
2.896 kelime · ~14 dk okuma
Perivacıları, öncelikle nasılsınız? Hayırlı bayramlar. Bayramınızı enişten dileklerimle kutluyorum. Abla, Polat gelsinler.
Dedik ya arkadaşlar, her hafta yapıyoruz artık diye. Allah Allah. Neyse, tuz bitti. Bitti.
It's over. Abla ne yaptın, ne yaptın? Hem bu arada öncelikle bir saniye, bir saniye. Bu hafta yeni hayatımın ilk haftasıydı.
Ve bugün de konuşacağız. Sizinle biraz yeni bu dönemde, bu yeni eremda Ne yapmak istiyorum? Ne yapacağım? Hayatımdaki planlarım ne?
Bunlardan bahsedeceğiz. Biraz dertleşeceğiz. Hedikodu yapacağız. Olanları anlatacağım.
Saçımla ilgili son rutinimde ne yaptım? Biraz bundan bahsedeceğim. Güzel bir sohbet edeceğiz. Hazırsanız.
Ben ne içiyorum şu anda? Maçalat diye mi aldım önüme? Oğut. Yulaf içmem çok biliyorsunuz ama yulaf içesim geldi bugün.
Sohbet edeceğiz sizinle yani. Hazırsanız başlıyoruz. Doktor Güneş radyoya hepiniz hoş geldiniz. Arkadaşlar bahsetmiştim işte tuzda işte iyi geçti nasıl oldu anlamadım falan filan istediğim puanı aldım şöyle tabi ki açıklanmadı puanlar ama hani ÖSS'de de oluyordu ya sorular hemen veriliyordu ve cevaplarda ona göre siz kaç aldığınıza bakıyordunuz burada da doğru yanlışa bakıyorsun netlerine bakıyorsun netlerine göre yazıyorsun hesaplamaya O işte geçen senelere göre ortalama hem klinik hem temel.
Çünkü temel dersler mesela işte anatomiye, farmakoloji falan var. Bir de klinik dersler var. Onlar hangileri? Pediatri, dahiliye falan.
Pediatri ve dahiliyenin ağırlığı, yani klinik derslerin ağırlığı temel derslere göre daha fazla. O yüzden netiniz direkt puan olarak yansımıyor. Puanı hesaplamanız gerekiyor. Velhasıl kelamsal ben hesapladım.
Geçen seneye göre istediğim yerler vardı. Onlara girebiliyorum. Tamam mı? İstediğim puan olmuş oldu yani.
Ama kontenjan açan okullarda bir tık bir sıkıntımız var. Bunu anlatacağım. Ama öncesinde bir okul var. Önce hastaneye bakacağım.
Onlarla bir görüşeceğim. Sonra anlatacağım size ne oluyor, ne bitiyor. Görüşeceğim yani nasıl mobbing var mı? Benim biliyorsunuz ki farklı durumum var sosyal medyayla ilgili falan filan.
Bunları konuşacağım. Onun dışında benim kısa süreç içerisinde çok da odaklanamadan, sosyal medyayı da bırakmadan çalışmam. Ailemin de bu süreçte hani bana çalışmıyorsun, böyle olmayacak, böyle olmayacak falan demesi, benim de olacaksınız bana güvenin, ben biliyorum, yapabileceğimi inanıyorum falan demem ve sonunda haklı çıkmam beni çok rahatlattı. Yani ailemin de bu anlamda bana bakış açısını gayet değiştirdi.
Yani değiştirmedi de ben bunun Haklı, gururla yaşıyorum şu anda. Rahatladık yani hepimiz. Ben derinden geleni yaptım ve puanı aldım falan filan. Bundan sonrası artık çok durumunda değil.
Onun dışında... Hemen bitti tuz. Ne yaptım arkadaşlar? Plan yaptım.
Yüzüme somon spermü DNA'sı enjekte ettim. Onun etkilerini söyleyeceğim size. Şu an geçti, çok az kaldı. Ben biraz böyle harç yapıyorum, zor yapıyorum kendimi.
Seviyorum o mikro travmaları. Ehlali anonsumda olduğu için... Kolejen bağ gevşek ya, kan hemen dışarı çıkıyor. Hemorajı oluyor yani.
Hemorajlıyorum kolay. Neyse, velhasıl o kelam yine. Arkadaşlar, şimdi ben geçen Aleyna, işte ajanstan arkadaşım aynı zamanda da arkadaşım yani. Oyuncu koçu var onların ajansında, ona göstermiş beni falan.
Cansu'yla beraber. Demiş, aa ne kadar güzel, farklı bir yüz, şöyle böyle falan. Dedim acaba doktor... Thor dizisinde birkaç bölüm oynasam mı?
Konuk oyuncu. Diksiyon dersine gideceğim bir. İkincisi, İspanyolca mı geliştireceğim? Bu var.
Üçüncüsü, spora gidiyorum normalde. Tuzsan ötürü ara vermiştim, evde yürüyordum. Ama şeye başlayacağım, pilatese. Çünkü pilates arms istiyorum yani.
Pilates kolu istiyorum. Çünkü bayağıdır da spor yapmadım ya, ağırlık kaldırmadım. Hazır yeni başlayacağım. Tam böyle kaslarım yırtılacak bu aşamada.
O yüzden en güzeli bence pilatese gitmem. Aletli pilates. Hatta annemle gideyim dedim. O yüzden annem kapalı ya.
Yani kadınların gittiği bir yere gidelim annemle. Rahat rahat ikimiz gidelim. Çünkü annemi de ele almak istiyorum. Annem spor salonuna yazılmıştı ama yani onun için tek başına gitmeyecek yani.
Biliyorum. Neyse. Onun dışında şey yapacağım. Buz pateni.
Diksiyon kursu dedik. Oyunculuk kursu sonrasında. İspanyolca. Belki birebir ders alırım.
Belki online yaparım. Bakacağım buna. Online birebir de yapabilirim de işte bakacağım. Ondan sonra vizelerim bitmişti.
Vizelerim nefsini tekrar çıkartacağım. Gidelim bir yerlere gidelim yani. İsteyim bu. Tüm platformlarda içerik üretmeyi devam edeceğim.
Ondan sonra... Başka ne yapacağım? 5 Nisan'da Gazze'de konuşmam var. 18 Nisan'da Trabzon'da arkadaşımın düğünü var.
Ondan sonra 25 Nisan falan gibi bir acil tıp kongresi var. Ona gideceğim Antalya'ya. Öyle yani. Çok güzel.
Sonunda gerçekten iç huzurum çok iyi, mutlu hissediyorum. Tabii ki antidepresan da çok çok iyi geldi bana. takmıyorum hiçbir şeyi hakikaten böyle şükürler olsun şükürler olsun mutluyum yani o mutluluk rahat bir mutluluk onun dışında saçımı uzatıyorum ve bayağı daldım arkadaşlar yani hem growth yani saçımı hem büyütüyorum saç büyütmek ne ya anladınız uzatıyorum hem de shedding'in yani dökülmesini engelliyorum dökülmüyor benim saçlarım uzuyordu aslında ama elimden geleni yapıyorum saç rutinimi muhteşem yaptım bence hem detox şampuanı kullanıyorum haftada bir işte clarifying şampuğu Hem de... Hep İngilizce olacak terimler.
Haftada bir yine build-up'ını, o biriken şeyleri almak için salicylik asitle peeling yapıyorum. Onun dışında her duştan önce uçlarını yağlıyorum ya da işte bonjour-pair yapıyorum yani bağ onarımı. Onun dışında saçıma başka ne yapıyorum? İlk duşa girdiğimde uçlarına saç kremi sürüyorum ki her gün şampuanladığım için kurutmasın saçımın uçlarını.
Çünkü zaten uçları şampuanlanmaz ya normalde. Sonra iki şampuan yapıyorum. Sonra maske ve krem. Sonrasında amineksir serum kullanıyorum.
Peptiserum kullanıyorum. İçinde kafein de var. Ondan sonra niacinamide falan da var. Yüzüme çok iyi bir ritim oluşturdum.
Ve beslenmem de çok iyi şu anda. Takviyelerim de çok iyi. Her gün kolejenimi, çinkomu, B kompleksimi falan içiyorum. Kışın çinkomuz eksik oluyor arkadaşlar.
Dikkat edelim, içerim. Özellikle çinko pikolinat. formunda, enterik kapsül formunda, midemizi rahatsız etmeyecek. Eczanda olan o çinko oksitler dandik oluyor, ishal yapıyor, bir işe de yaramıyor.
Onlara değil. Daha güzelini alıp içebiliriz genel olarak. Zaten çoğumuz çinkodan eksik besleniyoruz, besinlerin kalitesizliğinden ötürü artık. Öyle.
Life. Onun dışında flörtler olarak sıfırım. Ama sıfır olmak şu an çok hoşuma gidiyor. Sıfırım gerçekten.
Biri demiş ki, abla ayrılığı nasıl atlattın, onu anlat falan. Sonra düşündüm, nasıl espri yapmıştım, ayrılık güme gitti falan diye. Sana bunu niye anlatayım dedim yani şimdi. Bunu anlat belki de ama işte ne kadar geçecek bilmiyorum.
Önceki ayrılığımla şu anki ayrılık bambaşka yani. Çünkü bence bu arada, en toksik ama iyi tavsiye, ayrılamadığınız biri varsa o kişiden nefret edene kadar tüketmek yani. Geri mi dönüyorsun abi? Dön, dön.
Tekrar en iğrenç hallerini gör. Artık yani iğrenç yaşamayacak noktaya gelince, Bırakırsın zaten, istemezsin yani. Ben de bunda gördüğüm şey, en sonuncusundan bahsediyorum. Gördüğüm şey arkadaşlar, zaten benim ilerleyemeyeceğim, yapamayacağım bir şeydi o şahit olduğum şey.
Bu yüzden neyini üzüleyim? dedim ki hatta, oh şükürler olsun. Tuzumu etkilemeyecek, işimi etkilemeyecek bir an önce hayatımdan çıkmış oldu. Devam edeyim diye mutlu oldum yani.
Bir saniye yüzlemedim. Ondan sonra, tabii ki şu da var yani, insan mantığıyla duygularını asla ve asla normalde söz geçiremez. Yani yönetemezsin duygularını. Burada da şu devre geliyor, ben gerçekten sevmedim mi?
Böyle mi düşünüyorum yani? Bence öyle değil. Bilemiyorum. Hem de anlamış değilim.
Ama belki hani kafamda idealize ettiğim şeyi mi sevdim de yani bu kadar kolay oldu? Ya da bir anda insan gerçeği idrak edince belki de Sevdiğim şey de bu değilmiş diye olabilir. Bilmiyorum bana ne oldu ama bir anda bitti öyle ve hemen hayatıma devam ettim. Hayatım o kadar yoğun ki, o kadar çok kendimi... Bak her sabah kalkıyorum,
bu sabah ne yapsam. Yani bu ara hep böyle çıkıp spora gidesim geliyor da yetişemedim yani. Hani şey hala o dengeye varamadım. Uyku ilacını bıraktım.
Sınav zamanı uyku ilacı kullanıyordum hani en azından uyuyayım düzgün diye. Şimdi onu kullanmıyorum çünkü kilo yapıyor. Ben atipik antipsikotik kullanıyordum uyumak için. Diğerleri beni devirmiyor.
Meratoran deli falan falan hiçbir şey yapmaz. Beni alt deviren ilaçlar ancak uyutuyor. Ama o da kilo alıyor. Bir iştah açıyor, bir mançlıyorsun.
Deli gibi yiyorsun falan. Kilo aldım bundan 1-2 kilo. Veririm, sıkıntı değil. Neyse.
Dedim hani kullanmayayım. Ben bu arabada da bunu kullanıyordum. Ondan çok kilo almıştım. Ama şimdi de işte biraz uyuyamıyorum yani.
Ama bugün çok güzel uyudum. Sadece biraz geç uyudum falan. O yüzden onu dengeye sokmaya çalışıyorum. O da olursa her şey süper olacak.
Sonra işte vizelerim de gelir. Sonra hep beraber... Yani ben giderim, sonra size de gösteririm. Ondan sonra evime çıkacağım.
Hatta size böyle annemle içerikler yapacağım. İşte hani annem bana... Ev düzenini öğretecek. Sofra kurmayı öğretecek.
Bilmiyorum çünkü yani. Süpürmeyi, çamaşır yıkamayı bilmiyorum. Ben öğretirken size de öğretmiş olur. Onun dışında kendi evime çıkınca artık yetişkin olmuş olacağım.
Bir flört de yaparım. Böyle ben bir düzenimi kurayım da ondan sonra diye düşündüm. Bir de yabancı damat getirmek istiyorum size bu araya. En azından yabancı bir flört.
Bir İspanyol falan. Başka şeyler daha oldu aslında ama anlatsam mı, anlatmasam mı kararsız kaldım. Bu hafta sizinle konuşmak istediğim şeylerden bir tanesi ne biliyor musunuz? Geçen bir toplantı yaptık.
Hatta podcast ekibimle toplantı yaptık falan. Babam dedi ki, Tuba o kadar çok saçınla oynadın ki iyi misin kızım bu ara falan dedi. Ben dedim ki, iyiyim. Çok mu oynadım ben fark etmedim falan dedim.
Ki benim babam normalde böyle şeyler söylemez falan. Sonra işte ben de bu ara daha da fazla, TikTok'ta özellikle, çok garip, bilerek mi yapıyor, deli mi deli mi taklidi yapıyor, çok garip çok garip yorumlar alıyorum tamam mı? Allah Allah diyorum yani hani çiğ et diyemiyorum, bir şey yapmıyorum. Konuşuyorum sadece, bakıyorum diyorum ne garip yani neyi yapıyorum, vallahi anlamıyordum falan.
Sonra babama dedim, baba dedim işte ben ne yapıyorum yani garip miyim, ne yapıyorum, niye bana böyle? Dedi ki sen farklı hareketlerin var, farklı bir karakterin var ve dedim yani fitresizsin ya da yüksek voltajda yaşıyorsun, bu da insanlara hani garip gelebilir ama işte Ben seni olduğun gibi kabul edip, senin mutlu olmanı istiyorum. Evet hani sen kendin olduğunda arada benle uyumayan davranışların da olabiliyor ama ben senin kendin olmanı istiyorum falan filan dedi tamam mı? Sonra ben bir şey fark ettim.
Şey yazmışlardı çünkü bir yerde de. Tiklerin beni çok görüyor falan. Dedim benim tikim mi var ya? Dedim sordum yani tikim mi var benim falan.
Sonra şunu fark ettim. Stimming'i diyorlar arkadaşlar. Stimming. Stimming işte Nero Spice'i kişilerin yaptığı tekrarlayan hareketler var ya, işte ne bileyim belki elindeki bir şeyle oynamak, saçınla oynamak, dudağınla oynamak, bir şeyleri tekrar etmek, sosyal stimming, işte konuşurken duraksamak, birkaç kelimeyi tekrar söylemek, çok coşkulu konuşmak, inş çıkış mimikler falan.
Bu onlara tik gibi geliyormuş. Ben şimdi, ben yeni anladım bunu da. Dedim ya ben sosyal medyaya girdikten sonra ADHD olduğumu fark etmiştim. Çünkü sosyal medyaya girmeden hiçbir doktor bana ADHD tanısı koymadı.
Gidip dedim ki bir doktora, artık yeter yani. Gerçekten böyle bir şey var mı? Dedi ki, evet. Size bunu söylemedi mi hiç kimse falan filan gibi.
Söylemediler. Herkes borderline'mışım bunu falan deyip durdu. Neyse sonra arkadaşlar bu gariplik hakkında biraz konuşmak istiyorum. Garip dediğimiz şey, ister bana ister başka birine, tamam mı?
Yani sadece ben değil. Objektif değil aslında. Gariplik ne demek arkadaşlar? İstatistiksel olarak ortalamadan sapma.
Yani ortalama dediğimiz şey de, norm dediğimiz şey de, dasmanın oluşturduğu, yani toplumun oluşturduğu çoğunluğumuzun konfor alanı. Şimdi toplum, dasman bu normu üretiyor ve norm dışı kalan herkes de garip etiketini yiyor. Ama aslında norm yani doğru olan değil yani sadece yaygın olan. Ve işte hızlı konuşan, farklı bağlantılar kuruyormuş gibi gözüküyor.
Sürekli saçıyla oynayan, steaming yapan diyelim hadi, duygularını daha farklı ifade eden falan insanlar da lineer çalışmadığı için beyni dışarıdan garip gibi gözükebiliyor yani. Çünkü insanlar lineer bir anlatımı bekliyor, doğrusal. Ama sen öyle düşünmediğini de bazen bu etiketi yiyebiliyorsun. Sosyal maskeyi kaldırdığında, daha raw yani, daha böyle işlenmemiş halinle olduğunda haliyle, yani alışılmışın dışına çıkıyor.
Bu benim yaptığım saçımla oynama, işte diğer streaming hareketleri var ya, rujmuş, bir sürü şey var işte. Bunlar aslında benim bilinçli olarak yaptığım şeyler değil. Beynim kendini dengelemek, kendi sinir sistemini rahatlatmak, aşırı uyarılmayı azaltmak için, odaklanmayı arttırmak için yapıyor bunu. Yani self-regülasyon mekanizması.
Benim böyle preferontal korteksim, yani işte beynimizin ön kısmında olan, düşünmeyi sağlayan, fazla uyarıldığında vücut diyor ki ben bu küçük hareketlerle bunu dengeleyeyim. Hatta mesela bir de fidgeting var, yani herkesin böyle önce kıpırdanması var ya, hani herkes bunu yapabilir bazen, kıpırdanabilir. Buna fidgeting deniyor. Ama stimming daha derin bir regulasyon hareketi.
Biraz daha açayım mı bir konuları? Daha deriden inmek istiyor musunuz? Tamam açacağım. Ama önce bir ara.
I'll be back soon. Arkadaşlar, size bir şey söyleyeyim mi? Ben genelde böyle dertleniyorum ya burada podcastta, hep derdimden bahsediyorum. Şimdi şunu fark ettim, böyle bir derdim var, şu var.
Yani şükürler olsun, ilk kez derdim yok biliyor musunuz? Allah hepimize dertsiz günler nasip etsin. Düşünüyorum, bir derdim yok. Hayatta bir tasam yok, bir endişem yok.
Allah'ım, Yarabbim, şükürler olsun. Şimdi biraz önce bahsettiğim kavramların derinleniyor. Şimdi bir insan benim TikTok'umu, videomu, herhangi bir şeyimi izlerken ne yapıyor biliyor musunuz? Deniz Slice seni.
Ne demek bu? Kişi beni algılıyorken tamam mı videoda veya sosyal bir ortamda hızlı bir şekilde karar vermeye evriliyor. Böyleyiz yani biz insanlar. O yüzden de bir kişiyi değerlendirirken çok kısa sürede hemen gözlemden çıkarım yapma afinitemiz var.
Tamam mı? Yani birkaç saniyelik davranış üzerinden hemen kişinin işte güvenirliliği, normalliği, deliliği hakkında bir yargı oluşturuyoruz. O sebeple de orada mesela bir böyle çıkışı görüyor, bir böyle duygu patlaması, deli falan. Bipolar.
Bir de bu hızı değerlendirmede genelde objektif olmuyoruz. Çünkü algı her zaman haliyle bilissel ön yargılarla yönetiliyor, karar veriyor. Bu da ne? Algı biyası yani social perception bias.
Karşıdakini olduğu gibi görmek yerine referans olarak kendini koyuyor. O yüzden de alışık olmadığı bir davranış. Kendisine göre alışık değilse bu direkt garip kategorisine giriyor yani. Bu sebeplerle de bana böyle yorum yapan insanlar aslında belki de böyle düşünmeyecek.
Çünkü anlamıyor beni. Çünkü niye yeterince uzun gözlemlemiyor ki? Gözlemlese de belki anlayamaz, o ayrı da. Hemen karar veriyor zaten.
Ben niye bunları düşünüyorum? Çünkü anlamıyordum. Niye böyle diyor, niye böyle? Sonra andım.
Bakmıyor ki. Bakmıyor. Yani bu gariplik ya da insanların işte delilik dediği etiket aslında klinik bir etiket değil ya, sosyal bir etiket. Hadi ya!
Başka neden bahsetmek istiyorum, biliyor musunuz? Hayatımda olan. Sizle böyle her zaman bir yolculuğa giriyoruz, tamam mı? İşte ben, ilk beni ne zaman tanıdığınızı bilmiyorum ama Boya Batı'ya gidiyorum, işte oraya saydım bitti.
TUS'a giriyorum, işte şimdi TUS hikayesi bitti. İnşallah böyle hayatımda hiç sınava girmeyeceğim böyle bir sınava, inşallah. Yani TUS veya işte başka bir tıp sınavına yani girmek istemiyorum artık. Hep böyle otuz yaşındayım ama hala tam olarak ne yapacağım, ne edeceğim hala belli değil.
Artık yani düzenimi kurup bir şekilde yetişkin olup anlatabiliyor muyum? Böyle bu hikayenin bir yerde finalize olmasını istiyorum. Hep böyle bir yeni hikaye, yeni hikaye. Tamam, belki de istemiyorum bu arada.
Belki de bu hoşuma gidiyor. Bu belirsizlik de aynı zamanda. Tabii ki şu an gelecek kaygım yok yani o anlamda. Şükürler olsun.
Ben bundan şikayetçi değilim. Sadece hep böyle bir yenilik, yenilik yani. Artık evlilik kısmına geçebilir miyiz? İşin evlilik... Ya şu an evlilik de istemiyorum biliyor musunuz?
İşin şakası o. Ben şu an ne istiyorum? Gezmek istiyorum. Tozmak istiyorum.
Yurt dışına gitmek istiyorum. Bayağıdır gitmedim. Ben zaten çok gezerdim. Bayağıdır gitmedim ya iş güç diye.
Vallahi işkolik oldum ya artık biraz da keyfini sürmek istiyorum şunun. Şöyle bak hayal kurayım. Gidelim arkadaşlar İspanya'ya gidelim. Karayip adalarına gidelim.
Oraya gidelim buraya. Japonya'ya gidelim. Kore'ye gidelim. Takılalım.
Eğlenelim. Mutlu olalım. Gezelim. Yiyelim.
İçelim. Çok istiyorum. Hepsini göstereyim size. Size şöyle 50 days.
Vallahi hak ettim ya. 30 yaşımda artık gerçekten. Ben de hak ettim yani valla. Diva Dr.
Grech olarak şöyle size hayatın Dr. Grech gözünden nasıl yaşandığını göstereyim istiyorum. Gerçekten. Bir de şu kiloyu hallettim falan.
Yani bir tanem öyle işte. Beraber depresyona girerdik. Ne günlerdi ya. Şimdi bir daha gelecek miydi?
Ben artık ilaç kullanmaya başladıktan sonra bilmiyorum, yiyeyim ya. Yirmen gibi geliyor. Korkmuyorum da artık. Fobilerim de geçti.
Buz patenini şöyle gideyim, güzelce bir öğreneyim. Şöyle artistik artistika yiyeyim. İspanya olacağım, iyice geliştireyim. Gidelim beraber İspanya'ya.
Böyle İspanya'da İspanya olunca çocuklarla deyta çekeyim, vlog çekeyim arkadaşlar. Onun dışında diksiyonumun düzeldiğini hep beraber görelim. Zannetirken hayal kuruyorum. O yüzden arada da raksıyorum.
Daydreaming yapıyorum. İşte hayal kurma adına istemem. Hayal kurmayı da öğrendim. Allah'la aram çok iyi maşallah.
Hatırlar mısınız? Size Allah'la aramdaki problemlerden bahsediyordum. Sonra ben o hani hayattaki en önemli şeyi buldum diye podcast yapmıştım ya. Orada maneviyatın değerini anlamıştım ya.
Arkadaşlar, ben kendim inanmak için Allah'ın varlığına, böyle Rabbim, Rabbim dedim, dedim, dedim dediğimde inanmıyordum biliyor musunuz? Yani hissetmiyordum. Benim varlığına inanmak demek benim için bilmek değil yani. Gerçekliğini bilmek değil.
Ben maddi bir şekilde delil aramıyordum yani. Ben sadece hissetmek istiyordum onun gücünü. Sonra Rabbim dedim, dedim, dedim dilimde oldu, oldu, oldu ve ben işte hasta yattığımda bir gün Allah'la bir anlaşma yaptık. Ödenmez sandınız yani.
Ve o gün benim içime girdi o inanç. Allah'ıma şükürler olsun. Vearam çok iyi be. Ondan asla kaybetmek istemiyorum bir daha.
Geç buldum. Onu çok seviyorum. Rabbim. Bu sınav zamanında hakikaten hep hayırlısı olsun, hayırlısı olsun diye dua ettim.
Hamama gittim, kendimi dualarla okudum. Babama kendimi okudum falan. Ve bence hayırlısı olma anlamında çok etkili. En iyisi değil yani.
Benim için en hayırlısı neyse o olsun. O yüzden sizin için de böyle dua edeceğim eğer bana izin verirseniz. Enerjim geçsin sizlere de o anlamda. Her şey için şükürler olsun.
Bu şükür bölümüydü. Sonunda bitiyor herhalde çile, darbe derdi ve doktor bilir için dertleri, darbe derliği. Sonunda bizim de güldüğümüz bölümlere geldik. Garibin yüzü gülür mü?
Küçük Tuğba Anur bana teşekkür ediyor bu bölümde. Ben de seni çok seviyorum canım Tuğba Anur'um. Tüm pisliklerin ağzına ineyim. Guys haftaya seni anlatacağım biliyor musunuz?
Hava temizleyici. Ama temizleyiciler gerçek mi? Bunu anlatacağım. Biraz da tıp, biraz da sağlık, biraz da bir şeyler vereyim.
Yani go go give us nothing olmasın yani hep. I love you. Valla kaç zamandır bu bölümü yapmayı beklemiştim. Senin için bütün zaferlerim.
Yok olup gitsen ne zaman. Guys I love you. Görüşürüz. Sizi çok seviyorum.
Forever and always.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.