
5.129 kelime · ~26 dk okuma
Herkese merhaba, yakın işlerim. Bu yeni podcast bölümünde, uzman sohbetleri serimizde bugünkü konuğumuz Seram Reyhanioğlu Arıkan. Doktor Seram Reyhanioğlu Arıkan demeliyim, daha doğru olur. Seram'cığım hoş geldin, çok teşekkürler davetimizi kıramayıp kabul ettiğin için. Merhaba, ben teşekkür ederim davet ettiğiniz için.
Ben her zamanki bir sözü sana vereyim. Sen bizi izleyen, dinleyen herkese kendini tanıtır mısın lütfen? Ben Serap Rehaneoğlu Arıkan. 38 yaşındayım. Esasen pediatristim. Uzun süre pediatrist olarak çalıştıktan sonra Uluslararası Bağ Odaklı Ebeveynlik Kuruluşu'ndan yani Attachment Parenting International'dan
Bir eğitim aldım ve onların dünya çapındaki liderlerinden, yani şube anlamına geliyor, şubelerinden birisi olarak akredite edildim. Bu bağlamda gönüllü olarak çağrıldığım her platformda bağ odaklı ebeveynlik yani attachment parenting anlatıyorum. Kendi Instagram hesabından ve web sitemizden de paylaşımlarda bulunuyorum. Onun dışından aile danışmanlığı eğitimi aldım ve sonrasında sadece ebeveynlik konularını ebeveynlerle bireysel ve grup danışmanlık çerçevesinde çalışmaya başladım. Çalıştığım konularda işte pozitif disiplin, bugün konuşacağımız aile içi, Aile içi empatik ve açık iletişim, çocuğun bağlanmasını daha güvenli hale getirmek için yapılabilecekler ve ebeveyn tutumları, aile içindeki çocuğun gelişimsel olarak geçtiği evrelerde ebeveynlerinin zorlandığı noktalarda ebeveyn tutumlarının düzenleme, ebeveynlerin duygu düzenlemelerine yardımcı olma gibi böyle ana başlıklarda rehberlik veriyorum.
Bir kızım var. Neredeyse 5 yaşında. Evliyim. Ankara'da yaşıyorum. Sanırım bu kadar yeterli.
Çok teşekkürler. Bugün seninle söylediğim gibi çocuklarımıza bağlarımızı koruyarak onları incitmeden nasıl disiplin kavramını öğretebiliriz? Pozitif disiplin. Nasıl olur? Bunun hakkında konuşacağız. İstersen hemen girelim konuya. Tamam. Ve ben sana çok hızlıca sorayım. Cezasız disiplin nasıl öğretilir? Değil mi? Çünkü... Yalnız şöyle, istersen de bir çok hızlıca şunu söyleyelim. Çocuklarımıza disiplin öğretmek önemli bir kavram. Çünkü tabii ki hepimizin hayatta bazı... Nasıl hareket ederiz bunları öğrenmesi gerekiyor tabii ki. Ama hep bunu...
Nasıl yapabiliriz? Cezasız nasıl olur? Bunları öğretirken nelere dikkat etmemiz gerekir? Bunlar tabii ebeveyn olarak hepimizin hakkında olan sorular ve hep böyle manevralarla bulmaya çalıştığımız şeyler. O yüzden aslında burada bence Selim bize anlatacakların önemli. O yüzden istersen başlayalım diyelim.
Peki. Şimdi öncelikle bazı böyle ana noktaları ben belirtmek istiyorum. Çocuklarla pozitif disiplin yaklaşımına göre iletişim kurmaya çalışırken. Öncelikle bence çocukların her birinin mizacı öbüründen farklı.
Dolayısıyla çocuğumu yakından tanımak çok önemli. Çocuğumun mizacına göre disiplin yaklaşımını belirlemem çok önemli. Mesela hassas çocuklar var. Kolayca korkuya kaplan, kolayca tedirgin olan çocuklar var. Bu çocukları mesela korkutmadan
disiplin uygulamak çok önemli. Çünkü çok kolayca genelliyorlar ve kaygıları, tedirginlikleri çok artabiliyor ve ömür boyu da o genellemeyle, o inançla devam edebiliyorlar. Onun dışında mesela güçlü iradeli çocuklar var. Seninle yayından önce de konuştuk. Benim de öyle bir çocuğum var. Yani güçlü, iradeli çocukları dışarıdan hep işte şımarık tutturuyor gibi yorumluyorlar. Halbuki diğer çocuklara göre çok daha şeyler, daha baskın, böyle güçlü karakterleri olan çocuklar bunlar. Bu çocuklarla mesela disiplin uygularken her zaman, seninle de konuştuk, müzakere sürecine önem vermek, işte böyle astım kestim, ben yaptım oldu, tabii ki yaptırtacağım, benim dediğim olacak gibi bir yaklaşımın tamamen ters teptiği çocuklar bunlar. Yani dolayısıyla çocuğun mizacını tanıyıp, Yani komşudaki tarif benim eve uymayabilir ve genelde uymaz veya kitaptaki tarif benim çocuğuma uymayabilir. Çocuğuma özgü, ev yapımı bir disiplin yaklaşımı bulmam önemli. Çocuğumun mizacına özgü. Onun dışında çok sık gördüğüm şeyleri nasıl yapıldığını anlatmadan önce hangi noktalar önemli onun altını çizmek istiyorum. Gözlemlerimde hep fark ettiğim bir şey var. Açıklık yeterli olmayabiliyor.
Yani ifadelerimiz yeterince açık olmuyor bazen çocuklarımızla konuşurken. Pozitif disiplin uygulamak istiyorsam açık olmayı öğrenmem lazım. Dolambaçlı söylerler, çocuklarıma nutuk çekmek, ima etmek, zaten biliyor diye düşünüp açıkça söylemeden trip atar bir yerden, varsayımlar üzerinden disiplin vermeye çalışmak, iletişim kurmaya çalışmak değil de Her defasında açıkça söylemek gerekiyor. Yavrum prist senin için zararlı, izin veremem kuzum deyip sarılmak. 20. kerede söyleyeceğiz bunu, 50. kerede söyleyeceğiz. Bu pozitif disiplininde şöyle bir şey diyorum ben ebeveynlere. Siz elinizden geleni yapacaksınız, gerisini de zamana bırakacaksınız. Yani burada kayıtsızlık, tamamen zamana bırak diye bir şey önermiyorum. Tabii ki ben vereceğim eğitimi nazikçe vermeye devam edeceğim. Ancak burada sabırlı olmam çok önemli.
çocuğumun yaşına göre, gelişim düzeyine ve mizacına göre benim öğrettiğim kuralı öğrenmek için belirli bir zamanı ve çok tekrar ihtiyacı var. Dolayısıyla o aslında biliyor, bıdı bıdı konuşuyor, bunu nasıl anlamıyor gibi şeyleri düşündüğümüzde her zaman kendimize şunu dememiz lazım, ya biliyor olsa Uygular da, bildiğin uygular. Çocuk her zaman bildiğinin maksimumunu yapar. Çocuk beni memnun etmek ister zaten ve yapmaya çalışır zaten. Dolayısıyla eğer yapmıyorsa zannettiğim gibi bilmiyoruz. Yani biliyor diye varsayıyorum ya, öyle varsaymamam lazım. Her defasında tekrar öğretmem lazım. Bir diğer konu, her zaman önce yatıştırıp sonra öğretmem gerekir.
Yani en sık yaptığımız... Bunları hiç yargılayan bir yerden söylemiyorum. Kendim de yaptığım için bu hataları bu kadar iyi biliyorum. Ben de zaten böyle dinliyorum. Doğru falan diye dinliyorum. Önce yatıştırmak çok önemli. Yani çocuğum avaz avaz ağlıyor veya içi çeke çeke ağlıyor. Yani çok kızmış, çok korkmuş, çok hayal kırıklığına uğramış, çok onuru kırılmış, çok içerlemiş bir halde. O duyguyla onun bedenini çalkalanırken ben ona bıdı bıdı hayat dersleri anlatıyorum. Bunların hepsi çok faydasız. Zaten biliyorsun bilimsel olarak da duygusal sistemimiz çok aktifken yani bütün sinir sistemimizdeki işte stres hormonları aktifken bizim dinlemek yani alıcı sistemimiz hiç iyi çalışmıyor. Hele muhakeme eden, beynimizin muhakeme yapan sistemleri o sırada hiç çalışmıyor. Dolayısıyla yapacağımız şey önce yatıştırmak
sonra anlatmak ve anlatırken de bir çocuğun beni dinlemesini istiyorsam önce benim onu dinlemeyi öğrenmem lazım. Ve bu dinleme sadece sözcükleri dinlemek değil çünkü bazı çocuk üç yaşında konuşuyor bazısı iki yaşında konuşuyor. Çocuğun beden dilini dinleyebilmem lazım. Çocuğumun duygularının bedeninde ifade bulduğu o işaretleri yakından tanırsam yavaşça bunu öğrenirim zaten. Çocuğumun beden dilini dinleyebilmeyi öğrenmem lazım. Eğer şey dersem... biz böyle mi büyüdük ben anlatacağım tabii ki dinleyecek dersem benim sonum ebeveyn sağlığına maruz kalmak ebeveyn sağlığını da çok kısa söyleyelim sen biliyorsundur ebeveyn bıdı bıdı konuşuyor çocuk hiç dinlemiyor şey kapalı alıcılar tamamen kapalı eğer buna maruz kalmak istemiyorsam çocuğumu önce yatıştıracağım sonra onu dinleyeceğim sonra ben anlatacağım
Bu sırayla yapmayı yapabildiğim kadar, aklıma geldiği kadar yaparsam, disiplin yaklaşımım uzun vadede, o kısım da önemli, kısa vadede değil, uzun vadede etkili olacaktır. Burada çocukla konuşurken bence yaptığımız hatalardan bir tanesi de, ben kendimi de yakaladığım için söylüyorum, çocuklar gerçekten ...basit kurulmuş cümlelerden anlıyorlar. Yani hani böyle uzun uzun anlattığımız zaman... ...hani tabii ki içeriğini anlatalım, altını anlatalım, neyi neden yapmalarını... ...veya yapmamalarını istediğimizi anlatalım ama böyle komplike cümlelerle değil de yani gerçekten böyle kısa...
...konun özünü anlatan ve... ...direkt o konuyla ilgili... ...cümleler kurarak anlatmanın ben daha faydalı olduğunu görüyorum açıkçası. Sen de öyle düşünüyorsun. Kesinlikle. Çok, çok haklısın ve şunu da ekleyeceğim. Açık olmak çok önemli. Yani böyle doğan başlığı çok açık. Bir de somutluk çok önemli. Yani üç yaşındaki bir çocuğa işte ayıp veya işte hiç yakıştıramadın falan böyle soyut şeyler söyleyip durur. Çocuk hiçbir şey anlamıyor. Daha böyle somut... Deyimleri anlamıyorlar, yanlış yorumluyorlar vs. Burada çocuğumun gelişim düzeninin farkında olmak devreye giriyor. Çocuğumu tanımak, çocuğumun ne kadarını idrak edebildiğini bilmek, uyanık olmak gerekiyor çocuğumla ilgili konularda. Burada şey de çok aklıma geldi Gizem, bizim Bağdaklı Ebeveynlik Zirvesi'nde sevgili Gökçe Naz Kamar, Nuhut ve Vahar Oluşçuluk olarak tanır takipçilerimiz onu.
Bize şey anlatıyordu, iletişimle ilgili bir konu anlatırken şunu dedi, işte ben iki tip iletişim biliyordum, monolog ve diyalog. O dedi ki, üçüncüsü de var, monolog, dualog, bir de diyalog. Dualog dediğimiz şey iki tarafta konuşuyor ama kimse kimseyi dinlemiyor. Monologda zaten ebeveynlerin en sık yaptığı şey anlatıp durmak, mutluluk çekmek. Dizitlinle ilgili yapmamız gereken şey bir diyalog oluşturmak. Yani çocuğun bir şey diyor.
Ben onu dinleyeceğim. Anlayana kadar dinleyeceğim. Sonra ben bir şey diyeceğim ve aynı senin dediğin gibi kısa cümlelerle yalın açık bir şekilde. Ve benim dediğime ondan cevap gelecek. Sözcüklerle olabilir, beden diliyle olabilir. Yani bu diyaloğu, bu akışı fark edebilmek ve kurabilmek gerekiyor. Ve bunlar böyle emekli ve sabırlı olacak şeyler. Hani birdenbire olacak şeyler değil. Kesinlikle.
Cezasız ve ödülsüz pozitif disiplinde nelere dikkat etmeliyiz diye anlatırken şunları not almışım. Ben özellikle söyleyeyim diye not aldığım şeyler var o yüzden onlara kısaca bakıyorum. Mesela cezadan kesin olarak kaçınmak bence çok önemli ve ödülden de öyle. Çünkü ödül cezanın öbür yüzü. İstersen biraz cezanın sakıncalarına da gireyim ne dersin? Tabii ki, tabii ki, lütfen. Çok kısaca yani çoğumuz cezalarla büyüdük, bazı şanslı bir kısmımız da ödüllerle büyümüş olabilir ama sonuçta ikisi de aynı paranın iki farklı yüzü. Şimdi cezayı neden önermiyoruz? Öncelikle
çocukta bir öğrenme yaratıyor ceza. Şöyle ki ortada bir sorun var ki ben disiplin uygulamak durumunda kalıyorum ve benim uyguladığım yöntem ne ise eğer çocuğum da onu öğreniyor. Yani aynı zamanda ben bütün uygulamalarımla çocuğuma hayat derslerimini modelliyorum. Eğer ben çocuğuma ceza veriyorsam o zaman çocuğuma da şu mesajı veriyorum. Bir sorun çıktığımda eğer kızgın ve güçlüysem başkalarına ceza verebilirim.
Ve en kısa zamanda da o cezalardan biz nasibimizi alırız. Yani biz çocuğumuzu cezayla büyüttüğümüzde gücü yerine geldiğinde, yani şimdi küçükken iradesini kırabiliyorsunuz çok isterseniz, çünkü güçlüsünüz. Ama elbette ki o çocuk ergen olacak, elbette ki yetişkin olacak. Belki bazı çocuklar yani 4-5 yaşından sonra bile Ebeveyni cezalandırmak konusunda çok ustalaşmış oluyorlar. Ebeveynler hayret ediyorlar. Nereden öğrendi bütün bunları? Tabii ki sizden öğrendi aslında. Dolayısıyla çocuğuma yaptığım muamele çok önemli. Çünkü insanlara nasıl muamele edileceğini de ona öğretmiş oluyorum. Ona yaptığım muameleyle. Dolayısıyla başka bir insanın üzerinde güç kullanmaktır ceza. Ve bunu çocuğuma öğretmem çok tehlikeli. Toplumsal boyutta da tehlikeli. Çünkü biliyorsunuz tahakküm her zaman şiddeti arttıran bir şey. Peki neler ceza olabiliyor? Buna çok kısa uzatmadan gireceğim. Mesela dikkati geri çekmek de bir ceza. Yani çocuğun beğenmediğin bir şey yaptığında göz teması kurmamak, soğuk davranmamak,
sarılmalarını reddetmek, şeyi açıkça söylemek, onu yapana kadar küssüz gibi, küsmek bir ceza. Aslında koşulu sevgi uygulamış oluyorsun değil mi? Yani bunu yapana kadar benden sana sevgi gelmeyecek, benden sana şefkat gelmeyecek. Kesinlikle. Mesela ağlayınca odasına gönderebiliyorlar, susana kadar seninle konuşmayacağım diyebiliyorlar. Bunların hepsi ceza. Bir çocuğu bir duygu ifadesi yüzünden cezalandırmak anlamına geliyor, onu yalnız bırakmak anlamına geliyor.
Onun dışında ceza şuna sebep olabilir. Birçok çocuk da ben bakmadığımda yapar. Yani ben varken yapmaz ama ben bakmadığımda yapar. O zaman acaba çocuğuma ne öğretmiş oluyorum? Yalan söylemeyi, gizliliği, dürüst olmamayı öğretmiş de olabilirim kendi elimle. Ve mesela cezada da şöyle bir şey var. Çocuk davranışlarını başkasının uzaktan kumandasıyla düzenlemeyi.
Bunu da istemeyiz. Çocuğumuzun bağımsız olmasını istemeyen bir ebeveyn ben hiç görmedim. Ama eğer bunu istiyorsam, öncelikle çocuğumun bir şeyleri yapmaktan kendi iç rehberliği sebebiyle, kendi iç pusulası sebebiyle yapmamasını isterim. Ben ona bakıyorum diye değil. Çünkü ben bakmadığımda o zaman yapacaktır. İçsel bir disiplin oluşturmak istiyorsam cezadan kaçınmam gerekiyor. Onun dışında çocuğun ana fikri öğrenmesine engel oluyorum ceza uyguladığımda. Çünkü çocuğun dikkatini yaptığı şeyin sonucundan alıyorum ve benimle arasında bir duygusal güç savaşına doğru çekiyorum. Çocuk artık tabii ki o yaptığı şeyin yanlışlığıyla ilgili düşünmeyecek. Sadece bu durumdan nasıl kurtulacağını ve bir dahaki sefere bu duruma girmemek için nasıl üç kağıt yapması gerektiğini belki de öğrenmesi gerekecek.
Böyle bir de şey çok benim için önemli geliyor bunu söylemek, onu da not almışım. Sürekli ceza verdiğimde bir çocuğa, çocuk hiçbir zaman yani belli bir yaşa kadar ebeveynin yanlış yaptığını bilmez. Çocuk kendini yanlış yapıyor diye düşünür ve kötü bir çocuk olarak düşünür. Yani ben kötü bir çocuğum ki cezalandırılıyorum.
Ve bu öz değeriyle ilgili çok ciddi bir yıkım yaratıyor. Benlik algısıyla, olumlu bir benlik inşasını engelleyen bir şey bu. Buradan hemen ufacık bir şey yapayım, araya gireyim. Aslında ben çünkü biliyorsun yetişkinlerle çalışıyorum. Hani orayı belki ebeveynlere daha fazla hitap eder mi söyleyeyim. Yani biz yıllar sonra yetişkin insanlarla, ta çocuklukta o çocuklara
Tabiri caizse enjekte edilen olumsuz hislerle boğuşuyoruz. Neden? Çünkü çocuk için anne, baba, ebeveyn her neyse bir rol model. Ve o rol modelin güçlüğü hani onlara bakıyor ve onlardan aldığı bütün etiketler, bütün olumsuz yargılar aslında çocuğun zihninde yer ediyor. Ve... Bir noktadan sonra siz orada olmasanız da sizin ufacık bir formunuz o çocuğun zihninde sürekli olarak konuşmaya devam ediyor. O yüzden de belki siz artık onu eleştirmiyorsunuz ya da atıp cümleler kurmuyorsunuz ama görüyoruz 20 yaşında, 30 yaşında daha da büyük insanlar zihinlerinde o çok küçükken edindikleri etiketlerle, olumsuz yargılarla kendi yargılamaya devam ediyor. O yüzden o öz saygı gelişimini, öz sevkat gelişimini, olumlu benlik algısını
oluşturmayı gerçekten çok küçük yaşta çocuklarımıza yapmamız lazım. Cezayla bunu yapmaya çalıştığımızda gerçekten aslında çok olumsuz etkiliyoruz bunu uzun vadede. Kesinlikle, kesinlikle ve hiç fark etmiyoruz. Biraz da toplumsal ebeveynlik bakış açısından da etkilenebiliyoruz. Uyanık olmamız lazım. Ceza olduğunu fark etmediğimiz, çocuğun onurunu kıran birçok uygulama olabiliyor ve bu çok normal karşılanabiliyor televizyonlarda. Mesela mola yöntemi diye uzun süre kullanıldı, hepimiz onu seyrettik. Cezanın değişik versiyonları toplumun her kademesine sinmiş durumda uyanık olmamız gerekiyor. Cezanın öbür yüzü bir ödül dedik. Bu da insanlara çok tuhaf geliyor. Nasıl yani? Ödülsüz olur mu? Burada ben şöyle bir açıklama yapmak istiyorum. Ödül şöyle bir bağlamda kullanılıyorsa, sevginin karneye bağlanması gibi. Az önce sen çok güzel söyledin. Yani çocuk benim beğendiğim bir şey yaptığında sevgi vermeye, işte bir nesne vermeye,
dönüşüyorsa ve diğer zamanlarda bu şu anlama gelir beğenmediğim bir şey yaptığında sevgimi alamayacağıyla ilgili bir mesaj veriyorum. Yani sadece iyi yaptığı iyi şeyler yaptığında ödüllendirmek amacıyla sarıldığımda sevdiğimde işte sevdiği bir nesneye bir oyuna vesaire izin verdiğimde O zaman çocuk tabi belli bir ansiyete gelişiyor çünkü beğenilmediği zamanlarda o sevgi geri çekiliyor. Dolayısıyla ödül bence verilebilir ebeveynlikte ama bakış açısı olarak yani çocuğa bir eğitme yöntemi, bir köpeği eğitir gibi ki benim köpeğim var yani köpeklerimize bile öyle davranmıyoruz. Hani sadece beğendiğim şeyler yaptığında Bunu artırmak için ödül verdiğimde bunun arkasında sürekli bir sevgiyi kaybetme, yakınlığı kaybetme korkusu gelişiyor ve bu da sıkıntılı. Yoksa normalde sevginin bolca verildiği, ilginin, sarılmanın, dokunmanın bolca verildiği bir
tabii ki çocuklarımıza bazı zamanlarda ödüller verebiliriz. Hani bunu ben böyle öcü gibi göstermek de istemiyorum ama disipline etmek için ödül kullanmayı tehlikeli buluyorum. Çünkü yanlış mesaj veriyor. Çünkü özdeğerle ilgili de yanlış bir mesaj veriyor. Sonradan işte biz böyle verimlilik
tuzağına düşmüş yetişkinlere, postmodern yetişkinlere dönüşüyoruz. Ne kadar verimli olursam o kadar değerliyim, o kadar çünkü ödüllendiriliyorum. Sanki verimli olmazsam, görünür olmazsam, somut bir şeyler ortaya koymazsam değerli değilmişim gibi, kendi öz değerimden şüphe ettiğim bir konuma gelebiliyorum. Dolayısıyla bu sevginin, ilginin ödüle bağlanması bana tehlikeli geliyor.
Onun dışında nelere dikkat edelim ödülsüz cezasız disiplinde? Gerçekçe hedefler koymaya dikkat edelim. Yani hiperaktif bir çocuğum var. Hiperaktif derken illa ki deheb tanısı olmasına gerek yok. Hareketli, tercanlı bir çocuğum var. Ben bunu komşunun oturup ders yapan çocuğuna dönüştüreceğim. Şimdi bir kere burada kesinlikle
şey yapacaksınız yani, kesinlikle başarısızlığa uğrayacaksınız. Gerçekçe hedefler koymak gerek. Çocuğumun kapasitesine, mizacına uygun hedefler koymaya bu da giriyor. Bazen de şu var, biz saçmalıyoruz. Yani gerçekten çok saçma kurallar koyabiliyoruz. Çok gereksiz yerlerde müdahaleler yapabiliyoruz. Biraz kendimizle de yani bir öz eleştiri de ara ara vermek lazım. Bir şeye çocuk çok itiraz ediyorsa belki de ben haksızımdır. Yani bunu da düşünebilmek önemli. Bir de şey de geliyor bana. Mesela kendim yapamayacağım şeyleri işte çocuğa yapmak ve yapamadığında çok özür diliyorum. Yapmadığında da kızmak. Yani diyelim ki sanki ben askeri bir düzenle kendi hayatımı yaşıyormuşçasına işte her gün yatağını topla. Hiç müsamaha yok. İşte her gün onu yap. Ya sen kendi hayatında bütün bunları böyle yapıyor musun? Yapıyorsan bravo. Ben yapamıyorum yani. Ve görüyorum, çoğu yetişkin, kendi yapmadığı şeyleri çocuklarından bekliyor. Ve bu bana çok insafsız geliyor. Bilmiyorum ne dersin bu konuda? Ben buna yüzde yüz katılıyorum. Şu, Allah'ına da katılıyorum. Ben mesela kızıma uyku eğitimi sırf bu sebeple vermedim. Çünkü ben bıraktım kendi hayatıma. Ben hiçbir zaman aynı saatte yatağa yatamıyorum. Çünkü her gün aynı miktarda yorulmuyorum. Her gün aynı saatte uykum gelmiyor. Her gün aynı saatte kalkmayı sevmiyorum.
Dedim ki ben niye çocuğumla bunu yapayım? Yani hani bu tabii ki kimse yargılamıyor. Ben kimse yargılamıyorum. Bu benim kendi ebeveyn olarak eşimle birlikte aldığımız bir karardı. Kendi hayatımıza bakarak. Ama gerçekten onu düşündüm. Yani ben hep yapamadığım şeyi çocuğumdan nasıl istedim? Evet, evet. Kesinlikle çok katılıyorum sana. Şimdi, peki nasıl yapalım? Hani nelere dikkat edelim dedik, nasıl yapalım? Bence şey önemli, şimdi ana akım ebeveynlik yaklaşımları bağdaklı ebeveynlikten farklı bir söylemdeler pozitif disiplinle ilgili. Diyorlar ki tutarlılık çok önemli, tutarlılık çok önemli, tutarlılık çok önemli. Ben diyorum ki esneklik, ben değil sadece, ben ve benim gibi bağdaklı bir ebeveynlik tanıdığımız zaman, esneklik çok önemli diyorum. Esneklik de öyle, ben de katılıyorum sana. Değil mi? Hayat böyle bir şey. Hayat esnek bir şey. Her an durumlar değişiyor. Biz yetişkin olmak ne demek? Ağına, duruma uygun anlık çözümler bulabilmek demek. Yetişkin olmak böyle bir şeyken, hayat böyle bir şeyken bizim sürekli durumlar değişse de koşullar değişse de hep aynı kuralı böyle statik bir şekilde
Yani kurala aşık bir şekilde uygulamaya çalışmamız bana tuhaf geliyor. Dolayısıyla bana göre esneklik önemli. Buradaki esneklik bence aslında psikolojik esneklik de getiriyor çocuğa. Yani hayatta türlü durumları olabileceğini ve o durumlara kolay adapte olabileceğini de öğretiyor.
Mesela aslında uykudan gittik. Yine onunla ilgili bir örnek verebilirim. Yani hep çocuğumla aynı saatte, aynı karanlık odada, aynı sesle uyutacağım gibi bir şekilde yaklaştığımız zaman bu sefer çocuk onun dışında uyuyamamaya başlıyor. O zaman yani çocuk için çok zor bu. Sizin için de çok zor. Uyumunu azaltan bir şey aslında. Azaltan bir şey. Ya ebeveyn için de çok zor bence. Ben burada ebeveynlerime çok üzülüyorum. Çünkü ne oluyor? Bu sefer hani apar topar mesela dışarıda oturup gayet keyifli bir gün geçiren ebeveynler apar topar kalkıp koştura koştura eve gideyim o saatte evde olayım. Odayı karartayım şöyle yapayım böyle yapayım. Bu sefer çocuk mesela bir şey yanında kalmış oluyor ebeveyn.
mutsuz olmuş oluyor. Yani o farklı durumlara adapte olabilen çocuklar yetiştirmenin ben ilerleyen zamanda yetişkinlik noktasında da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü diğer türlü çok rigid ve uyum sağlayamayan, kolay uyum sağlayamayan bireyler oluşuyor bana Kılıçdaroğlu'dan. Ben de öyle düşünüyorum. Kesinlikle sana çok katılıyorum. Esneklik şu açıdan da önemli. Yani kabaca tutarlı olmaya çalışsam bile bazı durumlarda çocuğum çok isyan ediyorsa bu çocuğun nesi var, derdi ne, neye ihtiyacı var diye yani kurala tutunup böyle oradan doğru ebeveynlik yapmak yerine şimdi ve burada ne oluyor acaba? Yani bu çocuğun derdi ne? Bu çocuğun işte canını sıkan ne? Bu çocuğun çok istediği, bu şeyin altındaki ihtiyacı ne?
Ona gözümü ve kulağımı ancak esnek olursam açabilirdim. Tutarlılık çoğu zaman çünkü katılığa dönüşüyor. Yani çocuğum üzülünce ben de kötü hissediyorum ya, işte o yüzden hiç daha üzülmeyeyim, daha katı durayım, daha katı durayım diye bir şeye geliyoruz. O zaman da çocuğumun halini hiç anlayamayabiliyorum ve çocuğumun karşısında bir duvar görebiliyor. Peki ne yapalım?
Önce yatıştır demiştik. Önce yatıştır. Ne olursa olsun. Mevzu ne olursa olsun. Önce yatıştır. Sarılarak, konuşarak, sallayarak, emmek isterse emzirerek, işte emziği kullanıyor ve emziğini kendisi talep ederse emzini vererek, neyse. Sen orada yanında duygusal ve fiziksel olarak bulun ve yatıştır. Sarılmamı istemiyor mu? Sarılmazsın, yanında durursun. Git mi diyor. Biraz uzakta durursun. Git. O gitlerin hiçbiri gerçekten git demek değil. Çok kızdım demek. O yüzden hani yakında aynı mekanda durursun.
Ve önce o duygusal fırtınanın dinilmesini beklerim. Sonra bu duyguları fark etmeye çalışıyorum. İşte belki çok utandığı için bağırıyor. Gururunu kıran bir şey oldu, her zamankinden farklı davranmasına sebep olan, bir şeye çok kızdı, çok incindi, belki çok hayal kırıklığına uğradı. Oradaki duygular ne? Onu bilsezmeye çalışmam önemli. Yapabilirsem eğer aynalamam önemli. Yani sen çok kızdın buna, sen bunların hiç hoşlanmadığı, işte hayal kırıklığına uğradın, neyse. Önce bir duyguda durabilmek biraz önemli. Onun duygusunu anlamaya çalışmak önemli. Ve sonra, çocuğum yatıştıktan sonra vereceğim hayat dersi neyse, onu pozitif dilde, aynı senin dediğin gibi açık, somut, kısa cümleyle söylemem. Önemli. Canım, dondurma sağlığımız için zararlı. O yüzden sana yedirmek istemiyorum. Bugün yiyemeyiz canım. Nokta.
Eğer daha çok ağlarsa, sen işte çok istiyorsun, keşke verebilsem aşkım ama veremeyiz kuzum. Ve çocuğun isyanını, bu da çok önemli pozitif disiplinde, tabii ki bir isyan ortaya çıkacak ve o isyanı kapsayabilmem lazım. Kapsamak demek hemen yatıştırmak demek değil. Kapsamak demek çocuk avaz avaz bağırıyor.
Ve hararet biraz düşene kadar ben orada duruyorum. Sabırla duruyorum, sakince duruyorum. Diyorum ki çok kızmış, bağırıyor, benim de oluyor yetişkin olarak tepemin attığı durumlar. O zamanlarda ne istiyorum? Biri sakince dursun istiyorum, beni anlasın istiyorum. Ben de o kişi oluyorum. Çünkü pozitif disiplinin temelinde şey var, bana nasıl muamele edilmesini istiyorsam çocuğuma o düzlemde bir muamele yapmaya çalışıyorum.
Dolayısıyla ortaya çıkan isyanı da kucaklamak ve kişisel algılamamak, yani işte bu beni delirtmek için yapıyor, beni çıldırtmak için yapıyor, işte bana kötülük olsun diye kötü hissettirmek için yapıyor, hiç öyle bir şey yok. O kişi sana bir şey yapmıyor, o kendi duygusunu yaşıyor. O anda hiç öyle becerileri yok yani manipüle etmek için erken yaşlarda ve sonra da Diyalog içinde ifade etmek, göz teması kurmaya çalışmak mümkün mertebe, çocuğun hizasına inmek veya kucaklamak ve çocuğu muhatap almak çok önemli. Sözcükleri ve her şeyi yanlış söyleyebilirim o anda ama ebeveyn olarak o niyet çocuğa geçiyor.
çocuğu dinlemekle ilgili bir niyetim varsa, muhatap olmak ve bu işi tatlıya bağlamak, tatlılıkla çözmekle ilgili bir niyetim varsa bu niyet geçiyor. Hani illa böyle çok bilimsel konuşmama gerek yok. Kendi evimdeki ev yapımı, kendi dilime yedirerek bu yaklaşımla iletişim kurabilirim. Çok ufak şey söyleyecektim burada. Aslında istersen bunları dinleyicilerimiz için birazcık daha şeye bağlayalım. Şimdi neden göstermesi kurmak? Neden şefkatle konuşmak? Neden kucağa almak? Neden öpüp okşamak? Neden önce yetiştirmek? Çünkü bunlar zihnimizdeki işte oksitosinerjik ve opiyoderjik sistemleri aktive ediyor. Ve o sistemlerin aslında yetiştirici zaten genel olarak yetiştirici ve
Ağrı kesici ve bu ağrı kesici aslında duygusal olarak da ağrı kesici etkileri var değil mi? Yani bunu yaptığımız zaman mesela oksitosiz salınımı olduğunda çocuğumuzun bize daha fazla güvenmesini sağlıyoruz. Hem daha fazla huzur duyuyor hem bize daha fazla güveniyor hem de aslında bağ kurmak adına da çok büyük bir şey yapmış oluyoruz çünkü çok zor bir anında yanında olduğumuzda aslında hani ödülden kaçınalım dedik ama bu da aslında negatif ödül değil mi? Yani olumsuz olanı ortadan kaldırmak aslında negatif ödül diye geçer ve biz aslında güzel bir şey yapmış oluyoruz çocuğumuz için onun sıçasını ortadan kaldıracak bir şey yapmış oluyoruz. Ve burada samimiyet de bunu yaptığımız zaman, yani o yumuşacık sözlerle konuşmak, işte göstermesi kurmak, sarılmak, o ventral mental kontrolü sağlamak falan bunların hepsi aslında çocuğumuzun kendi iyi hissetmesini ve bu iyi hissetmeyi bizimle bağdaştırmasını sağlıyor. O yüzden de onun için biz, bizim imgemiz olumlu hale geliyor.
Bir rehber olarak bizi ciddiye alabiliyor değil mi? Yani otoritemiz korkudan değil de, bağlantıdan gelen bir otoriteye, daha işbirliğine yatkın bir çocuğa dönüşme uzun vadede. Kesinlikle. Sevgi dolu, şefkatli ve yatıştırıcı bir rehber haline gelmiş oluyoruz.
Evet, çok güzel netleştirdin. Teşekkür ederim. Şimdi diyelim ki bizim olumsuz davranış veya uygunsuz davranış olarak etiketlediğimiz şeyler niçin ortaya çıkıyor? Muhakkak ki bir ihtiyaç var. Yani o davranışların altında duygular, onun altında da ihtiyaçlar var.
Dolayısıyla ben davranışı istediğim kadar yasaklayayım ihtiyacı doyurmadığımda tekrar tekrar başka türlü ortaya çıkacak. Ve bunu kesmenin veya bundan bir fırsat yaratmanın ve çocuğu büyütecek bir fırsata dönüştürmenin yolu da ihtiyacı anlayıp bunu sosyal olarak kabul edilebilir bir şekilde istemeyi veya karşılamayı öğretmek. Yani oyuncağını almak için arkadaşını itiyor. Çok güzel bir niyet var değil mi? Oyuncağını almak diye bir niyeti var çocuğun. Orada kötü bir insan yok. Oyuncağını almak isteyen güzel bir insan var. Çocuğuma bunu öğretmem lazım. Sen oyuncak almak istedin arkadaşından canım ama itemeyiz. Canı yanar, itemeyiz kuzum. Oyuncağımı verir misin de bir dahaki sefere. Tabii ki bunu çocuğum ağlarken söylemiyorum. Çocuğum sakinleştikten sonra O anda konuşamadım mı? Sabır çok önemli bakın pozitif disiplinde. Akşamına uykuya geçerken bıdı bıdı konuşuyoruz ya onlarla bağlantı anlarında, o zaman açarım konuyu. Derim ki oğlum sen hep bu çocukların oyuncaklarını geri almak için, oyuncağını çocuklardan hep itiyorsun ya, itemeyiz canım. Şöyle diyebilirsin, oyuncağımı geri istiyorum.
İşte vermezse gelip bana söyleyebilirsin oğlum veya annesine söyleyebilirsin. Bakın bunlar ne kadar basit değil mi? Halbuki çocuklar bu stratejileri akıl edemiyorlar, çok küçükler daha. Bunları böyle tek tek olay olay bir ihtiyacını çocuğun karşılamak için sosyal olarak kabul edilebilir yollarını öğretmemiz lazım ebeveyn olarak, rehberlik etmemiz lazım.
Mesela şey de çok önemli, pozitif dilde ifadeler üretmek. Bu ne demek? Neyi yapamayacağımı söylüyorum, evet. Ama ben kendim de ebeveynim de genel olarak neyi yapamayacağımı söylemekten çok kaçınırım. Güçlü iradeli bir çocuğum var. Onun yerine neyi yapabileceğini söylemek. Yani koltuklar çizmek için değil canım, kağıtlar çizmek için gibi.
Tabii ki bundan şunun anlaşılmasını istemem. Aa tamam anneciğim. Tamam hemen o zaman kağıda gidiyor. Öyle bir çocuk yok yani. Ama bunu mesela ben yüz kere söylüyorum. Yüz kereyi aynı gün yüz kere değil. Bu arada onu da söyleyeyim. Söylenen bir ebeveyn gibi değil. Gidiyorum, kucaklıyorum. Hayır kızım, buraya çizemeyiz canım. Kağıtlara çizilir deyip, kağıdı koyup beraber çiziyorum. Bunu sekiz, on gün, yirmi gün üst üste olsa bile her defasında ilk kere söylüyormuş gibi söylüyorum.
Zaten biliyor, anlaması lazım, çıldırtmak için yapıyor. Bu kısımları çok özellikle vurguluyorum çünkü bunları kamuya açık yerlere gittiğinizde hep duyarsınız çocuklarla ilgili böyle suçlamaları. Sarıp istersen ben sana yeni bir soru sorayım. Bu pasif disiplini sağlarken çocuklarımızla bağlarımızı nasıl koruruz, nasıl birbirimizi hala severek birbirimizin yani ilk dönem birbirimizi nasıl koruruz bununla ilgili fikirlerini soracağım. Peki. Şimdi şöyle özetleyebilirim herhalde ben yine böyle küçük küçük spot spot maddeler yazmıştım özellikle söyleyeyim diye. Öncelikle pozitif disiplin yani herhangi bir disiplin için bir uygulama yaparken ve uzun vadede kendi disiplin yaklaşımında çocuğumun bana güvenle bağlanmasını engellemeyecek şekilde nasıl davranırım?
Öncelikle şunu bilmem lazım, çocuğum kaç yaşında olursa olsun yatıştırma görevinden istifa edemem. Yani aramızdaki mevzular ne olmuş olursa olsun, ne geçmiş olursa olsun, hangi bağlam olursa olsun çocuğumun duygusal desteğe ihtiyacı varsa onu yatıştıracağım. Bağlarımı böyle korurum. Aynı tarafta olduğumu çocuğumla hep bilirsem bağlarımı korurum.
Yani çocuğumun yaptığını kişisel algıladığım zaman bunu kendime bir hatırlatıp sağduyuyu geri çağırıp biz aynı taraftayız. Bunu ben bilirsem çocuğuma da bilgi böyle akar. Eğer ben çocuğumu karşıma aldım ve karşı tarafta hissedersem çocuğuma bu mesaj çok kolaylıkla geçer. Bunu söylemek de çok önemli. Bana göre ilişki büyüktür geri kalan her şey. Yani çocuğun
Şunu iyi düşünmek lazım. Bir çocuğun iradesini kıracaksam, onurunu kıracaksam, buna değer mi onu iyi düşünmem lazım. Gerçekten hani bu kadar değerli olan şey nedir, neyini için yapıyorum onu düşünmek lazım. Ve hiçbir şeyin acelesi yok. İlişkimi koruyarak yavaş yavaş her şeyi öğretebilirim. Dolayısıyla kendi düşüncelerimde hep ilişkiyi öne almak bence disiplin uygularken de bağları korumanın bir yolu.
Bir de şey çok önemli, bağlar nasıl korunur? Kendi duygularımla bağlantım olursa bağlar korunur. Çünkü ben kendi duygularıma bakmazsam bunlar birikir birikir düdüklü tencere gibi sürekli patlarım. Ve bu patlamalar ilişkiyi kırıyor. Yani o aramızdaki ilişkiyi kırıyor. Çünkü çocuğumun onurunu kırıyorum, incitiyorum, kalbini kırıyorum. Bu ne kadar yüksek olursa o kadar iyi. Ama hiç kimse mükemmel değil. Öyle zamanlar olduğunda da onarım yapmayı bilmem lazım.
Disiplin gerekçesiyle veya başka bir gerekçeyle ilişkimizde minor veya major kırıklar olduğumu bildiğimde telafi etmem, onarım yapmam önemli. Onarımda şöyle, kendi halimi, niyetimi açıklıkla çocuğuma söyleyebilirim. Disiplinde de öyle. Yani bir kural koyuyorsam, bu kuralın niçin koyduğumu söylemem de hiçbir sakınca yok. Hatta bu çok güzel bir şey.
Bir ebeveyn olarak neye ihtiyacımı söylemem olduğunu söylemem. Çocuğuma başkalarının da ihtiyaçlarının olduğunu öğreten bir şey uzun vadede. Tabii ki bunu altı aylık çocuğa söylemiyorum. Yani iki, iki buçuk yaşından sonra kabaca bizim de bazı ihtiyaçlarımız olduğunu anlamaya başlayabilirler. Ve tutum olarak daha böyle bilge ve anlayışlı bir rehber olmaya çalışırsam bağlarımı korurum.
Yani böyle küçük şeyleri büyüten, bir şeylere takılan illa hemen olmasını istersen bu böyle daha bir çocuk tavrı değil mi? Daha bir yetişkin tavrı değil yani. Disiplinde de öyle. Tutturuyorsam, sabırsız davranıyorsam hemen öğrensin, hemen itaat etsin, hemen yapsın istiyorsan bir kendime bakmam lazım. Bu hiç yetişkin tavrı değil yani. Bilge, anlayışlı bir yetişkin tavrı değil. Ben kendim yapamıyorken çocuğuma nasıl öğreteyim diye de düşünmek lazım. Kesinlikle.
Bir de şey de önemli, bağları korumak için bence. Kendi dertlerimle baş edebiliyorsam çocuğun bana dertlerini getirir, ona yardımcı olabilmem için. Eğer ben kendi dertlerimle baş edemiyorsam çocuk da beni korumak için bana gelmez yardım istemek için. Bu çok önemli.
Ve çocuğumu iyi tanımak. Belki beş kere söyledim bu konuşmada. Çünkü gerçekten çok önemli bir şey. Yani pozitif disiplin kitabındaki maddeleri böyle altını çizip yapmaya çalışmak güzel bir şey. Ama neyin benim evime uyup neyin uyumayacağını, çocuğuma neyin iyi geleceğini bilmenin yolu çocuğumu iyi tanımak. Bir de şey de önemli, bazı işleri bırakın zaman yapsın. Yani ben öğretmeye çalışırım ama çocuğumun enerjik gelişimine de güvenmem lazım.
Ve şey de çok önemli, neşe kozunu kullanmak diyorum ben. Böyle bir klima gibi evin iklimlendirmesini sağlamam gerekir. Diyelim ki evde negatif bir hava var, gerginlik var. Neşe kozunu çıkartmanın tam zamanı evin iklimini değiştirebilirim. Gıdıklayabilirim, güldürebilirim, şapşallıklar yapabilirim, komik bir şaka anlatabilirim. Önce evin enerjisini düzenlerim. Yani o duygusal kaosu yatıştırırım. Anlatacağımı sonra anlatırım. Ben burada hep yavaş olmayı ve sabırlı olmayı vurgu yapıyorum. Çünkü hiçbir şeyin acelesi yok. O hayat dersi, o çocuğa bir gülelim beraber, gevşeyelim. Akşamına da anlatabilirim, ertesi güne de anlatabilirim. Çocuk hiçbir yere kaçmıyor. Ebeveynlik çok uzun bir maraton. Onu hatırlatmak istiyorum. Ve son bir şey, niyetimi açık etmem önemli. Bir kuralı koyuyorum ve çocuğum buna çok kızıyor. Çok çok kızıyor.
bunu böyle özür diler bir yerden değil de bilge bir yerden çocuğum ben sana bunu vermiyorum çünkü çocuğum bu kadar ekran senin gözlerine zararlı yavrum yapacaksın diyorum sana değil izin vermiyorum tatlım kesin olarak izin vermiyorum çünkü bu sana zararlı nokta böyle bir yerden veya özür diler bir yerden de değil otoriter bir yerden de değil ha böyle bilge bir yerden ebrenik yapmak ve bütün bu yarım saattir kırk daktir anlattıklarımın yüzde yirmisini yapıyorsam çok güzel Kendime karşı da anlayışlı olmak çok önemli diye bitirmek istiyorum. Çok haklısın. Yani ben de senin derken aynı şeyleri düşündüm. Bunları keşke daha da fazla uygulayabilsek ama elimizden geldiği kadar uygulamak. Sen de buna benzer bir şey söyledin. Ben de orayı vurgulamak istiyorum aslında. Bunları hep yapamayabiliriz. Yapamadığımız noktada farkına varım. Gerektiği yerde bence çocuğumuzdan özür dileyebilmek de önemli. Yani biz çocuğumuza
özür dileyebilmeyi de öğretebiliriz aslında. Yani biz de mükemmel değiliz, biz de duygu regulasyonunu beceremediğimiz olabilir ya da yanlış bir kural koymuş olabiliriz. Yani gereksiz bir kural koymuş olabiliriz, senin de söylediğin gibi. Hani onu fark ettiğimiz noktada geri adım atmak bence olumsuz bir şey değil. Bizi zayıf veya kötü gösteren bir şey değil. Tam tersi son derece doğal ve insani gösteren bir eylem. O yüzden aslında çocuklarımızı bence daha yani bir aile bileği yerine koyduğumuz noktada onlardan özür dilemeyi de geri adım atmayı da bilmemiz gerekir gibi hissediyorum. Bilmiyorum, katılıyor musun bana? Kesinlikle. Günde üç... Ben çok şaşkın bir anneyim. En az üç dört defa özür diliyorum. Kızım da çok uyanık bir tip.
Ben de, ben de içindeyim. Aynen öyle. Hatta şey diyorum, Neftolojim benim, affeder misin beni diyorum. Tabii anneciğim deyip o artık o kadar alışmış ki yani.
Yani bu da şey, bakın ilişki büyüktür her şey derken, ilişki büyüktür itibarım. İşte böyle bir o büyüklenmeci kendiliğim. Onunla hepsi, ilişki daha büyük yani, hepsinden daha büyük gibi görüyorum. Dolayısıyla diğer her şey o kadar da önemli gelmiyor. Çünkü hani bir şirket ilişkisinde değiliz, bir aile. En yakın olduğum, en mahremim burası benim. Dolayısıyla bunları yapmaya değer diye düşünüyorum.
Serapcığım çok teşekkür ederim. Çok keyifli bir sohbet oldu ve ben kendi adıma çok şey öğrendim. Yani hani çok faydalandım. Çok teşekkürler. Umarım bütün izleyicilerimiz, dinleyicilerimiz de aynı hisle izlemişlerdir. Herkese teyitlerimizi gönderiyoruz o zaman. Tekrar teşekkürler katıldığın için. Hoşçakalın. Ben teşekkür ederim. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.