
2.503 kelime · ~13 dk okuma
Hiç sizi mutsuz eden bir ilişkiden vazgeçemediğiniz oldu mu? Ya da çok isteyerek girdiğiniz... ...ama artık ayaklarınızı sürüyerek gittiğiniz bir işten vazgeçemediğiniz. Çok isteyerek girdiğinizi zannettiğiniz bir bölümde... ...mutsuz olduğunuzu fark ettiğinizde... ...yine de kendinize o bölümü bitirmeye zorladığınız.
veya mesleğinizi yapmaya başladıktan sonra onun tam ortasında ben ne yapmışım ya ben hiç mutlu değilim ki dediğiniz ama yine de o mesleği sürdürmeye devam ettiğiniz. Vazgeçmek hiç kolay değil öyle değil mi? Ben nereden bileyim'in 13. bölümünde vazgeçmeyi ben nereden bileyim diye soruyoruz.
Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim'in bu bölümüne siz de hoş geldiniz. Vazgeçmek gerçekten aslında çok zor bir kavram. Üzerine düşünmesi de zor. Yaşaması da zor. Düşününce aslında anlatması da zor. Bugün bu podcastı kaydetmeye karar verdiğimde vazgeçmek üzerine düşünürken
O kadar çok farklı bağlamda vazgeçebileceğimizi... ...veya vazgeçmekten kaçınabileceğimizi fark ettim ki... ...bölümü hangi konulara daha fazla odaklıyım diye düşünmekten bir türlü başlayamadım. Şimdi baktığımız zaman vazgeçmeyi genelde romantik bağlamda anlıyoruz. Bir ilişkiden vazgeçmek gibi, bir kişiden vazgeçmek gibi. Mutsuz olduğumuz bir durumu sürdürmek gibi.
Aslında bir işten, bir dersten, bir idealden vazgeçemeyebiliyoruz. Bazen bir okuldan, bazen bir daireden, bazen bir meslekten veya bir parktan vazgeçemeyebiliyoruz. Vazgeçmemek için çok haklı sebeplerimiz olabiliyor. Ama bazı durumlarda vazgeçmemek bize vazgeçmekten daha fazla zarar veriyor.
Yani tuz olduğumuzu, bunun bize iyi gelmediğini gördüğümüz halde... ...bir şeyi sürdürmeye devam ettiğimizde... ...aslında bu bir başarı, bu bir güç hikayesi değil. Tam tersi aslında bir kopamayış... ...ya da bir... ...içinde kalmaya devam ederek kendimize zarar veriş hikayesi olmaya dönüşüyor. O yüzden de doğru zamanda vazgeçmeyi öğrendiğimizde... ...kendimize çok büyük bir iyilik ediyoruz.
Peki... ...vazgeçmenin altında neler var? Mesela en önemlisi... ...ben bu ilişkiye, bu işe, bu mesleğe, bu bölüme, bu okula... ...çok fazla yatırım yaptım. Çok fazla zaman harcadım. Kimi zaman para yatırdım. Ve buradan çıkarsam... ...şu ana kadar buraya koyduğum her şeyden vazgeçmek zorunda kalacağım. Duykusu var.
Bizim bir iş için veya bir ilişki için verdiğimiz emekler zaten verilmiş durumda. Ve bu emeklerden bugün vazgeçmediğimizde... ...kalmaya devam ettiğimizde... ...aslında oraya daha fazla... ...bazı ...maliyet yapıyoruz. Ve daha emeklerden fazla vazgeçmediğimizde... ...bazı emeklerden ...bazı emeklerden vazgeçmediğimizde... şeyi... ...geride bırakmamız zorlaşıyor. O yüzden de... ...şu ana kadar verdiğim emekler boşa mı gitsin dediğimizde... ...aslında... ...daha da fazla emeği oraya harcayacağımızı garanti etmiş oluyoruz. Yine de... ...bazen kıyamıyoruz. Kendimizi hatalı görüyoruz. Ben şunları farklı yapsam kesin düzelir diyoruz.
Ama ya sonrasında çok pişman olursam, diyoruz. Ve bu soruları sordukça... ...içinde bulunduğumuz durumlardan bir türlü vazgeçemiyoruz. Hadi gelin... ...bir bunların hepsine tek tek değinelim. Mesela kıyamamak. Bu kıyamamanın altında... ...ben onu çok seviyorum, ben bu işi çok seviyorum... ...ben bu okulu çok seviyorum... ...ah ben burası için ne yemekler harcadım... ...bunların hepsi var tabii ki. Ama bir yandan da mesela kıyamadığımız o ilişki... ...belki bugün bizim öz saygımızı o kadar tüketiyor ki... ...bu ilişkiden doğru zamanda çıkmayı başarırsak... ...öz saygımızı çok daha çabuk toparlayabileceğiz.
Ya da belki kıyamadığımız o okul... ...şu anda bizden o kadar çok şey götürüyor ki... ...belki daha erken o okulu bırakabilsek... ...bir an önce... ...yeni bir hazırlık yapıp... ...yeni bir okulda kendimizi çok daha mutlu isterek başlayabileceğiz.
...veya kıyamadığımız o iş... ...şu anda bizim o kadar çok şey götürüyor ki... ...eğer bu işi bu noktada bırakabilsek... ...şu ana kadar yaptığımız yatırım belki gidecek... ...işte batık maliyet... ...ama bir yandan da bu işe daha fazla para yatırmayacağız... ...daha fazla emek harcamayacağız... ...ve bütün birikimimizi, deneyimimizi... ...başka bir işte daha anlamlı bir şekilde kullanabilir hale geleceğiz.
Belki mesela mobbing'e uğradığımız işte veya... ...biz artık kendimizi hiç yetkini hissettirmeyen o işte durmamış olacağız. Ve kıymetimizin çok daha fazla bilindiği bir yerde devam edebiliyor olacağız hayatımıza.
Peki ya kendimi hatalı görmek konusu? Yani bu iş bir türlü ilerlemediyse kesin benim hatam vardır. Ben eğer daha fazla emek harcasaydım, sabahları daha erken kalksaydım... ...ona şu şu şu şekilde konuşmasaydım... ...ya da o kadar farklı konuyu düşünüyorum ki zihnimde vereceğim... ...vermeye çalışan örnekler de o yüzden çok geniş kapsamlı oluyor.
Ya da mesela şu şu eğitimleri alsaydım daha farklı olabilirdi diye düşünüyoruz. Peki neden biz hatalı olmak zorundayız? Yani bizim... Hatamız tabii ki var. Ben burada her zaman söyleyeyim bir şeydir. Yürümeyen herhangi bir durumda... ...bu romantik ilişki olsun, bir iş ilişkisi olsun... ...bir okulla olan ilişkimiz olsun hiç fark etmez. Bizim de tabii ki bununla bir payımız var. Bir şeyleri daha farklı yapsak... ...günün sonuna daha farklı hissedebiliriz.
Ama diğer taraftan bugüne kadar yaptıklarımızı yapmış durumdayız. Ve daha farklı yapsaydım durum daha farklı olurdu diye düşündüğümüz noktada... ...aslında elimizde tek bir seçenek var. Daha farklı yapsaydım diye düşündüğümüz şeyleri bir denemek. Ama çoğu zaman durum şöyle oluyor. Biz sadece kendimizi kontrol edebiliyoruz.
Yani bu kontrol meselesi zaten vazgeçmek konusunda çok önemli bence. Ben hayatta neleri kontrol edebilirim? Ben mesela beni mutsuz eden patronumu kontrol edemem. Ben mesela sevmediğim bölümde ders veren hocaları veya...
...bölümde açılan dersleri kontrol edemem. Ben... ...çok sevdiğim apartman dairemde... ...üst katta, alt katta, yan tarafta... ...oturan komşularımı kontrol edemem. Ben kendime dair bazı şeyleri kontrol edebilirim.
...ama diğer insanları, diğer durumları o kadar kontrol edemem ki... ...kontrol edemediğim unsurlar beni mutsuz ediyorsa... ...ben onları kontrol edebilirim inancından... ...artık kurtulmak zorundayım. Çünkü kontrol edebileceğim tek ama tek şey ben kendimim. O yüzden ben şunları farklı yapsam düzelir dediğimizde... ...ve kendi üzerimize düşeni yaptığımızda... ...durum hala çözülmediyse... ...bunun düzelebileceğine...
İnanmak artık gerçekten gerçekçi olmaktan çıkıyor. Peki ya sonrasında çok pişman olursam düşüncesi? Burada da şöyle bir şey var bence en çok. Ya içinde kalırsanız daha çok pişman olursanız?
Ya bu durumun içinde kalarak kaybettiğiniz fırsatlar çok daha önemliyse? Yani başka bir deyişle geçmişe kıyamadığınız için gelecekte başınıza daha iyi şeyler gelme ihtimalinden vazgeçiyorsunuz bu durumu sürdürerek. Bu yine bir ilişki olabilir. Belki bugüne kadar bu insanla çok güzel zamanlar geçirdiniz. Ama artık bu ilişkin içerisinde mutlu değilsiniz. Çok kavga ediyorsunuz. Çok toksik durumlar yaşanıyor. Kendinizi hiç iyi hissetmiyorsunuz. Ben bu insanda çok mutlu olmuştum. Ya dışarıda beni bu insandan daha mutlu edecek biri bulamazsam düşüncesini... ...aklınızdan geçirdiğinizde... ...şu soruyu da sormayı düşünmeliyiz bence.
Ya dışarıda beni bundan daha az mutsuz edecek biri varsa? Tabii ki ilişkileri sadece daha az mutsuz olmak üzerine kurmamalıyız. Ama bu soruyu da mutlaka sormalıyız. Dışarıda beni bu insandan daha mutlu edecek bir ilişki var mı?
Ve dışarıda beni bu insana daha az mutsuz edecek bir ilişki var mı? Çünkü ilişkiler iyiyken zaten çok iyi. Kötüyken ne kadar kötü. Eğer mutsuzsanız ve mutsuzluğunuz süre geliyorsa... ...ve siz elinizden gelen her şeyi yaptıysanız... ...buna rağmen mutsuzluktan çıkamıyorsanız... Dışarıdaki dünya korkutucu olabilir ama içeride kaldığınız sürece mutsuz olmaya devam edeceksiniz. Aynı şey bir iş için de geçerli. Bugüne kadar ben buraya çok fazla para yatırdım ya da zaman harcadım. Bu işte kalabilmek uğruna birçok şeyden vazgeçtim.
Peki, ama bugün burada kaldıkça daha fazla para kaybediyorum veya burada kaldıkça başka bir yerde kazanabileceğim yetkinlikten, değerden, paradan hepsinden vazgeçiyorum ve burada kalmayı sürdürüyorum. Ama burası artık beni tatmin etmiyor. Burası bana kendimi yetkin ve değerli hissettirmiyor. Burada ben para kazanamıyorum. Her neyse, yani aslında tabii ki herkesin durumu çok farklı. Eğer ben bunun dışına çıktığımda bunları yapabileceksem... ...ama kıyamıyorum, ama çok pişman olursam düşüncesi... ...bizi ancak mutsuz olduğumuz şeyin içerisinde... ...kalmaya sevk ediyor.
Tabii aslında toplum tarafından bize verilen... Her şeyi tamamlamak zorunda olma düşüncesi. Tamamlamanın başarıyı neredeyse tanımlaması da... ...bizim için çok yorucu. Mesela uzun süredir bir ilişkinin içerisindesiniz diyelim ki. Üç yıldır, beş yıldır birliktesiniz varsayalım. Ve mutsuzsunuz, çıkmayı düşünüyorsunuz bu ilişkiden. Ama bir yandan da bu kadar yıldır birliktesiniz. Muhtemelen yakında evleneceksiniz.
Ve bir şekilde evlenmenin başarı olarak tanımlandığı bir toplumda yaşıyorsunuz. O zaman şimdi vaz mı geçmelisiniz? Gerçekten şu noktada mı vazgeçeceksiniz? İşte aslında evet tam da bu noktada vazgeçmemiz gerekiyor. Çünkü daha sonra daha fazla yatırım yaptığımız bir ilişkin içerisinden çıkmaya çalışıyoruz. Mesela evrenlikten sonra boşanmanın daha zor olmasının altında...
Oraya ailelerine dahil edilmesi, bir evin düzenlenmiş olması... ...birçok tanıdık insanın durumdan haberdar edilmesi gibi durumlar devreye giriyor. Belki başlangıçta bunların önemli olduğunu düşünmüyoruz. Ama toplumsal normlar bizi buna sevk ediyor.
Mesela nişanlanan insanlar, mutsuz olduklarını fark ettiklerinde... ...yani nişanlandık, zaten evlilik yolundayız, bir yerini elimde görelim diye düşünüyorlar. Ve vazgeçmiyorlar ilişkilerinden. Ama aslında tam da o noktada belki, ya ben...
...daha da evlenmeyeyim yani nişanlıyken bile kendimi mutlu hissetmiyorum... ...düşüncesine gelebilsek... ...bu durumda daha sonra içinden çıkılması daha zor bir ilişkiye... ...evretmemiş olacağız içinde bulunduğumuz durumu. Aynı şekilde mesela bir okulda okurken... ...diyelim ki daha birinci dönemimizde... ...çok mutsuz olduğumuzu fark ettik.
Devam ettik. İkinci dönemimizde de aynı şeyi hissettik. Artık birinci yılımızın sonundayız ve biliyoruz ki bu bölüm bize hiç iyi gelmiyor. Her ne kadar kalırsak... ...ya tamam bir kere girdim bu bölümü bitireyim.
Ama bu bölümü bitirdiğimiz zaman... ...halihazırda bu bölüme dört sene harcamış olacağız. Bu dört seneyi harcadıktan sonra, diplomamızı aldıktan sonra... ...herkes bizim o bölümde okuduğumuzu bildikten sonra... ...burada tabii ki bir parantez açıp şeyi belirtmek istiyorum. Burada diğer herkesin düşüncelerini önemseyen çok insan var. Ve bu yargılanacak bir şey değil. Hepimizin farklı kişilik özellikleri var. O yüzden bunu da belirtmek istiyorum podcast'ın içerisinde.
Ama bu noktaya geldikten sonra, dört sene sonra, o diplomayı aldıktan sonra... ...o işten vazgeçmek kesinlikle daha zor halde oluyor. O yüzden de... ...vazgeçmekle... ...ben ne zaman bu konu için yeterince emek harcadım... ...ve bu bir yere ilerlemiyor, bana da iyi hissettirmiyor diyebilmek arasında... ...önemli bir fark olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Şimdi... ...bütün bunlardan bahsettiğimde... ...şuna değinmeden geçmek istemiyorum.
Bu soruların cevapları bizim için kolay olmayabilir. Daha önemlisi, bugün podcast'a sorduğum soruları kendimize sormak hiç kolay olmayabilir. Tam da bu noktada bir terapist size çok yardımcı olabilir. Bugünkü podcast'ımız HiVal sponsorluğunda çekiliyor. HiVal, online görüntülü görüşme yöntemiyle terapi alabileceğiniz bir platform.
Sizi, sizin ihtiyacınıza uygun bir uzmanla eşleştiriyorlar ki uzmanlarını da zaten baya aşamalı bir mülakat sürecinden sonra platforma dahil ediyorlar. Arkasından bu uzmanla sabit ve uygun bir ücret karşılığında görüşebiliyorsunuz. High Value, siz de denemek isterseniz, bu podcastta özel bir indirim kodu tanımladılar bizim için. Ve podcastın tanım kısmında bu indirim koduna ulaşabilirsiniz. Terapi neden önemli? Terapi, dediğim gibi, bu podcastta benim size yönelttiğim ve arkasından oluşabilecek birçok soruyu size yöneltebilmeleri için önemli.
Çünkü bu soruları dediğim gibi kendimize soramayabiliyoruz. Veya sorduğumuz zaman aslında verdiğimiz cevapları duymakta güçlük çekebiliyoruz. Ama bunun bir uzman eşliğinde yaptığımız zaman hem soruları sormamız hem de verdiğimiz cevapları duymamız daha kolay oluyor. Peki, ben bu podcastın bu son kısmında yine de belki sizin de kendi psikoloğunuzla çalışabileceğiniz... ...bazı sorular sormak istiyorum. Herkes psikologla görüşemeyebiliyor ve bazılarımız bu soruları kendimize sormayı da seviyoruz.
...ne zaman vazgeçmeli diye soralım. Yani... ...bir işin içerisindeyiz, bir ilişkin içerisindeyiz... ...bir durumun içerisindeyiz, hiç fark etmez. Vazgeçmenin aslında... ...kötü bir fikir olmadığına... ...karar vermek için... ...hangi sorular... ...hangi... ...durumları gözden geçirmeliyiz? Birincisi... ...ben yeterince denedim mi? Umutsuzluğa kapılmadan... ...denemek için gerçek bir çaba harcadım mı? Ama gerçek bir çaba kısmı çok önemli. Laf olsun diye değil. Mesela bir ilişkinin daha iyi hale gelmesi için... ...ben kendi üzerime düşeni yaptım mı? Gerçekten emek harcadım mı? Karşımdaki insanla doğru bir iletişim kurdum mu? O iletişimin sonucunda benim üzerime düşen değişiklikleri yerine getirmeye çalıştım mı? Yoksa gerçekten laf olsun diye bir çaba mı harcadım?
Bu sorunun cevabı şu yüzden önemli. Gerçekten içinize sine sine, ben vazgeçebilirim cevabını verebiliyorsunuz sonunda. Aynı şeyi bir iş içinde düşünebilirsiniz. Mesela mutsuzsanız. Sizinle birlikte çalışan insanlarla konuştunuz mu? Yöneticinizle konuştunuz mu? Aldığınız feedback özelinde gerçek bir çaba harcayarak... ...daha farklı olmasına uğraştınız mı? Eğer cevabınız evetse ve yine de hala aynı durumda hissediyorsanız... ...o zaman belki de vazgeçmeye hazırsınızdır. Sonra bununla çok ilişkili olarak birden çok denedim mi?
Her seferinde kendimi aynı yerde buldum mu? Yani denemelerimin sonucunda hep başa döndüm mü? Bu da çok önemli bir soru. Sonra, olmamasının sebebinin her zaman... ...sizinle ilgili olmadığının farkına vardınız mı? Yani bir şeyler yoluna gitmiyorsa... ...belki de bu sizin çözebileceğiniz bir durum değildir. Her şeyi kontrol edemeyebilirsiniz. Belki de aslında bu kontrol edemediğiniz bir noktadan çıkan bir sorunla ilişkilidir. Ve sizin bununla ilgili yapabileceğiniz çok da fazla bir şey bulunmamakta. O yüzden vazgeçmeyip kaldıkça aslında sadece kendinize zarar veriyorsunuz.
Ve bir de belki de şu cümleyi düşünmek. Bu durumun içinde kalmak, bundan sonraki süreçte... ...beni bu zamana kadar mutlu ettiğinden daha az mutlu edecek mi?
Yani şu zamana kadar belli bir seviyeyi tutturmuş olabilirsiniz mutluluk yönünde. Veya iyilik yönünde. Ama bundan sonra şu zamana kadar... ...ortalama aldığınız mutluluğu ve iyilik halini alamayacaksanız... ...bunun çok daha azına razı olacaksanız... ...o zaman belki de vazgeçmenin zamanı gelmiştir.
Birazcık böyle klişe cümleyle devam etmek istiyorum. Çünkü aslında çok da önemli olduğuna inanıyorum. Vazgeçmememiz gereken tek bir şey var. O da kendimiz. Çünkü kendimizden vazgeçmedikçe... ...kendi ihtiyaçlarımıza, kendi sınırlarımıza, kendi alanımıza sahip çıkıyoruz. O zaman aslında, ben burada mutlu muyum? Ben burada iyi hissediyor muyum? Bu bana iyi geliyor mu sorusunu sorma şansına daha fazla kapılıyoruz.
Bunu birçok durum için tekrar dile getirmek istiyorum. Mesela diyelim ki sağlıklı yaşam konusu. Mesela bir alışkanlığınız var, kötü bir alışkanlığınız var diyelim ki. Ve bunu yapmaktan da keyif alıyorsunuz bir yandan. Ama bir yandan her seferinde şunu söylüyorsunuz, ya bu bana zarar veriyor.
...ve vazgeçemiyorsunuz. O zaman şu soruyu sormanız lazım. Ben gerçekten bunu yaparken, bu kötü alışkanlığı sürdürürken... ...olduğumdan daha mı az mutlu olacağım... ...bunun dışına çıktığımda? Daha mı az iyi olacağım? Kendim için, kendi iyiliğim, kendi sağlığım için... ...hangi noktada bulunmalıyım? Çünkü belki de bu alışkanlığı sürdürdüğümde... ...kendi iyiliğimden vazgeçiyorum.
O yüzden de klişe olduğunu düşündüğüm bu cümleyi bu bağlamda vurgulamak istiyorum. Kendimizden vazgeçmediğimiz sürece iyiyiz, güzeliz. Kendimizden vazgeçmediğimiz sürece hayatı daha iyi yaşıyoruz, daha dört elle tutunuyoruz hayata. Mutlu olmak kavramını çok kullandım ama şunu söylemek istiyorum. Bütün mesele mutlu olmak değil tabii ki. Hayattaki tek gayemizi mutlu olmak üzerine kurduğumuzda çok da mutlu olmuyoruz aslında. Ama iyi olmak, iyi hissetmek... ...kötü hissetmemek, kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyor olmak üzerine kurduğumuzda hayatımızı... ...o zaman işte uzun vadide zaten mutlu da oluyoruz. İyi de hissediyoruz. Son bir soruya değinerek bu podcastı bitirmek istiyorum. O da şu. Her ne yaşarsak yaşayalım, bir şeyden vazgeçmek çok zor.
Ama vazgeçme noktasına geldiğimizde şu soruyu sormak çok işimize yarıyor. Ben bundan neler öğrendim? Ben vazgeçmek üzere olduğum bu ilişkiden neler öğrendim? Ben çıkmak üzere olduğum bu işten neler öğrendim? Ben artık mutlu olmadığımı düşündüğüm ve vazgeçmek üzere olduğum bu bölümde neler öğrendim?
Artık bu dairede yaşamaktan mutlu değilim. Ve başka bir eve çıkacağım. Ama ben bir an önceki tecrübemde neler öğrendim? Bu ev arkadaşımdan neler öğrendim? Vesaire yani bu soruları tabii ki genişletebiliriz.
Ben neler öğrendim, ben bu işten neler öğrendim sorusu o kadar önemli ki. Travma sonrası gelişme dediğimiz çok önemli bir şey var. Ne kadar travmatik şeyler yaşarsak yaşayalım. Ben bundan neler öğrendim, kendime neler kattım sorusu aslında iyileşmeyi en...
...hızlı getiren sorulardan bir tanesi. O yüzden travmatik ya da değil... ...içinden çıkmaya çalıştığınız durumdan neler öğrendiğinizi kendinize hatırlatmanız... ...vazgeçmeyi de biraz daha kolay hale getiriyor aslında. Ben... Bu işe, ilişkiye, duruma, bu yatırımı boşa yapmadım. Ben bundan şunları şunları öğrendim ve bu şekilde çıkıyorum bu durumdan demenizi sağlıyor. O yüzden de neden vazgeçmeyi düşünüyorsanız, hangi durumdan sıyrılmayı düşünüyorsanız bu soruyu sormadan bu kararı vermeyin derim.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki podcastta ne konuşacağımı henüz bilmiyorum. Bana her zaman konu önerilerinizi sosyal medyadan yazabilirsiniz. Benimle her zaman Instagram olsun, Twitter olsun veya e-mail olsun bu yöntemlerle iletişebilirsiniz. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Çok güzel bir hafta sonunu diliyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.