
3.239 kelime · ~16 dk okuma
Hiç hayatınıza dair zor bir karar alırken... ...keşke bu kararı benim yerime bir başkası alsaydı dediniz mi? Ya da bir karar almaya çalışırken... ...ben şimdi bu kararı alacağım. Aslında kendi isteğim başka. Ama etrafımdaki diğer insanları mutlu etmek adına... ...şu şekilde davranmalıyım. O yüzden kendi isteğimden farklı türlü hareket etmeliyim dediniz mi?
Karar almak hayatımızın her anında yapmaya çalıştığımız bir şey. Tabii ki çok büyük kararlar da alıyoruz. Mesela üniversitede hangi bölümü tercih etsem? Bu insanla bir ilişkiye başlasam mı, başlamasam mı?
Veya bu evi kiralasam mı, kiralamasam mı? Bu şehirde kalsam mı, kalmasam mı? Gibi çok büyük kararlarda alabiliyoruz. Ama aslında gün içerisinde devamlı küçük kararlarda alıyoruz. Mesela akşam ne yemek yesem? Televizyonu açtığımda önce ne izlesem? Veya bilgisayar başına oturduğumda önce neyle işe başlasam?
Bütün bunlar da aslında bir karar alırken diğer bütün seçeneklerden vazgeçmiş oluyoruz. Ve bu vazgeçiş bazen bizi iyi hissettirmeyebiliyor. Bütün bunlar hakkında ve nasıl daha iyi kararlar alırım, nasıl aldığım kararların arkasında dururum gibi soruların cevaplarını arayacağımız bir podcastte hepiniz hoş geldiniz. Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim'in bu yeni bölümünde karar vermeyi ben nereden bileyim diyoruz. Peki karar vermek dediğimiz noktada aslında hangi kararlardan bahsediyorum şu anda bu podcast'ı diye aklınızdan geçiriyorsanız. Çünkü eminim şu anda beni dinleyen herkes bir türlü bir kararı vermeye çalışıyor. Mesela kime bir ilişkiye başlaman eşiğinde
Kimi üniversite tercihlerini yapman eşiğinde. Kimi belki bu sene sınava girdi ama aslında kendisi hali hazırda üniversite mezunu, çalışıyor... ...ve yeni baştan üniversiteye girsem mi gibi çok büyük bir karar alman eşiğinde. Kimi belki yurt dışına gitmeyi planlıyor veya şehir değiştirmeyi planlıyor... ...ve bunu yapabilir miyim korkusunda.
Kimi evini değiştirmeyi planlıyor ama bu dönemde ev değiştirmek gibi... ...gerçekten çok zorlu bir hamlenin başında nasıl hareket edebileceğini bilmiyor. gibi birçok kararın tam başında olabilirsiniz. Ya da belki çok daha küçük kararlar vermeniz gerekiyor ve bu kararları verirken çok zorlanan bir insansınız. Yani genel olarak sizi tanımlayan özelliklerden bir tanesi kararsızlıkta olabilir. Ve bu podcast'ı dinlerken ben nasıl daha iyi karar alabilirim diye de düşünüyor olabilirsiniz.
Şimdi aslında bütün bunların hepsine değinmek istiyorum bu podcast'e. Ama şöyle bir yerden başlamak istiyorum. Biraz daha kişisel bir noktadan başlamak istiyorum. Ve biraz kendimle ilgili size bir hikaye anlatmak istiyorum.
Üniversite sınavlarına hazırlanırken ben ne istediğimi çok iyi bildiğini sanan bir gruptandım aslında. Ortası ondan itibaren hayatta ne yapmak istediğimi çok iyi bildiğimi düşünüyordum. Ve bu kendi adıma siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okumaktı. Ve kesinlikle çok kararlıydım Boğaziçi Üniversitesi'ni yazmak istediğimi.
Bugün dönüp bakınca o yaşlarıma, 14-15 yaşındaki halime ben neden bu kararı verdim diye düşündüğümde aslında çok da elimde bir sebep yok. Yani Boğaziçi Üniversitesi'nin çok iyi bir üniversite olması, İstanbul'da olması ve kampüsüne girdiğim anda kendimi çok iyi hissetmem dışında okul tercihiyle ilgili çok da bilinçli bir karar verdiğimi düşünmüyorum. Bölümümle ilgili ise iyicene farklı bir noktadayım. Çünkü ben Siyaset, Bilim ve Uluslararası İlişkiler okumaya karar verdiğimde diplomat olmayı istemiştim. Ama diplomat olmanın benim karakterime uygun olup olmadığını hiç değerlendirmedim.
Ve o kadar kararımın arkasındaydım ki, ailem de beni hiç sorgulamadı aslında. Doğru kararı vermiş midir? Ya da gerçekten istediği bu mudur? İleride bunu yaparak mutlu olur mu? Gibi soruları. Onlar da benim herhalde kendi kendime sorduğumu düşündüler. Tabii ki burada şikayet eden bir yerden yapmaya çalışmıyorum. Çünkü eminim birçoğumuzun da şöyle bir şikayeti var. Kararlarımızın çok fazla sorgulanması.
Ama kararlarımız hiç sorgulanmaması da, yanımızda bizimle birlikte duran insanlar tarafından... ...bize sen bu kararı niye verdin, bunu gerçekten eline boyuna düşündün mü sorusunun sorulmaması da bence... ...biraz sıkıntılı olabiliyor. Çünkü mesela o kararı alan halimle ben yeterince olgun ve yeterince kendisini tanıyan bir insan değildim.
Günün sonunda ben hayal ettiğim bölümü kazandım ve okula başladım. Ama... Çok mutsuzdum. Gerçekten çok ama çok mutsuzdum. Benim üniversitemin ilk dönemi hem ortalamam çok düşük... ...hem hiçbir derse gitmek istemediğim, hiçbir şekilde okulda vakit geçirmediğim... ...çünkü okulda vakit geçirdiğimde kendimi derse girmediğim için suçlu hissettiğimden... ...okula hiç gitmemeyi tercih ettiğim, böyle... ...çok anlamsız ve kendimi çok kötü hissettiğim bir noktaya getirdim kendimi bu karar verirken. Sonra ikinci dönem tamamen şansına, programın mecburiyeti sebebiyle... ...psikoloji dersi aldım ve ondan sonra hayatım değişti. Çünkü psikoloji dersini, ilk psikoloji 101 psikolojiye giriş dersini aldığım andan itibaren... Ama hayatımın sonuna kadar bunu okumak, bunu dinlemek, bununla ilgilenmek istiyorum duygusuna kapıldım. Ama o zaman mesela o noktada bir çoktan üniversite tercihimi yapmıştım. Bölüm tercihini kastediyorum.
Ve ikincisi, yaptığım tercihin hatalı olmasından dolayı ortalamam çok düşüktü. Ve çift anadol programına başvurmak için ortalamamı çok ciddi anlamda yükseltmem gerekiyordu. Şimdi bu noktaya beni kim getirdi? Aslında tabii ki bunun sorumluluğu bana ait. Bu kararı veren benim. Bu kararın hataları demeyelim de... ...bu kararın olumsuz sonuçlarıyla baş etmek zorunda kalan benim. Ve bu olumsuz sonuçlarını telafi etmek için... ...ondan sonraki bir yıl gecesini gündüzüne katıp... ...not ortalamasını yükseltmek zorunda kalan da benim.
Daha sonra ben gerçekten de psikoloji bölümüne kabul edildim ve Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirmeye çalıştığım dönemde yine yanlış bir karar verdim. Ve bunu da buradan paylaşmak istiyorum çünkü eminim birçoğumuz bu tarz kararlar veriyoruz. Mezun olduğum noktada psikolojiyle ilgili bir yerden devam edebilirdim. Ve bunu yapsaydım yurt dışında bir seçenek düşünebilirdim.
Ama ben o dönem çok aşıktım ve bir ilişkin içerisindeydim. Ve o kişiyle birlikte olmak, onunla kalabilmek için... ...onunla kurduğum hayata en uygun olabileceğini düşündüğüm kararı verdim. Ve Türkiye'de kalmak ve Türkiye'de psikolojiden de... ...çok da psikolojiyle ilgisi olmayan bir alandan devam etmeye karar verdim ve... ...işletme masterı yaptım.
Çok güzel bir üniversitede, çok güzel bir programdaydım. Ama ben o kararı kendine istediğim için değildi. En çok istediğim şey olduğu için değil. O esnadaki hayatımın...
...en uygun bir şekilde sürmesini o karar destekleyeceği için verdim. Ve işte şimdi size acı gerçeği söylüyorum. Ben o kararı verdim. Başvurumu yaptım. Ve kabul mektubum geldiği noktada biz çoktan ayrılmıştık. Hayır, çoktan ayrılmamıştık. 3-4 gün olmuştu ayrılalı ama ayrılmıştık. Ve ben gerçekten o kararla elimde kabul mektubum...
...ayrılık acısı çektiğim noktada kalakaldım. Ve bu... ...bana aslında çok büyük bir şey öğretti. Yani ben kararları başkasını düşünerek ya da bir ilişkiyi düşünerek... ...bu ilişki romantik ilişkim olsun ya da ailem olsun... ...bu şekilde vermemeliyim. Çünkü öyle yaptığımda bunun sonucuyla ben kalıyorum ve...
Bunun için gidip kimseye de hesap soramam. Sen benimle birlikte olacağını söylemiştin. Ben bu master tercihini sana göre yaptım diyemem ki. Çünkü ben verdim o kararı. Neyse. Ama buradan da şöyle bir yere varmak istiyorum. Ben yanlış bir kararla... ...çok aslında... ...çok güzel bir üniversitede, Koç Üniversitesi'nde... ...işletme masterı yaptım. Ve o masterı yapmam sayesinde aslında... ...bugün...
...çok mutlu bir şekilde birlikte olduğum eşimle... ...hayatta tekrar karşılaştık. Çünkü biz çok eskiden beri tanışıyoruz aslında ama... ...orada tekrar karşılaştık ve tekrar çıkmaya başladık. O yüzden buna vesile oldu. Ve bu da aslında verdiğimiz kararların dönüp dolaşıp aslında... ...olumlu sonuçlarını kucaklayabilmemizi gösteriyor bence. Ama... Diğer taraftan ben belki hayatımın çok daha erken bir noktasında... ...psikolojiyle ilgili yola devam edebilecektim ve edemedim.
Şimdi ben bu hikayeyi neden anlattım? Bu podcastlerde kendimden çok da fazla bahsetmemeye çalışıyorum. Ama bugün gerçekten bunun beni dinleyen insanlara faydalı olabileceğini düşündüm. Çünkü ben bütün bu yanlış kararlara rağmen hayatımda bir şekilde su haktı yolunu buldu. Ben bugün psikolojiyle ilgileniyorum ve çok mutluyum.
Aslında buradan vermeye çalıştığım birkaç kendime de çıkardığım ders var. Birincisi, hiçbir zaman başkasını memnun etmek için karar almamalıyım. İkincisi, kendimi yeterince iyi tanımadan, kendi ihtiyaçlarımı ve kendi beklentilerimi doğru anlamadan karar vermemeliyim. Üçüncüsü, bazen yanlış kararlar verebilirim ve bu çok insani. Bazen doğru karar verebilecek yaşta veya olgunlukta olmayabilirim. Bazen doğru karar verebilecek... ...kafa yapısında veya duygu durumunda olmayabilirim. Bu çok normal. Ama verdiğim yanlış kararların sonuçlarına katlanması gereken benim. Yine de... Kararım yanlış dahi olsa bana güzel şeyler getirebilir. Ve yanlış kararlar alsam bile hiçbir karar dönülemez bir noktada bırakmaz beni. Ben mutlaka yeni bir karar alarak... Tekrar başlayabilirim. Tabii ki bu tekrar başlamanın bir duygusal maliyeti olabilir. Bir maddi maliyeti olabilir. Ama ben hiçbir kararın sonsuza dek benimle kalması gerektiğine inanmadan hareket edebilirim aslında. Belki de buna tek istisna çocuk sahibi olmak olabilir ama o apayrı bir podcast'ın konusu olsun. O da şimdi bir parantez açıp onu dışarıda bırakalım.
Yani demek istediğim, kararlar alırken o kararların bizimle hep kalacağını düşünüyoruz. O kararların dışına asla çıkamayacağımızı düşünüyoruz. Halbuki bu kadar kendimizi sıkıştırdığımız zaman aslında çok daha fazla zorlanıyoruz. Ve çok daha tırnak işaret içerisinde mükemmel kararı almak zorundayız gibi hissediyoruz. Halbuki mükemmel bir karar yok.
Çünkü bizi %100 tatmin eden, bütün soru işaretlerimizi gideren... ...puzzle'ın o eksik parçası gibi gelip tam bir yerine oturan bir karar varsa zaten... ...o kendiliğinden alınıyor. Ama biz iki veya daha çok seçenek arasında kaldıysak... ...demek ki zaten mükemmel bir karar yok ve biz o mükemmel kararı bulmaya çalışırken... ...kendi kendimizi paralıyoruz. Onun yerine... O zamanki koşullarımız içerisinde bize en iyi hissettiren ve geleceği hayal ettiğimizde kendimize o kararı vermiş ve o kararı uygularken gördüğümüzde bize en iyi gelen tercihi yapsak o zaman hiç olmazsa ileride dönüp baktığımızda ben o zamanki koşullarım içerisinde en doğru kararı verdim diyebiliriz.
Ve bunu yaparken aslında en önemli nokta, aslında podcast'ın başından beri söylediğim şey... ...bir başkasını mutlu etmek için değil, kendimizi mutlu etmek için bunu yapmamız gerektiği. Yani ilişkimizi sürdürmek veya ailemizi memnun etmek veya... Patronumuzu memnun etmek, eşimizi mutlu etmek için değil. Kendimiz için o kararı vermek gerekiyor. Tabii ki zaman zaman fedakarlıklar yapmalıyız. Bu da konuştuğumuz bir şey daha önce. Fedakarlık yapmak mutlaka kötü bir şey değil.
Ama fedakarlığı bir başkası için tırnak işareti içerisinde yine saçımı süpürge etmek için yapmamalıyım. O fedakarlığı yaparken bile o kararı ben yine kendim düşünerek ve kendim isteyerek almalıyım. Yani bir başkası beni daha çok sevsin, ben daha iyi bir evlat olayım, ben daha iyi bir sevgili olayım diye değil de ben gerçekten bu ilişkinin bunu hak ettiğini veya ben bu ilişkinin şu anda buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum diye Ama tabii ki bizim yetiştiğimiz evlerde, kültürümüzde bireysellik ve bireyin kendi ihtiyaçlarını, kendi sınırlarını değerlendirmesi bize çok da öğretilen bir şey değil. Daha önce sınır koymayı benlerden bireyim podcastında ona daha detaylı bir şekilde değinmiştim. Biz de çocukken sınır koymak öğretilmiyor. Bu sınır koymak ileride hayır diyememeye yol açıyor. ve aynı zamanda bir de kendi sorumluluk alanımızı bilemememize de yol açıyor. Mesela bugün büyük bir karar alırken o kararın iyi kötü bütün sonuçlarıyla bizim yüzleşmemiz gerektiği bize yeterince iyi öğretilmiyor. Mesela ebeveynlerimiz bazen sırf bize iyilik olsun diye aslında
bizim iyiliğimizi düşündükleri için bizim kötü sonuçlarla karşılaşmamıza engel olabiliyorlar. veya bizim bir karar aldığımızda o kararın dışına çıkmamıza engel olabiliyorlar. Her ikisi de aslında bizim gerçek hayatla tanışamamamıza sebep oluyor. Yani ben eğer aldığım bir kararın olumsuz sonuçlarıyla yüzleşmiyorsam, o zaman gerçek hayatta aldığım bir kararın olumsuz sonuçlarıyla yüzleştiğimde ne olduğumu şaşırıyorum.
Aynı şekilde mesela ebeveynlerim beni aldığım kararı mutlaka sürdürmem gerekmesine... ...ve bir dışarıya doğru hamle yapamamama sebep oluyorlarsa, disipline etmek adına... ...o zaman bu da bana hayır ben bir karar alacağım ve bu kararın dışında bir seçeneğim yok duygusu verebiliyor.
İşte o yüzden aslında burada ebeveynlik içinde bulunduğumuz, içinde yetiştiğimiz koşullar... ...gerçekten bizim hayata bakış açımızda ne kadar önemli tekrar görüyoruz. ...karar alırken değerlendirmem gereken durumlar... ...veya bir karar aldığında bunun sonuçlarına benim de... ...ve en çok aslında benim bu kararın sonuçlarıyla baş etmem gerektiği anlatılsa. ...veya kararın sonunda mutlu olmadığımda yeni bir karar alınmama izin verilse... ...belki ben yetişkinliğimde bunlardan çıkabilmeyi, beni mutsuz eden durumlardan çıkabilmeyi çok daha iyi bileceğim.
Üstelik de aslında karar almakta zorlanmanın yani kararsızlık durumunun öz saygıyla çok yakından ilişkisi var. Öz saygısı yüksek olmayan bireyler karar alırken kendi inisiyatiflerine çok da güvenmiyorlar. Kendi düşünce yapılarına, kendi değer yargılarına o kadar da önem veremeyebiliyorlar. Başkalarının kendilerinden mutlaka daha iyi düşündüğünü, mutlaka daha iyi değerlendirmeler yaptığına inandıkları için başkalarının değer yargılarını kendi değer yargılarının önüne koyabiliyorlar. Öyle olunca kendi ihtiyaçlarını dile getirmedikleri veya kendi ihtiyaçlarını hesaba katmadıkları için bu sefer aldıkları kararları başkalarının güdümünde alıyorlar ve çok mutsuz oluyorlar günün sonunda.
Burada aslında kendimizin zorluklarla baş edemeyeceğine inanmamız da tabii ki çok önemli bir pay sahibi. Ben düştüğümde kalkabilir miyim? Ben bir zorlukla karşılaştığımda bunun üstesinden gelebilir miyim? Mesela diyelim ki tercihimi yaptım ve üniversitede bir bölüme girdim ama o bölümün sonunda bir süre İş ararken zorluk çektim veya master'a başvurdum ve bu işin master'ını yaptım. Geri döndüğümde bir süre doğru işi bulana kadar evde oturmak zorundayım. Bu süreyi verimli geçirebilir miyim? Parasızlıkla baş edebilir miyim?
Bu tip soruların cevaplarını veremediğimiz için veya kendimiz aslında bu zorluklarla baş edemeyeceğimize inandığımız için bu sefer elimiz kolumuz bağlanabiliyor. Kendimizi yeterince iyi tanımadan veya kendimize yeterince güvenmeden Sırf o esnada başkasının değer yargılarına daha fazla önem verdiğimiz için... ...yanlış kararı, o an için bizim için yanlış olan kararı demek istiyorum, verebiliyoruz.
Veya burada yine bir başka karşımızda olan durum, birden çok seçenekle yüz yüze olmak. Yani bazen iki tercihin arasında kalmak da bizi çok zorlar. Ama bazen birden fazla, böyle 5-10 seçeneğimizin olması da bizi çok zorluyor. Hatta buna seçim felci deniyor. Yani ben o kadar çok tercihin arasında kalıyorum ki hangisini seçmem gerektiğini bilemiyorum ve pes ediyorum sonunda. Bunun yerine seçenek sayısını azaltıp gerçekten istediğim 2-3 seçenek arasında karar vermeye çalışmak benim için çok daha faydalı aslında. Peki seçenek sayımızı nasıl azaltalım?
Her şeyden önce seçeneklerimizi karşılaştırdığımızda hangisinin bize ne getireceğini yeterince iyi değerlendiremeyebiliyoruz. Burada listeler yapmak, işte her seçeneğin artılarını, eksilerini yazmak, bunları değerlendirmek, ...seçeneklere belli puanlar vermek. Önerilen yöntemler arasında. Bunları yapmayı deneyebilirsiniz. Ama benim kişisel olarak en sevdiğim yöntem... ...iki seçenek arasında kaldığımda... ...kendimi o seçeneğin gerçekleşmiş olduğu noktada hayal etmek. Yani diyelim ki her şey yoluna gitti. Ve ben o tercihi yaptım.
Ve bundan 3 sene geçti. Bunun üzerine 3 sene geçti. Ben ne yapıyor olurum? Kendimi her olabilecek ihtimalle canlandırdığımda ben orada olmak istiyor muyum? Orada gördüğüm gizemi seviyor muyum?
Tabii aynı şeyi diğer seçenekler için de canlandırıp hangisinin beni en mutlu ettiğini, hangisinin bana en iyi hissettirdiğini, hangi hayalin beni en iyi hissettirdiğini görmeye çalışmak hayatımın bu noktasında bana çok iyi gelen bir şey. Yani ben kendimi diyelim ki şu insanla çalışırken hayal edebiliyor muyum? ...veya ben kendimi... ...podcast kaydederken hayal edebiliyor muyum? Mesela benim için... ...podcastlara başlamadan önce... ...bu kararı vermek hiç kolay değildi. Çünkü... ...sonuçta burada... ...bu konuşmaları yaparken... ...insan gerçekten kırılganlığını... ...böyle ortaya seriyor. Geçenlerde bununla ilgili bir şey anlatıyordum... ...sevdiğim bir insana ve onu söyledim. Benim için aslında podcast... ...kaydetmek bir yandan... ...çok kolay ama bir yandan gerçekten çok zor çünkü... ...bir kere başına oturttuğum zaman çok kolay kaydedebiliyorum... ...ama o başına oturana kadar geçen sürede... ...o podcast'ın konusunu zihnimde o kadar çok döndürüyorum ve... ...o kadar çok kendimin o konuyla ilgili... ...olumlu ve olumsuz kararlarını ve davranışlarını sorguluyorum ki... ...gerçekten aslında kendi kırılganlığımla yüzleşiyorum her seferinde.
O yüzden de mesela podcaster olmak, kendimi böyle tanımlamak da komik geldi bir anda, benim için kolay bir karar değildi. Ve bu karar verirken... Çok düşündüm. Yani ben bu kimliği de üstlenebilir miyim? Ben kendi sesimle kaydettiğim bir şeyin birçok insan tarafından dinlenmesiyle ilgili nasıl hissedeceğim? Ve bu hayalin sonunda bunun benim hoşuma gittiğini fark ettim ve bir karar verdim. O yüzden de kendim de şimdi bana nasıl karar almalıyım diyen insanlara en çok tavsiye ettiğim yöntemlerden bir tanesi bu.
Yine çok sık yaptığımız ama aslında bize iyi gelmeyen bir şey dürüstler hareket etmek. Yani o anda sırf o kararı eline boyuna düşünmekten kaçınmak için... ...çok hızlı ve aslında bizi tatmin etmeyecek bir kararı aniden verip kestirip atmak.
Bunu tabii ki hayatımızdaki küçük kararlar için yapabiliriz. Mesela o anda televizyonda ne izleyeyim, bunu izleyeyim, tamam. Yani bu şekilde yapılabilir. Ve bunu yapmak belki o anda bir listel efor gerektirmediği için... ...bize iyi hissettiriyor. Ama özellikle büyük kararlar verirken... ...yani mesela sevdiğimiz bir insanla ilişkimizde...
...veya hayatımızı daha uzun vadeli etkileyecek kararları alırken... ...kestirip atmak değil de gerçekten anda kalmak... ...o anda her iki kararın da bize ne hissettirebileceğini anlamak çok daha önemli. Bu arada şeyi küçümsediğimi fark ettim konuşma dilimde. Yani televizyonda ne izlesem kararını. Ama bir yandan da bunun da önemli olduğuna inanıyorum. Şöyle bir yerden. Yani biz aslında verdiğimiz küçük küçük kararlarla aslında hayatımızın nasıl geçeceğini belirliyoruz. Mesela yemek tercihlerimizi, bedenimize sağlıklı şeyler alıp almama kararını veriyoruz.
Kendimiz için iyi bir şey yapıp yapmama kararını veriyoruz. Aslında... ...sağlıklı beslenme dediğimiz şey... ...her... ...yeme kararında... ...bu bana duygusal olarak... ...bir, duygusal olarak... ...iki, bedensel olarak iyi hissettirir mi? Sorularını sormak ve onların cevabına göre hareket etmek olmalıyken... ...bunu yapmayabiliyoruz. Özellikle de... ...o gün çok yorgunsak... ...zihnimiz doluysa... ...o kararı tamamen... anlık iyi hissetmek üzerinden verebiliyoruz ve bu bilinçli yeme kararından kaçınabiliyoruz. Ve bu uzun vadede bedenimize de ruhumuza da iyi gelen bir şey değil. Şimdi bir anda yemek yemek konuşsa nereden geldik diyebilirsiniz ama yemek yemek mesela küçük küçük kararların birikip bizim hayatımızı uzun vade etkilemesiyle ilgili.
Bununla birlikte mesela ben ne izlemek istediğime karar verirken de belki o anda anlık dürüstsel kararlar verebilirim. Ama bir yandan da zamanımı nasıl geçirmeye karar verdiğim uzun vadede birikimlerin etkisiyle benim hayatımı belirleyen bir şey. Mesela ben televizyon izlemeye mi karar veriyorum? Yoksa bir hobimle ilgilenmeye mi karar veriyorum? Ben şu anda televizyonu açtığımda gerçekten sadece zihnimi boşaltacak, çerezlik bir şeyler mi seyretmek istiyorum? Yoksa gerçekten bana duygusu olarak iyi şeyleri hissettirecek bir şey mi izlemek istiyorum? Tabii ki. ...sıklıkla çerezlik bir şeyler seyretmeye karar verebiliriz. Bunun da hiçbir sakıncası yok. Ama bu karar verirken de... ...aslında bunun o anda bizi iyi hissettirdiğini... ...ve iyi hissetmek için o kararı verdiğimizi fark etmek de önemli. Bence bu... Birinçli farkındalık getiren bir şey. Yani ben öylesine gidip o diziyi açmıyorum. Gerçekten zihnimi boşaltmaya, biraz daha iyi hissetmeye, o anda çok ciddi şeyler düşünmeme ihtiyacım var ve o yüzden bu kararı veriyorum.
Ama eğer duygusu olarak daha derin şeyler hissetmeye veya kafamı çalıştırmaya, ruhumu olumlu anlamda yormaya ihtiyacım varsa... ...o zaman daha derin, daha nitelikli bir şeyler seyretmeye karar verebilirim. Ama bu da benim kararım ve o anda bana neyin iyi geleceğini, neye ihtiyacım olduğunu düşünebilirim ve ona göre karar verebilirim.
Bunun dışında bir de şunu söylemek istiyorum. Karar alırken hiç dışarıdan destek almayalım gibi bir yere varmak istemedim aslında. Yani mutlaka, mutlaka çevremizde karar verme sürecimize... ...faydalı olacağını düşündüğümüz insanlarla konuşmalıyız. Onların yorumlarını hesaba katmayabiliriz. Onların yorumlarını değerlendirip...
Doğru şeyler söylüyor belki ama bunlar şu an benim ihtiyaçlarım ve beklentilerimle kesişmiyor diyebiliriz. Ama mutlaka başka güvendiğimiz insanlarla konuşmak bize fayda sağlıyor. Kafamızda neyi isteyip neyi istemediğimizi şekillendirmek de en basitinin önemli. Ama sıklıkla kendimizi hatırlatmamız gereken şey, günün sonunda kendi sınırlarımızı, kendi sorumluluklanımızı, kendi ihtiyaçlarımızı, kendi duygularımızı, kendi beklentilerimizi en iyi yine biz biliyoruz. Bir başkasının değer yargıları, ona ne kadar saygı duyarsak duyalım. bizimkinden daha üstün veya bizimkinden daha iyi değil. Ve bizi bir başkası, bu kişi bizim en yakınımız olsa dahi bizim kadar iyi bilemez.
Karar verdikten sonra işin bir de harekete geçme noktası var. Bazen o harekete geçme noktasında... ...çok fazla erteleme davranışına giriyorsak... ...bu kaygıdan da kaynaklanabiliyor. Bazen bir karar veriyoruz... ...ama o karardan emin olamadığımız için... ...fazla erteleme davranışında bulunuyoruz ve kendimizi sabote edebiliyoruz. Eğer siz de böyle bir noktadaysanız... Belki de aldığınız karara yeterince güvenmiyor olabilirsiniz. O yüzden dönüp orayı bir daha değerlendirmenizi tavsiye ederim. Harekete geçmekle ilgili...
...daha sonra bir podcast kaydetmeyi planlıyorum. O yüzden o konuya bugün girmeyeceğim. Ama karar vermekle ilgili... ...umarım anlattıklarım faydalı olmuştur. Umarım sizi iyi hissettirmiştir. Umarım kafanızda bazı şeylerin... ...oturmasına yardımcı olmuştur. Günün sonunda kendi iç sesimizi dinlemek... ...kendi içeride... Neyin bize iyi geleceğini sorgulayabilmek. Bence bize en iyi kararı aldıracak olan seçenek. Ve en iyi karar, mükemmel karar değil. En iyi karar, o esnada bize en iyi gelecek karar. Bunu da söyleyerek podcast'ı bitirmek istiyorum.
Bugün beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki podcast'ın konusu için bana her zaman yardımcı olabilirsiniz. Bu podcast'ın sizi nasıl hissettirdiği ile ilgili bana her zaman yazabilirsiniz. Sosyal medyada her zaman mesajlarınızı bekliyorum. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki podcast'ta görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.