Podcast

Taraftar Ergenliği: Her Şey Muhteşem Ama Kimse Mutlu Değil

Fularsız Entellik

7 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bundan sonraki her nesil, hak ettiğinden fazlasına sahip, hem de her anlamda. NBA finalleri üstünden taraftar ergenliği ve "gençliğin, gençler üzerinde heba edilmesi".

***





Konular:


(00:33) Raptors şampiyon ama küfür yok.

(02:38) Wilde: "Gençlik gençler üzerinde heba ediliyor".

(03:17) Aşil tendonunun hikayesi (true story bro!)

(04:45) Klay Thompson'ın absürd fedakarlığı.

(05:54) Louis CK: "Everthing is awesome and nobody is happy".


.

Kitap: Safsatalar Ansiklopedisi

Destek & Bonus İçerik: Patreon



.

.




Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

977 kelime · ~5 dk okuma

Selam flarsız ben gelecekten geliyorum. Birazdan dinleyeceğiniz bölüm ilk kayıtlarımdan biri olduğu için ses kalitesi birazcık bozuk ve reklam içerik oranı biraz fazla olabilir. İleriki bölümlerde düzeliyor. Merhaba Fularsızlar Ordusu.

Bugün de yine spor hakkında konuşulmuş gibi yapıp aslında başka şeyler hakkında konuşacağız. Biliyorsunuz geçen sefer NBA finalleri hakkında konuşuyordum. Maçların önemli bir kısmı çok yakın geçti. Bir iki sayı farklı belli oldu ve bu son maç şansına ligin hali hazırdaki en eski stadyumunda oynanan son maçtı.

Yani bu maçtan sonra artık kapıyorlar stadyumu. Ve o maçta son saniye üçlüğüne kaldı. O üçlüyü atan da tarihin en iyi şutörü. Yani her şey bir film gibi.

Transkriptin tamamını oku

Bütün bu mücadeleler sonunda ve acayip mücadele ettiler kıran kırana ve bunların hepsinin sonunda da oyuncular birbirine sarıldı. O duygu seline rağmen Raptors'ın, şampiyon olan Raptors'ın en eski oyuncusu... ...duygu seliyle o adrenalinle gelip de nasıl soktuk, nasıl kazandık muhabbeti yapmıyor.

Onun yerine Warriors şampiyonun sözlük tanımıdır diyor. Son ana kadar mücadele ettiler. Bunlara artık daha da fazla saygı duyamam. Maksimum saygı duyuyorum dedi adam.

Peki bunları gören bizim ergenler ne diyor? Bir ekşi sözlüğe bakayım dedim. Adam şunu yazmış ya, en azından seneye bu piçleri finalde görmeme umuduyla ligi takip edeceğiz. Diş koruyucusunu siktiğimin iti.

Bunu da Curry için diyor, Steph Curry için. Yani saha dışındaki en alçak gönüllü süperstar, normal bildiğin Dindar aile babası. Bunun elde ettiği paranın başarının ve ünün %1'ine sahip olsak gerçekten kıçımız tavana vurur. Bu adama da böyle nefretle dolar mı insan yani?

Ondan sonraki paragraf bak arada hiçbir şey yok. Nefret değil bizimkisi. Hayatta hiçbir şeyden nefret etmeyen duygularından arınmış bir karaktere evrildim. İşin komik tarafı da bu adamlar bu muhabbeti yaparken karşı tarafa ergen diyorlar.

Yani o üçlük girmiş olsa bu sefer o ergen dedikleri insanlar sazı eline alıp aynı yorumları yapacaklar. Bunlara ergen diyecek. Yani bunlar teniste izleseler, amatör curling ligini de takip etseler, badminton falan da oynasalar yine bir şekilde ana avrat düz gitmeyi becerecek. Şimdi tabii ki küfür etmeyin falan diyecek bir insan değilim.

Ben de zaten arada sırada kullanıyorum küfür. Onun yerine şunu diyorum, ya kendinizi bu kadar ciddiye almayın, bu kadar da kaptırmayın ya. Bütün bu lafları ettikten sonra karşıdakini ergen olarak düşünen biri öz farkındalığını kaybetmiş olmalı. Ya biraz kendinle de dalga geç.

Bu kavainin gülme çipi de artık herhalde bir güncelleme görmüştür. Neyse bak konumuza dönersek, bir tane lafı vardı Oscar Wilde'ın çok meşhur. Gençlik, gençler üzerinde heba ediliyor. Bu kadar dramatik anlar, bu hikayeler ve bu yetenek, bu mücadele hepsi bir araya gelmiş, tarihi bir şekilde önüne sunuluyor.

Ergenler üzerinde heba oluyor bunlar. Çünkü bu aynı salak muhabbetleri çok daha kalitesiz maçlar üzerinde de yapabilirlerdi. Bunları da öyle bir daha göremezsiniz. Ligin en iyi oyuncusu tarihi bir performans sergiliyor.

Sonra sakatlanıyor. Herif şunu diyebilirdi ya tamam ben sezonu kapadım kardeşim kendimi tehlikeye atmayacağım. Ama takımı 3-1 geriye düşünce bir aydır basket oynamadıktan sonra geri dönüyor. Tam o sırada aşilini tamamen koparıyor.

Bu arada neden aşil deniyor biliyor musunuz? Bazılarınız biliyordur. Şimdi onların tatmin olmaları için 1-2 saniyelik sessizlik. Bir saygı duruşunda bulunalım.

Aşil Tendo'nun denilmesinin sebebi şu, Aşil bildiğiniz savaşçı. Bizim Çanakkale'ye gelmiş durumada. Yok mu Hector denen şerefsiz diye ortalıkta dolanmış. Hector da çıkıyor.

Ondan sonra bir bakıyor ki Brad Pitt karşısındaki. Ya diyor sen çok yakışıklısın bu filmde seni kesin öldürmezler. Ben öleceğim herhalde diyor. Brad Pitt de evet diyor.

Kontratımız da var. Ondan sonra savaşıyorlar. Hector ölüyor. Bu İliad'da geçer yani Yunan mitolojisinin ana hikayelerinden biri.

Ondan sonra da Aşil'in kendisi ölür. Nasıl ölür? Topuğunu yediği bir okla. Dünyanın en dandik şekilde ölüş biçimi.

Truva Savaşı'na neden olan şerefsiz Paris, Helen'i kaçıran. Bir ok atar, ok da Aşil'in topuğuna saplanır. Zaten o yüzden İngilizce'de Achilles Heel diye bir terim var. Çok güçlü birinin zayıf noktası.

Bu da şundan geliyor. Aşil daha bebekken diyorlar ki bu çocuk genç yaşta ölecek, genç ve yakışıklı iken ölecek. Annesi de bunu duyunca ben bu oyunu bozarım, tanrıların bu oyununu bozarım deyip Styx nehrine götürüyor Aşil'i. O nehir de ölümsüzlüğe yakın güçler verecek neredeyse.

Bebeği o suya sokuyor ama tabi suya sokarken eli topuğun üzerinde olduğu için su oraya değmiyor. Aşil'in de bundan haberi yok. Adam vay ben ölümsüzüm vay ben şahaneyim diye yetişiyor. Bir sürü savaşlarda onu bunu öldürüyor.

Ondan sonra zehirli bir ok topuğuna saplanınca ölüyor. Aşil bu. Şimdi bu maçta olan bir de Clay Thompson'ın sakatlığı var. Bunca yıldır adam at gibi koşturmuş.

2000 km koşmuş son 5 senelik maçlarında. Bu at gibi koşturmasının ödülü olarak da ilk defa sözleşmedeki sana maksimum verebileceğimiz, hukuken verebileceğimiz parayı alacaksın. Tam bunun öncesi 2 hafta kalmış bu sözleşmeye, bunun öncesi sakatlanıyor. Adam üst üste 120 playoff maçı oynamış, bir tanesini kaçırıyor ilk defa.

Geri dönüyor hakikaten de, iyi de oynuyor. 30 sayı atmış 30 dakikada. Bu sefer de dizinin yan bağlarını koparıyor. Ön çapraz bağları.

Tam drama işte. Bütün stadyum sessizliğe gömülmüş. Herkesin yüreği ağzında. Herif sonra geri dönüyor.

O halde iki foul atışı kullanıyor. İkisini de sokuyor. Geriye doğru koşturuyor. Millet tabii bütün stadyumu ayakta alkışlıyor.

Adama MVP tezahüratları falan. Hemen sonrasında biri bir foul yapıyor ki oyun dursun. Oyuncuyu değiştirebilsinler. Adamı alabilsinler.

Sonra da çıktıktan sonra da koça şey demiş. İki dakika ben dinleneyim. Son periyodda dönerim ben. Yani adamın yaşadığı sakatlığın minimum iyileşmesi 8 ay diyorlar.

Dizi yok adamın. Ya film gibi yani. Ve bu ergenlerin tüm bu fedakarlıklar sonrası hatırladığı şeyler küfür, kıyamet. Şu aklıma geliyor.

Oscar Wilde'ın lafını söyledik. Louis C.K. denen stand-up komedyeninin de bir lafı vardı.

Yani her şey mükemmel, her şey müthiş ama kimse mutlu değil. Yani hapislerde çürüyen insanlar için, açlıklardan ölen insanlar için falan söylemiyor. Belli bir konfor seviyesine erişmiş insanlar var. Oturdukları yerden bir NBA maçını izleyebiliyorsun mesela veya telefonundan, cep telefonundan.

İnanılmaz bir şey. Üstüne bu kadar güzel şeyler oluyor, bu kadar dramatik mücadeleler oluyor ve mutlu değilsin. Everything is awesome and nobody is happy. Bizim çağın da laneti bu.

Herkes hak ettiğinden daha iyisini zannediyor.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)