Podcast

66 - Sam'in Oğlu - 1. Bölüm: Sokaklar Güvenli Değil #Podbee Dinlesen Duyarsın

Karanlık Dosyalar

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

New York şehrinde rastgele patlayan silahlar, Sam'in Oğlundan gelen mektuplarla daha da tedirgin edici hale gelmişti. Mektupların sahibinin peşinde ise polisten çok daha şüpheci bir gazeteci vardı.
*Bu bölümdeki bazı unsurlar rahatsız edici olabilir*

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Hazal Beril Çam
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Cast Direktörü: Bilgesu Akın
Yapımcı: Podbee Media

Canlandırmalar:
David Berkowitz: Ömer Çelebi
Maury Terry: Anıl Öztekin
Jim Mittegar: Numan Direkçi
Wheat Carr: Tülin Özen
Dedektif Spinelli: Gökbey Karataş
Polisler: Ali Atakan, Tolgacan Bozca
Spikerler: Lal Vulkan, Özgür Yılgür, Metin Bozkurt, Batu Kösegil, Burcu Karaman
Maury'nin arkadaşı: Hazal Beril Çam




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.355 kelime · ~12 dk okuma

İnşallahü'l-alâhü ve'l-ezzetü'l-seytanahü Aleyhü'l-Seytanahü'l-Sübhanehü'l-Fikahü'l-Furriahü'l-Avveyahü Biz Tanrı'nın kullarıyız. Kesinlikle. Ben Sezgi Aksu. Burası karanlık dosyalar. Gizemli seri cinayetler. Ortalıkta dolaşan katiller. Satanist tarikatlar. Onlarca kurban. Üstü kapatılmaya çalışıldıkça kirli sızıntılarla ortaya çıkan korkunç bir olaylar dizisi. Bugünkü dosyamız her zamankinden daha karanlık. David Berkowitz. Namı diğer Seminoğlu.

Şeytanın elinde oyuncak olmuş bir zavallı mı? Yoksa sıradan bir seri katil mi? Ne dersiniz? Lağımların arasında dolaşmaya hazır mısınız?

Temmuz 1976, New York Işıltılı sokakları, renkli insanları, caz kulüpleri, şaşalı restoranları ve hareketli gece hayatıyla dünyanın başkenti New York'ta işsizlik artmış, evsizler ve uyuşturucu satıcıları her köşe başına tutmuş, suç oranı hiç olmadığı kadar yükselmişti. hırsızlığa veya gaspa uğramadan dolaşmak imkansız hale gelmişti. Her 15 kişiden birinin ağır suçlu olarak hüküm giydiği bu dönemde belediye başkanı yaşanan ekonomik sorunları çözmek için yaklaşık 10 bin polisi görevden aldı. Ancak bu, bir çözüm olmadığı gibi çok daha büyük güvenlik sorunlarına yol açtı. New York'ta sokaklar ve kadınlar güvende değildi.

Transkriptin tamamını oku

18 yaşındaki Donna Lauria evinin önünde ölü bulundu. Donna Lauria evinin önünde arkadaşı Jody Valenti ile arabada otururken rastgele açılan iki el ateş sonucu öldürüldü. Jody sağ kurtulurken Donna olay yerinde hayatını kaybetti. Her gün yaşanan onlarca silahlı çatışma arasında Donna Lauria cinayeti başta pek fazla ciddiye alınmadı.

Carl Denaro ve Rosemary Keane'ın arabalarında otururken kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradılar. Dona Loria'dan yalnızca üç ay sonra yine arabalarında oturan iki kişiye yine rastgele ateş açılmıştı. Neyse ki bu olaydan sağ kurtuldular. Hırsızlık veya gasp söz konusu değildi. Silahlar bir kez daha amacı belirsiz bir şekilde patlamıştı. Yetkililer bu durumu hala araştırmaya değer bulmuyorlardı.

Donna Demasi ve Johanna Lomino evlerinin balkonunda otururken silahlı saldırıya uğradılar. Boynundan vurulan Demasi sağ kurtulurken ensesinden vurulan Lomino felç kaldı. Son saldırının üstünden yalnızca bir ay geçmişti. Demasi ve Lomino'ya cehennemi yaşatan bu hadise olayların o kadar da rastgele olmayabileceği ihtimalini doğurdu. Ve polisi sonunda harekete geçirdi. Görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda bir robot resim çizdirdiler.

Bir yıl içinde benzer şekilde tam beş saldırı gerçekleşmişti. Saldırıya uğrayanlar çoğunlukla arabalarında oturan siyah kısa saçlı genç kadınlardı. Olaylar arasında bağlantı olabileceğini düşünen dedektifler balistik raporlarını incelediler. Sonuçlar şaşırtıcı değildi. Saldırıların hepsinde 44 kalibre Charter Arms silahı kullanılmıştı.

Rapor basında yer buldu ve hızla halka yayıldı. Artık tüm şehir 44 kalibreli katilin korkusunu yaşıyordu. İnsanlar zaten tekinsiz olan New York sokaklarında dolaşmaya, tenha yerlerde arabalarına binmeye çekiniyorlardı. Katilin özellikle kadınlarla bir derdi olduğu ve siyah kısa saçlı kadınları hedef aldığı söylentisi öyle bir panik yarattı ki tarife uyan kadınlar saç renklerini değiştirdiler. Kızıl saç boyası satışları patlama yaptı. Ancak bu önlemler şehrin yeni lanetinden kurtulmalarına yetmeyecekti.

İlk kurban Donna Laurie'nin evinden yalnızca iki sokak ötede yeni bir saldırı daha gerçekleşti. Valentina Suriani ve sevgilisi Alexander Esau, arabalarında otururlarken kafalarına yedikleri kurşunlarla hayatlarını kaybettiler. Bu defa cinayet mahallinde bulunan sadece Valentina ve Alexander'ın cansız bedenleri değildi. Bir de mektup vardı. Bizzat Başkomiser Joe Borrelli'ye yazılmış bir mektup.

Bana kadın düşmanı demenize çok kırıldım Komiser Borrelli. Ancak yanılıyorsunuz. Ben kadın düşmanı değilim. Ben Sam'in iblisi, onun canavarıyım. Sam baba kan içmeye bayılır. Kana susadığında dışarı çıkmama ve öldürmeme emreder. Ben de itaat ederim.

Bundan keyif aldığımı düşünebilirsiniz. Fakat hayır. Artık öldürmek istemiyorum. Ama yine de babamı onurlandırmak zorundayım Bay Borelli. Geri döneceğim. Cinayetlerim var.

Bu korkunç mektuptan herkes başka bir anlam çıkardı. Bazı psikologlar katilin cinsel yetersizliğinden dolayı bu tip davranışlarda bulunduğunu söylüyor, kimileri Sem'in oğlu ünvanının Vietnam Savaşı'ndan geldiğini düşünüyordu. Ancak birçok kişinin ortak kanısı ve korkusu bu ünvanın satanizmle olan bağıydı. Mektupta adı geçen Sem, dini anlatılarda tanrının zehri olarak geçen Samayel, yani şeytanın ta kendisi olabilirdi.

Korkunç cinayetler, kana bulanmış sokaklar, gitgide artan panik, güvensizlik… New York'ta hayat gitgide yaşanmaz hale gelirken gazeteciler ve televizyon kanalları hayatlarından memnunlardı. Konuyla ilgili çıkan haberler sayesinde gazeteler yok satıyor, televizyon programlarının izlenmeleri artıyordu. Jimmy Breslin isminde bir gazeteci bir adım daha ileri gidip Seminoğlu'na bir mektup yazdı. Mektubunda katile adeta meydan okuyordu. Ona cinayetleri durdurmasını emretti. Mektup tabi ki basında yer aldı. Bu hareketi üstüne Breslin artık katilin kuklası haline gelecekti. Daha fazla insana sesini duyurabileceği en kolay yol bu meraklı gazeteciyi kullanmaktı. Seminoğlu'nun cevabı gecikmedi.

Köpek pisliği, kusmuk, idrar ve kanların içinden. New York'un lağımlarından merhaba. Bay Breslin, benden bir süredir haber alamadınız diye ortadan kaybolduğumu düşünmeyin. Hayır kaybolmadım. Aksine hala buradayım. Geceleri dolaşan bir ruh gibi. Görüşeceğiz. Bir sonraki görevde mutlaka görüşeceğiz.

Mektup olduğu haliyle gazetede yayınlandı. Böylece insanlar, katilin ürkütücü ve muntazam el yazısıyla ilk defa tanışmış oldular. Yalnız büyük harflerle yazılmış cümleler, insanı içine çeken bir resmi andırıyordu. İpucu sayılabilecek birçok gizemli isim ve ünvandan bahsedilmişti. Ölüm Dükü, Kötü Kral ve tecavüzcü John Vities bunlardan bazılarıydı. Mektubun yarattığı sansasyon basının başını döndürdü. Herkes birbiriyle yarışıyor, daha çok satmak için daha korkunç haberler yapıyordu. Olay gerilim dolu bir oyun haline gelmişti.

Ancak kimse gerçeklerle ilgilenmiyordu. Temmuz 1977. İlk cinayetin üzerinden bir yıl geçmişti. New York'taysa değişen bir şey yoktu. Kaos ve şiddet kol gezerken ilk cinayetin yıl dönümünün tedirginliği şehri sarmaya başladı. Katil hala yakalanamamıştı.

ve herkes yıl dönümü şerefine bir saldırı gerçekleşeceğinden emindi. Polis teşkilatı da öyle. Çünkü mektuplarında bunu ima eden bazı cümleleri vardı. 29 Semmuz gecesi, şehrin her köşesinde polisler nöbetteydi. Tenha yerlerde park etmiş arabaların içinde kadın kılığına girmiş sivil polisler bulunuyordu. Herkesin kıyameti beklermişçesine gergin ve korku dolu geçirdiği o gecede,

Hiçbir şey olmadı. Herkes sessizce, yersiz yere telaş yaptıklarını düşünerek evlerine dağıldı. Sanki ülke çapında bir gösteri vardı ve insanlar bunun gerçekleşmesini bekliyor gibiydi. Seminoğlu kendi yıl dönümünü kutlamadığı için büyük kısa süreliğine de olsa bozulmuştu. Olayların bittiğini düşünen halk tekrar sokaklarda dolaşmaya başlamıştı ki iki gün sonra 44 kalibreli katil söylediği gibi geri dönmüştü.

Üstelik iki kişinin canını alarak. Diğerleri gibi arabaların içinde kafalarından vurularak öldürülen iki genç. Bu seferki saldırı diğerlerinden kilometrelerce uzaktaydı. İnsanlar katilin taşındığını, bölge değiştirdiğini düşündü.

Görgü tanıkları yine ifadeye çağrıldı ve katilin yeni bir robot resmi çizildi. Ancak bir sorun vardı. Çizilen robot resimlerin hiçbiri birbirine benzemiyordu. Biraz kiloluydu, sarışındı. Uzun boylu, zayıf bir adamdı. Kısa dağınık sarı saçları vardı. Esmer kısa boylu biriydi. Bölge halkı yeni katiller türemiş olabileceğini düşünerek telaşlanmıştı. Ancak balistik incelemeler sonucu, diğer saldırıyı yapan katille son cinayet failinin aynı kişi olduğu kesinleşmiş oldu. Polis, robot resimlerin farklı olmasını katilin kılık değiştirmiş veya peruk takmış olabileceği ihtimaliyle açıkladı. Halkın öfkesiyse katil yakalanıp cinayetler son bulmadan dinmeyecekti. Hükümetin üzerinde büyük bir baskı oluştu.

Polis teşkilatının deneyimli memuru Dedektif Spinelli, o güne kadar kimsenin yapmadığı kadar detaylı bir araştırma yaptı. Cinayet gecesi hazırlanan tüm trafik ceza makbuzlarının önüne serdi. Ve bir ceza dikkatini çekti. Seminoğlu hata yapmıştı. Yonkers'tan New York'a gelmiş ve burada trafik cezası almış David Berkowitz adında biri. Hem de bu ceza cinayet mahalline yakın bir yerde kesilmişti.

Aslında elindeki tüm bilgi bu kadardı. Ancak Spinelli'nin içine bir kurt düşmüştü. Hemen Yankers Emniyetini aradı. Aramaya cevap veren Weed Carr, Berkowitz'i tanıyordu. Hem de yakından. Berkowitz onun yan komşusuydu. Onunla ilgili çarpıcı detaylar vermeye başladı. Nasıl bir olaydı? Bizim siyah bir Labrador köpeğimiz vardı. Tefton'u vurdu.

Dedektif Spinelli, baba Semi ve köpeğini duyduğu an anlamıştı. Kendine Semi'nin oğlu diyen 44 kalibreli katil, tam da bu kişi olmalıydı. Ekipler New York'tan Yankırıs'a doğru yola çıktılar. Berkowitz'in aracını bulup arama izinleri olmamasına rağmen aradılar. Arka koltukta bir silah duruyordu. Torpido gözündeyse Seminoğlu tarafından yazılmış bir mektup vardı. Sonunda onu bulmuşlardı.

Seminoğlu'nun David Berkowitz olduğunu kesin olarak kanıtlamak için apartmanın etrafında onlarca polis konuşulandı ve beklemeye başladı. Kımıldama! Kaldır ellerini! Kaldır ellerini! Kaldır! Kaldır! Ellerini arabanın üstüne koy! Ver şu anahtarı! Geç! Geç! David Berkowitz sen misin? Hayır. Ben Seminoğlu'yum. Tebrik ederim sonunda beni yakaladınız.

Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından davamıza geri döneceğiz. Sayın seyirciler, bir son dakika gelişmesiyle karşınızdayız. Kendine Seminoğlu diyen 44 kalibreli katil David Berkowitz yakalandı. Berkowitz, cinayetleri bir köpek aracılığıyla kendisine ulaşan efendisi Sam için işlediğini ifade etti.

David Berkowitz'in Sam'in oğlu olduğu haberi her yerde yankılanıyordu. Yakalandığı anki soğukkanlı gülümsemesi hafızalara kazındı. Berkowitz'i tanıyanlar şok içindeydi. Komşuları onu, sessiz, sakin, herkesin yardımına koşan biri olarak anlatıyordu. Kimse onun, bir yıldan fazla süredir bütün New York'a korku salan, acımasız katil Seminoğlu olduğuna inanmak istemedi. Öte yandan, çizilen robot resimlerin David Berkowitz'la uzaktan yakından ilgisi yoktu.

Tüm bunlar insanların kafasında soru işareti yaratmış olsa da Berkowitz'in suçunu itiraf etmiş olması ve arabasında bulunan kanıtlar davanın hemen görülüp kapatılmasıyla sonuçlandı. Hakimin verdiği karara göre Berkowitz suçluydu ve hapse atılacaktı. Ancak onunla aynı fikirde olmayan biri vardı. Kendisi de yankırslı olan gazeteci Maury Terry.

Maury Terry, işine hastalık seviyesinde bağlı, disiplinli, takıntılı ve sosyal hayatını etkileyecek kadar şüpheci biriydi. GRIS diye bir müzikler çıkmış Maury izledin mi? Nerede çıkmış? Sinemaya gittinmiş dün akşam ama o kadar güzel ki böyle danslar, müzikler... Hangi sinemaya gittin? Stüdyo 54'e gittim işte ama izlemen gerekiyor. Bir hikaye nasıl dansla bu kadar... Kaçta gittin dedin? Offf... Dün 8 gibi orada bir olay çıkmış. Gördün mü diye merak ettim, ondan soruyorum.

Sem'in oğlu cinayetleri Mauri'nin ilgisini bir süredir çekiyordu. Robot resimlerin farklı olması ve davanın bu kadar hızlı bir şekilde kapatılmak istenmesi Mauri'yi şüphelendirmişti. Berkowitz ifadesinde emirleri komşusu Sem Karr'ın köpeğinden aldığından bahsediyordu. Ancak bu açıklama Mauri için yeterli değildi.

Her şeyin bir köpekten ibaret olduğuna inanmak istemedi. Berkowitz'in mektuplarını tek tek inceledi. Başka bir ipucu olmalıydı. Mektuplardan birinde John Carr adını gördü. Berkowitz'in komşusu Sam Carr'ın oğlunun adı da John Carr'dı. Buradan hareketle, John Carr'ın bu cinayetlerle ilgisi olabileceğini düşünerek robot resimleri incelemek istedi.

John Carr'la robot resimlerdeki çizimlerden biri o kadar çok benziyordu ki, sanki John Carr emniyete gelip kendi portresini çizdirmiş gibiydi. Bunun üzerine Maury, Brooklyn saldırısına şahit olan görgü tanıklarını bulup görüşmeye karar verdi. Görgü tanıklarının verdiği ifadeye göre, trafik cezasının kesildiği yerle saldırının gerçekleştiği yer ve saat arasında akla yatmayan bir uyumsuzluk vardı. Maury'e göre Berkovits tek başına bu saldırıyı gerçekleştirmiş olamazdı. İki veya üç kişi bu işin içinde olmalıydı. Olmak zorundaydı. Ve bunlardan biri kesinlikle John Carr'dı. Bölge savcısına durumu açıklamak için gittiğinde beklediği karşılığı bulamadı.

Savcı söylediklerini ciddiye almamıştı. Savcılar da polisler de işini düzgün yapmıyordu. Halk çok öfkeliydi. Ancak neyse ki öfkelerini yönlendirebilecekleri biri vardı. Berkowitz her şeyi zaten itiraf etmişti. Polis de işi daha fazla dağlanıp budaklandırmak istemiyordu. Mauri için artık iş başa düşmüştü. Kar ailesinin evine doğru yola çıktı.

Maury bu işin içinde bir iş olduğunu düşünüyordu. Ancak yine de neyle karşılaşabileceğini bilmiyordu. Evde kimse yoktu. Maury kapıyı ısrarla çaldı. Ancak kimse açmadı. Bunun üstüne Maury etrafı incelemeye başladı. Görünürde olağan dışı hiçbir şey yoktu. Bahçeden çıkıp Berkowitz'in evine doğru yürümeye başladı.

Sağ tarafında yerin altına doğru giden bir su kemeri olduğunu fark etti. Oraya doğru giden ayak izleri vardı. İzleri takip etti. Aşağı doğru indikçe terk edilmiş bir arazinin altından devam eden eski bir tünel sistemine doğru çıktı. Ortalık çok sessiz ve tenhaydı. Ancak hissettiği şey korku değildi. Merak ve şüphe duygusu Maury'i esir almıştı.

Yolun sonunda terk edilmiş mağara gibi bir yer fark etti. İçeri girdiğinde gördükleri onu dehşete düşürmüştü. Duvarlara kanla yazılmış yazılar, ne anlama geldiğini bilmediği semboller, pelerine benzeyen kıyafetler. Ama en ürkütücüsü de bir kısmı gömülmüş, kulağı kesilmiş bir köpek ölüsü. Maury gördükleri karşısında şoka girdi. Yolun sonunun lama çıktığını görebiliyordu. Tıpkı Seminoğlu'nun mektubundaki gibi. Maury derhal çevredeki insanlarla görüşmeye ve notlar almaya başladı.

Bölge halkı oraya şeytanın mağarası adını takmıştı. Söylenenlere göre haftanın bazı geceleri bir grup genç meşalelerle oraya gidip iç ürperten şarkılar söylerlerdi. İnsanlar korkularından oraya yaklaşamazlardı. Maori araştırmasını derinleştirdikçe farklı gerçekler su yüzüne çıkmaya başladı. Meşaleli gençler aslında kendilerine çocuklar adını takmış, şeytani ayinler düzenleyen bir yeraltı tarikatıydı.

toplumsal olarak kabul görenin dışında bir ahlak anlayışları olan grup, etrafa rastgele şiddet uyguluyorlardı. Çünkü modern dünya onlar için o kadar iğrenç ve korkunçtu ki, kurtuluş ancak bu hasarlı topluma daha fazla hasar verip, yıkılmasını sağlayarak gerçekleşebilirdi. Maury, Berkowitz'in mektuplarını tekrar tekrar okudu. Bu şeytani tarikata yapılan göndermeleri bulmak için de her kelimenin anlamı üstüne ayrı ayrı düşündü. Şeytanın farklı farklı isimleri, kara büyücüler ve semboller. 19. yüzyıldaki bir okültün sembolü mektupta da yer alıyordu.

Maury, eski satanistlerin kelimeleri ve deyişleri tersten yazarak kullandığını öğrenir öğrenmez bir ayna buldu ve mektuba tuttu. Ters sıralı kelimeler arasında bir tanesi anında dikkatini çekti. Car Sam. Maury artık bu cinayetlerin satanist bir tarikatla ilgisi olduğundan emindi. Berkowitz'la görüşmeli ve onu konuşturmalıydı.

Maury, davanın seyrini tamamen değiştirecek yeni bilgilere sahip olmanın verdiği heyecanı yaşarken önemli bir gelişme yaşandı. Ateş ederken ne hissettin? Orgazm gibi bir şey miydi? Hiçbir şeyim. Cinsel bir dürtü, yani böyle bir istek yok muydu? Hayır. Ama iyi hissettin değil mi? Evet. Peki kadınlarla aran nasıl? Onlarla sevişmeyi seviyor musun? Evet.

Ama cinaya daha heyecanlı geliyor değil mi? Evet. Jim Metegger isimli bir gazeteci bir yolunu bulup Berkowitz'la röportaj yapmış ve bir takım fotoğraflarını yayınlamıştı. Tüm bunlar insanların biraz olsun unuttukları öfkelerini tekrar diriltmişti. Berkowitz aslında röportajdakinden çok daha fazlasını söylemek istemişti. Ancak konuşmayı değil, yazmayı tercih ediyordu. Görüşmelerinden kısa süre sonra

Metegor'a bir mektup geldi. Onlar insan değil. Birer iblisti benim için. İnsan suretleri yalnızca birer maskeydi. İnsanlar can çekiştiğimi görmek istiyorlar. Söyleyeceklerimle ilgilenmiyorlar bile. Tüm bu yaşananlar büyük bir planın parçası. Senin dışarıda başka oğulları da var. Tanrı tüm dünyanın yardımcısı olsun.

Berkowitz'in başka oğullar açıklamasından sonra korku iklimi tekrar yayıldı. Mowry hali hazırda sahip olduğu şüpheleri iyice güçlendiren bu gelişme sonucu derhal bölge savcısına gitmiş olsa da savcı kendini bir köpeğin emrine adayan bir delinin söylediklerini muhatap almayacaklarını söyledi. Maury onun bir deli değil, satanist bir tarikatın fedaisi olduğundan emindi. Eğer önüne geçilmezse, kendine çocuklar diyen bu tarikat, rastgele şiddet eylemlerine devam edecekti. Maury buna izin veremezdi. Dava için çok uzun süredir uğraşıyordu. Onlarca ipucu, araştırma, yazılı metinler, tanık raporları, elinden gelen her şeyi yapmasına rağmen bağlantıları tam anlamıyla birleştirememişti.

Berkowitz ile görüşmeyi denedi. Bunu başarabilse tüm bilginin kaynağına inebilir ve Sam'in dışarıdaki oğullarını bulabilirdi. Ancak son yaşananlardan sonra Berkowitz ile görüşmek, Amerikan Başkanı ile görüşmekten bile daha imkansızdı. Maury bir yol bulmalıydı.

Mektupta soyadı geçen John Carr'ın peşine düşmeye karar verdi. Çalışma masasında dosyalara gömüldüğü akşamlardan birinde annesinden gelen telefonla beyninden vurulmuşa döndü. Maury, seni şu aradığın adam, John Carr, ölmüş. Ne? Ne bileyim işte, haberi geçiyor televizyonda şimdi. Maury, davanın aydınlanması için kritik öneme sahip bir ismi kaybetmişti.

Artık işi daha da zorlaşmış olsa da, şüphelerinde haklı olduğundan emindi ve pes etmeyecekti. Berkovit bu cinayetleri tek başına işlememişti. Dışarıda Sem'in başka oğulları da vardı. Mauri için her şey daha yeni başlıyordu.

Evet, Seminoğlu davasının ilk bölümünün sonuna geldik. Gelecek hafta Mauri'nin şüphelerinin peşinden şeytani tarikatın izini sürmeye devam edeceğiz. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)