Podcast

Ali Koç’un Kıyamet Sığınağı Fenerbahçe Mi?

Bakıcaz

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölüm 29 Nisan Salı günü Podbee stüdyolarında kaydedildi. Serdar Ali Çelikler ve Korhan Yılmaz, Barcelonada’ki elektrik kesintisinden Ali Koç’a kadar oldukça geniş bir yelpazede sohbet ettiler.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.447 kelime · ~22 dk okuma

Efendim herkese merhaba ben Serdar Ali Çelikler. Pod B ile birlikte hazırladığımız Bakıcaz programına tekrar hoşgeldiniz. Korhan Yılmaz ile beraber sohbet ediyoruz. Merhabalar. Merhaba Korhan Yılmaz. Korhan Yılmaz benim arkadaşım reklamcı İyi Galatasaraylı. Hayat bilgisine güvendiğim bir kardeşim. Boş muhabbet mi? Güveniyorsun abi. Yok. Tam aksine, bayağı dolu muhabbetim var. Ama boş yapalım istiyorum, ona kadar fazla çok gelmiyorsun. Bakacağız işte, zaman zaman. Korhan Yılmaz ve Serdar Ali içeriklerle bakacağız. Hem sporu, ağırlıklı futbolu, hem de hayatı konuşmaya gayret edeceğiz. Gündemi, umarız güzel zaman geçiririz.

Bu kayıt 29 Nisan Salı günü akşam saat 18 sularında kaydedildi. Ona göre dinlemenizi rica ediyoruz. Ne yapıyorsun? İyiyim abi sen nasılsın? Ben de iyiyim. Stres yaptım dün. Neden? Barcelona'da yakınlarım var. Dün İspanya'da elektrik kesildi. İspanya'daki elektrik kesintisi işte başladılar falan hani o şekilde.

Oldu. Saldırılar başladı falan şeklinde oldu. Olayı kısaca özetleyeyim bilmeyenler için. Dün saat 12.38'de, İspanya saatiyle 12.38, Türkiye saatiyle 13.38'de İspanya'daki bütün elektrik şebekesi anında çöktü. Ve 5 saniye içinde çöktü. Bütün İspanya çöktü. İspanya'daki elektrik sağlayıcı, Portekiz'in de elektrik sağlayıcı şirketi olduğu için Portekiz'de de çöktü.

Transkriptin tamamını oku

Fransa'nın güneyinde yani İspanya sınırındaki bazı kentlerde de benzer sorunlar yaşandı. Belçika'ya kadar sirayet etmiş. Çok uzun süreler havalimanı uçuşları yapılamadı. Trenler yön bulamadı ve seferler iptal edildi. Trenlerde metrolarda da şurada burada mahsur kalmalar oldu ve tam bazı yer yani hava damarlarına ve işte belli başlı devlet dairelerine bir takım önemli bölgelere 1-2 saat içinde verilse de bütün ülkede geri gelmesi 12-13 saati buldu. Pedro Sanchez yani İspanya Başbakanı 2-3 kez açıklama yaptı.

Ve dedi ki, bu bir siber saldırımı diye sordular. O da dahil, hiçbir şeyi göz ardı etmiyoruz dediler. Bu sırada tabii Twitter falan, internet hepsi çöktüğü için bir süre kimse haber alamadı. Ama İspanyollar, böyle Amerikalılar gibi kavanoz düzeninde rahatsız olan tipler olmadığından bunu eğlenceye çevirdiler. Offline de ilan ettiler. Millet sokaklarda, hava da güzeldi. Millet sokaklarda gezdi. Akşam saatlerinde de bazı kafelerde jeneratör vardı ve oraya da işte bir tıkın telefon, bilgisayar, şu bu şarjlarıyla

Hallettiler. Ben de uzun süre yakınlarıma ulaşamadığım için birazcık stres yaptım ama sonradan öğrendim ki eve gitmişler sağ salim ama işte telefon yok, bir şey yok, şu bu. Bunun üzerine tabii komplo teorisyenleri hemen devreye girdi. Türkiye'de de girdiler. Covid'den itibaren başladı, 2030'u öne çektiler falan diye. Ne oluyor diye sordum çok sevdiğim bir komplo teorisyenine. Dedi ki, bu olacaktı zaten. Hollywood bize bunun sinyalini vermişti. Böyle bir cutoff durumu söz konusu olacaktı falan. Bir uzman şöyle bir şey yazmış. Onu da bana sabahleyin ilettiler. İspanya'da 6 gün evvel yenilenebilir enerjiye geçmiş bu şirket. Ve yenilenebilir enerjiye geçtiği için 7. gününde, 1. haftasında onlara bir uyarı niteliğinde nükleerciler veya fosil yakıtçılar şey yaptılar diyorlar. Akıllı olun lan, uyarısı yaptılar. Ama genel olarak yüzde 52 oranında zaten rüzgar ve güneş enerjisi modellerine geçmiş İspanya. Yalnız bugün Pedro Sanchez başbakan şey dedi, bundan sonra özelleştirme konusunu tekrar ele alacağız dedi. İspanya'da özel şirket. Elektriği özelleştirmeyeceksin abi. Elektriği özelleştirmeyeceksin. Şimdi oradan da biz girelim. Neyse sabahleyin de bizim bakanımız açıklama yaptı. Bu işi gazetecilikte Türkçeleştirme denir. Sen de bilirsin reklamcılıktan. Yani dünyada olan bir olayı kendi ülkene yorumlayan, matmaya, gazetecilikte Türkçeleştirme denir. Biz de şimdi bu İspanya'daki elektrik kesintisini Türkçeleştireceğiz. Bizim bakan da açıklama yaptı. Dedi ki, bu Avrupa'nın elektrik sistemini kullandığımız için benzer bir şey bizde de olabilir. Biz de bekliyoruz. Bizi de etkileyecek. Şey izlemiş miydin? Dünya'yı ardında bırakı. Evet, izledim. Bu Ali Maharşal'a mıydı başrolde? Evet, Julia Roberts falan var. Obama'nın danışmanlığını yaptığı film. Evet, Obama'nın yapımcılığını hatta. Yapımcısı. Michelle Obama'nın yapımcı olduğu, Barack Obama'nın danışman olduğu film. Efendim o filmi izlemeyenler için bence izleyin. Netflix'te yaklaşık 2 saatlik bir film. Amerika'da elektrikler kesiliyor ve bu böyle 1 saat, 2 saat, 3 saat, 10 saat değil haftalarca sürüyor ve elektrikle çalışan her şey. İnternete bağlı olan her şey bozuluyor ve sistem çöküyor. Sistem çökünce darbe girişimleri falan oluyor. Hatta çok çarpıcı bir sahnesi var. Bir galerideki bütün Tesla'lar komut alamadıkları ya da yanlış komut aldıkları için hepsi bir yolun ağzında birikip birbirlerine çarpıyorlar falan. Benzer bir komplo ve karmaşa teorisi Zero Day'de var. Orada da siber saldırı var. Zero Day çok başarılı bir fikirin üstünde duruyor. Bir bilgisayar genius grubu, dahi grubu bu bir kere daha olacak deyip

İşte bir dakikalığına, beş dakikalığına neyse bütün elektrikleri sistemini yok ediyor. Ama bütün sistemi, tren kazaları oluyor, ışıklandırma sistemleri bozulduğu için trafik kazaları oluyor falan filan. Ve aslında bir süre sonra anlaşılıyor ki bunu işte devletin içindeki bir grup yapıyor falan filan. Ama sonuçta her iki dizi de bize şunu veriyor. Bir film ve bir dizi, her iki yapım da bize şunu veriyor. Bir gün kardeşim bu elektriği çekeceğiz biz. Şalteri indireceğiz. Hazırlıyorlar yani.

Bu shelter'ı indireceğiz diyor. Hatta filmin son sahnesi, spoiler vermek gibi olmasın. Filmin son sahnesinde olacak ama işte artık idare edin. Bu zamana kadar izleyemediyseniz o da şeyiniz. Son sahnesinde işte bir güvenli alan, shelter dedikleri ne diyorlar, işte Türkçesi de bunun. Barınak mı? Sığınak. Sığınak bitiyor falan. İşte sonra da hemen akabinde haberler çıkıyor. Sığınak yaptırdığı Mark Zuckerberg. Yok. Neydi bizim abi? Bill Gates. Bill Gates. Tabii. Şu bu falan. Sığınak şirketlerinin... Ali Koç'un var mıdır sence? %100 vardır çünkü yükselen portföylerden birisi sığınak. Eğer bu işe girmeyi düşünüyorsan abi tavsiye ederim. Abi sığınak inşa etme işi çok zor iş. Onu biz yapamayız. Amerika'da böyle bir şirket var ve müthiş para kazanıyor. En çok yükselen şirketlerden bir tanesi. Ben de son zamanlarda bu filmleri izledikten sonra ve Harry Potter'ın bize mesaj verdiğine inanıyorum. Çünkü zombi filmleri artmıştı. Dünyalar Savaşı Z'den iki sene sonra şey geldi.

Zombi saldırısını. Birkaç tane daha salgın filmi geldi. Evet Contagion falan vardı. Nicole Kidman'ın bir tane filmi vardı salgın diye. Ondan sonra 28 gün sonra 28 hafta sonra. Bu Burt şeyin oynadığı neydi o güzel kız. Sandra Bullock. Sandra Bullock oynadığı bilmem ne Burt. İşte bu kuş sesi mi ne anladın. Anladın sen onu. Sessiz ol falan. O geldi. Üst üste salgın salgın salgın salgın çat covid geldi. Şimdi burada da böyle keseceğiz. Hatta özür diliyorum ben bir araya gireyim abi. Sen bir kısa nefes al. Ekonomist o sene bir kapak yaptı. Evet bunu yaşadık. Şimdi sıradaki katastrofiye hazır mısınız diye. Şimdi sıradaki katastrofi bu enerji kesintileri mi? Çünkü geçenlerde bir Rus uzman da bundan bahsetti ama bunun için verdiği dönem 2026'nun son çeyreğiydi. Yani 2026'nun son çeyreğinde bütün elektrik şebekelerine sistemli olarak saldırıların düzenleneceğini böylece ödeme altyapılarına yapılan saldırılar yüzünden günlük

akışın aksamasına neden olacağını. Hatta bu yolla insanları nasıl eve tıktılar pandemide? Bu ödeme yoluyla da dijital varlıkları bir kenarda tutarak insanları hizaya sokabileceklerini anlatan bir teorisi vardı. Ne diyorsun? Yani bu da bu elektrik saldırıları bunun hazırlığımız sence? İşte o 2026 demiş. Bazıları 2030 diyordu. Bu kadar varlıklı insanda bir takım hazırlıklar yapıyorsa diyeyim. Barınaklar falan kuruyorsa bir şey olacak demektir. Ama ben de o barınak, şimdi konudan biraz uzaklaşacağız da alakasız bir şey söyleyeceğim. Yani bu kadar insan öldü, bütün dünya kaosa sürüklendi. Sen de bir zengin olarak sığınağa girdin. Çıktığında kimse yok. O parayla ne yapacaksın? Ben bunu merak ediyorum. Yani bu zenginler neyi hedefliyor ağabey?

Böyle. Tabii orada şöyle yani. Kime kullanacaksın yani o parayı? Ben o inşaat şirketinin şeyini biliyorum. Bir yıllık yapıyorsun. Bir yıllık, on beş yıllık, işte on yıllık, beş yıllık, ne istiyorsan otuz yıllık da var. Yani ama sonuçta insan sosyal bir varlık. Sinema salonları falan da varmış. Ben baktım bayağı ilginç şeyler var. Yani otuz yıllık da yaptırabiliyorsun istersen. Ama insan sonuçta sosyal bir varlık ve mutlaka dışarı çıkmak zorunda bir gün. Dolayısıyla hani o otuz yıllıklar çok tercih edilmiyormuş. Bugüne kadar en çok tercih edilen on beş yıllıkmış. Biz meseleyi Türkçeleştirecektik. Şimdi meseleyi Türkçeleştirelim. Bu saldırılar Türkiye'ye de yansır mı? Yansırsa ne olur? Nakit paraya dönmek mi lazım? Yapı var mı? Bunu da futbolculaştırma. Biraz da bizim podcast şey gibi oldu abi böyle felaket tellalı gibi olduk. Deprem konuşuyoruz, şimdi elektrik kesintisi. Ben genel olarak benim tavrım, benim bir etkim yok yani buna. Mesela uzmanlar diyor ki önlem alın. Evde diyor bol bol pil bulundurun. Benim evde pille çalışan abi bir televizyon kumandası var. Bir de bir milyoncu arkadaşım vardı bana bir bebek vermiş. Şuna takıyorsun işte seni anan benim için doğurdu.

Yani ben sanki böyle o kıyameti öyle bekliyorum. Mum ışığında o bebeği izleyerek bekleyecek bir zihniyet yapısındayım. Yoksa şey değilim yani. Bir hazırlığım yok. Yani pil alsan ne olacak? Çünkü tek bir şalter indirme sonucunda bütün her şeyi kilitleme yetkisine sahipler. Artık bize o teknolojinin hepsini verdiler, elektriği. Elektriği bizden aldıkları anda yani sıradan vatandaşın %80'inin ben pek yapacak bir şeyi olduğunu düşünmüyorum.

Birçok insanın günlük hayatı birkaç kişinin dudaklarının ucunda gibi geliyor bana. Maalesef öyle bir hayata doğru gidiyoruz. Peki özgürleşebilir miyiz? Zor. Zor artık değil mi? Bütün sistemlerimiz birbirine bağlıyken biz... Yok buradan geri dönüş mümkün değil. İnternetin olmadığı... Mümkün değil artık evet. Yani çünkü 80'lerde bir bakkaldan aldığın mum o süreci geçirmene yardımcı oluyordu. Şu anda... Yani bu bir hafta, on gün, on beş gün sürerse neyse de ondan sonra millet alışveriş yapamaz, kimse bir şey yapamaz yani.

Ama biz bunu komplo teorilerini, yani bunu anlatıyorlar mı peki? Sen söylediğin şeye geri döneyim. Yani filmlerde, dizilerde bize bunları gerçekten haber veriyorlar. Bence ben öyle düşünüyorum. Yani Hollywood'un belli zamanlarda belli mesajlar veriyor olduğunu düşünüyorum. Sinyalliyor mu yani bizi? Belli zamanlarda belli mesajlar verdiğini düşünüyor. Çok uzun süre bir ara hatırla, işte uzaylı konusu işlemleri. Şimdi mesela onları yapmadılar falan. Ama artık bizi bir şekilde şuna alıştırdılar yani var ve biz hazırlıklıyız. Bir gün gelirlerse bu iyi bir şekilde de geliş olabilir, kötü bir şekilde de geliş olabilir. Her türlüsünde biz dünyalılar bu işe hazırlıklı vaziyetteyiz gibisinden bir mesajı en azından verdiklerini düşünüyorum. Dünyadaki bütün liderler de bu konuda işte aşağı yukarı aynı kararı alacak diye düşünüyorum. Evet dediğin gibi bir salgın fenomeniyle başladı filmler. Sonra elektrik işine döndü.

O yüzden korkuyorum. İnşallah herkese de küçük çaplı da olsa hazırlıkçılık tavsiye ediyorum. Ne gibi abi? Abi ben genel olarak sen önünü kış tut, yaz gelirse bahtına şekline bir insan olduğum için ve daha negatif bakışlı biri olduğum için mesela benim küçük küçük hazırlıkçı çantalarım var. İşte piller, bir sürü yani 15 saat yanacak fenerler, efendim bir takım işte küçük çaplı silahlar, ondan sonra su temizleyiciler falan. Yani bir şekilde hayatta kalmam gerekirse... Kalırım diyorsun. Yani bir hafta falan idare ederim. Bir haftadan sonra zor ama bir hafta idare ederim çünkü bir haftadan sonra avlanmak falan gerekir. Aşağı yukarı onu yapamam ama... O kadar kısa sürer mi bu iş? Yani sürmez ama hani üç gün, beş gün, bir hafta hiç olmazsa yardım gelene kadar ya da bir ortalama bir düzelme sağlanana kadar. Bir kişi olarak konuşuyorum tabii, tek başıma olarak konuşuyorum.

idare edebilecek vaziyete alabilme ihtimalim var. Ama belli bir yaştan sonra, belli bir beceri oranından az insanlar ne yapacak, onu bilemiyorum yani. Bu filmlerde anlatılan şeylere genelde şey yapıyor musun abi? Mesela komplo, Simpsons mesela sürekli karşımıza çıkan... Peki nasıl biliyor abi Simpsons? Biliyor demek ki yani. Simpsons kaç sezondur devam ediyor bilmiyorum da herhalde 700'den fazla bölümü var. 700 bölümde 3-5 tane teori ortaya atıyorlar. Yok ya en az 20 tane çıktı ya. Abi Kahraman Maraş Turkey olabilir mi? Kahraman Maraş Turkey diyor ya. Kahraman Maraş ne abi?

Ağabey ama onun dışında bir sürü şey söylüyor. Yani 700 bölümün her birinde 5'e yakın teori ortaya atıyorlar neredeyse. Biri tutarsa diyorsun. Yani bir Nostradamus gibi. Bir de insanlarda şey var, algıda seçicilik var. Ama bir de bir sahne var. Simpsons'lar getir götürünü yapar kurtlar vadisinin diye bir tabir var. Öyle bir tabir mi var ağabey? Simpsons'lar getir götürünü yapar kurtlar vadisinin diye. Kutlar Vadisi'nde de bir sahnede Aziz Yıldırım Ali Koç'a gidiyor. Hisselerimi niye alıyorsun diyor. O da diyor ki, başkan sen sahada şampiyon olacaksın, ben de borsada diyor. Bu Fenerbahçe'nin hisselerinin satıldığı, 4.8 hisselerinin satıldığı günden sonra çok viral oldu.

Ciddi misin? Ben denk gelmedim ona. Orada işte Ali Koç'la şey var, Aziz Yıldırım karakterli iki kişi var. Ondan sonra işte böyle bir sohbetleri var film dizide. Bu şeyden sonra da, hisse satış işinden sonra da, bu böyle viral oldu işte altta da yazıyorlar. Simpsonlar getir götür ne yapar falan diye. Doğruymuş ama. Çok nokta atışı çünkü yani. Ondan sonra işte onu da açıkladılar bu son divan kurulunda. Dediler ki biz bu hissesi atışında çok başarılı bir şey yaptık. Efendim çünkü Türkiye'de yabancı sermaye girmezken Citibank kaynaklı bir alışı oldu bu. Yani biz aslında iyi değerli bir hisseyiz falan. Tabii bunlar yersen yani. Açın kapıları duysun herkes dedi ya abi. Çünkü ben tahmin ediyorum ki bunu yönetim kurulu kendisi aldı bu hisseleri.

İçeriye para sokmak zorunda. Hayır dedi abi. İçeriye para sokmak zorunda. Hayır diyecek tabi. İçeriye para sokmak zorunda. Bu da yapılabilir bir şey yani. Bu kötü bir şey değil. İçeriye para sokmak için. Maaş ödemek için falan. Yani falan gibi olur. Kulüplerine ihtiyacı olur. O dönemde de insanlar yani kulüpler böyle şeyler yapar. Velhasıl bunu da...

Ali Bey veya yönetim kurulundan birileri hisseyi satın alıp içeriye para soktular. Peki bunu yapmadan sokamazlar mıydı? Onun içinde belli bir oran var. Yüzde 30 limiti var. Onu aşarsanız finansal fair play kurallarına, UEFA'nın kurallarına aykırı hareket etmiş oluyorsunuz. Ben bu finans işlerinden anlamıyorum. Demek ki o zaten yapılmış ki. Geçmiş. Ya bu şunu demeye çalışıyorum. Gel içeri, hadi divan kuruluna, Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe divan kurulunda ne anlatıldı?

Ya biz evet futbolda çok iyi gitmesek de finansal olarak bu zamana kadar ayakta tutmaya çalıştık kulübümüzü. Ama 508 milyon euro da borç var. Bu zaten hayatın doğal gerçekliği değil. Ne olacaktı ki abi kulüp kapanacak mıydı yani bir şey yapmasalar? Aynen öyle. Çok doğru soru. Yani kulüp batıyordu falan. Ben evimin kirasını ödedim demek ki bir şey. Ben hayatımda batan büyük grup görmedim abi. Hiç dünyada da yok yani. Bir şekilde. Yok değil mi? Doğru. Battık biz diye büyük grup yok. Yani Juventus'u bile düşürdüler Şişke'den geri döndü. Daha güçlü döndü. Ben battım diyen yok yani. Büyüklerden söz ediyorum. Küçük kulüpler de var tabii. Küçük şirketler de var ama belli bir büyüklü yer içmiş kulüplerin batışı falan diye bir şey söz konusu olmaz. Hele Türkiye'de hiç olmaz. O yüzden biz finansal olarak kulübü ayakta tuttuk aslında hikayedir. Ama bu hikayeyi güzel anlattılar. Üstelik 508 milyon euro borçla. Alkışladılar. Öyle tabii yani. Alkışlama falan. Gırla. Çıkan ekibi nasıl buluyorsun abi divan kurulunda konuşan? Abi şahane. Hepsine hasta oldum. Bedir Baykam'ın matematik hesabına bayıldım. Biz aslında diyor son 2 yılın puanlarına bakarsan 2 yılın şampiyonuyuz diyor. Bu yılda 4-5 puan önde olmadık aslında diyor. Nasıl bir matematikse o. Nefis yani. Gibi dizi sekansı gibi çıkan. Nefis nefis. Gibi dizi sekansı muazzam evet.

Bedri Rahmi Eyüboğlu da gitti oradaki Yiğitim Aslan'ın Burada Yatıyor Şiirini falan okudu yani. Adam ölmüş gibi yani. Bedri Rahmi Eyüboğlu mu? Tabii. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun torunu. O da Bedri Rahmi Eyüboğlu. Öyle mi? Evet. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun torunu Bedri Rahmi Eyüboğlu. İki. Yiğitim Aslan'ın, dedesinin yazdığı Yiğitim Aslan'ın Burada Yatıyor Şiirini. Ali Koç'a, önce Nazım Hikmet'e yazmış onu Bedri Bey, Bedri Rahmi Bey, dede. Sonra Ekrem İmamoğlu'na ithaf etti. Sonra da Ali Koç'a ithaf etti. Ali Koç nerede yatıyor bir kere? Hani yiğidim aslanım burada yatıyor. Ölmüş olması lazım Allah korusun. Uğur Mumcu'ya söylenmişti hatırlarsan rahmetliye. Ya da işte Ekrem Bey gibi cezaevine filan girmiş olması lazım. Öyle bir durum yok yani orada da. Ama şiirlerin ithaf edildiği kişilerin de birisinin sürgün, birisi hapise girmiş. Ali Koç da yani çok hayırlı bir şevesine... Yani evet ne bileyim herhalde iyi bir şeymiş gibi söyledi Bedir Bey.

Peki ben şeyi merak ediyorum abi, bu STAT projesi... Olmaz abi. Hayır hayır. Bunlar yapamazmış. Tamam da işte şunu söylüyorum, 8 ay önce de galiba aynı projeye... Aziz Bey ben yapacağım dedi, bunlar yapamam demişler evet. Öyle bir şey oldu mu yani? Oldu oldu. Böyle bir şey var. Yani bu neden, bu insan hafızası mı artık köreldi? 8 ayda nasıl unutuluyor böyle şeyleri? Abi şöyle ben, ya o söyleyince olmaz, ben söyleyince olur yani, bu böyledir yani.

Seçimlerde oluyor ya bu, bu o kadar büyütülecek bir şey değil yani. Sende de var abi biraz bu. Var mı diyorsun? Evet. Ben söyleyince olunca, sen söyleyince olmaz mı oluyor? Aynen öyle. Mesela bir örnek var. Ya şimdi veremem abi bu konuda. Niye, ayıp mı olur? Ayıp olmaz, aklıma gelmiyor ama genel olarak... Demek ki yok oğlum işte o zaman. Ben sana hemen siyasi örnek vereyim mi? Şu anda yaşadık ama birebir. Demek ki yok dedin ve ben de kabul ediyorum, yok diyorum. Peki, iyi.

Dolayısıyla bunlar seçimde olur ya. O yapamaz, ben yaparım. Olur mu? Bunlar seçim sattığım halinde çok da problem şey değiller yani. Ulan dün niye öyle dedin, bugün böyle dedinler falan. Onlar hani seçimde olur o yaşadır. Onların üzerine çok durmuyorum ben. Sadece bunları yapabilirler mi? Sanmıyorum yapabileceklerini. Peki seneye yani ben dedim ki devam edeceğim. Açın kapıyı dedi. Bırakmaz, bırakmaz. Şampiyon olmazsa da mı bırakmaz yani? Şampiyon olamayacak ki zaten Fenerbahçe. Şampiyon olsun. Seneye, seneye. Şampiyon gene devam eder.

Öyle mi? Yani üçüncü senesini doldurur. Sonra normal seçim var zaten yani seçim senesi. O sene olmaya çalışır. O sene de olamazsa gene devam eder. Bence olana kadar devam edecek abi. Olsa da bırakmayacak bence. Ben bırakacağını sanmıyorum. Yani bundan sonra holdingin bir unsuru olarak devam ettirebilir. Kesin. Dolayısıyla Fenerbahçe ya Ali Bey'in bir şekilde bırakmasını bekleyecek, bambaşka bir sebeple. Ne bileyim holdingin başına geçme gerekçesi olabilir bu. Başka bir sebep olabilir, bilemiyorum. Veya yani Ali Bey oradan kendi isteğiyle ayrılmaz. Çok büyük bir organizasyonla falan ayrılabilir ki o da zor. Yani bir karşı rakip çıkartılır, o da zor.

Yoksa bu iş Ali Bey'in oğluna doğru gider. Oğluna bırakır yani. Benim gördüğüm o. Artık şey yani 10 sene sonrasından falan bahsediyorsun. Tabii. Artık ben devam ediyorum. Bir hanedanlık. Yani işte Kerim Rahmi'ye 2 milyar dolar bırakacağım ama 1,5 milyar dolar artı Fenerbahçe'ye bıraktım filan gibisinden. Bir şey olabilir yani. Peki abi baskette de fena gitmiyor ama orada da istifa sesleri var. Hiç istifa sesleri yok orada. Öyle mi? Ben duyuyorum bazen. Yani o genel olarak. O genel olarak yani kulübün şeyiyle ilgili. Çok çocuk bile bağırıyor. Basketbolu seven var ya. Twitter'da bile gördüm yani videolarda 23 Nisan şenliklerinde bile Ali Koç'a istifa dendi yani. İlginç şeyler yaşıyor. Evet ama o şey artık, o artık birazcık şey durumu oldu yani. Karikatürize. Karikatürize mi? Karikatürize oldu evet. Karikatürize durumu oldu. Yani Ali Koç kendi isteğiyle kesinlikle bırakmaz. Ben yapamadım bu işi demez. Diyelim üst üste iki sene şampiyon oldu. Ben artık alacağımı aldım, bırakıyorum da demez. O zaman da bırakmaz yani. Bunu nereden biliyorum? Bunu onun yapısını bildiğim için biliyorum. İki, futbol işini sevdi. Yatırım da yaptı yani buraya.

Ya bence şeyden de bırakmayabilir abi. Ben mesela futbolcunun sevdi sevmedi kısmından ziyade o tip bir ismin mutlak başarısızlığı kesinlikle kabul etmeyeceğini düşünüyorum yani. Peki mutlak başarısızlığı doğru. Peki onu da kabul etmedi. Hayıra düşeni istiyor yani. İşte tamam ben de orada biraz metafizik konuşuyorum. Ya işte olmuyor yani. Allah sana bunu bahşetmemiş kardeşim. Nasip etmemiş diyorum yani. Biraz da böyle düşünmesi lazım. Abi bu kadar serveti bahşetmedin. Bu çünkü rahatlatıcı. Rahatlatıcı bir şey de bir taraftan. Baba babaannemin burada şeyim yok yani. Nasibim.

Allah'a şükür işte sağlıklıyım değil mi? İyi bir ailem var. Çok zengin bir ailem vardı. Oradan aldım. İyi bir işim gücüm var. İyi bir okul okudum. Çoluğum çocuğum şey. Sağlıklı şu bu. Hepsi çok gayet yani. Buralarda her yerde iyiyim. Bu işte de olmayayım yani. Peki ben sana bununla alakalı yani ne kadar alakalı bilmiyorum da merak ettiğim bir şey soracağım. Ben mesela Gağız Saraylı olarak şöyle görüyorum. Gağız Saraylı olduğum için de böyle görüyor olabilirim. Gağız Saraylı Lisesi... Sanki Roma senatosundaki o senatörler gibi o Jules Cesar'ı sürekli dürttükleyen, bunu yaparsın yapamazsın diyen bir görev görüyor. Ben Fenerbahçe'de böyle bir yapı göremiyorum. Bu tek adam rejimine evrilmesine neden oluyor mu Fenerbahçe'nin? Yani yararına değil gibi sanki bu. 50-60 bin tane federasyon üyesinin olup demokrasi usulü oy kullanmaları falan. Avukar 60 bin kişilik kulüp olmaz. Öyle bir dernek olmaz. Öyle bir kulüpçülük olmaz. Yani diyeceksin ki Barcelona'nın 250 bin kişi üyesi var.

O artık klüpçülükten çıkmış bir şey o. Real Madrid'in 98 bin üyesi var. Bayern Münih'in 200 bin üyesi var. Bunlar artık klüp değil yani. Bunlar orada gidelim birlikte işte bilmem ne tesislerinde simit, peynir, çay yapalım filan durumunu aşmış yapılar. Ya oraya doğru gitmek lazım ya da küçültmek lazım ki bu saatten sonra küçültemezsin.

Galatasaray Lisesi'nin Galatasaray'a çok fayda sağlayan bir unsur olduğunu kabul ediyorum ama o da değişti zamanla. Orası da bütün renkler hızla kirleniyordu. Birinciliği beyaza verdiler gibi. Galatasaray Lisesi de artık eski değerlerin taşıdığını pek sanmıyorum ben. Özellikle son sandıklarda gene liseli arkadaşlar var. Onların durumu o eski liseliler gibi değil. Ya tabii dünya değişti abi. Yani o eski liseliler gibi değil. Bir de şey derler.

Bu eskiden işte ortaokulda girerdik, lisede çıkardık. Şimdi artık liseden de giriliyor. Adam zaten ortaokulda başka yerde okumuş oluyor. Liseden giriyor, işte lisede dört sene okuyor, gidiyor. Yok abi işte bahsettiğim, tamam liseyi çıkardın. Bir akil adamlar grubu yani ağırlığı olan bir ekibin sürekli... Ağırlığı olan ekip bir iki kişi kaldı. Öyle mi? İyi biliyorum Galatasaray konu şeyini. Tamam hayır, onu geç abi. Düzenin böyle olması mı gerek diyorum ben sana. Öyle bir düzen olması da olmuyor. Ya Gağatasaray nispeten diğerlerine göre... Yoksa bu kulüplere artık satılsın mı yani? Gağatasaray nispeten diğerlerine göre nispeten eskiden çok daha fazlaydı. Yani 2000'lerde falan çok daha fazlaydı. 90'larda çok daha fazlaydı. Nispeten biraz daha denetim mekanizması kuvvetli bir yapı. Fenerbahçe'de çok eskiden vardı dernekler, gruplar. O grupları Aziz Yıldırım bitirdiği zaman iyi bir şey sanıldı. Ama işte herhangi bir itiraz sesini de bir taraftan bastırmış oldu.

Beşiktaş'ı ben tamamen Süleyman Seva'yla hatırladığım için tabii hiç tartışılmaz bir liderlik. Dolayısıyla ondan öncesi nasıldı bilmiyorum ama Süleyman Seva döneminde zaten tam bir stabilite vardı. Dolayısıyla herhangi bir akil adam daha ihtiyaç yoktu. Zaten akil adam vardı başında. Tek figür. Ama daha demokratik. O bıraktığında işte görüyoruz ne olduğunu yani hala kendine gelecekler. Ali Koç sonrası Fenerbahçe olur mu bu şekilde Beşiktaş gibi? Vallahi Ali Koç sonrası Fenerbahçe kalır mı onu bilmiyorum. Yoksa Koç Holding Sporu mu evrilir? O mesela ciddi tehlikedir yani. Koç Holding Sporu evrilmesi ama Ali Bey'in de işine gelmez. Yani onu da bilecek kadar akıllı bir adam. Nedir abi Koç Holding Spor dediğin? Nasıl bir yapı yani? Koç Holding Spor dediğim işte beni sevenler. Ben ve beni sevenler ya da bana biat edenler. Ben böyle bir kulüp isterdim ya. Ama işte o senin işine yaramaz. Biz Fenerbahçe'yiz, başkanımızı seviyoruzdan başkanımıza mecburuza dönmemek lazım. Doğru. Biz buraya nereden geldik abi? Bilmiyorum, öyle geliyoruz işte. Elektrik işinden geldik. Programımız böyle ya. Bizim programımız böyle yani. Bir yerden bir yerlere bağlamam ha. Bağladık yani. Bağladık mı? Nereden bağladık? Elektrikten. Elektrikten geldik de ama şeyden geldik ya. Shelter Melter oralardan geldik. Sığınak. Sığınaktan falan geldik. Var mı abi sığınağın Bodrum'da? Yok. Neden? Düşünmedim. Tam sığınak düzenleyecek adam...

Öyle bir param yok abi. Profili görüyorum ben. Öyle bir param yok. Ucuz yollu bir şey. Yok öyle bir şey olmaz abi. Yok maalesef. Peki öyle bir... Yok yani öyle sığınak mığınak yapamayız biz yani.

Neden? Yani öyle bir hayalinde mi? Yok öyle bir şey olur mu ya? Ne yapacağız? Sığınakta yani. Sığınakta falan. Bu nükleer patlama falan mı olacak? Yok abi işte. Ya Amerika'daki şey olur bu. Amerika'da... Ben isterdim abi ondan soruyorum. Ya biraz Amerika'da olur o şeyler. Silahlı milisler gelecek. Kıyamet gibi. Böyle gelecek silahla baş kapının da bekleyecek falan işleri. Orada olur yani. Türkiye'de biraz daha az olur o işler.

Onlara gün doğdu zaten kıyamet gününü bekleyenleri. Eskiden dalga geçerlerdi. Şimdi akil Tabii insanlar tabii oldu. hazırlıkçılar ama çok izleniyor. Türk YouTuber'lar da var. Hazırlıkçılıkla ilgili YouTube içerikleri üreten arkadaşlar var. Onlar da bayağı izleniyorlar yani. İşte çanta hazırlayalım, şöyle yapalım, böyle yapalım. Hayatta kalma. Onlar da mesela üç aylık hayatta kalma paketleri var mesela. Üç aylık hayatta kalma paketleri, bir haftalık hayatta kalma paketleri. Onları aslında satabiliriz abi ya. Üç aylık hayatta Satıyorlar kalma. adamlar işte. Öyle mi? Tabii var yani zaten yapılmış. Üç ay yaşayabilirsin bununla. Tabii. Yani ben böyle bir hazırlık yaptım, bununla üç ay yaşayabilirsin diyor. Ama işte orada dediğim gibi avlanma lazım. Yani ama tabii adam önceden gidiyor, gölünü biliyor, burada balık var diyor, işte burada nehir var diyor, burada balık var diyor. Anlatabildim mi?

Beyin, ben sana söyledim. Beyin, kaç ya da savaş mantığıyla çalışan bir şey ya evrimin ilk başından beri. Ben kaçan taraftayım abi. Avlanmak bana göre değil. Avlanmazsan nasıl besleneceksin? Tedarik zincirleri koptu. Nasıl besleneceksin? Hadi evde bir haftalık mal yiyecek var sonra. Atlarla, mantarlarla. Biliyor musun mantar toplamayı?

Zehirlenme işte o yüzden diyorum bir çıkıp bakmak lazım yani. Öyle bir Into The Wild diye bir film vardı orada o da bilmediği için üçüncü günü herhalde zehirlenip ölüyordu şey Alexander Supertramp. Çok güzel filmdir bu arada. Bilmiyorum onu da alayım. Şu tarafı da söyleyesin ya ne alaka. Alayım onu. Yani Ali Koç bırakmaz özetle. Ne alaka abi. İşte öyle.

Üç sene devam eder mi gerçi? Ben devam etmeyeceğini düşünüyorum. Şöyle... Bir sene şampiyon olmazsa bırakır. Yok, kesin bırakmaz. Ya tabii şöyle yani holdingin başına geçmek durumunda kalabilir. Ne bileyim abi şimdi onu bilemem. Yani anormal bir normal şartlar altındadır yani her şey. Normal şartlar altında bırakmaz. Ya bir de ben çok başarısız bulmuyorum abi. Her sene ikinci oluyor. Yani sonuçta oralarda... Hadi lan! Ya sayılı bakış açısının yerim senin. Her sene ikinci oluyormuş.

Ama bir sonraki programlardan birinde Galatasaray'ın neden artık çok da fazla yakalanamayabilir pozisyona geçmek üzere olduğunu konuşalım. Konuşalım abi bana uyar. Aslında filmlerden falan bahsedecektim ama artık geçti yani. Ne bahsedecektin filmlerden? Bir tane böyle kısa kısa bir şey söyleyeceksen söyle. Ya benim bu şeyde çok aklıma takılıyordu o. Bugün konuşunca. Ne o? Hani senaryoda yazdıkları şey gerçek oluyor mu? Muhabbeti vardı ya. Hani pandemi, contagion'ı yayınlıyorlar. İşte 17 sene sonra bir genel pandemi oluyor falan filan.

Ben bunun en net örneğini abi Richard Gere'in bir filmi vardı şey Hunting Ground diye av sahası. Orada Bosna'ya giden iki gazeteci bunlar ve bir Sırp savaş suçlusunu arıyorlar. Filmin yapım tarihi 2007 ve günün sonunda filmin sonunda o savaş suçlusunu buluyorlar. Interpol tarafından aranan kendi sorgulamalarıyla.

Sırbistan'ın bir köyünde yaşıyor. 2008 yılında abi Radovan Karaciçi dünyanın her yerinde ararken Belgrad'ın bir köyünde buluyorlar. Yani senaryo birebir bir sene sonra gerçekleşiyor. Şimdi bu bir CIA yönlendirmesi mi bir tesadüf mü yoksa bana çok ilginç geliyor yani bu. Gördüğüm en ekstrem örneklerden birisi bu yani. Abi biliyorsun ki Hollywood'da her filmde

Amerikan bayrağının en az bir kez gözükmesi kuralı var. Evet. Dolayısıyla bu yazılı olmayan kural zaten kültürel hegemonyanın ve kültürel emparyalizminin şeylerinden biri. Bir numaralı kural. Bence bir sürü, bazılarını söylüyorlar. Ejderhalar falan gelmeyecek hiçbir zaman da. Bazılarını söylüyorlar tabii. Diyorsun ki önden başlatıyor. Baba siz böyle bir şeye çalışın falan deniyor yani.

Bakacağız abi artık nasılsa. O zaman Podbe podcast'in bakacağız dinleyenlerine. Teşekkür ediyoruz. İyi bir hafta diliyoruz. Bir dahaki haftaya görüşmek üzere. Sevgiler, saygılar.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)