
2.716 kelime · ~14 dk okuma
Herkese merhaba. Bu kaydı 7 Temmuz'da alıyoruz. Girişi biraz uzatacağım, haberiniz olsun. Biz önceki bölümün kaydını alırken İmamoğlu'ndan bir çıkış bekleniyor demiştim, hatırlarsınız belki. Bölümü kaydettim ve İmamoğlu Twitter'dan iktidar için değişim.org başlıklı bir siteyi şu mesajla paylaştı. Değişime davet. CHP'de değişim, Türkiye'de değişim, iktidar için değişim sürecine katılımınızı, görüş ve önerilerinizi bekliyoruz.
Site burada okuyamayacağım kadar uzun bir karşılama metninden oluşuyor. Yani bu kadar uzun deyince böyle çok abartmayın, böyle 15-20 dakika sürebilir diye endişelendim. Yani aslında tek bir sayfa bu. Fakat bu sayfada evvela Türkiye'deki demokrasinin durumu tespit edilmiş.
2018'den 2023'e kadar geliştirilen ittifak stadesi övülmüş, birleşe birleşe büyüme vizyonu sahiplenilmiş. Sonra da denmiş ki, bu vizyonla girilen seçimlerde değişim talebi kaçırıldı. Devamında toplumun muhalefetten değişim beklendiği söylenmiş ve metnin sonuna geldiğinizde sitenin fonksiyonunu vurgulayan bir ifadeyle karşılaşıyorsunuz. Şöyle deniyor, bu mecra, mümkün olan en yüksek sayıda vatandaşı değişim sürecine katılmaya davet etmek üzere tasarlanmıştır.
Böylece yazı, görüşlerinizi bizimle paylaşın mesajıyla bitiyor ve bir görüş bildiri butonu karşınıza çıkıyor. Adınızı, soyadınızı ile işim bilgilerinizi girip arzu ettiğiniz görüşlerinizi yazıyorsunuz. Şimdi kendi cephemden anlatayım durumu. O gün yani 4 Temmuz'da herkeste bir beklenti oluştu. Zaten bundan 10 gün kadar önce deniyordu ki İmamoğlu asıl çıkışını bayramdan sonra yapacak.
Haliyle beklenti büyüktü. İmamoğlu ne diyecek, ne yapacak? İnsanlar bunu konuşup duruyor. Manifesto yayınlayacak diyenler var. CHP'nin ne yapması gerektiğine ilişkimi bildiri yayınlayacak falan deniyor. Beklenti bu yöndeyken bir anda, eee siz ne diyorsunuz görüşlerinizi bizimle paylaşın tadında bir çıkış gelince bu çıkış biraz çekingen bulundu. Bana kalırsa bu duyguyu en iyi ifade eden başlığı 5 Temmuz'daki yayınını da Cüneyt Özdemir atmış.
Mahcup isyankar demiş İmamoğlu'na. Öyle işte. Kılıçdaroğlu seçimi kazanmış gibi yapmaya devam ediyor bu arada. Fakat ortada ne ittifak kalmış ne de masa. HDP, biz ayrı aday çıkaracağız yerel seçimlerde diyor. İYİ Parti deseniz CHP'den koşar adım uzaklaşıyor. Bu haliyle Kılıçdaroğlu'nun tam olarak ne vaat ettiğini bilen yok. Yeniden masa kuracağım diyor da masaya kim oturur belirsiz. HDP ile İYİ Parti'nin durumu ortada. Kılıçdaroğlu'nun karşısına çıkan İmamoğlu da eyleminin adını koymuş değil.
Fakat bu metinden çıkan bir iki sonuç var. İmamoğlu ittifaklar siyasetinin doğru olduğunu düşünüyor. Bunu anladık. Çünkü metinde övmüş. Stratejinin doğru olduğunu söylüyor ama değişim fırsatının kaçırıldığını da vurguluyor. Ben buradan
Strateji doğruydu ama aday yanlıştı gibi bir anlam çıkardım ama şunu söyleyebiliriz sanırım, İmamoğlu CHP'nin başına geçerse yine ittifaklar siyasetiyle devam edeceğine ilişkin bir izlenim veriyor. Diyebiliyoruz ancak. Ancak izlenim veriyor. Yani İmamoğlu'nun ne bu seçim hakkındaki değerlendirmelerini ne de CHP'ye ilişkin vizyonunu henüz yeterince öğrenemedik.
Evet, CHP'de değişim rüzgarını arkasına toplama potansiyeli olan en ciddi isim Yamamoğlu. Ama o da CHP ne yapmalı sorusuna henüz cevap verebilmiş değil. Sizce ne yapmalı diye bize soruyor. Bu değişim rüzgarının arkasına toplama potansiyeli olmayan ama belediye başkanı olan bir isme geçelim, yani Tanju Özcan'a. O da değişim yazılı bir tişörtle Bolu'dan Ankara'ya yürüyor, tanıdık gelmiştir. Elinde de bir adalet yazılı döviz tutuyor. Aslında Kemal Kılıçdaroğlu'nun adalet yürüyüşünün ilginç bir kopyasıyla karşı karşıyayız.
Ne istiyorlar? Genel Başkan istifa etsin. CHP Parti sözcüsü Fakih Öztürak da sorulan soru üzerine sert dalıyor Tanju Özcan'a. Yollar yürümekle aşınmaz, ateş olsa da cürmü kadar yer yakar. Bolu'nun dünya kadar sorunu var. Tanju Bey yürümekle vakit harcayacağına Bolu'nun sorunlarını çözsün. Abi Öztürak dalınca Tanju Özcan durur mu?
bu kadar da böyle çapsız açıklamalarda sayın faykoz sıra yakışmadı. özcan yakışmadı diye ılımam başlıyor, sonra da dan dundalıyor. şunu söylemeliydi, tamam kardeşim başarısız olduk bırakıyoruz. yani kendi kendine işte ateş olsa cürmü kadar yer yakardı falan demiş. aklınca küçümsüyor. ama ben biliyorum ki halkın deyimiyle söylüyorum, şu anda genel merkeze üç buçuk atıyorlar.
Yürüyüş planlandığı gibi giderse 14 Temmuz'da CHP genel merkezi önünde Curcuna var. Bakalım neler olacak. Diyeceksiniz ki bunları geç Ozan, gündem ekonomi. Seçim bitti ya, delik deşik olan bütçeyi toparlama zamanı. MTV bu senelik iki katına çıkarıldı.
Kurumlar vergisi %20'den 25'e çıktı. Banka ve sigorta muameleleri vergisine %50 zam yapıldı. Diyelim ki yurt dışına gittiniz, bir telefon aldınız. Ha işte o telefonun kullanım harcı geçen yıl 2732 liraydı. 2023'ün başı itibariyle 6091 liraya çıkmıştı. İşte o harç şimdi...
20 bin lira oldu, 20 bin lira. KDV oranları da arttırıldı bu arada. KDV'si %8 olan ürünler %10 oldu. Bazıları %20 oldu. %18 olan ürünler de %20 oldu.
Sevgili dostlarım, bu güneşli havada bu şemsiyeyi niye açtım biliyor musunuz? Gece 04'den bu yana sürekli zam yağmurları geliyor. Zam yağmurlarından korunmak için açtım. Ya her şeyi bir tarafa da bu gençlerin telefonunda ne işlediniz?
Şimdi nasıl bir bölüm olsun, neyi konuşalım diye düşünüp duruyorum. Çevreme danıştım. Ya ne konuşalım Tren Topik'te diye sordum. Ya artık eğlenceli bir şey olsun. Yüzümüz gülsün istedi insanlar. Öyle ya, her şey tıkırında. Nasıl bir parça isterdiniz? Romantik mi olsun? Öyle ya, her şey tıkırında. Eğlenelim.
Bu KDV'yi 1985 yılında Özal getirdi. Eee sermaye üzerindeki vergileri azalttıktan sonra vergiyi kimden toplayacaksınız ki? Kimden? E bizden. Kemal Sunal da senin uyanık baban çırparken oradan buradan hıyar mı ki ödesin diye soruyor Özal gençliğine.
Seninki memlekette orta direk yan yatmış Bir de KDV gelmiş, hepten ayvayı yemiş Senin uyanık baban çırparken oradan burdan Kıyar mı ki ödesin KDV? O şık bizonlu anan çanak konken oynarken Verir mi Harun Bey'e KDV? Köprüde hissen varsa, barajdan pay aldınsa Seni hiç ırgalamaz KDV! Orta direk düşünsün, ömür boyu sürünsün Umrunda mı senin KDV?
Biz sanatçılardan politik çıkışlar değil, aslında buna benzeyen içerikler bekliyorduk. Belki de yanlış anlaşıldık. Vergi zamlarının hayatımızdaki yeri epitopu bu kadardır. Reis bizi bağışlamış, çok daha sert gidebilirdi. Merhametli adam. Yine hakkaniyetli davrandı.
Memura yüzde on yedi buçuk zam ve yedi sekiz bin küsür lira da seviyenler zam verdi. Emekliyi de düşünecekmiş. Adam daha ne yapsın? Siz de anca yatın. Hükümet size bakmak zorundaymış gibi. Cihan harbi dünyayı kasıp kavurmakta. Siz hepiniz burada uyuşmuş yatıyorsunuz. Hükümet size bakmaya mecbur mu be? Haksız mı lan? Haksız mıyım? Haklısın ağam. Biz reisimizi seviyoruz. Onun bir kabahati yok. O bizim başımıza gelmiş en güzel şey.
Hayatıma girdiğin gün Yeniden doğdun ben o gün reis Kalp atışın her şeyimsin Aldığın nefesimsin sen benim Ekonomiydi, politikaydı. Bunlar bizim memleketin değişmeyen konuları. Seçim bitti, e biraz öpüleceksiniz işte yani. Siz de öpülmeyi biraz göze alın. Daha diğer seçime çok var. Açlıktan ağzımız koksa, reis basar parayı seçimden 2-3 ay önce hepimiz arkasına diziliriz gene. Memleket böyle işte. O yüzden biz bunları geçelim. Hem zaten ekonomi kötü gitse ne olur? Vatanımı satsaydı halkımız? Ezanları mı sustursaydı?
Peki neyi konuşalım? Real Madrid'le Barcelona'nın peşinden koştuğu, 18 yaşındaki bir Türk gencinden daha fazla konuşulmaya hak eden başka bir konu yok bana kalırsa. O halde ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım. En son ne zaman tüm ülke ortak bir sevinçte buluşmuştur sizce? Bir düşünelim. Merve Dizdar kanda ödül aldı mesela. Yakın zamanda o var. Ama ona topluca sevinemedik. Bir kısmımız sövdü saydı Merve Dizdar'ı hatırlayın. Biraz daha düşünelim. Nuri Bilge'in ödülleri var da onu da memleketin yarısı tanımaz. Entel dantel deyip geçerler.
Olimpiyatlarda, amatör sporlarda başarıları falan sayabiliriz belki. Fakat onlar da halkımızın pek gündemine giremedi. Düşün, düşün, düşün. Bah, buldum. En son toplu halde şuna sevinmiştim. Orta üniten. İlan, ilan!
Amma da yaptın Ozan. Daha sonra hep birlikte sevindiğimiz başka bir olay yaşamadık mı? Yaşamış olabiliriz. Mesela şu daha sonraydı. Türkiye birinci! Türkiye birinci! Değerli seyirciler, Türkiye birinci! Hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyorum.
Çok uzun süredir ulus olarak hep birlikte sevinmiyoruz. Ülke mutluluklarını ölçmeye çalışan endeksler var. Bunlar içindeki en kapsamlısı World Happiness Index verileri. Gördüğüm kadarıyla mutluluk ölçüme dayanan haberler de bu endekse dayanıyor.
Buna göre 137 ülke içinde en mutlu 106. ülkeyiz. Yani en mutlu ilk 10'a girmekte böyle İsveç, Norveç gibi olmakta gözümüz yok da ama bari ilk 100'e girseydik. Fakat yine de Afganistan'dan iyiyiz. En mutsuz Afganistan'mış. Fakat küresel çapta bir kamuoyu araştırma kuruluşu söyle deseniz, ilk akla gelenlerin başında Gallup geliyor. Gallup sormuş, en sinirli ülkeler acaba hangileri diye.
Dünyanın en sinirli ve en sakin ülkeleri açıklandı efendim. Türkiye en sinirliler listesinde ikinci sırada yer aldı. Böylesi bir mutsuzluğun en önemli sonuçlarından biri, haliyle sinirli bir toplum oluyor. E sinir sahibi olmakta haksız mıyız? Sosyal medyaya girseniz millet birbirine sövüyor. Trafiğe çıksanız etraf manyak dolu. Şöyle bir Ege'de sahil kenarına gideyim kafa dinleyeyim deseniz, temizinden 10-15 binlik oluyorsunuz.
Zamlar da cabası. İktidar medyasına baktım. Mesela Yeni Şafak'tan ta Hüseyin Karagöz. Zamları soran dostlar. 45 yaşındaki büyüklerimiz emekli olabilsin diye başta biz gençler daha fazla vergi ödeyeceğiz demiş. Zamların suçlusunu EYT'liler yapmış. İnsan bir la havle çekiyor tabii. Şimdi biz bir la havle çekelim. Burada da kısa bir ara verelim. Ardından Arda Güler transferinde dikkat çeken ayrıntıları konuşacağız.
Tüm bu curcun arasında görünce hepimizin yüzünü güldüren bir delikanlı belirdi hayatımızda. Arda kontrol Arda baktı kaleye Arda güler Arda ne güzel gol süper gol göz bebeğimiz bugünün 21'i geleceğin 10 numarası Arda Arda Güler. Henüz 2005 doğumlu. Ankara Altındağlı. 2019'da Gençler Birliği altyapısındayken yani daha 14 yaşındayken Fenerbahçe ve Galatasaray mücadele etti onun için. O zamanlar henüz amatör bir sporcuydu. O ise Fenerbahçeli olduğu için sarı lacivertli formayı seçti. 18 yaşına bastığında ise onun için Barcelona ve Real Madrid mücadele edecekti.
Arda'yı renklerine bağlayan takım ise Real Madrid oldu. 6 Temmuz'da Real Madrid'e ait özel bir jetle İspanya'ya uçan Arda, 7 Temmuz'da İspanyol basınının karşısına çıktı. Real Madrid'in başkanı Fiorentino Perez, uzun uzun Arda'yı övdü ve mikrofonu Arda'ya devretti. Böylece ilk cümleler döküldü Arda'nın ağzından. Bugün benim hayatımın en özel günü. Bugüne kadar gelmem değmeye olan herkese çok teşekkür ederiz. Şimdi Arda Güler mi diyelim, Arda mı diyelim diye düşündüm. Bizde çok Arda var. Arda Turan var mesela. O yüzden genelde bizde Arda Güler deniyor. Arda da belli ki bunu düşünmüş. Muhtemelen aklına soyadındaki Ü harfi gelmiş. Ü harfi. Şimdi bu İspanyollar bana Arda Güler derler demiş. Ü'yü vurguluyor o yüzden. Muhabirlerden biri de soruyor. İsminizi nasıl telaffuz etmeliyiz diye.
Teşekkür ederim. Arda diyebilirsiniz kısaca. Ama Arda güler. Normalde Ü ile Arda güler. O halde biz de kısaca Arda diyelim. Peki neden Real Madrid diye sorulduğunda ise Arda, Real Madrid sizi istediğinde her şey bitiyor cevabını veriyor. Fiyakalı cevap. Niçin Real Madrid'i tercih ettin? Çünkü Barcelona da seni istiyordu çünkü. Ülke bildiğiniz gibi beni istedi ama Real Madrid sizi istediğinizde konu kapanıyor. Burada oynamaya geldim. Hoca ve başkan bunu ikna etti. Bu yüzden.
Neden bu kadar üzerinde durduk Arda Güler transferin? Bakın, 2005 doğumlu bir gençten bahsediyoruz. Ve bu genç bu toprakların çocuğu. Dünyanın en mutsuz 106. En sinirli 2. ülkesinin çocuğu. Alışa geldiğimiz gibi Almanya'da doğup oranın futbol at yapısından beslenmemiş.
Bu toprakların toprağında oynamış, işte asfaltında oynamış, gençler birliğine girmiş vs. Daha önce Real Madrid'de oynayan Türkler oldu. Nuri Şahin ve Hamit Altıntop. Ama her iki oyuncu da Almanya doğumluydu. Fakat Arda Altın da çocuğu. Bu haliyle Türkiye'de doğup büyümüş bir genç. Bizim altyapımızdan gelişmiş.
İlk kez Real Madrid formasını giymiş olacak böyle bir genç. Biliyorsunuz Barcelona da istiyordu Arda'yı. Ancak transfer detayları yeni yeni belli oluyor. Barcelona'nın teklifinde bir sene daha Fenerbahçe'de kiralık oynamaya devam edecekti Arda Güler. Fakat kendisi istememiş. Şimdi siz de Arda'nın dedesi Mehmet Ali Güler'e kulak verelim.
Real Madrid transferi bir anda çok hızlı gelişti çünkü bundan önce Barcelona vardı. Barcelona bitti bitti, bitme durumuna gelince Real Madrid bunun hemen önüne geçti. Bir tık Fenerbahçe'ye fazla para teklif edince ibre o tarafa döndü. Bir de onun şartı Fenerbahçe'de yani bir sene kiralık oynatma şartı vardı Fener Arda'ya. Ben dedi gittiğim yerde direkt oynayacağım. Bunlar da, Real Madrid de bu garantiyi verdi. K-Ola'ya bakar mısınız? Nihayet. 18 yaşında bir delikanlı için Barcelona ve Real Madrid kıyasıya kapışıyor.
Hatta İspanyol basınında Figo transferinde benzetenler olmuş. Barcelona'nın elinden kaptılar ya. Transfer market verilerine göre 2005 doğumlu olup da ondan daha değerli bir başka futbolcu an itibariyle dünya üzerinde yok. Ocak 2022'de yani daha bir buçuk yıl önce 750 bin euro olan piyasa değeri Haziran 2023'te 15 milyon euroya çıkmış. Bakın sadece bir buçuk yılda. Üstelik bu bir buçuk yılda da doğru düzgün forma şansı da bulamamış.
Ama sahaya girdiği an, o an gören gözler için her şey çok açık hale geliyor. Çocuk parıl parıl parılıyor arkadaşlar. Sergen Yalçıla kulak verelim mesele. Arda Güler'e ne diyorsunuz? Çok iyi oyuncu diyorum.
Benim gördüğüm en iyi oyuncu. Nasıl? Benim gözümle gördüğüm en yetenekli oyuncu. Yerli mi yoksa? Yerli. En yetenekli oyuncu. Candaş Tolga Işık'ın TV 100'de yayınlanan Az Önce Konuştum programında daha önce neler konuşulmuş Arda Güler hakkında diye baktım. Bakın, bir yıl önce, Haziran 2022'de Candaş Tolga soruyor, nasıl buluyorsun Arda'yı diye. Arda Turan, Adaşı Arda Güler'i övüyor övüyor ve sonra şunu söylüyor bir yıl önce. Ona da bir şeye ihtiyacı olduğu zaman, rakip olsam da her zaman böyle düşünüyorum, rakip olsam da sonuna kadar İspanya'da bir şeye ihtiyacı olur falan her zaman bugün buradan buranın aracılığıyla söylemek isterim. Yani gören gözler için her şey açıktı. Arda'nın yakın zamanda Avrupa'ya gideceği daha 16-17 yaşında belliydi. Profesyonel lisansını 2021'de almış bir oyuncudan bahsediyoruz bakın. 2,5 yılda Real'e gidiyor.
Nereden bakarsanız bakın hem Fenerbahçe için hem de Arda için büyük gurur. Peki ya Fenerbahçe için büyük gurur dedik de peki ya Fener taraftarı? Onlar Arda'nın en azından bir sene daha kalması için çok uğraştı. Mesela Fenerbahçe voleybol takımının kaptanı Eda Erdem'in mesajı bana kalırsa genel olarak Fenerbahçe taraftarının duygu durumunu yansıtıyordu.
Kaptan Ede Erdem'den Arda Güler'e kal mesajı. Herkesin hayatta planları değişir. Çubuklu giyen her sporcunun şampiyonluk yaşamasını isterim. Bugün doğum günüm. Bir mum dileğim de sana gelsin Arda Güler. Nereye gidersen git, evlat oldun bir kere. Ama yine de böyle çok sevmişken seni bu camia. Üzme bizi, kal be Arda. Feneriler! Arman için kal Arda hashtagini trendtopik yapınca, Fenerbahçe yönetimi de Arda'nın kalması için kolları sıvadı. Hatta anladığım kadarıyla Ali Koç, Fenerbahçe başkanı Ali Koç, Barcelona'nın teklifine daha sıcak bakıyor. Hatırlayın, Barcelona'ya gitse bir sene kiralık oynayacaktı Fener'de. Net bir şey söyleyebilirim. Arda Fenerbahçe'de kalmayacak. Çünkü Fenerbahçe'de kalmak istemiyor.
Fenerbahçe'de kalma imkanını yaratan çok güzel teklifler de oldu büyük kurallardan. Ama ona da saygı duymak lazım. Ama Fenerbahçe'de hangi şartlarda ayrılacağını netleştikten sonra bu sürecin tamamını sizlerle paylaşacağım. Ama şu an söyleyebileceğim net bir şey, Arda Fenerbahçe Spor Kurumu'nda önümüzdeki sezon olmayacak.
Bu açıklama bana biraz tuhaf geldi. Fenerbahçe taraftarının durumu ortada. 9 yıldır şampiyonluğa hasret bir takım. Taraftar mutsuz, sinirli. Böyle bir taraftara Arda Fenerbahçe'yi istemiyor demek, 18 yaşında bir genci, huliganların hakaretleriyle baş başa bırakmak anlamına geliyor maalesef.
Arda gittiği için sevinmeyip, daha doğrusu onun adına sevinmeyip diyelim, küfür kıyamet gırla gidenler de olmuş. Space odalarında konuşulanlar falan burada paylaşalım mı diye kafamda çok tarttım. Arkadaşlar, onları yok sayalım. Genel hava olumludur. Ne yapacaktı Arda? Türkiye'de mi kalsaydı? Üç maç kötü gitse kendisini linç edecek olan, sürekli gerilimli ve mutsuz bir ligde oynamaya devam mı etseydi? Yalan mı? An itibariyle UEFA Ülke Ligi puan sıralamasında 12. sıradayız. İspanya 2. sırada, 1. sırada Premier League var. Sırbistan Liginden sonra geliyoruz biz. Önceki yıl 20. sıradaydık. Yani bu 12. sıra bizim için başarı sayılır. Mali durumumuz ise işler acısı. Takımlarımız kelimenin gerçek anlamıyla teknik iflasta.
Ne demek bu? Şirket olsalar, an itibariyle kanyum atanmaları lazım. Gelirleri TL cinsinden ama giderleri döviz cinsinden. Biz yöner bir yönetici elitle de karşı karşıya değiliz. Yöneticiler kulüpleri soymakla meşgul. Atilla Türker imzalı Futbolun Arka Bahçesi kitabını hepinize tavsiye ederim. İbretlik bir sektördür Türkiye'de futbol.
Ama Arda, asfaltı delen bir çiçek gibi, bu kirin pasın içinden çıktı. Peki, biz bu çiçeği İspanya'ya nasıl uğurladık? Polisler koluna girmiş. Sanki tutuklanmış, kameralardan kaçıra kaçıra Atatürk Havalimanı'na götürüyorlar. Sanki ayıp bir şey yapıyormuş gibi. Halbuki, şöyle taraftarlar da orada olsaydı. Arda'yı uğurlasaydık hep beraber.
Bir iki cümle kurmasına da müsaade edilseydi. Perer Bahçe'ye teşekkür etseydi. Hayalimin takımı Real Madrid'e gidiyorum deseydi. Çok mu kötü olurdu? İşte işin orasını beceremedik. Bunca sinirin, bunca mutsuzluğun, bunca gerilimin ortasında durup ince şeyleri düşünmeye fırsatımız olmuyor bizim. İlhan Mansız'ın Senegal'e attığı golden bu yana hep beraber sevindiğimiz bu olay hakkında bir Trend Topik bölümü hazırlamak istedim. İlhamı da Arda Turan verdi.
Futbolcu Arda Güler'i biraz anlat bize. Sen nasıl görüyorsun? Bir defa şöyle bir şey diyorum. Bir çocuğun, bir çocuğun hepimizi birleştirmesi ne kadar güzel bir şey biliyor musun? Ne kadar ayrışmışız. Ne kadar ayrışmışız, ne kadar bölünmüşüz. Sonraki bölümlerde Türkiye gündeminin stresli konularını konuşmaya devam edeceğiz.
Mesela demin de bahsettiğim iktidar medyası gelen vergi zamlarının sorumluluğunu EYT'lilere yıkıyor. Eee diyorlar istediğiniz EYT'yi bedava değil bu işler. Bu hükümet başımızda olduğu müddetçe diye de devam ediyorlar. Hepimiz gıcık olalım EYT'lilere. Kiraların suçlusu da ev sahipleri.
Muhalefet desen bayraksız, vatansız terörist. E biz sinirli olmayalım da kim sinirli olsun? Tren Topiği pod bir medyayla beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar ortak mutluluklarımızın kıymetini bilmenizi isterim. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.