
2.727 kelime · ~14 dk okuma
İnsanın kendini anlaması bir ormanın içinde yürümek gibi. Kendi adımlarımızla açacağımız patikalarla kendi yolumuzu çizmemiz gerek. Ben Pınar Sabancı. PodB Medya ile beraber hazırladığımız psikopatikada bu yolları beraber keşfediyoruz.
Merhaba. Bodrum'daki son günümden sabah 6.30'da sana sesleniyorum. Bölümü kaydedip yola çıkacağım çünkü.
Bu bölümde bilgisayar çarpıtmalar hakkında konuşmaya devam edelim istiyorum. Bilgisayar çarpıtma ne demek olduğundan geçen haftaki bölümde bahsetmiştim. Otomatik düşüncelerimizin dünyaya ve kendine dair yanlış algılarımızın hayatımızı nasıl etkilediğini anlatmıştım. Hatta 7 yaygın bilgisayar çarpıtma örneği de paylaşmıştım burada. Bu bölüm onun devamı olacağı için dilersen bir önceki bölümden dinlemeye başlayabilirsin.
Ama hani vaktin dardarı benim şu an olduğu gibi ve sadece direkt bilgisayar çarpıtmalardan nasıl kurulacağımı öğrenmek istiyorum diyorsunuzdur. O zaman kısa bir özet geçeceğim. Hem de geçen haftayı dinlediysen de ufak bir hatırlatma olmuş olur. Günlük hayatta başımıza gelen olaylar karşısında çoğu zaman fark etmediğimiz temel inançlarımız ve otomatik düşüncelerimiz var bizim. Temel inançlarım kendime, çevreme, çevremle ilişkilerimin niteliğine dair inançlar oluyor genelde. İnsanların güvenilir olmadığına inanmak gibi bir inanç mesela bunların içine giriyor. Ve bu inançlar büyük oranda çocukluğumdan, çocukluğumda yaşadıklarımdan, deneyimlerimden yani yetiştirilme ve bağlanma tarzından kaynaklanıyor.
Otomatik düşünceler ise bir olay karşısında aklımdan geçen ilk düşünce. İşte geçen bölüm mesela bir iş başvurum reddedilirse aklımdan geçebilecek otomatik düşüncelere örnek vermiştim. İşte yine olmadı, hiç iş bulamayacağım gibi felaketleştirme dediğimiz düşünce tarzı mesela buna bir örnek. Ama işin özü şu, bu otomatik düşüncelerin çoğu zaman farkında bile olmayabiliyorum. Ve buna rağmen üzerimde duygusal bir iz bırakıyorlar ve takip eden düşüncelerim için belli bir çerçeve, bir patika belirliyorlar. İşte bazen bu otomatik düşüncelerin gerçekte olan bitenle bağı biraz kopmuş ya da çarpıtılmış olabiliyor. Yani gerçeği yansıtmıyorlar aslında.
Bunlara bilgisayar davranışçı yaklaşımları da bilgisayar çarpıtmalar deniyor. Yani bir nevi düşünce hataları. Ve evet çoğu zaman fark etmiyoruz bu düşünceleri. Bunun nedenlerinden biri de aslında yanlış olmalarına yani hata olmalarına rağmen bize çoğunlukla doğruymuş gibi geliyor bu düşünceler. Dışarıdan bakıldığında gerçeği yansıtmayan düşüncelerimizin gerçeğin ta kendisi olduğuna inanabiliyoruz böylece. Çünkü kendimize ve dünyaya karşı tema inançlarımızdan güç alıyor bu düşünceler.
Mesela, yetersizlik hisleri baskın biriysem ben ve yetersiz olduğuma inanıyorsam, bir iş başvurumu reddedildiğinde, işte ben başarısızlığa mahkumum, kimse beni işe almaz gibi düşünceler kendimizle ilgili inançlarımızda bol parçası gibi oturmaya başlıyor. Çünkü zaten hala hazırda böyle bir inancımız var. Haliyle bilgisayar çarpıtmalar bizi daha üzgün, endişeli, depresif, utanmış hissettirebiliyor. Ve sonunda da bize çok faydası olmayan, işlevsel de olmayan şeylere dönüşebiliyorlar. Geçen bölüm bu bilgisayar çarpıtmalardan 7 yaygın çarpık düşünme şeklini örnek verdikten sonra bu hafta boyunca kendi düşüncelerini gözlemlemeni istemiştim.
Bu yedi düşünceden hani hangi biri sende var, kendi hayatında zihin ve anlam dünyasında hiçbirine rastladın mı diye sormuştum. Eğer düşündüysen ve cevabın evetse birden hemen paniğe kapılmanı istemiyorum. Çünkü bilişsel çarpıtmalarla mücadele etmenin, onlar üzerinde kontrol güç sahibi olmanın ilk adımı zaten onları fark etmek. Bunu konuşmuştuk yani, onları tanımak. Yani eğer kendinde, yaşamında bunlara rastlamışsan aslında tebrik etmek istiyorum seni. Çünkü ilk adımı tamamlamışsın demektir. Şimdi bu bölümde de bu çarpıtılmış düşüncelerle nasıl mücadele edeceğiz? Onları nasıl değiştireceğiz? Bunu anlatmak istiyorum. Düşüncelerini değiştirmek nasıl hissettiğini de değiştirecek çünkü. Düşünceler ve duygular bir madalyonun iki yüzü aslında ve sürekli birbirlerini etkiliyorlar.
Peki bilişsel çarpıtmalarla düşünmek neden mağmurluk yapar? Bunu konuşalım bir. Tabii öyle böyle olumlu düşün, iyi hissedeceksin demek gibi basit bir şey değil bu. Zaten kendi hayatından da fark etmişsindir. Bir bir başkasına olumlu düşün, olumluyu çağır dediğinde mutsuz hisseden kişi için çok da bir şey değişmez zaten. Sonuçta mutsuzken yani bir olayın yasını tuttuğumuz sırada olumlu düşünmek
bize çoğu zaman polyanacılık gibi gelir. Hatta kendimizi iyi olmaya, iyi hissetmeye zorladıkça duygularımızı bastırır ve bir noktada daha da kötü patlarız. Bu yüzden bilgisayar çarpıtmalarla mücadele etmek, olumlu düşün demek kadar kolay değil tabii. Çünkü çarpık düşünceleri kullanmayı bırakmak bize zarar verdiklerini bilsek bile öyle kolay iş değil kısacası.
Bunun bir nedeni de bize aslında yalnızca zarar vermemeleri. İkincili faydaları da var bu düşünce stillerine. Şöyle anlatayım bunu. Bu çarpık düşünceler uzun vadede bize, bu durumumuza zarar verse de aslında kısa vadede bazı öznel faydaları da sağlıyorlar. Ne gibi mesela?
Mesela zorlu ve riskli bir duruma hiç girmememi sağlayabilirler. Bazen ondan kurtulmamı sağlayabilirler. Ve bizi ahlaki açıdan daha üstünde hissettirebilirler. Yani aslında bu çarpık düşüncelere bize kısa vadede fayda sağladığına içten içe inandığımız için de sıkı sıkı ötüsünürüz. Olumsuz düşünmenin en büyük çekiciliği rahat olmasıdır. Ve bildiğin üzere rahat olan her şey oldukça çekicidir.
Ama fonksiyonel değildir. Yani bütün bir gün tembellik yapıp, atıştırıp, zihnimi sosyal medya veya işte seri dizi izleyerek uyuşturursam, bu rahat ve çekicidir, evet. Ama uzun vadede bana iyi gelmez. Ama bununla beraber, yani yanlış anlaşılmasın, bazen de böyle yapacağız. Çünkü insanız. Yani her an, her saniye daha iyi olacağım, hedefe yönelik yaşayacağım diye kendimizi kasmamıza gerek yok. Ama bu gibi davranışları sadece rahat diye, sıklıkla bir kaçış yolu olarak da kullanmayacağız.
Neyse, bilişsel çarpıtmaların faydalarına geri dönersem. Şöyle bir örnekle anlatayım. Mesela, başarılı olma ümidiyle bir işe girişip sonrasında hayal kırıklığına uğramaktansa, o işe hiç girmemeyi tercih ederim gibi bir bilişsel çarpıtmayı düşün. Böyle bir cümleyi hissetmiş veya çevrende birinden duymuş olabilirsin. Veya birebir bu cümleyi kılmasa bile, davranışlarından bunu sezmiş olabilirsin.
Olumsuz düşünmek bir tür acıdan kaçınma yöntemi olabilir aslında. Bir işe girişip hayal kırıklığına uğrama riskindense o işe hiç girişmemeyi ve hayal kırıklığına uğramaktan korunmayı tercih edebiliriz. Yani aslında bilissel çarpıtmaların hayatımızda bir işlevi vardır. Hatta olumsuz olduğunu fark ettiğimiz veya fark etmediğimiz her davranışın hayatımızda bir işlevi vardır bile diyebiliriz buna.
Bir örnek daha vereyim, işlev meselesi daha da açık hale gelsin. Aşırı genelleme çarpıtmasını ele alalım mesela. Diyelim ki böyle bir bilişsel çarpıtmayla düşünen olumsuz bir olayı hayatımda tamamına genelleyen biriyim. Ve sevgilimle kötü bir ayrılık yaşadık. Bu ayrılığın ardından zaten kadınların, erkeklerin hepsi güvenilmezdir diye bir tek olaydan yola çıkıp aşırı genellemede bulunabilirim.
Bu türden genellemeler kısa vadede bazı olumsuz duygularla başa çıkmamı kolaylaştırabilir. Zaten o da tüm erkekler gibi güvenilmezdi diye düşünebilirim yani mesela. Ama bu düşünce davranışlarıma yansıdığındaysa ilişkilerden ve yakınlaşmaktan kaçınmama neden olabilir. Ve aslında evet kısa vadede beni hayal kırıklığından koruyabilir, bu risk almam, inciddiğimi kabul edeceğimi bir duygusal çabayı göstermekten korur, bu beni. Ama uzun vadede baktığımda insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan sevgi ve bağlanma ihtiyacımı karşılanmaktan korkmaya başlarım. İlişkiler bizi büyütür, besler, öğretir.
Tüm bu fırsatları da kaçırırım böylece. Aslında bilgisayar çarpıtmalar genelde düşünce süreçlerimizi basitleştirip, duygusal tepkilerimizi de yönlendirirler. Karmaşık durumları basitleştirip, onan biteni siyah-beyaz indirger ve beni de o gri'nin içindeki belirsizlikten, duyacağım endişeden koruyabilir. Dikkatlice bakarsan eğer, bu durumlarda bilsel çarpma türünde bunların bir işlevi olduğunu, senin için bir işe yaradığını, senin için bir şeyleri kısa vadede de olsa kolaylaştırdığını görebilirsin. Bir olay karşısında haklı olduğunu hissetmene neden olabilir mesela. Benden ayrıldı çünkü zaten güvenilmezdi gibi bir düşünce haliyle beni haklı taraf bular. Ve suçu da biraz karşı tarafta aramama sebep olur.
Bilgisayar çarpıtmaları olumlu düşün, olumlu olsun şeklinde o basiti indirgememenin bir nedeni daha var. O da alışkanlıklarla ilgili. Çarpık düşüncelerimiz, bebekliğimizden bugüne deneyimimizle şekillenen temel inançlarımızdan mesleniyor aslında. Bunlardan da bahsetmiştim geçen bölümde.
Yıllar boyunca bu şekilde düşünüp bu şekilde davrandıkça da kendini gerçekleşen kehanete dönüşüyorlar. Mesela erkeklere güven olmaz diye düşünüp sürekli bir şüpheyle yaklaşıyorsan gerçek bir güven bağı kuramamak buna örnek olabilir yine. Bu yüzden de bilgisayar çarpıtmalar yıllar boyu kullanıla kullanıla, doğrulana doğrulana birer alışkanlığa hatta paradigmaya dönüşüyorlar. Yani kısaca iyi düşün, pozitif düşün önerileri çoğu zaman etkili olmaz. Çünkü yıllar boyunca alıştığımız ve kısa vadede bizim için belli işlevleri olan çarpık bir düşünceyi birdenbire terk etmek ve olumlu düşünmeye başlamak alıştığımız yoldan sapmak anlamına geldiği için olumsuz düşünmekten çok daha riskli hissettirir genelde. Ve bizler hep tanıdık olanı, alıştığımız yolu seçme eğilimindeyizdir bildiğin gibi.
Çarpık ve olumsuz düşüncelere meydan okumanın ilk adımının bu türden düşüncelerimi fark etmek olduğunu birkaç kez söyledim şimdiye kadar zaten. İkinci adım ise bu düşünce stillerini tanımaktan geçiyor. Yani bu düşüncelerin benim için ne tür işlevleri olduğunu, Beni ne tür durumlardan koyduğunu, hangi rahatsız edici duygulardan kaçırmamın yardımcı olduğunu tespit etmem gerekli. Belki sen de şimdi veya bu bölümü bitirdikten sonra eline bir kağıt kalem alıp önce olumsuz düşünce örüntülerinin karşısına bu düşünce örüntüsünün hayatındaki işlemini yazabilirsin.
Başta olumsuz düşünceler yazmak zordur, biliyorum. Ama merak etme, biz bizeyiz burada. Ve senden başka kimse görmeyecek o defteri yazdıklarını. O yüzden rahat ol. Bunun büyük bir kaygı olduğunu biliyorum çünkü. Gerekirse de sonra yırtabilirsin zaten.
Şimdi, bilgisayar çarpıtmaların ve bu düşüncelerle neler elde ettiğimi belirlediğimi varsayarak artık bunlarla nasıl mücadele edeceğime geçelim. Bunda birkaç yolu var aslında. İlk adım, başkası olsa ne derdi? Yani bu çarpık düşünceyi yakındaki biriyle paylaşsan sana ne derdi? Hatta örnek üzerinden gidelim. Diyelim ki çarpık düşüncen bana ben bir hiçim diyor. Tabii sen bu bilgisayar çarpıtma yerine sana ait bir otomatik düşünceyi yerleştirebilirsin tabii ki. Ben öylesine bir örnek veriyorum.
Ve bu örnek üzerinden ben bir hiçim dedim. Böylesine aşırı ve depresif bir düşünceyi senin nezaketine, akıl yürütmesine güvendiğin bir arkadaşınla paylaş mesela. Ya da ailenden biriyle. O sana ne derdi? Ya da tam tersini hayal edebilirsin. Sen değil de sevdiğin, değer verdiğin bir arkadaşın iş başvurusu kabul edilmediği için veya işte sevgilisiyle ayrıldıkları için sana ben bir hiçim diye geldi diye düşün. Ona ne derdi?
Evet, haklısın mı derdin? Demezdin herhalde. Çünkü hiçbir insan bir hiç değildir. Yani herkesin eksiklikleri vardır hayatta. Herkesin iyi olduğu konular, kötü olduğu konular, acı duyduğu günler, mutlu olduğu günler vardır. Ama hiçbir zaman mutlak bir şekilde kimse bir hiç diyemez, kimse bir hiç değildir. Özetle, bu egzersizi niye yapıyoruz? Burada amaç karşımıza çıkan sorunları başka perspektiflerden görebileceğimizi fark etmemiz.
Yani başımıza gelen şeyleri yalnızca otomatik düşüncelerimize değil, daha faydalı, mutsuzluğa kapılmayan, olumlu düşüncelerle de yorumlayabileceğimizi anlamak. Öyleyse bilissel çarpıtmayı fark ettiğinde, ona bir arkadaşım bana böyle bir cümleyle gelse, ona ne derdim diye sor. Yani perspektifini değiştir ve kendinin arkadaşı olmaya çalış. İkinci adıma geçelim. Bilgisayar çarpıtmalarına istisnalar aramak. Bu düşüncelerin karmaşık durumları basite indirgediğini daha önce konuşmuştuk. Özellikle hep böyle oluyor. Hiç sevenim yok gibi aşırı genellemeci ya hep yahitçi düşünceler dünyayı siyah ve beyaza ayırabiliyor.
İşte böyle zamanlarda Green'in varlığını fark etmeye çalışmak önemli. Çünkü başımıza gelen pek çok şey, tanıdığımız pek çok insan ne tamamıyla iyi ne de tamamıyla kötü. Her durumun artıları ve eksileri var. Hep böyle oluyor diye düşündüğümüz şeyler aslında hep böyle olmaz. Mutlaka istisnalar bulunur. Ya da hiç sevenim yok dediğin zamanlarda aslında çevrende seni seven, sana değer veren, görüşmeye ihtiyacın var dediğinde hemen yanında olacak insanlar her zaman vardır. Karanlık zamanlarda içinde bulunduğumuz duygu durumuyla aşırıya kaçan düşüncelerin peşine fark etmeden fazla takılabiliriz.
Böyle zamanlarda hafızanı yoklamak ve aşırı genellemeci düşünceye istisnalar bulmak, düşüncenin gerçeği yansıtmadığını farkettirecek sana. Böylece hep, hiç, asla, her zaman, hiç kimse gibi aşırı kelimelerle genellemek yerine olayları daha gerçekçi bir şekilde değerlendirmen mümkün olabilir. Gelelim üçüncü adıma. Otomatik düşüncenin tam tersini düşünmek ve buna göre yaşadığını hayal etmek diyelim buna da.
bir saniyeliğine düşüncenle arana mesafe koyup tam tersine inandığını düşün. Öyle olsaydı davranışların nasıl olurdu? Nasıl hareket ederdin? Bu birkaç yönden faydalı bir egzersiz aslında. İlki, daha önce bilgisayar çarpıtmaların kısa buadeli faydalarından bahsetmiştik. Bizi sorumluluk almaktan, duygusal anlamda yorulmaktan koruyabilirler demiştik. Hatta bunları tespit etmeni istemiştim senden. İşte otomatik düşüncenin tam tersine inandığımı hayal ettiğimde
Birbirine zıt iki düşüncenin hayatına ne kattığını ve hayatından neler götürdüğünü farketmen kolaylaşır. Yani çarpık düşüncenin senin nelerden alıkoyduğunu anlaman kolaylaşır. Uzun vadede sana fayda sağlanmayan düşünceni bırakmayı başarabilirsen hayatın nasıl olurdu? Kendine bu soruyu sorabilirsin belki.
Bu durumun ikinci fonksiyonu ise tam tersi şekilde düşünmen ve buna inandığını hayal etmen sağlıklı düşüncenin sana faydalarını fark etmene yarayabilir. Mesela her zaman başarısız olacağıma inanıyorum diyelim. Bu beni zaten başarısız olacağımı düşündüğüm için çaba göstermemeye, geri çekilmeye yetebilir. Ama tam tersine yani gelecekte başarılı olabileceğime inanırsam düşüncem beni başarıya yönelik hareket etmeye motive edebilir.
Gelelim dördüncü adıma. Alternatif düşünceleri bir alışkanlık haline getirmek. Eğer şimdiye kadar konuştuğumuz adımları uygularsan bazı otomatik düşüncelerin aslında pek de öyle gerçeği yansıtmadığını, uzun vadede bize fayda sağlamadığını, hatta bizi bazı eylemlerden alıkoyduğunu göreceksin. Bir sonraki adımın olumsuz düşüncelerin yerine alternatif gerçekçi düşüncelere sahiplenmeye çalışmak olsun. Mesela, geleceğe dair hiç umudum yok demek yerine
işler çok iyi gitmiyor demek çok daha gerçekçi. Ya da ters giden şeylerden neler öğrenebileceğini sorabilirsin kendine ki gelecekte tekrar yaşanmasınlar. Böylelikle olan biten her şeyin kontrolünün dışında olduğunu değil de bazı şeyleri kontrol edip değiştirebileceğini de fark edeceksin yavaş yavaş. Veya mesela işimden nefret ediyorum, bu yüzden mutsuzum diyerek hayatını tek bir değişkene bağlıyorsan işinden hoşlanmıyorum ama hayatımın keyif aldığım başka yönleri de var diyebilirsin. Böylelikle tek bir mesele hesaplanıp hayatındaki diğer değerli şeyleri ihmal etmek yerine hayatın işten ibaret olmadığını fark edebilir ve ailene, arkadaşlarına daha nitelikli zaman ayırabilirsin. Bilissel duygu durum tedavisi için ben bu dört örneği vermek istedim bugün sana.
Ve bu bölümde anlattıklarımın tamamı bilgisayarda anlaşılan tp ekolüne yaslanıyor aslında. Hatta Dr. David Burns'ın meşhur kitabı İyi Hissetmek görmüşsündür kitapçılarda belki. Bu arada bayağı yaygın, en çok satanlarda zaten.
Hem çok kolay bir dili var, hem de anlaşılır örneklerle büyük oranda hep bunları anlatıyor. Ben de kaynak olarak yerlendim hatta. Bu kitabı da eğer bu aralar pek iyi hissetmiyorum diyorsan, kesinlikle öneririm. Bence okumalısın. Bilgisayardan dışı yaklaşım temeliyle yazılmış bir kendine yardım kitabı çünkü iyi hissetmek. İçinde hayata nasıl yaşadığımız, nasıl düşündüğümüze dair içkileri dinleyebileceğimiz çok güzel yerler var. Bunun dışında da bir sürü egzersiz sunuyor kitap. Bunların her birini uygulayabilirsin kendi hayatında. Burns da kitabında bir düşünce günlüğü tutmayı öneriyor. Çarpık düşünceleri fark ettiğimizde bunları derhal yazıya geçirmemizi söylüyor.
Benim de senelerce anlatmaya çalıştığım şey bu aslında. Elimden geldiğince yazmanın önemini vurgulamaya çalışıyorum hep. Nedeni de şöyle, genellikle düşünceye odaklanıp ne olduğunu anlamaya çalışmadığımız için bize mantıklı veya doğru gibi geliyor bu düşünceler. Ama onları fark edip, yakalayıp, kalem ve defterle somutlaştırdığımız ilk anda bile aslında bu düşüncelerin ne kadar gerçekten kopuk olduğunu fark etmeye başlıyoruz.
David Burns da aynen bunu vurguluyor. Hiç arkadaşın yok gibi çarpık bir düşünceyi kağıda dökmenin zorluğundan bile anlayabiliyoruz aslında düşüncenin pek de gerçekçi olmadığını. Belki sen de bu bölümün ardından bir defter alıp kendine bir düşünce defteri yapabilirsin. Önce otomatik düşüncelerini, yanına bunların neden gerçekçi olmadığını, yanına istisna durumları, en sonunda alternatif veya olumlu düşünceleri yazabilirsin. Ben yazmayı çok değerli buluyorum. Kendimize ve hayata dair bir şeyler yazman, o hayata değer verdiğimizin göstergesi.
Bu yüzden de aynı zamanda kendi hayat hikayemizi yeniden yazmak, düzenlemek anlamına da geliyor. Ama tüm bu konuştuklarım üzerine söylemek isterim ki bazen insanın kendi çarpıtmalarını fark etmesi zor olabiliyor. Bu otomatik kalıplarımız bizde çok yer etmiş olabilir. Bu konuda hepsini tek başına çözmek zorunda değilsin. Bunu sık sık kendine hatırlatabilirsin. Yani yardım almak her zaman mümkün. Ve evet, bir psikolog olarak terapiden bahsediyorum tabii. Tahmin ediyorum ki terapiyle ilgili bir sürü fikir, bir sürü tecrübe duymuşsundur. Ya da sadece hani bilmem ki bana iyi gelir mi, işe yarar mı diye düşünüyor olabilirsin. Bu çok normal.
Ama şu an her neyle ilgili bir sıkıntı veya sıkışıklık içindeysen, bir destek ihtiyacın varsa buna bir şans verebilirsin. Bir süredir burada podcastime sponsorluk desteği veren Hiwire, kendi konforunda değerlendirebileceğin online bir terapi platformu. Buradaki uzman ve yetkin meslektaşların yüksek etik standartları olan bir iş mülakatından geçerek bu platforma alınıyorlar. Buradan bütçene ve uzmanların uzmanlıklarına göre istediğin gibi terapisi araştırabiliyorsun. Hem danışan hem terapisi için güvenli bir ortamda gönül rahatlığıyla konuşabiliyorsun. Bu arada istediğin uzmanla 15 dakikalık ücretsiz bir ön görüşme de yapabiliyorsun.
psikopatika dinleyicileri için de patika 10 koduyla yararlanabileceğim bir %10 indirim paylaştılar. Umuyorum sana da iyi gelecek bir adım atmana vesile olur bu. Açıklamadaki linkten bu bahsettiğim ilgili sayfaya ulaşabilirsin. Peki, sana yaklaşırken. Başta da dediğim gibi, hepimiz otomatik düşüncelere sahibiz. Bundan kaçış yok. Sürekli açık bir zihinle yaşamak çok yorucu olurdu. Ve bu otomatik düşünceler de bir bakıma beynimizin bildiği yollar aslında. O zaman yine podcastin adına referansla konuşarak bitireyim. Geçmişten bugüne attığımız adımlarla kendimize patikalar açarız çoğu zaman.
Bir süre sonra da bu patikalar bildiğimiz yollar olur. Güvenli gelirler, alışırız önceki ayak izlerimiz üzerine basarak yürümeye. İşte otomatik düşünceler de biraz böyleler. Ama bazen de güvenli bildiğimiz yollar aslında bizi çok da istemediğimiz hedeflere çıkarırlar.
Umarım bu bölüm senin için de güzel yollar açar. Çünkü bambaşka coğrafyalara açılan yepyeni patikalar yaratmak da mümkün. Ve emin ol, bu yeni açtığın patikalarda yürüdükçe ayak izlerin ya da düşünce izlerin kalıcı hale gelecek. Ama ilk önce, bu yollar tamamen yürünene kadar her zamanki gibi ufak adımlar. Peki, şöyle sorayım. Sen hayatına nereye ulaşmayı istiyorsun? Otomatik düşüncelerin seni nereye çıkarıyor?
Yeni bir pati kaçmak için ilk adım atmaya cesaretin var mı? Bir sonraki bölümde görüşene dek zihnindeki yargılayıcı sesleri aldanmadığın, bilissel çarpıtmalarının farkında olup alternatif düşünceler geliştirebildiğin günler dilerim. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.