Podcast

Umut Etmeyi Ben Nerden Bileyim? #Podbee Dinlesen Bilirsin

Yakın İlişkiler

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiç umut ettin mi? Hiç, bir değişimin peşinden gidip, bir değişimi hayal edip, umut edip onunla ilgili bir şey yapmak için harekete geçtin mi? Hiç umutların kırıldığı için ya da hayal kırıklığından korktuğun için her şeyden vazgeçip kenara çekildin mi? Umut insanı öldürür mü gerçekten? Ya da umut insanı yaşatır mı?
Ben Nereden Bileyim serisinin yeni bölümünde Psikolog Dr. Gizem Sürenkök, "Umut Etmeyi Ben Nerden Bileyim?" diyor. Keyifli dinlemeler.
---
Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı
Website
Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin
Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.944 kelime · ~10 dk okuma

Hiç umut ettin mi? Hiç bir değişimin peşinden gidip, bir değişimi hayal edip, umut edip, onunla ilgili bir şey yapmak için harekete geçtin mi? Hiç umutların kırıldığı için ya da hayal kırıklığından korktuğun için her şeyden vazgeçip kenara çekildin mi? Umut insanı öldürür mü gerçekten?

ya da umut insanı yaşatır mı? Bugünkü podcastımızda umut etmeyi ben nereden bileyim diye soruyoruz. Ben inanıyorum ki değişim umuttan gelir. Umut etmeden ne bir şeyleri değiştirebiliriz ne gerçekten hayatımızda yol alıp ilerleyebiliriz. Bugün bence hepimizin çok da ihtiyacı olduğu bir dönemde umut etmekten bahsediyoruz. Hadi gelin başlayalım.

Ben Psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde umut etmeyi ben nereden bileyim diye soruyoruz. Ve bugün birçok farklı başlıkta umut etmek hakkında konuşuyoruz. Umut etmek ne demek? Umut etmeyi nasıl yapabiliriz? Umut etmekten neden vazgeçeriz? Neden umut etmekten korkarız? Peki umut etmekten vazgeçersek neler olur? Peki umut edersek neler olur? Bütün bunlar hakkında konuşmaya çalışacağım.

Transkriptin tamamını oku

Umut etmek, geleceğe dair bir pozitif değişim inancını taşıyan ve bu inancı gerçekleştirmek için sahip olduğumuz motivasyonu da kapsayan bir duygu. Yani böyle basit bir duygu değil, kompleks bir duygu. Umutta olduğumuz zaman daha iyi bir geleceğe ve o geleceğe sahip olmak için gücümüz olduğuna inanıyoruz. Umut içinde beklentiyi de barındırıyor. Tabii ki imsalliği de barındırıyor. Ama heyecan da barındırıyor.

Bir de en önemlisi Umut böyle pasif bir şekilde yerinde durmakla ilişkili değil. Umut aktif bir şekilde harekete geçip yapmak istediğini elde etmekle ilişkili. Harekete geç, aksiyona geç, hayallerinin ve hedeflerinin peşinden koş. Bu duyguyu içeriyor.

Umut tabii ki çok kişisel, çok bize dair bir duygu olmakla birlikte aynı zamanda paylaşılan ve paylaştıkça çoğalan, büyüyen bir duygu. Başka insanların yaptıkları şeyler bizde umudu uyandırabiliyor. Ya da bizimle benzer bir geleceğe inandığını düşündüğümüz, insanları gördüğümüz zaman Biz de o gelecek için harekete geçmek istiyoruz. Kollektif hareketlerin aslında en güzel tarafı bu. Mesela gönüllü derneklerin ya da bir araya gelip benzer bir gelecek için, benzer bir gelecek için yaratmaya çalışan toplulukların o ortak inanca sahip olmaları, ortak bir gelecek hayal etmeleri,

Ne kadar birbirinin tıpı tıp aynısı olmasa da aslında bir şekilde birbirlerinden destek alarak o geleceği yaratabileceklerine duydukları inat bizim umudumuzu da besliyor. Bu çok daha küçük gruplarla hissedilebileceği gibi. Mesela benzer düşüncede olduğumuz, benzer bir geleceğe inandığımız, bir arkadaş grubunda hissedebileceğimiz gibi bu duyguyu bizimle aynı müzik zevkine sahip insanlarla bir araya gelip bir konser izlediğimizde o kalabalığın coşkusu ve o kalabalığın o müzikte bulduğu duygunun benzerliği de bize umut aşılayabiliyor. Tabii ki bunu daha büyük siyasi hareketlerde görmek mümkün. Bizimle aynı görüşe sahip insanlarla bir araya geldiğimizde hepimizin benzer bir geleceğe inandığını gördüğümüz için çok daha fazla umut besleyebiliyoruz.

Mesela depre marfetinden sonra oradaki halkın hiç olmazsa ihtiyaçlarının biraz giderilmesi adına kolektif bir aksiyon içinde olmak birçoğumuza daha fazla umut duygusu hissettirdi. En azından bunu birlikte aşabileceğimizi düşündük. Aslında buradan şuna da gelmek istiyorum. Ne zaman umut etmekten vazgeçeriz veya ne zaman umut etmek bizi biraz zorlar durumuna da gelmek istiyorum.

Çünkü Umut'tan ne zaman bahsetsek, Umut'un insanlar için hayal kırıklığına uğratıcı bir duygu olduğunu, beklentilerimizi yüksek tutmanın bizi aslında güçsüz hale getirdiğini savunan insanlar da var. Ne olur onlara inanmayın. Çünkü aslında Umut etmek çok faydalı bir duygu. Birazdan o faydalarından bahsedeceğim ama şuna geleyim. Neden Umut etmekten vazgeçebiliriz?

Mesela geçmişte çok fazla hayal kırıklığına uğradıysak, dış faktörlerin bizim hayatımızı çok fazla belirlediği durumların içerisine kaldıysak, mesela toplumsal durumlar veya çevresel faktörler bizim adımızı, bizim durumumuzu belirlediyse, ki tahmin edersiniz ki buna doğal afetler dahil, Eğer hayatımız üzerinde kontrole sahip olmadığını hissediyorsak, bir durumun içindeysek ve o durumu değiştiremeyeceğimizi düşünüyorsak... ...veya genel olarak aslında hayal kırkına uğramaktan korkuyorsak, kendimizi korumak için hayal etmekten kaçınıyorsak... Umut etmekten de vazgeçiyoruz. Hayal etmekten korkmak, hayal kırıklığına uğramaktan korkmak... ...tabii ki reddedilmekten korkmakla çok ilişkili. Ve insanlar aslında risk almaktan tam da bu sebeple kaçınabiliyorlar. Kendilerine hedef koymaktan tam da bu sebeple kaçınabiliyorlar. Çünkü kalplerinin kırılmasını istemiyorlar.

Ama kalbimiz kırılmayacak diye belki de aslında bir şeyler hissetmekten kaçar hale geliyoruz. Mesela kalbimiz kırılmasın diye hiçbir ilişki ihtimalin içerisine girmiyorsak... ...aslında belki de çok mutlu olacağımız bir ilişkiyi kaçırıyoruz.

Peki arkadaşlar neden hayal kuralım ki? Yani hayal kurmak eğer kalbimizi kırma ihtimali yaratıyorsa ben size bir şeyler söyleyeyim. Umut etmeye, hayal kurmaya ikna etmeliyim değil mi? Çünkü umut etmek aslında çok içten gelen çok temel bir insani duygu ve bizim iyilik halimiz ve motivasyonumuz için en gerekli duygu. Neden umut etmeliyiz? Her şeyden önce kötülüklerle savaşımızda, olumsuzluklarla savaşımızda umut yoksa biz çok güçsüzüz.

Umut eşittir dayanıklılık. Eğer dayanıklı olmak istiyorsak, eğer hacı yatmaz gibi düşsek de kalkmak istiyorsak ki düştüğümüz zamanlar oluyor bazen çok uzun sürede düşebiliyoruz. Eğer kalkmak istiyorsak umut etmek zorundayız. Ancak umut edersek hedeflerimize odaklanabiliyoruz, çözüm geliştirebiliyoruz. ve o zor zamanların içerisinden geçecek gücü bulabiliyoruz. İkincisi, umut etmeliyiz. Çünkü mutluluk gibi, minnettarlık gibi, iyimserlik gibi duygular umutta çok içici. Eğer ben hayallerimin gerçekleştiğine inanmıyorsam,

Oturup mesela bir şey dilemiyorum. Ama bir şey dilemezsem, bir hedef koymazsam, bunun için de uğraşmıyorum. Herhangi bir şeyin değişmesini istiyorsam, umut etmek zorundayım. Eğer hayatınızda içinde bulunduğunuz durumlardan memnun değilseniz, bunun içinden çıkmak için tek bir çareniz var. Tek bir başlangıç noktanız var. Umut etmek.

Umut edin. Hayal kurun. Ne istediğinizi görün. Ne istediğinizi canlandırın gözünüzde. Şu anda nerede olmak? Ne yapıyor olmak isterdiniz? Hangi koşullar içerisinde yaşıyor olmak isterdiniz? Nelere sahip olmak isterdiniz? Hangi imkanların elinizde olmasını isterdiniz? Nasıl bir ülkede yaşamak isterdiniz? Yanınızda kimler olsun isterdiniz? Bunları hayal edin. Ve o hayallerinizi gerçekleştirmek için bazen bazı fırsatlar var. O fırsatları

Kaçırmamak istiyorsanız önce umut edin. Umut değişimin başlangıç noktasıdır. Sonra umut etmek sağlığımızla ve iyilik alemimizle çok ilişkili. Umut eden insanların kranik hastalıklara sahip olma ihtimali daha düşük olduğu gibi eğer böyle zorlu bir hastalığa yakalanırlarsa o hastalığı atlatma ihtimalleri de umutla beraber yükseliyor. Umut eden insanlar zorluklarla, az önce de söyledim ama fiziksel zorluklarla da daha kolay baş edebiliyorlar.

Mental rahatsızlıklara baktığımızda da umudu yüksek insanların depresyon ve kaygı bozukluklarına yakalanma ihtimallerinin daha düşük olduğunu görüyoruz. Ve tabii ki deminden beri söylediğim gibi umut eşittir motivasyon, umut eşittir harekete geçme, umut eşittir aktif olma, umut eşittir pasif kalmama, hayatındaki kararların senin adına verilmesine karşı çıkma, O yüzden umut et, harekete geç. Kendi hayatının, kendi hayatının hedeflerini kendin koy ve bunları kendin için sağla. Aslında umut etmek bu demek. Peki, iyi güzel hoş. Ama biz o kadar uzun zamandır umut etmeyi bıraktık ki nereden başlayacağımızı bilmiyoruz diyorsanız evet umut etmenin tek bir doğru yolu yok ama

Bazı yöntemleri var. Hadi ben size o yöntemleri söyleyeyim. Hep beraber deneyelim. Birincisi kendimize gerçekçe hedefler koymamız lazım. Bir anda her şeyin 180 derece değişmesini bekleyemeyiz.

ama kendimize gerçekçe hedefler koyarsak adım adım ilerleyebiliriz. Bu hedeflerin mümkün olduğu kadar bizi harekete geçirecek kadar küçük olması gerekiyor. Ama bir yandan da onları başardıkça bize iyi hissettirebilecek kadar büyük olmaları gerekiyor. Bir yandan bunu elde etmeli, bir yandan elde ettikçe bir sonrakine gözümüzü dikebilmeliyiz. O yüzden şu anda en yakınızdaki hedef neyse

Ona gözünüzü dikebilirsiniz. İkincisi, umut etmek için önce bugünkü anımıza odaklanmamız lazım. Bugünkü anımızda biz ne yaşıyoruz? Ve bugünkü anımız içerisinde nereden buraya geldik? Böyle buradan nereye gitmek istiyoruz? Bunu bir düşünmemiz lazım. Eğer geçmişten bugüne bir ilerleme kaydettiysek, bu başarımızı, bu zaferimizi kutlamamız gerekiyor. Bir yandan da bugünün gerçeğini yeterince iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Eğer geçmişten bugüne bir ilerleme değil de gerileme görüyorsak, o zaman bu gerilemenin sebeplerini anlamamız, neden bu noktaya geldiğimizi bir değerlendirmemiz lazım.

Eğer geçmişten bugüne yaşadığımız gerilemenin ana kaynaklarını buluyorsak o kaynaklardan nasıl kurtulabiliriz? İşte ona odaklanmalıyız. Arkasından her zaman umut etmekte çok önemli olan bir nokta bizi destekleyecek geniş bir network'ümüz olması. Etrafımızdaki insanları bizimle beraber umut edebilen veya umutlarımızı kırmayan insanlarla, insanlardan oluşturmamız lazım.

Bize yok canım olmaz öyle diyen, başaramazsın diyen, aman böyle bir şey olur mu, böyle bir değişim gelir mi diyen insanlar bize hiç iyi gelmiyorlar zaten. Üstelik umut etmemize engel de oluyorlar. O yüzden öyle insanlarla özellikle motivasyonumuzu yüksek tutmamız gereken dönemlerde aramıza bir miktar mesafe koymak bize gerçekten iyi geliyor. Umut etmenin önemli adımlarından bir tanesi de kendimize iyi bakmak. Eğer umut etmek istiyorsak umut etmek motivasyonu beslediği için ve uzun soluklu bir süreç olduğu için o süreç içerisinde umudumuzu yüksek tutacak bir takım öz bakım aktivitelerini yapmamız gerekiyor.

Buna egzersiz yapmaktan tutun da meditasyonu, inançlı bir insansanız doğayı, ibadeti veya doğada vakit geçirmeyi veya bunun dışındaki hobilerle vakit geçirmeyi dahil edebiliriz. Öz bakım umudumuzu arttıran bir şeydir. Ve son olarak negatif düşünceleri tekrar değerlendirmek. Yani negatif konuşmayı susturmak, pozitif düşüncelerle, pozitif konuşmayla içimizdeki olumsuz iç sesin ikame etmek bize gerçekten iyi geliyor. Çünkü

Bu bakış açımızı değiştiriyor. İyimisallik tohumlarını içimize atıyor. Ve negatif düşünceye fazla saplandığımızda sürekli topladığımız o negatif işaretleri biraz olsun kenara bırakabilmemizi sağlıyor. Eğer negatif bir bakış açısına sahipseniz olup biten olumlu şeyleri görmüyorsunuz zaten. Ama burada olumlu ne var bunu da görmek istiyorum dediğinizde aslında daha gerçekçi bir bakış açısına sahip oluyorsunuz.

O yüzden de olumlu iç ses, olumlu bir perspektif, umudun başlangıç noktası. İki önemli nokta daha var podcastı bitirmeden bahsetmek istediğim. Bir tanesi, bizim hep sonuç odaklı ilerliyor olmamız. Ama aslında sonuç değil de aşama kaydediş üzerine hayatımızı kurmamız lazım.

ve mükemmel olmak değil, devamlı ilerleyişte olmak aslında ihtiyacımız olan. Eğer küçük zaferleri putlamazsak, ki bunu daha önceki podcastlerde dile getirdiğimi çok iyi biliyorum, işte o zaman hep en son noktaya odaklanırsak, Motive kalamıyoruz. Eğer mesela en basit örnektir bu. 20 kilo vermek istiyorsanız ve 20 kilo vermeden kendinizi kutlamıyorsanız o zaman hiçbir zaman zaten 20 kilo veremiyorsunuz. Ama eğer her bir kiloyu kaybedişinizde

her iki kiloyu kaybedişinizde kendinize bravo sana şu noktaya çok iyi geldin derseniz o zaman işte bir fark yaratmaya başlarsınız. Çünkü birçok başarı aslında uzun soluklu süreçlerin sonunda oluyor. Ve doğrusunu isterseniz 20 kilo vermek isteyen bir insanın 1-2-3 kilo vermesi de aslında hala baya büyük bir başarı. Bir de bizim, bence bu kültürümüzle de çok ilişkili, sabit bir bakış açımız var. Bu şu demek, biz bir şeylerin geliştirilebilir olduğuna inanmayabiliyoruz. Mesela belli bir zeka seviyesine doğduğumuzu ve ne yaparsak yapalım zekamızın hep aynı kalacağını düşünüyoruz.

pratik yaparak, üzerine uğraşarak bir şeylerin daha farklı olacağını bize pek öğretmediler. Yani o yüzden zeki insanlar yapar diye düşünüyoruz, çalışkan insanlar değil. Halbuki aslında doğru kombinasyon zeki ve çalışkan olmak. Zekanın da geliştirilebilir bir şey olduğuna inanmak aslında fark yaratıyor. Buna sadece zekayı değil başka şeyleri de koyabilirsiniz.

Mesela empati. Mesela aktif dinleme yeteneği. Mesela ülkede olup biten her şey. Eğer geliştirilebilir olduğuna inanıyorsak, bu ülkenin kaderi budur değil de bir şeyler farklı olabilir diyorsak aslında umut edip farklı şeyler yapmaya gidebiliyoruz. Podcastı bitirmeden önce bir konu daha var aklıma gelen. O da şu. Dilemeden önce

Umut etmeden, hayal kurmadan önce bugünkü durumumuz için de şükretmek, minnettar olmak, şu anda sahip olduğumuz şeyler için de o sahip olduklarımızın bize şu anda yaşattıkları ile ilgili de bir barış içerisinde olmak umut etmenin bence önemli bir giriş noktası. Neden derseniz, şu anda en olumlu noktada olmasınız dahi, şu anda içinde bulunduğunuz durumun size öğrettiği şeyler var. Zorluklar içerisinden geçiyorsanız da, aslında ileride bu zorluklarla nasıl başa çıkmış olduğunuz, bu verdiğiniz mücadele sizin o alet çantanızda, psikolojik alet çantanızda çok önemli bir yer teşkil edecek. Bugün öğreniyorsunuz, yarın bugün öğrendiklerinizden beslenerek daha gelişmiş, daha büyümüş olacaksınız. Bugün öğreniyorsunuz, yarın çok daha dayanıklı olacaksınız. Bugün sahip olduklarınıza yarın sahip olamayabilirsiniz. O yüzden bugün sahip olduklarınızın da tadını sürmeniz

Ve içinde bulunduğunuz durumu her zaman olumlu bir bakış açısıyla da değerlendirmeniz. Bu polyanacılık yapmak değil. Size iyi gelecek. Bunu bütün araştırmalar gösteriyor. O yüzden umut etmek kötülük değildir kendimize. Umut etmek iyiliktir. Bulsuzluk özleminin dediği gibi bir umuttur yaşatan insanı.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Umut etmenin çok önemli olduğu bugünlerde umarım içinizde bir umut yaratabilmişimdir. Herkese sevgilerimi gönderiyorum. Her zaman söylediğim gibi bana sosyal medyadan ulaşabilirsiniz. Bir sonraki podcast bölümleri için fikir önerileriniz varsa yazabilirsiniz. Hepinize çok güzel bir hafta diliyorum. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)