
1.640 kelime · ~8 dk okuma
İnsan hiç bir ilişkiye hazır olur mu? Yani karşımızda... ...çok hoşlandığımız, çok istediğimiz biri varsa... ...onunla bir ilişkiye hazır olmamamız mümkün mü? Ya da... ...mesela yalnızsak... ...hep ilişkiye hazır mıyızdır? Yoksa... ...gerçekten mesela... ...bir ilişkinin içerisindeyken... ...tam oradasındayken mesela... ...Allah'ım ben bu ilişkiye hiç hazır değilmişim diye düşündüğümüz oluyor mu?
ya da çok heyecanla yaklaştığımız bir insanla tam yakınlaşmışken, hayır ben bunu yapamayacağım çünkü kendimi bir ilişkide göremiyorum dediğimiz oldu mu daha önce hiç? Aslında ilişkiye hazır olmak diye bir şey var ve hepimiz için bunun tanımı değişse de bir ilişkiye hazır olmadığımızda o ilişkinin ömrü çok da uzun olmuyor. Bugün sizinle ilişkiye hazır olduğumu nereden bileyim sorusunu konuşmak istiyorum. Hazırsanız hadi başlayalım.
Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben nereden bileyimim bu yeni bölümünde? Bir riske hazır olup olmadığımı ben nereden bileyim diyoruz?
Peki hazır olmak ne demek? Yani hazır olmanın böyle genel geçerli bir tanımı var mı? İnsanlar için böyle bir his midir bu? Tamam artık hazırım şu anda. Bir dakika önce değilim ama şu anda bir ilişkiye hazırım gibi mi gelir bu? Biz o uyandığımızda tamam artık bir ilişkiye hazırım diyor muyuz? Yoksa gerçekten aslında bu bir süreç mi? Belli yaşamalardan mı geçmemiz gerekiyor?
Hazır olmak üzerine aslında eğer ufak bir araştırma yapsanız... ...bir sürü böyle checklist görebilirsiniz. İnsan bir ilişkiye hazır olduğunu nasıl anlar? Mesela şöyle şeyler söyleyen yazılar var. Kendinizi sevmeye başladığınızda. Artık kendi başınıza kalmakla ilgili sıkıntı çekmediğinizde. Bir başkasına güvenebileceğinizi bildiğinizde. Eski sevgilinizi hiç düşünmediğinizde.
Yeni karşınıza çıkan insanı eski sevgilinize hiç kıyaslamadığınızda. Ya da ilişkisel şeyleri yapmaya hazır olduğunuzda. Fedakarlık yapmaya hazır olduğunuzda. Böyle checklistler var ve bir kısmının doğru olduğuna eminim. Ama bunlar hepimiz için doğru mu? İşte bundan emin değilim. Çünkü bazılarımız kendimizi sevmeyi mesela bir ilişkinin içerisinde öğreniyoruz. Yani eğer o böyle bir destinasyon varsa... ...yani önce kendimi sevmeyi öğrenmeliyim, sonra bir ilişkinin içerisine girmeliyim... ...belki de hiçbir zaman giremeyeceğiz bir ilişki içerisine.
Çünkü ancak bir insanın güveninde ve huzurunda kendimizi sevmeye başlayabilecek olanlarımız var. Çünkü belki de bu insan yalnızken, kendi sisiyle baş başayken ve etrafındaki eleştirel insanlarla baş başayken kimse ona kendini sevebileceğini gösteremiyor. Ya da mesela bazılarımız için hazır olmak. ...hayatında belli bir noktaya gelmekse... ...diyelim ki iş anlamında, okul anlamında, yaşayacağı yer anlamında, kazandığı para anlamında... ...belki hiçbir zaman o doğru noktaya gelemiyor. Ya da aynı şekilde bir başkası için bir ilişkinin içerisinde olmak... ...o gelinmesi, tırnak işareti içerisinde gereken yerlere... ...daha kolay gelmesini sağlıyor o kişinin. O yüzden ilişkiye hazır olduğunu, bu tip kriterlerle...
o kadar da mantıklı değil. Peki ya ilişkiye hazır olmanın, bizim kendimizle yalnız kalmak veya bağımsız, özgür olmakla ilişkisi nasıl? Az önceki checklist'e bahsetmiştim ya bundan. Şimdi kendimizle baş başa kalmayı başaramayan aramızda çok var. Ben de bunlardan biriyim bence.
Ve ilişkinin içerisine girdiğimizde kendimizle ancak baş başa kalmayı iyi becererek bir ilişkiye giriyorsak... Bunu şöyle bir yerden söylüyor aslında, bunu yazan insanlar. Karşımızdaki insanın sürekli bizimle olmasını istememek... ...onun da kendi başına bir hayata olduğuna... ...hayata olmasına razı olmak gibi bir yerden söylüyorlar. Yani aslında önce... ...kendimizle yalnız kalmayı, kendimizle iyi olmayı başardıktan sonra... ...ilişkiye girersek... ...sanki bunun için karşımızdaki insanın daha fazla fırsat verebileceğimizi düşünüyor insanlar.
Bu doğru mu? Eminim bazılarımız için doğrudur. Ama hepimiz için bunun doğru olması gerekmiyor aslında. Bazılarımız öyle ortamlarda büyüyorlar ki yalnız başlarına kaldıklarında az önce de bahsettiğim o olumsuz iç seslerle çok fazla yüzleşmek zorunda kaldıkları için yalnız olmaktan hiç hoşlanmıyorlar. Durmaktan, düşünmekten, kendilerini anlamaya çalışmaktan hiç hoşlanmıyorlar.
Ancak kendilerine güven veren bir ilişkin içerisinde olduklarında ve karşılarındaki insan onlara tamam iyiyiz ve ikimiz aslında bu ilişkinin güvenli alanı içerisinde yalnız başımıza da bir şeyler yapabiliriz. Ondan sonra tekrar bir araya gelip mutlu olabiliriz duygusunu. hissettirebildiklerinde onlar da bunu öğrenmeye başlıyorlar. Yani illa her şeyi bilerek bir ilişkiye girmemiz gerekmiyor. Bu bana biraz şöyle bir yerden geliyor. Mesela bir konu hakkında bir şey yapmadan önce o konuya dair yazılmış her şeyi ama her şeyi okumamız gerekiyor ve ondan sonra o konuyla ilgili bir şey yapmamız gerekiyor. Ama o konuya dair her şeyi ama her şeyi okuyabilmemiz mümkün değil, öyle değil mi?
Tabii ki kendi eksik noktalarımızın farkında olmalıyız. Yani o konu hakkında biraz bilgiye sahip olmalıyız bir şeye başlamadan önce. Ama arkasından o şeye başladıktan sonra da eksiklerimizi görüp giderebilmemiz mümkün. Yani farkındalıkla başladığımızda ilişki içerisinde de yanlışlarımızı, eksiklerimizi...
daha iyi olabileceğimiz yerleri görebiliriz. O yüzden ilişkiye başlamamız için bu tarz böyle kriterler olması gerekmiyor. Peki ya eskisiyle ilgili mevzusu? Eski sevgilim mevzusu mühim ama şöyle bir yerden yani eski sevgilimizi unutmadan bir ilişkiye girmek karşımızdaki yeni insan için çok büyük haksızlık. Onu sürekli eski sevgilimizle kıyasladığımızda aslında yeni insana hiçbir gerçek şans vermiyor oluyoruz. Ve onu doğru kriterlerle değerlendirmemiş oluyoruz. Diğer taraftan bir insanın
...bir başlangıç noktası var. Yani eski sevgili... ...son, zihnimizdeki sevgili mental imgesi içerisindeki... ...son kalan kişi. O yüzden de yeni gelen kişinin bazı özelliklerini... ...eski sevgilimize kıyaslamamamız gerçekten aslında çok zor.
Bunu bilinçli bir şekilde yapmamaya çalışabiliriz tabii ki. Yani zihnimiz otomatik olarak bu kıyaslamaları yaptığında, hayır, bu karşımdaki insana haksızlık diyebiliriz. Ve bunu gerçekten öneriyorum da. Bence böyle yapmalıyız. Bu bize iyi gelen bir şey. Karşımızdaki insana da iyi gelen bir şey. Diğer taraftan eski sevgilimizin bizde yarattığı bütün duyguları raflara kaldırdıktan ve işte her şeyi tamamen bitirdikten sonra yeni bir ilişkiye girmeliyiz. Bunun belli bir zamanı yok. Hele bir de şunlar var. 6 ay geçmeden yeni bir ilişkiye başlamayın. Kimimiz için bu süre 6 ay, kimimiz için 1 yıl, kimimiz için 3 yıl. Yani eski sevgiliye dair bütün hissettiklerimizi %100 bitirdikten sonra bu ilişkiye girmek
Gerçekten hepimiz için mümkün mü? Bundan emin değilim. Çünkü yaz süreci uzun. Ama diğer taraftan, yeni bir kişiyle birlikte olmak, bize aslında daha önce yaşadığımız süreçlerde nelerin yanlış gittiğini, bizim neler için üzüldüğümüzü, nelerin üzülmeye değer olduğunu ya da olmadığını bize gösterebilecek bir aşamada olabilir.
Ama burada doğru anlatmak istiyorum kendimi. Bir ilişkinin bitiminde hemen yeni bir ilişkiye girelim demiyorum. Bir ilişkinin bitiminde önce biraz kendimize yas tutmak için... ...bir önceki ilişkinin bizde yarattığı etkileri... ...bir nebze olsun rahatlatmak ve yolunu koyabilmek için bir zaman verelim kendimize. Ama arkasından eğer kendimizi yeni bir ilişkinin içerisinde görebiliyorsak... ...eski sevgilimize dair her şeyi ama her şeyi unutmamız gerekiyor gibi bir kriterle gelmeyelim diyorum.
Burada yine kıyaslama yaptığımızda bu haksızlık söylemini kendi zihnimizde götürebiliriz bence. Diğer taraftan tabii ki bedenen de ve zihnen de Bir insanla ortak plan yapabilmeye, bir insanla açıkça konuşabilmeye, bir insana kendi kırgınlıklarımızı gösterebilmeye, hazır olmak önemli bir şey. Tabii ki o insan bize bunlar için hazır olduğumuzu dahi hissettirebilir. Yani çoğu zaman aslında karşımıza çıkan kişi bize o anda hazır olduğumuzu bilmeden ...a hazırmışım duygusunu veriyor. Yani aslında tamam ben hazırım dedikten sonra karşımıza çıkmıyor birçok sefer insanlar. Biz o insanlarla karşılaştığımızda hazır olduğumuzu fark ediyoruz. Ama küçük bir şey de eklemeden geçmek istemedim. İlişkiye hazır olmak diye bir şey de var. Yani kimse karşımıza çıkmadan. Evet, ben artık bir ilişki istiyorum. Hayatımda noktası da var. Çünkü ilişkiye hazır olup olmadığımızı, bir ilişki isteyip istemediğimizi vücut dilimizden karşımızdaki insanları konumlandırmamıza kadar birçok şekilde karşı tarafa aktarıyoruz. Yani mesela insanları hızlıca arkadaş pozisyonuna sokmak, vücut dilimizle kimseyle flört etmediğimizi ve etmeyeceğimizi göstermek, kapalı durmak aslında
...bir ilişkiye hazır olmadığımızın sinyalleri arasında. Daha birçok sinyali var tabii ki. Ama biraz daha buna açık olmak... ...aa evet ya ben şu anda karşımdan biri çıksa... ...bir ilişki yaşayabilirim aslında kafasında olmak... ...hem vücut dilimizi çok değiştiriyor... ...hem de insanlara ilk davranış halimizi çok değiştiriyor.
O yüzden eğer yalnızsanız ve bir ilişkiye hazır olup olmadığınızı değerlendiriyorsanız bunu sorun kendinize. Ben acaba karşı tarafa nasıl bir mesaj veriyorum? Ne şekilde duruyorum? Ne şekilde hareket ediyorum?
İşte böyle. İlişkiye hazır olmak diye bir şey var mı, yok mu sorusuna aklıma gelen cevaplar bunlar. Bir de tabii ki şunu eklemek istiyorum. Bir araştırma var. Çok daha eski bir araştırma değil. 2019 yılındaydı yayınlandığında. Bu araştırmada şunu gösteriyorlar. İnsanlar ilişkiye hazır olduklarını belirttiklerinde
İlişki içerisinde daha fazla karşı tarafa kendilerini açık tutuyorlar. O ilişkiye daha fazla zihinel ve duygusal olarak yatırım yapıyorlar. O ilişkinin ilerlemesi için daha fazla uğraşıyorlar ve ilişkinin olumlu taraflarını görmeye daha meyilliler. Diğer taraftan ilişkiye hazır olmadığını düşünen insanlar ...hem daha az o ilişki için fedakarlık yapıyorlar, yatırım yapıyorlar... ...hem de ilişkin olumsuz taraflarını daha çok görüyorlar. Bu ikincisini yapmak ne demek? Zaten karşımızdaki insanın da bizden ilişkisel sinyalleri yeterince iyi almaması demek... ...ve bu durumda o ilişkilerin uzun sürmesi daha düşük ihtimalle oluyor.
O yüzden ilişkiye hazır olduğumuzda karşımızdaki insanlara da bunu, karşımızdaki partner adaylarına veya partnere de bunu daha fazla hissettiriyoruz. O yüzden de ilişkilerimiz aslında daha iyi ilerliyor. O yüzden eğer siz de şu anda hayatınızda ilişkiye hazır hissetmediğiniz bir dönemdeyseniz, başka şeylere odaklanmak istiyorsanız, neye ihtiyacınız olduğunu henüz bilmiyorsanız veya henüz kendi sınırlarınızı daha tanımlayamadıysanız, Bütün bunların hepsi gayet mümkün. Hepimizin böyle olduğu zamanlar oluyor. O zaman belki de biraz daha karşınıza çıkan insanlarla bunu açıkça konuşmalısınız.
Ama yok, bu noktaları çoktan geçtiyseniz... ...bir ilişkiden ne beklediğinizi biliyorsanız... ...kendi sınırlarınızı, hangi konularda fedakarlık yapabileceğinizi... ...hangi sorumlulukları alabileceğinizi... ...neler yapmak istediğinizi... ...gayet iyi tanımlayabiliyorsanız... ...o zaman bir ilişki içerisinde olmaya belki de hazırsınızdır.
İşte böyle. Umarım bu podcast ilişkiye hazır olup olmak konusunda hakkınızda uyanan soruları dindirmiştir. Maalesef ilişkiler dediğimizde doğru insan ve doğru zaman kombinasyonu var. Yani doğru insan karşımıza yanlış zamanda çıktığında veya yanlış insan karşımıza bir ilişki için çok hazır olduğumuz esnada çıktığında ...bize iyi gelmeyen ilişkiler yaşayabiliyoruz. Ama bize iyi gelecek insan... ...bize iyi gelecek zamanda, doğru zamanda karşımıza çıktığında... ...işte o zaman bizde en olumlu izler bırakan ilişkileri yaşayabiliyoruz.
Her zaman hayatımızda bir ruh eşi vardır, bir doğru insan vardır ve işte onu bulmaktır esas olan söyleminden kaçtım. Bunun bilimsel olarak da yanlış olduğunu ve bu düşünceye inanan insanların aslında ilişkilerine daha az mutlu olduğunu gösteren çalışmalar var. O yüzden umarım siz de bu düşüncelerden uzak duruyorsunuzdur. Ama biz kendimizi bir ilişkiye açık tuttuğumuzda ve yine kendisini bir ilişkiye açık tutan bir insanla doğru zamanda karşılaştığımızda işte o zaman gerçekten daha iyi ilişkiler yaşayacağız. Hepinize sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.