Podcast

Toksik İlişki İçinde Olduğumu Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir ilişkinin içerisinde kendiniz gibi hissetmediğiniz oldu mu? Kendiniz gibi davranmaktan korktuğunuz... Kendiniz gibi davrandığınız her seferinde kıyasıya eleştirildiğiniz bir ilişki... O kişinin yanında nefes almaktan bile korktuğunuz, sürekli gerildiğiniz, espri yaparken dahi korkarak espri yaptığınız bir ilişki... Evet tahmin ettiğiniz üzere “Ben Nerden Bileyim” serisinin 5.bölümünde konu: Toksik İlişkiler. (1:31) Bölümde sizi neler bekliyor (2:24) Toksik ilişki nedir? (2:50) Kişilik Katli (4:03) Gaslighting (5:37) Karşımdaki kişi yeni kararlarda beni desteklemiyor (6:13) İlişkideki iletişim tarzları (7:14) Değerlere saygı gösterme kayboluyor (8:50) Partnerlerden birisinin ihtiyacının geride kalması   (9:55) Bir sıcak bir soğuk davranış (10:50) Yalan söyleme (11:19) Gergin hissetmek (12:02) Kişinin kendisini değersiz görmeye başlaması (14:57) Bir ilişkiye dışarıdan bakabilenler (15:49) Toksik ilişkiden nasıl çıkabiliriz? (17:00) Bir ilişkide şiddet varsa aşk yoktur, sevgi yoktu. (18:15) Sosyal destek (20:24) Toksik ilişkiyi düzeltmek için ne yapmak lazım?
Sesi düzenleyen: Çağrı Küpeli
Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı
Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin
Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.877 kelime · ~14 dk okuma

Hiç bir ilişkin içerisinde kendiniz gibi hissetmediğiniz oldu mu? Kendiniz gibi davranmaktan korktuğunuz, çünkü kendiniz gibi davrandığınız her seferinde kıyasıya eleştirildiğiniz bir ilişki. O kişinin yanında nefes almaktan bile korktuğunuz, sürekli gerildiğiniz, bir cümleyi kurarken on kere düşündüğünüz, bir espriyi yaparken korkarak yaptığınız bir ilişkiniz oldu mu hiç? Peki herhangi bir eleştiri getirdiğinizde, o eleştirinin belki 10 kat fazlasını karşı taraftan duyduğunuz, böyle olunca da hiçbir şekilde o kişiyi eleştiremez hale geldiğiniz bir ilişki, ya da hep kendi gerçekliğinizi sorguladığınız, acaba ben mi yanlış yapıyorum? Acaba biz aynı ilişkiyi mi yaşıyoruz? Ne oluyor? Gerçekten de ben bunları kafamda mı kuruyorum dediğiniz hiç oldu mu?

Ya da o kişiyle her görüştüğünüzden sonra kendinizi inanılmaz tükenmiş hissettiğiniz, aslında mutlu olmak için bir araya gelmeye çalıştığınız ama buluşmalarınızın sonunda rol yapmaktan ya da onu mutlu etmeye çalışmaktan kendinizin asla verim alamadığı bir ilişki. Eğer bu anlattıklarım size tanınık geliyorsa siz de toksik bir ilişki içerisinde olabilir veya daha önce toksik bir ilişki yaşamış olabilirsiniz. Ben psikolog Dr. Gizem Surakök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu beşinci bölümünde, toksik ilişki içerisinde olduğumu ben nereden bileyim sorusuna cevap arıyoruz.

Toksik ilişki kavramı son zamanlarda çok dilimize pelesenk olan, üzerine fazlaca konuştuğumuz bir tabir haline geldi. Peki toksik ilişki gerçekte ne demek? Toksik ilişki yaşayan insanlar nasıl hissediyorlar? Bunun işaretleri ne olabilir? Neler gördüğümüzde bir ilişkiden kaçmalıyız? Ya da aslında neler yaparak toksik bir ilişki içerisinde olmayı engelleyebiliriz? Bu bölümde bunları konuşmak istiyorum sizinle.

Transkriptin tamamını oku

Bu hafta sosyal medyada toksik bir ilişki içerisinde olduğunuzu nereden anladınız diye sordum ve gelen cevaplar aslında birçoğumuzun toksik ilişkileri ne kadar benzer şekilde yaşadığını gösterdi. Hatta aslında neredeyse birbirimize yardım çemberi oluşturduk tweetin altında ve ne kadar aynı hissettiğimizi, ne kadar da aynı şeyleri deneyimlediğimizi tekrar tekrar fark ettik. Toksik ilişki tanımı itibariyle bize kendimizi kötü hissettiren, içerisinde herhangi bir anlam ve iyilik hali bulamadığımız, bize kendimizi değersiz hissettiren bir ilişki olarak biliniyor. Tabii ki toksik ilişkinin birçok belirgin işareti var ama bunlar arasında ilk başta gelen şey o ilişkinin içerisinde kendimiz gibi olamama hali. Buna literatürde kişilik katli diyoruz. Yani ben artık kendi kimliğimle, kendi benliğimle sevilmeyeceğime o kadar inanıyorum ki o halimi sürekli olarak değiştirmeye çalışıyorum.

Bu neleri içeriyor? Mesela istediğim gibi konuşamaz oluyorum. İstediğim konuları konuşamaz oluyorum. İstediğim sözcükleri kullanamaz oluyorum. İstediğim gibi espri yapamaz oluyorum. İstediğim şakaları yapamaz oluyorum. İstediğim gibi giyinemez, istediğim şeylere inanamaz oluyorum. Ben bu ilişkiden önce belli değerleri olan, belli şeylere inanan, belli düşünceleri savunan, belli duygulara sahip bir insanken bu ilişkinin içerisinde bütün bunlar yani benim benliğimi oluşturan bütün bu kavramlar sorgulanır hale geliyor. Off buna mı gülüyorsun?

Ya da, bunu mu üzüldün gerçekten ya? deniyor karşı taraftan. Ve ben sorgulamaya başlıyorum. Ya bu gerçekten üzülecek bir şey değil miydi acaba? Ben mi abartıyorum? Ben mi çok hassasım?

Ya da mesela, böyle bir şeye inanılır mı? Ya bunlar ne kadar saçma düşünceler diyor karşımdaki. Ve ben kendi düşüncelerimi sorgulamaya başlıyorum. Hatta bazen bir adım ileri gidiyor, gaslighting dediğimiz karşımızdakinin gerçeklik algısını değiştirme davranışına giriyor. Ve benim gözlerimle gördüğüm bir davranışını yok

var saymamı istiyor. Hayır öyle olmadı. Nereden çıkartıyorsun bunu diyor mesela karşımdaki kişi. Ama ben biliyorum, görmüşüm, onun öyle olduğunu biliyorum ya da o kişinin öyle bir cümle kurduğunu biliyorum. Hayır canım uyduruyorsun diyor. Ama ben

Bu sefer neye inanacağımı şaşıyorum. Çünkü öyle giyinmemelisin diyor mesela bana. Ya da öyle konuşmamalısın. O insanlarla öyle davranmamalısın. O insanlarla görüşmemelisin. Arkadaşlıklarımı sorgulatıyor mesela karşımdaki kişi. O insanlar aslında seni hiç sevmiyorlar.

Sen farkında değilsin, görmüyorsun diyor. Ya da o insanlar aslında hiç sana göre değiller diyor. Ama ben o insanlarla mesela uzun zamandır arkadaşım, bana çok iyi geldiklerini biliyorum. Ama karşımdaki insan o kadar sorguluyor ki benim arkadaşlıklarımı. Ben de altında bir biteni yaramaya başlıyorum. Acaba beni sevmiyorlar, rol mü yapıyorlar? Aslında beni düşünmüyorlar ama öyleymiş gibi mi gösteriyorlar demeye başlıyorum. Ya da arkadaşlarımın benim de farkında olduğum ama önlemsemediğim özelliklerini sürekli kötü özelliklermiş gibi önüme sunmaya başlıyor. Ve ben bu sefer arkadaşlarımdan soğuma ihtimalimi değerlendiriyorum. Ve bu gerçekten aslında beni

kötü ve yalnız hissettiriyor giderek. Karşımdaki kişi hayatta verdiğim kararlarda beni desteklemiyor. Bazen köstekliyor hatta. Kösteklemese bile bu arada beni desteklememesi de çok önemli. Sağlıklı ilişkiler içerisinde birbirimizin verdiği kararlara saygı duyarız. Çünkü birbirimizin bir karar alabilecek yetkinlikte olduğunu inanırız.

Ama toksik ilişkilerde genellikle bir taraf, bazen iki taraf birden birbirinin bu anlamdaki yetkinliğine güvenmiyor. O yüzden de verdiği bütün kararları sorguluyor. Sorgulamasa da desteğini göstermiyor. Bu da aslında toksik ilişkinin önemli işaretlerinden biri haline geliyor.

Yine toksik ilişkilerin başka bir işareti, ilişkideki yanlış iletişim tarzları. Kişiler birbiriyle konuşurken hakarete varan cümleler kuruyorlar, bazen küfürlü konuşuyorlar, bazen karşıdaki insanı küçük düşüren, onunla alay eden, onun zayıflıklarını sürekli ön plana çıkaran cümleler kuruyorlar. Tartışmaların hiçbirinde birbirine saygı gösteren bir tavır görmüyorsun. Vücut diliyle, el kol hareketleriyle, ses tonuyla hep karşı tarafı yeren, iyice de küçülten, hor gören bir tavır hakim oluyor. Ya bir tarafa ya iki tarafa da birden.

Bu tarz iletişimler genellikle sadece tartışmalarla sınırlı kalmıyor. Kişiler birbirleriyle genel iletişim tarzları içerisinde bu saygısız, karşı tarafı insan yerine koymayan tavrı sürdürmeye devam ediyorlar. Öyle olunca birbirine duyduğu saygı, çiftin birbirine duyduğu saygı gitgide azalıyor. Tabi mesela burada birbiri için önemli olan mesela değerlere saygı göstermek. Diyelim ki bir kişinin ailesi o kişi için çok önemli ve partneri o kişinin ailesine o kadar saygı göstermiyor ki her bunu yaptığında partnerine şunu söylemeye çalışmış oluyor aslında. Senin için önemli olan şey benim için hiç önemli değil.

Burada şunu demeye çalışmıyorum. Bazen birimiz için önemli olan şey diğerimiz için o kadar önemli olmayabilir ve bu sınırlar içerisinde normaldir. Ama saygısızlık etmek aslında bunun bir adım ötesi. Saygısızlık ettiğimiz zaman karşımızdaki insanın buna verdiği önemi de bir şekilde yargılamış oluyoruz. Bu insanı herhangi bir değere verdiği önemden dolayı

küçük görmüş oluyoruz. Bu da aslında toksik ilişkinin önemli bir işareti. Ya da mesela karşınızdaki insanın özel günlerini unutmak, özel anlarını kaçırmak. Diyelim ki bir mülakatınız var ve partneriniz sizin mülakatınızı bilmesine rağmen o gün hiç sormuyor bile.

Ya da mesela o gün sizin mezuniyetiniz var ama partneriniz buna dahil olmayı bile istemiyor. Ya da o gün aslında yıldönümünüz ve siz bunu önemsediğinizi biliyorsunuz ama o gün buna dair en ufacık bir mesaj bile almıyorsunuz. Doğum günleriniz unutuluyor. Bunların hepsi aslında bir ilişkinin içerisinde sizin ilişkinin önemli bir parçası olarak değer görmediğiniz anlamına geliyor. Buradan da aslında önemli başka bir işarete geliyoruz. Partnerlerden birinin ihtiyaçlarının sürekli olarak geri planda kalması. Yani o kişinin ihtiyaçlarının dinlenmemesi veya giderilmeye çalışılmaması.

Eğer sosyal medyada bana gelen mesajlara bakarsak birçok kişinin de yine en çok karşısına çıkan durumlardan bir tanesi bu. İkili olarak konuşamamak. İhtiyaçlar dile getirildiğinde, mesela seninle konuşmaya ihtiyacım var, beni dinlemene ihtiyacım var, bana sarılmana ihtiyacım var, seninle vakit geçirmeye ihtiyacım var tarzı ihtiyaçlar dile getirildiğinde karşı tarafın bunu önemsememesi. Hatta bazen kişinin vakti olmasına rağmen bunu talep eden partneri değil de başka insanları ayırması ve bunu çoğu zaman birleşli bir şekilde yapması. Böylece partnerin ben hangi sırada geliyorum, benim bu insanın hayatımda herhangi bir önceliğim var mı diye sorgular hale gelmesi. Bu da tahmin ettiğiniz gibi toksik ilişkilerin yine çok çok önemli bir işareti. Yine bununla birlikte çok önemli bir gördüğümüz başka bir davranış

toksik ilişki içerisinde partnerin kişiye bir tatlı, bir kötü davranması, bir soğuk, bir sıcak davranması. Böylece kişinin bir türlü karşıdan stabil bir şekilde sevgi, ilgi alamaması ama aynı şekilde her şey kötü gidiyor, ben demek ki bu ilişki içerisinde kalmamalıyım da diyemez hale gelmesi. Çünkü her an sevgi gelebilir, her an ilgi gelebilir. Ama onu beklerken inanılmaz zaman geçiyor tabii ki.

Öyle bir duruma geliyor ki insan sanki kendisi sürekli fedakarlık yapan, ilişki için adımlar atan ama karşı taraftan bunun bir türlü, karşı tarafta bunun yansımasını bir türlü göremediği bir hale geliyor. Öyle olunca da ben tek başıma yaşıyorum bu ilişkiyi diye hissetmeye başlıyor. Çünkü karşı tarafta yaptıklarının hiçbir tezahürü yok. Toksik ilişkilerde yine sık gördüğümüz bir başka davranış yalan söyleme. Ama bu yalanı söyleyen her zaman toksik olarak tanımlanan partner olmuyor. Bazen toksik davranışlara maruz kalan partner de artık o toksik davranışlardan kaçınmak için, ilişkide daha fazla eleştirilmemek için ya da daha fazla sorun çıkmaması adına sürekli yalan söylemeye başlıyor. Yani artık dürüst olan neydi, gerçek olan neydi bunların hepsi birbirine giriyor.

Toksik ilişkilerin bir başka önemli işareti de kişinin kendisinin sürekli tedirgin ve gergin hissetmesi. Eğer her yaptığınız eleştiriliyorsa, her cümlenizden bir yanlış anlam çıkartılabiliyorsa, eğer konuştuklarınız, düşündükleriniz her an bir değerlendirmeye tabi tutuluyorsa, O zaman işte İngilizce bir tabir var. Yumurta kabukları üzerinde yürümek diyoruz. Onu yaşamaya başlıyorsunuz. Hep tedirgin, hep tetikte. Şimdi ne olacak? Aman bir problem çıkmasın. Aman yine ağzımızın tadı kaçmasın diye düşüne düşüne. Bu sefer artık hiç kendiniz gibi olamıyorsunuz. O baştaki kişilik katlini gördüğünüz gibi tekrar dönmüş oluyoruz bu noktada.

Toksik ilişkiler içerisinde bir başka gördüğümüz şey de kişinin zaman içerisinde kendisine değer vermiyor hale gelmesi. Yani karşımızdaki insan bizim ihtiyaçlarımızı görmediğinde ama biz sürekli çabaladığımızda, bizi duymadığında ama biz bir şeyler söylemeye devam ettiğimizde, Biz fedakarlık yaptığımızda ama karşılığını alamadığımızda bir süre sonra şuna inanmaya başlıyoruz. Demek ki ben bunları hak etmiyorum. Demek ki ben iyi şeyleri hak etmiyorum. Ve bir noktada artık o kadar yetersiz, o kadar değersiz hissediyoruz ki kendi öz bakımımızı da ihmal etmeye başlıyoruz.

O yüzden aslında toksik ilişkideki birçok insan sadece ilişkinin içerisinde değil, ilişkinin etkisiyle endirekt olarak da bundan olumsuz etkileniyor. Çünkü kişi artık hobilerini bırakıyor, arkadaşlarını ihmal ediyor, ailesinden uzaklaşıyor. Artık izole, yalnız, bakımsız bir hale geliyor. Öyle olduğu için toksik ilişkiler sonunda, eğer yine mesajlara bakarsak bütün bunları da görebiliriz. Kişinin gerçekten neredeyse ışığı sönüyor, gözlerinin feri sönüyor. Yani böyle omuzları düşük, yeterince gülmeyen, yeterince hayattan keyif almayan, kendisi gibi olamayan, resmen bir zombiye dönüşüyor aslında birey.

Bazen toksik ilişkide olduğumuzu anlamanın en önemli noktası da bu olabiliyor. Bir dakika ya! Ben eskisi gibi hissetmiyorum. Ben neredeyim? Ben kimim? Ben nerede bıraktım? O eğlenen, iyi vakit geçiren, aslında hedeflerinin peşinden giden o insanı nerede bıraktım diye sormaya başlıyor insan. O zaman bir aydınlanma yaşayabiliyorsun. O yüzden de aslında arkadaşlarımızdan ve ailemizden ayrı düşmek

ilişkilerdeki en kaçınılması gereken davranışlardan bir tanesi. Hatta bu podcastta bunu söylemenin önemli olduğunu düşünüyorum. İlişkiler içerisinde, özellikle ilişkilerin ilk 6-9 ayı, arkadaşlarımızdan ayrı düşmemiz aslında son derece normal. Karşı tarafa tutulduğumuz zaman, o yoğun aşk döneminde karşı tarafı tek hedef haline getiriyoruz. Ve hep onunla vakit geçirmek, hep onunla olmak, hep onunla temas etmek istiyoruz. Mesela hiçbir yere onsuz gitmiyoruz. Hep arkadaşlarımıza çıksak bir şekilde partnerimiz de yanımızda geliyor. Bu bazen arkadaşlarımızı çok rahatsız ediyor hatta.

Bu karşı taraf tarafından, arkadaşlarımız tarafından hoş karşılanmasa da bizim tarafımızdan normal bir davranış. Çünkü aklımız fikrimiz hep o kişiyle ve onunla olmak istiyoruz. Bunu yapan şey nörokimyasalar zaten. Ama bir yandan da bu süreçte arkadaşlarımızı ihmal ettiğimiz için arkadaşlıklarımızdan ayrı düşebiliyoruz. Halbuki bazı araştırmalar var bu konuyla ilgili ve bence çok kıymetliler.

Bir ilişkinin gerçek gidişatını o ilişkinin içerisindeki insanların değil, o ilişkiye dışarıdan bakabilen arkadaşların ve bazen de aile bireylerinin tahmin edebildiğini gösteriyorlar. Yani siz o ilişkide çok mutlu hissedebilirsiniz. Ay çok mutluyuz, çok iyi gidiyor her şey diyebilirsiniz. ama sizin arkadaşlarınız o kişiyle ilgili bazı olumsuz yorumlar yapıyorlarsa ve bu olumsuz yorumları birden çok kişiden duyuyorsanız tutarlı bir şekilde o zaman mutlaka onlara kulak verin çünkü sizin farketmediğiniz o tutulmanın yoğun gözü kara idealizasyon sürecinde farketmediğiniz karşı tarafı yere göğe sığdıramadığınız döneminde arkadaşlarınız aslında gerçekçi bir şekilde duruma bakıyor ve sizi uyarıyor çalışıyor olabilirler. Peki toksik bir ilişkide olduğumuzu anladık diyelim ki bütün bu işaretlere bakarak. Toksik ilişkiden nasıl çıkabiliriz? Bu birinci soru. Veya eğer toksik ilişki sadece karşı tarafın yaptığı bir sebeple olmuyor da her ikimiz de toksik davranışlar sergiliyorsak bunun bir çaresi var mı? Bu ilişkiyi kurtarabilir miyiz? Bunlar da çok önemli sorular.

Önce bu sorulara cevap vermeden önce az önce biraz bahsettim ama tekrar toparlamak istiyorum. Toksik ilişkilerin, o toksite seviyesinin etkisiyle biz kendimizi değersiz ve yetersiz hissetmeye başlıyoruz. Maruz kalıyoruz, kaygımız çok yükseliyor. Kendimizden şüphe ediyoruz, öz saygımız azalıyor. Dediğim gibi ailemizden ve arkadaşlarımızdan ayrılışa biliyoruz. Sadece ilişkide, bu durumlar sadece ilişkimizi etkilemiyor. Mesela okulumuz veya işimizdeki performansımız da azalıyor doğal olarak. Çünkü hiçbir şey için kendimizi yeterli hissetmiyoruz. Ve bir daha sevilemeyeceğimize inanmaya başlıyoruz. Ve bu insanla olan ilişkimizi bir şekilde sürdürmeye devam etmemizin altına da bazen bu korku yatıyor gerçekten. Eğer karşı taraftan böyle bir muamele görüyorsanız, bu muamelenin içerisinde psikolojik şiddete, bazen fiziksel şiddete maruz kalıyor olabilirsiniz.

Eğer bir ilişkin içerisinde şiddet varsa o ilişkide aşk yoktur, sevgi yoktur. Şiddet varsa o ilişkiden zaten arkanızda bile dönüp bakmadan kaçın, çıkın. Her şeyden önce bunu söylemek istiyorum. Ama eğer sadece toksik, bugünkü podcastta bahsettiğim toksik işaretleri görüyorsanız ve bunu karşı taraftan görüyorsanız O zaman yine aslında bu ilişkinin size iyi gelme ihtimalinin düşük olduğunu söylemek istiyorum başlangıçta. Tabii ki partnerinizle durumu konuşmayı, durumun adını koymayı, onun davranışlarının, sizin üzerinizdeki etkilerini ona anlatmayı deneyebilirsiniz ve belki de karşınızdaki insan bu davranışları istemeden yapıyor, farkında değil sizin üzerinizdeki etkisinin ve bununla ilgili bir sorumluluk alıp bundan sonra daha farklı davranmaya çalışabilir. Bunun için bir şans vermeyi deneyebilirsiniz. Dediğim gibi şiddet yoksa ancak bu noktaya gelmenizi tavsiye ederim. Ama baktınız karşı tarafın konuyla ilgili bir çaba harcayacak niyeti yok ve bu ilişkinin devam etmesi sizi ancak daha kötü bir yere götürüyor.

O zaman mutlaka sosyal destek alarak başlayın sürece. Yani arkadaşlarınızla konuşun, güvenliğiniz insanlarla konuşun. Bu bazen bir sizden büyük birisi olabilir, bu yollardan geçmiş birisi olabilir. Bazen çok yakın bir arkadaşınız olabilir, arkadaş grubunuz olabilir. Bazen de, bence bu da çok önemli, profesyonel destek alabileceğiniz biri olabilir. Toksik ilişkilerden çıkmak,

Her zaman hepimizin yapması gereken bir durum. Ama bazen o gücü kendimiz de bulamıyoruz. İşte tam da bu noktada öz saygımızı ve öz sevketimizi artırmak adına psikolojik destek almak çok faydalı olabiliyor. Yine bu noktada aslında kendimize dönmek, kendi bakımımızı iyileştirmek, kendimizle daha iyi bir ilişki kurmak bizim kendi değerimizi anlamamıza ve karşımızdaki insanın bu değere asla karşılık vermediğini farketmemize yardımcı oluyor. O yüzden de yine kişinin kendisiyle olan ilişkisini düzeltmesi çok önemli.

Ve eğer herhangi bir şekilde çıkış planı yapmadan bu ilişkiden ayrılırsanız ilişkiye geri dönme ihtimaliniz daha fazla. O yüzden bu ilişkiyi geride bıraktığınızın mümkün olduğu kadar bu insanla tekrar iletişim kurmamak, aranızdaki bağları koparmak, Ve yaşadığınız bütün o toksik davranışları idrak edip, ya ben nelerden geçtim, nasıl bir mücadeleden çıktım diyebilmek çok önemli. Kendinizi bu ilişkiyi geride bırakabildiğiniz için gerçekten takdir etmelisiniz. Eminim bu podcast'ı dinleyen ve bu süreçlerden geçen insanlar vardır, bana bu alanda yazan çok kişi oluyor.

Hepinize gerçekten hayranlık duyuyorum. Bunun gerçekten çok büyük bir mücadele olduğunu biliyorum. Ve bu ilişkileri geride bırakabilmeyi başardığınız için gerçekten bunun büyük bir zafer olduğunu hepinize hatırlatmak isterim. Peki ilişkin içerisinde her iki tarafta toksik dinamikler içerisindeyse ama değişmek, düzelmek istiyorsa bu anlamda gerçekten sorumluluk almaya hazırsa o zaman ne yapmak lazım? Şimdi birincisi iki tarafında bu gelinen aşamadaki sorumluluğu kabul etmesi gerekiyor.

Bunlar kullandığımız kelimeler olabilir, tartışma tarzlarımız olabilir, birbirimizi yeterince övmemek olabilir, birbirimizin ihtiyaçlarını yeterince dinlememek olabilir. Bunların hepsinden bahsettim zaten. Eğer partnerler oturup, yani ben de şunu yaptım ama bununla ilgili şu şu değişimleri yapmaya hazırım diyorsa, O zaman aslında bir yerden tekrar başlanabiliyor. Yani aslında şu soruya cevap vermek gerekiyor. Ben bu ilişkiye gerçekten emek harcamaya, zaman harcamaya, bu ilişkiyi iyileştirmek için bir şeyler yapmaya hazır mıyım? Eğer bu sorun cevabı her iki taraf için de evetse ve bir taraf durmaksızın karşı tarafı suçlamadan yani

Her şey senin suçun, sen mahvettin bu ilişkiyi, sen bu hale getirdin demeden. İkimizin de payı var ve ikimiz de bir yerden başlamak zorundayız mentalitesine sahipsiz taraf var. O zaman... kesinlikle yol kat edilebiliyor. Burada partnerlerin dışarıdan destek almaya açık olması tabii ki önemli. Bu noktada yine psikolojik destek çok işe yarayabiliyor. İlişki anlamında destek almak. Ve karşı tarafı suçlamadan, iki tarafın aslında birbirini suçlamadan birbirini anlamaya, birbirini tetikleyen davranışlarını keşfetmeye, yönelik harekette bulunması çok önemli. Yani

Bizim toksik davranışlarımızı neler tetikliyor, altına neler yatıyor? Mesela ne yapıyorum da ben sana kendimi yetersiz hissettiriyorum? Ya da sen ne yapıyorsun da bana kendimi duyulmamış hissettiriyorsun? Bu soruların cevaplarını birbirimize verebildiğimiz zaman aslında gerçekten ilerleyebiliyoruz. Birçok ilişkide eksik olan şeyin şefkat olduğunu söylemek istiyorum size. Yani birçok ilişkide aşk var, sevgi var. İnsanlar birbirlerine karşı o yoğun hisleri duyuyorlar. Ama birbirlerine şefkat göstermiyorlar. Ve şefkatin eksik olduğu bir ilişki aslında bize iyi hissettirmiyor. Bize kendimizi mutlu, sevilmiş, değer verilmiş hissettirmiyor. O yüzden eğer toksik bir ilişkinin taraflarından biriyseniz yani iki tarafın da bunu yaptığı bir noktadaysanız birbirinize nasıl şefkat verebilirsiniz? Nasıl aslında bunu deneyebilirsiniz? Bunu bir sorgulamak önemli. Ama tekrar tekrar vurgulamak istiyorum ki çünkü bu podcast'ın

Kesinlikle ana temalarından biri bu olmalı. Bu ilişkinin değişebilmesi için bir, ilişkide hiçbir şekilde şiddet olmaması gerekiyor. İki, iki tarafında sorumluluk almaya ve birbirine suçlamamaya hazır olması gerekiyor. Üç, her iki tarafında bu ilişki için emek harcamaya hazır olması gerekiyor. Bunlar olmadan toksik ilişkiyi geride bırakmamız mümkün değil.

Toksik ilişkiler konusu zor bir konu. Umarım bu podcasti çok da tetiklenmeden ve kendiniz için faydalı noktalar bularak dinleyebilmişsinizdir. Benim için de bu konulardan bahsetmek kolay değil. Çünkü hepimizin hayatında aslında toksik ilişkiler var. Ve her ne kadar bugün romantik ilişkiler üzerine odaklanmış olsam da, Toksik ilişkiler bazen ebeveynlerimizle kurduğumuz, arkadaşlarımızla kurduğumuz ya da bazen iş arkadaşlarımızla kurduğumuz ilişkiler içerisinde de görülebiliyorlar. O yüzden bütün bu podcast'a geçen sinyallerin, işaretlerin diğer ilişkilerde de mevcut olabileceğini tekrar hatırlatmak istiyorum. O yüzden de aslında zor bir konu çünkü hayatın çok içerisinde.

Umarım dinleyen herkesin bir şekilde faydalanabileceği bir podcast olmuştur. Bir sonraki hafta kaygılı bağlanmaktan bahsetmeyi planlıyorum. Gelecek hafta görüşmek üzere diyerek hepinize sevgilerimi yolluyorum. Hoşçakalın!

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)