olmak zorunda ve tek başına olduğunu zannediyor. O yüzden de hep liderlik yapan bir burç oluyor.

Bunu söylerken tekrar ediyorum, Güneş'i koç olan, koç burcu olan insanlardan bahsetmiyorum ben. Koç arketipinden bahsediyoruz. Satürn de bu koç arketibine geçiyor ve disiplin, sorumluluk, hadi bakalım bu kadar planını yaptın, programını yaptın, sen bunu yapacağına inanıyorsun ama inanmakla olmaz bu iş. Hadi bakalım çalışıyoruz şimdi.

Bu böyle bir Mayıs'a kadar bunlarla uğraşıyoruz. Ondan sonra çok güzel bir olay oluyor ve Jüpiter artık İkizai Burcundan çıkıyor ve Yengeç Burcu'na geçiyor. En sevdiği yerlerden bir tanesi Jüpiter normalde Yay ve Balık Burcu'nu yöneter ama Yengeç Burcu'nu da çok sever. Yani astrologlar öyle söyler Yengeç Burcu'nu. İşte yücelir çünkü Jüpiter.

Burada aile, ev ve duygusal güvenlik konularıyla milli güvenlik konularında bir artış olacak. TikTok'ta falan ThreadWife var ya, ThreadWife akımı var. Ne, Türkçesi ne onu bilmiyorum. Tradisyonel kadın olma durumu işte. Hocam çalışsın da ben evde işte yoğurtları yapayım da işte keçileri sığayım falan gibi bir akım var ya.

Bu Jupiter Yengeç'te tavan yapacak arkadaşlar. Bir marketing yapmak istiyorsanız, bir markanız varsa ben size söyleyeyim. Oynayacağınız yer bu tradisyonel kadın erkek rollerinin patlaması üzerine olmalı. Bu çok uzun sürmeyecek çünkü zaten sürdürülebilir bir tarafı yok. Çünkü yani ne yapacağız? Kadınlar bütün haklarından vazgeçip evde mi oturacaklar gerçekten? Ama bunun üzerinden para kazanan daha da çok olur ben size söyleyeyim yani.

Bu işin tabii ki de birazcık medyatik ve hani benim dalga geçtiğim kısmı ama iyi kısmı da var. Bu çok bireyselleştiğimiz ve çok bilgi üzerine kurduğumuz ilişkilerden daha duygusal, daha aile kurma noktasına da geri geleceğiz ve bunun insanın evrimleşmesinde bir önemi var tabii ki de. Yani şey haberlerinin farkındasınızdır. Son bilmem kaç senedir doğum oranlarının çok düşmüş olması. Haksız değil insanlar çocuk yapmamakta. Onu söylemiyorum. Tabii ki de yani hani bu tamamen kişisel bir karar. Ama bir anlığında Jüpiter yengece geçtiğinde çok daha fazla özellikle genç insanlarının arasında çocuk yapma oranının arttığını görme ihtimalimiz olduğunu düşünüyorum ben şahsen. Çünkü yengeç yani çocuk doğurmakla da alakadar. Ne olursa olsun tradisyonel astroloji de böyle. Yani her şeyinde varoluşsal kısmını söylemek zorunda değiliz. Jüpiter yengece geçince çocuk doğuşları artar yani. Bu böyledir. Daha çok anne olur insanlar vs. Bunun tabi düzenli olması gerekiyor. Ondan sonra işte Uranüs'ün ikizlere geçişi var. Sonra da Venüs retroları vs. var. Bu retro konularına ben bu bölümde girmek istemiyorum. Onlar için ayrı bir bölüm yapmamız gerekecek. Ve o retrolar başlarken yapılırsa iyi olur. Çünkü yoksa çok manasız şimdi anlatacağım. Aklınızda kalmayacak tarihler. O yüzden de 2025'in genel yapısı şu. Benim kendim için kurduğum gelecekle ilgili ben ne yapıyorum Allah aşkına şu anda?

sorusu ve bu soruyla ilgili olarak bir dakika bu istek gerçekten bana ait bir istek miydi sorusu ve onun cevabını bulma süresi sonra da bunun için fiziksel sağlıktan günlük rutinlerden başlayarak ufak tefek değişikliklerin yapılmasıyla disiplinli bir şekilde mart ayındaki tutulmanın enerjisini arkamıza alarak artık yaşamak istediğimiz hayata geçiş Bu tabii ki de hazır olana böyle. Hazır değilseniz büyük bir ihtimalle çok sert değişiklikler yaşayacağınız bir yolda olacak. Lütfen yaşadığınız değişikliklerin neden olduğuna dair kendinizle çok dürüstçe konuşmalar yapın. Bir şeylerden korkup, panik olup, duygusal olarak tepki vermeye özen gösterin. Bu duygularınızı hissetmeyin demek değil. Tabii ki de duygularınızı hissedin ama yani taa diye bir panik halinde böyle yani. Allah'ım şimdi ne olacak? Niye hayat benim başıma geliyor falan? No. Bir sakin. Bir oturun düşünün yani. Çok güzel değişikliklerin olacağı bir zaman dilimindeyiz. Bir kere bütün sistemler değişiyor. Bunu daha önce de konuşmuştuk. O sistemlerin içinde nerede olmak istediğinize iyice bir bakın derim. Ve bugünlük bu kadar. 2025'e hoş geldiniz. Umarım çok mutlu bir yıl olur. Sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)