Podcast

Yaz Sonu Hüznü ile Baş Etmeyi Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölüme üzücü bir haber ile başlıyoruz. 2022 yazı en azından pek çoğumuz için bu hafta sonu bitmiş olacak. Yazın bitişi özellikle öğrencilik dönemlerinde okulların açılmasının da habercisi. Yazın bitişi ve sonbaharın başlangıcı ile bizlere hafif bir hüzün hissi geliyor. Bu bölümde yazın bitişi ile gelen yaz hüznü konusuna değindik.

Yaz sonu hüznü ile nasıl baş edebiliriz? Bu hüznü yaşamak normal mi? Her sene neden bunu tekrar tekrar yaşıyoruz? Ben Nerden Bileyim serisinin yeni bölümünde psikolog Dr. Gizem Sürenkök yaz sonu hüznü ile baş etmeyi ben nerden bileyim diye soruyor ve sizler için yanıtlıyor. Keyifli dinlemeler!

---

Bu podcast Relate sponsorluğunda sizlere ulaşmaktadır.

Relate, ilişkilerini daha iyi deneyimleme yolculuğunda sana eşlik eden güvenilir bir rehber. İndirip ilk 7 günlük ücretsiz deneyime hemen başlayabilirsin.

---

Bölüm akışı:

(1:37) Yaz mevsimi

(3:40) İş hayatında yaz ayları

(5:10) Yaz hüznü hissedince ne yapabiliriz?

--

Sesi düzenleyen: Çağrı Küpeli

Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı

Website

Instagram

Twitter

Facebook

YouTube

Linkedin

Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya

Bölüm Transkripti

1.429 kelime · ~7 dk okuma

Sevgili podcast dinleyicileri, bu podcast'e üzücü bir haberle başlıyorum. 2022 yazı en azından benim için bu hafta sonu itibariyle bitmiş durumda olacak. Başka bir deyişle tekrar eski rutinimize geri dönüyoruz. Sizi bilmem ama ben çok uzun yıllar öğrencilik yaptığım için hatta şöyle bir düşününce 34 yaşındaydım, 35 yaşındaydım ben öğrencilik hayatım bittiğinde.

Benim için yıllar Eylül ayında başlıyor. Yani Ocak değil, Eylül benim için yılbaşı. Öyle olduğu için Eylül ayının belli bir noktası benim için yeni yıl kararları adında yeni spora başlama kararları, iş yerinde yeni hedefler, kendimce birçok yeni planlamalar vs barındırıyor. Bu da doğal olarak bana ciddi bir kaygı veriyor ve yazın bitişiyle ilgili de beni hüznü sokuyor. Bugün hangi konuyla ilgili bir podcast kaydetmeliyim diye düşünürken belki bu konuda yalnız değilimdir diye düşündüm. Ve sizlerle yazın hüznüyle baş etmeyi ben nereden bileyim bölümünü paylaşmak istedim.

Umarım ilginiz çeker, umarım siz de benimle benzer hisler paylaşıyorsunuzdur. Bu dünyada bu duyguyu yaşayan bir tek ben değilimdir. Ve bu podcast'ı dinlerken siz de kendinizden bir şeyler bulursunuz. Hazırsanız hadi başlayalım.

Transkriptin tamamını oku

Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben nereden bileyim bu yeni bölümünde sizinle yaz bitişinin hüznü hakkında konuşmak istiyorum. Yaz mevsimi birçoğumuz için kendimizi dışarıya atmayı ve tatil kafasını temsil ediyor öyle değil mi?

Tatil kafası derken İngilizce'de mindset dediğimiz şeyi çeviriyorum aslında. Yani bir duygu durumunun, bir mental durumun içerisinde olmak. Ve bence yaza dair hepimizin böyle bir bakış açısı var aslında. Yani yazın biraz daha dinleniyoruz, biraz daha kendimizi dışarı atıyoruz, biraz daha sosyalleşiyoruz. Sosyal aktivitelerde daha fazla kendimizi buluyoruz.

Böyle olunca aslında yazı verimli geçirmek ama bu verimlilik iş anlamında değil tam tersi sosyalleşme kanununda verimli geçirmek bizim için bir hedef haline geliyor. Diğer insanlara bilmiyorum ama benim için kesinlikle bu hale geliyor. Mesela yazın evde geçirdiğim bir hafta sonu beni geriyor. Kendimi mutlaka dışarı atmak istiyorum. Yazın böyle fazladan bir saat geçirdiğim zaman evde... ...of tamam bu hafta sonu da geçti ve ben henüz kendimi mutlu edecek, dışarıda olacak... ...güneşin, açık havadan tadını çıkartacak bir şey yapamadım diye düşünüyorum.

Ve öyle olunca yaz bittiğinde, yani benim için Eylül ayına girdiğimiz zaman bende hemen bir çetele başlıyor. Yeterince memnun geçirdim mi? Yeterince yapmak istediğim şeyleri yaptım mı? Görmek istediğim arkadaşlarımı gördüm mü? Yeterince denize girdim mi? Ya da yeterince dışarıda durabildim mi?

Tabii ki bu soruların cevabı hep hayır. Çünkü bir yandan çalışmaya devam etmek zorunda olan bir insan olduğum için istediğim kadar çok istediğim şeyleri yapamıyorum. Birçoğumuz için de bu geçerli. Yine ülkemizin durumunu düşündüğümüz zaman başka bir takım sebeplerle, mesela ekonomik sebeplerle de bunu yapamadığımız bir gerçek.

Ama düşününce yine de elimizden geldiğince hepimiz kendi imkanlarımız dahilinde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ve yaz bittiğinde bunları ne kadar yapabilmiş olduğumuzu hepimiz sorguluyoruz diye düşünüyorum. Bir yandan da işte Eylül ayı geliyor ve okula gidenlerimiz için okul başlamak üzere oluyor. Çalışma hayatında olanlarımız için işin normal, ağır rutini başlayacak oluyor.

ve biz hazır mıyız buna diye düşünmeye başlıyoruz. Yani şöyle bir yerden mesela okulun yeni dönemine hazır olmak belki biraz daha Farklı bir duygu ama mesela iş yerindeyken düşününce yazın gelen mail'lere daha yavaş cevap veriyoruz veya işte toplantıları ayarlamak çok daha zor oluyor çünkü yıllık izinde olan oluyor bayram tatilleri giriyor araya derken zaten yazın birçok insan için birazcık daha böyle havada geçiyor. Ama şimdi eyle itibariyle bütün o toplantılar planlanmaya başlanıyor. Maillere takip mailleri döşeniyor. İşte henüz sizden cevap alamadım. Acaba mailimi gördünüz mü? Mailleri gelmeye başlıyor. Ve öyle olunca aslında bilseniz o ruh haline giremediysek bile yani tekrar dönem başlıyor ruh haline giremediysek bile buna girebilmiş insanlar sağ olsunlar bizi o duruma sokuyorlar zaten.

Şimdi öyle olunca hepimiz yazın bitişini hissetmek durumunda kalıyoruz aslında. Eğer siz de benim gibi bu durumdan çok da haz etmiyorsanız ve böyle birkaç haftayı bunun içinde biraz sarsılarak geçiriyorsanız... Bazı yöntemler var aslında yapabileceğimiz. Onlar hakkında kısa da olsa konuşmak istedim. Podcast'ı uzun tutmak niyetinde değilim. Yani böyle bir ara podcast olsun, biraz duygularımı paylaşayım istedim sizlerle.

Bu noktada önerilen şeylerden bir tanesi, gerçekten aslında o yaz tatili kafasını koruyabilmek, yani o mindset'i koruyabilmek. Şunun gibi bir şey kastediyorum. Hala önümüzdeki haftalarda havalar güzel olacak. En azından birçoğumuz için bulunduğumuz yerde havalar hala ılıman kalmaya devam ediyor.

Öyle olunca açık havadan ve dışarıda yapılabilecek aktivitelerden hala maksimum derecede yararlanmayı öneriyor psikologlar. Neden? Çünkü daha sonra evlere kapandığımızda, biraz daha havalar kötüleştiğinde ve sosyalleşme imkanlarımız azaldığı noktada aslında burada geçirdiğimiz o güzel anları hatırlayarak onun tadını daha fazla çıkartabiliyoruz. O yüzden siz de Neredeyseniz, her neredeyseniz orada dışarıda yapılan aktivitelerin veya sadece parkların, dışarıda oturabileceğiniz, mümkünse yeşil alanların, mümkünse deniz kıyısı alanların tadını çıkarmaya devam edin derim. Ben en azından öyle yapmayı planlıyorum. Sonra bir de tabii ki çok önemli bir nokta. Mümkün olduğu kadar o tatil ruhunu korumak için hafta sonları kendinize zamansal sınırlar koyun. Yani gerçekten mümkün olduğu kadar bilgisayarınıza bakmadığınız, sosyal medyayı çok fazla kullanmadığınız, gerçekten kendinizle ve sevdiğiniz insanlarla baş başa kalabildiğiniz biraz vakit ayırmamız gerekiyor kendimize.

Çünkü aksi takdirde iş hayatının veya okul hayatının o yoğun... ...işte sınavlarla dolu veya toplantılarla dolu temposuna girdiğimiz noktada... ...zaten bunları yapamıyoruz. Zaten akşam telefonunuza bakmayın diyorum ben ama... ...ben kendim bakıyorum. Zaten o yüzden bir inandırıcılığı da kalmıyor benim zihnimde de. Çünkü o telefona bakmamak pek mümkün olmuyor. İlla ki birilerinden bir mesaj gelmiş oluyor. İlla ki... dönüş yaptığımız gereken bir şeyler oluyor. O yüzden de şimdi hala diğer insanlar da yavaş yavaş tempolarını yakalarken biz de bu zamanın tadını çıkarmalıyız diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra bir de bu başlangıçlar aslında bu tarz dönem başlangıçları tıpkı yeni yıl başlangıcı gibi

Hani böyle kendimize mükemmel olmamızı sağlayacak hedefler koymak değil ama kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacak hedefler koymak için doğru zamanlar. Şunu demek istiyorum, yani kendimize tamam ben bu sene haftanın beş günü spora gideceğim, bundan sonra sadece sebze ağırlıklı besleniyorum, karbonhidrata elim sürmeyeceğim falan gibi şeyler söylemek değil. Ama biraz daha iyi yapabileceğimiz, kendimizi daha iyi hissetmek için yapabileceğimiz bir şeyler varsa... Bu mesela iş çıkışlarında sevdiğimiz bir arkadaşımızla yürüyüşe gitmek de olabilir. Veya uzun zamandır yazılmayı planladığımız bir kursa yazılmak da olabilir. Veya ne bileyim, ihmal ettiğimiz bir dil dersine yazılmak da olabilir. Bunlarla ilgili aslında bazı hedefler koymak önemli.

Çünkü tekrar şehre döndüğümüz zaman o rutini yakalamak biraz daha kolay oluyor. Bu başlangıç yapmak biraz daha kolay oluyor. Eğer sizin de halkınız uzun zamandır yapmak istediğiniz bir şey varsa, şimdi buna başlamak için çok güzel bir zaman aslında. Ben kendi adıma böyle zamanlarda yapmayı planladığım işlerin bir listesini çıkarmayı da seviyorum. Yani önümüzdeki mesela iki ay için, üç ay için farklı hedeflerimi yazmayı ve o hedefler içerisinde benim için acil olanları ve benim için öncelikli olanları belirlemeyi de seviyorum.

Burada aslında şu çok güzel bir yöntem. Bilmem daha önce podcastlerde bahsetmiş miydim? Artık o kadar çok podcast bölümü oldu ki hangisinin neyden bahsettiğimi ben de karıştırıyorum. Öncelikler listesinde dörde ayırmak yapmak istediğimiz işleri. Acil ve önemliler, acil olanlar ama önemli olmayanlar, önemli olanlar ama acil olmayanlar. bir de ne önemli ne acil olanlar diye dört kategori yapmak ve onlardan başlamak yani onları arasında acil ve önemli olanlardan başlamak diğerlerini koyduğumuz kategoriye göre bir sıralandırmaya koymak en iyisi oluyor. Benim için bu bir yandan da mesela zihnimdeki sekmelerle veya işte klasörlerle eşleşiyor. Mesela kendi zihnimde bir işi bir

bir sekmede açık düşünüyorsam o sekmeyi kapatabiliyor muyum? O sekmeyi kapatabildiğimde hayatım normal devam ediyor mu? Yoksa o sekmeyi kapatmaya çalıştığım zaman bilgisayarım bana, yani zihnim bana bir uyarı mı veriyor? Hayır, hayır, hayır bunu kapatamazsın çünkü burada henüz kaydedilmemiş değişiklikler var gibi bir uyarı mı veriyor? Eğer o uyarıyalıyorsam o sekmeyi kapatmıyorum ama önce o sekmeyle ilgilenmem gerektiğinin farkına varıyorum.

Siz de zihninizde buna benzer bir egzersiz yapabilir. Böylece nelerden başlamanız gerektiğini tespit edebilir ve oradan devam edebilirsiniz. Kendinize tabii ki böyle çok büyük hedeflerle asla erişemeyeceğiniz, erişmenizde hiç gerekmeyen hedeflerle yormaktansa gerçekten size iyi gelecek. Hem ruhunuza hem bedeninize iyi gelecek hedefler koymak.

Bence size de iyi gelecektir. Şimdi bu noktada bu podcast'ı tabii ki kendime de hatırlatıyorum. İhtiyaçlarımızı dinleyelim. Ve kendimizden ve başka insanlardan beklentilerimizi buna göre ayarlayalım. Bize iyi gelen şeyleri sürdürmeye devam edelim. Bize iyi gelmeyen şeylere de hayatımızı tutma konusunda çok da hevesimizi sürdürmeyelim diyorum. Kendime de diyorum. Sizlere de diyorum.

Ve bunları söyleyerek aslında kendimce bir yazı hoşça kal podcastı çekmiş oluyorum. Ve yeni döneme merhaba podcastı çekmiş oluyorum. Öyle çerçeveleyelim, öyle diyelim. Yeni döneme merhaba dersek bir önceki dönemi bitiriyoruz duygusundan biraz daha sarılırız herhalde.

Umarım o podcast hoşunuza gitmiştir. Umarım sizin de yaşadığınız duygulara bir şekilde karşılık vermiştir. Her zaman bana yazabileceğinizi biliyorsunuz. Gerçekten şu hayatta en sevdiğim şeylerden bir tanesi sizden gelen mesajları okumak, yorumları okumak. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Umarım çok güzel bir yeni yıl başlangıcı olur. Hepinize sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)