
1.562 kelime · ~8 dk okuma
Arkadaşlar merhaba, PodV ile hazırladığımız Ben Aslı Doluk Değilim Postcast'ına hoş geldiniz. Bu hafta çok merak edilen bir konu, yaratıcılık nedir, yaratıcılığımızı keşfetmek için haritamızı nasıl kullanırız üzerine konuşuyor olacağız. Merkür, Venus, Mars, Satürn ve 5. ev yöneticisi olan Burçlar bize bu konuyla ilgili bilgiler veriyor olabilir. Konuşmaya hazırsanız o zaman bu yolculuk başlasın.
Öncelikle bu yaratıcı olma ve yetenekli olma durumuyla ilgili benim bazı söylemek istediklerim var. Çünkü eskiden ben yaratıcılık nedir diye sanat tarihinde bağladığım bir ders veriyordum. Ve orada en çok karşılaştığım konulardan bir tanesi ben yaratıcı bir insan değilim. Ben yetenekli bir insan değilim. Ben kendi yeteneklerimi nasıl keşfedeceğim? Bunları nasıl çalıştıracağım? Eğer anında bir şeyle ilgili yeteneğim tam olarak yoksa o konuyla ilgili ilerlemem çok zor gibi konularda. Özellikle sanat öğrencileri bana çok danışıyorlardı.
Birincisi, yaratıcı olmayan bir insan olmadığına inanıyorum ben. İnsanlığın kendisi herhangi bir konuyu farklı şekillerde düşünerek duygusal bağ kurduğu yerden başka insanların anlayabileceği ortak bir dilde estetiği kullanarak ortaya çıkarma konusunda çok özel bir bilince sahip. Bunu yapamayan insan aslında yok. Sanat yapmak dediğimizde ya da yaratıcılığı kullanmak dediğimizde ilk aklımıza gelen şeyin koca koca tablolar yapan Michelangelo olmasını sağlayan eğitim sistemini bir kenara bırakırsak Aslında yaptığımız yemeği servis edici şeklimizden, bir arkadaşımızla konuşurken içine kattığımız duygusallıktan, her yerde yaratıcılığımızı kullanıyor olma ihtimalimiz var. Peki, kişisel haritamızda, doğum haritalarımızda yani, bu yaratıcılığı unblock etmek için, yani tam olarak çözümseyebilmek için nelere bakmamız gerektiğiyle ilgili bazı fikirlerim var.
Bunlardan bir tanesi tabii ki de Merkür gezegeni. Merkür gezegeni bizim zihinsel süreçlerimizi, düşünce biçimlerimizi belirleyen gezegen olduğu için, Merkür yerleşimimiz bizim bir bilgiyi nasıl aldığımızı, onu nasıl işlediğimizi ve zihnimizde herhangi bir konuyu nasıl tek tek tek açıkladığımızı ya da açıklamadığımızı, bazen sadece sezgisel olarak bunu anladığımızı bize gösteren yerleşimimiz. onu ne kadar besler ve kullanırsak, yaratıcı akışımız da o kadar güçlenir. İkinci gezegenimiz, yani ikinci yerleşimimiz, Venus. Venus, evet, ölse de değerler, para, nereden meslek bulmalıyız, nereden para kazanmayız vs. gibi şeyleri gösteriyor ama aslında Venus, orijinalinde bir yandan da sanatsal beyinimizi ve estetik anlayışımızı temsil ediyor. Hangi alanlarda güzellik ve uyum aradığımızı, sanatsal yaratım sürecinde bize neye ilham verdiğini gösteren gezegenimiz aslında Venus olabilir.
Venüs, yaratıcı ifadeye duygu ve tat katmanın da anahtarlarından bir tanesidir. Bunun üzerine genellikle astrolojikta ben çok görmediğim halde eklemek istediğim iki tane daha yerleşim var. Bunlardan birincisi Mars. Mars, yaratım gezegenlerinden bir tanesidir. Yani kafanızda oluşturduğunuz yaratıcılığınızı eyleme-dökme kapatı sistemizi gösterir. Nasıl oluyor da eyleme döküyoruz? Bir fikri hayata geçirmek, onu cesaretle ortaya koymak ve risk almak Mars'ın doğamıza kattığı enerjilerden besleniyor.
Bu ne demek? Eğer bir fikrinizi hiç kimseden korkmadan cesur bir şekilde ortaya koyabilirseniz ancak gerçekleşir. Değil mi? O yüzden de Mars, bizim düşüncelerimizi, yani yaratıcı düşüncelerimizi nasıl eyleme döktüğümüzü gösteren yerleşim olabilir. Ve sonuncu, çok önemli olan yerleşim, Satürn Gezegeni.
Şimdi istediğiniz kadar yetenekli olun, istediğiniz kadar yaratıcı fikirlerle dolu olun, istediğiniz kadar kafanızın içi milyon tane fikirle dolu olsun. Bunları kendinize gösterdiğiniz bir disiplinle vazgeçmeden azimli bir şekilde ortaya koyamazsanız o yetenek hiçbir işe yaramaz. Kimin lafıydı hatırlamıyorum ama asıl yetenek sadece %10'dur, geri kalan %90 disiplindir diye bir laf vardı. Bu böyle miydi emin değilim. Lütfen düzeltin böyle değilse ama özünü anlıyorsunuz diye tahmin ediyorum.
Sonuç olarak çok yetenekli olmak, çok yaratıcı bir insan olmak, onu disiplinli bir şekilde eyleme, dökme, içermezse çok da bir işe yaramıyor. O yüzden de kendi haritalarınıza bakın. Satürn'ünüz nerede? Sizin öz disiplininizle ilgili ne yapmanız gerekiyor? Mesela benim Satürn'üm Akrep'te. Bunca zaman öğrendiğim bir şey oldu. Kendi yaratıcı düşüncelerimi tam olarak olgunlaştırmadan ve bir şekilde başlatmadan başka insanlarla paylaşmamam gerekiyor.
Aynı zamanda benim yaratıcılığım daha çok okült konularda ortaya çıkıyor. Ve de sakin bir şekilde, uzun bir süreye yayarak çalıştığım zaman ortaya çıkıyor. Benim Venus'um Boa'da zaten beş duyuya hitap eden fiziksel konularda benim sanatsal yönüm besleniyor. Mars'ım Koç'ta çok hızlı hareket alabiliyorum, çok fazla eyleme geçebiliyorum. Ve de Mercury'm de Koç'ta. Gene zihnim çok hızlı çalışıyor.
Bütün bunların birleşiminden ben herhangi bir şekilde yaratıcılığımı ortaya koymak istersem bunları besleyerek otomatik olarak o yaratıcılığı ortaya çıkarabilirim. Bir de bir gezegen olmayan başka bakılması gereken yer var. O da beşinci evimizin yöneticisi. Beşinci evimiz bizim doğuştan gelen potansiyelizmi bizi gösterir. Yani bu diğer yerleşimleri hangi doğal yeteneğimiz üzerinden kullanacağımızı bizi beşinci evimiz gösterir diyebiliriz. Bu yerleşimin burcu ve elementi, hangi alanlarda öncülüğü ve niteliği olduğu gibi konular bize en verimli şekilde o doğal yeteneği nasıl kullanacağımızın da ipuçlarını verebilir.
Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber. Sonra tekrar birlikteyiz. Şimdi burada ufak bir çalışma yaptım açıkçası. Kaan'ın yardımları ile oldu bu. Aynı güneş burjuna sahip iki ünlünün kendisini nasıl ortaya koyduğuyla ilgili ufak analizler yaptım. Önümde bir sürü kağıt var. Çünkü bunların hiçbirisini ezberlemem mümkün değildi.
Ama benim en çok ilgimi çekenlerden bir tanesi Lady Gaga ve Charlie Chaplin'dir. Çünkü Lady Gaga da Güneş Koç, Charlie Chaplin de Güneş Koç. Bir tanesi sessiz film yapması ve bir tanesi sahnede bağıra bağıra şarkı söyleyen bir karakter olmasına rağmen ikisi de teatralliklerini çok kullanan sanatçılar. Yani Charlie Chaplin'in çok bildiğimiz bir kostüme yakın fiziksel görünüşü var. Lady Gaga da kullandığı kostümsel, fiziksel görünüşlerle çok fazla ilgi çeken bir insan.
Aynı zamanda Charlie Chaplin bir şekilde dönemin faşist ve nazi akımlarına karşı sessiz filmi kullanarak onlarla dalga geçerek neredeyse devrim niteliğinde işler yapmışken Lady Gaga'da bütün bu sahnesini LGBT bireyler için kullandığı bir yere dönüştürmeyi başarmıştır. Yani Lady Gaga gerçekten de gay dünyasının kraliçelerinden bir tanesi ve hiçbir zaman bunu kötü bir yerden kullanmadı. Ve benim çok da takdir ettiğim bir duruşu vardır. Özellikle içinden geçtiğimiz günlerde azınlıkta olan insanların yanında durmak çok önemlidir. Lady Gaga da, Charlie Chaplin de gerçek bir koç enerjisiyle bu insanların yanında durarak sanatlarını kullanmış insanlar. Aynı zamanda Lady Gaga karanlık, dramatik, mistik ve dönüşüm odaklı bir sanatçı. Çünkü onun 5. evinde bir akrep etkisi var.
Charlie Chaplin'de komik fiziksel hareketi ön plana çıkaran enerjik bir sanatçı. Onun da 5. evinde koç var. Yani o küçük farklılık aynı yöne doğru gitmelerine rağmen onları çok fazla değişikliğe de uğratmış durumda. Bunun dışında en çok hoşlandığım konulardan bir tanesi de Kendrick Lamar ve Kanye West konusu. İkisi de güneş ikizler ve ikisi de rap sanatçısı. İkizler yerleşimleri bu arada rap sanatına çok uygun oluyorlar. Çünkü neden? Kelimeler ve Merkür'ün çok hızlı çalışması.
Kendilik Lamar biliyorsunuz bu Super Bowl'du vs.ydi ve Drake, bir yengeç Burcu'yla yapılan savaşını büyük bir başarıyla kazanmış bir sanatçı şu anda. Kanye West'in müzisyen olarak ne kadar başarılı bir müzisyen olduğunu tartışmamıza gerek yok. Ama kişisel olarak şu anda Nazi yanlısı ve Elon Musk yanlısı şeyler söylediği için de ufak bir düşüşte olabilir. Biz bunları bir tarafa bırakalım. Kanye West'i burada övmeye gerek yok. Ama sadece karşılıklı bir şekilde ne tür bir benzerlikleri ve ne tür bir farklılıkları olduğu hakkında konuşabiliriz.
Kendini glamour, sezgisel, neredeyse mistik, duygusal ve çok fazla metafor kullandığı bir rap yaparken ve de insanlığın ve kendi içinde bulunduğu toplulukları öne çıkaran bir rap türü yaparken Kanye West'ler daha büyük, dramatik ve kusursuz bir inşa süreci olarak gördüğü bir müzisyenliği var. Kanye West'in şarkıları çok daha kişisel hikayelerinin bir şekilde ortaya çıkması olurken Kendrick Lamar, Humble'dan başlayarak bence özellikle ve de To Pimp A Butterfly şarkılarından başlayarak bir tür manifesto halinde şarkılar yapan insanlar. Çok benzedikleri yerler de var. Bu ikizar burcunun çeşitliliği ve kelimelerle oynama gücü şu anda aklıma gelmiyor ama birçok başka rapçi de var. Ama en büyük örnekleri Kendrick Lamar ve Kanye West diyebiliriz. Başka enteresan bir karşılaştırma.
Sylvia Plath ve Theoman'ın ikisinin de akrep olması. Plath dil ustalığı ve edebi disiplinle karanlık temaları işleyen biriyken, Theoman daha melodik, daha romantik ve akışkan bir anlatımı tercih ediyor. İkisinin arasındaki farklılık, ikisinin de Güneş'i ve Merkür'ü akrepte olmasına rağmen, Venüs'lerinin başka burçlarda olmasından dolayı kaynaklanıyor. İksinin de düşünce yapısı derin, psikolojik, karanlık, metaforik, melankolik ve duygusalken, sanatsal üsluplarında Sylvia Plath, Venüs yerleşimi yüzünden daha keskin, titiz, sade ama verici bir yere doğru gidiyor. Theoman ise daha akışkan, romantik ve şiirsel bir yere doğru gidiyor. Gördüğünüz gibi bu insanlar gene kalp kırıklıkları, yaşanan aşk acıları üzerinden ulaşılan bir melankoli anlatırken, çok farklı alanlarda bunu yapmayı başarıyorlar.
En son seçtiğim örnek Beyoncé ve Hans Zimmer. Hans Zimmer'ı biliyorsunuzdur. Beyoncé'yı herkes biliyor ama Hans Zimmer da çok önemli filmlerin inanılmaz arkasındaki müziklerini yapan insan. Bu insanların ikisi de Başak Burcu. Beyoncé'nin Mars'ı Aslan'da büyük ve cesur ve iddialı hareketler yapıyor. Hans Zimmer'in Mars'ı Başak'ta daha planlı, çalışan ve mükemmeliyetçi işler yapıyor. Bir tanesi sahnede kendisi olarak parlarken ötekisi hizmet ettiği filmin sahneleşmesinde çok büyük bir parlama yaratıyor. Bu, Aslan'la Başak arasındaki en büyük fark. Bir de Mercury'lerine bakmak lazım. Çünkü Beyoncé'nin Mercury terazideyken, daha dengeli, estetik odaklı ve sanatsal bir iletişim tarzı varken, Hans Zimmer'ın gene Mercury başa, pratik, detaycı ve teknik olarak kusursuz bir zihinsel yapıyı bize gösteriyor. Beyoncé'nin her albümündeki müzik, tabii ki de bir Başak titizliğinde, biliyorsunuz hikaye anlatıcılığını da şimdi burada konuşmamıza gerek yok.
Ama ne olursa olsun onu ortaya çıkması daha insanlar tarafından ortak bir şekilde de söylenebilen bir sanat türüne dönüştürürken Hans Zimmer'inki çok detaycı, çok klasik müzik doğru kaçan bir müzik türüne dönüşüyor. Gördüğünüz gibi kendi haritanızda bu yerleşimlere bakarak nasıl bir sanat yapmaya ihtiyacınız olduğu, yaratıcılığınızı nerede çıkarmak istediğiniz, bunu yapmak için ne tür bir disiplin uygulamanız gerektiği ile ilgili bilgileri alabilirsiniz. Aynı zamanda sevdiğiniz sanatçıların haritalarına bakarak kendinize benzer yerleri keşfedip onlardan birazcık olsun fevzi alabilirsiniz. Hatta koç sezonunun başlamasıyla biz sizler için seçtiğimiz iki sanatçının bu şekilde birazcık analizini yapıp yerleşimleriyle ilgili birazcık da detay vermeye başlayacağız. O zaman haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.