Podcast

karanlık bir zihnin haritası: Unabomber

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölümde, 20 yıl boyunca düzenlediği bomba saldırılarıyla ABD'yi terörize ederek polisleri bilmecelere sürükleyen Ted Kaczynski, namıdiğer Unabomber'ın ilginç haritasını inceliyoruz.

Hikayeyi tüm ayrıntılarıyla öğrenmek için Karanlık Dosyalar'ın yeni, iki bölümlük "Unabomber" podcast serisine göz atmayı unutmayın!








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.740 kelime · ~14 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, Podvilya hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bu hafta ünlü yunabomber Ted Kaczynski'nin haritasının analizini yapmaya çalışacağız. Burada anlattığımız bazı olayların ne olduğunu daha detaylı dinlemek istiyorsanız ve öğrenmek istiyorsanız Karanlık Dosyalar podcastinin Ted Kaczynski bölümünü bir kulak vermenizi tavsiye ederim. O zaman şimdi bu yolculuk başlasın.

Seri katillerin haritalarını incelemek ve bunlarla ilgili olarak konuşmak aslında çok tehlikeli bir şey. Çünkü insanlar kendi haritalarına bakıp, benzer yerleri görüp, kendi içlerinde böyle bir potansiyeli olup olmadığını düşünme hatasına düşüyorlar. Şöyle bir şey yapmanızı istiyorum. Bu zaten kendiliğinden vahşileşmiş, yaşadığı travmalar sonucunda bu tarz kararlar vererek insanları öldürme yoluna gitmiş bir insan.

Sizin haritanızda benzer taraflar olsa bile, siz verdiğiniz kararlarla zaten bu tarzda bir insan olmaya karar vermemişsiniz demektir. Bunu çok iyi bilerek dinlemenizi rica edeceğim sizden. Kaczynski aslında Harvard'da yaşadığı travmatik deneyimler olmasaydı belki de bakış açısıyla ve devrimsel nitelikteki düşünceleriyle çok yeni olmasa da insanların hayatını değiştirebilecek tarzda bir insan, bir filozof olacakken yaşadığı travmalar ve verdiği kararlar sonucunda insanlara zarar veren bir seri katile, bir kitlesel katile dönüşmüş durumda. Kaczynski'nin haritası biraz enteresan bir harita, yalan söylemeyeyim.

Transkriptin tamamını oku

Bir kere her şeyi ikizler burcunda. Bölüm bölüm inceleyeceğiz. Bunu da söyleyeyim. İlk başta şuna bakacağız. Güneş'i nerede? Güneş, özbenliği temsil eden ışık kaynağı, ikizler burcunda ve sıfır derecede yer alıyor. İkizler, zihinsel düzeyle ilgili bir hava burcu, mantıksal ve soyut fikirlerin keşfi ve iletişimiyle tatmin olan bir entelektüel karakter demek. Bu adam zaten bütün güneş ikizlerde olan bir şekilde

yaşamının öz varlığını tamamen entelektüel bir şekilde dünyaya anlamak ve bunun iletişimini kurmak üzerine gerçekleştiriyor. Yalnız Güneş'in yanında hem Satürn var hem Uranüs var. Satürn zamanın, yapının, geleneğin, kısıtlamaların ve engellerin tanrısı iken buna karşılık Uranüs evrimi, yeniliği, isyanı ve gerektiğinde yıkıcı bir şekilde sınırları aşmanı yöneten gökyüzünün tanrısıdır. Bu arketipsel etkilerin birleşimi, Kaczynski'nin sanayi toplumuna yönelik ideolojik karşılığını çok güzel yansıtıyor. Ayrıca bu gezegenler 12. evinde yerleştiği için de ve bu evin anlamları arasında izolasyon da olduğu için Montana ormanlarındaki münzevi yaşamı ve oradan yürüttüğü aktif dirilişi de açıkça gösteriyor.

Satürn bu grupta olduğu için onun, Satürn'ün kısıtlayıcı ve disiplinli etkilisiyle ne kadar temel ve ilkel bir yaşamı sürdürdüğünü de görebiliyoruz. Uranüs ise yerleşik toplumsal düzene karşı çıkma ve meydan okuma motivasyonunu gösteriyor. Kaczyński kendisinin yaşam alanını kısıtladığı yerden içinde bulunduğu yerleşik toplumsal düzene karşı çıkma dürtüsüyle hareket eden bir insan. Bunun dışında yükseleni Merkürü, Jüpiter'i ve Lilith'i de İkizler Burcu'nda. Adamda İkizler Steliumu var yani kısaca. Bütün İkizler Steliumları bu hale gelecek diye bir şey yok. Bunu tekrar ediyorum. İkizler Burcu'nun bir özelliği de değil bu adamın geldiği nokta. Bunu da tekrar söylüyorum. Biz şu anda gayet sakin bir şekilde bir analiz yapıyoruz.

Yükselen ikizler benim etrafımda çok fazla var. Zaten ikizler yerleşimi de benim etrafımda çok fazla var. Şöyle bir şey oluyor ikizler borcunda. Bütün dünyayı analitik ve entelektüel bir şekilde sürekli olarak analiz ettikleri ve kafaların içinde bütün dünyayı tekrar tekrar konuşturdukları bir bubble'da yaşıyorlar gibi hayal edin. İki tane pimpon topu birbirine çarparak bir gerçeklikler kırılması içinde yaşıyorlar ve her şeyi analiz ediyorlar, her şeyi algılıyorlar ve her şeyin iletişiminde bulunmak istiyorlar.

Şimdi güneşi yükseleni Merkür, Jüpiter ve Lilith'i ikizler burcunda olan birisi, bu kadar ikizler steryumu olan birisi bütün dünyayı bu entelektüel analitik filtreden geçirdikten sonra tekrar dünyaya verme amacında oluyor. Gerçekliği entelektüel bir filtre aracılığı algılamak, ve Merkür kavuşumuyla da bunu dışarıya yansıtması bizim sonradan gördüğümüz bütün bu mektuplaşma, basını manipüle etme kısımların da ortaya çıkacak. İkizler Merkür'ün yönetiği bu işlerden biri ve burada çok rahat ve temel işlevlerini en verimli şekilde yerine getirebiliyor. Mantıklı analiz, akıl yürütme ve fikir paylaşımı gibi. Bu ikinci gezegen grubuna katılan unsurlardan bir tanesi Jüpiter. Jüpiter, bulunduğu yeri genişletir, felsefe ve yüksek öğretimi temsil eder. Dokunduğu her şeyi büyüten Jüpiter, burada Merkür'ün bilissel yetilerini çok daha büyük bulutlara ulaştırarak Kaczynski'nin keskin zekasını ve güçlü zihinsel kapasitesini de simgeliyor. Merkür gençliği, Jüpiter ise yüksek öğrenimi temsil ettiğinden, kendisinin Berkeley'de asistan profesör olarak görev yapan en genç kişi olması da çok şaşırtıcı değil açıkçası.

Bu kavuşumun son birleşimi Lilith. Şimdi Lilith'le ilgili ben çok fazla konuşmayı sevmiyorum. Lilith yerleşimini insanların kendisinin anlamasını tercih ediyorum. Ama madem burada birazcık da olsun analize giriyoruz. Şöyle diyelim. Ay'ın eliptik yörüngesindeki ikinci bir odak doktası ve dünyanın görünmez bir ikizi gibi düşünebilirsiniz Lilith'i.

Ayın sembolize ettiği bütün karanlık duyguları, gölge tarafları temsil ediyor aslında. Lilith ayın karanlık tarafı gibi de düşünebilirsiniz. O yüzden de baskılanmış, tehlikeli, isyankar ve tabu olarak görülen bütün duyguları temsil ediyor. Şimdi bu adamın bu tarz karanlık, baskılanmış, tehlikeli, isyankar bütün duyguları aynı zamanda Jüpiter gibi her şeyi büyüten bir de Merkür gibi her şeyin iletişimini yapmak isteyen iki gezegende birleşince ne oluyor? Tabii ki de Ted Kaczynski

bazı insanların sadece arkasında kalan, bilinçaltında kalan bu tehlikeli isyankar duygular dünyasını ortalığa çıkartma süreti olmuş. Yani tabii 16 bomba ve 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir terör hayatının sebeplerinden bir tanesi bu olarak görünebiliriz. Biz buradan bunu açıklayabiliriz. Ama tabii ki de asıl asıl asıl sebep Kaczynski'nin kendini zaman içerisinde çok daha izole etmesi, her türlü sosyal ortamda dışlanması ve de en önemlisi bu üniversitedeyken yaşadığı deney sonucunda egosal kırılmalar yüzünden oluyor. Buraya da geleceğiz.

Şimdi bu Güneş-Satürn-Uranüs kavuşumu zaten çok kısıtlı bir hayatla toplumsal var olan sisteme karşı çıkmak ve bunu entelektüel bir şekilde yapmakken, bir yandan da Merkür-Jüpiter-Lilit kavuşumu da neyi gösteriyor? Birinci evinde bu arada bu kavuşumlar. Kendisini ifade etme şekli en karanlıkta kalan duygularını en yıkıcı şekilde ortaya çıkarmakla oluyor. Geliyoruz şimdi Ay Pilutu ve Kiron. Bunlar da Aslanburcu'nda birleşmişler. Çok fazla tuhaf birleşime olan bir haritaya bakıyoruz. Üçüncü evde yer alan Aslanburcu'ndaki Ay, duygusal tatminin fikirlerini yayarak ve dikkat çekerek elde edildiğine işaret edebilir. Merkür ve Yükselen'le yaptığı bir açı birbirlerini destekliyor aynı zamanda. Yani yüksek entelektüel başkış açısı fikirlerini paylaşma amacıyla hizmet ediyor.

Ay'ın aslan burcunda olması, güneşin doğasından da etkilendiğini gösteriyor. Çünkü aslanın yöneticisi güneş olduğu için otomatik olarak biz buna böyle bakıyoruz. Ay, güneşin doğasından etkileniyor. Yani güneşi, satün, uranüs ve ayı birlikte yaşadığını düşünün. Yani duygusal dünyasını, toplumsal olayları yıkarak ortaya çıkarmak da yani bu da manifestosunda gözüküyor açıkçası. Sanayi toplum ve geleceği diye çevirsem herhalde doğru olur diye düşünüyorum. Bu sanayi toplum ve geleceği manifestosu inanılmaz bir manifesto bu arada. Şimdi Ted Kaczynski'nin ne kadar

insanlara zarar veren terörist ya da seri katil gibi bir özelliği olduğu bir tarafa bırakırsak aslında yazdığı konulardaki ve yazdığı düşüncelerin çoğu dönemine çok uygun şeyler ve bir insanın ne kadar güzel analiz yapabildiğini de göstergesi. Burada Ted Kaczynski'nin kesinlikle vahşi tarafını övmüyoruz ama entelektüel tarafında görmezlikten gelmemek gerekiyor. Çağdaş solculuğa dair fikirleri, toplumsal aşırı sosyalleşme kavramı ve sanayi toplumunun anormalliği üzerine yaptığı vurgular, bir yandan da ayın anlamları arasında bulunan ev, kökenler, ahlaki değerler, öz saygı ve çocukların üzerinden nasıl modern yaşamı eleştirdiğini de gösteriyor. Kaczynski'niz aynı zamanda üçüncü evinde Pluto ve Kiron'da bulunmakta.

Şimdi, Plüton gezegeni bizim çok yer altı dünyasındaki yaşadığımız dönüşüm, ölüm ve yeniden doğuş süreçlerini gösterirken... ...aynı zamanda güç dinamiklerinin takıntıları ve gizli olan her şeyi de yönetiyor. Chiron ise yaralı şifacı. Bizim yaralandığımız yerden başka insanlara ve kendimize nasıl şifa bulduğumuzu gösteriyor.

Üçüncü ev de entelektüel dünyayı ve aynı zamanda kardeşler dünyasını temsil ediyor. Bunu bu şekilde özetleyebiliriz. Kaczewski'nin Harvard'dayken CIA ajanları tarafından kullanılan inanılmaz işkencesel bir deneye maruz kalması, deney sırasında kendi fikirlerini ve düşüncelerini bir grup insana anlatırken inanılmaz vahşi bir şekilde eleştirilmesi ve egosunun kırılması, bu üçüncü ev Kiro'nun en ekstrem, en abartılı bir şekilde vuku bulmalarından bir tanesi. Evet. Fikirlerini uzun uzun yazmışsın. Sence bunlar mantıklı mı? Elbette mantıklı. Üzerine yıllardır düşünüyorum. Öyle mi? Bence yanılıyorsun. Bu yazdıkların bir çocuğun sızlanmasından başka bir şey değil. Sen kendini daha iyi sanıyorsun öyle değil mi?

Ama belki de sadece yanlış yönlendirilmiş bir çocuksun. Neden dışarıda normal bir genç gibi yaşamıyorsun? Çünkü sosyal olarak başarısız oldun. Ben başarısız olmadım. Ve şimdi başarısızlığını sözde ideallerinle örtmeye çalışıyorsun. Hayır. Bak bana, bak. Gözlerime bak ve itiraf et. Bütün bu yazdıkların hiçbir anlam ifade etmiyor. Hayır. Bunu sen de çok iyi biliyorsun. Hayır. Sanırım bugünlük bu kadar yeter. Adama diyorlar ki, sen bize bütün fikirlerini, düşüncelerini özgür bir şekilde açıkla. Kazinski de sadece entelektüel düşüncelerden oluştuğu için ve kendisine çok güvendiği bir yerden, beynine çok güvendiği bir yerden bu açıklamayı yaparken, bir deney olarak onun her söylediğinin yargılandığı, yerildiği, daha da üzerine üzerine gidildiği ve küçük düşürüldüğü bir ortamda tabii ki de çok büyük bir yaralanma yaşıyor.

Bunu şifacıya dönüştürebilecekken, büyük ihtimalle Plüton'un da olmasından dolayı bunu bir takıntı haline getirip, iyice egosunun içinde yok olup, bunun üzerinden insanlara karşı bir düşmanlaşma yaşamaya başlaması da aslında çok normal bir şey. Bunu tekrar ediyorum. Onaylamıyorum ama neden olduğunu da anlayabiliyoruz. Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber, sonra tekrar birlikteyiz.

Şimdi bu Kirono ve Plüto'nun Aslanburcu'nun doğması, o egonun yaralandığı yerden kendini tekrar iyileştirememesiyle sonuç bulmuş olabilir. Ve toplumun çeperinde hedef alınıyor birdenbire. Bu Plüto'nun Güneş, Satürn ve Uranüs kavuşuna yaptığı açı, onun kişisel felsefesini ve eylemlerini yaşadığı travmalarla ilişkendiriyor. Yani bu travması, onun neden bu şekilde özünü etkiledi derseniz, orada bir tane açı olmasından kaynaklanıyor. Birbirlerini destekleyen bir açıları var.

Astroloji'de birbirini destekleyen açılar her zaman aslında iyi sonuç getirmiyor. Buradan buna varabiliriz. Çünkü eğer bu Plüton, Satürn, Güneş, Uranüs, Sekstil açısı travmatik bir yerden değil, destekleyici bir yerden olsaydı, yani insanlar onun fikirlerini dinledikten sonra sadece yapıcı bir şekilde eleştirilerini verip Kaczyński'nin daha iyi bir yolda gitmesine sebep olsalardı, onun özü yüzünden biz büyük bir ihtimalle çok daha büyük bir filozofla karşılaşacaktık ve devrimsel nitelikte fikirleri olabilecek Ama çok egoluyu yaralayan bir yerden, kendi fikirlerinin ve düşüncelerinin çok yargılandığı bir yerden, aslan egosunu da kabul edemediğim bir yerden çok derin bir travma yaşayınca aynı destekleyici açı neye dönüşüyor? Bir terörist yaratmaya dönüşüyor. Astroloji'de bu iyi kötü destekleyen karşı çıkan açılar her zaman

Kelimenin sözlük anlamındaki iyi ya da kötü olmayı biliyor bu yüzden. Yani ortaya ne çıktığı çok önemli. Çünkü düşünürseniz, evet, o travmayı kendi özüyle birleştirip adam kalkıp insanları öldürmeye karar veriyor. Bu aslında destekleyici bir açı. Ne demek istediğimi anlaşılıyor diye düşünüyorum. Biz bunu destekliyoruz değil, açının kendisinin yarattığı bir şey bu.

Şimdi bir de şeye bakacağız, tepe noktası dediğimiz konuya bakacağız. Tepe noktası, biz doğduğumuzda ufkun en yüksek noktasını temsil eder ve bireyin bu hayattaki yaşam amacını ve kendini gerçekleştirme yolunu singeler. Genellikle kariyerle ilişkilendirse de, Kaczynski gibi alışılmadık figürler söz konusu olduğunda bu kavram daha farklı şekillerde tezahür edebilir. Tepe noktasının kova burcunda bulunması, onun kılıpları yık, kırmaya ve toplumun normlarına meydan okumaya yönelik bir yola sahip olduğunu gösterir.

Kaczyński sonuç olarak bütün dünyadan elini eteğini çekip, kendisine izole bir hayat yaratıp, zaten var olan toplumsal kuralların karşısına geçip, bunu yıkmak üzere hareket etmiş bir insan. Aynı zamanda tepe noktasında Palas diye bir astroidle birleşimi var. Yunan mitolojisinde bilgelik, askeri strateji, problem çözme ve entelektüel kavrayış ile ilişkilendirilen bir Athena arketipidir Palas. Bu da bize FBI ile oynadığı zihin oyunlarını ve bombalarında bıraktığı yalıntıcı ipuçlarını gösterebilir. İnsanların beynini karıştırıyor sürekli olarak ve askeri strateji gibi FBI'yi yoldan şaşırtacak işler yapıyor sürekli olarak. Ama kendisini ifade etmekten hiçbir zaman geri durmuyor. Ve siz, teknolojinin kölesi olmuş sürüler, kendi zincirlerinizden kurtulamayacağınız için beni susturmaya çalışıyorsunuz. Ama ben sustuğumda bile düşüncelerim konuşmaya devam edecek.

Kovaburcu, Satürn tarafından yönetilir ve Kaczynski'nin doğum haritasında Satürn, Uranüs ve Güneş kavuşumunda olduğundan dolayı kova arketipi, Satürn'ün daha eksantrik yönünü temsil ediyor Kaczynski'nin haritasında. Gözlemci, farklı ve mevcut yapılar içinde değil, onların dışına çıkarak yeni sistemler kurmayı amaçlayan bir duhaya sahip oluyor. Kovaburcu, sistemlerin bütünlüğünü test etmek için kendini bilinçli olarak onların dışında konumlandırandır. Kaczynski'nin bir noktada kafayı tamamen kırıp, maalesef, Montana'da bir dağ evine yerleşmesi, inanılmaz derecede basit ve bulduğu objelerle ve kaynaklarla hayatını sürdürmesi, bombalarını bile etrafında bulduğu ve her yerde kolay bulunan, çok sofistika olmayan bir şekilde yapıyor olması, bütün bu izolasyonu haritasında gözüküyor aslında.

Haritayı analiz etmeye şuradan devam edeceğiz. Neptün, Başak Burcu'nda ve dördüncü evde. Kaczyński'nin ormandaki sade ve münzevi yaşamın ruhani yönünü vurguluyor. Neptün, rüyalar, mistizm, sanat, kolektif bilinç dışı ve fiziksel olmayan varoluş anlamlarıyla ilişkilendirilir. Ancak Merkür tarafından yönetilen bir toprak burcu olan Başak'ta konumlandığında, bu ruhani enerji fiziksel dünyada somut bir biçimde kendini gösterir.

Başak Burcu bağımsızlık, pratiklik ve saflık sembolleriyle ileşiklendirilir. Kaczynski'nin mutluluğu da bu doğrultuda doğada kendi kendini yeterek yaşamakta buluyor. Neptune, gezegeninin yarattığı o ruhani güç durumu, Başak Burcu'nun temsil ettiği saf olma durumu, buradaki saflık bu arada şey bir saflık değil arkadaşlar, Başak Burcu masumiyeti temsil etmiyor saflığı temsil ederken. Başak Burcu bütün süslerinden arındırılmış o pure, saf hali temsil ediyor.

Adamın dördüncü evinde, yani dördüncü ev bizim bu arada gerçek anlamdaki evimizi de temsil eder, duygusal güvenliğimizi de temsil eder ama yani fiziksel dünyada gerçek anlamda evimizi temsil eder. Adamın ormanın içinde, çok kendi kendine yarattığı ruhani dünyanın içinde yaşıyor olması ve bunu bir başak titizliğinde yani bir başak sadeliğinde yapıyor olmasının sebebi, Neptün, Başak, dördüncü ev diyebiliriz aslında. Ama bu Neptün'ün bulunduğu yer, Merkür'e yaptığı açı yüzünden, birazcık yumuşadığından dolayı bu hayatı sürdürmekte çok fazla zorlanmıyor aslında. Biz böyle bir şey yapmaya kalksak, ben mesela böyle bir hayat yaşamaya kalksam asla başarılamıyor. Kafamın içinde bunu istesem bile ve Neptün'ün dördüncü evinde Başak da olsa bile diğer yan etkileri olmadığı sürece bu kadar basit bir şekilde bu hayatı kurmak mümkün olmayabilir.

Adamın yıllar yıllar yıllar boyunca hiç kimseye neredeyse ihtiyaç duymadan o münzevi hayatı yaşayabiliyor olmasını sağlayan şey haritasında var. Şimdi, Kaczyński'nin çok enteresan bir anı var. Büyük bir ihtimalle zaten yakalanmasına sebep olan şey de bu. Venüs'ü koç burcunda, Mars'ı yengeç burcunda. Şimdi, Venüs'ü koç olan insanlara genellikle senin Venüs'ün zararı da denir. Bu, tradisyonel astroloji de doğrudur. Venüs koç burcunda olmayı sevmez. Mars da çok yengeç burcunda olmayı sevmez.

Çünkü yönettiği burç olan terazinin tersinde olan burçta, yengeçte de tam oğlan karşısında. Yani hayattaki motivasyonumuzu aldığımız yerler konusunda biraz karışıklık yaşadığımız bir yerleşim oluyor. Venus aşk, uyum ve sosyal ilişkileri yönetiyor ama koç burcunda yani savaşçı ve dürtüsel Mars tarafından yönetilen bir burçta olduğunda bu işlemini çok rahatça yerine getiremeyebilir. Bir de aynı zamanda Kazinsk'in haritasında bu Venus yerleşimi 11. evinde.

Doğal olarak sosyal hayatında yani topluluklar içindeki duruşunda o Venüs Koç'u onun zaman zaman insanlar tarafından çok sert bulunmasına, çok vahşi bulunmasına ve o yüzden de dışlanmasına sebep olabilir. Bu kardeşinin fabrikasında çalışırken bir kadına yazdığı mektup yüzünden işten atılıyor ya, mesela büyük ihtimalle o mektup onun aslında flörtleşme çabası ama tabii ki de Venüs Koç 11. eve geri kalan haritanın tamamı yüzünden onu çok doğru düzgün beceremediği için Orada da dışlanmış olma ihtimali çok yüksek. Marcy Yengeç'te de şöyle bir problem oluyor. Bu her zaman oluyor demek değil. Biz burada gölge yanlardan bahsediyoruz ama Marcy Yengeç de hayata karşı olan savaşını çok duygusal bir yerden ve çok alındığı bir yerden yapma ihtimaline sahip olabiliyor. Yani adamın hayatı, adamın bütün haritası inzivaya çekilmenin dışında bir de üstelik yani karşılaştığı bütün sosyal interakşınlarda bir problem halinde yaşıyor.

Ve bir de bunun üstüne işte o Harvard'daki deney ekleniyor vs. derken adam ne yapıyor? Tabii ki de bütün topluma karşı çıkan bir entelektüel felsefe yaratmaya başlıyor. Kaczyński, şiddeti içeren kısmını bir tarafa bırakırsak, aslında benim çok üzüldüğüm bir hikaye. Yani bunu burada söylemekte bir sakınca görmüyorum. Kaczyński'nin insanı öldürmesini ya da terörist eylemlerde bulunmasını asla ve de asla zaten hani şey yapmayacağız, övmeyeceğiz. Ama haritası gerçekten de

bir insanın entelektüel olarak içinde bulunduğu ve diğer insanlara zarar verdiğini bildiği sosyal, toplumsal kurallara karşı çıkmak üzerinden ne kadar büyük bir filozof, yani öncü olabilecek bir lider olabilecekken yaşadığı travmalar yüzünden tamamen bunun gölge tarafına kayıp insanlara zarar veren, derdini tam olarak anlatamayan, kendisini dinletemeyen bir insan konumundan kendisini dinletmek için ve fikirlerini dinletebilmek için şiddete başvuran insan konumuna düşmesi bence çok üzücü. Kazinsk'in Sanayi Toplum ve Geleceğin manifestosunu okuyanınız var mı? Bilmiyorum. Okumak mümkün. Orada anlattığı birçok fikir aslında bizim şu anda zaten içinde yaşadığımız dünyaya da çok güzel bir eleştiri.

Bazı fikirlerin çalıntı olduğunu ben de biliyorum. Zaten çok gençken yazmış yani. Hani olur öyle şeyler. Merkür-Cüpitar kavuşlarım var. Adam zaten çok gençken yapıyor bütün bu entelektüel işlerini. Evet, çok genç olduğu için. Ama bu adamın büyüdüğünü ve travmasız bir şekilde büyüdüğünü hayal ettiğiniz zaman gerçekten de bize lider olabilecek bir devrimci olabilecekmiş. Haritaya baktığımızda da bunu görüyoruz. O Kiron, üçüncü evdeki Kiron yüzünden yaşadığı o Harvard deneyimi birazcık daha az sert olsaydı,

birazcık daha egosunu iyileştirebileceği bir insan topluluğu olsaydı etrafında, büyük bir ihtimalle insan öldüren bir terörist yerine şu anda konuşabildiğimiz bir filozoftan bahsediyor olacaktık. Bu bölümü kaybetmek benim için çok zor oldu. Yalan söylemeyeceğim. Çünkü insan üzülüyor böyle güzel beyinlerin geldiği noktaları görünce. Ama tabii ki de hiç kimse, hiçbir koşulda başka bir insanın hayatını elinden alacak kadar da ukalalaşmamalı diye düşünüyorum. Haftayla görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)