Podcast

İyileşiyor Olduğumu Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Belki sen de çok zor bir çocukluk geçirdin. Ebeveynlerin nasıl doğru ebeveynler olacaklarını bilmiyorlardı. Sana çoğu zaman bilinçsizce yanlış davranışlarda bulundular. Belki okulda arkadaşların arasında zorbalığa, dışlanmaya, aşağılanmaya maruz kaldın. Belki öğretmenlerin sırf kendi egolarını tatmin etmek için sana kötü davrandılar, seni ezdiler. Takdir edilmen gereken yerde tersini yaptılar... Belki iş yerinde kendini değersiz hissettiğin anlar yaşadın. Çok mutlu hissettiğin bir ilişkinin ortasında yapayalnız buldun kendini... Belki bunların hiçbirisini yaşamadın. Belki her şey kusursuzdu ama sen kendinle bir türlü barışamadın... Bunlardan hangisi sana tanıdık geliyor? Ben Nerden Bileyim serisinin yeni bölümünde psikolog Dr. Gizem Sürenkök “İyileşmeyi” anlatıyor.
Relate uygulamasını kullandın mı?
Bölüm Akışı:
(2:07) Bölüme giriş
(4:40) Kontrol İllüzyonu
(6:40) Soru sorma şeklimizi değiştirmek
(9:00) Şikayet etmeyi bırakıp aksiyona geçmek
(14:00) Duyguları kabul etmek
(16:05) Kendimize sınırlar koymak
(18:45) Sağlıklı ilişki kurmayı öğrenmek
(20:48) Ben neden söyleyeyim ki?
(22:20) İlişkiden beklentiler
(26:22) Kendini affetmek
(28:30) Relate uygulamasını indirdin mi?
--
Sesi düzenleyen: Çağrı Küpeli
Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı
Website
Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin
Görsel: Paula Modersohn-Becker, Young girl with yellow flowers in the glass, c. 1902



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.137 kelime · ~16 dk okuma

Belki sen de çok zor bir çocukluk geçirdin. Ebeveynlerin nasıl doğru ebeveynler olacaklarını bilmiyorlardı. Ve sana çoğu zaman bilinçsizce yanlış darmanışlarda bulundular. Belki okulda, arkadaşların arasında zorbalığa, dışlanmaya, aşağılanmaya maruz kaldın.

Belki öğretmenlerin ilkokulda, ortaokulda, lisede hatta anaokulunda bazen sırf kendi egolarını tatmin etmek için sana kötü davrandılar, seni ezdiler, takdir edilmen gereken yerde sana tersini yaptılar. Belki bunların hiçbirini yaşamadın ama sonra sevdiğin birini kaybettin, belki terk edildin, belki aldatıldın. Belki kendini çok mutlu sandığın bir ilişkinin ortasında yapayalnız buldun. Belki ebeveyn oldun, bu duruma nasıl başa çıkabileceğini bilemedin. Belki kariyerinin tam ortasında yanlış noktada olduğunu fark ettin. Belki iş yerinde mobbing gördün. Belki senin değerini kimse bilmedi.

Bütün bunların hiçbiri olmadı belki. Her şey pürüzsüz, her şey kusursuzdu. Ama sen kendini hiç barışamadın. Hep başarılı olman gerektiğini düşündün. Hep her şeyin mükemmel olması gerektiğini düşündün. Ama hiçbir zaman her şey mükemmel değildi. Hep bir noktasında bir kusur vardı. Bunlardan hangisi sana tanıdık geliyor bilmiyorum.

Transkriptin tamamını oku

Ama bunların hepsi insani, hepsi doğal. Ve şundan eminim ki bu podcast'ı dinleyen herkes hayatının bir noktasında bir cins bir travmaya, bir cins bir zorluğa maruz kaldı. Bugün iyileşmek hakkında konuşuyoruz. İyileşmek ne demek? Artık kendimize daha iyi davrandığımızı nasıl anlarız?

Hayatımızdaki hangi işaretlerden bu sürecin iyi gittiğini gözlemleyebiliriz. Bütün bunlar hakkında konuşacağız. Ben psikolog doktor Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim'in bu 14. bölümünde iyileşiyor olduğumu ben nereden bileyim diyoruz. Hadi bakalım bunun hakkında konuşmaya başlıyoruz. Bu hafta sosyal medyada yeni bölümü hangi konu üzerine çekeyim dediğimde ve bir anket yaptığımda

Ağırlıklı olarak iyileşiyor olduğumu nereden bileyim hakkında konuşmamı istediniz. Bu da bana şunu düşündürttü. Gerçekten hepimiz iyileşiyor olmak istiyoruz. Artık daha iyi hissetmek istiyoruz. Artık daha farklı olsun istiyoruz hayatımızda bir şeyler.

Ama belki de şunu kaçırıyoruz. İyileşmek bir süreç. İnişleri ve çıkışları olan bir süreç. Ve bunu düşündükçe ve bunun üzerine uğraştıkça aslında iyileşme arka taraflarda bir yerlerde oluyor. Sadece biz bazen bunun farkına varamayabiliyoruz. Belki de bugün bütün bunları konuştuğumuz zaman siz de eskisine göre çok daha iyi bir noktada olduğunuzu fark edeceksiniz.

Belki siz de bu konuda yalnız olmadığınızı, bazılarımızın iyileşme sürecinde kimi zaman dibe vurduğunu, kimi zaman yukarı çıktığını, kimi zaman biraz daha iyi hissettiğini ama kimi zaman of ben hiçbir şey başaramadım gibi hissettiğini anlayacaksınız. İyileşmek aslında sürekli ve her zaman çok iyi hissediyor olmaktan geçmiyor. İyileşmek, kendi duygu durumumuzun içerisindeki farklılıkları anlamaktan ve bunlara saygı duymaktan geçiyor. Bugün bu podcast için bir sürü not çıkardım ve size hepsini anlatmak istiyorum. Çünkü aslında iyileşiyor olmanın birçok işareti var ve siz bunların birini ya da birkaçını gösteriyor olabilirsiniz. O yüzden elimden geldiğince kapsamlı bir şekilde anlatmak istiyorum.

İyileşmeden önce, yani aslında başımıza gelen travmalarda, zor durumlarda kendimizi genellikle kontrolümüzü kaybetmiş gibi hissederiz. Ben hayatta hiçbir şeyi kontrol edemiyorum. Başıma gelen hiçbir şey benim kontrolüm altında gelişmiyor. Bu duygu genel olarak aslında kontrol illüzyonuyla ilişkilidir. Yani biz hayatta birçok şeyin kontrolünde olduğunu sanırız. Ama aslında gerçekten kontrol edebileceğimiz şeyler oldukça sınırlıdır. Ve çoğunlukla sadece bizimle ilgilidir. Yani mesela ben kendi beklentilerimi, kendimle ne şekilde konuştuğumu,

stresimi ve genel olarak duygularımı nasıl yönettiğimi, başka insanlara gösterdiğim tepkileri, başka insanlara koyduğum sınırları, belki kendi düşüncelerimi bir miktar kontrol edebilirim. Ama maalesef başkalarının bana nasıl davrandığını, başkalarının bende yarattığı duyguları, diğer insanların nasıl yaşamayı seçtiklerini, yaşam stillerini, Başkalarının inanç ve düşüncelerini, onların neyi nasıl algıladığını, benim davranışlarımın sonuçlarının onlardaki yansımalarını, başkalarının benim hakkımdaki düşüncelerini kontrol edemem. Ve bu beni sosyal ilişkilerde aslında oldukça sınırlı bir noktada tutar. Yani ben bir şekilde hareket ederim ve karşımdaki çok farklı şekilde algılayabilir.

Bu durum benim suçum olmak zorunda değil. Ben burada sadece kendi davranışlarımdan mesulüm. Ve iyileşmek öncelikle benim kendi sorumluluk alanımdaki davranışları, düşünceleri ve duyguları fark etmekten geçiyor. Ben kendi alanımın sorumluluğunu alıp kendi alanıma dair bir sınır çizdiğimde Başka insanlar beni seviyor mu? Değil. Ben başka insanlar için yeterince iyi miyim, onların sevgisine layık mıyım? Değil. Başkaları için kusursuz olmalıyım, kusursuz gözükmeliyim? Değil. Başkaları uğruna başarısız olmak için çok uğraşmalıyım? Değil.

Başka türlü düşünmeliyim. Yani mesela şunu sormalıyım kendime. Ben bu insanları seviyor muyum? Ben onların düşüncelerini gerçekten önemsiyor muyum?

Ben bu halimle kendimi seviyor muyum? Ben böyle olduğum takdirde başkalarının beni sevip sevmemesinden öte ben bu halimle barışık mıyım? Bu soruları sormam gerekiyor kendime. Ve belki de şunları söylemeliyim. Ben diğer insanların bana karşı olumsuz davranışlarını dolara etmek zorunda değilim.

Ben başkalarının düşüncelerinin beni tanımlamasına izin vermek zorunda değilim. Ben kendimi bu halimle ortaya koyuyorum ve bu şekilde var oluyorum. Bu halimle güçlüyüm, bu halimle güzelim. Ve karşıma çıkan bütün insanların beni bu halimle benimsemesini istiyorum. Bora bunu söylerken şunu kastetmeye çalışmıyorum. Ben bu halimle güçlüyüm ve güzelim dedim mesela. Karşıma çıkan her insan beni bu halimle kabul etmek zorunda değil tabii ki. Ama beni bu halimle kabul etmiyorsa... ...ve bana kendi istek ve ihtiyaçlarını belirttiği zaman... ...bunlar benim istek ve ihtiyaçlarımla çatışıyorsa... ...ve ben kendiminkilerden ödün vermek istemiyorsam... ...o da kendimkilerden ödün vermek istemiyorsa...

O zaman birbirimizi zorlamaktan vazgeçmemiz lazım aslında. Yani ısrarla olmayacak ilişkilerin içerisinde kaldığımızda... ...sen bana iyi gelmiyorsun, ben de sana iyi gelmiyorum ama biz bu ilişkiyi oldurmak zorundayız gibi hissettiğimizde... O zaman işte ısrarla mutsuz oluyoruz. Bu arada bu söylediğim romantik ilişkiler için geçerli tabii ki. Eminim bir çoğunuzun hakkına ilk bu geldi. Ama bu aynı zamanda arkadaşlık ilişkileri için de geçerli. İş yerindeki ilişkilerimiz için de geçerli. Hatta ve hatta ebeveyn çocuk kardeş ve kardeş ilişkilerinde de geçerli. Yani siz yetişkinlerinizde

olduğunuz kimliğinizle, olduğunuz bedeninizle, olduğunuz düşünce ve duygularınızla ebeveynlerinizden saygı, sevgi, anlayış, kabul görmüyorsanız O zaman o ilişkilerde de aslında sınır koyabilirsiniz. Birçok zaman ilişkilerimizi koparamamaktan bahsediyoruz. Zaten ilişkilerimizi kopartıp atalım, yapayalnız kalalım, bizi bu halimizde olduğu gibi kabul etmeyen hiç kimse etrafımızda olmasın demek değil bu. Ama olduğumuz halimize kabul edilmiyorsak bir ilişkide... ...ama o ilişkiyi hayatımıza tutmak konusunda ısrarcıysak... ...mesela bu insan ebeveynimiz olduğu için... ...o zaman da o insanla iletişimimize belirli sınırlar getirebiliriz. Etkileşim miktarımızı azaltabiliriz. Ya da etkileşimde bulunduğumuz konuları daraltabiliriz. Böylece yine aslında kendimizi koruyacak şekilde hareket edebiliriz. Ve eğer fark ettiyseniz söylemeye çalıştığım şikayet etmeyi bırakıp aksiyon almak. Yani ısrarla bunlar neden benim başıma geliyor? Bana bunu neden yapıyorlar? Nasıl bana daha iyi davranmalarını sağlarım insanların? Beni sevmeleri için daha ne yapmam lazım? Saçımı süpürge ettim daha ne fedakarlıklar yapayım? Bütün kötü şeyler neden beni buluyor? Demekten biraz da uzaklaşıp

Ben hangi davranışlarını tolere edebilirim insanlara? Ya da ben hangi davranışları tolere edemem? Bana kötü davranan insanları neden affedip duruyorum? Kendimle ilişkimi nasıl daha iyi hale getirebilirim? Benim bu ilişkiden öğrendiğim neler var?

Bir sonraki ilişkimde bu ilişkiden çıkardığım dersleri nasıl daha iyi uygulayabilirim? Neyi daha iyi yapabilirim diye sorular sorabilirim. Çok mutsuzum, çok haksızlığa uğruyorum, bana hiç saygı duymuyorlar dediğim yerlerde ve ilişkilerde kalmayabilirim. Aslında bunları fark etmek iyileşiyor olmanın başlangıç noktası. Ben etrafımdaki ilişkilerin oldukları hallerine mecbur değilim. Bunları daha farklı kurgulayabilirim. Ve bunun içerisinde asli bir sorumluluğa sahibim. Kontrol bende. Birçok zaman iyileşiyor olma sürecinde... Daha aktif bir rol edinmeye başlıyoruz hayatımızda. Öncesinde daha edilgen, daha pasif, daha başkalarının bizim adımıza karar verdiği, başkalarının bizi sevip sevmemeye, bizimle kalıp kalmamaya, bizi mutlu edip etmemeye karar verebildikleri bir düzen içerisindeyken bundan çıkıp

Hayır, ben mutlu olmayı, iyi hissetmeyi, bana iyi davranılmasını hak ediyorum ve bunu karşı taraftan beklemek zorunda değilim. Ben bunun sorumluluğunu alıyorum ve bana bunu sağlamayan insanlarla arama bir mesafe koyuyorum diyebildiğim zaman aslında iyileşme yönünde çok anlamlı bir harekete bulunmuş oluyorum. Ve burada bir de şunu söylemiş oluyorum. Ben kendimi birçok özelliğimle kabul ediyorum. Yani

Hatalarım var, doğrularım var. Hatalarımın olmaması zaten mümkün değil. Ama ben beni hatalarımla birlikte kabul edebilecek bir insanı istiyorum hayatımda. Her türlü anlamda. Yani...

Benimle birlikte olacak sevgilim, benimle birlikte olacak arkadaşım, benimle birlikte çalışacak insan... ...ben mükemmel olduğum için, ben kusursuz olduğum için sevmeyecek beni. Ben çok güzel olduğum için, çok düzgün konuştuğum için, çok iyi hisser beslediğim için... ...duygularımın müthiş kontrolünde olduğum için sevmeyecek beni.

Aslında onlar beni, benim biricikliğimden dolayı sevecekler. Belki benim bir başkasına kusur gelebilecek bir özelliğim... ...onlara benim için beni biricik yapan özellik olarak gelecek ve o yüzden sevecekler. Belki bir başkasının çok geveze bulduğu bir kişi... ...diğer insan için oh ya ne kadar güzel, çok konuşuyor ve böylece... Benim rahatsız olduğum sessizlikleri hiç yaşamak zorunda değiliz bu ilişkide dedirtiyor. Bir başkasına kusur gelen diğer insana çok iyi hissettirebilir. Ve bizim aslında sürekli ne kadar kusurlu olduğumuzu, ne kadar yanlış olduğumuzu, ne kadar eksik olduğumuzu dinlemekten uzaklaşmamız gerekiyor. Çünkü bir yandan da kendi içimizde, kendimize de yapıyoruz bunu. Biz bir yandan sürekli değişmek, farklaşmak,

Daha iyi olmak istiyoruz. Tamam. Farklaşmak güzel. Evrilmek güzel. Dönüşmek güzel. Daha iyi olmaya çabalamak da güzel. Ama bütün bunlar şu anki halimizin çok kötü, çok kusurlu olduğunu göstermiyor ki. Ya da bir sonraki aşamanın kusursuz bir aşama olduğunu da göstermiyor. Aslında iyileşiyor olmak demek.

Kendimi mesela çok fazla düşünen haliyle de, arada modu düşen haliyle de, arada cevaplarını bulamadığım, hatalar yaptığım, olumlu kalmakta zorlandığım, bir sonraki adımı nasıl atmam gerektiğini asla bilemediğim halimle de kabul etmem demek. Ya da mesela bir sabah uyandığınızda ve kaygılıysanız şunu söyleyebilmek demek. Ya ben bugün biraz mutsuz uyandım, biraz kaygılı uyandım. Ve bu çok normal, çok insani. Çünkü şu, şu, şu sebeplerden ben aslında çok da iyi hissetmiyorum. Ama bu duygularımı kabul ediyorum ve şu anda bu duyguyu yaşamaya izin veriyorum demek. Çünkü aslında maalesef

Çoğu zaman ilişkilerin içerisinde nasıl hissetmemiz gerektiği bize diktiriliyor veya nasıl hissetmememiz gerektiği. O zaman olumsuz duygularımızdan kaçmaya başlıyoruz. Olumsuz duygularımızı hissetmemek istiyoruz. Veya hangi konularda olumlu veya olumsuz duygular yaşamamız gerektiğinin... ...başkaları tarafından belirlenmesine okey oluyoruz. Ama bu bizim için iyi bir şey değil.

Ben nasıl hissedeceğime kendime karar verebilirim? Hangi konuda kaygı duyacağımı? Hangi konuda mutlu olacağımı? Hangi konuda kendimi çok kötü hissedeceğime karar verebilirim? Ve bu noktada aslında ben bütün duygularımla birlikte bir bütünüm. Ve kaygıyı yok saydığımda, mutsuzluğu yok saydığımda veya sadece benim için uygun görülen konularda mutlu olduğumda o zaman aslında ben bu hayattaki varlığımı tam anlamıyla yaşayamıyorum oluyor.

Üstelik duygu yelpazesi içerisinde yani yaşayabileceğimiz bütün farklı değişik sayısız duygu içerisinde kendimi o kadar sınırlı bir yerde tutuyorum ki. Bu da kendime izin vermemekten geçiyor aslında. Şimdi belki bu söylediğimle çelişecek gibi gelecek size. Ama bu tamamen Türkçenin bence bir sıkıntısı. Kendime sınırlar koyarak izin vermeliyim. Nasıl? Mesela hazır hissetmediğim zaman o çalan telefonu açmayabilirim. Gelen mesajı okumayabilirim. Gelen sesli mesajı dinlemeyebilirim.

Kendime dinlenmeye ihtiyacım olduğunda dinlenmek için izin verebilirim. Yani aslında kendime de zamansal bir sınır koyabilirim. Kendimle daha şefkatli bir tonda konuşabilirim. Daha önce bana zarar vermiş ilişkileri tekrar tekrar hayatıma sokmamak için kendime izin verebilirim.

Mesela sosyal medyada beni çok rahatsız eden o hesapları, o tweetleri görmeyebilirim, çıkartabilirim, sessize alabilirim. Mesela bazı yeme içme davranışlarım bana zarar veriyorsa ve ben bunların farkındaysam, bunları yapma sıklığımı azaltabilirim. Tabii ki arada yine bana zarar veren davranışları tekrarlayabilirim ama bunları tekrarladığım zaman gördüm işte ne kadar başarısızım, ne kadar yanlışım, ah yine aynı noktadayım demek yerine ben insanım, kendime zarar veren bu davranışı bugün yapmış olabilirim. Ama yarın bunu yapmamak için yeni baştan başlayabilirim diyebilirim.

Aynı anda birden çok işle uğraşmanın benim enerjimi çok tükettiğini fark edebilirim. Bunu yapmamaya özen gösterebilirim. Anda kalmak diye sürekli bahsettiğimiz, aslında artık çok yanlış kullanılan ama bir yandan da mutluluğumuz için doğru anlamanın çok kilit olduğu o davranışı öğrenebilirim. Anda kalmak ne demek?

Ben mesela bir ilişkisel tartışmanın içerisinde de anda kalabilirim. O esnada anda kalmak şu demek, ben karşımdaki insanın şu anda nasıl konuştuğunu, ses tonunu, gözlerini, bakışlarını, ellerinin ne şekilde nereye koyduğunu, inişlerini, çıkışlarını, vücut dilini görüyorum. Şu anda onunla konuşmam, onun sözleri, onun davranışları. Dışında değilim. Bir üçüncü kişi gibi neredeyse. Dışarıdan seyretmiyorum, bu tartışmanın içerisindeyim.

Demek mesela iyileşmek kendimizi zor zamanların dışına çıkartmadan içinde kalarak o anla savaşabilmekten, o anla mücadele edebilmekten kaçmamak anlamına da geliyor yer yer. Ve tabii ki burada tartışma konusuna girmişken iyileşmenin çok önemli adımlarından bir tanesi gerçek anlamda iyi ve sağlıklı ilişkiler kurmanın ne demek olduğunu da yavaş yavaş öğrenmek demek. Yani mesela tartışmalar olabilir, anlaşmazlıklar olabilir, bazı günler sevgimde ve bağlılığımda iniş çıkışlar olabilir. Önemli olan açık bir iletişimle ve iyi niyetle kendi sınırlarımı da koruyarak Ama tabii ki ilişkiyle çok önemseyerek bunları çözmek demek. Bunları çözmek için gayret sarf ediyor olmak demek. Bir ilişkide iyi ve kötü günlerin olduğunu kabul etmek demek. Birlikte savaşabilmeyi öğrenmek. Hatta, belki güleceksiniz ama, çok sıkıcı, sakin, durağın geçen bir günden zevk alabilmeyi öğrenmek. Oradaki huzuru görebilmek demek.

Çünkü bazen iyileşmemiş ruhumuz, örselenmiş, hırpalanmış ruhumuz bizi huzurlu ilişkilerin içerisinde huzursuz edebiliyor. Hırçınlıklar yaşamamıza sebep olabiliyor. Yani durum içerisinde kaos yaratmamızı sağlayabiliyor kendi içimizde, geçmişten gelen sıkıntılarımız. İşte o yüzden bir ilişki iyi ve sağlıklı gittiğinde, huzurlu ve iler yer sıkıcı olduğunda... Tabii ki bu sıkıcılığı burada böyle daha esprili bir tonla söyleyeyim, eminim anlıyorsunuzdur. Onun içindeki huzuru ve mutluluğu görüp takdir edebiliyor muyuz? Kendimizi oraya bırakabiliyor muyuz? Kendimizi bunun içerisinde iyi hissedebiliyor muyuz? Bu mesela iyileşmenin çok önemli bir parçası. Bununla birlikte mesela yine ilişkiler içerisinde

Karşımdaki insana kendimi anlatabiliyor muyum? Ona da alan açabiliyor muyum? Onun da hassasiyetleri olabileceğini anlıyor muyum? Ben kendim olduğum haliyle ortaya koyabiliyor muyum? Kendi sınırlarımı ve ihtiyaçlarımı dile getirebiliyor muyum?

Ve belki mesela çok atladığımız bir şey. Karşımdaki kişilerden yardım ve sevgi talep edebiliyor muyum? Bunlar iyileşiyor olduğumuzun göstergeleri aslında. Bir gün bir tweet atmıştım. Biri bana sarılmaya sevgiye ihtiyacım olduğunda. Sana çok ihtiyacım var. Gelip beni sarar mısın? Demekten çekinmeyelim diye.

Ve bu tweet ne kadar çok beğenildiyse o kadar çok linç de yedi. Ben niye söyleyeyim ki anlasın karşımdaki insan diye. Bunu söyleyeceğimi ölürüm daha iyi diyenler bile oldu. Ama işte iyileşiyor olmak tam da bu. Yani benim ihtiyacım şu, sen orada beni seven insan olarak bulunuyorsun ve ben sana ihtiyacımı dile getiriyorum. Sen de gelip benim ihtiyacımı karşılıyorsun. Bundan daha güzel bir ilişki olabiliyor mu?

Eğer biz sevdiğimiz insana beni sarar mısın, gelip biraz bana iyi hissettirir misin, biraz saçlarımı okşar mısın bu akşam, biraz şefkate ihtiyacın var, çok zorlu bir gün geçirdim diyemiyorsak bu ilişki aslında sizce de iyi bir ilişki olabilir mi? İşte o yüzden aslında biz kendi taleplerimizi dile getirmekte özgür hissettiğimiz ilişkiler kurmalıyız. Bu iyileşebilmenin çok önemli bir işareti. Eğer bir ilişki bize böyle hissettirmiyorsa da o ilişkinin varlığını bir sorgulamamız lazım. Bu da iyileşebilmenin bir işareti.

Bu arada, tabii başka şeyler de söylemek istiyorum. Mesela... ...ilişkilerden minimum beklentilerimi tanımlayabilmekte iyileşiyor olduğumun güzel bir göstergesi. Mesela ben karşımdaki partnerimin tutarlı olmasını bekliyorum. Bana saygı göstermesini bekliyorum. Beni takdir etmesini. Beni kendimi güven... Bana kendimi güvende hissettirmesini.

turist olmasını, ilişkimiz için çaba sarf etmesini bekliyorum. Ve bunlar minimumda beklediklerim. Ve bunlar beklemeye hakkımız olan şeyler. Bunları beklemiyorsak aslında demek ki hala biz kendimizi yeterince sevilebilir ve değerli hissetmiyoruz. Razı oluyoruz bize verilene.

Buradan da razı olma kavramına geçeyim. Aslında iyileşiyor olmak razı olmamayı da getirmeli. Ben önümdeki bu seçeneklere razı değilim. Daha iyisini alabileceğime inanıyorum.

Tabii, daha iyisini alabilmekte hep böyle bir çekinceyle konuşuyorum. Çünkü şöyle bir yerden söylemiyorum bunları. Hepimiz daha iyisini hak ediyoruz. Daha farklı davranalım. Bizi öneren hiçbir şeyi kabul etmeyelim. Çünkü hep daha iyisine, hep daha iyisine, hep daha iyisine layığız gibi bir yerden söylemiyorum. Çünkü daha iyisi tanımı aslında çok farklı bir tanım, değil mi? Yani kimin için daha iyi?

Ama şunu söyleyebiliriz. Bizi mutsuz eden, bize iyi gelmeyen, bizi bizlikten çıkartan ilişkileri kabul etmemeye hakkımız var. İşte burada daha iyisini istemeye hakkımız var. Daha iyisini istemek hep daha fazlasını istemek demek değil. Şımarıkça hep daha fazlasını istemek demek değil.

O yüzden de daha iyisini istemeye, razı olmamaya hakkımız olduğunu bazen de hatırlamamız gerekiyor. Bir de, tabii ki iyileşiyor olmanın bir başka iki işaretine değineyim. Bir tanesi, mükemmeliyetçilikten vazgeçmek. Bu podcast esnasında birden fazla kez dile getirdiğimi tahmin ediyorum. Ben insanım, hatalarım var. Ben insanım, tabii ki yanlışlar yapacağım.

Bunu dile getirebilmeyi başardığımız zaman mükemmel olmadığımızı görüyoruz aslında. Ya da mesela kişiselleştirmeyi bıraktığımızda sanki her şey benimle ilgiliymiş gibi, dünya benim etrafımda dönüyormuş gibi, bütün hatalar ve bütün doğrular sadece benden geçebilirmiş gibi hissetmek de mesela. ...hala kat edilecek yolumuz olduğunun bir göstergesi. Çünkü... ...artık... ...ben merkezci bir yerden sıyrılıp... ...her şeyin benimle ilgili olmadığını fark ettiğimde... ...neyi kontrol edip neyi kontrol edemeyeceğimi de biraz daha iyi öğrenmiş oluyorum. O yüzden... ...ben merkezci olmaktan çıkmaya başlamak da iyileşiyor olduğumun güzel bir işareti oluyor. Bir başka konu da...

Duygular. Bundan da yine biraz bahsettiğimi düşünüyorum. Podcast'ın içerisinde ama. Biraz daha toparlamak için söylemek istiyorum. Duyguları yaşamama izin vereceğim. Çünkü aksi takdirde kendimle bağımı koparmış gibi hissedebilirim. Hayatta neler hissettiğimden emin olamayabilirim. İçimde kocaman bir boşluk var gibi hissedebilirim. Amacımı ya da motivasyonumu yitirebilirim. Kendimi yapayalnız hissedebilirim duygularımdan bağımı kopardığımda. Duygularım oradalar. Benim duygularıma erişimim var aslında. Duygularımı yok saymadığımda, yaşadığım bir olayın bende ne hissettirdiğini görmeye izin verdiğimde de iyileşmeye daha çok başlıyorum.

Çünkü olumsuz duyguların da bir işlevi var ve onları yok saydığımızda maalesef olumlu duygulardan da yitiriyoruz. En olumsuz duyguları yaşamaktan korktuğumuzda ve onları görmezden geldiğimizde aslında en olumlu duygulardan da biraz kaybediyoruz. O yüzden duyguları, tekrar söylüyorum, bütün yalpazesinde yaşamaya izin vermek kesinlikle iyileşmemiz için çok önemli bir adım olacak. Bir de tabii ki belki de bununla başlamalıydım ama başlayamadıysam da bununla bitireyim. Başıma gelenlerin gerçekten zor olduğunu fark etmek, başıma gelenlerle ilgili duygularımı yok saymamak, küçümsememek ve kendimi başıma gelenler esnasında bütün yapabildiklerim ve yapamadıklarım için affetmek.

Ve gerçekten o noktadan başlamak çok önemli. Çünkü aslında çoğumuz başımıza gelenlerin bizde ne kadar büyük izler bıraktığını kabul etmek istemiyoruz. Ama aslında canımız çok yandı. Kendimizi çok yalnız hissettik. Çok çaresiz, çok kontrolün dışında hissettik.

Ve bu çok doğaldı. Ama bugün o noktada değiliz. Bugün farklı bir noktadayız. O gün o noktada olduğumuzu görüp, kabul edip, o andaki kendimize şefkat gösterebildiğimizde değişim başlayacak.

Umarım siz de hem o gün yaşadıklarınızı hem bugün içinde bulunduğunuz halinizi gerçekten büyük bir şefkatle kabul edip baştan başlayabilirsiniz gerekiyorsa veya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Tekrar belirtmek istiyorum ki iyileşmek bir süreç ve aslında bence çok nacizane İyileşiminin bir sonu varmış gibi de gelmiyor bana. Yani bir destinasyon yok. O bir yolculuk. Ve biz nefes aldığımız son ana kadar iyileşmeye devam ediyoruz. Çünkü nefes aldığımız son ana kadar minik minik yaralanmaya da devam ediyoruz. O yüzden de iyileşiminin devamlılığı da çok önemli.

Tam bu noktada aslında iyileşmek adına yakın ilişkiler olarak yaptığımız ufak bir destekten de bahsetmek istiyorum. Bir uygulama çıkardık. İsmi Relate. App Store'da, Google Play Store'da bulabilirsiniz.

Relayt içerisinde bize ilgilenecek farklı yolculuklar var ve o yolculuklar bize her gün yapabileceğimiz küçük adımlar sunuyorlar ve o küçük adımlarla aslında nasıl daha iyi hissedebileceğimizi, nasıl iyileşebileceğimizi gösteriyorlar. Siz de kendinize uygun olan yolculuğu belirleyebilir ve kullanabilirsiniz Relight'ı. Gerçekten Relight içerisindeki her kelime bizim elimizden çıkıyor. Ve her birinde gerçekten de birilerinin iyileşmesine yardımcı olmayı umuyoruz.

Umarız bütün o kelimeler size dokunabiliyordur. Umarım bu podcast'taki bütün kelimeler de size dokunabilmiştir ve iyileşme sürecinize katkıda bulunabilecektir. Çünkü ben de bu podcast'ı çekerken kendi iyileşme sürecime de katkıda bulunmasını çok istedim bu söylediklerime. Her zaman söylediğim gibi sosyal medyadan bana istediğiniz gibi ulaşabilir. Bu podcastı dinledikten sonra hissettiklerinizi yazabilirsiniz. Ben bana gelen bütün mesajları okuyorum ve sizden gelen yorumları gerçekten çok seviyorum. Beni çok motive ediyor. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere. Herkese sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)