Podcast

Güvende Hissettirmeyi Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiç, bir ilişkinin içerisinde tamamen güvende hissettiğiniz oldu mu? Karşınızdaki insanı hiçbir şekilde tehditkar algılamadığınız, onun size zarar verebileceğini ya da duygusal olarak incitebileceğini düşünmediğiniz, kendinizi tamamen açabildiğiniz ve o açtığınız halinizle sevildiğinizi bildiğiniz bir ilişkide oldunuz mu? Cevabınız evetse hangi davranışlarınızın böyle hissettirdiğinizi bilmek ister misiniz? Cevabınız hayırsa hangi davranışların bir gün size böyle hissettireceğini bilmek ister misiniz? Ben Nereden Bileyim serisinin yeni bölümünde Psikolog Dr. Gizem Sürenkök, sizlere güvende hissetmeyi anlatıyor. Keyifli dinlemeler.
--- Bu podcast Relate sponsorluğunda sizlere ulaşmaktadır. Relate, ilişkilerini daha iyi deneyimleme yolculuğunda sana eşlik eden güvenilir bir rehber. İndirip ilk 3 günlük ücretsiz deneyime hemen başlayabilirsin: https://onelink.to/relate-app-g1 ---
Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı

Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin

Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.108 kelime · ~16 dk okuma

Hiç bir ilişkin içerisinde tamamen güvende hissettiğiniz oldu mu? Karşınızdaki insanı hiçbir şekilde tehditkar algılamadığınız, onun size zarar verebileceğini ya da duygusallık incitebileceğini düşünmediğiniz, kendinizi tamamen açabildiğiniz ve o açtığınız sahnenizle sevildiğinizi bildiğiniz bir ilişkide oldunuz mu? Cevabınız evet ise hangi davranışlarınızda böyle hissettirdiğini bilmek ister misiniz? Cevabınız hayırsa hangi davranışların bir gün size böyle hissettireceğini öğrenmek ister misiniz? Bugün güvende hissettirmeyi ben nereden bileyim diye soruyor ve bunun cevabını birlikte arıyoruz.

Ben psikolog doktor Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim'in bu yeni bölümünde güvende hissetmek hakkında konuşacağız. Güvende hissetmek ne demek? Karşımızdaki insana güvende hissettirmek için neler yapmamız gerekir? Hangi durumlar bize tam tersini hissettirir? Güvende hissettiğimiz zaman bir ilişkide neler olur? Bunlar hakkında konuşacağımız bu bölüm. Umarım çok işinize yarar. Çünkü aslında güvenli hissetmek yine sadece romantik ilişkilerde değil, her türlü ilişki tipinde işinize yarayan bir beceri olarak durabilir diye düşünüyorum.

Güvenli hissetmek özünde karşımızdaki insanın bizi gördüğünü, bildiğini, anladığını, bizi olduğumuz halimizde sevdiğini, bizim bizi düşündüğünü, bizim zamanımızı, sınırlarımızı, önceliklerimizi önemsediğini hissettiğimiz. Zayıflıklarımızdan faydalanmayacağına inandığımız ve o yüzden de ilişkin içerisinde kalırken gerçekten hiçbir savunma mekanizması geliştirmek zorunda hissetmediğimiz bir ilişki hali aslında. Güvenli hissetmek. kolay yakalanan bir durum değil. O yüzden ne zaman bunun hakkında konuşsak birçoğumuz bu durumu hiç yakalayamadığımız için sanki böyle ütopik bir durumdan bir unicorndan bahsediyormuşuz gibi davranabiliyor. Bu çok anlaşılır aslında yani birçoğumuz etrafımızda iyi ilişkiler görerek büyümüyoruz maalesef. Hatta şöyle bir düşündüğümüzde ne anne babamızın ilişkisinde ne diğer bizden büyük

Transkriptin tamamını oku

yetişkinlerin ilişkisinde ne de etrafımızdaki ilişkilerle hiç bunu görmemiş, bu tam olarak neye benzer bilememiş olabiliriz. Maalesef ilişkilerin zaman içerisindeki yolculuğunda sanki birbirimize güvende hissettirmek kötü de sürekli böyle tetikte olmak, sürekli bir açık vermemek için uğraşmak, sürekli her an bizi kaybedebilirmiş gibi karşımızdakini hissettirmek daha iyi hale geldi. Halbuki bunlar aslında bedensel stres tepkilerini de arttıran ve uzun vadede fiziksel sağlığımıza bile kötü gelen şeyler. Bize en iyi gelen bir ilişkin içerisinde gerçekten hiç kendimizi tetikte hissetmeden olduğumuz halimizde yumuşacık var olabildiğimiz durumlar.

Şimdi bunu söylemesi kolay ama davranışa döktüğümüzde neler olur? Biraz buna bakmamız lazım. Bu podcast serisinde ben sık sık ilişkiler içerisindeki olumlu davranışları anlatıyorum. Hatta birbirine benzeyen davranışlardan sıkça bahsettiğimin farkındayım. Ama üzülerek görüyorum ki ve o yüzden aslında bunları bu kadar çok tekrar ediyorum ki insanlar ilişkilerde değerli olan şeyin bunlar olduğunu anlayamayabiliyorlar. Bunlar gerçekten ütüpik değil. Yani demin de bundan bahsettiğim bunlar gerçekten aslında

yakalanabilir ve yakalandığında bize daha önce hiç yaşamadığımız olumlu hisleri hissettirebilir. Şimdi bugün bu konulardan bahsederken az önce de söylediğim gibi birebir aynı davranışları örneğin çocuğunuza da yapabileceğinizi anlatmak isterim. Ve aslında belki de tavralardan başlamalıyız. Hatta belki de değil, tavralardan başlamalıyız.

Çoğumuz ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişkilerde kendimizi güvende hissetmediğimiz için... ...sonraki zamanlarda da bu güvende hissetmeme halini tekrar etmeye çalışıyoruz. O yüzden eğer biz çocukluğumuzda kendimizi güvende hissedebilirsek... ...büyüdüğümüzde de çok daha sağlıklı ilişkiler kurabiliriz. O yüzden sevgili dinleyici, eğer senin de etrafında bir çocuk varsa... ...bu kendi çocuğun olabilir ya da yakın hissettiğin bir küçük çocuk olabilir.

Bugün bahsedeceğim davranışları onlarla da deneyebilirsin ve bu sayede onların gelecekte çok daha güvenli ve iyi ilişkiler kurmasını sağlayabilirsin. Hadi başlayalım. Ben ilk bahsetmek istediğim konuyla giriş yapayım. İlk bahsetmek istediğim nokta aslında davranışlarımız ve sözlerimiz arasındaki tutarlılık.

Tutarlılık kavramı daha önce de söylemiyordu. Podcastlerde çok geçti aslında. Ama tutarlılık deyince bazen tam olarak neyden bahsettiğimizi anlayamayabiliyoruz. Tutarlılık benim bugün söylediğimle ya da bugün yaptığımla daha önceki davranışlarımla arasında bir uyumun olması, ağzımdan çıkanla davranışlarım arasında bir uyum olması, Ve gelecekteki davranışlarımla bugün yaptıklarım arasına da bir uyum olması anlamına geliyor. Eğer ben karşımdaki insana bazı vaatlerde bulunuyor veya bazı iddialarda bulunuyor ama sonra hiç buna uygun davranmıyorsam karşımdaki insan bana güvenmekten vazgeçiyor bir yerden sonra ve benim yanımda kendisini tetikte hissetmeye başlıyor.

Bu, çocuğuna kötü davranmış bir annenin, gece uyurken çocuğunun kulağına, yarın her şey çok daha iyi olacak, sana bir daha böyle davranmayacağım diye fızıltaması. Ama ayrısı gibi birebir aynı şeyler yapmasından tutun da. Bir kavgada hiç iyi gitmeyen bir kavganın sonunda partnerinizin size bir daha böyle tartışmayacağım, sana sesimi yükseltmeyeceğim demesi ve bir sonraki tartışmanızda yine kendisini birbiriyle aynı şeyleri yaparken bulmanıza kadar öreklendirilebilir aslında. Bir söz verildiği zaman o sözün gerçekten karşılığını bulmayı bekliyoruz çünkü. Ve tekrar tekrar o sözler tutulmadığında karşımızdaki insanın yanında kendimizi duygusu olarak güvende hissetmiyoruz.

Tutarlılık, mesela dışarıya çocuğunu veya partnerini överken... ...eve geldiğinde onu sürekli yargılayan bir anne ya da bir partnerle de... ...tersine öreklendirilebilir aslında. Yani ben partnerimin dışarıdaki davranışları ile evdeki davranışları arasındaki tutarsızlığı gördüğümde... ...yine ona olan güvenim sarsılıyor. Ya da mesela partnerim benden bir şey talep ediyor.

Ben bunu uygulamaya çalışıyorum ama kendisi bunun çok aksine darlanıyor. Bu da bir tutarsızlık örneği. Aklıma ilk gelen örnek mesela ortak bir bütçeyle hayatlarını sürdüren bir çiftin. Partnerlerinden birinin diğer partnere parasının kullanmasıyla ilgili belirli önerilerle bulunması ama sonra kendisinin bunun çok aksine davranması oldu. Diyelim ki bir şey alırken birazcık daha düşünerek al ya da bütçemize uygun hareket et dedikten sonra kendisinin gidip bütçenin çok dışında bir harcama yapması aslında çok

Tipik bir tutarsızlık örneği. Partnerimiz tutarlı olduğu zaman gelecekle ilgili ona daha fazla güvenebiliyoruz ve onun yanında gerçekten kendimizi çok daha rahat hissediyoruz. Tutarlılıktan bahsettikten sonra aslında bununla da ilişki olarak aklıma gelen bir diğer örnek sınırlarımızın ve rızamızın göz atılması. Yani eğer ben belirli konularda belirli davranışları önemsiyorsam ve belirli yerlerde partnerimin durmasını istiyorsam karşımdaki insan buna saygı duyuyor mu?

Bunun çok tipik örneklerinden bir tanesi cinsellikte yaşanıyor tabii ki. Yani ben bir yerde hayır diyorsam, partnerim o noktada duruyor mu? Ben daha fazlasını istemiyorsam, partnerim buna saygı gösteriyor mu? Ya da ben diyelim ki o gece cinsellik yaşamak istemiyorsam, partnerim de tamam yani sen istemiyorsan benim için sorun değil diyebiliyor mu?

Sadece cinsellik olarak düşünmek zorunda değiliz. Mesela ben eğer bir gün kendi başıma takılmak istiyorsam partnerim bunu kişisel mi algılıyor yoksa benim gerçekten biraz kendi başıma kalmaya ihtiyacım olduğuna saygı mı gösteriyor? Ya da ben o gün evde geçinmek istiyorsam partnerim beni ısrarla dışarı mı çıkarmaya çalışıyor? Yoksa bana karşı anlayışlı mı davranıyor? Tam tersi de mümkün. Ben o gün arkadaşlarımla vakit geçirmek istediğimde partnerim beş dakikada biri arayıp ya da mesaj atıp benim o günü, arkadaşlarımla geçirdiğim o günü mahvediyor. Yoksa gayet saygılı bir şekilde benim arkadaşlarımla eğlenmeme alan mı açıyor?

Bunların hepsi aslında sınırları, örnekler. Tabii ki bunlara bence çok daha fazla örnek verebiliriz. Mesela benim ailemle ilişkime karşı saygılı mı yoksa burayı sürekli değiştirmek mi istiyor? Benim ailemle ilişkim iyi de olabilir, sık sık görüşüyor da olabilir.

Ailemle ilişkim kötü de olabilir ve partnerim beni bu kötü ilişkinin içerisinde ailemle daha fazla iletişim kurmayı zorluyor da olabilir. Her iki türlü aslında benim sınırlarıma saygı duyulmuyor oluyor. Sınırlar konusu çocuklukta da çok önemli. Daha önce de bahsettiğim gibi çocukların sınırlarına saygı göstermemek aslında çok sık karşılaştığımız bir durum. Mesela üşümeyen bir çocuğun üzerine kat kat giydirmek, aç olmayan bir çocuğa zorla yemek yedirmek, uyumak istemeyen çocuğu zorla uyutmaya çalışmak ve bütün bunları aslında onun iyiliğini düşünüyormuşçasına yapmak çocuğa kendi bedensel ihtiyaçlarını duymamayı öğretiyor aslında.

Benzer bir şeyi bazen partnerlerimizle de yapabiliyoruz. Ta çocuklukta başlayan sınırlara saygı göstermeme davranışı romantik ilişkilerle de kendisini gösterebiliyor. O yüzden eğer siz de kendinizi partnerinizin sınırlarına saygı göstermiyor şekilde yakalıyorsanız belki bu noktadan başlayabilirsiniz. Tartışmalar esnasında partnerimize güvende hissettirmediğimiz bir başka konuda mesela ona karşı tutumumuz.

Ben bu podcast serisinde sık sık tartışmaları nasıl daha iyi yönetebiliriz hakkında konuşuyorum. Ve mesela partnerimizi küçümsememeliyiz, ona karşı kötü sözler söylememeliyiz, bir ilişkide asla hakaret etmemeliyiz, küfür zaten asla olmamalı gibi şeyler söylüyorum. Ama belki de söylemeyi biraz ihmal ettiğim bir konu da beden dilimiz. Eğer biz mesela partnerimiz eve geç geldiğinde, söylediği bir saatten geç geldiğinde partnerimize karşı buz gibi bir vücut dili takınıyorsak, ona kötü kötü bakışlar atıyorsak, daha tartışmanın içinde bile olmadan aslında beden dilimizde onu reddetmiş ve kendisini güvenle hissettirmemiş oluyoruz.

Ya da mesela bir tartışma esnasında beden dilimiz tamamen kapalıysa, ses tonumuz oldukça soğuksa, göstermesi kurmuyorsak bu aslında karşımızdaki insana bizim orada olmadığımız sinyali veriyor ve onu güvenle hissettirmiyor. Tartışma esnasında özellikle ortaya çıkan ve diğer alanlara yayılan bir başka davranışımız da karşımızdaki insanı yeterince dinlemiyor oluşumuz. Aklımızdaki varsayımları bazen o kadar güçlü bir şekilde koruyoruz ki karşımızdaki insan kendi anlatmaya çalışırken biz kendi aklımızdakileri söylemek istiyor ve karşımızdaki insanı tamamen kendi düşüncelerimiz üzerinden yargılıyoruz. Öyle olduğunda onun gerçeği söyleyip söylemediği ya da söylerken nasıl hissettiği gözümüzden kaçabiliyor.

Bu podcastta konuyu anlatırken hem biraz bizim yaptıklarımız hem de biraz karşımızdaki insanın yaptıkları üzerine örnekler vermek istiyorum. Çünkü bazen fark ediyorum ki sanki biz hep kötü davranışlara maruz kalan ama kötü davranışları yapmayan insanlar olarak algılayabiliyoruz kendimizi. Halbuki partnerimize güvende hissettirmek ya da çocuğumuza güvende hissettirmek bizim de elimizde olan bir şey. O yüzden biraz anlatırken dilimi değiştirerek kendi üzerimizden de anlatmak istedim. Bunu söyledikten sonra konuya geri dönmek gerekirse biraz aktif dinlemeyi anlatayım.

Karşımızdaki insanın sadece söylediklerine bakmadan, bir yandan vücudunun duruşuna, ellerini nereye koyduğuna, gözlerini kaçırıp kaçırmadığına, nelerde sesinin titrediğine veya nelerde sesinin soğuduğuna bir şey anlatırken az mal insanın tam olarak nasıl hissettiğine özen göstermek demek. Aktif dinleme davranışlarını genelde yapamıyoruz. Çünkü zihnimizde biz karşımızdaki insana alelacele bir cevap vermek istiyoruz. Bu çocuğumuzla da oluyor. Yani mesela çocuğumuza o kadar kızgın oluyoruz ki yaptığı bir davranıştan dolayı. Onun açıklamasını dinlemeden biz zaten kendi varsayımlarımız ve kendi gerçekliğimiz üzerinden konuşmaya başlıyoruz bile. Veya partnerimizin aslında bir duruma karşı nasıl hissettiğini bilmeden biz zaten onun nasıl hissettiğini varsaymaya başlıyoruz.

Burada aktif dinlemekle tartışmalar esnasındaki beden dili arasında nasıl bir ilişki olduğunu gördüğünüzü tahmin ediyorum. Çünkü tartışmalar esnasında birçok şey sözlü olarak değil, sözsüz olarak iletiliyor karşıya. Mesela bazen bir tartışmada bir şey çok kırılabilirsiniz ve bunu karşı tarafa bir türlü anlatamazsınız. Yani neden kırıldığınızı tam olarak ifade edemezsiniz.

Çünkü cümlelere bakıldığında aslında belki çok kırılacak bir şey söylenmemiştir size. Ama bir yandan da o öyle bir beden diliyle söylenmiştir ki belki o beden diliye bir aşağılama içeriyordur, bir sıkılma içeriyordur, bir sen kimsin ki gibi bir duruş içeriyordur ve siz tam olarak aktaramazsınız bile bunu partnerinize. O yüzden benzerlerine kendimizin de yaptığını varsayarak beden dilimizin kontrolünde olabilmek çok önemli. Aynı şekilde çocuklarımızla konuşurken de kapalı bir vücut diline sahip olmamak, göstermesini nazik, yumuşakça devam ettirmek, ses tonumuzu evimizden geldiği kadar yumuşak, sakin, şefkatli bir yerden almak, sesimizi yükseltmemek gerçekten tartışmalarda bir fark yaratabiliyor.

O yüzden de bu şekilde tartışabildiğimiz insanların yanında kendimizi çok daha güvende hissediyoruz. Bir düşünün, biriyle konuşurken karşınızdaki insan size kendine güvenen ama sizi de dışarıda bırakmayan bir beden diliyle karşınıza otursa, Size derdini daha yumuşacık, daha sakin bir dille anlatsa? Size dinlediğini size sık sık hissettirse? Böyle bir insanla mı tartışmak istersiniz? Yoksa daha karşınıza oturduğu andan itibaren, size bağırmaya başlayan, vücut diliyle size neresi saldıran bir insanla mı konuşmak istersiniz? Bu bile aslında gözünüze canlandırdığında farkı size anlatacaktır diye düşünüyorum.

tartışmalar ve genel konuşmalarla ilgili aklıma bir de şu geliyor biz genellikle karşımızdaki insanın yanlış yaptığını varsaymaya daha meyilde oluyoruz yani karşımızdaki insana bir Ya aslında o kadar da kötü düşünmemiştir. Şansı vermiyoruz. İngilizce'de benefit of the doubt diye geçer. Yani karşımdaki insanın aslında motivasyonu iyiydi ve kötü niyette değildi demiyoruz. Bunu yaptığımız zaman aslında ilişkide

...niye dokunmaya başlamış oluyoruz? Yani karşımızdaki insanın bizi düşünmediğini, zaten bizi önceliklendirmediğini... ...hatta buralardan gide gide gide gide zaten bizi sevmediğini düşünüyor oluyoruz. Ama eğer karşımızdaki insanın bizi gerçekten sevdiğini, önceliklendirdiğini düşünüyor olsak...

Belki niyetlerinde olumlu algılamaya daha meyilli olabiliriz. Burada biraz tavuk yumurta gibi bir durumdan bahsettiğimin farkındayım. Yani aslında ilişkide kendimizi güvende hissettikçe karşımızdaki insana bu alanı vermek daha kolay oluyor. Ama bir yandan bu alanı verip olumlu yönde, haklı çıktıkça yani evet gerçekten de iyi niyetliymiş partnerimi gördükçe aslında bunu yapmaya daha meyilli oluyoruz. O yüzden yumurta tavuk demekte bir sakınca görmedim. Bunu yakalayabilmenin önemli yöntemlerinden bir tanesi de ki bu arada ilişkideki duygusal güvenlilik hissini bence sağlanan bir faktörlerden bir tanesi de şeffaf olmak.

Şeffaf olmaktan kastım, her an her yaptığımızı karşımızdaki insanın bütün detaylarıyla aktarmak, bir nevi hesap vermek değil aslında. Bir şeyler olduğunda herhangi bir şey gizleme gereksinimi duymadan olduğu haliyle karşımızdakini aktarmak da bir sakınca görmemek diyebilirim. Biz yalan söylemediğimizi düşünürken aslında ilişkide birçok sefer yalan söylüyoruz. Mesela bir detayı dışarıda bıraktığımızda ya da partnerimiz üzülmesin diye ona olan bir şeyi birazcık daha farklı anlattığımızda yeterince şeffaf olmuyoruz.

Şeffaf olduğumuzda, biz şeffaf olmayı sürdürdüğümüzde karşımızdaki insana daha fazla güvenebiliyoruz aslında. O yüzden ilişkide karşılıklı olarak şeffaf olabilmek ilişkide güvende hissetme duygusunu çok arttırıyor. Hatta bunu söylemişken çocuklarla ilgili de şunu söylemek isterim çünkü sadece partnerlerden bahsetmek istemiyorum. Çocuklarımızın bize karşı şeffaf olmasını istiyorsak biz de çocuklarımıza karşı şeffaf olmalıyız.

Yani mesela biz hiç onların yaşında hata yapmamışız gibi davrandığımızda, kendi hatalarımız ya da kendi problemlerimizi onların gözünün önüne getirmediğimizde onları çok yalnız ve çok yanlış hissettiriyoruz. Yani bütün problemler sadece ondarmış gibi. Ama bir kere çocuğunuza, siz de mesela 7 yaşındayken nasıl yaramız olduğunuzu anlatırsanız, çocuğunuz da kendisini sizinle çok daha iyi bir bağ kurmuş gibi hissedebiliyor. Bütün hata onlarmış gibi hissetmeyebiliyor.

İlişkide güvenli hissettirmenin önemli yollarından bir tanesi de ilişkiye duyduğumuz bağlılığı gösterebilmek. Peki bunu nasıl gösterebiliriz? Her şeyden önce sözümüzü tutarak tabii ki. Ama buna tutarlılıkta değindiğim için şimdi buna girmeyeceğim. Ve başka şeylerden bahsedeceğim. Bunlardan bir tanesi

Ben kendimi düşünürken aynı zamanda partnerimi de düşünebiliyor muyum mesela? Yani ilişkide ben ve o değil de biz var mı? Kararları verirken sadece kendi iyiliğimi değil karşımdaki insanın da iyiliğini düşünebiliyor muyum mesela? Ya da karşımdaki insanla onu boğmayacak, onu rahatsız hissettirmeyecek kadar iyi bir aralıkta gelecek planları yapabiliyor muyum? Partnerimin varlığını benim için önemli insanlarla paylaşıyor muyum? Çünkü bunların hepsi partnerime

Seni görüyorum, seni duyuyorum, sen buradasın, sen varsın ve benim için önemli insanların gözünde de sen benim partnerim olarak varsın demek. Yani benim kimliğimin parçalarından bir tanesi bu ilişkide olmak haline geldiğinde aslında partnerimle kendisini daha görünmüş hissettiriyor. Tabii ki benim bütün kimliğim Bir insanın partneri ya da eşi olmak değil. Çünkü böyle olduğunda zaten aslında problemler başlıyor. Aynı şekilde benim bütün kimliğim birinin annesi ya da babası olmak da olamaz. Ama benim kimliklerimin bir tanesi de mesela Defne'nin annesi olmak veya Duru'nun eşi olmak.

Ve bunlar gizemi, gizem yapan kimliklerden bir tanesi. O yüzden beni tanıyan bir insanın Durulu da bilmesi ya da Defne'yi de bilmesi aslında onlara da günün sonunda benim hayatımın önemli parçaları gibi hissettiriyor. Bunu her türlü ilişkide söylemek mümkün. Ben o insanı benim hayatımın önemli bir parçası haline getiriyor muyum?

Beni tanıyan insanlara onlardan bahsediyor muyum? Onlar hakkında yeterince açık davranabiliyor muyum? Bu karşımdaki insanın kendisini ilişkide güvende hissetmesinin önemli yöntemlerinden bir tanesi. Şeffaflıktan ve başkalarına bir şey anlatmaktan bahsederken az önce atladığım bir konu geldi aklıma. Karşımdaki insana yargılarla ve eleştirilerle yaklaşmak yerine onun davranışlarını merak ederek neyi neden yaptığını merak ederek yaklaşmak çok daha farklı yaratıyor bence ilişkide. Yani zaten benim karşımdaki insan için bir varsayımım olmadan

İlişkideki bir nokta, olumluya kaymaya başlıyor. Çünkü ben, kalbimde Karşımdaki insanı tanımak istiyorum. Karşımdaki insanı daha iyi anlamak bu olumluya istiyorum. Onu o yapan özellikleri... ...daha iyi, onun davranışlarının altına giden motivasyonları çok daha iyi anlamak istiyorum. Böyle olduğunda... kaymaya başlıyor. ...aslında Bu olumluya kaymaya başlıyor. Bu olumluya kaymaya başlıyor. kendi varsayımlarımla, kendi yargılarımla ona yaklaşmamış... ...ve onu sadece kendi çemberim içinde değerlendirmemiş oluyorum. Bu da karşımdaki insana kendi olabilme özgürlüğü veriyor.

Karşımdaki insanı güvenli hissettirmenin bir başka yolu da, az önceki söylediğim şeyle birlikte, onu her gördüğümde, onunla her tekrar bir araya geldiğimde ona sıcak bir şekilde yaklaşmak ve özellikle mesela gün içerisinde birbirimizden ayrıldık tekrar akşam bir araya geldik onu özlemiş olduğumu hissettirmek o güzel günaydın mesajları ya da bir araya gelince o kavuşmalar, sarılmalar birbirimizi özlediğimizi hissettirdiğimiz birbirimizin yanında çok mutlu olduğumuzu hissettirdiğimiz anlar ilişkide gerçekten önemli fark yaratıyorlar yine bununla birlikte birbirimize sarılmamız birbirimize dokunmamız Birbirimize dokunuşlarımızla varlığımızı hissettirmemiz... ...ve bir de çok önemli bir şey bu, birbirimize sık sık seni seviyorum dememiz... ...ve bu sevgiyi gösterecek şekilde hareket etmemiz, işte tutarlılık. İlişkide güvenliği hissettirmeyi arttıran diğer davranışlar arasında. Karşımdaki insan benim gerçekten ona önemsediğimi, gerçekten onu sevdiğimi... ...gerçekten onun yanını iyi hissettiğimi biliyor mu, hissedebiliyor mu?

Bir de tabii ki bütün bunlarla birlikte karşımdaki insana empati gösterebilmem. Karşımdaki insana şefkat gösterebilmem. Mesela diyelim ki karşımdaki insan yoğun, kaygı hissettiği bir dönemde ya da çok stresli olduğu bir dönemde. Ben onun yanında mıyım? Yoksa ben onun üzerine ekstra bir yük mü bindiriyorum? Mesela onun işinde çok yoğun olduğu bir dönem var ve ben bundan haberdarım. Ben ondan

Daha fazla şey mi talep ediyorum o dönemde? Yoksa kendi taleplerimi bir miktar azaltarak onun süreci geçirmesine yardımcı mı olmaya çalışıyorum? Yani aslında başka bir deyişle elinden mi tutuyorum? Eğer öyleyse çünkü karşımdaki insan şunu anlıyor. Zor zamanlarda biz birlikteyiz ve burayı atlatabiliyoruz. Eğer zaten o da kendisinin güvende hissettiği bir ilişkin içerisindeyse ve iyi bir partnerse, o zor zamanı geçirdikten sonra zaten bizim kendimizden yaptığımız fedakarlığı görüp onu takdir edebiliyor.

Bitins karşılığını da gösteriyor bize. Şimdi karşılığını göstermek, kendimizden fedakarlıklar yapmak, ilişki için bazı davranışlarda bulunmaktan bahsetmişken çok önemli bir nokta var söylemek istediğim. O da ilişki için yapılan olumlu davranışları ödüllendirmek ve desteklemek. Yani karşımızdaki insanı cezalandırmak hiçbir zaman işe yaramıyor. Biz olumlu davranışları ödüllendiğimizde, perçinlediğimizde aslında o davranışların sıklığının arttığını görüyoruz. O yüzden de bunu her türlü ilişki tipi için çok daha fazla öneriyoruz.

Ben bu arada bugün size bunlardan bahsederken bir küçük sponsor mesajı da vermek isterim. Benim de fikir annesi olduğum ve içerik direktörü olduğum uygulamamız Relait. Aslında partnerle güvenli bağlanma modülünde bugün size anlattıklarımı günlük görevlerle anlatıyor. ve bugün anlattığım şeyleri nasıl hayata dökebilirsiniz. Hem bilgileri vererek hem de size güzel görevler vererek ilişkinize bütün bu anlattıklarımı uyarlamanızı sağlıyor. O yüzden belki bugün bu podcast'ı dinledikten sonra siz de Relayet'i indirebilir ve partnerle güvenli bağlanma modülünü deneyerek bu bugün konuştuklarımızı hayata getirebilirsiniz.

Partnerle güvenli bağlanmayan ya da kendisini partilerinin yanında duygusu olarak güvenli hissetmeyen insanları ne oluyor? Maalesef bu ilişkiler uzun ömürlü olmayabiliyor ki aslında uzun ömürlü olmamaları daha iyi. Çünkü bu tarz ilişkinin içerisinde ne kadar uzun süre kalırsak o kadar olumsuz etkileniyoruz. O kadar aslında hem aşk kadar inancımızı kaybediyoruz, öz saygımızı yitiriyoruz, Ve bir sonraki ilişkimizde de aslında daha iyisini arama yönünde çaba sarf etmeyebiliyoruz. Çünkü ya zaten bütün ilişkiler böyledir inancı gelişebiliyor. O yüzden arkadaşlar bu podcastı dinledikten sonra sizden ricam böyle ilişkilerin mümkün olduğunu, böyle ilişkileri kurmanın gerçekten aslında sadece ve sadece bizim elimizde olduğunu bilmeniz ve başka insanlara da anlatmanız.

Çünkü bu olumsuz ilişkiler aslında biz o olumsuz ilişkileri güçlendirdikçe, varlıklarını kabul ettikçe, varlıklarını reddetmedikçe hayat buluyorlar ve günün sonunda o kötü ilişkiler gelip bizi de buluyorlar aslında. O yüzden ne talep etmemiz gerektiğini iyi bilmeli ve bir ilişkide kendimizi güvende hissetmiyorsak o ilişkide aslında uzun sürede kalmamalıyız. Umarım bu podcast size iyi gelir. Kafanızda bazı yeni aydınlanmalar yaratır. Ve günün sonunda çok daha sağlıklı ilişkiler kurmanıza yardımcı olur. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Eğer henüz yapmıyorsanız beni sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. Ve bana her zaman mesaj atabilir, yorumlarınızı yazabilirsiniz. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere. Herkese iyi haftalar.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)