Podcast

‘Bırak O Tableti Elinden!’Demeden Çocuğumu Ekrandan Nasıl Uzaklaştırırım? #Şeyla İbrahimoğlu Delen

Yakın İlişkiler

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Uzman Sohbetleri serimizin altıncı videosunda Uzman Şeyla İbrahimoğlu Delen ile birlikteyiz. Delen; çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışan kıymetli bir aile danışmanı. Bu podcast yayınımızda çocukların ekranla olan ilişkisini düzenlemenin yollarını, bu yolda yapılması ve yapılmaması gerekenleri konuşuyoruz. “Ekranların ilişkilerimiz üzerindeki etkileri nelerdir?” “Ailemizle ekranlar olmadan nasıl kaliteli vakit geçirebiliriz?” gibi soruları yanıtlandırıyoruz. Sizin de bu konularla ilgili aklınızda sorular varsa buyrun yayına! Bizi takip etmeyi ve yorum bırakmayı unutmayın! Website: www.yakiniliskiler.com Instagram: www.instagram.com/yakiniliskiler Facebook: www.facebook.com/yakiniliskiler Twitter: www.twitter.com/yakin_iliskiler

Bölüm Transkripti

4.418 kelime · ~22 dk okuma

Herkese merhaba. Bugün uzman psikolog ve aile danışmanı Şeyla İbrahimoğlu ile birlikteyiz. Bugün ekran kullanımı hakkında konuşacağız. Ailelerde, çocuklarda, ilişkilerde genel olarak ekran kullanımı nedir, ne değildir, nasıl Başa çıkarız. Bunlar hakkında konuşmaya çalışacağız. Hoş geldin Şeyla. Çok teşekkürler kabul ettiğin için davetimizi. Hoş bulduk Gizem. Ben Şeyla İbrahimoğlu. Psikoloğum, aile danışmanıyım. Çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışıyorum. Ama ağırlıklı olarak aile çalışıyorum.

Bugün burada seninle olmak benim için çok keyifli. Özellikle son 6 aydır hepimizin hayatına iyice yerleşmiş olan ekranları konuşmakta. Umuyorum ki herkese fayda sağlayacak bir yayın olacak ikimiz için de. Umarım böyle gerçekten pandemi ile birlikte hakikaten ekranlar böyle uzun musale geldi. Çocukların da, yetişkinlerin de. Hepimizin hayatına gerçekten çok yerleşti. Hani bunu böyle popüler bir söylem olarak kullanmak yerine seninle konuşmadan önce de biraz bir bakayım, inceleyeyim dedim sayıları, istatistikleri.

VR Social diye bir data analiz şirketi var. Geçtiğimiz yılda ilgili sayılara bir baktım. 2019 yılında Türkiye'de ortalama işte 16-64 yaş arası bir yetişkinin günlük 7,5 saat internet kullandığını gördüm. Çok ciddi bir sayı. Ortalama da 7,5.

Transkriptin tamamını oku

Evet, evet. Gerçekten çok büyük bir sayı. Bir de böyle şeyi inceleyeyim dedim. Hani ekranlar konuşuyoruz ama televizyon nasıl? İşte biliyorsun, Richard bizim yerel değerlendirmelerimizi, eğilimlerimizi araştırıyor. Onun söylediği geçen yıla dair sayı da ortalama bir yetişkinin günlük

3,5 saat televizyona maruz kaldı. Yani televizyon izlediği oldu. Bunlar gerçekten de büyük sayılar. Ben böyle şöyle bir gözle konuşalım isterim açıkçası. Bir gün için böyle bir 24 saatimiz var değil mi yaşamak için? Hani bana 24 jeton diyebiliriz aslında. Bu 24 jetonun bir kısmını belli bir şeylere, bir kısmını belli bir şeylere harcıyoruz. İşte ortalama 8-10 saati fiziksel ihtiyaç giderimine kullanıyoruz. İşte yine biz 8-10 saati sorumluluklarımıza,

işte okula, işe vesaire kullanıyoruz. Geriye kalan da böyle bir 3-6 saatlik jetonumuz, kredimiz oluyor. Maalesef. Gerçekten de onu neye kullandığımız, bizim kim olduğumuzu belirliyor. Yani istersek o süreyi televizyon izleyerek, dizi izleyerek kullanabiliriz. İstersek o süreyi işte sosyal medyada gezinerek kullanabiliriz. İstersek hepimizin hayatında çokça var, özellikle çocuk ve gençlerde, dijital oyunlara kullanabiliriz. Ya da istersek de işte daha çok sevdiğimiz, bize daha iyi gelebilecek işlere işte müzik dinlemeye, kitap okumaya, spor yapmaya, sevdiklerimize zaman ayırmaya kullanabiliriz. İlişki için en önemli ihtiyaçlardan birisi de aslında iletişim halinde olmak. Dolayısıyla o kredileri neye harcadığımızın farkında olmak, onlarla alakalı bir şeyler yolunda gitmiyorsa bir şeyleri değiştirmeye çalışmak bence çok anlamlı. Hani seninle de az önce söylediğimiz gibi ekranlar gerçekten hayatımızın çok içinde bir uzvumuz haline geldiler.

Bu bizim hayatımızı bir yetişkin olarak etkiliyor mu? Biz bunun çok farkında olan bir yerden bakıyoruz. Yani kontrol veya işte bununla alakalı farkındalık bir yetişkinde oldukça var ama bugün böyle biraz da çocuk gözünden, aile içinde çocuk gözünden konuşmak, o bizim kadar farkında olmayan veya buna dair otokontrolü henüz gelişmemiş çocukların hayatında ekranın oluşturabileceği olası dezavantajları nasıl değiştirebiliriz? Onlardan bahsetmek istiyorum. Bence güzel olur. Sonra bir yandan sen konuşurken şunu da düşündüm. Aslında çocuklar için şu anda çok fazla farklı farklı araştırmalar var. Sen muhtemelen onlardan bahsedeceksin. Yani zararlarını aslında minik minik yararlarından da bahsedenler var. Ama her türlü aslında bence bu jeton tanımı çok güzeldi. Yani yararı olsa bile yaptığımız şeylerin ki ben de bir yerinde şeyi söylemeyi düşünüyorum. Aslında romantik ilişkiler için de ekran kullanımının yer yer yararı var.

Ama yararlarını gözetsek bile hala o 3-6 saatin, 3-6 jetonun hepsini buna yatırmalı mıyız gerçekten? Yoksa başka şeyleri de vakit ayırmalı mıyız? Bence en önemli, en kritik soru bu hale geliyor. Kesinlikle, kesinlikle. Yani ekranlar evet, hayatımızdalar. Ciddi anlamda da faydaları var. Yani ben şöyle bir neslin çocuğuyum. Ansiklopediden öğrenirdik biz bilgiyi.

Ama artık bilgiye ulaşmak çok kolay. Hakikaten bir tık uzağımızda ve ekranlar bunu hayatımızda ciddi anlamda kolaylaştırıyor. İstediğimiz şeyi istediğimiz an öğrenebiliyoruz. Eğitim alabiliyoruz. Yabancı dilden tutun da üniversite eğitimine veya işte bir enstrüman çalmaya kadar. Keza işte diğer avantajı özellikle son altı ayda epey bir yaşadık bunu sevdiklerimize çok kolay ulaşabiliyoruz. Onlara çok kolay erişebiliyoruz. Bu avantajlarını gözetmek tabii ki de önemli ama bunun ne kadar kullanıldığı, bununla alakalı ne kadar kendimizi kontrol edebildiğimiz veya yönlendirebildiğimiz bence önemli olan. Hele ki işte artık çok duyuyoruz online eğitiminde çocukların hayatına epey bir girişiyle birlikte. Bebeğiler ekranla alakalı ciddi zorlanmalar yaşamaya başladılar.

O yüzden de birazcık acaba bunu nasıl daha iyi hale getiririz? Nasıl ebeveynler destek olurlar çocukların ekran kullanımını, o 3-6 jetonu nasıl daha iyi değerlendirebileceklerini? Onlardan bir konuşalım olur mu? Olursa söyleyince şunu düşündüm. Bu sene biz de kızımızı anaokuluna gönderirken şu soru geldi bizim karşımıza. Eğer okullar kapanırsa online eğitim mi tercih edersiniz yoksa başka bir şey mi tercih edersiniz?

Eşimle oturup şunu konuştuğumuzu hatırlıyorum. Kızımız 3 yaşında bizim. 3 yıldır Defne'nin ekran kullanımını minimize etmek için verdiğimiz çabayı düşündük ve bunca çabanın sonunda şimdi gerçekten eğitim alması için ekran karşısında oturttuğumuzda aslında ne kadar çok kendimize çelişeceğimiz ama bir yandan da bunun yer yer mecburiyet olduğunu konuştuk. Yani o ikilemde kalmak gerçekten bir ebeveyn olarak bizi çok zorluyor. Eminim birçok insanı da zorluyor. Peki ne yapmalıyız? Anlat bakalım o zaman bize. Şunu şöyle yanlış yapıyorsunuz, burada çok hatalısınız diyen bir yerden değil de tam tersi böyle daha yapıcı bir yerden konuşmak istiyorum. Çünkü bence herkesin buna ihtiyacı var. Böyle daha konuşmanın başında ilk vurgulamak istediğim şey aslında çocuklar hayatı bizden öğreniyor. Biz ekranı ne kadar kullanıyorsak çocuklar da bunu o kadar normalize ediyorlar. Dolayısıyla işte az önce de konuştuğumuz gibi o krediyi bizim neye harcadığımız hakikaten çok önemli. Çok sevdiğim bir söz var. Bir ebeveyn gelecekte çocuğunun nasıl bir birey olmasını istiyorsa tam şu anda kendisi öyle olmalı diye. Çünkü çocukların kocaman gözleri, kocaman kulakları var. Sürekli bizi izleyerek, bizi gözleyerek bizden bir takım şeyler alıp kendilerine yerleştiriyorlar.

O yüzden de biraz daha farkında olan bir yerden bakarak ben ekranları niçin kullanıyorum? Ne kadar kullanıyorum? Bu bana ne kadar iyi geliyor? Bana zarar verdiği yerler var mı? Bunu nasıl azaltabilirim? Bu farkındalık çocukların ekran kullanımı için aslında ebeveynin bence ilk yapması gereken şey. O yüzden de o farkındalıkla birlikte bir şeyleri değiştirmeye çalışmak sanıyorum ki çok anlamlı olacak.

Biraz böyle hani davranış taktik şudur budur ne yapsak diye konuşmak gerekiyorsa da aslında benim hep ebeveynlere söylediğim şey siz çocuğunuzun hayat yolundaki aslında rehberlerisiniz. Onlar kendi kararlarını kendi verebilecek yaşa gelene kadar ebeveynlerine muhtaç olmayacak ya da işte minimum düzeyde muhtaç olacak yetişkinliğe veya gelişkinliğe ulaşana kadar o hayat yollarında onlara rehberlik ediyorsunuz. Bazı yol ayrımları oluyor, oraya girmemeleri gerekiyor. Bazı sapaklar oluyor, onlara zarar verebilecek. Oralarda durmak gerekiyor ya da yönlendirmek gerekiyor. İşte biz bunu aslında çocukla kurduğumuz ilişkiyle, iletişimle, ona öğrettiğimiz, yerleştirdiğimiz bir takım değerlerle ve sınırlarla veriyoruz. O yüzden de çocuğun ekran kullanımıyla alakalı bence odaklanılması gereken nokta ebeveynin çocukla kurduğu ilişki ve iletişim hali.

Bu rehberlik durumunda çocuğu kısıtlayarak veya işte cezalayarak ya da denetleyerek bir şeyleri yaptırmak doğru değil. Çünkü bahsettiğimiz kişi bir birey. Kaç yaşında olursa olsun. 5 yaşında da birey, 3 yaşında da birey, 15 yaşında da birey. Dolayısıyla seçme şansı var, tercihleri var. Sevmeme beğenip beğenmeme hakkı onda sonuna kadar var. Sadece yaşı küçük veya işte bir takım durumlarda bizi muhtaç diye bunu görmezden gelebiliyoruz. Ama mesela işte biraz daha somut bir durumla konuşmak gerekiyorsa mesela Arda 3. sınıfa giden bir öğrenci. Ekranları biraz fazla kullanıyor. Ebeveynlerin çok sık kullandığı cümleler işte yeter artık bırak o telefonu elinden. Sürekli tabletlesin. Hiç bizimle oturmuyorsun. Dersini yapmadın mı? Ver bana.

Çabuk şu tableti, şudur budur. Ama hayır bunlar ne yapıyor? Çocuğa kendisini birey olarak hissettirmiyor. Kaldı ki ebeveyniyle kurduğu ilişki ve iletişimde bir takım bir şeylere zarar veriyor. Ama aslında olması, yapılması veya odaklanılması gereken nokta ebeveynin çocuğuyla kurduğu ilişki. Ardacığım, biliyor musun ben seninle konuşmadan önce de biraz araştırdım. Senin yaşında bir çocuğun günlük iki saat ekran kullanması gerekiyormuş. Sen de bu aralar biraz onu aşmaya başladın. Bu da seni zorluyor, sana iyi gelmiyor biliyorsun. Ne dersin? Bunu nasıl çözeriz? Sana nasıl yardımcı olabilirim? Yani ben çocuğumu nasıl ekran kullanmamasını sağlarım veya işte nasıl telefonu elinden alırımdan ziyade benim çocuğum bir konuda zorlanıyor.

ve benim desteğime ihtiyacı var. Acaba ben ona nasıl yardımcı olabilirim diye bir yerden bakmak. Çocuğun da orada kendiyle alakalı söz hakkı almasını sağlamak. İşte orada anne evet çok kullanıyorum ama işte çünkü canım çok sıkılıyor ama işte oğlum şudur budur bu yüzden. Ne dersin ne yapalım acaba izlerken farkında mı olmuyorsun ne kadar izlediğinin. Alarmı kursak tabletini şöyle mi yapsak böyle mi yapsak gibi. çocuğun orada gerçekten de kendiyle ilgili sorumluluk almasını sağlamak ve bunu ona dayatmak yerine birlikte aynı takımda olduğumuzu hissettirerek bunu içselleştirmesine yardımcı olmak bence işin süreç kısmında en önemli yaklaşımlardan birisi. Dolayısıyla çocuğa bir şeyleri yaptırmaya çalışmak yerine karşılıklı bunu konuşmak, faydaları, zararları, onun hayatına bunları nasıl yerleştirebileceği hakkında söz sahibi olmasını sağlamak sanıyorum ki çok önemli.

Sen ne dersin? Sınırı birlikte koymak aslında söylediğin şey. Senin verdiğin örnekte neredeyse 9-10 yaşında bir çocuktan bahsediyorsun. Çok haklısın. Ben de şunu düşündüm. Ben 3 yaşındaki kızımla bile şunu yapıyorum. Bizim kendimizce şey tabirlerimiz var. Defne boy, anne boy ve baba boy diye tabir ettiğimiz işte büyüklük skalalarımız var.

ve iPad'de bir şeyler izlemek istediğinde bunun şeyini yapıyoruz, pazarlığını yapıyoruz birbirimizi. Aşağı yukarı 5-10-15 dakika diye nitelendirebilirim o şeyleri. Defne boy 5 dakika, anne boy 10 dakika ve baba boy 15 dakika olmak üzere. Ve şey yani hani eğer o gün gerçekten hiç ekranla uğraşmadıysa, zaten bizim akşamları evde televizyonun pek açılmıyor.

Arkadaki kuru gürültü hali yoruyor bizi. Gün içerisinde zaten yorgun olduğumuz için. Akşam, eğer hiç gerçekten o günün ekranına maruz kalmadıysa, oturuyoruz birlikte şuna karar veriyoruz. Yani, kızım tamam, ne kadarlık bir şey izleyebilirsin? Benimle onun pazarını yapıyor. İşte, iki anne boy. Ya da işte, bir baba olay. Ve işte o gününki süresine göre birlikte karar veriyoruz buna ve...

Gerçekten artık alıştı. O video bittiği zaman yani o süre bittiği zaman getiriyor. Anne bitti diyor. Ben de tamam diyorum alıyorum. Tabii ki her gün bu kadar kolay olmuyor bu arada. Tabii ki. Şey böyle ütopik biraz her şey çok rahat falan böyle değil tabii ki ama. En azından o sınırı, bildiğiniz bir sınır, zamansal sınır koymayı kendisine öğretebilmek bizim için en azından biz ondan bir şey istediğimizde neyi niye istediğimizi anlaması açısından kolaylık sağladı diye

düşünüyorum. Bir de şu geldi aklıma ben sen konuşurken. Bir yerde okumuştum bunu. Ben daha çok yetişkinlerle çalıştığım için çocuklarla ilgili şeyi daha fazla okumaya da çalışıyorum. Mesela diyelim ki çocuğumuz o esnada bir şey seyrediyor. Bir çizgi filmin ortasında. Bunu anneler çok yapar. Gelip tamam artık yemek vakti deyip çat diye kapatırlar. Ya da hani o esnada ellerinden alırlar. Burada anneler dedim ama ebeveynler demek istiyorum. Doğruydu zaten çünkü. Her türlü ebeveyn yapabiliyor bunu. Şunu fark ettim. Ben kendimde de bu davranışa yakın bir şey gözlemledim ve aa dedim ya ben bunu her yaptığımda şey dediğimde tamam defne hadi kapatalım yemeğe oturuyoruz dediğim zaman ya aslında şunu düşünüyorum ben mesela çok sevdiğim dizinin ortasındayken biri gelip çat diye kapatsa

Ben böyle kalırım. Ama bir dakika, bilseydim en azından ona göre ne zaman durduracağımı düşünürdüm. Sahne arasında bir şey belirlerdim kendime. Ya da mesela bilgisayar oyunu oynuyor olsa, hani şey derdim, şu seviyeyi bitireyim orada durdurayım derdim. Ama bunu yapma şansım olmaz da eğer biri gelip çat diye kapatsa. Şimdi mesela şunu yapıyorum. Kızım 5 dakika daha izliyoruz, ondan sonra kapatıyoruz.

Kızım bak yemek hazırlığı içerisindeyiz. Yemek hazır olduğunda sana haber vereceğim ama kapatmaya yakınsın. Bunu söylemeye çalışıyorum. Ve gerçekten ben kendi adıma bile bunun faydasını gördüğümüzü düşünüyorum. Çok güzel bir yerden bakıyorsun gerçekten de. Benim de özellikle bebeğinlere sık sık vurguladığım söylediğim şey aslında senin yaptığının aynısı. Kendimizi çocuğun yerine koyabilmek.

Biz onunla kurduğumuz ilişki ve iletişimde bazen gerçekten de kendi parçamız, kendi ürettiğimiz bir şey olduğu için bazı sınırları aşabiliyoruz onun bireyselliğine dair. Hep şunu söylüyorum, çocuğunuza yaptığınız bir davranış stili veya ona kurduğunuz bir cümlenin aynısını eşinize, işyerinizdeki bir arkadaşınıza veya annenize, babanıza yapabiliyor musunuz? Eğer yapabiliyorsanız o noktada hiçbir problem yok. Ama o cümleyi kurmadan önce bunu annenize babanıza söyleyemeyecek bir cümle olduğunu fark ediyorsanız orada durun. İşte gerçekten de orada çocuğun bireysel sınırını ihlal ediyorsunuz anlamına geliyor. O yüzden senin anlattığın diyalog veya senin anlattığın anekdot bence gerçekten de çok anlamlı.

Bu yüzden de kendimizi çocuğun yerine koyarak onun bir takım noktalarda yetersiz olabileceğini bir şeyleri göremeyebileceğini de bilerek belki de aslında pozitif ayrımcılık yaparak bazı noktalara daha farklı yaklaşmak çok anlamlı. Hani konuşuyoruz söylüyoruz ya çocukların ekranları şu kadar bu kadar düzenlenmeli. Evet bir realite var. 0-3 yaş dönemi çocukların ekrana maruz kalışı onların hayatlarında bir takım olumsuzlukları getiriyor. Ama ortalama işte 3-6 yaş dönemin gibi çocuklar yavaş yavaş ekranla tanışabilir, bebeğin rehberliğinde ekranları izleyebilir. Orada annenin, babanın çocuğu yönlendirmesi, izlediği şeyi günlük hayatla ilişkilendirmesi ve izlediklerinin gerçekten de çocuğa fayda sağlayacak ya da onun eğlenirken bir takım zararlar görmeyecek düzeyde olmasını sağlaması hakikaten de önemli üstünde durulması gereken bir nokta.

Bazen şeyi de görüyorum, seziyorum da ebeveynlerde. Farkında olmadan yapıyorlar. Hayatlarımız çok yoğun. Gerçekten de birçok işle uğraşıyoruz. Yani eskiden insanlar bu kadar uzun saatler çalışmıyordu veya trafikte bu kadar zaman geçirmiyordu. Çocuk yetiştirmek belki de bu yüzden daha kolaydı. Bir de günümüzün stresi hakikaten çok yoğun. Kendimize zaman ayırmaya fırsat bulmakta da zorlanıyoruz. Çocuklar da dolayısıyla bu bizim onlara ulaşamadığımız veya yanlarında olamadığımız, rehberlik edemediğimiz anlarda en kolay onları eğlendiren, oyalayan, problem çıkarmamalarını sağlayan işte başlarını tehlikeye sokmamalarını sağlayan aletlerle zaman geçiriyorlar. Ama biz onların hayatlarında ekranları azaltarak azaltmak veya çıkartmak istiyorsak ya da işte belli bir seviyeye getirmek istiyorsak yerine başka bir şeyler koymalıyız. Çünkü ekran evet bir sürü ihtiyacı karşılıyor hem yetişkinler hem çocuklar için. Çocuk orada sosyalleşiyor, ilişki kuruyor, iletişim kuruyor ya da eğleniyor bir şeyler izliyor, keyif alıyor, mutlu oluyor.

ya da gerçekten de onun ilgisini çeken şeylerle zaman geçiriyor. Ama biz bunların yerine, realitede onları koymazsak, çocuk orayı tercih etmeye tabii ki de devam edecektir. Yani günlük hayatta çocukla geçirilen zamanı birazcık daha zenginleştirmek, ilişkiyi zenginleştirmek, çocuğun kendi kendine kaldığında geçirdiği zamanlarla ilgili ona bir takım alternatifler üretmek, hayatına bir takım şeyler yerleştirmek, çocuğun ekranları tabii ki de daha az tercih etmesini sağlayacaktır. O yüzden diyoruz ya, ebeveyn rehberliğine çocuklar Elbette çok ihtiyaç duyarlar. Bu rehberlerin hayatlarından bir şeylerini çıkarmalarını istiyorsa çocukların yani ekranları, onun yerine de bir şeyler yerleştirmeleri çok anlamlı. Dolayısıyla sosyal imkanları, çocuğun kendi kendine geçirdiği zamanda ona kendini iyi hissettirecek alternatiflerini üretmek, çocuğun ekran kullanımını düzenlemesi konusunda bence önemli yaklaşımlardan birisi. Çok haklısın. Mesela şimdi pandemiden dolayı artık dışarıda daha az yiyebiliyoruz ya da çocuklarımızı dışarı çıkartırken daha fazla endişeleniyoruz diyelim ama mesela çocukların çok sık rastlanan örneklerden biri olduğu için buna değinmek istedim. Mesela bir restorana gidildiğinde

çocuk sessiz olsun diye, diğer yetişkinlerin konuşmasına izin verebilsin diye çok fazla ekran, yani bir şeyler açıp tablette, telefonda önüne koyma davranışı gözlemliyoruz. Bunun yerine mesela çok bence güzel alternatifler, yanınızda boya kalemleri, kitaplar, hamur gibi şeyler taşımak. Gerçekten böyle ufak bir çantayla, bunu ben kendim de yaptığım için söylüyorum, bayağı böyle minik bir çanta taşıyorum ben yanımda sürekli, Defne'yle bir yerlere gittiğimizde. Ve açıyorum. Açık alanda açsak mesela, bu kinetik kum falan oynayabileceği şeyler. Ya da sticker mesela. Sadece dışarıda kullanılacağı stickerlerimiz var. Dışarı çıktığımızda kendimce bir mesela su şişesi veriyorum. Onun üzerine onları yapıştırıyor. Oyalanmasını sağlıyorum.

Tabii ki mesela 3 saat oturuyoruz diyelim, böyle uzun kaldık ve gerçekten bir yerden sonra çocuğun sabrı kalmadı. Tabii ki o noktada destek alabiliriz bence ekranlardan ama en baştan oturup ekran vererek başladığımız zaman zaten alternatif film hepsi ekrana göre daha sıkıcı kalabiliyor çocuklar için. O yüzden önce biraz oyalayıp sonradan opsiyonuna gitsek bence daha faydalı olabilir çocuklar adına. Yetişkinler için bile aslında şöyle araştırmalar var mesela yetişkin ilişkilerinde. Masada, masanın üzerinde duran bir telefonun sadece çalmasa bile, kullanılmasa bile, bakılmasa bile iki yetişkin arasındaki yakınlık duygusunu azaltına dair araştırmalar var. Evet, evet, evet. Ben de hissediyorum bunu. Değil mi? Çünkü her an oradan bir şey olabilir. Her an bir telefon çalabilir. Ve dikkat oraya gidiyor. Tabii.

İstemez gözümüz şöyle bir kimden mesaj geldi ya falan diye bakıyoruz. Ama telefonlarımızı hiç çıkarmamayı başarabildiğimiz diyaloglar gerçekten çok daha keyifli oluyor. Çok daha birbirimize dönük olabiliyoruz. Evet, evet, evet. O kadar güzel bir yere dokundum ki yani. Ekranın orada açık olmayışı bile yani yine de orada durması bile insanın dikkatini ister istemez oraya kaydırıyor. Ben o yüzden ebeveynlere şöyle ufak bir tavsiyede bulunuyorum. Bir deneyin diyorum daha doğrusu. Ekran detoksu dediğim bir şey. Akşamları birlikte geçirdiğiniz zamanlarda kendinizi böyle ekranlara fazla dalmışken bulduğunuz bir aile sürecinden geçiyorsanız öncelikle bir yarım saat hiç ekran kullanmamayı deneyin.

Gerçekten bu zamanı, bu saati birlikte belirleyin. O yarım saat telefonlar gerekiyorsa sepetin içinde, içerideki odada dursun. Televizyon açık olmasın. Müthiş şeyler oluyor biliyor musunuz? Yani o yarım saati, bir saati çıkartmak tabii ki de çok daha şey sağlıyor o aileye ama artık anne baba çocuğuyla daha fazla ilişki kurabiliyor. çocuk daha fazla bir şeyleri kurcalamaya, keşfetmeye, konuşmaya eğilebiliyor, onları deneyebiliyor. Aslında bu bizim çocukken yaşadığımız o evde elektriklerin kesildiğinin başındaki sohbetlerimize dönüyor. O yüzden de böyle işler biraz çığırından çıktıysa ufacık böyle bir akşamları yarım saatlik ekran detoksu zamanı koymak gerçekten de ev içindeki ilişkilerde o kişilerin sadece partnerlerin bile olsa çocuklarla kurulmuş bir aile düzeni de olsa birbirlerine daha fazla dikkat vermesini

daha fazla iletişimde olmasını ve daha fazla aslında ilişkilerini zenginleştirmesini sağlıyor. O yüzden de bunu konuşurken bir arada söyleyeyim istedim. Ben de çok çok güzel bir noktaya değiniyoruz. Çünkü aslında ebeveyn çocuk ilişkisinde de iki partner ilişkisi içerisinde de sürekli vurguladığımız şey noktası var, birbirine dönük olmak. Yani bu birbirine dönük olmaktan kastettiğimiz şey birbirimizin sinyallerini okuyabilmek, birbirimizden birbirimizin

yüzünü, vücut dilini, ses tonunu, duruşunu anlamlandırabilmek. Aslında ekranlara baktığımızda en çok bunu kaçırıyoruz. Yani karşımızdaki insan bize bir şey anlatırken, mesela bir yandan gözümüz telefonda diyelim ki Dinliyoruz. Bununla ilgili bir sıkıntı yok belki. Birçok insan bunu becerebiliyor. Bir yandan telefonla uğraşırken, bir yandan dinlemeyi. Ama aslında dinlemek tek başına yeterli değil ilişkilerde. Yani karşımızdaki insanı bir bütün olarak algılayabilmemiz lazım. Bu çocuklarımız için de geçerli, partnerlerimiz için de geçerli. Orada mesela çocuğumuzun bize anlattığı bir hikayedeki ufacık bir yani bir bakış, bir vücudunun atıyorum omuzlarının çökmesi ya da hani böyle daha şevkli anlatması o hikayenin normalden daha farklı, çocuk için daha farklı bir yere dokunduğunu anlatabilir. Aynı şey partnerler içinde. Mesela diyelim ki partnerimiz

size iş hayatında olan bir şeyi anlatıyor ve belki de aslında çok kritik bir nokta ve anlatırken izleseniz o kişiyi anlayacaksınız bunu ama görmeyebiliyoruz. Bu birbirine dönüklük konusu ben partnerlerdeki istatistiklerine vereceğim ama çocuklar için de çok geçerli olduğunu biliyorum. Birbirlerine dönük olmayı başaran partnerlerin %86'sı 6 yıl sonra hala birlikteyken dönük olmayanların %33'ü hala birlikte 6 yıl sonra ya aradaki farkı görmemiz lazım. O yüzden de o yarım saat bile olsa, şeyler tam senin söylediğin gibi yarım saat bile olsa telefonsuz birbirimizle konuşabilmemiz, birbirimize günümüzü anlatabilmemiz, çocuk ebeveyn olsun, iki partner olsun o kadar önemli ki gerçekten. Gerçekten çok doğru söylüyorsunuz. Sayılar da zaten bunu kanıtlar nitelikte. Zaten insanlık hissiyatımız da bize onu söylüyor. Çoğu zaman ne söylediğimizden çok

Nasıl söylediğimiz onun anlamını belirleyen şey, oradaki duygu, oradaki sinyal, oradaki hal ve tavır o anlamı ciddi anlamda değiştirebiliyor. O yüzden oralara daha fazla odaklanabilmek, ilişkiyi zenginleştirebilmek, gerçekten de istediğimiz halde olmasını sağlamak, o yakınlıkta olmasını sağlamak için birbirimize dikkat vermemiz gerekiyor. Ben bunu aile içi ilişkilerle ilgili Şöyle yönlendirmeyi tercih ediyorum genellikle ebeveynler için böyle önemsediğim süper zamanlar var. O süper zaman dediğim haller işte uyku öncesi halleri, ebeveynin çocukla oyun oynadığı haller ve aslında özellikle herkesin evde bulunduğu akşam yemeği saatleri. Ciddi bir süper zaman o saat. Yani herkesin gerçekten haz alırken, yemek yerken, keyif alırken bir ihtiyacını gidermekten birlikte ilişki içinde olması, iletişimde olması, o gün neler yaşandı onu konuşması.

Eğer birbiriyle alakalı yolunda gitmeyen şeyleri paylaşabilmesi yani iletişime daha fazla zaman ayırabilmesi için çok önemli haller. O yüzden de evde akşam yemeğin yeniyorken televizyon açık oluşuyor. Bizim kültürümüze maalesef ki çok yerleşmiş durumda. Televizyonun, ekranların, cep telefonunun veya işte benzer aletlerin akşam yemeği sofrasında kapalı olması, çok fazla onlarla zaman geçirilmemesi aile içi ilişki ve iletişime ciddi destek olabiliyor. Bunu da ufacık böyle konuşurken bir tavsiye etmiş olalım. Nasıl daha iyi oluruz, birlikte nasıl daha keyifli zaman geçiririz ya da ekranları hayatımızda bize zarar verecek yerden nasıl aşağıya indirebiliriz diye düşünüp bir şeyleri değiştirmek isteyenleri. ufakta bir tavsiyem olmuş olur belki. Çok haklısınız. Zaten aslında şunu da söyleyelim bence. Biz bu tavsiyeyi veriyoruz. Gerçekten önemli. Ama belki her akşam yapamayabilirsiniz bunu. Bu da çok anlaşılır bir şey. Ama kendinize mesela belli günler belirleyin. Pazar günleri hiç olmayacak ya da cuma akşamları hiç olmayacak gibi onu bile başarsanız aslında ciddi bir yol kat etmiş olursunuz. Yani her gün değil de bazı günler yapabileceğim bunu diye. Söylediğin şunu da aklıma getirdi benim. Şimdi özellikle çocuğun, bebeğin ilk doğduğu ve özellikle emzirildiği ya da bebeğin kucağında beslendiği dönemde şunu hatırlamamız lazım.

Bebek 0-6 ay arasında özellikle kendisini besleyen bireyin yüzünü şu görme mesafesinde 30 cm'de yüzünü ezberliyor. Yani nasıl güler, nasıl bakar, bütün hatlarıyla zihnine yerleştirme, kaydetme davranışını gösteriyor. Şimdi burada özellikle göz göze temasta oksitosin üretimi çok kritik. Yani göz göze temasın oksitosin ürettiğini hatırlayalım. Bu yetişkinler için de geçerli, ebeveyn çocuk için de geçerli. Eğer siz çocuğunuzu bu şekilde tutarken bakışırsanız üretilen oksitosin sayesinde aranızdaki bağlanmanın daha kuvvetli ve daha güvenli olmasını sağlayabilirsiniz.

Varsayalım ki çocuğunuz kucağında ve siz elinize telefonla bakıyorsunuz. Bu arada bunu yapması çok zor. Ben bunu kendime çok uzak olmayan bir geçmişte yaşayan bir anne olarak biliyorum. Bazen çocuğunuz kucağınızda saatlerde uyumuyor veya beklemeniz gerekiyor doğal olarak başka şeylere aklınız gidiyor başka şeyler yapmak istiyorsunuz zihninizde belki işleriniz dönüyor hani bir telefona baksanız bir sürü şey halledebileceğinizi düşünüyorsunuz o yüzden ben bunu çok iyi anlıyorum ama ara ara bile olsa o bakışmayı sağlayabilseniz onun bile ne kadar kritik ne kadar önemli olduğunu hatırlayabilirsiniz diye düşünüyorum partnerler arası ilişkide de yani şöyle bir yan yana oturup hani böyle biraz el ele diz dize neyse yani biraz fiziksel temas ve göz göze bakışmayı sağlayarak geçirilen bir zaman ya 5 dakika olsun 10 dakika olsun fark etmez gerçekten ilişki kalitesini arttıran bir şey o yüzden yani bu küçük ipuçlarından faydalanarak ilişkinizi olumlu anlamda kolaylıkla değiştirebilirsiniz aslında evet aslında çok zor değil

bir şeyleri daha iyi kılmak ilişki içinde aile içinde ama nedense bir takım alışkanlıklar bunu değiştirmemizi zorlayabiliyor. O yüzden bugün konuştuğumuz şeyleri ufak ufak söylediğin gibi haftada bir gün iki gün bile denemesi ailedeki partnerlerin veya çocukların veya ebeveynlerin bir takım bir şeyleri daha iyi hale getirecek eminim. Sen söylerken şeyi düşündüm az önce Gizem böyle özel anlar özel haller var ya Çoğunlukla sen de görüyorsun yemek yerken etrafındaki çocukların ekranla zaman geçirdiğini ya da işte çocuk ağladığı zaman ebeveynin ona telefonu verdiğini çünkü başka türlü susturamadığını ya da işte markette alışverişte bir şey için çok ısrarla inat ederken ona ulaşmasını engellemek adına, bebeğinin dikkatini dağıtmak için çocuğa hemen telefon veya ekran verdiğini. Bu da işte az önce anlattığın o ilişki haline aslında zarar verebiliyor. Yani onun gelişmesini engelleyebiliyor. Çünkü regulasyon dediğimiz hal, o duyguyu dengeleme hali, bebeklikten itibaren bizim içinde olduğumuz bir süreç, geliştirdiğimiz bir süreç. Daha ufacıkken, bebekken bile çocuk kendisini kötü hissettiğinde veya huzursuz olduğunda veya bir takım yaranlar onu rahatsız ettiğinde yani strese soktuğunda anne baba ne yapar? Çocuğu kucağına alır, sallar, sakinleştirir. Kendi oradaki duygusunu, afektini, duygulanımını çocuğa göre düzenler. Onunla birlikte sakin kalır, onun şefkatini verir, sesini verir. çocuğun yaşı ilerler, ayları büyür, çocuk yavaş yavaş bir şeyleri keşfetmeye başlar. Ebeveyn ona bazı sınırlar koyar veya bazı ihtiyaçları o an karşılanmayacaktır. Çocuk ağlamaya başlayabilir, kendisini kötü hissetmeye başlayabilir. Ebeveyn orada onu yönetmekte. O kolay yolu telefonu vermeyi tercih ettiğinde evet çocuk gerçekten de sakinleşir, susar çünkü dikkati dağılmıştır. Oraya odaklanır, oradaki olumsuz duygular bir an arka plana geçer ama sonrasında görülür ki

Ekranı elinden aldığında ebeveyn çocuk tekrar ağlamaya başlar. Çünkü o esnada çocuk aslında ciddi anlamda uyarana maruz kalıyordur. Ama senin de söylediğin gibi o zor durumla, o zor duyguyla başa çıkabilmek, çocuk gerçekten de kendisini kötü hissediyorken, onun karşısında ben seni anlıyorum, bunu çok üzüldün, kendini iyi hissetmiyorsun, merak etme geçecek sakinliğiyle durabilmek. Ebeveynin çocukla kurduğu ilişki içinde sadece olumlu duyguların değil, Olumsuz duyguların da aslında o bağlanmayı arttırdığını düşünmek ve bilmek bence çok anlamlı. Yani çocuk gerçekten de regülü olmayı, kendini, duygularını dengeleyebilmeyi ebeveyninden model aldığı durumlarda alıyor ve yerleştiriyor. Biz o anlarda ekranı kullandığımızda çocuk aslında bunu geliştiremeyebiliyor ve regulasyon hepimizin hayatında çok önemli bir yer kaplıyor.

O yüzden de öyle kriz anlarında ebeveynin kendi ebeveynliğine güvenmesi. Ben şimdi sakin kalacağım, çocuğuma bu sakinliği vereceğim. Çocuğum da düşünecek ki evet tamam kötü şey hissediyorum ama sakin kalabilirim, iyi hissedebilirim. Annem burada, benim yanımda, beni anlıyor.

Babam beni tanıyor, babam biliyor, babam benimle bu durumu yönetmeye çalışıyor. Yani çocuğun böyle bir yerden bakmasını sağlamak çok güzel. O yüzden de artık işin belki biraz daha kolayı, belki birazcık daha ebeveyne kendisini yetersiz hissettiren bu söylemler yüzünden ebeveynin kendi iç sesine güvenmeyişi maalesef ki çocukların regulasyon aracı olarak kendilerini geliştirmelerini ekranla kesmesine neden oluyor. Ekran yüzünden az geliştirmesine neden oluyor. Bunu vurgulamaya özellikle istedim çünkü çok önemsiyorum. Maalesef ki bunu çok sık görüyoruz. Sen de görüyorsun, ben de görüyorum. Çünkü ebeveynler kendilerini çaresiz hissediyorlar. Hayır, siz kendi ebeveynliğinize güvenin. Çocuğunuzun o an sakinleştirebilme gücü zaten sizde var. Ekran evet çok kolay sağlıyor bunu ama ekranlar hayatımızda işte konuştuğumuz gibi aslında pek çok yerde çok rol alırken bir şeylerin gelişmesine de engel olabiliyor. Kesinlikle öyle. Aslında bahsettiğin şeyi çok ufacık bir teorik bir şey eklemek istiyorum. Bağlanma hep bu bahsettiğimiz bağlanmanın en temel ölçülerinden bir tanesi çocuğunuzun sizde sığınabilecek bir liman bulması.

Yani kendisini kötü hissederken size gelmesi ve sizde sakinleşebilmesi. Yani bunu sizde değil de ekranda bulduğu zaman aslında çok önemli bir ayı kaybediyorsunuz. O yüzden gerçekten hani ağlayan, üzülen, öfkelenen, Her neyse yani olumsuz duygu yaşayan çocuğunuz sizinle, her ne olursa olsun sizinle bunu aşmayı başardığı zaman şunu öğreniyor. Demek ki ben olumsuz duygularımı güvendiğim birine sığınarak aşabilirim. Ve bu sosyal destek, bu anlamda öğrendiği sosyal desteğin

Hayatta ona o kadar çok faydası olacak ki. O yüzden aslında çok büyük bir yatırım yapmış oluyorsunuz çocuğunuza. O esnada kolaya kaçmayarak ya da çaresizliğinizle birazcık savaşarak. Kesinlikle çok zor. Tekrar tekrar bunu vurgulayalım.

Böyle halbeden konuşmuş gibi hissetmesin kimse, halbeden konuşuyormuşuz gibi hissetmesin kimse. Gerçekten çok zor. Ama yapmayı başarabildiğimiz noktalarda gerçekten çocuğumuz için çok yararlı bir şey yapmış olacağız. Onu da belirtmeden geçmeyelim. Şehlacığım sohbet çok keyifli ama... Kesinlikle. maalesef artık yavaş yavaş toparlayalım ama bence tekrar buluşup bu sefer de mesela duygu regulasyonu hakkında veya belki bağlanma oradaki ebeveynin yapabilecekleri şeyler hakkında konuşalım derim. Ne dersin? Evet çok sevinirim çok güzel olur bence de. Tamam o zaman takipçilerimize böyle minik bir şey beklemeleri için bir sinyal vermiş olalım. Çok çok çok teşekkür ederim. Katıldığın için çok keyifli bir sohbetti. Ben teşekkür ederim her şey için. Çok keyifliydi benim için de bu zaman. O zaman herkese sevgilerimizi gönderiyoruz. Dinlediğiniz, izlediğiniz için teşekkürler. Hoşçakalın. Teşekkürler. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)