Podcast

Doğru İnsanı Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiç birlikte olduğunuz insanın sizin için doğru insan olup olmadığını düşündünüz mü? Doğru insan nedir? Doğru ilişkiden farklı bir kavram mıdır? Bizim için doğru insanlar ve yanlış insanlar var mıdır? Yoksa genel olarak herhangi bir ilişkiye koysanız iyi partner olabilecek insanlar ve kötü partner olacak insanlar mı vardır? İlişkiler içerisinde iki insanın birbirinin içerisindeki iyiyi, güzeli ortaya çıkarması mümkün müdür? Yoksa ilişkiye girdiğimizde neysek öyle mi devam ederiz?

Ben Nereden Bileyim serisinin yeni bölümünde Psikolog Dr. Gizem Sürenkök, doğru insanı bulmayı sizlere anlatıyor. Keyifli dinlemeler.

---

Bu podcast ⁠⁠Hiwell⁠⁠ sponsorluğunda sizlere ulaşmaktadır.

Hiwell’in uzman psikolog ağından faydalanmak, güvenli ve kolay erişilebilir bir ortamda size uygun bir uzman psikologla eşleşmek için hemen tıklayabilir, indirim kodundan faydalanabilirsiniz.

Daha iyi hissetmeye başlamak için online terapi uygulaması Hiwell'i kullanmaya başlarken “yakiniliskiler10” kodu ile %10 indirimden faydalanmak için ⁠⁠tıklayın⁠⁠.

---

Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı

Website

Instagram

Twitter

Facebook

YouTube

Linkedin



Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya

Bölüm Transkripti

3.172 kelime · ~16 dk okuma

Hiç birlikte olduğunuz insanın sizin için doğru insan olup olmadığını düşündünüz mü? Doğru insan nedir? Doğru ilişkiden farklı bir kavram mıdır? Bizim için doğru insanlar ve yanlış insanlar var mıdır? Yoksa genel olarak herhangi bir ilişkiye koysanız iyi bir partner olabilecek insanlar ve kötü partner olacak insanlar mı vardır?

İlişkiler içerisinde iki insanın birbirinin içindeki iyiyi, güzeli ortaya çıkarması mümkün müdür? Yoksa ilişkiye girdiğimizde neysek öyle mi devam ederiz? Bu sorular çok önemli sorular ilişkiler için. Bugün Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde doğru insanı ben nereden bileyim diye soruyoruz ve birlikte cevabını arıyoruz.

Herkese tekrar merhaba. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde ben psikolog doktor Gizem Sürenkök ile birlikte doğru insanı bulmayı konuşacağız. Biliyorum iki podcast arasında baya uzun bir zaman geçti. Ben de podcastları çok özledim. Umarım siz de özlemişsinizdir ve bu podcast aramızdaki hasreti giderir. Bundan sonra önümüzdeki haftalarda birçok yeni konuyla tekrar karşınızda olacağım. O yüzden takip etmeye devam edin.

Transkriptin tamamını oku

Bugün cevap vermek istediğim, cevabını aradığım, sizinle beraber bulmaya çalıştığım soru, doğru insanı nereden anlarız sorusu. Şimdi aslında romantik ilişkiler için doğru insan kavramı hakkında konuşacak olsak da bugün, bu sorunun arkadaşlıklar içinde ya da kardeşler, iş arkadaşları, yöneticiler içinde geçerli olabileceğini düşünüyorum. Çünkü yani o iyi ilişkin içerisinde bulunmak, ilişki tipinden bağımsız, hayatımızı çok güzelleştiren bir şey ve yanlış ilişki kriterleri, tıpkı doğru ilişki kriterleri gibi bütün ilişkileri uyarlanabilir durumda. Peki, birazcık düşünelim. Bir insanın yanında iyi hissetmek için, bir insanın yanında mutlu olabilmek için o insanın hangi özelliklere sahip olması gerekir?

Bir kere her şeyden önce sorduğum sorunun içinde cevabı var birazcık. Biz kimin yanında kendimizi iyi hissediyoruz? Kimin yanında olduğumuz gibi davranabiliyoruz? Kimin yanında bu şakayı yapsam alınır mı? Ya da şunu söylesem acaba bozulur mu diye düşünmeden var olabiliyoruz? Bu çok önemli bir işaret. Bu çok önemli bir soru.

Şimdi bu soruyu partnerlerimiz için düşündüğümüzde tabii ki birbirimizle konuşurken hassas olmamız gereken noktalar var. Hepimizin kişisel hassasiyetleri ve pek de kaldıramadığımız şakalar olabiliyor. Ama genel olarak bu insanın yanında ben her konuştuğuma dikkat ediyorsam O zaman orada daha büyük bir problem var. Ben bu insanla vakit geçirdikten sonra kendimi ferahlamış, rahatlamış, böyle çok güzel bir gün geçirmiş gibi mi hissediyorum? Yoksa eve dönerken böyle içimde bir huzursuzluk, bir sıkıntı, bir böyle ne söyledim de böyle olduk, ne yaptım da böyle hissettik gibi bir hal mi oluyor?

Bu mesela çok önemli bir soru. Doğru insanla birlikte olup olmadığımızı anlamak için çok önemli bir soru. Dediğim gibi doğru arkadaş, doğru iş arkadaşı sorularına da cevap veriyor. Yanımdayken bu insan da gülüyor mu? Bana şakalar yapabiliyor mu? O da aklından geçen her şeyi bana söylüyor mu? Onunla konuşurken onun da bazı şeyleri gizlediğini, bazı şeyleri söylemekten kaçındığını, bazı şeyleri birazcık böyle söyledikten sonra ben tepki verecek gibi olduğumda çevirdiğini mi görüyorum?

Bu da mesela karşımdaki insanı değerlendirirken bence önemli bir düşünce yolculuğu oluyor. Yani karşımdaki insan da kendisi gibi benimle olabiliyor mu? Yoksa ben onun bazı akıl oyunları oynadığını mı düşünüyorum? karşımdaki insanın akıl oyunları oynadığını düşünüyorsam yani aslında beni kandırmaya çalıştığını ya da bazı şeyleri benden gizlediğini beni biraz manipüle etmeye çalıştığını düşünüyorsam bu aslında başka bir önemli noktaya götürüyor beni. Ben bu insanlara güvenebiliyor muyum? Ben bu insanın karşımda beni kandırmadan olabilecek en dürüst ve en güvenilir haliyle burada olduğunu inanıyor muyum?

Yoksa ben ondan sürekli bir kötülük ya da ne yapayım manipülasyon mu bekliyorum? Yani hep gardım yüksek olmak mı durumunda onunla beraberken? Yoksa gerçekten hani daha önceki podcastlerde bu örneği verdiğime %100 eminim. Böyle gömüşünü açmış sevilmeyi bekleyen bir kedi gibi kalabiliyor muyum? Kırılgan ve en savunmasız halimle. O insanın yanında böyle olabiliyorsam

Bu çok iyi. Ama olamıyorsam ve hep bir yerden gelecek bir saldırı bekliyorsam bu bir problem. Şimdi bu saldırı konusuna değinmişken bu da bana başka bir şey hatırlattı. Tartışmalar ve eleştiriler konusu. Karşımdaki insan eğer benim için doğru bir insansa ben onunla konuşurken anlaşmazlıklara düştüğümde o anlaşmazlıklardaki hata payı diyelim

İkimiz arasında dengeli bir şekilde dağılır. Yani bazen, bazı tartışmalarda tabii ki ben hatalıyımdır. Bazı tartışmalarda da o hatalıdır. Birbirimizle Bu konuda açığızdır, özür dileyebiliriz. Yani ben bir hata yaptım ve yanlıştı, seni üzdüm diyebiliriz. Ya da karşımdaki insan ara ara gelip, evet Gizem ben bunu şu şekilde söylememeliydim, başka türlü ifade etseydim gerçekten daha iyi olurdu diyebilir. Ama eğer her tartışmanın sonunda diyelim ki,

Ben hatalıysam, ben yalnızsam, ben özür dilemek zorunda kalıyorsam, ben bir şekilde bunu telafi etmek zorunda kalıyorsam burada bir problem var. Karşımdaki insanın benden zaman zaman özür dileyebilmesi bana saygı duyduğunun da bir göstergesi bir taraftan da. Yani eğer ben insan olarak kendi fikirlerimle, kendi inançlarımla, değerlerimle bu insanın yanında olabiliyorsam bu değerler, bu inançlar, bu düşünceler çatışıyorsa bunun sonunda biz bir uzlaşma yolu bulduğumuzda karşımdaki insan benim kalbimi kırdıysa bunun için özür dileyebilmeli aslında. Eğer hatalar hep tek tarafın üzerine düşüyorsa ve bu karşı tarafın bazı manevraları sonucunda oluyorsa karşımızdaki insanın doğru insan olduğunu söylemek biraz daha güç hale geliyor.

Tabii bununla birlikte, az önce buna biraz değinim ama birazdan net kalsın isterim. Karşımdaki insan bana yalanlar söylüyorsa, beni bir şekilde, bana verdiği sözleri tutmuyorsa, bana sürekli vaatlerde bulunuyor ama o vaatlerin arkası asla gelmiyorsa, bu da yine karşımdaki insanın benim için doğru insan olmadığının bir göstergesi. Tabii az önce tartışmalardan ve özür dilemekten bahsetmişken şunu da söylemekten geri durmayayım. Tartışmalar esnasında karşımdaki insanın tavrı da çok önemli. Beni küçük düşürecek şeyler söylüyor mu? Bana hakaret ediyor mu? Benim düşüncelerimi önemsemeyecek şekilde mi konuşuyor?

Dışarıda başka insanların yanındayken ben konuştuğumda beni ne kadar dinliyor, benim sözlerimi ne kadar az bölüyor, ne kadar benim sözlerimin arkasında duruyor veya benim sözlerimin anlaşılması ve önemsemesi için çaba harcıyor. Bunlar da çok önemli. Ya da arkadaşlarımızın yanındayken beni küçük düşürecek şakalar mı yapıyor? Benim ciddiye alınmamama sebep olacak şeyler mi söylüyor? Benim ona ikimizin özelinde anlattığım şeyleri dışarıda başka insanların yanında paylaşıyor mu? Bu sorular aslında karşımdaki insanın kişiliğiyle ilgili çok önemli gerçekleri ortaya çıkartıyor.

Mesela bu insan tartışmalarımız esnasında çok büyük genellemeler mi yapıyor? Veya gözlerini devirip bana gerçekten benim hiç de sevilisi bir insan olmadığımı mı hissettiriyor? Mesela onu herhangi bir konuda eleştirdiğim zaman, mesela bunu böyle böyle yapmasam ben çok daha mutlu olurum dediğim zaman, Daha önceden benim yanlış yaptığım durumları karşıma getirip ama sen de şöyle şöyle yaptın mı diyor. Bunların birbiriyle alakası bile olmayabilir. Ama ben onu herhangi bir konuda eleştirdiğim zaman zaten onun çoktan tuttuğu bir çatelerin içerisinden benim geçmişte yaptığım bir yanlışı getireceğini mi hissediyorum?

Bu karşımdaki kişiye güven duymamam için çok önemli bir sebeptir. Yine aslında çok küçük bir örnek vereyim. Bazen ebeveynler bunu yaparlar. Yetişkin halimizle, ebeveynlerimizle konuştuğumuzda, ebeveynleri bir konuda eleştirdiğimizde onların bizim geçmişimizden, bazen çocukluğumuzdan, bazen üzerine en ufacık kontrolümüz olmayan bir durumdan, dönemden getirdiklerini ve bu örneğin bizim anlatmaya çalıştığımız şeyle hiçbir ilgisi bile olmadığını iyisi olsa dahi aslında bizim söylediğimiz şeyi anlamaktansa bunu yansıtmak, bunu böyle üzerlerine atmak için bu örneği kullandıklarını hissederiz. Bu karşımızdaki insanın bize doğru davranmadığının önemli bir işaretidir. Eğer sürekli bunu yapan bir insanla birlikteysek

Bu karşımızdaki insanın doğru insan olmadığının bence çok önemli bir göstergesi. Aynı şekilde bu insanın bize saygı duymadığının da çok önemli bir göstergesi. Az önce örnekler verirken kalabalıklar içerisinde olmaktan bahsettim. Arkadaşlarımızın yanında ya da bir grup içerisinde. Karşımdaki insan benim arkadaşlarıma nasıl davranıyor? Karşımdaki insan benim aileme nasıl davranıyor? Karşımdaki insan benim bugüne kadar oluşturduğum kimlikle barışık mı?

Değer yargılarımla veya benim geçmişimle barışık mı? Benim olduğum insanı aşağılıyor mu? Mesela gerçekten çok üzücü örneklerde benim etnik kimliğimle dalga geçebiliyor mu? Bunu yapan insanlar var. Ben bu insanların yanında nasıl kendimi güvende hissedebilirim ki? Veya mesela benim eğitimimle, benim geçmişten getirdiğim tecrübelerimle, benim daha önce yaşadıklarımla barışık mı bu insan?

veya sürekli sürekli temcid pilavı gibi ısıtıp ısıtıp geçmişte yaptığım bir hatayı önüme mi getiriyor? Bu hatayı ben ona, bana karşı kullansın diye değil bir ortak paylaşımımız esnasında vermişim diyelim ki ama bu hatanın sürekli benim önüme getirildiğini fark ediyorum. Karşımdaki insan eğer sürekli bunu yapan bir insansa bu insan doğru insan olmayabilir aslında değil mi? Ya da Dediğim gibi benim ailemle, ailemin yapısıyla, bugün benim ailemle kurduğum ilişkimle veya benim arkadaşlarımla, benim arkadaşlarımla kurduğum ilişkiyle, arkadaşlarımın birbirleriyle veya başkalarıyla kurduğu ilişkilerle dalga geçiyorsa, bunları kıyasaya eleştiriyorsa, beni arkadaşlarımdan veya ailemden uzaklaştırmaya çalışıyorsa, bana şöyle cümleler kuruyorsa, şey, ya senin ailen ya da arkadaşların o kadar iyi değil aslında ama sen onlardan farklısın, yani keşke böyle arkadaşların olmasaydı gibi cümleler kuruyorsa, onlarla görüşmeye çalıştığımda her seferinde bir problem çıkartıyorsa, burada da yine dikkatli olmakta fayda var.

Bugün anlattığım şeylerin bir kısmını Toksik İlişkilerle İlgili podcast'ta da anlatmıştım. Ama bugün birazcık daha fazla örnek vermek istiyorum. Çünkü her ilişki kötü ilişki unsurları, böyle çok gözle görür kötü ilişki unsurları içermeyebiliyor. Ama bazı böyle küçük örnekler, sinyaller var ki bu insanın bizim için doğru insan olmadığını bize fark ettirebiliyor. O yüzden elimden geldiği kadar detaylı örnekler vermeye çalışıyorum.

Yine karşımdaki insanın doğru insan olmasıyla ilişkili bir başka konuda ortak hobilerimiz ve ilgi alanlarımızın olup olmaması. Tabii ki her konuda sürekli birbirimizle aynı şekilde düşünmek, aynı ilgi alanlarına sahip olmak zorunda değiliz. Benim hoşlandığım şeylerden karşı taraf hoşlanmıyor olabilir ya da tam tersi. Ama benim ilgi alanlarım hakkında bilgi almak istiyor mu? Bunları duymak istiyor mu? Bunlardan bir şey öğrenmek istiyor mu? Ben onun yanında kendi mesela okuduğum bir kitabı ona anlattığım zaman böyle sıkıntıdan öldüğünü mü hissediyorum? Yoksa ilgiyle dinlediğini ve benim öğrenmekten hoşlandığım bir şeyi öğrenmek için hevesli olduğumu mu fark ediyorum?

Eğer tabii ki bu tek seferlik bir örnekle anlaşılabilecek bir şey değil yani bunların devamlılık taşıması lazım. Bir okuduğum kitaptan hoşlanmayabilir anlattığım kişi ama eğer bu hep tekrarlanan bir şeyse o zaman ben karşımdaki insan tarafından benim boş zamanlarımda yapmayı sevdiğim bir şeyin hiç hiç önemli sanmadığını hissedebilirim. Tabii bir de aklıma şu geldi mesela derim ki ben bu insanla aynı evde yaşıyorum ve ben kitap okumayı çok seviyorum. Ben kitap elime aldığım her seferinde karşımdaki insan ay ne saçma kitap okuyorsun onun yerine şunu şunu yapsan daha iyi olur gibi şeyler söyleyerek benim yaptığım şeyle dalga mı geçiyor ya da benim yapmayı sevdiğim bir hobiye engel mi olmaya çalışıyor? Bu da önemli bir işaret. Yoksa

O bunu sevmese dahi benim bunu yapmam için bana zaman mı ayırıyor? Benim bana bu alanı sağlıyor mu? Bu da önemli. Yani ben kendimi kitap okuyarak geliştirmek istiyorsam karşımdaki insanın da bir buna saygı duymasını, iki buna alan açmasını beklemem gerekir.

Aklıma bir başka gelen konu da karşımdaki insanın fedakarlık yapmakla ilgili tavırları. Karşımdaki insan benimle daha iyi bir ilişki kurmak adına uzlaşmaya hazır mı? Burada dikkat ettiyseniz fedakarlık yapmaya hazır mı diye sormadım. Tabii ki fedakarlık yapmak da bir ilişki için çok önemli.

Ama fedakarlığın hem bir dozu hem de bir yeri var. Eğer ben karşımdaki insanın bazı fedakarlıklar yapmasını istiyorsam ben de benzer fedakarlıklar yapmaya açık olmalıyım. Ama bu fedakarlıklar bizim kendimizden tamamen vazgeçtiğimiz ve ilişkiyi kendi iyilik halimizin önüne koyduğumuz bir noktada olmamalı. Bunun dengesini bulmadığımız zaman kendimizden çok fazla verip ilişkiyi ön planına çıkardığımız zaman bir süre sonra bu ilişkinin dengesini de çok fazla bozuyor. Diğer taraftan ben karşımdaki insanın benimle anlaşamadığı veya ikimizin bir arada kalmasını sağlayacak konularda uzlaşmacı davranmadığını hissediyorsam bu da bir problem. Diyelim ki mesela birbirimizden uzakta yaşıyoruz.

ve birbirimizi görmek için bir yol kat etmemiz lazım. Eğer karşımdaki insan bunu sürekli benim yapmamı istiyorsa, burada bir problem var. Ama benimle uzlaşıp, diyelim ki bir hafta ben geleyim, bir hafta sen gel ya da işte altı ayda bir ben geleyim, altı ayda bir sen gel gibi bir tavra giriyorsa, İşte o zaman bu güzel. Ya da diyelim ki benim ekonomik durumum bu yolculuğu yapmaya yetmiyorsa karşımdaki insan bunu görüp anlayabiliyor mu? Bununla ilgili bana saygı duyuyor mu? Yoksa beni çok zor durumda bırakacak taleplerde mi bulunuyor? Bu da mesela önemli bir soru. Karşımdaki insan benim koşullarımı, benim içinden geçtiğim sorunları anlayabiliyor mu?

Yoksa hiç umrunda bile olmadan, fark etmeden ikisi birbirinden çok bağımsız şeyler dikkate ederseniz benim koşularımı zorlayacak şekilde mi davranıyor? Şimdi burada tabii şu da önemli. Ben karşımdaki insana içinde bulunduğum durumu anlatabiliyor muyum? Diyelim ki ben iş yerinde çok büyük zorluklar yaşadığım bir dönemden geçiyorum. Karşımdaki insan bunun ne kadarını hakim? Ben ne kadarını onunla paylaşıyorum?

Ben mi onunla paylaşmıyorum yoksa o mu bana paylaşacak alan tanımıyor? Bu sormam gereken birinci soru. İkinci soru, ben karşımdaki insanla duygusal paylaşımlar yapmak istediğimde karşımdaki insanın orada benim için hazır olup olmadığı. Yani eğer ben kendi problemlerinden bahsederken karşımdaki insanı orada bulamıyorsam, O zaman ben anlatmaktan da vazgeçebiliyorum. Doğru insan dediğimiz kişi duygusu olarak beni dinlemeye hazır ve bana destek vermeye hazır durumda olmalı. Şimdi şu ana kadar bazı başlıklar içerisinde doğru insan ne demek, doğru insan bir ilişkide nasıl olur bunları konuştuk. Birazdan ilişkiler içerisinde doğru insanla karşılaşır mıyız yoksa doğru insanı dönüşür müyüz bunun üzerine konuşmak istiyorum.

Ama oraya gelmeden bahsetmek istediğim bir konu var. Eğer biz ısrarla bize iyi gelmeyecek, bizim için doğru olmadığını bildiğimiz insanlarla bir araya geliyorsak, ısrarla aynı patterne gösterip duruyorsak, bu kendimize dair bazı farkındalıkların eksik olduğunun bir işareti olabilir. Belki de geçmiş deneyimlerimiz veya aile yaşantılarımız veya kendimize dair bazı fikirlerimiz bizim doğru insanlarla birlikte olmamıza engel oluyordur. Bunu kendi başımıza keşfetmek her zaman o kadar da kolay olmayabilir. Tam da bu noktada bir uzman psikologdan destek almak çok büyük bir önem taşıyor. Eğer siz de böyle bir ihtiyaç içerisinde olduğunuzu hissediyorsanız, sizi doğru uzman psikologla bir araya getirebilecek bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. HiVal bir online terapi uygulaması. Uygulamaya girdiğiniz zaman sizin ihtiyaçlarınızı anlayarak

sizi sizin ihtiyacınıza uygun bir uzman psikologla eşleştiriyor ve 15 dakikalık bir ön görüşme sonucunda karşınızdaki insanla uyum içerisinde olup olmayacağınızda alınma fırsatı veriyor. Eğer siz de bir uzman psikologdan destek alma düşüncesi içerisindeyseniz, HiVeri deneyebilirsiniz. Yakın ilişkiler podcastlarının dinleyicilerine özel tanımlanan indirim kodu bu podcastın description kısmında yer alıyor. Aynı zamanda yakın ilişkilerin instagramında o kodu bulabilirsiniz. Umarım bunu kullanıp kendi öz bakımınız için bir fayda sağlayabilirsiniz.

Gelelim doğru insanlar zaten varlarda biz onları mı bulmalıyız? Yoksa ilişki içerisinde doğru insanlara dönüşebilir miyiz? Sorusunun cevabına. Şimdi bazı, şu ana kadar saydığım bazı özelliklerin kişilik özellikleri de olabileceğinin farkında olduğunuzu tahmin ediyorum. Mesela karşımdaki insanla kolay gülebiliyor muyum? Beni mutlu ediyor mu? Karşımdaki insan pozitif bir insan mı? Bu bir kişilik özelliği.

Eğer karşımızdaki insan devamlı mutsuzsa, her şeyden şikayet ediyorsa, kendini mutlu etmek için herhangi bir çaba sarf etmiyorsa, bu onun sorumluluğunda olan bir şey. Yani bu insan farklı ilişkilerle de benzer şekilde davranmaya büyük oranı devam edecektir. Ya da karşımdaki insan çok yargılayıcı, çok eleştiren bir insan mı? Bu da yine bir kişilik özelliği. Bu ilişki içerisinde değiştirilebilecek olsa da, dönüştürülebilecek olsa da ancak belli bir noktaya kadar ilerleyecektir. Bu karşımızdaki insanların kendi sorumlulukları içerisinde çözmeleri gereken meseleler diye düşünüyorum ben.

Yani eğer ben çok negatif bir insan olduğumu fark ediyorsam veya sürekli bunun geri bildirimini insanlardan alıyorsam bu artık benim sorumluluğumda. Ben psikologla çalışabilirim ya da kişisel farkındalığımı geliştirmeye çalışabilirim ve hayata daha olumlu bakacak, daha karşıdaki insanları da yıpratmayacak şekilde problemlerimi karşı tarafa aktaracak şekilde hayatımı sürdürmek için gereken adımları ben atmalıyım. Ya da eğer ben karşımdaki insanları doğru şekilde eleştirmeyi bilmiyorsam, fazla yargılayıcı bir tonla konuşuyorsam, karşımdaki insanlara hakaret ediyorsam, çok onlara küçük düşürücü şekilde konuşuyorsam, bu yine benim çözmem gereken bir mesele, benim sorumluluğum altında. Bunun dışında, ilişki içerisindeki bazı unsurlar var ki, buna ilişki içerisinde dönüştürülebilir olan şeyler. Mesela karşımdaki insan, duygusal olarak kendini çok açmayan bir insansa veya ben karşımdaki insanla çok da fazla konuşamıyorsam ilişki içerisinde, bu benim onunla paylaşabileceğim ve birlikte değiştirmeye çalışacağımız bir durum halini de değerlendirebilir diye düşünüyorum.

Mesela yavaş yavaş, ufak ufak, adım adım duygusal paylaşımlarla, karşılıklı bir çabayla birbirimize birazcık daha derdimizi anlatabileceğimiz bir alan açıp, tartışmalar esnasında mesela birazcık daha birbirimizi dinleyebilecek bir alan açıp bu konuda ilerleyebiliriz. Mesela her birimiz aktif dinlemeyi öğrenip, aktif dinlemeyi birbirimize uyarlayabiliriz. Mesela her birimiz empati yeteneğimizi birbirimizle birlikteyken de geliştirip birbirimizin farklılıklarına saygılı olmayı ilişki içerisinde de bir miktar daha fazla öğrenebiliriz. Ama eğer ben karşımdaki insanın ilişki içerisinde benim için daha doğru, daha iyi bir partner olma yolunda çaba harcamadığını ve harcamayacağına inanıyorsam o zaman bu tabii ki ilişkiyi bayağı ciddi tehlikeye sokuyor. Yani karşımdaki insanın dönüşümüne,

herhangi bir şekilde inanmıyorsam ben de o zaman zaten bu ilişkiyi değiştirmek ve dönüştürmek için çok da çaba harcamıyorum. Burada değiştirmek ve dönüştürmek kelimelerine biraz da vurgu yapmak isterim. Hiçbirimiz bir ilişki içerisinde 180 derece değişemiyoruz. Çünkü ilişkilerin başlangıç noktasında bizim zaten doğduğumuz günden o güne geliştirdiğimiz, getirdiğimiz, öğrendiğimiz çok fazla beklenti, kalıp, Fikir var. Ve ilişki içerisinde bir anda, o günün kadar mesela ben karşımdaki insanların güvenilmez olduğuna inandıysam, ilişki içerisinde bir anda karşımdaki insanın yüzde yüz güvenilir olduğuna inanamayabiliyorum. Bu çok normal. Ama eğer ben

ve benim partnerim benim bu güven problemimi aşmak için aktif bir çaba harcayabilecek durumdaysa, ben değiştirmek istiyorsam, ben karşımdaki insana güvenmek istiyorsam, karşımdaki insan da benim ona güvenmemi sağlayacak deneyimler bana sunuyorsa, o zaman ben ilişki içerisine dönüşebiliyorum. Ama yine de bu ilişkinin dışındaki insanlara güvenme konusunda hala birazcık daha temkinli kalabilmen mümkün. O yüzden değişimi ve dönüşümü doğru tanımlamalıyız. Mesela ben çok fazla dışarıda sosyalleşmeyi sevmeyen bir insanım ama partnerim dışarıda sosyalleşmeyi çok seviyor. Onun için bir miktar çaba harcayabilirim ve bir miktar daha dışarıda sosyalleşebilirim. Ama bir anda aşırı dışa dönük bir insan olmayacağım bir gerçek. Ya da hayatımın herhangi bir noktasında dışarı dönük bir insan olmayabilirim. Bunu asla dönüşmeyebilirim. Ve partnerim bu bilgiyle aslında benimle bir ilişkide kalmaya devam etmeli.

Yani biz ilişkilere, karşımızdaki insanları değiştirebileceğimiz veya dönüştürebileceğimiz inancıyla başlıyorsak o ilişkiler zaten uzun ömürlü olmuyor. Ben o ilişkin içerisinde kendimi, kendim yapan özelliklerimden vazgeçiyorsam zaten o ilişkinin sonuna vardığımızda ben kendimi hiç kendim gibi hissetmiyorum. O yüzden de o ilişkide mutlu kalamıyorum. O yüzden birçoğumuz şunu söylüyoruz aslında. Ya ben bu insanla birlikteyken o çok değişti. Çok farklı bir insana dönüştü. Hatta bazen diyoruz ki çok iyi bir partilere dönüştü. Ama artık biz beraber değiliz ve benden sonra gidip başkasıyla birlikte oldu. Hatta o insana çok mutlu. Çünkü benimle birlikte olan insan o insan değildi. Ve artık yeni haliyle belki de benimle bir ilişkide olmak istemeyi de biliyor.

Buradan da çok şu noktaya geleyim. Her ilişki biricik. Her ilişkin dinamiği birbirinden farklı. Tabii ki mesela beni ben yapan özelliklerle ben bir ilişkiye giriyorum. Ve karşımdaki insanı da, karşımdaki insan yapan belli özellikler var. Ama bir yandan bizim ilişkimizin bir parçası da bizim özelliklerimizin birbiriyle olan etkileşimi.

Mesela ben uzlaşmayı sevmeyen bir insansam ve karşımdaki de öyleyse tartışmalarımız gerçekten çok zorla geçiyor olabilir. Ama eğer ben uzlaşmayı sevmeyen bir insanken karşımdaki uzlaşmacı biri ise bana da uzlaşmanın yöntemlerini gösterip öğretebilir ve ben ondan öğrenebilirim. O yüzden ilişkiler içerisindeyken kendimize ben karşımdaki insanın, bugün podcast'a saydığım sorulara da bakarak ben karşımdaki insanın doğru bir insan olduğunu düşünüyor muyum? Doğru partnerle birlikte miyim sorusunu kendimize sormalı. Onun dışında da ilişki içerisinde tabii ki birbirimizin daha iyi hallerini ortaya çıkaracak şekilde çaba harcamaya devam etmeliyiz.

Umarım bu podcast hoşunuza gitmiştir. Ben de bayağı ara verdiğim için çok heyecanlanarak çektim bu podcastı. Ama umarım siz de çok keyif almışsınızdır. Ben çok özlemişim. Bundan sonra elimden geldiği kadar her hafta kaydettiğim podcastlarla karşınızda olmaya çalışacağım. Eğer henüz değilseniz

Instagram'dan, Twitter'dan hem benim kişisel hem de yakın ilişkilerin hesaplarına abone olabilirsiniz. Böylece yeni çıkan içerikleri de kaçırmamış olursunuz. Herkese sevgilerimi gönderiyorum. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)