Podcast

"Mükemmel İlişki Mükemmel Seks Midir?" "Zıt Kutuplar Birbirini Çeker" | İşte Doğru Bilinen Yanlışlar

Yakın İlişkiler

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu podcast yayınımızda ilişkilere dair doğru bilinen yanlışlardan bahsediyoruz. Bir partnerimizin olması diğer ilişkilere ihtiyacımız kalmadığı anlamına mı gelir, mükemmel ilişki mükemmel seks hayatı mı demektir gibi sorulara yanıt veriyoruz. Sizin de ilişkilere dair ilginiz varsa ya da neleri doğru bildiğinizi merak ediyorsanız buyrun yayına! 01:04 - Bir partnerimizin olması diğer ilişkilere ihtiyacımız kalmadığı anlamına geliyor mu? Partnerin hayatın merkezinde olması ne kadar doğru? 04:25 - Romantik bir ilişki içerisindeyken hayatımızdaki diğer bağları da güçlü bir şekilde sürdürmeye devam etmek olası bir ayrılık durumunda bize yarar sağlayabilir mi? 06:26 - En yakın arkadaşken sevgililiğe dönüşen ilişkilerin daha güçlü olduğu doğru mu? 08:12 - 'Zıt kutuplar birbirini çeker' inanışı ne kadar doğru? 12:54 - Mükemmel ilişki mükemmel seks hayatı demek mi? 18:26 - İyi bir cinsel hayat' ne demek? İyi bir seks hayatı, her cinsellik deneyimi sonrasında orgazma ulaşmak demek mi? 21:34 - Seviştikten sonra partnerin arkasını dönüp uyuması ne anlama geliyor, bu bahsedildiği kadar kötü bir şey mi?" Bizi takip etmeyi ve ilişkilere dair merak ettiğiniz ve üzerine video çekmemizi istediğiniz başka konular varsa yorumlara bırakmayı unutmayın! Website: www.yakiniliskiler.com Instagram: www.instagram.com/yakiniliskiler Facebook: www.facebook.com/yakiniliskiler Twitter: www.twitter.com/yakin_iliskiler Linkedin: https://www.linkedin.com/company/yakiniliskiler/ YouTube: https://www.youtube.com/results?search_query=yak%C4%B1n+ili%C5%9Fkiler

Bölüm Transkripti

3.623 kelime · ~18 dk okuma

Merhabalar herkese. Ben Pelin Gömleksiz. Bugün ilişkilere dair yanlış bilinenler videomuzun ikincisini çekeceğiz. Başlayalım mı hocam? Başlayalım canım. Tamam. Şimdi şöyle bir giriş yapmak istiyorum. Partnerimiz, özellikle uzun süreli bir ilişki yaşıyorsak bir süre sonra başımız sıkıştığında, üzgün olduğumuzda, mutsuz olduğumuzda ilk döndüğümüz insan oluyor. Bir yerden sonra aslında en yakın arkadaşımız ya da ailemiz olmaya başlıyor aslında.

Ama partnerimizin hayatımızda olması ve aslında birçok insanın da bir nevi yerini dolduruyor olması hayatımızda sadece partnerimizin olmasının bizim için sosyal ilişkiler anlamında yeterli olacağı anlamına geliyor mu? Diğer ilişkilere o kadar çok ihtiyacım kalmıyor mu? Bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Yani her şeyini partner haline getirmek. Evet. Hayatını tam merkezine koymak ve bütün ihtiyaçlarını ondan karşılaştırmak. Karşılayabilmek, evet. Burada zaten temel mesele bence şu. Partner zaman içerisinde bağlanma figürü haline geliyor. Senin de söylediğin gibi. Sığındığımız insan oluyor. Başımı sıkıştığına döndüğümüz insan oluyor. Sürekli görmek istediğimiz insan oluyor. Ama oralarda hepsi çok güzel. Ama hayatımızdaki her şeyi onunla yapmaya başladığımız zaman sinemaya gideceğim, onunla gideyim.

Tennis oynayacağım, onunla oynayayım. Spor salonuna yazılacağım, olmadan yazılamam. İşte, bilmiyorum ne kursuna gidip İngilizce öğrenmek istiyorum. Olmadan İngilizce hayatta öğrenemem. Dışarı çıkacağım arkadaşlarımla, illa partnerim de yanımda olsun. Dediğiniz anda bir anda karşıdaki insan sizin hayatınızı yaşamaya başlıyor. Yani o, sizden önce bunları yapmıyordu. Ya da belki yapıyordu. Yani ortak hobileriniz olması güzel. Ama bir yandan da ikinizin de ayrı yapabildiği şeyler olmalı. Bu şey gibi söylemek istemiyorum. Bu bir mecburiyet. Ara ara başka şeyleri mutlaka yapmalısınız gibi bir şey değil. Tabii ki her ilişkinin dinamiği kendi hasta değil mi? Mesela sen partnerinle her şeyi ortak yapıyorsun ve ikiniz de bundan memnunsunuzdur. Bir sıkıntı yok bence ama ben diyelim ki her şeyi partnerimle yapmak istiyorum ve partnerim bundan hoşnut değil. O zaman ne oluyor? Ben onun aslında sınırlarını ihlal etmeye başlamış oluyorum. Yani onun da kendine bir alan isteme hakkı olmalı zaten. Bir de bence en kötü yanı şu, şimdi bir süre sonra o insandan her şeyi o insandan talep etmeye başladığımız zaman tüketmeye de başlıyoruz. Çünkü en yakın arkadaşım ol, şu anlamda partnerim ol, bu anlamda partnerim ol, sen olmazsan ben onu yapamam, buraya gelmezsen ben gidemem demeye başladığımız zaman onun üzerine çok böyle taşıması zor bir yük koymuş oluyoruz. O da bir süre sonra ilişkiyi hırpalamaya başlıyor zaten. Ama diyelim ki bilmem ne kursuna da arkadaşınla gitsen ya da başın sıkıştığında tamam partneri mutlaka paylaş ama bir dönebileceğin biri daha olsun. Yani aslında genişlet sosyal çevreni bu anlamda.

Transkriptin tamamını oku

çok daha rahatlıyor. O gereksiz yüklerden arınmış oluyor. Aklıma şey geldi. Biz bunu ilk ilişkilerde çıktığımız zaman, bütün ihtiyaçlarımızı partnerimiz gidermek zorunda değil dediğimiz zaman bunu şöyle anlayan insanlar olmuştu. Cinsel ihtiyaçlarımızı başkasından giderebilirsiniz gibi anlayan insanlar olmuştu. Yok, o değil. Onu kastetmiyoruz.

Yani tabii ki bu da bir opsiyon bu arada. O da bir ilişki çeşidi. Ama bizim burada kastettiğimiz bu değil tabii ki. Burada kastettiğimiz şey tek eşli ilişkilerde. Partnerin her şeyin merkezi haline gelir. Bütün ihtiyaçları karşılayan insan olması. Onu yapmamak kesinlikle ilişki için yararlı bir şey.

Evet, aslında partnerin var, evet bir sevginin var ama bir taraftan da o insanları yalnızlaştıran bir şey diğer bütün bağlarını koparmak, sadece sevginin var diye bunu yapmak yalnızlaştırıyor. İzole hale geliyorsun. Yine zaten aslında bence şu, önemli bir ayrım olmalı hepimiz için. Yani ben partnerimden önce de bir hayat sürdürüyordum. Yani ben boşlukta salınıyordum ve bir anda partnerim geldi ve ben bir anlam kazandım diye bir şey yok. o hale geldiğimiz zaman yani senden önceki hayatın tamamen anlamsızdı ben seninle anlam buldum hale geldiğimiz zaman bu sefer şunu da riske ediyoruz o ilişki bir gün biterse o zaman biz yine uzay boşluğuna gidiyoruz hani bu kendi kimliğimiz vardı ve o kimliği ilişkinin içerisinde ilişkinin dinamiklerine uygun bir şekilde sürdürebileceğimiz ölçüde sürdürmek ilişkiyi de bizim açımızdan daha sağlıklı ve daha mutlu hale getiriyor aslında

Tam onunla ilgili bir şey söyleyecektim. Bu kadar hayatımızın merkezindeki tek insan yapmamak acaba? O ilişki tabii ki bitmese daha iyi ama bittiğinde bizim için bir kalkan oluşturabilir mi? Hani aslında böyle iyi bir tarafı olabilir bunun diğer bağları sürdürmeye devam etsin. Kesinlikle öyle. Bir kere bağımlılıktan uzaklaşmış oluyorsun. Yani o insanın hayatını tam merkezine...

sadece onu hayatını tam merkezine oturtmadığında yani orayı dikkatli söylemek istiyorum çünkü hayatınızın merkezinin o insan olmasında bir sakınca yok sadece her şeyi o insandan beklemek problem bir de bu şey muhabbeti vardır ya sevgilim oldu herkesi unuttum işte artık kız arkadaşlarıma çıkmıyorum şunu yapmıyorum bunu yapmıyorum ama o zaman aslında gerçekten ihtiyacın olan bütün bağlarını koparmış oluyorsun Bunu nasıl şeyde söylüyorsak, mesela bu duygusal manipülasyon, toksik ilişkilerden bahsederken şey diyoruz ya, eğer partneriniz sizi sosyal çarenizden izole ediyorsa, bu bir toksik ilişki belirtistir. Orada nasıl büyük bir problemse, aslında kendimiz yaptığımızda da büyük bir problem. Aynen öyle. Kendi kendimizi başkalarına izole ettiğimizde, onlarla ilişkilerimizi sürdürmediğimizde, sadece her şeyi partnerimizle yapmak istediğimizde, o da uzun vadede bizim için sıkıntılı hale geliyor.

Bir de bunu yaptığımızda zaten karşı tarafta böyle bir beklenti oluşturuyoruz muhtemelen. Yani direkt bunu dile getirmesek bile bir kredi oluşturma durumu gibi olabilir aslında yine. Ben senin için bunları yapıyorum. Görüştüm, önem verdim, vaktimi ayırdım. Tek insan sensin. Sen neden bunu yapmıyorsun? Beklentisi de oluşabilir ister istemez. Bu duygusal manipülasyon örneği. Evet hocam. Burayla alakalı bir şey daha sormak istiyorum aklımda olan. En yakın arkadaşlardan ilişkiye dönüşen, sevgililiğe dönüşen ilişkilerle ilgili. Buna da aynı birkaç şey duydum. Hani öyle başlayan ilişkiler daha iyi, daha sağlam ilerliyor gibi. Bunun bilimsel bir karşılığı var mı?

Arkadaşlıktan doğan ilişkilerin daha iyi olduğunu söyleyen araştırmalar var. Yani bunun aslında sebebi çok bence açık çünkü o insanı bir, daha iyi tanıyorsun. İki, genellikle önceden arkadaşsan bu ortak bir çevreden geldiğini de gösteriyor. Mesela belki ortak bir hobin var, bir ortak uğraştığın bir şey var. Ortak bir okuldasın belki, ortak bir iş yerindesin. Her neyse yani bir ortaklığın var belli ki. Tanışıyorsun önceden. Öyle olunca ilişkiyi kurduğun baz biraz daha sağlam oluyor. Bir de o ilk baştaki

ne demek istedi, öyle mi oldu, böyle mi oldu gibi kısımları aşmış oluyorsun. Dezavantajı da var bunun aslında. Çünkü o flört denemindeki heyecan bilinmezlikten kaynaklanır. Yani aşınalık oluştuktan sonra karşıdan aldığımız o keyif bir miktar azalır. Çünkü artık böyle biliyoruz tetikte olmak zorunda değiliz sürekli. Ne demek istedi? Ölüm dedi. Böyle yaptı ama ne demek istiyor falan gibi yapmak zorunda değiliz. Ama arkadaşımızla başladıysak onu çok iyi tanıyoruz ve öyle olunca yani o adımları çok hızlı geçiyoruz. Bu sefer hemen güven başlıyor ve belki o tutulma dönemi kısa sürüyor, bağlanma daha hızlı oluşuyor ilişkide. Ama bazı insanların da hissi uyandırabilir. Eski heyecanımı hissetmiyorum. Ama zaten aslında o heyecandan bizim beklentimiz bizi bağlanmaya sürüklemesi. Aslında siz gelmeniz iyi olan yerdesiniz. Evet, anladım. Şey gibi bir şeyleriniz var. Ortak bir şeyden başlamış oluyorsunuz zaten. Aslında konuşmak istediğim şeylerden birine kapı açıyor bu. Zıtkutuplar birbirini çeker. Duymuşsunuzdur bunu daha önce.

Ama aslında ortak bir noktamızın olduğu ilişkilere başlıyoruz. Bu inanış var ama bu doğru mu? Aslında bununla ilgili sonuçlar biraz karışık. Şöyle, benzerliğin çok önemli olduğunu biliyoruz ama bu benzerlik gerçek bir benzerlik olmak zorunda değil. Özellikle ilk buluşmalarda falan şey olur. Sen bana bir şey anlatsın.

Ay Pelin'le biz çok benziyoruz. Aynı dizileri seviyoruz. Topu topu iki dizimiz ortaktır mesela. Ya da işte ben senin o dakika dinlediğin şarkıyı duymuşum. Ben de dinliyorum. Müzik zevklerimiz birebir aynı. Ya da böyle ikimiz de hisar üstünde oturuyormuşuz. Yani o ortaklık aslında tamamen bizim ona atfettiğimiz önem kadar önemli.

Ve ilk başta o özellikle de oksijen etkisiyle hep böyle olumlu şeyler, işte bize uyumlu olan şeyler bunları görüyoruz, onları seçiyoruz, algılıyoruz. Bu benzerliklerin ne kadar kısmı gerçek anlamda benzerlik? Bir, ikincisi yani o yüzde yüz biz mesela benim birebir aynım olsa ben onunla mutlu olur muyum? Hatırlıyor musun? Derste bir karikatür göstermiştim aynı versiyonu. Ya öyle bir şey tabii ben düşünüyorum mesela kendimin aynısıyla birlikte olsam hayat korkunç olurdu gibi geliyor. Yavaş yavaş aslında zıttı. Zıtlık demeyelim ama farklılıklar ilişki için besleyicidir aslında. Yani ben mesela kaygılı bir insanım, eşim sakin bir insan. O çok iyi geliyor daha önce konuştuğumuz üzere.

Ama zıtkutuplar birbirini çeker çok abartılı bir söylem. Şununla ilgili bulgular var. Mesela benim eksik olan yönlerimi partnerim tamamlıyorsa o zaman o iyi geliyor ilişkiye. Ama her anlamda bu doğru değil.

Bütün eksik yönlerimin partnerimi tamamlamasını beklemiyoruz. Bazı yönlerden ortak olmalıyız, bazı yönlerden birbirimizi tamamlamalıyız. Bazı yönlerden belki anlaşamamalıyız ama birbirimizi oraya çekmeliyiz. Hatırlıyor musun? Senin yazdığın bir tane yazı vardı. Partnerler birbirlerinin benliklerini nasıl değiştiriyorlar diye. Orada partnerlerimizin bizim benliğimizi dört şekilde değiştirdiğini söylüyorduk. Bir tanesine bize olumlu özellikler ekliyorlar. Bir tanesine olumsuz özelliklerimizi ortadan kaldırıyorlar. Bir tanesine olumsuz özellikleri ekliyorlar. Bir tanesine olumlu özelliklerimizi azaltıyorlar. Aslında tabii ki düşününce en iyi partnerler olumlu özellik kazanır, olumsuz özellikleri yok eden partnerler.

Çok etkili bir partner değil mi? Çok başarılı ama burada bak dikkat edersen şimdi diyelim ki ben sigara kullanıyor olsam ve partnerim de sigara kullanıyor olsa bunu ikimiz birlikte sürdürdüğümüz sürece aslında iyi bir şey değil. Ama diyelim ki ben kullanıyorum ve partnerim kullanmıyorsa benim bırakmamı sağlayabilir. Bu anlamda zıtlık iyidir aslında.

Ama konudan konuya değişiyor. Mesela ben öfke kontrolü iyi biriyim, partnerim değil. Bu alanda birbirimizi çekmeli miyiz? Yani çekmemeliyiz aslında. İkimizin öfke kontrolü olması daha iyi bir şey. O yüzden bence bunu biraz konudan konuya, özelliklerin özelliğine göre değerlendirmemiz lazım.

Evet, bu zıt kutuplar birbirini çeker. Acaba hangi bağlamda ortaya çıkan bir laf olduğu da devam etti, süre geldi? Bilmiyorum hakikaten. Şimdi sen söylerken düşündüm. Acaba mesela güzellik anlamında söylenmiş olabilir mi diye ama orada bile doğru değil. Çünkü şey araştırmaları var ya, diyelim ki kendinizi 10 üzerinden 7 gibi tanımlıyorsunuz. Bu durumda mesela 5 ile 9 arasında birilerini buluyorsunuz. Yani girip de mesela 10 üzerinden 3 almış biriyle ya da 10 üzerinden 10 almış biriyle birlikte olmaya çalışmıyorsunuz. Genelde tabii ki bu yani hani herkes illa böyle yapıyor diye bir şey yok ama çoğunlukla partnerlerin çekicilikleri, objektif çekicilikleri birbirine yakındır. Diğer birçok özelliklere de benziyoruz aslında birbirimize. Ama tabii burada şeyi de değerlenmemek lazım. Zaman içerisinde de birbirimize benzemeye başlıyoruz.

Evet. Önem verdiğimiz konularda benzer olmayı arıyoruz. Arıyoruz. Aynen öyle. Bu kısım çok önemliydi. Önem verdiğimiz konular. Belki de mesela ben atıyorum ikimizin de İzmirli olmasını umursamıyorum ama belki de ikimizin de üniversiteden mezun olmasını umursuyorum gibi. Evet. Şimdi o zaman biraz farklı bir konuya atlamak istiyorum hocam. Tamam. Cinsellik konusuna atlamak istiyorum. Bu konuda da biraz mitler dolaşıyor bence ortalıkta. Bazen kafamızda şöyle bir algı oluşabiliyor. Mükemmel ilişki konsepti var ya, her birimizin kafasında farkı da olsa var. Mükemmel ilişki, mükemmel bir seks hayatı demek midir? Partnerler çok mutluysa, bu çiftin kesinlikle mükemmel bir seks hayatı vardır demek midir bu? Sayıda verecek misin haftada şu kadar seks yapıyorlar diye? Evet, o da var. Ama da değdiğiniz çok iyi oldu, onu da söyleyecektim. Çünkü

Çünkü böyle şeyler internette de okuyoruz hani yani partnerinizle ayda şu kadar sevişmeniz ilişkiye girmez gerekiyor gibi şeyler de söyleniyor. Bunları ciddiye almalı mıyız? Bunlar ne kadar bilimsel ya da böyle bir sayı var mı? Bu bir şey gösteriyor mu? Tamam, hepsine elimden gelene kadar cevap vereyim. Birincisi, iyi bir seks hayatı, iyi bir ilişkiyle birebir eş demek çok zor. Ama iyi bir seks hayatının genel olarak ilişkinin mutluluğuna iyi geldiğini biliyoruz. Ve ilişkin mutluluğu yüksek olan partnerlerinde genellikle iyi bir seks hayatı olduğunu yani birbirlerine olumlu yönde etkilediğini biliyoruz.

Ama hayır, kesinlikle iyi bir seks hayatı müthiş bir mutluluğu getirir ya da müthiş bir mutluluk iyi bir seks hayatının garantisidir demek mümkün değil. Çünkü ikisi farklı kul varlar. Yani tabii ki birbirini etkiliyorlar ama farklı şekilde ilerliyorlar. Şimdi burada şeyi de düzeltelim. Düzeltelim değil doğrusunu söyleyelim. Her çiftin kendilerince ideal cinsellik sayısı farkıdır. Bunu şu yüzden söylüyorum. Birincisi... Bu da düşecek mi acaba? Şimdi birincisi, bir çift düşünelim. İkisinin de libidosu yüksek değil. İkisinin de cinsellik anlamında birbirlerinden çok büyük beklentileri yok. Böyle bir istekleri de yok. Beklenti ve istek farklı şeylerdir ya, arzu ve beklenti. Diyelim ki bir çift var ve bu çift

Hem yüksek değil libidosu hem de libidosunun yüksek olmasının yanı sıra beklentisi de yok. Bazı insanlar çok canımı istemiyor ama sevişeyim ki belli bir kotayı doldurur gibi neredeyse. Yani bunu yargılamak için söylemiyorum çünkü toplumda az önce söylediğim gibi şey var yani ama o kadar da çok sevişmiyorsanız bu kötü bir şey algısı olduğu için bunu da doldurmayı hedeflemeyen bir çift olduğunu varsayalım ama insanlar belki yılda bir kere birlikte oluyorlar. Bir sakıncısı yok bunun aslında. Ama şu koşulla, eğer iki partner de bundan hoşnutsa, yani elimdeki partnerlerden biri için bu bir problemse, işte o zaman problem. Yani orada libido uçurumu diye çevireyim.

libido gap diye geçiyor çünkü yani o uçurum olmadığı sürece iki tarafta bu sayıyla ilgili bir problem yaşanıyorsa sıkıntı yok ya da tam tersi yani bu spektrum bir ucuydu diğer ucunda konuşalım diyelim ki bir çift var ve her gün birlikte oluyorlar belki 15 yıldır birlikte de var ama hala her gün birlikte oluyorlar Bunun da hiçbir sakıncası yok. İkisi de bunu istiyorlarsa, ikisi de bu anlamda aynı beklentilere sahiplerse bu da çok güzel. Şimdi araştırmalara göre 45 yaşının altındaki çiftlerin ortalama birlikte olma sayısı haftada 3 kere. Ama ben bunun gerçekten çok da doğru olmayabileceğini düşünüyorum. Şu yüzden. Sonuçta bunlar hep kişilerin kendi raporladığı sayılar. Yani gerçekten öyle olmasa bile öyle diyebilirler. İşte orada da evet istenen sayıya

yaklaşma şeyiyle şey de olabilir bu arada yani soru şöyleyse geçtiğimiz yıl içerisinde sizce haftada ortalama kaç kere birlikte oldunuz? ya dur düşünün Yani 3. Olmuş mu? Olmuş. Burada tabii doğru bir araştırma yöntemi gerçekten her hafta ya da her gün bugün bitti olduğunuz mu olmadığınız mı şeklinde bakılan raporlamalar olur ama böyle güncel bildiğim bir araştırma yok bununla ilgili. Bildiğim şey yani bildiğimiz şey belli bir yaşın üzerinde 45 yaşın üzerinde haftalık ortalamalar da azalıyor zaten. Kişiler artık daha az cinsellik bekliyorlar ve daha az cinsellik yaşıyorlar. Ama burada da tabii ki buna uymayan insanlar olabilir. Yani rahatlıkla 65-70 yaşına gelip hala aktif cinsel hayatı olan çiftler de var. Yani cinsellik gerçekten çok kişiye has. sadece kişiye de has değil, ilişkiye de has şey de mümkün mesela diyelim ki bir kişi bir ilişkisinde yüksek libidolu bol cinsellik yaşıyor iki tarafta bundan çok memnun o kişi o ilişkisi bittikten sonra başka biriyle birlikte oluyor ve orada o kadar çok cinsellik yaşamıyor aramıyor da bunda bir sakıncası yok önemsende olabilir aslında önemsi olabilir senin cinselliğe verdiğin önem azalmış olabilir yani bir sürü sebebi var

duymaya da olabilirsin. Kesinlikle öyle. Ve yani cinsellik iyi bir ilişkinin şartı asla değil aseksüel insanlar var hiç cinsellik yaşamayan insanlar var yani cinsellikten hiç özetmeyen insanlar var veya cinsellik hiç yaşamayan insanlar var. Bu insanların hala çok mutlu ilişkileri var. Bunu eğer kafana takmıyorsan veya fizyolojik veya psikolojik bir sebeple buna girişmiyor değilsen çünkü erotofobiden bahsetmiştik ya da mesela vaginismus problemi olan insanlar var ve bununla ilgili

sıkıntı duyuyorlar. Bu yüzden cinsellik yaşayamıyorlar. Şimdi buraya geldiğimizde bu insanların yaşadıkları huzursuzluk sebebiyle yani bunun hayatlarını olumsuz etkilemesinden dolayı aslında diğer boyutların etkilendiğini görüyoruz. Yoksa gerçekten ben hiç cinsellik aramıyorum, cinsellikle ilgili bir ihtiyaç duymuyorum, beklenti de duymuyorum ve partnerim de bunu kabul ediyor ve hatta bundan memnun. O zaman bir sorun yok aslında. Evet, şeyi de bir açabilir miyiz hocam? İyi bir cinsellik mutlu bir ilişki getiriyor, mutlu bir ilişkide iyi bir cinsel hayat sağlıyor dediniz ya. İnsanların kafasına daha net oluşsun. İyi bir cinsellik ne demek sizin için? Çünkü iyi bir cinsellik deyince de bu sefer şey gibi bir şey canlanmasını istemiyorum.

Hepimiz bazen bu algıya kapılabiliyoruz. Her iki tarafın da orgazm olduğu, her ilişki sonrasında o doyuma ulaştığı gibi şeyler canlanabiliyor. Çok gerçekçi olmayan algılara sahip olabiliyoruz. Bununla ilgili ne düşündüğünüzü de merak ediyorum. iyi bir cinselliğin aslında en önemli tanımı iki tarafında birbirinin ihtiyaçlarını düşündüğü bir cinsellik ama ihtiyaçları düşürmek derken illa iki tarafında orgazma ulaşması gerekmiyor yani her ilişkinin sonunda iki tarafında orgazma ulaşması gerekmiyor demeliyim ama genellikle nedir? heteroseksüel ilişkilerde işte erkek orgazma ulaştığı anda sanki tamam o cinsellik tamamlanmış gibi bir yanlış algı oluşabiliyor. Kadının

sık orgazmanlaştığı ilişkilerde niye durduğunu da açıklayacağım birazdan. Kadının sık orgazmanlaştığı ilişkilerin daha tatmin edici olduğunu çiftler için biliyoruz. Burada da aslında sıktaki şey şu, Şimdi kadın çokta orgazm olabiliyor. Kaç kere orgazm ulaştığı değil, kadının aşağı tutarlı bir şekilde orgazm ulaşması önemli. Yani aşağı yukarı sevişmelerin büyük bir kısmında kadın orgazm ulaşıyorsa bu işte kadının cinsel hayattan mutlu olup olmayacağını belirleyen faktörlerden bir tanesi.

Önsevişme mesela çok önemli. Yani iyi bir cinsel hayat için önsevişmenin çok kritik olduğunu biliyoruz. Burada da aslında, yani bunun nöro-kimyasal tarafını açıklayalım bence. Çünkü aslında enteresan olan tarafı o ve insanların kafasına daha iyi oturabilir. Şimdi bu cheesecake örneğiyle anlattığım şey var ya hep hani...

bir cheesecake görüyorsunuz ve istiyorsunuz yemeği ve onu ağzınıza götürene kadar böyle of ne kadar lezzetli olacak şimdi diyor o beklenti oluşuyor oluşuyor oluşuyor sonra ağzınıza götürüyorsunuz ve of tam istediğim gibiydi hayal ettiğim gibiydi işte kremalıydı bilmem neyse neyse cheesecake tam beklentiniz Ve sonra cheesecake yediğiniz anda da müthiş bir haz. Of doydum işte çok iyi geldi duygusu. Bunu cinselliğe uyarladığımız zaman ön sevişme esnasında dopaminerjik sistem işte bu cheesecakeyi beklerken hissettiğiniz sistem gibi giderek yükselen bir şey var. Beklenti işte. Biraz sonra birleşme yaşandığında müthiş bir haz alacağım. Doğruya giden yolda böyle o

Yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor. Orgazm ulaştığı anda dopaminerjik sistemin TAP yapmış oluyor. Aynı zamanda oksitosin TAP yapmış oluyor. Çünkü oksitosin en çok orgazmanda üretilir. Ve aynı zamanda da o piyoderjik sistem yani o haz alma, rahatlama sistemi aktif olmuş oluyor. Yani ödül sistemin en tepesindesiniz. O yüzden orgazm çok önemli. Bir de o yüzden de o ön sevişme yani oraya giden yol çok kritik. İstersen burada erkekler neden sevişmesi sonrası dönüp uyur konusunda konuşalım. Tam aklımdan geçiyordu ama bir podcast için bu kadar cinsellik yeter mi acaba diye düşündüm. Yok istersen bunda bunda konuşalım. Daha çok yeni gördüm böyle haber başlıklarında yine oluyor ya neden seviştikten sonra arkasında uyuyor diye bir şey. Sizi sevmediği için mi? Çok iyi olur bence. Ya aslında çok insani bir şey. Yani bu neden daha önce bu kadar böyle konuşulmadığını bilmiyorum. Ama işte bu az önce bahsettiğim orgazm anında işte dedim ya oksijen tap yapar ve opiyoderjik sistem aktif olur. Hem opiyoderjik sistem hem de oksijenerjik sistem ağrı kesici ve sakinleştirici etkiye sahiptir. O yüzden orgazm ulaştıktan sonra herhangi bir insan kadın erkek fark etmeksizin müthiş bir rahatlama, huzura erme ve gevşeme yani fiziksel olarak da gevşeme haline kapılır ve uykunun gelmesi o kadar normal bir şey ki ama nedir çoğu şimdi çok stereotipik bir şekilde işte nedir bir ilişkinin sonunda erkek orgazm olur ve biter, yatar, döner, uyur ve kadın öylece kalır şeklinde hep böyle

Portre ediliyor ya, işte orada orgazm sonucunda olan şey. Aslında bir şey açıklıyor çünkü erkek orgazm olduğu için. Tam olarak öyle. İki tarafta aslında orgazm olaysı, iki tarafta sonra öyle sakin bir şekilde yatıp, gevşeyip, sarılıp uyuyabilirler.

Bu arada oradaki o sarılıp uyuma hal de müthiş. Önemli çünkü yani zaten işte dediğim gibi bütün ödül sistemleri aktif ya da orada o sevişme sonrası beraber yatıp uyuma çıplaktan ventral ventral yapamaz işte karın karına göz gözetemez. Okstrosinin iyicene salınması işte bir çiftin... Daha ne istiyorsun? Bir çiftin bağlanması, birbirine dönük olması, ilişki mutluluğu için en çok gereken şeyler tam olarak orada var. Ha tamam, burayı da şimdi kimseye germeyelim. Şunu da söyleyelim. Eğer ilişkinizde cinsellik yoksa da bunlar hala çok büyük bir mesele değil. Neden? Ya tabii ki burada aldığın, deminden beri dördüncü sistemlerin en yukarıda çalışıyor.

Ama yine de mesela el ele tutuşarak da, göz göze bakışarak da, normal bir sarılmayla da biz oksijen üretiyoruz veya diğer adres sistemlerini aktive ediyoruz. Hatta bir yazımızda geçmişti galiba, şeyi bile hatırlıyorum. Bunu bilinçli olarak el ele tutuşalım gel gibi yapmasan bile, gün içinde yaptığın herhangi bir temas bile onu sağlıyor aslında. Kesinlikle, o kişiyi düşünerek loksusunu üretebiliyorsun aslında. Yani sadece gözlerini kapatıp hayal edebilirsin. Veya mesela dizi seyrediyorsunuz, yan yana oturun. Dizileriniz birbirine değsin. Yani şöyle hafif bir temas. Bunların hepsi loksusunu üretmek için çok önemli.

Ama söylememin sebebi şuydu, iyi bir cinsel hayat bütün bu hormonal sebeplerle bile aslında size tatmin verdiği için ve partnerinize daha çok bağlanmanızı sağladığı için, oksitosun bir de güveni de arttırdığı için ve böyle iyicene o kişiye karşı yakınlık duymanızı sağladığı için ekstra ekstra ekstra yarar sağlıyor. O yüzden iyi bir cinsel hayat, iyi bir ilişki için önemli. İyi bir ilişki de niye iyi bir cinsellik için önemli? Birincisi, ilişkilerinde kendilerini daha mutlu hisseden kadınların cinsellik konusunda daha istekli olduğunu gösteren çalışmalar var. Mesela cinselliği başlatma konusunda ilişkide memnuniyeti yüksek olan kadınlar daha aktif oluyorlar. Ya da daha sık cinsellik yaşanıyor ilişkin memnuniyeti yüksekse. O yüzden ikisi arasındaki ilişki kuvvetli.

Yani aslında haftada ya da ayda x sayıda sevişmeniz gerekiyor gibi bir şey. Kesinlikle öyle bir şey yok. Önemli olan karşılıklı olarak bu durumdan memnunsanız. Aynen. Hiçbir sorun yok aslında. Hiçbir sorun yok ama burada şeyi vurgulayalım istersen. Mutlaka partnerler birbiriyle bu anlamda konuşmak durumunda. Yani sen bundan memnun musun? Yani bunu bu kadar böyle...

Ben diyorum ki... Ben hiç de anlaşırım. Öyle yapmanız gerekmiyor tabii ki ama hiç olmazsa konuşmuş olmak lazım. Mesela yine genellikle net konuşulmuyor üzerine ama tam da net konuşulmadığında sorun yaratabilecek bir adam aslında. O yüzden önemli bir konu. Hem öyle hem de sadece sayısal olarak da bunu da söyleyelim. Yani işin sadece nicel kısmı değil, nitel kısmı da çok önemli. Yani diyelim ki bir şeyden memnun değilsiniz ya da bir yenilik katmak istiyorsunuz. Ah burayı da konuşsaydık keşke. Neyse buna sonraki podcastı bırak. Bir sonraki podcast.

Tamam tamam, bir sonraki podcasta devam edelim. Evet, tamam. Bugünlük daha çok cinsellik üzerine, yanlış bildiğimiz şeyler üzerine konuştuk. Konuşacağımız hala birkaç başlık kaldı. Siz de bu videonun altına yorumlara belirtebilirsiniz. Ben ilişki hakkında şunu düşünüyorum, doğru mu yanlış mı? Veya geçen gün bir arkadaşımdan şöyle bir şey duydum. Acaba doğru mu diye. Belirtmek istediğiniz bir şey varsa yorumlara yazabilirsiniz. Onlar hakkında da konuşabiliriz.

Hocam teşekkür ederim sorularınıza. Ben teşekkür ederim Pelin'cim çok güzel sorular. Görüşmek üzere. Herkese hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)