
3.349 kelime · ~17 dk okuma
Özür dilerim. Seni incittiğim için çok özür dilerim. Sana o cümleleri söylemekle çok büyük bir hata yaptım. Ben bugün çok yolcu bir gün geçirmiştim. Ve eve geldiğim zaman seninle bunu paylaşmak yerine tartışmaya girdiğimizde... ...sana aslında seni hiç hak etmediğin o cümleleri söyleyerek sinirimi dışarı vurdum. Ve öyle olunca sana kendini bu ilişkin içerisinde çok kötü hissettirdim.
Gerçekten hatalıyım ve bir daha bu konuda sana karşı daha açık olmak için elimden geleni yapacağım. Beni affeder misin? Kaçımız böyle bir özür duyuyoruz? Kaçımız özür dilendiği zaman o insanın gerçekten samimiyetle bizim karşımızda hatasını kabul ederek... ...bir daha neyi daha farklı yapacağını söyleyerek, yaptığı yanlışa sahip çıkarak bizimle konuştuğuna şahit oluyor? Çok azımız öyle değil mi?
Aile içerisinde büyürken ya da daha sonra gerek romantik ilişkilerimizde gerek arkadaşlık ilişkilerimizde özür dilemekle ilgili çok sıkıntı çekiyoruz. Açıkçası bu podcast'e hazırlık yaparken ben de çok zorlandım. Ama sonunda karşınızdayım ve bu podcast'i çekiyorum. Bugün özür dileme konusunu masaya yatırıyoruz.
Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde... ...özür dilemeyin, Ben Nereden Bileyim diyoruz. Hadi bakalım bu konu hakkında konuşmaya başlıyoruz.
Özür dilemek her ilişki için aslında çok önemli. Her ilişki türü için. Düşününce çocuğumuzla kurduğumuz ilişkimizde de birçok hata yapıyoruz. Ve bazen sırf ebeveyn olarak onun karşısında zayıf gözükmeyelim diye özür dilemeyebiliyoruz.
Ya da mesela iş yerinde çalışma arkadaşlarımıza, bizim altımızda veya üstümüzde çalışan insanlara karşı tavırlarımızda yanlışlar yapabiliyoruz. ...oradaki statümüz zarar görmesin diye... ...veya bir şekilde... ...daha güçlü görünelim diye... ...özür dilemekten imtina edebiliyoruz. Romantik ilişkimizde... ...bunun çok yanlış olduğunu bilsek de... ...bir güç dengesi oluşturmaya çalışabiliyor... ...ve özür dilersek... ...o güç dengesinin güçsüz tarafında olacağımıza inanabiliyoruz.
Arkadaşlık ilişkilerimizde hata yapsak bile özür dilememeyi tercih ediyor. Ve bazen de arkadaşlığımızın gerçekten gözümüzün önünde ölüp gitmesine izin veriyoruz. Bütün bunlar, bütün bu problemler aslında iki kelimeyle çözülebilecek. Özür dilerim.
Ama yapmıyoruz. Neden yapmıyoruz? Neden özür dilemenin bir zayıflık göstergesi olduğuna inanıyoruz? Bu çok önemli bir soru. Podcast içerisinde buna mutlaka değineceğim. Podcast içerisinde çok özür dilemenin de bir problem oluşturabileceğine değineceğim. Nasıl özür dileriz veya nasıl özür dilememeliyiz? Bunlar hakkında da konuşmayı planlıyorum.
Ama şuradan aslında başlamak istiyorum. Özür dilemek, ben çok kötü bir insanım ve çok beceriksizim. Bu ilişkiyle beceremiyorum demek değil. Özür dilemek aslında çok insani bir yerde olduğumuzu karşımızdaki insana gösteren bir şey. Ben bir insanım ve tabii ki hatalar yapabiliyorum.
Bu hatalar benim çok kötü bir insan olduğumu göstermiyor. Bu hatalar benim zaman zaman yanlış davranışlar yaptığımı gösteriyor. Sen bu özrü kabul etmeyebilirsin. ...özür dilerken aslında karşımızdaki insanı değiştiremeyeceğimizi de... ...bilerek özür dilememiz lazım. Yani karşımızdaki insan bizim özrümüzü kabul etmeyebilir. Karşımızdaki insan... ...biz ne kadar samimi olursak olalım... ...bizim samimiyetimize inanmayabilir. Ama özür dilemek aslında karşımızdaki insan için değil... ...kendimiz için de yaptığımız bir şey olmalı.
Aslında tam da bu noktada neden ve nasıl özür dilemeliyim sorusuna gelmeli. Yani eğer yaptığımız davranış bizim kendilik kavramımız içerisinde... ...güzel bir yer edinmiyorsa, yani ben gizem olarak... ...bu davranışı gösterdiğim için... ...bu benim kafamdaki gizem kavramında... ...yalnızsa, ben bu davranışı gizeme yakıştıramıyorsam... ...gizem için uygun bir davranış olarak görmüyorsam... ...o zaman benim bu davranış için özür dilemem gerekiyor. Karşımdaki insanı kırdığımdan, incittiğimden, bağımsız olarak... Benim kendi kimliğimle barışabilmem için özür dileyebilmem lazım. Birçoğumuzun özür dileyemeyip, ...kin tuttuğu veya özür dilemeyip... ...beli tartışmalardan dolayı kaybettiği ilişkilerden sonra... ...tuttuğumuz yasın içerisinde bu da var. Ben bu muyum gerçekten? Bunun böyle olmasına ben mi izin verdim? Benim davranışım mı sebep oldu? Bu davranışı ben kendilik kavramı içerisinde görüyor muyum? Kapsayabiliyor muyum? Kendimi ben bu halimle kucaklayabiliyor muyum?
Bu tartışımdan dolayı ben kendimden özür dileyebiliyor muyum? Diyelim ki partnerime kötü bir söz söyledim ve bu sözü söylediğim zaman onu çok incittim. Sadece onun kalbini kırmakla kalmadım, öyle bir sözü söyleyebilen bir insan oldum ben. Ve böyle bir partner olmak, benim bir partner olarak... ...kendimden beklediğimden çok farklı. Ve ben kendimi böyle bir partner olarak görmek istemiyorum. İşte tam da bu noktada özür dilemeyi bilmem gerekiyor. Maalesef biz büyürken... ...belki kültürel sebeplerle, belki başka sebeplerle... ...ailelerimiz içerisinde bizden çok fazla özür dilenmedi.
Bir yanlış yapıldığı zaman, eğer bu yanlış ebeveynlerimiz tarafından yapıldıysa, o yanlış görmezden gelindi, yok sayıldı, üstü kapatıldı. Gerçekten kaçımız ebeveynlerimizden özür dilerim kızım, özür dilerim oğlum, özür dilerim tatlım. Ben yanlış yaptım, sana gereksiz yere bağırdım ya da senin anlatmak istediğini anlamadım, o yüzden bu şekilde tepki verdim gibi bir özrü duyduk. Çok azımızdır eminim ki bunun cevabı.
Bunu yapabilen ebeveynleriniz vardıysa çok şanslısınız. Demek ki bu podcastta onu da söylemiş olayım. Ama şimdi bugünkü öğretilerde biz ebeveynlere mutlaka çocuklarından özür dilemeleri gerektiğini ebeveynlere bunları anlatmaya çalışıyoruz. Yanlış yaptıysanız çocuğunuzdan özür dileyin. Çocuğunuz sizin bir insan olduğunuzu,
Hata yapabildiğinizi ama hata yaptıktan sonra bu hatayı görüp bu hata için sorumluluk aldığınızı mutlaka görsün diyoruz. Çünkü ancak ebeveynlerinin gerçekten özür dileyebildiğini gören çocuklar büyüdüklerinde bunu anlayabiliyorlar. Özür dilemek kötü bir şey değil. Özür dilemek aslında beni zayıf, güçsüz, ...ya da hiçbir şeyi beceremeyen bir insan pozisyonuna sokmaz. Özür dilemek beni ancak daha güçlü, daha saygın, daha iyi bir insan yapar aslında.
Özür dilediğimiz zaman karşı tarafa aktardığımız şey... ...gerçek bir empati. Gerçek bir pişmanlık. Gerçek bir durumu düzeltme çabası. Yani ben bir hata yaptım ve bu hatamı görüyorum. Bu hatamdan dolayı kendimi gerçekten çok kötü hissediyorum. Seni incittiğim için, sana kendini değersiz hissettirdiğim için... ...çok pişmanım ve bununla ilgili bir...
...tamir etme çabasında bulunmak istiyorum, diyoruz. Ve bu tamir etme çabasının ilişkiler için ne kadar kritik olduğunu o kadar çok araştırma gösteriyor ki. Bir podcastımda bahsetmiştim, sanıyorum doğru tartışmayı ben nereden bileyim podcastındaydı. Sağlıklı ilişkiler için ona bir kuralı var diye.
Hatta beşe bir stabil tutar ama en iyi ilişkiler ona bir kuralını uygular demiştim. Düzenli dinleyenler hatırlayacaktır. Bu kuralda şunu söylüyoruz. İlişkilerde her bir yanlış davranış için, her bir negatif davranış için... ...stabil olması için beş, daha da iyi bir ilişki olması için on pozitif davranış gösterilmeli.
Ve bunun aslında altında yatan şey, her bir hata için onu düzeltme çabasında bulunduğumuz 10 iyi davranış. Ve tabii ki bu bir özür dilerim tabirini de kapsıyor. Özür dilerim. Seni incittim. Şimdi bunu tamir etmek için ne yapabilirim? Sana kocaman sarılabilirim. Sana kendini iyi hissettirebilirim.
Sana şu anda modunun düşmesine ben sebep oldum. Gel seni dışarı çıkartayım. Beraber deniz kenarında bir yürüyüş yapalım. Gel sana bir kahve ısmarlayayım. Konuşalım ve sakinleşelim. Gel seni göğsüme bastırayım. Birlikte huzur bulalım. Çünkü yanlış bir yere gitti bu konuşma ve benim hatamdı bu. Bunların hepsi aslında oradaki olumlu davranışların içerisinde. Ve dikkatinizi çekiyorsa buradaki bütün mesele içerisindeki samimiyet. Ben yanlış yaptım ve bu yanlışı düzeltmek için buradayım.
Bu yanlış yaptığımın arkasında bahaneler yok. Yanlış yaptım çünkü sen beni çok kızdırdın. Eğer sen böyle böyle yapmasaydın ben bunu asla söylemezdim. Senin böyle davranacağını hiç düşünmemiştim. O yüzden böyle bir tepki verdim. Bunlar işin bahane kısımları aslında. Çünkü karşımızdaki insan ne yaparsa yapsın, duygu regulasyonunu doğru becerebildiğimizde... ...özür dileyebilecek durumları, özür dilememiz gereken durumları. Çok özür dilerim. Ben de özür dilemiş oldum. Çok daha az yaşıyoruz aslında.
Tabii ki şunu söylemeye çalışmam. Hiç özür dilememiz gereken bir duruma düşmeyelim değil. İnsanız ve tabii ki düşeceğiz. İnsan ilişkilerinde hata yapmak son derece normal, son derece insani. Burada yanlış yaptığımızı hızlıca fark edebilmek ve bunu telafi edebilmek önemli olan. Duygu regulasyonu daha iyi yapmayı başardığımızda... ...kendi duygularımızın daha çabuk farkına vardığımızda...
...tetikleyicilerden daha çabuk uzaklaşabiliyoruz. Hem de oldu da tetiklendiysek... ...oluşan olumsuz duygumuzu daha hızlı yöneterek... ...o duygunun geçmesini daha kolay sağlıyor. Ve arkasından da duygumuzun farkında olduğu için... ...özür dileme davranışına daha hızlı girebiliyoruz. O yüzden aslında duygu regulasyonu geliştirmek... ...özür dilemek için de çok önemli.
Şimdi özür dilemek konusunda konuşurken çok önemli bir konu aslında kalp kırıklığı konusu. Kalp kırıklığı konusu hakkında ben çok yazıyorum. Sosyal medyada beni takip ediyorsanız denk gelmiş de olabilirsiniz. Çünkü kalp kırıklığı konusu hakkında çok geniş bir literatür de var. Kalp kırıklığı literatürü şunu söyler. Kalbimiz en çok kendimize ilişki içerisinde daha değersiz hissettiğimizde kırılır.
Başka bir deyişle diyelim ki ben karşımdaki insanın bana asla sesini yükseltemeyeceğini düşünüyorum. Yükseltmeyeceğini düşünüyorum. Kıyamayacağı için yükseltemeyeceğini düşünüyorum. Ama ondan sonra o insan bir gün bir tartışma esnasında bana avaz avaz bağırmaya başlıyor. Ve ben kendimi gerçekten çok değersiz hissediyorum bu ilişkinin içerisinde.
Bu işte kalp kırıklığı. Tam olarak kalp kırıklığı bu şekilde tecrübe ediliyor. Ya da mesela karşımdaki insanın bana hiçbir zaman yalan söylemeyeceğini düşünüyorum. Beni hiçbir zaman kandırmayacağını düşünüyorum. Benim güvenimi hiçbir zaman sarsmayacağını düşünüyorum. Ama sonra bu insan bunların herhangi bir tanesini yapıyor. Ve böyle olduğunda ben kendimi ilişki içerisine inandığım konumdan daha aşağıda bir yerde buluyorum.
Kalp kırıklığı yaşadığım noktada... ...karşımdaki insanın davranışları bundan sorumlu. Yani ben bu bana gösterilen davranıştan dolayı kırgınım şu anda. Ve kalp kırıklığımın geçebilmesi için... ...karşımdaki insanın bu davranışlarının sorumluluğunu alması lazım. Çok özür dilerim. Sana bu konuyla ilgili asla yalan söylememem gerekiyordu. Yalan söylememin arkasında şu şu şu sebepler var.
Bunların hiçbiri yalan söylememi meşru kılmaz. Ve sana bunun neden çok kötü hissettirdiğini çok iyi anlıyorum. Senin güvenini sarsmış olduğumu çok iyi anlıyorum. Bundan sonra sana karşı hep dürüst olacağım. Ve senin güvenini tekrar kazanmak için elimden gelen gayreti göstereceğim.
Şimdi bakın, bu özürde birden çok şey var. Bir tanesi... ...karşımdaki insanı... ...ne açıdan kırdığımı söylemiş oluyorum. Senin güvenini sarstım, bu benim yanlışımdı. Sana hiç yalan söylememiş olmam gerekirdi. Bu benim pişmanlığım. Bundan sonra sana karşı hep dürüst olacağım. Nasıl tamir edebileceğimi söylemiş oluyorum özrün içerisinde.
Bu noktadan sonra bu özrün samimiyetini... ...ve bu özrün gerçekten bu ilişkiyi kurtarıp kurtaramayacağını... ...ya da ilişkiyi demeyelim de bu tartışmayı kurtarıp kurtaramayacağını... ...siz belirleyebilirsiniz. Ama gerçek bir özür önce dilenmeli de... ...arkasından o özrü kabul edip etmemek konusu konuşulmalı.
Maalesef o zaman karşımızdan aldığımız özürler bizi tatmin etmiyor. Karşımızdaki insan şöyle şeyler söyleyebiliyor. Böyle hissettiğin için özür dilerim. İyi ama benim hissettiğim, ben bunu durup dururken hissetmedim ki sen bana böyle hissettirdiğin için böyle hissediyorum.
Eğer bir şey bir şey yaptıysam özür dilerim. Bunu yapmış olduğun için ben zaten kendimi kötü hissediyorum. Belki de şöyle şöyle yapmamalıydım. Ya da belki de şöyle şöyle yapmalıydım. Yani burada bu özrünün yeterince iyi düşünülmediğini gösteren bir davranış. Özür dilerim ama sende böyle böyle davrandığın için mi bu oldu?
Orada zaten özür durmuyor, geri alınmış oluyor. Ya da artık durumdan sıkılmış olan kişi... ...sanki özürleyip buradan kurtulmak için, peki tamam özür dilerim. Ya da bugüne kadar geçirdiğimiz zamanların hatrına senden bir özür dileyim. Ya da beni biliyorsun, ben zaten hep böyleyim.
Bunların hiçbiri gerçek özürler değil aslında. Gerçek özür. Birincisi ama kelimesini kullanmaz. ...senin böyle hissetmene sebep oldum diye hatayı üzerine alır. Böyle hissettiğim için özür dilerim değil, sana böyle hissettirdiğim için özür dilerim. Arkasından burada herhangi bir şekilde zor bir konuşma olmasından kaçınmak için veya durum kapatılsın diye...
Yapılmaz. Gerçekten üzerine biraz düşünüldükten sonra, neleri yanlış yaptım ve bu durumu telafi etmek için neler yapabilirim muhasebesi yapıldıktan sonra dilenen özürler gerçekten çok daha iyidir. Çünkü çoğu zaman biz özrü durumu bir an önce kapatmak veya problemin aslında çok da önemli olmadığını karşı tarafa hissettirmek için özür diliyoruz. Halbuki bunlardansa karşı tarafı gerçekten gördüğümüzü duyduğumuzu hissettiren özürler çok kıymetli. Peki neden özür dileyemiyoruz? Özür dilemekle ilgili meselemiz nedir?
Çoğumuz özür dilemeyi bir zayıflık olarak görüyoruz. Yani nedense kendimizi göstermek istediğimiz kişi, ilişkilerde hiç hata yapmayan, zaten yaptığı her davranışı düşünerek yapmış olan bir kişi. Ama bu doğru mu? Gerçekten her davranışımızın üzerine düşünemek mi hareket ediyoruz? Yok, hiç de öyle değil. Spontan ya da impulsif davranışlarımız olabiliyor. Bu dürtsel davranışlarımızın...
...altında o an, mesela irademizin zayıf olması... ...çok stresli olmamız, çok öfkeli olmamız... ...çok yorgun olmamız, hasta olmamız, birçok sebep yatıyor olabilir. Bunlar da son derece insani. Ve bunları yapmayan bir insanda yok zaten. O yüzden bu durumları kabul edip... ...bu durumların bizi zayıf ya da dayanıksız yapmadığını... Fark ettiğimizde özür dilememiz gerçekten çok daha kolay oluyor. Bazen özür dilemeyi bir gurur meselesi olarak alıyoruz. Yani kendi eylemlerimizin sorumluluğunu almak istemiyoruz. Özür dilemeyi, gururumuzu sarsıcak bir davranış olarak görebiliyoruz. Halbuki özür dilemek aslında bizi ilişkide daha saygı duyulan bir pozisyona bile getirebiliyor. Çünkü karşımızdaki insana
Birincisi hatalarımızı görebildiğimizi, ikincisi sorumluluk alabildiğimizi gösteriyoruz. Yani hatalı olduğumuzu kabul etmek aslında karşımızdaki insana... ...bizim kendini tanıyan ve kendisiyle yüzleşebilen bir insan olduğumuzu gösteriyor. Bazen farkındalık eksikliği çekebiliyoruz. Yani...
Ben ne yaptım sorusunun cevabının farkında olmuyoruz. Ya da karşımdaki insanı ne hissettirdim sorusunun cevabını veremiyoruz. Empati konusunda eksik olabiliyoruz. Burada sanırım bu durumu en iyi çözebilecek şeylerden bir tanesi farkındalık eksikliğimizi. Karşı tarafı dinlemekle ilgili becerimizi biraz daha geliştirmek. Yani karşı tarafı görebilmeyi, hissedebilmeyi, duyabilmeyi daha iyi yapabilirsek... ...onda yarattığımız tahribatı, davranışlarımızın onda yarattığı tahribatı çok daha iyi anlayabiliyoruz.
Bu konuda da empati kurmakla, aktif dinlemekle, farkındalık kazanmakla ilgili yapabileceğimiz en iyi şeylerden birinin psikolojik destek almak olduğunu düşünüyorum. Bizim terapi almakla ilgili bence şöyle bir yanılgımız var. Terapi aldığımız zaman biz sadece kendimize dair farkındalık kazanmıyoruz. Aslında terapi aldığımız zaman etrafımızdaki insanları da daha iyi algılayabiliyor. Onların da işaretlerini çok daha rahat okuyabiliyoruz. Yani duygusal zeka dediğimiz hem kendi duygularımızın hem de karşımızdaki insanların... ...duygularının farkında olmak, onları anlamlandırabilmek, onları yönetebilmek konusunda... ...çok daha iyi bir yere geliyoruz. Yani duygusal zekamızı geliştiriyoruz aslında terapiyle. Tam bu noktada... ...bugünkü podcast'ımızın sponsoru Highwell'den bahsetmek istiyorum sizlere yine.
Daha önce HiWell hakkında konuştuğum olmuştu. Oradan hatırlayabilirsiniz. Ya da ilk defa bu podcast'ı dinliyorsanız... ...yine ufacık bir bilgi vermek istiyorum. HiWell, bir online terapi uygulaması... ...sizin ihtiyaçlarınıza yönelik bir uzman psikologla eşledikten sonra... ...sizin aslında tamamen sistem üzerinden... ...olukça güvenli bir şekilde online terapi almanızı sağlayan bir uygulama.
Bünyesinde barındırdığı bütün psikologlar, birçok farklı ekolden, birçok farklı okuldan psikolog var. Bünyesinde barındırdığı bütün psikologları özel tabii ki süreçler sonucunda seçiyor. O yüzden de eşleştiğiniz psikoloğun gerçekten doğru eğitimleri almış olduğundan emin olabiliyorsunuz. Ücret anlamında da ciddi kolaylıklar sağlıyor. Bugünkü podcastımızda da size High Value indirimini kullanmanızı sağlayabilecek bir kod da vermek istiyoruz size. Bu podcastın tanımına bakarsanız bu indirim kodunu da kullanabileceksiniz High Value indirdiğinizde. Onu da buradan iletmek istiyorum.
Şimdi geri dönelim ve özür dilemekle duygusal zeka arasındaki bağlantıyı da konuşmuşken özür dilemenin ilişkilerimiz için sağladığı bir başka faydayı da konuşalım istiyorum. Bu da ilişkinin sınırlarını baştan tanımlayabilmek aslında. Yani biz ilişkilerde özür dilediğimiz zaman karşımızdaki insanla bir nevi şunu konuşmuş oluyoruz. Bu ilişki neleri tolere edebilir ve neleri tolere edemez. Mesela diyelim ki sesimizi yükselttiğimiz için özür dilediğimiz zaman aslında karşımızdaki insana şunu söylemiş oluyoruz. Haklısın bu ilişki
Bağırmayı tolera etmeyen bir ilişki. Bizim birbirimize gösterdiğimiz saygı çerçevesinde birbirimize bağırmamamız gerekiyor. Ya da haklısın bu ilişki herhangi bir şekilde iki tarafın birbirinin güvenini sarsmayacağına dair birbirine... ...açık veya üstü kapalı bir söz verdiği bir ilişki. O yüzden ben senin güveni sarsacak bir harekette bulunarak çok büyük bir yanlış yaptım. Bundan sonra biz bu ilişkinin sınırlarını tekrar koymuş olduk... ...ve bir daha aslında bu güveni sarsacak bir davranışta bulunmayacağım.
Şimdi burada tabii ki hakkınızda şöyle bir sorunun oluşmuş olabileceğini tahmin ediyorum. Yani karşıdaki insan benden bu şekilde özür diledi, diliyor. Ama aynı davranışı, aynı yanlışı tekrar yapıyor ya da yapabilir. O zaman ne yapmalıyım? Bu aslında çok büyük ölçüde sizin kararınıza kalmış durumda. Yani bir özür dilendiğin zaman, o özrün telafisinin geleceğine... ...o özrün değil, o davranışın telafisinin geleceğine demek istedim tabii ki.
Ve o özür dilenen davranışın tekrarlanmayacağına dair siz karşı tarafa güvenmeye başlıyorsunuz. Ama eğer bu anlamda güveniniz sarsılıyorsa, o zaman belki de bu insan gerçek anlamda sizden özür dilemiyor. ...veya gerçekten nerede yanlış yaptığının farkında değil. Ya da belki de gerçekten bu davranışını telafi etmeyi başaramıyor. Şimdi böyle bir durumda bu ilişkide kalmayı... ...mutlaka bence bir değerlendirmeniz lazım. Gerçekten kaç defa daha... ...aynı davranışı affedip o ilişkin içerisinde kalabilirsiniz. Bu tabii ki sizin kararınız.
Ama yapılan davranışın büyüklüğüne göre bir kere olsun bir davranışın telafisine izin vermek de genellikle ilişkilerde bizi iyi hissettiren bir durum. Çünkü aksi takdirde bir ilişkide hiç hataya yer olmadığını söylemiş oluyoruz. Ve nasıl insanlar mükemmel olamıyorsa ilişkiler de mükemmel olamıyor. Tabii ki hatalar yapılacak. Ama burada telafi edilebilir hatalar var, telafi edilemez hatalar var. Mesela her zaman söylediğim gibi şiddet içeren davranışlar benim... Mezdimde veya aslında bence herkesin mezdinde de öyle olmalı. Telafisi olmayan davranışlar. Ama bunun dışında başka bazı davranışların telafisi olabilir. Ve bu sizin insetifinize kalmış durumda. Gerçekten bu insanı özründen sonra affedecek misiniz?
tekrar ilişkiye veya ilişkideki mutluluğunuza bir şans verecek misiniz? Burada özrü kabul etmekle ilgili şunu da söylemek istiyorum. Yani bir özrü kabul etmek o davranışı hoş gördüğünüzü gösteren bir şey değil aslında. Bir özrü kabul etmek, tamam bu davranışın yanlış olduğunu şimdi birlikte seninle kabul ettik. Bundan sonra senin bu davranışı tekrarlamayacağın üzerine anlaştık demek.
O yüzden biz özrü kabul etmekte de zorlanabiliyoruz ya. Sanki özür dediğimde, affettiğimde ben bu davranışı hoş gördüm gibi düşünebiliyoruz ya. Hayır, öyle değil aslında. Hatta burada şuna da değinmek istiyorum. Bir insanı affetmek, sanki o davranış hiç yaşanmamış gibi hareket edeceğimiz anlamına da gelmiyor. Çünkü o davranış bir kere yaşandı, bir kere işlendi bizim arşivlerimize.
Tabii ki o darmanışı tekrar tekrar gündeme getirmek doğru değil ama o darmanışın bir izinin kaldığını da her iki tarafın da kabul ettiğini varsayabiliriz. Bu arada bir insanı affetmek, bir insanın özrünü kabul etmek o insanla ilişkinizin tekrar eskisi gibi olacağı veya olmak zorunda olduğu anlamına gelmiyor. Yani şöyle bir soru gelmişti sosyal medyadan. Belki dinleyenlerin hakkında da oluşmuştur diye söylemek istiyorum. Diyelim ki bir ilişkiniz vardı, bir arkadaşlığınız vardı ve bu arkadaşlığınız yıllar önce bitti. Beş sene geçti üzerinden. Ve siz bu insanı çok özlüyorsunuz. Arkadaşlığınızı çok özlüyorsunuz. Ama bir yandan da biliyorsunuz ki tekrar o arkadaşlığı kurmanız çok zor. Ama bir yandan da o arkadaşlığın içerisinde yaptığınız bir hata var. Ve o hatayı yapmış olmaktan dolayı da pişmansınız. Özür dilemeli misiniz?
Bu soru mesela önemli bir soru ve bence cevabı evet. Eğer podcast'ın başına dönüyorum aslında, oradan tekrar alıyorum ve şunu söylüyorum. Eğer o arkadaşlığınız içerisinde yaptığınız davranış sizin kendi arkadaşlık çerçevenizde... ...uygun bulmadığınız bir davranışsa... ...üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin... ...bir özür dileyebilirsiniz. Bu özür dilerken... ...arkadaşlarınızın tekrar eskisi gibi olmayacağını da... ...bilebilirsiniz. Yani beklentinizi... ...bu noktada tutabilirsiniz. Bunlar hala... Bence size kendinizi iyi hissettirecek şeyler. Biz biliyoruz ki içimizde tuttuğumuz, hayata geçiremediğimiz davranışlar... ...yani keşke şöyle yapsaydım dediğimiz davranışlar... ...bize en çok zarar veren, bize en kötü hissettiren davranışlar. O yüzden hiçbir özür için geç olmadığını düşünüyorum ben.
Bununla birlikte yine şöyle bir soru gelmişti, ona da cevaplamak isterim. Özrü nasıl dilemeliyim? Yani yüz yüze mi olmalı, mesajlı olabilir mi? Mümkün olduğu kadar yazılı özürlerden, mesaj üzerinden yapılan özürlerden kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum. En iyi özür, yüz yüze edilen özür.
Çünkü gözümüzün içinde, elimizin duruşunda, sesimizin tonunda, yüzümüzdeki ifadede... ...aslında karşımızdaki insana bir paket halinde belki... ...kendimizi ne kadar kötü hissettiğimizi, ne kadar pişman olduğumuzu aktarabiliyoruz. Ama bu bir yazılı metin olduğunda karşı tarafa tam geçmeyebiliyor hislerimiz.
Ama yüz yüze görüşme şansınız yoksa, o zaman belki bir görüntülü görüşme, o da olmuyorsa telefonda görüşme, o da olmuyorsa bir sesli mesaj. Yani metnin dışına çıkabildiğiniz bir başka ipucunu, sesinizin tonu olsun en azından ekleyebildiğiniz bir yöntemi tercih etmenizi mutlaka tavsiye ederim bu noktada. Bir de son olarak çok fazla özür dilemek hakkında da konuşmak istiyorum. Ondan sonra da bitirelim podcast'ımızı. Neden çok fazla özür diliyoruz? Çok fazla özür dilemenin arkasında genellikle ortadaki problemin üstünü kapatmak. ...aman ağzımızın tadı kaçmasın demek. Veya ilişkiyi o mükemmel halinden sanki... ...ilişkinin mükemmel hali bozulmasın gibi bir duyguyla da yapabiliyor insanlar. Bir de karşımızdaki insanların bizi hep çok nazik... ...çok kibar, çok iyi bir insan olarak tanımlamasını istiyoruz. Bundan dolayı da yapabiliyoruz.
Bir de tabii ki öz saygımızın düşük olması. Yani kendimizi değersiz hissetmemiz, kendimizle ilgili olumsuz düşüncelerimiz de ortamdaki hatayı mutlaka bizim üstlenmemiz gerektiği inancına sebep olabiliyor. Şunları söyleyerek aslında devam edeyim. Biz özür dileyeceksek, Ancak şunlar için özür dilemeliyiz. Bizim yaptığımız şeyler, bizim kontrolümüzde olan şeyler... ...bizim yarattığımız durumlar. Bunlardan dolayı özür dilemeliyiz. Ama bizim yapmadığımız, bizim kontrol edemeyeceğimiz... ...başka insanların yapmış olduğu... ...durumlar hakkında özür dilememiz gerekmiyor. Bizim...
Bunlardan dolayı özür dilemeye başladığımız noktada aslında kendimize olan saygımız da azalıyor. O yüzden şunu da hatırlamamız lazım. İhtiyaçlarımız var. Tercihlerimiz var. Başka insanlardan farklı düşüncelerimiz var. Başka insanlardan farklı duygularımız var. Ve bunlardan dolayı özür dilememiz gerekmiyor.
özür dilememiz gereken darbanışları veya durumları ayırt edebilmek de bizi daha olgun bir insan yapıyor ve daha sağlıklı ilişkiler kurmamıza yardımcı oluyor. Umarım bu özür dilemekle ilgili podcast hoşunuza gitmiştir. Kafanızdaki sorulara cevap olmuştur. Bir sonraki podcastın konusuna henüz karar verememiş olduğum için eğer önerileriniz varsa bana her zaman sosyal medya üzerinden yazabilirsiniz. Her zaman olduğu gibi beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Hepinize kocaman sevgilerimi yolluyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.