
3.413 kelime · ~17 dk okuma
Merhabalar. Ben açıldım. Biz şu an açıldık, açılıyoruz. Boğaç, Kerem, Volkan, ben, Seda.
Açılıyoruz şu an. Evet. Nerede, neyi açıyoruz? Yazar masasında.
Allah mükemmeldi. Açılıyoruz. Çok daha iyi bir versiyonu çekilebilir ama çekmiyoruz. Yazar masası da böyle bir şey zaten.
Şimdi yazar masası dediğimizde değişiklik önemli midir? Biz mesela önceki bölümden farklı oturuyoruz. Bu farklılık bize farklı bir şey katabilir mi? Ben mesela Volkan kadar zeki olamazdım değil mi?
Senin yerine oturduğun zaman. Ben hayır dediğim sırada henüz ben de kendim istemiyorum. Bence onu artık cümlesinin bitmesine bekleyelim. Ama yani çok uzun sürüyor ya.
Sen de virgülü atmayı bırak ki adam... Doğru doğru. Ya ben buraya oturdum diye farklı bir şey yüklenmiyor. Yok mudur öyle bir şey?
Hayır öyle bir şey yok. O zaman Volkan'ın hiç konuşmaması lazım. Ben buramı oturduğum zaman otururum yani. Orada ben oturuyordum ona göre otur.
Bundan sonra. Evet nereden başladın arkadaşlar? Ya çalış yaptın getirdin buraya kadar. Ben diyorum ki...
yazarlık sancılı bir süreçtir. Yazar olmak sancılı bir şeydir. Mutlu yazar var mıdır? Mutlu yazar yoktur. Ben şöyle bir tarihe
baktım. Dizanteriden ölmeyen ne yazar dememişiz. Öyle mi diyorsun? Öyle sanki. Geçmişe bakıyorum. Dizanteri tam olarak
neydi? Hiçbir fikrim yok. Bir şey veremdi ama. Dizanteri o verem değildi galiba. Dizanterimi
ateş yapan bir hastalık değil mi? Çoğu hastalık gibi. Vücudumuzdaki hastalıklar da çok ortak noktası olan bir şeydir. Ortak noktasını düşündüm.
Aslanlarla ilgili de en güzel mücadele şekli nedir? Nedir? Hijyen. Bunların başında ağız hijyeni geliyor.
Bravo. Nasıl bağladım? Oradan aldım konuyu. Oradan aldım.
Tak diye bağladım. Tak diye mi bağladın? Ağız diye mi okunuyor yoksa ağız diye mi okunuyor? Bir dakika.
Ben yanlış mı okuyorum? Ağız. Ağız. Ağız.
Ağız diyeceksin. Ağız. Bu konuda hiçbir fikrim yok. Ben de bilmiyorum.
Ağız konusunda mı? Yani bu nasıl okunduğu konusunda mı? Ben çok geri dönüyorum bir tane video var sürekli adam işte konuşmaları alıyor alıyor işte şunu doğru söyledi yanlış söyledi bilmem çarpılar falan koyuyor hiç karşınıza denk gelmedi. Biz oyuncu değiliz o yüzden.
Ben çok geç yaşımda Türkçenin yazıldığı gibi okunmayan bir dili olduğunu öğrendim. Çünkü bizi öyle öğrettiler yazıldığı gibi oku ah ya öyle değil. Hatta bu seyirciye yok demin hayır dedin ama değil diyorsun bilmem ne. O yüzden ağızda demediğimiz için.
Tiyatroda mesela bu değil mi sizde çalıştırmışlardı. Yapıyorum, ediyorum. Bunlar denmez falan. Ediyorsun.
Ediyorsun. Yapıyoruz. Ama masal okurken çok zor oluyor mesela. Çok kötü ya öyle bir dili yok yani. Ben hiç r'leri söylemiyorum.
Mütemadiyen masal okuyor. Ama bununla ilgili şöyle şey var mesela. Söylediğiniz telaffuz edici şekli değil üzerinden dedik ya değil. Ama Münir Özgül filmlerde dikkat edin değil diyor.
Ama Münir Özgül'e hiçbir şey demiyoruz. Acaba onu seslendiren mi öyle diyor? Kulağına batıyor mu, batmıyor mu? Söyleyen kişinin kulağı battığı zaman rahatsız ediyor.
Bence öyle değil. Yanlış yapan kişiyi ne kadar seviyoruz, bununla alakalı. Her konu bence buraya bağlanıyor tarihte. Çok sevilen bir insansan bol bol yanlış yapabilirsin.
Bugünkü bizi eşlik eden sevgili dostumuz Tak ağız yıkama tableti. Ama yanılıp yanlışlıkla bir şarj aleti aldığınızı düşünebilirsiniz. Kapağı çok güzel olmuş ayrı konu. Bu da zaten ağzı şarj etmektenmez mi aslında bu işleme değil mi?
Yeniliyoruz, ağzımızı yeniliyoruz. Ağzı şarj etmeyi aldım. Ağzı şarj etmeyi not alalım bence güzel olur. Ağzı şarj.
Şarjdır değil mi? Şarj değildir. Abi bizimle sıçtık bugün. Şarj noktasına geçirsek.
Şarj da geçmiş ama artık TDK'ya. maalesef. Gerçekten mi? Evet maalesef.
TDK'ya nasıl güncelleme gelir ya? Geliyor mu baya öyle arada? Gelmiyor mu? Yanlış bilmiyorum. O zaman arkadaşlar. Şarjda
kabulmüş artık. Burada hep beraber bir karar verir mi? TDK'ya bir şey biz de yanlış geçirelim. Ben çok okeyim ya. Ben çok okeyim. Bir şey olabilir.
Bir. Ağızda olan herkesin ihtiyacı olan bir ürün. Bravo. Ama ağızda olan tabii hayvanlardan bahsetmiyorum. İnsanlar.
Hayvanların da ağzına düşünülürse yani herkesin hitabı diyorum. Ağız hijinene her Her an ulaşabilmek adına ağzına attığın diş fırçası olmadan sadece kendi salgıladığın tükürüğünle bunu karıştırarak ağzı hijyene ulaşabildiğin tükürerek de kurtulabildiğin. Keşke mükemmel bir sadece hemen Seda'nınla şey yaptım. Sen bir denesene. Nasıl yapacağız mesela?
Sırattaki. Önce ağzına. Ver tamam biz deneriz ya. Ben denemek istemiyorum.
Benim dişlerim en güzel dişler senin dişlerden. Hayır canım benim de ağzım. Bu ne? Bunun ağzını böyle yaptılarsa?
Bakayım. Neye tüküreceğim onu? Bravo'ya gidersin. Tükürürsün ya.
Bu arada... Böyle şey yapıp... Burunu da temizle. Bu da burun yıkamıyor.
Maalesef o hareketler kadraj. Kadraj buradaydı, orada değildi. O hareketi gösteremiyoruz. Ağzına atması gerekiyor.
Denizden de geçiririz. Ağza getirebilirsiniz. Oralar da temizlensin ha günün sonunda. Geniş tableti. Geniş tableti. Gayet net bir şekilde bunu da şey yapabiliriz. O zaman ben başlıyorum.
Sen başla. Bu arada çok önemli bir konuya da, sen başlayabilirsin, çok önemli bir konuya da parmak bastık. Kendi tükürüğümüzle yapıyoruz. Kendi tükürüğüne, dünyaya katkı sağlayabildiğin kaç konu var abi? Bu onlardan biri. Bu mükemmel bir şey. Tükürük zararlı. Rakip marka mesela başkasının tükürüğüyle.
Nasıl ya? Rakip markanın ki başkasının tükürüğüyle oluyor. Sen bunu ağzına atınca bir küfredecek gibi oldu konuşman bu arada. Tükürük meyvesi birazcık şey yorabilir dinleyeni ama.
Dinleyeni hayır abi tükürükle çalışması beni çok etkiledi. Yalan yok yani. Su kaynağına ihtiyacın yok. Diğerini fırçalamışsın gibi abi.
Oluyor değil mi? Net. Abi koku da geldi fark ettin mi? Evet.
Güzel oldu. Boş bir şey oldu yani. Evet çok güzel. İkinci bir hedef gittiğimizde Sara krizi taklidi yaparak dolandırıcılık yapan Cilenci.
Onlar için de son derece iyi büyüdü. Ama sen de köpük şeyi göremedin. Hala yutmamaya çalışıyorum. Ben diyorum ki şeyden gidebiliriz biz.
Şimdi tak bunu çözmüş. Bana sorarsanız bunun reklamada ihtiyacı yok. Neyi çözmüş? Çözmüş abi ağız sağlığını cebine koymuş.
Sen cebine neyi koyabilirsin? Hangi sağlığı ya da hangi duyguyu düzeltebiliriz? Yani neyin tableti olsa biz bunu satabiliriz. Üzerine düşünmeliyiz bence.
Şöyle bir sahne nasıl mesela? Evden çıkıyor böyle yapıyor. Telefon, cüzdan, anahtar tak. Oradan evden. Ne dedin sen?
Rahmetli bizimkilerdeki. Tak tak. Rahmetli dedim ama. Neydi ya o adam?
Rahmetli. Kimdi o adam? Neyse hatırlamıyorum. Bizimkilerdeki herkese rahmetli olarak koyabiliriz.
Cemil değil ya. Ama ürünümüzün adı, markanın adı Tak. Tak. Ama ürünümüzün adı MTV'nin...
Ağız yıkama tableti. Bu mouthwash tablet. Yani ağız yıkama tableti. Ben mesela yani bu tip bir pratik bir şeyi yanımda taşırım ya.
Ama mesela çözemediği şeyler var hala bu dünyanın. Sosyalleşme tableti. Gerçi yok. Aslında bu da bir sosyalleşme tabiri.
Sosyalleşme tabiri. Evet. Bir özgüven katıyor değil mi? Temiz bir ağız, ferah bir nefes sosyalleşmenin bence ağısıdır ağısı.
Ya da böyle şey de olabilir. Tanışmanı da sağlar yani. Gördün böyle ağız kokusuna rahatsız olan birisi yanına sokulup böyle nerede kutusu? Size takayım mı diye.
Ya böyle değil reklamı. MWT'dir sen. Ne diyor bu? Şey mi geldi? Arabanın ödemesi mi geldi?
Sinan Çetin böyle reklamdan çekerek ev aldı bu arada. Doğal 60 tane. Tutabilir aslında. Kendini tutma yani.
Bir eve uzatıyorsun. Ne biçim konuşuyorsun. Sonra da selam güzelliği gösteriyorsun burada da. İyice dövüyorlar seni.
Elle tutamıyoruz yani. Bu bize yürüyor olabilir mi bu ürün? Gerçekten yürüyor olabilir. Bu arada uzaktan sizi fark ettim ama herhalde ağzınızın koktuğunu düşündüm.
Uzaktan fark ettim yakından bir bakayım. Çok kötü. Çok iyi ama bak şu açılış. Bence bunun üzerine de gidebiliriz. Eskiden şey vardı ya, bir çakmak markasının ismini vermiyoruz. Gelirlerse veririz.
Açılış şekilleri vardı işte. Şöyle vuruyordun, şey yapıyordun falan. Bir sürü hareketler, yarışmalar yapıyordun. Ben gerçekten hepsini yapıyordum onların.
Bir gey de vardı. Hatta en meşhur olan yani şampiyon olan şeydi. Herkes parmağını çeviriyor. Adam geliyor. Şöyle yapıyor.
Kuşasını yumurta gibi kırıyordu. O birinci oluyor falan diye giyiyorlardı. Çok güzelmiş. Bunun da açılış şekillerinden bir sürü şey çevirdi. Bence ürün ağızla
ilgili olduğu için ağzımızla açmalıyız. Yani falan. Diş sağlığına açısından son derece kusurlu bence. Doğru.
Ama diş sağlığını iyileştiriyor işte bu yani. Ağzınla da açsam. İşte önce kutusuyla kötüleştirip sonra Sonra kendisini iyileştirmek de, söyleyemem olarak doğru değil. Doğru diyorsun. Evet, katıldım. Bunu insanlara fırlatabilir miyiz?
Metrobüste giderken, toplu taşımada. Aç bakayım ağzını. Reklamda öyle bir kullanım gösterebilir miyiz? O zaman alimlik manevrası da gösterebilir.
Beş damacana içeceğine diyor. Damacana değil o ya. Ağız gargarasının herkesin formu. Ağız gargarasıyla uğraşacağını diyor.
Beş damacana su yerine bir tane tam. Böyle yanlış yönlendirme olur mu ya? Cehalete bak. Bazı görsellerin yanlış anlaşılmasını söylememek gerekiyor.
Tipografide bir hata da yok yazıyor. Hayvan deneyi yapılmamış bunlarda. Ne yapacaklardı ki? Hayvanlara şunu al da ağzını çalkala mı diyeceklerdi anlamadım ki.
Hayvan ne anlasın? Ağız çalkalama gibi. Öyle yapılmıyor canım. Bu deney alerji deneyleri falan olur ya.
Cinsiyet bağımsız. Kürtleri de hayvana giydirmiyorlar sonuçta. Doğru söylüyorsun. Doğru söylüyorsun.
Cinsiyet bağımsızmış mesela. Aa bu çok iyi. Yani oradaki güzellik beni de kastediyor olabilir mi? Selam güzellik.
Ya tabii ki. Ben üzerime alınmadan. Şey üzerine de bir reklam yapılabilir gibi geldi. Şimdi tasvip etmediğimiz bir davranış yola tükürmek.
Bir yere tükürmek, mevzuya girmeden önce tükürmek. Bunu bir hijyene bağlamak. Mevzuya girmeden önce tükürmek ne oluyor? Kavgada tükürmek.
Yok mudur öyle bir şey? Yok ben çok yanlış bir şey de anladım bir an o yüzden. Karşı tarafa tükürmek. Mevzuyu yanlış anlattın.
Pardon mevzuyu yanlış anlattın sen. Ben tamamen yanlış anladım yani. O zaman mantıklı. O zaman tam mantıklı.
Kavgada mantıklı. Senin bugün o günün yani. Senin bugün o günün. Evet o yüzden artık ben artık şey yapayım yani.
Sen daha mantıklı anlamışsın benim söylediğimi. Tükürmenin yardımcı olacağı mevzular var. Var. Bir sürü mevzu söyleyebilirim şu anda.
Biz yardımcı olmayacaklar odaklandık. Yardımcı olmayacak mevzulardan bahsediyorum. Yere tükürmek mesela hiçbir fayda yok. Yere tükürmek.
Sadece pis geçim. Ben mesela Asya'ya gittim şimdi ülke ismi vermeyeyim kimseyi rencide etmek istemem. Abi devamlı yere tükürüyorlar. Çin.
Vermeyelim. Kore Kore. Tamam okey. Abi devamlı tükürüyorlar. Böyle bir rezillik oluyor.
Ben mevzu çıkartayım. Ben biri benimle kavga edecek zannettim. Orada öyle bir şey varmış. Nasıl ya? Tabela var
abi tükürme buraya yazıyor tabelada. O kadar inmiş yani tabela. Neyse bu onu da mantıklı hale getiriyor. Hani ben yere tükürmedim ki.
Ben fresh bir şey tükürdüm. Hani ben ağzımı temizledim. Sen zaten tüküren bir insansın. Bari bunu kullan.
Diye bir reklam olabilir mi? Yani hedef kitlemizi iyice daraltmaya çalışıyorum. Anladım. Sadece yere tükürenler. Bunu kullanmaz. Öyle mi diyorsun?
Yani sen mesela ben yere tükürmek istiyorum. Kore'de çok güzel bir alışkanlıkta ama yetiştiğin toplum buna izin vermiyor. O zaman ben bunu kullanırım. Yere de tükürürüm diyorsun gibi bir şey yapabiliriz. Doğru anladım. O zaman şöyle mesela girmek lazım. Mesela bir çölde siz hocam şey yapın
ekranın reklam sahnesini size verdim. Su yok. Morgan Freeman yürüyor. Tamam. Yani çünkü. Kaç yaşında adam ya çölde.
Aa vermişsiniz parasını mı yürüyor adam ya? Ya da çölde çekmemize gerek yok. Yürür yürür. Ayıptır. Olmadı Selçuk Yöntem. Tamam.
Yürüyor. Anlatıyor derdini. Dediğin yere getirmek. Yere mi tüküremiyorsunuz? İşte dünyamız işte şu kadar yıldır evrenimiz bilmem ne var falan filan anlatıyor.
Şu kadar suyumuz kaldı, bu kadar suyumuz kaldı. Ne yapacağız ya Morgan Baba falan diye beklerken bunu bir çıkarıyor, ağzımızı bununla fırçalıyor. Ne anlatıyor lan bu adam? Ama Morgan Freeman olduğu için dinlersin.
Doğru da adamın çölde oluşunu çözemedik hala. Ağzı temiz bir şekilde öldü gene çölde. Başka bir şey anlatacakmışım. Anladım tamam.
Konuyu büyüttüm, büyüttüm, büyüttüm. Ağza getirdim. Her şey ağızda başta. Çok mantıklı.
Ben bu kadar konuştum. Siz de dinlediniz. O zaman tak. Şöyle bir şey olabilir. Jack Richard diye bir dizi var. İzliyor musunuz?
Yok. Richard olarak geçiyor. Karakter adı Jack Richard. Jack Richard böyle evi mevi yok adamın. Sürekli geziyor ve sadece diş fıçası var yanında.
Sadece diş fıçası ile geziyor. Ona ulaşalım. Harika. Bir sonraki sezon takla gezsin.
Sevinme bana. Ara Jack Reacher'ı. Jack Reacher diye mi? Doğrudan.
Reacher diye mi kayıttın Jack Reacher diye mi? Onunla görüşelim. Çok mantıklı. O cebinden o diş fırçası.
Çünkü aslına bakarsan şöyle bir hata var. Herif tişört ve kot pantolon geziyor. Bütün dizi boyunca. Ama diş fırçasını o kadar görünmez şekilde hiçbir yerine sokamaz.
Yani bir yerden gözükür yani cebinde. Hiçbir şeyle gözükmüyor. Çok iyi. Fakat hani bunu taktabetle ele değiştirip artık Reacher bu şekilde diş hizyanını sağlıyor diyebiliriz belki.
Çok mantıklı. Hem de daha genç Morgan Freeman gibi. Peki niye ben dizi izlemedim, niye sadece diş fırçası oluşuyor? Yani şey, şey bir adam, evi yok, serbest gezen, özgürlüğe çok inanan biri.
Mülk edinmiyor, parası yok falan. Karakter abi böyle bir karakter yani. Niye sen buna bu kadar kapitalist bir karşı çıkımdasın ya? Bırak adamı yaşasın öyle ya.
Sadece diş fırçasıyla. Öyle bir özelliği var işte. Karaktere bir şey yazmış yazar. Diş fırçasını alıyor gidiyor.
Sadece diş fırçası var. Bir mal varlığı olarak. Yani o yazarın bu üründen haberi yok. Evet. Bilseydim onu da almazdı yani.
Kim yazarı? Amerika mı İngiltere mi? Amerikalı. Bunlar da İngiltere'de haberi olabilirdi.
Sonuçta aynı dili konuşuyorlar. Evet. Bence bu şekilde bağlayabiliriz. Ben Richard'ı arıyoruz.
Bu ürüne nerelerde ihtiyacımız olabilir? Seyahat de, efendime söyleyeyim. Festival de. Olmasın mı diyorsun ya?
Sporcu ve seyahat dostu. Hah bak sporcu ve seyahat. Maratonda, uçak seyahatinde ve benzeri. Benzeri. Neler benzer?
Kamp, maraton ve uçak seyahatine benzeyen tek bir şey yok bence. Ne biliyor musunuz? Triatlon. Triatlon yarışları.
Sensin uçak yani. Rock festival'dır. Rock festival. Oraya yazmamışlar kibar insanlar olduğu için bunu.
Kalmadı içinde. Evet festival, müzik festivali. Müzik festivali çok güzel bir kullanım bence müzik festivali için. Artık işte bu biraz daha extended konser gibi oluyor.
Eskiden festival dediğimde dört gün kalıyordun böyle alık geçirecek noktada. Artık daha ziyade üst üste iki grup çıkarsa festival diyoruz. Festival oluyor gerçi doğru. Eskiye biraz şey oldu.
Festivaller hijyansızlığı ile ünlüdür. Plastik tuvaletleri herkesin iş hediye. Mesela tak orada bir reklam yapsa ve festivalde herkesin ağzı mükemmel fresh koksa. Hijyen festivali. Hijyen festivali. Güzel. Kim çıkıyor? Sahneye çıkıp yıkıyoruz. Sizleri sayalım. Kıraç. Kıraç. Alt temizliğinden dolayı mı? Efendim? Şey temizliğinden dolayı mı? Anadolu rakı temizlediği için mi? Olabilir.
Kıraç, Kıbaç ve Funda Arar. Üçlüsü mü var? Yok. Benim aklıma hep böyle Kıraç sonra Kıbaç sonra Funda. Kıbaç'ı bu. Kıbaç da Funda Arar. Biz bu festivali yapalım. Hijyen festivali. İsmini düşünmeye başlayalım. Düşünüyorum.
Hiç fest. Ne? Hiç fest. Kısalttım.
Çok güzel. Devasa bir ağız yaptık. Ağız yapalım. Ağız ya da ığız.
Yapalım. İçine atalım. Taklarım. Devasa bir tablet yaptım.
Bundan bir tane kocaman yapalım. Lumasa kadar yaptıralım. Ağzı da mekanik. Luna Parklardaki gibi kendi kendine çiğniyor böyle anladın mı?
Evet. Yavaş yavaş. O hırsını keşke kameralarda. Evet evet.
Çiğniyor böyle. Ya o kadar gerildim ki. Kocaman bir ağız yaptıralım. Masa kadar bir tablet bir tane döksünler kalıp yapıp.
Birkaç tane. Yani böyle kamyonla. Ya ağzı şey yapmak değil tablet yapmak. Bir tane büyük yapsınlar ya.
Hayır ya. Niye hayır? Çünkü ürün kadar ürün boyutunda olması lazım. Ağzı ne kadar.
Tüketim kadar değil ki. Tamam da sen ağzı 8 kat büyüttüysen tableti de 8 kat büyütebilirim. Aynısını diyorum işte. Köpürmeye başladı köpük festi işte.
Köpüğün içinde hayırlansın bence gayet. Ağız arada ağzını açıyor, köpükler, ağzını açıyor, köpükler çıkıyor. Hani çocuk olmuş böyle. Kameraya baktığında ağzı eriyor.
Hayatımda kamera görmüş. Ondan sonra köpükler geliyor. Niye çocuk oldum bunu anlatırken bilmiyorum ama evet çok eğlenceli olur. Köpükten kayıyoruz.
O zaman bunu şeyde de yapabiliriz. Aqua Park'larda. Aqua Park'tan herkes yukarıdan kayarak iniyor ya o kaydıkları yere ağız yapıyoruz. Tamam.
Çok iyi. Değil mi? Güzel. Ağız yapıyoruz.
Şimdi, sosyal medyada bu festivalin reklamını yapmamız lazım. TikTok'ta falan. Benim aklıma şey geldi. Sevda Türkmen'i arayın.
Bir şey paylaşsın. Paylaşayım mı yapsam? Yapsın, evet. Ne Dedin Sen Tak diye bir video vardı hatırlıyor musunuz?
Hande Ateyzi... Çat. Ne Dedin Sen Çat mı ya? Biz onu tak yapacağız onu.
Yani Hande Ateyzi'nin ağzı o kadar güzel kokuyormuş ki... Sevda mıydı? Sevda Demirel. Sevda Demirel ona tokat atmaktan vazgeçiyor gibi.
gibi ya da böyle bütün hani editler var ya kebapçılar yapıyor tak bir şey oluyor kebapçıya geçiyoruz. O zaman şöyle yapalım hiç mesela onları kullanmıyorum. Heyecanlandırdım kavga çıktı olay çıktı tak olay çıktı şey oldu ne dedin sen falan diye işte Uruz bu çocuğu ne dedin sen Uruz dedin sen ama bu adam bir anda öpüşmeye başlıyorsun. Tak kullanmışım eğer sen. Ne kullanıyorsun ya sen?
Ne dedin sen? Söyledi falan. Bir daha söyle. O zaman nasılsın? Kavga çıkacak diye beklerken
o kadar güzel nefesi var ki ben gene de tak sesini kullanalım diyorum ama yani kebapçılardaki gibi abi o reklamları hiç mi görmediniz ya biri takla atıyor mesela düşüyor o düşme sesini takla da güzel bu arada takla takla ile yapabiliriz yani takla atıp tükürüyorsun yok gerçekten takla atmayalım taklayalım taklayamak da biraz taklamak taklayamak gibi oluyor kanka taklayalım mı bir tane hop atalım yani gibi oluyor Evet, hap işte. Takla. Taklanalım. Bir takla atar mıyız?
Ya ağzınıza verelim desek daha rahatız yani. Ünlü bulalım geçelim ya. Ne yapalım? Amma karıştırdınız ortalığı.
Ağzıyla ünlü birini bulmamız lazım o zaman. Tamam sadece bir dizi entegrasyon işimiz kaldı arkadaşlar. Taşacak bu deniz, taşacak bu kara deniz. Yok deniz mi sadece?
Deniz. Taşan şey tak köpüğü oluyor belki. Belki. Biz girince. Taşacak Bu Deniz'de
adamın ağzını mı kastediyoruz yani? Evet. Taşacak Bu Deniz. Bu arada Karadeniz hijyenle yan yana gelen bir ikilidir.
Tansiyon hastalarının oynadığı bir dizi o Dilaltı. Nasıl? Ya çok yaşlılar. Olabilir mi? Yani takı da belki
orada çok güzel olabilir. Dilaltı hapı gibi düşünebiliriz yani. Dilaltı çok fresh ama çiğnemeyi unutmuş mesela. Taşacak Bu Deniz Tosun'un mü aslında değil mi? Evet.
Evet yani gelgitten bahsediyor. Ya bu tak ne demek? Şimdi tak şöyle ben gelmeden araştırdım. Tak danca teşekkür ederim demek.
Yani bir şey sorabilir miyim? Tabii. Danca konuşan insanlar nerede yaşıyorlar? Hollanda falan değil mi?
Danimarkalılara dan mı deniyor peki? Danca. Danish. Danca gidersin olabilir belki.
Reklamcı olarak düşünüyorum. Ben sana uzatıyorum, sen de bana dansın ve bana... Dansın değil, Danimarksın. Yani Danimarkalısın.
Danca konuşuyorsun. Bana teşekkür edeceksin. Danca teşekkür et. Tak.
Bu mu yaptın? Niye çive yaptın ya? Çive mi yaptın? Ben belki Danimarka'nın biraz daha Viking tarafındanım. Danimarka'nın Urfa tarafından bir K dedi o çünkü.
Tak. Bir şey bulamadım ya. Danimarka mısın diye. Şirayim Tatlıses gibi teşekkür ettim.
Yani Danimarka'da oksijenlerde biz mi okumadık? Sadece beni arabaya hapsetmeden öyle bir farkı oldu. Vurdurmadın da diyebilirdim. Tamam, nasıl telaffuz edilir?
Takla, öyle bir şarkı vardı. Tak tak tak tak kapını çağla cağum vardı ya. Güzel. Davut Güloğlu olabilir mi? Sadece o geldi aklıma.
Evet. İşte sen anlat Karadeniz'de, taşacak bu denizde. Davut Güloğlu. Davut Güloğlu.
O zaman bak sen anlat Davut Güloğlu. Çok güzel. Tak tak tak oluyor. Şeyden bakıyorsun. İnanılmaz gülümseyen bir Davut Güloğlu var.
Evet. Fresh. Davut Güloğlu var falan tekmedin ya. Öyleyse haberimiz olurdu. Karadeniz'de bayraklar yarıya inerdi.
Bir soundtrack fikrim var. Kimin söylediğini unuttum. Senin Ağzını Yerim Ben, Bu Zamana Kadar, Nerelerdeydin Sen. Ya bir şey diyeceğim. Bu en iyi seri biliyor musun?
O zaman her şeyimiz hazır. Her şeyimiz hazır. Ürün tamam, reklam tamam, dizi integrasyonu, sosyal medya tamam, sosyal medya iletişimi, uluslararası iletişim, festival ne yapılıyor? Hijyen fest.
Hijyen fest. Bu marka ne kadar parası var ya bunları yapabileceği? Var bayağı var. Çok var diye düşünüyoruz biz reklamcı olarak.
Değil mi? Bütçe sınırsız gibi düşünüyoruz sonra genelde denizden uğruyor. En sonunda şey olacak gibi yani. Ağzınızı şarj ediyoruz.
Geçen seferde güzel bir tane vardı o geldi aklıma. Ama bu açıdan söyledim, dişinize gelirse. Evet. Güzel bir slogan.
Çok güzel. Güzel. Dişinize gelirse. Yani.
Dişinize gelirse temizler. Şöyle bir şeyden geçecek. Tersinleme yapıyorduk o anda da. İticili reklam anlayışı.
Artak alır mısın? Al. Çıktır git ama. Dişinize gelirse.
Dişinize gelirse. Senin ağzına uygun değil zaten. Sen alamazsın hacı bunu. Tutuyu görüyor musun?
Bunu bir Amerika'da şey satıyor, elma firması satıyor, bir biz satıyoruz. çok doğru yani bunu satalım böyle ürün yapıp yani gidip bu kutuyu yapıp uğraşmayız yani yiyorsa al ben çünkü üstüne bunu yazalım yiyorsa al yiyorsa al çiğniyorsa al böyle de amblem olsun dişini kaşı yok dişine gelirse güzel dişine gelirse güzel ağzınızı şarj ediyoruz dişinize gelirse aynı bir soundtrack önerim daha var Bu arada bu özgüvenle satabilirsin ya birini. Reklamcılık öyle bir şey yani. Filmli bulup bunu böyle satabilirsin.
Hani bu kadar aptalca bir fikri. Ağzınızı şarj edin, dişinize geri sapan. Çok özgüvenli davranırsan bunu satabilirsin. Şu an normal hayatıma döndüm ben.
Tamamen personelimi kaybettim ama. Reklamcılık da öyle bir şey yani. Demek ki olurmuş bizden. Evet, şöyle yapalım. Bence iş bölümü yapalım ve öyle bitirelim.
Bitirirsen bu işkolikliğin bizi ya. İş bölümü yapıyoruz. Şimdi birinin Sinan Özen'i araması lazım. Ben ararım.
Tamam. Seda arıyor. Tamam, Seda arasın. Seda arıyor.
Jack Reacher'ı sen arıyorsun abi Jack Reacher'ı. Tamam. Jack Reacher'ı arıyorsun. Anlaştık abi.
Morgan Freeman sende. Morgan Freeman bende. Bana bir şey kalmadı. Sen şey yap.
Ben ne yapıyorum? Marangoz'a git şu büyük ağzı yaptır. Tamam o zaman anlaştık iş bölümünü yaptık. Yazar masası bir gün daha para kazanmaya ve kazandırmaya devam etti.
Müthiş yani bitiremedim. Fikir hızlı aktı ki. Müthiş. Çalışmam bitemedi.
Harika yapıyorsun sen bu işleri. Ağzını şarj ediyoruz. Aynen. Evet arkadaşlar sizlerin ağzınızı yeriz biz.
Bu zamana kadar nerelerdeydi tak diyoruz. Ağzınızı şarj ediyoruz. Dişinize gelirse.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.