Podcast

Celal Şengör Sinyalci Mi? Üşümezsoy’un Askerleriyiz

Bakıcaz

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölüm 24 Nisan 2025'te Podbee stüdyolarında kaydedildi. Serdar Ali Çelikler ve Korhan Yılmaz, Bakıcaz'ın ilk bölümüne özel 23 Nisan Depremi'nin raporuna ve Fenerbahçe'ye baktılar.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.810 kelime · ~24 dk okuma

Bakıcaz'dan tüm podcast dinleyicilerine selamlar, saygılar. Ben Serdar Ali Çelikler. Bakıcaz programıyla PodB Media'da birlikteyiz. Bu bizim PodB Media çatısı altında podcast dünyasına adım atışımız. Podcast'in ne olduğunu zaten podcast dinleyenlere anlatmaya gerek yok. Podbean'in ne olduğunu kısaca anlatayım. Podbean, podcast dünyasının önemli bir platformu. Netflix'i diyebiliriz. İçinde bir sürü podcast kanalı olan bir kuruluş. Podbean'in sahibi Candos kardeşim gelip beni bir şekilde ikna etti. Para falan da az veriyor ama bir şekilde ikna etmeyi başardı. Nasıl oldu ben de anlamadım. Bir ketenpere'ye getirdi. Dedi ki sen gel bizimle konuş. Ben de tamam dedim. Ama senin bir tane yönlendiriciye ihtiyacın var dedi.

O yönlendiricinde kim olacağını sen seç dedi. Ben de seçtim. Şimdi ben kimim? Ben Serdar Ali Çelikler'im. Spor yazarı olarak tanıyorum. Spor gazetecisi ve yorumcusuyum. YouTube'da ya, vole ve neospor kanallarında yorumlar yapıyorum. Uzun zamandır, ondan evvel çok uzun zaman televizyonlarla görev yaptım. Son zamanlarda sağ olsunlar bir sürü Instagram, TikTok hesabı, bazı konuşmalarımı kesip kesip viral yayınladılar. Bu sayede kısmen TikTok fenomeniyim. Podcast'ta da böyle hem futbolu hem hayatı konuşacağımız bir program olacağı için ve burası podcast dünyası olduğu için ben de bu dünyanın klasına yakışır bir ortak belirledim kendime. O ortağın adı Korhan Yılmaz. Korhan bir merhaba de. Merhaba. Korhan Yılmaz kim? Korhan Yılmaz Aslan Reklamcı. Beyaz yakalı, kentli, ne istediğini bilen, ciks bir arkadaşımız. Kent köylü diyelim abi. O yüzden onunla da programda hayatı ve futbolu konuşabileceğimiz bir ortak paydada buluşacağımızı düşünüyorum. Kendisi fanatik düzeyde Galatasaraylı olmak dışında bir kusuru yok.

Ama onunla bizim kendi aramızda böyle çok fazla kişiyi almadığımız bir sohbet grubumuz var. Orada böyle kaliteli sohbetler yapıyoruz kendi açımızda. İşte efendim dünyanın geldiği, teknolojinin geldiği son noktadan tutumda ahlaki etik değerlere kadar tartıştığımız bir takım çözümlemeleri oluyor. Güzel boş muhabbet çeviriyoruz.

Transkriptin tamamını oku

Aynen öyle hani kaliteli olduğunu düşündüğümüz boş muhabbetimiz var. Onun biraz daha dolusunu burada yapalım dedik. Bugün de bir kayıt yaptık. 24 Nisan'dır efendim bu kaydın yapıldığı tarih. Bir gün önce 23 Nisan'da İstanbul'da 6.2 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Dolayısıyla bu birinci yayınımızda da aşağı yukarı bu deprem üzerinden girizgah yaparak birkaç tane konuyu konuşalım istedik. Bu da bizim ilk programımız. Bismillah diyelim başlayalım.

İlk önce bir geçmiş olsun diyelim deprem için. Tabii depremle başlayalım bu hafta. Şimdi efendim dün 23 Nisan'dı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı saat 12.49'da 12.48.55'te yani 5 saniye evvel benim Samsung telefonuma Android'e bir uyarıyla öğrendiğim 2-3 saniye sonra da camlarımızın zangırdaması ve bir takım sallantıyla hissettiğimiz önemli bir deprem oldu 6.2. Herkese geçmiş olsun dileyelim. Iphone'lara gitmiyor mu abi? Iphone'lara gitmiyor abi. Iphone'lara gitmiyor. Samsung'a geliyor. Ya bu Samsung'un çözdüğünü bizim koca koca jeoloji mühendislerimiz çözememiş kardeşim. Ben de bunu anlayamadım. Ama sen bunun algoritmik açıklamasını yapmıştın dışarıda konuşurken. Onu istersen kısaca bir anlat. Ya tam yapamadım çünkü matematik bilgisi gerekiyor ama titreşim yoğunluğunu aldığında bu telefonlar. Yani sismik bir durumdan uyanıyorlar ve sınaver ki bende de zaten titreşim var. Bunun yolunun yüksek olması gerekiyormuş. Çünkü mesela 4.4 olmuş ya öncesinde o zaman falan uyarı vermedi. Yok yani 5-6 fakirlerin yüzü güldü yani Android sayesinde bu sayede.

Evet, bu fakirlerin yüzü güldü derken bu işin esprisi bir tarafa hakikaten yani bu seismik aktivitelerle ilgili işte önceden uyarı olunmaz falan filan gibisinden kafamıza kazınmış bir takım genel bilgilendirmeler var ama bazı ülkelerde önceden mesela Japonya'da bir takım haberleşme sistemlerinin olduğunu işte 5 saniyeye 10 saniyeye hatta bazı yerlerde 15 saniyeye kadar Önceden haber verilebildiğini de okuyoruz. Evet. Şimdilik burada 5-6 saniyeyi buldu sadece. Evet. Gene de 5-6 saniye şey önemli. 6 Şubat depremlerinden sonra konuştuğum bir arkadaşım da şey demişti yani ilk 10 saniye çok önemli. 5 saniyede de önceden haber veriyoruz android. İşte bir 10 saniyede de daha vaktiniz var gibi düşünün. 15 saniye herhalde güvenli bulmadığımız bir alandan kendimizi dışarı atmaya yetecek bir süredir diye düşünüyorum. Varsa toplanma alanları bulmaya gayret edecek. Öyle bir yer yok tabii. Yok. Öyle bir yer yok. Dün biraz daha ortaya çıktı bu. Peki abi şeye ne diyorsun yani iki tane Şener Üşümez soy bir de Naci görür. Ben Şener Ucacıyım yani. Yani hayatta da mı öylesin? Yani sana iyi şeyler söylemesi mi lazım karşıdaki kişinin?

Yok, öyle değilim genelde. Yani daha doğrusu şeye inanıyorum ben. Daha böyle bir laf okumuştum, böyle bir cümle okumuştum. Hatta vardır benim telefonumda, kayıtlarda da şimdi bulamam. Her ne kadar pozitif insanlar daha mutlu yaşasalar da negatifler kazanır diye bir cümle okumuştum. Pozitifler hayatta daha mutlu bir yaşam sürseler de eninde sonunda negatifler kazanır diye bir cümle okumuştum. E tabii önlem alma şansları daha yüksek. Bir de yıllar evvel bir kitap okumuştum, onu tavsiye etmiştim dedi. Sadece paranoyaklar hayatta kalır diye.

Her şeye de şüpheyle yaklaşmaya... Zaten benim gibi mesleki deformasyona uğramış tipler öyledir yani. Biz her şeye şüpheyle yaklaşırız gazeteciler. Yani bunu ister istemez yaparız. Dolayısıyla ben ne Şener Hoca'ya ne de Naci Hoca'ya güvenmiyorum. Bundan sonra astrolojiye güveniyorum kardeşim. Bu kadar. Yıldızlardan öğreneceğiz. Tabii abi ya. Bunlar... Ya bir şey söyleyeceğim. Bu Celal Şengör, tamam mı? Bir kere Safir Üzger. Onu artık gördük yani. Neden ağabey? Şimdi diyor ki bak, diyor ki şeyden sonra, 99 depreminden sonra benim Muceral Şengör'e ilk uyuz olmam şeyde başladı. 1999 depreminden sonra bununla röportaj yaptılar. Bunlar dedi ki ben 99 Marmara depreminden sonra orgazm oldum dedi.

Bunu bir Google araştırmasıyla bulabilirsiniz. Yani aslında orada şunu söylemeye çalışıyor. Ya öyle güzel bir depremdi ki bu diyor hani tırnak içinde. Hani öyle bir tettonik hareketli ki bu. Benim gibi bilim insanlarına orgasm etti diyor yani. Tamam. Bilimsel açıdan. Bilimsel açıdan. Tabi tırnak içinde burada tırnak hareketi yapıyorum. Dinleyenler görmüyorlar.

Ama ulan 40.000 kişi ölmüş ya da 50.000 kişi ölmüş yani bir orgazm oldum falan. Neyse ben bunu oradan bir taktım. Gıcık oldun. Sonra anlatıyor anlatıyor yok İstanbul'da büyük deprem olacak da yok bilmem ne de falan falan bir de böyle Almancayı, Alman gibi Fransızcayı, Fransız gibi konuşmaya gayret eden bir tip olduğu için hani işte Xavier Pichon geldi falan işte baktık Marmara'da falan. Ama o tip şeylere çok önem veriyor yani kılığı kıyafeti olsun konuşması olsun. Evet o tip şey yani ben de o yüzden sinyal diyorum.

Neyse sonra Tayyip Bey'in Hıncal abiye söylediği ve Hıncal abinin adını koyduğu çılgın proje diye başladığı Kanal İstanbul o zaman, şimdi adı Kanal İstanbul o zaman çılgın projeydi. Onunla ilgili 1990'lıyorum 2010'lara doğru o dönemki ATV'de Ali Kırca'ya konuştuğunda çılgın projenin yapılacak yere doğru bir yer mi diye bunu çıkartmışlar televizyona Ali Kırca'da. Şu sıralar baya dönüyor internette. Bu da bir de hocasını getirmişti. Bilmem ne, Richardson. Richard Smith falan diye. Kendisini öyle şey yapmıştı. Ama o adam biraz böyle şey gibi abi, yoldan çevirip getirdiği bir adama benziyor. Konuşmadı da o programda fazla. Ondan sonra Shota'nın tercümanı gibi. Öylesine birini getirmiş gibiydi.

Neyse orada diyor ki bu jeolojik açıdan en doğru yere yapılıyor. İyi de bir proje falan diyor. Şimdi diyor ki Kanal İstanbul şeydir. Bir taraftan diyor ki Yeşilköy'de Tuzla yok olacak. Kendi evi Yeşilköy'de. Ondan sonra İstanbul'u terk edin. Ben de gideceğim ama işte Oya'yı, Ayşe'yi, hanımefendiyi ikna edemiyorum. Ya Yeşilköy havali şeyi taşınacak orada havacılık. Yeşilyurt'ta efendim İstanbul'u bilmeyenler için söyleyeyim. Hava Kuvvetleri Komutanlığı vardır. O taşınacak. Orası taşınmasın. Baba deprem riski yok mu? İnanılmaz. Bir tek oranın altı sağlam falan. Bu kadar sinyale ben artık şeyim yani. Karnım tok benim yani. Ondan sonra...

çok inandırıcı gelmiyor ve onun bir jeoloji bilimine olan saygısını, emeğini falan göz ardı etmeden bir televizyon, ekran hayvanı derler bilirsin. Evet. Screen animal derler. Ahmet Çakar da kendine öyle seslenmiş. Bir televizyon hayvanı olarak çok şahane bir figür ama bence artık dikkat alınmaya değer bir bilim insanı değil.

Dolayısıyla Celal Şengör'ün sinyallerinden bıktığım için ben de başka jeologlar... Başka sinyalciler mi yoksa gerçek mi? Gerçek bilim adamları aramaya başladım. Şener Üşümez Soy 99'dan beri... Ben güveniyorum abi Şener Üşümez Soy'a. Şener Hoca 99'dan beri büyük İstanbul depremi buydu zaten diyor. Evet. 99'dan beri diyor ki buydu buydu. Bundan sonra kırılacak ay kumburgaz sliver fighter dedi. Orası kırıldı. Doğru.

Zaten Adalar fayı var, 63'te kırıldı diyor. Bundan sonra üretilecek maksimum deprem 6,5 olur diyor. Bir de o kırılma şeklini falan da söylüyor abi. Parçalara ayrıldı demiyor, birbirinin üstüne otur diyor. Kovboy şapkası takıyorsa herhalde. Abi uzun saçlı işte bıyıkları bir tuhaf falan diye adamı şey yaptılar yani. Ben de tam aksine o yüzden güveniyorum yani. Bir istikrar var adamda. Söylediği şeylerde de hareketlerinde de bir tutarlılık var yani. Öte yandan Naci Hoca'yı seviyorum, düzgün bir bilim adamı. Bütün kentlerin depreme hazırlıklı hale gelmesinin gerektiğini söylüyor. Elazığ'ı söylüyor, Erzincan'ı söylüyor, efendim ne bileyim Bitlis'i söylüyor. Ama Naci Hoca daha çok bürokrat gibi konuşuyor. Ya da bakan gibi konuşuyor. Bakanlık, bakanmış gibi konuşuyor. Yani yok şöyle, Türkiye bir deprem ülkesi ve bütün kentlerimiz buna uygun yapılmalı. Şimdi buna kim hayır diyebilir? Hiç kimse hayır diyemez. Ama baba benim şu anda yani... Bunu kim yapabilir? Hayır bana şu anda bir şey söylemen lazım.

Bana şimdiye dair bir şey söyle. Ne desin abi adam? Şimdi eve girebilecek miyim abi ben? Anladın mı? Çatlak yoksa gir diyor. İşte Naci Hoca'da bu biraz az. Hiç çok değil. Mesela Celal'e göre evi de sat, işi de sat, arabayı da sat, ülkeyi terk et yani. O da istiyor ki tarıma başlayalım, ülkeyi o şekilde kalkın. Mesela Celal ne diyor? Sat kardeşim evi parkı, İstanbul'u terk et. Baba sen niye gitmiyorsun?

Yok işte hanımı ilk den demiyorum. Nerede oturamıyorsun? Peki nerede oturuyorsun? Yeşilköy'de. Neresi yıkılacak? Yeşilköy. Kurulu düzenli uzaylı yeğenim. Bir an Almancılar gibi anasını satayım. Naci Hoca'da biraz daha böyle bizim istediğimiz daha nasıl diyeyim anlık ve real bilgi biraz az. Yoksa ben saygı duyuyorum. Bugün de bugün bak ismini hatırlayamıyorum. Yanlış söylemeyeyim diye. Naci Hoca'da medyatiklik eksik biraz abi. Sıkıntı o. Ondan değil abi dur.

Abi 7.2'ci misin? 6.5'ci misin? Ben mi? Yani... 6.5'ci misin 7.2'ci misin? İyi de abi bunu neye göre seçeceğim? 7.2'ciyim. Kardeşim bak tamam. O zaman hem Şener'ciysin hem nasıl 7.2'cisin abicim sen de? Ha o şekilde. Tamam ben Şener Üçmen'sin. Şener Üçmen'sin. Maksimum 6.5. Bunun da sonra olsa olsa...

Senin gün hatrına 6,5 diyor abi. Bir adam de 20 gün önce söylemiş yani olacak şeyi. O da bana güven verdi. 3 Nisan'da açıklaması var. Osman Bektaş, Karadeniz Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Fakültesi Profesör Doktor Osman Bektaş. Aynısını söylüyor abi. Bir de ben yani kendi çapımda alabileceğim önlemleri falan bildiğim için yani hepsinin söylediği şey bana aynıymış gibi geliyor. Şimdi abi bak. O zaman benim aklıma bir sürü soru geliyor ya bak. Diyorum ya şüphecilik diye bir şey var. Karpuz kabuğu. Ulan siz yani yakıştırmıyorum hiçbirine de.

Yani bazı ülkeyi terk edin, şuraları buraları arsa mı topluyorsunuz diyeceğim yani. Anladın mı? Şimdi dolayısıyla bu da abi bir lojik değil mi kardeşim? Bunun adı jeoloji değil mi yani? Lojik, bilim değil mi yani? Bunun yok mu abi ölçümü mölçümü? Yok abi. Metoroloji de son zamanlarda tutturmaya başladı. Onun dışında çok isabetli tahminleri yok. Ondan sonra diyorlar ki bilim adamlarına şey azaldı, güven azaldı. İşte astrologlar diyor abi bugün bir şeyler olabilir bu aralar diyor. Oluyor abi. Öyle mi? Ama astroloji saçmalık değil mi?

Ben çok şey değilim abi. Valla benim astrologlarım 2030 diyorlar abi. Sen öyle var. Büyük İstanbul depremi 2030 diyorlar. Öyle mi? 2030'a daha çok var. 2030 yaz ayı. İstanbul peki insanlar terk etmeli mi İstanbul'u? Ne bileyim abi o insanların şeyi. Ama hocalar bu şekilde söylüyor ya merak ettim yani terk etseler. Ya hocalara kalsa kardeşim ülkeyi terk edene geldiler ya. Ülkeyi terk edene geldiler yani. O yüzden diyorum ki şimdi adama soruyor mesela Fatih Altaylı. Tuzsun abi olur mu diyor.

Bu soru nedir abi? Marmara Denizi'nin derinliği ve efendim işte uzunluğu şu kadardır, derinliği bu kadardır. Burada Tu Sinema şu kadar olur. Veya olmaz. Veya olur abi. Acayip. Diyor ki 1500 bilmem ne de 7 metre olmuş. Ya bana ne abi 1500? Yani soru şu, çok basit. Tu Sinema olur mu? Olmaz. İşte Pasifik'te oluyor çünkü derinlik, uzunluk bilmem ne. Laf salatası yani gerisi. O yüzden Celal'i dinlemeyi bıraktım. Naci Hoca da sürekli işi genelleştiriyor. Sürekli genelleştiriyor. Abi asıl bizim işte kırık ana bakmamız lazım falan bir şey söylüyor yani. Tamam mı? O da önemli tabii. Ama ben o anda onu dinlemek istemiyorum yani. O anda ben şunu dinlemek istiyorum. Sıkıyor değil mi abi? O anda şunu dinlemek istiyorum abi. Baba, biz bu akşam, bana bir koca lazım. O da bu gece lazım var ya.

Ben bu gece eve girecek miyim abi? Bunu bana birinin söylemesi lazım. Yok abi böyle bir şey. Ondan sonra yok bana yalan atılır mı? Yok alttan kırılmalı, üstten yansımalı bir şeyler anlatıyorlar abi. Ben onu sonra anlat, gene anlat. Yani hobi olarak tutayım ben onu. Bilimsel olarak aklımda tutayım ama de ki

Bu gece eve girin abi. Eviniz hasarlı değilse eve girin. Ama yarından itibaren şunları yapın. Efendime söyleyeyim işte bunun artışı maksimum bu kadar olur. Minimum bu kadar olur. En az bir ay sürer. Bir daha sallanırsanız fazla korkmayın. Ama buradaki bir öbür fay var. Bu fay kırılır. Bu fay kırılırsa şu kadar üretir. Bu da şu şu şu rakamlarla sabittir. Şu şu şu rakamlar olmuyor mu abi? Bu nasıl iş? Ben anlamıyorum ki ya. Ya Gürbüz sonunda fark etmiyor abi. Kollektif hafıza biraz kısaldığı için üç gün sonra büyük ihtimalle deprem konuşulmayacak yani. Sen bunlardan birini fenerinin başına getirsen hangisini getirdin abi? Şener Üşümezsoy mu? Naci Görür mü? Hangi modeli isterdin yani? Niye feneri getirdim ya? Nasıl başarılı olacaksınız abi bu gidişle?

Fenerbahçe başarılı işte. Dünyanın en büyük spor kulübü diye bir yalan uydurdular ya. Fenerbahçe basketbolda şampiyon oldu biliyorsun. Haberin yok mu? Bayan basketbolda şampiyon oldu. Doğrudur abi, takip etmiyorum. Erkek basketbolda da şampiyon olacak muhtemelen. Hatta Euroleague'de de yarı finali çıkacak. Neden sokaklarda bayrak yok? Asılan bir şey yok. İnsanlar neden tura çıkmıyor? Ben bunu anlayamıyorum. İşin esprisi bir tarafa, Fenerbahçe'nin durumu sıkıntılı. Yani senin dediğini doğruluyor biraz. Bu amatör şubeler kapatılsın. Ya da küçültülsün. Küçültülsün.

Ya da küçültürsün. Çünkü dediğin gibi ilgilenmiyorlar. Fenerbahçe bir spor kulübüdür. Doğru bir önerme değil. Doğru bir önerme değil. Küçük bir kitlenin mutluluğu ve huzuru için yapılmış bir şey. Hayır ben şu açıdan sordum. İşte birisi diyor ya, bundan sonra böyle olacak. Sana net bir veri veriyor. Bu deprem oldu.

Bundan sonra büyük bir deprem yaşanmayacak. Bir tarz o. Birisi de diyor ki, hazırlıklı olmamız, buna hazırlanmamız gerekiyor Naci Görür de. Yani Fenerbahçe'ye nasıl bir akıl gerekiyor şu anda? Onu merak ettiğim için soruyorum. Bu aklı sağlayacak kişiye Ali Koç borunuyor mudur? Buradan böyle bir bağlantı yapamayız.

Ama Fenerbahçe'de de bir deprem olması lazım şey açısından. Bir sallanması lazım. En son 2018'de oldu Fener'de. İşte 20 senelik fay kırıldı. Aziz Yıldırım fayı. Ondan sonra Ali Koç dönemi başladı. Onun da ilk 5 senesi ciddi artçılarla geçti yani. Artçı sarsıntılarla geçti. Son 3 senedir, 2,5 senesi, 2 senesi özellikle. Daha dengeli ve stabil gidiyor olsa da bence artık yeni bir yer değiştirme yapılması lazım. Plakaların yer değiştirmesi lazım. Ya neden abi? Bence sanki tam öğrendiği zamana geldik. Yani eğrisi artık zirveyi görüyor gibi Ali Koç'un. Ben artık şeye yoruyorum. Nasibi yok yani. Olmayacak yani.

Bazı adama bazı şeyler verilmiyor abi. Bunu da nereden öğrendim biliyor musun? Benim bir arkadaşım var. Adam bak kripto konusunda. Türkiye'de benim diyen herkesten daha iyi biliyordur bu işi. İnan bana. Kripto nedir ki abi? Ben ona karşıyım komple ya bu arada. Karşısına ayrıl, bir dinle. Şimdi bu adam diyor ki, bu adama mesela sor. Adam kripto nasıl yapılırdan, nasıl yükselir, nasıl düşene kadar her şeye hakim. Ve bütün dünya çapında hakim. Bu kadar bilen adam bir türlü şey olmuyor.

Doğru düzgün bir para kazanamıyor hatta batıyor. En son dedi ki ya benim anladım ben. Bana Allah diyor ki sana buradan şey yok kardeşim. Gelir yok. Ben real sektöre gireceğim. Kafe, pastane falan açtım. Çok para kazanıyor şimdi. Dolayısıyla Ali Koç'un da bunu anlaması lazım. Sana burada başarı yok.

Yok yani. Olmuyor. Ne yapsan olmuyor abi. Ne yapsan olmuyor. Ben bunu nasıl rasyonelleştiriyorsunuz onu şey yapamıyorum. Olmuyor işte. Ne yapsan olmuyor. Para harcıyor işte. Nasıl para harcıyor? Parasını harcıyor adam. Ama işte parasını harcıyor. Son iki senedir yükselen trend diyorsun. Doğru percişler yaptığı görülüyor. En azından kağıt üzerinde.

İyi kadro kurman lazım deniliyordu. Yapıyor. Efendim para harcaman lazım deniliyordu. Yapıyor. Ama burada da çok kritik bir hata yaptı. İyi bir teknik direktör buldu. Dünya çapında hoca buldu. Baba boşver dünya çapında hocaya. Bizim Türkiye Ligi'nde Türk hoca lazım. Hadi İsmail gelsin. Ne yapsın adam yani. Her şeyi yapıyor olmuyor. O yüzden artık bence yer değiştirmesi lazım. Sana burada şey yok.

Burada ekmek yok abi. Bak bir futbolcu var, eski futbolcu. Antalya'da aynı yerde üç kere balık restoranı açmış. Üçünde de batmış. Bu gerçek bir hikaye. Allah Allah. Eski futbolcuların nasıl battığına dair bir hikayedir bu. Adam bir insan aynı yerde üç kere balıkçı açar mı? Niye açmış ki abi? Keşke burada olsaydı da sorsaydık. Bilmiyorum. Birini de bari köfteci yap değil mi? Bir de aynı yer, dükkan onun. Ya da aynı yeri açma yani. Ya da aynı yeri açma. Olmamışsa üçüncü kez niye deniyorsun abi? Dolayısıyla Ali Koç'un da bunu anlaması lazım. Sen ne yaparsan yap olmayacak.

O yüzden de inşallah anlar. Buna benzer bir sinyali de bir maçın devre arasında verdiğini biliyorum. Söylediğini. Ya ben ne yapsam olmuyor. Herhalde benimle ilgili. Ama onun da böyle batıl itikatları var biraz. Batıl diyemezsin buna. Nasip diye bir şey vardır. Yani ben olsam Aziz Yıldırım'ın aklıyla Mourinho'yu getirmezdim en azından. Başka bir şey. Orada seçim kazanma mevzusu şu bu. Mourinho'yu getirip... Mourinho'ya ki çok kolay kolay her denilebilecek bir adam değil o. Bu şeye benziyor yani. Christopher Nolan'a vermezdim bu filmi demeye benziyor yani.

Şu an vermeyebilirler artık. Devir değişti mi? Mesela Mourinho'nun devri mi şu anda? Devir değişti falan ama Christopher Nolan'a da böyle bir düşünürsün yani. Baba gel iki bölüm Kızılcık Şerbo çek desen mesela... Güzel de çeker Nolan. Mesela. Kızılcık Şerbo. Değil mi yani? Yani iki bölüm bize Kızılcık Şerbo çeksene abi falan desen. Ya da yapımcı dese ki ben Christopher Nolan'ı bağladım iki bölümde olsa. Hayır diyebilir. Baba devri geçti diyebilir misin? Ya olabilir abi. Diyemezsin abi. Burada diyebilirler. Diyemezsin abi. Yok kimse diyemez abi. Öyle mi? Diyemez abi. Peki Mourinho neden olmadı abi? Bunu bir sonraki hafta konuşalım. Öyle mi? Çünkü ona girdik uzun sürer. Yani bilemedim. Mourinho'nun buraya geldiğinde düşüşte olduğunu düşünüyor musun? Tabii. Epeydir düşüşteydi zaten ama onun düştüğü seviye Türkiye Ligi seviyesinde. Yeterli bir seviyedir aslında ama.

Onun da altındaymış. Şey açısından düşünmüyorum sadece hani Galatasaray'ın yaratısında kaldığı ve ikinci olduğu açısından düşünmüyorum sadece. Yani oynattığı oyun ve vaat ettiği konular, şeyler hakkında da bir şey göremediğim için söylüyorum. Ya bu insanların sinemaya ilgisinin azalması gibi bir şey diye düşünüyorum ben ya. Yani bu bir yirmi, on, on beş sene öncesinde kaldı yaptığı şeyler.

Evet. Yani tıpkı Ancelotti, Magat, Tuşer bile şu anda şeyde değil. Bu yaklaşımı sebebiyle. Valla şimdi yaklaşım konusunda doğru yani böyle bir şey var. Kendisi de bunu zaman zaman söylüyor. Diyor ki ben 24 yaşındaki Lampard bir adamdı diyor. Şimdi 24 yaşındakiler çocuk diyor. Değil evet. O otoriteyi kuramıyorlar işte. Artık o...

Ama mesela gene de hala bugünkü Fenerbahçe'de dahil birçok futbolcu hastası. Emin misin? Eminim. Birçok futbolcu da hepsi diye olamaz zaten hepsi. Bazen de şey haberlerini görüyoruz yani içeride futbolcularla sıkıntısı var. Oynamayan futbolcuların her yerde sıkıntısı vardır. Galatasaray'da yok mu sanıyorsun? Oynamayan futbolcular var. Ben biraz böyle bir fikrine aşık hocaların falan devrenin geçtiğini düşünüyorum. Ama bunun fikrine aşık bir durumu da yok. Bu şimdi dörtlü başladı, üçlüye dönüyor. Reaktif futbol oynatıyor evet. Şöyle bir durumu var. Bence en yakın tahminim şu. Bir kere bir süredir büyük takım ya da favori takım oynatmadığı için öyle oynamayı bir şekilde unuttu. O eski bilgileri de zamanında Chelsea'de, Real Madrid'de çalışıyor. En son 2014 Chelsea. 11 yıl evvel favori takım çalıştırmış.

11 yıl evvelki taktikleri de bugünün dünyasına çok uymuyor gibi. Bir tane tez de diyor ki ya bu adam hayatında 350-400 milyon euroluk takımlarının aşağısında bir şey çalışmadı. Adam alışık değil şeye. Kalite limitinin düşük olduğu yerlerde çalışmayı çok uzun zaman önce belki Porto, hatta ondan önceki Unio, Leira'daki takımına kadar hatırlamıyor bile adam yani.

Yani bu adama gerçekten böyle biriyle çalıştıracaksan 500 milyon euroluk falan takım vereceksin ki bir şey olsun. Hani oluyor mu olmuyor mu o zaman anlayalım falan. Mesela bu da bir test. Ama ben şöyle görüyorum, genel olarak beslenme kaynağının azaldığını düşünüyorum. Yardımcı kalitesi çok düştü tabii. Biraz şey düşmüş ya, heyecanı. O zaten gözüküyor. O zaten gözüküyor. Yani benim için kriteri o biraz. Yani bakışlarından, konuşmasından falan onu anlıyorum ben. Kesin, kesin. Yani o gözlerinden alev fırlayan adam, ya bu Ayşar Man, bununla röportaj yapmaya gitmişti. Yaşlı bir dayı var ya tost yapıyor, Twitter'da şey yapıyor, bu işi yetmiş yıldır yapıyor Ahmet amca falan diye. O şeye gelmiş o kıvama yavaş yavaş. Enerjisi yok saha içerisinde. Ayşar Man 2014'te falan mı? 15'te mi? Bununla röportaj yapmaya gittiğinde arkadaşlara demiş ki, bizim için de imza alsana çok şanslısın, ne kadar yakışıklı adam, acayip karizmatik şu bu. Şimdi mesela hani yaşla ilgisi yok bunun. Tom Cruise'da 63 yaşında, bundan bir yaş yaşında. O enerjisi bitmiş yani hakikaten.

Şey değil. Tom Cruise nasıl 63 yaşında abi? 63 yaşında abi adam. Böyle bir şey olur mu ya? Ajda Pekkan? O kaç yaşında? Ajda Hanım'ı bilmiyorum. Ajda Hanım 75-80 arası var herhalde. Ya ben 43 yaşındayım. Geçen gün eve giderken o parkın duvarından atladım. O günden beri dizlerim sızlıyor. Nasıl beceriyorlar bu işi yani? Bir formül var mı abi? Spor falan yapıyor musun? Ben mi? Hı hı.

Ne işim? Spor yapılır mı ya? Hiç sporla ilgim yok. Spor konuşurum sadece. O kadar. Aynı ben de öyleyim. Hiç ilgilenmedin mi yani bugün? Bir şey yapmadın mı sporla? Gençlikte yaptım canım. Neyle ilgilendin? Futbol oynadım. Basketbolda oynadım. Hangi mevki? Horvettim ben. Beleşçi golcüyüm ben. Ben de yaptım ama kalecilik. Kalecilikte çünkü rahatsın. Top gelmiyor, dinleniyorum falan. Ben genel olarak Kütahya, Bilecik gibi yavaş şehirlerde yetiştiğim için şey oluyorum. Yani yavaş olan şeye adapte oluyorum. Ama sen iyi takımda oynamışsın az top geldiği için.

Ben yok ben forvet oynuyordum. Santrıfor veya solun. Şeyde de basketbolda da daha çok böyle iki numara gibi, üç numara gibi oynardım. Gard? Yok daha böyle scorer gard yani atıcı. Shoot'u falan iyiydi o zaman. Ben abi şey yapmam savunma, koşma işi yok bende. Koşsam Real Madrid'de oynardım falan. O kafayım ben. Koşsan? Real Madrid'de oynardım. Koşmadığım için... O sergil için geçerli bir şey. Koşmadığım için böyle oldu.

Neyse ne diyorduk abi, Fener'de de bir plaka kayması lazım. Artık Ali Koç'un yer değiştirmesi lazım, buradan çıkıp. Kim gelecek abi yerine? Bulunur biri ya, o zaman birisi bulunur yani. Beşiktaş gibi olmasın sonra? Olmaz ya da olsun. Ama bir şey olsun. Tam da Beşiktaş gibi olsun. Bak Beşiktaş 4 başkan değiştirdi, hoca sayısını hatırlamıyorum. 6 falan. 2 şampiyonluğu, 4'ten de ayrıca kupası var.

Yani bu, bu sürede. Doğru. Bir şey kazandı. İki tane şampiyonluğu, dört tane de kupası var Beşiktaş'ın. İki süper kupa, iki tane de şey var, Türkiye kupası var. Yani belki de kaos lazımdır. Belki de kaosun getirdiği bir düzen oluşturacaktır. Yani onu bilemeyiz. Beşiktaş gibi olmasında bir sakınca yok. Ama bir yandan da bilmiyorum abi. Bir şey kazanmak mı yani? Buradaki çünkü şey değişti. Futbola bakış açısı, o taraftarlık kültürü. Yani sadece... Elde edilen sonuca göre insanlar o takımı destekleyecekmiş gibi hissediyorum artık. Yani bizim ülkede bir Fenerbahçe-Galatasaray kültürü oluştu şu anda, son üç senede ayrı. Onun dışında sanki böyle insanların pek futbolla alakası yokmuş gibi. Hatta neredeyse maçları izlemiyorlar, sadece yorumları izleyebiliyorlarsa, özetleri falan izliyorlar gibi. Yani takımla pek bir ilgisi yok gibi insanların, gibi hissediyorum genel olarak.

Takımla ilgisi olmasa AKB'nindeki yayınları da izlemez. Veya tweette de aktif olmaz. Ama o tamamen artık insanlarla uğraşmak için. Hani o gün söyleyecek bir lafı olsun diye. Genel olarak futbol seviliyor mu eskisi kadar falan bilemem ama bence şöyle oldu. Çok fazla feed var. O yüzden çok fazla feedin bir de feedbacki de oluyor. Aynen öyle. Bir bombardıman var. Bir de sadece şey de değil yani Ronaldo'cular, Messi'ciler. Hani bölünme iyi bir şey anladım kadarıyla. Ya da yeni trent o. Yani polarizasyon ülkede de öyle, Türkiye Ligi'nde de öyle.

Ülkenin de ikiye bölündü. Dünya da ikiye bölündü. Şimdi Ronaldo'cular, Messi'ciler vardı ya bir ara. Şimdi ne var? Şimdi daha takımlar var işte. Real Madrid'cimsin, Barcelona'cımsın. Ne bileyim işte İngiltere Ligi'ndeki bir takım takımlarla ilgili şeyler var, ayrışma var. Ya ben çok izlediğimiz için mesela pandemi sonrasında da öyle yani bu telefonlar, sosyal medya o içerik sürekli içerik bombardımanı olduğu için biraz bu başarısızlık stasının abartıldığını düşünüyorum ben. Çünkü Aziz Yıldırım'ın ne kadar? 21 yılda 6 şampiyonluk. 20 yılda 6 şampiyonluk. 20 yılda 6 şampiyonluk. Bir sürü kupa işte filan falan. Yani şimdi önümüzdeki 13 senenin 6'sında Ali Koç şampiyon olsa efsane statüsüne ermez mi? Bir daha söyle.

Önümüzdeki 13 senenin altısında Ali Koç şampiyon olursa efsane statüsüne gelmez mi? Dolayısıyla hayır gelmez. Neden? Aziz Yıldırım'ı sportif hacıdan kıyaslarsam başarısız. Ama bugün Fenerbahçe'nin statü Aziz Yıldırım. Fenerbahçe mal satıp borçlarını kapatabilecek pozisyondaysa hepsi Aziz Yıldırım'ın. Yani 7 senede sportif başarısızlık değil Ali Koç'un yer değiştirmesi gerektiğini düşündüğümüz şey. Nedir? Çaktığı bir tane çivinin olmamasıdır. Bu realde gerçekten böyle mi yani? Değil mi?

O kadar hakim değilim, bir çivi çakmadım. Hakim değil, şimdi anlatıyorsun o zaman. Diyorum sana işte, bir tane çivisi bile yok. Yok. Vaat edip de yaptığı tek şey var, stadın ışıklandırma sistemini yanar döner disco modeline çevirmesi. O da iyi bir şey. Bir tane vaadini gerçekleştirmiş, evet. O kadar. Beşiktaş da ışıklandırma taktı. Beşiktaş'ın vaatleri farklı. Bazıları tutuyor, bazıları tutmuyor.

yine de kendi fikrimde şeyim. Çok fazla izlediğimiz için neyin ne olduğunu hafıza kaydımız var artık. Mesela 2000 öncesinde bu kadar hafıza kaydımız yok. Ne demek o? Yani şöyle erişimimiz yok o içeriğe ve o zaman sanki daha... Güzel bir noktadasın, devam et. Yani zaman şimdiki hızıyla akmıyor gibi. Zaman hızlandı doğru. Aynen. Bir sene önceki şey sanki 10 sene önce olmuş gibi üstüne hemen toprak atılıyor ve sanki o başarısızlığın limiti de artıyor gibi hissediyorum yani. Biraz aç bu

Yani işte 70'lerde, 80'lerde 20 sene, 30 sene başkanlık yapıp iki kere adam akıllı şampiyon olsan daha bir efsane gibi anılırmışsın gibi. Şu anda dediğin gibi o feed'ler, feedback'ler sürekli reaksiyon almak zorunda bırakıyor. İnsanları gibi hissediyorum. Yani tam da ifade edemedim galiba ya. Et et, biraz et. Çalış, çalış et. Sana üç dakika vereyim. Üç dakika. Üç dakika düşün, ben o sırada... Podcast'e sessiz de kalabiliriz. Ben o sırada bir şey söyleyeyim. Bu Mustafa Süleyman var.

O kim abi? Yeni dönem dahisi. Yapay zekanın bir numaralı şeysi. Adamı, Yaklaşan Tehlike kitabının yazarı. Kendisi Suriye kökenli bir Amerikan. Birleşik Devletleri vatandaşı ve yapay zekalı ya da Irak kökenli. Tam emin değilim. Yapay zeka şirketlerinin birçoğunun kuruluşunda yer almış bir ciniz bir adam. Yaklaşan Tehlike'de diyor ki senin söylediğini düşünüyorum. Düşün bu arada bana hı hı deme. Yok ben düşündüm abi artık. Tamam düşündün mü?

Diyor ki, eskiden kısa vade 1 yıl, orta vade 3 ila 5 yıl, uzun vade 10 yıldı. Şimdi uzun vade 1 yıl, orta vade 3 ila 6 ay, kısa vade şu an, şimdi diyor. Yani zamanın hızlanma söyleminin aslında anlatan adam. Evet. Düşündüysen söyle.

Geçen bir şey gördüm Twitter'da. Ne kadar doğru değil bilmiyorum. Sam Altman bir açıklama yapmış işte. ChatGPT ile alakalı. Rica etmeyin diyor yani. ChatGPT. Emredin diyor. Ona emredin. O ricalar sizin o brief sürenizi uzattığı için daha fazla cevap vermesine sebep oluyor. Bu sefer de kayıp milyon dolarlık bir elektrik faturasına sebep oluyorsunuz. Dünyanın kirlenmesine sebep oluyorsunuz diye bir şey var. Yani orada bile hayır kardeşim buna rica etme. Hızlı hallet işini. Emret falan diyor.

Yani bir karar alma süresi bırakmıyor artık şu anda sosyal medya yöneticileri olsun, o işi yapacak kişi olsun. Yani belki Ali Koç Morinyo'yu almayacaktı. Bu kadar geri bildirim, bu kadar şey anlatabildim mi? Yok kaybetme korkusundan aldı onu biliyorum ben. Ama ben bunda etkisi olduğunu düşünüyorum abi. Sürekli yani şey oluyor ya böyle insanlar işte Twitter'da 6 ay önceki şeyi paylaşıyorlar ya eskiden hayat ne kadar güzeldi falan diye. Bakıyorum 6 ay yani Ocak ayında falan olmuşum.

Bu insanların bütün olaylara yaklaşımını değiştirdi gibi hissediyorum ben. Yani her şey bir an önce olsun, başarılı olalım. Asla zamana yayma yok yani. O yüzden ben Ali Koç'la bir 7 sene falan daha devam ederim yani. Bu durum böyle olduğu için. Onu söylemek istiyorum.

Bu dakikadan sonra başarılı olacak gibi hissediyorum. Şehir tepesinde o çünkü bu. Curve'ün en tepe noktasına doğru geliyor. Artık geldi diyorsun. Artık bu saatten sonra olur yani. İşte Gahasaylı bakış açısıyla da Ali Koç'un bunu değerlendirmek. O yüzden Ali Koç gitmeli zaten. Bir kere daha gördük yani. Güzel. Batarya bitiyormuş abi. Evet kapatalım o zaman. Çok konuştuğunuz sinyali bir durum biliyorsun değil mi? Yayınlarda falan da abi bir dakika bir şey yapalım falan gibisinden. Efendim bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Bu ilk bölümdü. İlkin günahı olmaz. Eleştirilerinizi, önerilerinizi yazın. Korhan'a bir şey... Yani özellikle daha fazla eleştirinizi Korhan'a yazın. Biz de üzerine çalışalım. Eğer beğendiyseniz biz burada böyle arada sohbete geleceğiz. Yok beğenmediyseniz zaten kalkar gideriz. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Hepinize iyi günler diliyoruz. Korhan'cığım teşekkür ederim. Ben de teşekkür ederim. İyi günler herkese.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)