Podcast

İlişkiler ve Mutluluk #Pelin Kesebir

Yakın İlişkiler

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Sohbetleri serimizin ilk videosunda Dr. Pelin Kesebir ile birlikteyiz. Sosyal Psikolog Dr. Pelin Kesebir, özellikle mutluluk bilimiyle ilgileniyor. Bugünkü videomuzda Dr. Gizem Sürenkök'ün çalışma alanı olan yakın ilişkiler ile Dr. Pelin Kesebir'in çalışma alanı olan mutluluğu birlikte ele alarak "ilişkiler ve mutluluk"tan konuşuyoruz.

Bölüm Transkripti

4.769 kelime · ~24 dk okuma

Selin'ciğim merhaba, hoş geldin. Bizim yakın işgalin davetini kırmayıp bizimle ortak bir podcast çekmeyi kabul ettiğin için çok teşekkür ederiz öncelikle. Ben teşekkür ederim. Çok güzel burada olmak, sizinle olmak. Çok teşekkürler. İstersen başlamadan önce ikimize kendimizi tanıtalım. Bizi bilmeyen insanlar için. Ondan sonra konuşmaya başlayalım derim.

Tabii ki, tabii ki. Benim adım Pelin Kesebir. Sosyal psikolog olarak tanıtıyorum mesleğimi. Yani araştırmacı psikologluk. Tedavi uygulamıyorum, terapi yapmıyorum ama insan psikolojisini anlamaya çalışıyorum. Deneyler yaparak, araştırmalar yaparak, makaleler yazarak ve de en çok üzerinde çalıştığım konuda mutluluk, nasıl

olabildiğince mutlu oluruz insanlar olarak. Ve de bunun değişik açılımları, değişik alanlardaki, hayatın değişik alanlarındaki açılımları, örneğin ilişkiler ve mutluluk bunun bir parçası. Öyle diyeyim. Şimdi bu arada şey de söyleyeyim, Amerika'dayım şu anda. Wisconsin Üniversitesi'nde, burada BNS2'de çalışıyorum araştırma görevlisi olarak.

Transkriptin tamamını oku

Çok teşekkürler. Ben de o zaman ufak kendimi tanıtayım. Ben de Gizem Sürenkök. Ben de kendimi ilişki araştırmacısı, ilişki psikoloğu olarak sanıyorum en yakın konumlandırıyorum. Yani doktoram gelişimi psikolojisi üzerine ama ilişki

çocukluktaki, bebeklikteki ilişkilerimizin yakın ilişkilerimize, romantik ilişkilerimize nasıl yansıdığı üzerine en çok benim de araştırmalarım. Yakın ilişkiler oluşumunun direktörüyüm ben de. Orada bizim de yapmaya çalıştığımız, aslında senin de yapmaya çalıştığın var olan literatürü, konuşmaları, bilimsel şeyleri insanlara, herkesin de anlayabileceği bir şekilde aktarmak. Çünkü Ben açıkçası çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yani herkesin o bazen dil bariyerinden, bazen aslında akademik dil bariyerinden erişemediği o bilgileri hepimiz anlayalım, öğrenelim, mümkünse hayatımıza uygulayalım bakış açısında olduğum için böyle bir oluşum başlattık biz de. Bugünkü konumuz da ilişkiler ve mutluluk değil mi? Onun üzerine konuşacağız birazcık. Evet, evet. Ve aslında ilişkiler ve mutluluk, yani mutluluk deyince ilişkiler bunun çok çok çok temel bir parçası. Sağlıklı, mutluluk veren ilişkilere sahip olmadan mutlu bir insan olmak da mümkün değil. İmkansız bir şey. Araştırmalar da söylüyor bunu zaten. Daha da konuşuruz. O yüzden aslında konu çok, yani konuşacak çok şey var. Çok da önemli bir konu diye düşünüyorum.

Asıl o zaman öyle başlayalım istersen. ilişki sahibi olmadan, ama romantik ilişkiyi kastetmiyorum, yakın ilişki sahibi olmadan mutlu olmak mümkün mü diye başlayalım. Evet, evet. Valla araştırmaların bize söylediği değil. Yani sağlıklı ve mutlu ilişkilere sahip olmak mutluluk için gerekli. Yeterli mi? Tek başına yetiyor mu bir insanı mutlu kılmaya? Hayır, çoğu zaman hayır. Ama gerekli. Yani mesela

En basit bu konuda alıntılanan bir araştırma şudur. Bu gerçi üniversite öğrencileri ama genele de yayabileceğimizi düşünüyorum. Soruyorlar ne kadar mutlusunuz ve sonra en düşük yüzde ona bakıyorlar mutluluk açısından bir de en yüksek yüzde ona bakıyorlar. Ve bu en yüksek yüzde onluk mutluluk teriminde olan öğrencilerin hepsinin ama hepsinin çok mutlu ilişkileri var. Yani mesela

Ailenizle ilişkileriniz ne kadar iyi? Arkadaşlarınızla ilişkileriniz ne kadar iyi? Eğer bir ilişkideyseniz romantik partnerinizle ilişkiniz ne kadar iyi? Bu sorulara bu %10'luk dilimdekiler 7 üzerinden 7'lik bir skala üzerinde hep 6 ve üstünü veriyorlar.

Ama en düşük %10 mutlu dilime baktığınızda aynı soruları ona sorduğunuzda onların cevapları yine 7 üzerinden işte 4 hatta 4'üm bile altında dolaşıyor. Bunun da dışında ülkelere baktığınızda mesela her ülkeden insanlara soruyorsunuz sizin hayatınızda başınız sıkıştığınızda ne olursa olsun gidip yardım isteyebileceğiniz birileri var mı diye. Ve görüyoruz ki her ülkede bu mutluluk düzeyiyle alakalı ve genel olarak ülkelere de baktığımızda yani bu cevap, bu soruya en fazla evet diyen insanların olduğu ülkeler aynı zamanda da en fazla mutluluk beyan eden ülkeler totalde. Yani bir de şu anda mesela psikolojiden bahsediyoruz, işin bir de fiziksel sağlık boyutu var. Yani o zaten başlı başına inanılmaz bir literatür, o yani

Sağlıklı ilişkilere sahip olmak, sağlıklı olmak, fiziksel olarak sağlıklı olmak ve daha uzun yaşamak demek. Aynen öyle, evet. Değil mi? İnanılmaz bir şey. Bu şey doğru hatırlıyor olduğumu düşünüyorum. Daha çok yakın arkadaşımla arkadaşım 15 ve üzeri ilişkiye sahip olan insanların gerçekten ömürlerinin daha uzun olduğunu, fiziksel sağlıklarının daha iyi olduğunu hep söylüyoruz. Ben sunumlarımda şunu söylüyorum. Hayatta sığınabileceğin bir kişiye sahip olmak,

sağlıklı beslenmekten, düzenli egzersizi yapmaktan, sigara içip içmemekten daha büyük bir önem taşıyor aslında. Mutluluğun ve ömrünün iyiliği açısından, değil mi? Evet, evet. Aynen, araştırmalar da onu gösteriyor. Yani yalnız hissetmek kendini, izolasyon

hissi içinde olmak. Bunlar dediğin gibi bunun sağlığa olan riskini mesela obaziteden ya da egzersiz yapmamaktan daha yüksek olduğunu söylüyorlar. Diyorlar ki yani bunun riski günde 15 sigara içmeye denk. O kadar büyük bir etkisi var. Yani ama tabii şey de çok çok önemli. Yani ilişkinin

Sayısı önemli belki ama kalitesi daha önemli. Sen de dedin. Yani bir kişi bile varsa sığınabileceğin o çok büyük bir fark yaratabiliyor. Tabii mesela çok ilişkin olur ama sürekli çatışma yaşadığın içinde veyahut güvensiz bir ilişkidir, güvenemezsin veya soğuk bir ilişkidir, onlar aslında tam tersi. O da düşürüyor fiziksel sağlığı, bağışıklık sistemini düşürüyor, uykuyu kötüleştiriyor, tansiyonu.

oynatıyor. Hepimizin çok bence farkında olması lazım. İlişkilerin sağlığımıza önemli. Sırf psikolojik değil aynı zamanda fiziksel sağlığımıza da önemli. Yani çalışmamız lazım iyi ilişkiler için. Ve toksik ilişkileri hayatımızda tutmamak lazım. Onları tanımak lazım. Hepsi çok önemli. Bunlar gerçekten önemli. Hatta aslında burada şunu söyleyebiliriz. Yakınlarda bununla ilgili bir araştırma vardı.

Hiç ilişki sahibi olmamak, kötü bir ilişki sahibi olmaya göre daha iyi aslında. Yani insanların bazen sırf bir ilişkim olsun diye çok kötü, yanlış ilişkiler içerisine girdiğini de kaldığını görüyoruz. Bunları aslında elimin etmemiz lazım. Yalnızlık tamam iyi bir şey değil ama kötü bir ilişki içerisinde olmak gerçekten insana daha da kötü hale getiriyor. Yüzde yüz. Kesinlikle. Ben o konuyu çok, özellikle gençlere falan haykırasım geliyor. O kadar önemli bir şey ki. İlişki ancak sağlıklıysa sizi gerçekten daha

gerçek anlamda mutlu, daha huzurlu bir insan kılıyorsa, sizi gerçekten daha iyi yerlere getiriyorsa harika bir şey. Ama böyle sırf bir ilişkinin içinde olmak için veya birileri olsun, işte bu sebeple yine bu toksik diye betimleyebileceğimiz ilişkilerin içinde olmak aslında size zarar veriyor ve bunun farkında olmuyorsunuz bazen ve bazen bunun çok ağır sonuçları da olabiliyor. Yani örneğin bir ilişkiye giriyorsunuz, işte yani o insan sonra çok sorunlu çıkıyor size, hani çok yani her türlü çok ağır bedeli olabiliyor. Yani şeye kadar tabii ki fiziksel şiddete kadar veyahut işte çocuğunuz oluyor, onun acısı yani işte Yani dediğim gibi, bu yollara girmeden önce çok dikkatli olmak gerekiyor. Yani mesela kiminle ilişkiye girmeliyim, hele hele evlilik falan. Onları böyle gençlere çok uzun uzun anlatmak istiyorum. Çünkü hiç kimse üzülsün istemiyorum ileride.

Burada aslında şeyi sanırım söylememiz lazım. Sen de sık sık buna vurguluyorsun bence. Biz kendimizi sevmeden, yani kendimizle barışmadan, kendimizi değerli ve sevilebilir görmeden aslında çok da iyi ilişkiler içerisine giremiyoruz değil mi? Çünkü neyi nasıl alacağımızı bilemiyoruz. Karşıdan nasıl sevgi alacağımızı bilemiyoruz. Gerçekten öyle, gerçekten öyle. Zaten...

Dediğim gibi yani başkalarıyla sağlıklı bir ilişkiye sahip olmakla kendi içimizle sağlıklı bir ilişkiye sahip olmak bunlar ancak bir arada gidebiliyor. Yani biz örneğin mesela sürekli bir kendi içimizde bir duygusal bir boşluk veya açlık varsa veyahut kendimizi bir türlü sevinmeye layık göremiyorsak, kendimizle ilgili şüphelerimiz varsa yani karşıdaki insandan mesela bize sürekli onay vermesini bekliyoruz ama aynı zamanda mesela onay verdiğinde de hala inanamıyoruz. O da çok böyle ilişkinin içinde kötü dinamikleri harekete geçiriyor. Yani dediğim gibi öncelikle kendi içimizin içinde kendi içimizde biraz daha sağlıklı bir yerlere ulaşmak gerekiyor ki bu da ne şekilde oluyor işte yani bunu da çalışmak gerekiyor eğer kendimizle kötü bir ilişkimiz varsa ama dediğim gibi önce kendi kendimizeyken de iyi olmayı öğrenelim ki bir ilişkinin içinde de iyi olabilelim ondan sonra. Öteki türlü karşımızdaki insan bizim

ihtiyaçlarımızı gidermeye yönelik, bizim egosal ihtiyaçlarımızı gidermeye yönelik bir araca dönüşmüş oluyor. Yani biz onu öyle düşünmesek bile, kötü bir niyet olmasa bile o da tabii iyi ilişkilere yol açamıyor. Aslında bu benim aklıma şunu getirdi, mutluluğu bir böyle hedef gibi, ilişkideki hedef haline getirdiğim zaman mutlaka mutlu olmalıyım. O zaman başka türlü olmaz. Karşımdaki insanın

tek amacı beni mutlu etmek olmalı gibi bir bakış açısına da sahip olabiliyoruz. O zaman yani bunun bir sürü tabii üzerine konuşulabilecek bir sürü şey var ama aklıma ilk gelen şey şu en ufacık bir çatışmada tamam beni üzdü o zaman bu ilişki içerisinde olmamalıyım ama böyle bir şey mümkün mü? Yok, değil, değil, değil. Yani tabii ilişkide çok fazla hassas olmak, çok fazla ben sürekli el üstünde tutulmalıyım veyahut ben hani böyle prenses veya işte kadın üzerinden konuşursak veyahut işte böyle sürekli sözü dinlenen kişinin rolü görmeliyim. Tabii orada şeyler... Buyur söyle. Aklıma bir şey geliyor, ben bunu şöyle tanıyorum. Pamuklara sarılıp sarmalanmak yani. ilişkine sürekli sarmalıp, pamuklara sarılıp sarmalanacağın kişi olmak istemek aslında gibi geliyor. Evet, evet. Tabii, tabii, tabii. O tarz açılımları da olabiliyor. İşte o da aynen senin dediğin hani kişinin yani kişinin kendi içindeki açıkçası problemlerinden kaynaklanan bir şey. Yani çünkü hani biraz daha kendi psikolojisi sağlıklı bir insan sürekli öyle bir muamele görmek istemez. Aksine rahatsız bile olabilir.

Evet, evet. Ama tabii çatışma oluyor. Yani çatışma oluyor muhakkak. Tabii ki her ilişkide oluyor. Ama yani birincisi ne sıklıkta oluyor? Yani sürekli çatışma içindeyseniz, sürekli negatif duygu yaşıyorsanız veyahut sürekli karşıdan kötü muamele görüyorsanız

tabii ki çıkmak lazım ama öte yandan da hani her türlü karşıdan gelen her şeyi bir saldırı veya bir tehdit olarak almak en ufak bir eleştiride veya problemde bile sen nasıl benim karşıma bulunana gelirsin o da olmaz. Karakter çok önemli. Yani aslında sizin karakteriniz de çok önemli. Karşıdakinin karakteri de çok önemli. Sizin de empati düzeyinizin çok yüksek olması yani çok yüksek demeyeyim ama belli bir düzeyin üstünde olması lazım. Karşınızdakinin de ve o zaman

iki insan olarak, birbirlerini insan olarak görebilen, onlara insan olarak değer veren iki kişi olarak var olabiliyorsunuz o ilişkide. Karşınızdaki kişi sadece sizin ben ben ben ihtiyaçlarınızı tatmin edecek biri olmaktan çıkıyor. Kendi ihtiyaçları olan ve yani onların da düşünülmesi, dikkate alınması gereken birine dönüşüyor. O yüzden de ben de konudan konuya zıplıyorum ama... Yok ben çok keyifliyim, çok keyif alıyorum dinlerken. Çok sağ ol, çok çok sağ ol. Bu son dönemde özellikle bu narsisizm, karanlık kişilik özellikle o konularda çok okumalar yapıyordum, çalışıyordum ve yani böyle okudukça şey oluyorum yani gerçekten hepimizin bu kişilik özelliklerini tanımayı öğrenmesi gerekiyor. Yani hele hele gençlikte böyle insan ilişkileri hakkında biraz daha az tecrübeye sahip olduğumuz dönemlerde bu insanları tanıyabilmek bizi çok fazla acıdan koruyabilecek bir şey ileride. İşte nedir bu karanlık kişilik özellikleri dediğimiz İngilizce'de dark personality triad diye geçiyor mesela. Evet aynen karanlık üçlü diye çeviriyoruz biz de. Değil mi?

Konuşalım mutlaka, bahsedelim bunlardan. Evet, evet. Çünkü bunlar, yani bunlar ilişkileri en kötü kılan ve en böyle içinden çıkılmaz hale getiren kişilik özellikleri. Evet, neler? Bu üçlemenin içinde neler var? Birincisi narsisizm. İkincisi makyabelizm. Üçüncüsü de psikopati. Şimdi narsisizmi az çok anlıyoruz, makyabelizmi bilmeyenler varsa diye. Bu, yani

Şu demek, ben benim kendi hedeflerimi gerçekleştirmem için, benim kendi ihtiyaçlarımı sağlamam için her şeyim mübah. Ben her şeyi yapabilirim. Yani yalan da söyleyebilirim, insanları manipüle edebilirim, kandırabilirim, her şeyi yaparım. Yeter ki benim istediğim olsun ve bu insanların temel özelliği manipülatif olmaları.

Üçüncüsü de psikopati. Bu da çok çok tehlikeli çünkü psikopati düzeyi yüksek insanlarda yani acıma, vicdan, merhamet hiç böyle bir şey yok. Mesela birini öldürebiliyorlar en uç noktalarda ve hiçbir şey hissetmiyor, hiçbir acı hissetmiyor. Ve bu üçünün de ortak özelliği, bu üçlemenin altında yatan en temel özellik nedir? Yani empati eksikliği ve de

kişinin kendi ihtiyaçlarını Veya kendi egosunun başka her şeyin üstünde olması. Tabii ki hepimiz önce kendimizi düşüneceğiz. O olmadan zaten var olamayız hayatta. Ama benim bir ihtiyaçlarım var ama senin de bir ihtiyaçların var. Ve ben buna tabii ki bir düzeye kadar saygı göstermek durumundayım. Bu karanlık üçlemeye sahip kişilerde... Bu bir spektrum bu arada. Ve hepimiz bu spektrumda bir yerlerdeyiz. Bu özellikler çok yüksek olduğunda

işte empati olmuyor ve karşınızdaki kişi sizi en üst düzeyde bir eşya gibi bile görebiliyor. Yani onun isteklerini tatmin ettiğiniz ölçüde değerlisiniz veya dikkate alınasınız. ve hayatta başka insanlarla ilişkilerinden acı çekmiş pek çok insana baktığınızda ben çok bana öyle geliyor ki bu insanların yani çok büyük bir çoğunluğu karşılarında bu tarz bir insan olduğu için acı çekmiştir. Görmüş olalar, evet. Aslında şunu da mutlaka söyleyelim. Maalesef bu karanlık üçlünün kurbanı olmak da çok kolay çünkü

Özellikle narsisizmin şeyle ilişkisi olduğu biliniyor. Başlangıçta sizin gerçekten gözünüzü boyuyorlar. Yani böyle övgüler, güzel sözler, hediyeler... Karşınızda mükemmel bir, o ilk anda sizi cezbeden mükemmel bir sevgin varmış gibi, değil mi? Aynen, aynen öyle. Zaten narsisizmin temel özelliklerinden biri. Şimdi bu insanlar tabii çok

yani dışarıya verdikleri görüntüyle çok fazla ilgililer. O yüzden de mesela çok bakımlı oluyorlar, hoş oluyorlar, kendilerine iyi bakıyorlar ki bu da yani normalde kötü bir şey değil ama yani bu insanlar da neredeyse bir başkalarını cezbetmek için bir yem gibi bir şey oluyor ve yani sizi tabii ki bu manipülatif yönleri de yüksek olabiliyor çünkü genelde bu üç özellik tamamen yani birinde yüksek birinde biraz daha düşük olabiliyorsunuz ama az çok az çok bir arada seyrediyorlar ve yani sizi, kendilerini size hoş göstermek için her şeyi yapıyorlar ve sizin, mesela sizin neyi duymaktan hoşlandığınızı keşfedip böyle nabza göre şerbet vermek veyahut işte sözler vermek, hayaller kurmak böyle ve onları Yani sizin için gerçekleştirebileceğinizi ifade etmek gibi. Dediğiniz gibi çok dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü ilk anda narsisistler çok cazip duruyorlar uzaktan ama dediğin gibi bu arada sonra birazcık foyaları meydana çıkıyor.

Bazı durumlarda iş işten geçmiş oluyor. Yani şey gibi işte bu zaten hani toksik insan diyoruz ya nasıl toksiste veya zehir, zehir de bazen yani açığa çıkmasın sizin zehirlendiğinizi anlamanız vakit alır. Bu insanlarda da böyle oluyor. Tabii şeyde oluyorlar yani mesela çok başarıya önem veriyorlar veyahut yani onlar için tabii ki mesela işleri çok önemli olabilir ki yani bu da yine kötü bir şey değil aksine iyi bir şey ama ne oluyor bu tarz insanlar güç ele geçiriyorlar çünkü güç de onlar için önemli statü çok önemli ve böyle insanlar gücü ele geçirdikçe tabii ki onu kötüye kullanma ihtimalleri de artıyor ve Mesela kötü iş yeri olabilir bu veyahut işte yani her yer olabilir, devlet olabilir. Bu tarz insanlar, karanlık karaktere sahip insanlar gücü ellerine geçirdikçe durum vahimleşiyor ve o yüzden de mesela şey dememin sebeplerinden biri de o. Yani bu tarz insanları önden tanıyıp bu kadar çok güç elde etmelerinin biraz önünde durmaya çalışmak gerekiyor. Çünkü sonra ne oluyor? Yani

Mesela buradan Amerika'dan örnek vereyim. Trump, devlet başkanı. Her bakan görebilir. Bu adamın çok ciddi bir narsisizm problemi var. Bu bir sır değil. Kim insanlar bu adama bakıp şey diyor, Allah'ım bu nedir? Bu insana da oy verilebilir mi?

Ama bir takım insanlar da bunu görmüyor ve aksine cazip buluyor. Yani bu adam böyle şişinip övündükçe, büyüklendikçe bunu hoş bir şey gibi algılıyorlar. İşte o insanlardan üç tanesini bile bu duruma uyandırsak iyi olur gibi geliyor. Ama zaten maalesef orada şöyle bir şey var, karanlık üçlüye sahip olan insanların liderlik ettirme ihtimali daha yüksek değil mi? Psikolojide çok fazla araştırma var. Karanlık üçlü etrafı manipüle edip tepeye çıkmak konusunda da daha üstün bir yeteneğe sahip maalesef.

ortalama bir insanı cezbetmek konusunda daha başarılı. O yüzden aslında sanırım bizim yapmamız gereken şey şunun gibi hissediyorum. Manipülasyon teknikleri konusunda insanları birazcık daha bilinçlendirirsek yani manipülatif davranışlar nedir? Aslında manipülatif davranışların duygusal şiddete şiddete çok el ele gittiğini ve işte burada kendimizi nasıl bu tip durumlarda korumamız gerektiğini veya buna maruz kalırsak bunlar çıkış yolları olabileceğini anlatmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ben bir de bununla beraber şunu da söylemek istiyorum. Az önce söyledim aslında spektrum da bu diye ama manipülasyon da biraz öyle. Geçtiğimiz haftalarda, yakın işlerde şöyle bir şey çıkmıştık biz. Aslında

Hepimiz partnerlerimizi bir miktar manipüle ediyoruz. Yani bunu kötü niyetle yapmak var tabii ki ya da farkında olmadan yaptığımız o anlar da var bence. bu farkında olmadan yaptığımız şeylerin farkına varırsak ve bunların sıklığını azaltırsak bu bile ilişkilerimizi olumlaştırmak anlamında önem taşıyor. Yani ne gibi? Mesela duygu sömürüsü yapmak, işte karşıdaki insanı suçlu hissettirmek, işte onaylıyormuş gibi yapıp ondan sonra son anda hayır demek. Ya bunlar çok basit örnekler ama yanlış mıyım? Yok, yok. Yani biz çok manipülatif davranışta bulunuyoruz aslında. Tabii, tabii, tabii, kesinlikle. Ya tabii biz de burada böyle karşılıklı konuşuyoruz. Şey gibi böyle melek sütten çıkmış ak kaşık. Hiçbir, yani tabii ki hepimizin içinde olan şeyler bunlar. Ama bunları tanıyıp,

yani şeyi de fark etmek gerekiyor. Ya aslında bunlar bize fayda sağlamıyor. Aynen öyle. Değil mi? Yani mesela ben şeye de çok inanıyorum. Yani insan gerçekten gençlikte, yani bunu zaten araştırmalar da söylüyor, biraz daha bencil oluyorsunuz. Yani o gerçekten biraz daha yaşla ve hayatta biraz daha belki biraz daha tatmin yaşamakla körpülenen bir şey. Ama insan gerçekten tabii ki biraz bencil olabiliyor veya tabii ki kendi istekleriniz olsun istiyorsunuz. Ama bunu

ama böyle yani karşıdaki insanı bir anlamda hiçe sayan ve dediğim gibi yani bunun arkasında kötü bir niyet olması gerekmiyor ama vardığı kapı o oluyor. O şekilde yapmaya veya zorlama yani böyle insanları zorlayarak işte duygu sömürüsü yaparak suçlu hissettirerek üzerinde baskı kurarak siz onlara bir şeyleri istediklerinizi yaptırabilirsiniz ama sonunda ne olur? Yani sonunda ne olur? Gerçekten o ilişki... Yani ne olur karşıdaki insan bir kere sizi hınç duyar. Çünkü hiç kimse hayatta bir şeylere zorlanmaktan veya sömürülmekten veyahut yani bu tarz hiçbir şeyden hoşlanmaz haklı olarak. Ve de yani o kötü bir şeylere dönüşür. Sağlıklı bir ilişki için, ya bak ben buradayım, benim bazı ihtiyaçlarım var ama sen de oradasın ve senin de bazı ihtiyaçların var ve ben bunlara saygı duyuyorum. Sen de benimkilere duy. Oradan bir yerlere gidebiliyor muyuz bakalım, o iletişimi kurabiliyor muyuz?

Yani aslında çok güzel dile getirdin bence. Ortada tabii ki kendi ihtiyaçlarımız önemli. Başka insanların bizim ihtiyaçlarımıza önem vermesi de çok önemli. Çok güzel bunlar. Ama bir takım stratejilerle veya manipülatör tekniklerle kendi istediklerimizi elde ettiğimizde gerçek bir yakınlık kurmuş olmuyoruz. Aynen. Gerçekten aslında o ilişki bizim sığınabileceğimiz veya bizim

ihtiyaçlarımızın samimiyetle tatverildiği bir ilişki olmuyor. Yani ben gerçekten ilişkilerin temel özünde yatan şeyin karşılıklı olarak birbirinin ihtiyaçlarını zaten hani doğal akışta görebilmek ve o doğal akışta giderebilmek olduğunu düşünüyorum. Diğer türlü, eğer karşıdaki insan seninle ilgilenmeyi doğal olarak yapmıyorsa ya da fedakarlık yapmayı doğal olarak yapmıyorsa, senin taleplerin ya da senin manipülasyonların oraya varıyorsa, o zaman oluşur ve zaten Demek ki bir takım iletişim kaputlukları var, empati eksikliği var. Orada zaten düzeltilmesi gereken bir şeyler var demek ki, değil mi? Katılıyorum, yüzde yüz katılıyorum. Ve benim aslında mesela bu söylediklerinin aklıma ilk getirdiği şey şu, insanlara bir ipucu olarak da yine ilişkilerde neye bakmalıyım, benim hep söylediğim şeylerden biri şu, bu karşınızdaki insan ilişkide, Sırf size karşı mı iyi, sırf size karşı mı tırnak içinde düşünceli, yoksa herkese karşı mı öyle? Şimdi aslında bu neden çok önemli bir ipucu. Sırf size karşı öyleyse, yani o zaman onu sizi elde tutmak veyahut sizi bir şekilde işte tatmin etmek için yapıyor olabilir ki, yani tabii ki bu kötü değil ama yani

Eğer bu insanın içinde gerçekten sevgi yoksa, empati yoksa, başka insanlara karşı kaba saba davranıyorsa, saygısız davranıyorsa, o zaman size karşı tavırları da her an ona dönüşebilir. Yani siz şu an için o insana iyi geliyorsunuzdur, sizi o yüzden iyi olmak istiyordur ve sizi iyi davranıyordur ama bu insanın özünde ne var? Yani özünde diğer insanlara karşı saygılı ve sevgi dolu insanca yaklaşmak varsa o insandan çekinmeyin. Ama bu insan böyle sırf sizi el üstünde tutuyor ama işte mesela hep ne örneğini verirler? Garsona nasıl konuşuyor? Çok zor. Kesinlikle çok zor. Kesinlikle çok zor. Aynen, aynen. Kendinden daha aşağıda olan, pardon, insanlar nasıl davranıyor? Aklıma şey getirdi, bu da

Bu Berkeley'nin The Science of Happiness dersi var ya şeyde, Coursera'da galibaydı. Evet, evet. Orada, kısa dönem orada katılımcılarla yaptıkları bir araştırma varmış. İşte şey, ilişkilerde iyi olan insanların karakterleri nasıl gibi bir böyle şey. Ve bu karakter özelliklerinde en iyi, yani böyle etrafa etrafına en sevilen ya da böyle en iyi ilişkiler kuran öğrencilerin

pro-social diye tanımlanan kategoride oldukları ve pro-social'ı açalım istersen. Yani pro-social bir taraftan hani başkasına yardım eden ya da böyle bağışta bulunan, iyilik yapan filan anlamında kullanıyoruz ama bir yandan da nazik olan, şefkaç gösteren, değil mi? O tip anlamları da var aslında. Evet, evet, evet. Çok önemli bir kavram. Çok son dönemde de çok araştırması yapılıyor. Ama pro-social dediğin gibi yani diğer insanlara karşı

saygılı, sevgili, onları düşünen, dikkate alan, yani aslında bencilliğin tersi gibi düşünmek mümkün. Ama yani bu şey gibi değil, böyle kendimi feda ediyorum, paspas ediyorum tarzı negatif bir şey değil. Aksine, ya böyle etrafında tanıdığın, böyle düşünceli, insanlara bir şeyler vermeye çalışan, merhametli bu tarz insanları düşün. Yani mesela benim bir katkım olsun diye dünyaya veyahut çevresine çabalayan, nazik bu tarz insanlar, yani bunlar gerçekten de hayatta daha da mutlu insanlar. Zaten son dönemlerin en ilginç bence bulgularından biri bu. Yani iyi bir insan olmak aynı zamanda mutlu bir insan olmak demek. Bir de ben bunu da paylaşmayı seviyorum. Yani daha bu işte pro-sosyal dediğimiz insanlar aynı zamanda mesela fiziksel olarak da daha cazip olarak algılanıyor. Evet, aynen öyle. Ve ben şuna çok gülüyorum. Hani mesela işte o kadar

ne bileyim işte kendini fiziksel olarak cazip hale getirme yolunda o kadar uğraşıyor insanlar. Yani onun yerine birazcık iyilik yapsan zaten öyle algılanacaksın. Üstelik herkes faydalanacak yani. Çok o kadar tuttun ki. Burada hemen iki şey söylemek istiyorum. Bir tanesi bu fiziksel çekicilikle ilgili araştırmalarda işte mesela yüzde dair araştırmalarda en çok çekici gelen özelliklerden bir tanesi bu. expressive, işte ifadesel yüz özellikleri diyelim, onlardan bir tanesi mesela gülme bölgesinin geliştiği, değil mi? Aslında ne kadar çok gülürsen, ne kadar çok olumlansan, ne kadar çok böyle etrafında neşe saçan bir insan olsan o kadar çok çekici gözüküyorsun bir.

İkincisi de baktığımızda evrensel çekicilik ölçütlerine, yani kadınlarla erkeklerle bir de zaten bunu ben hep kırmaya çalışıyorum. Yani kadınlarla erkeklerin sürekli birbirinden farklı şeyler öğrediklerine dair o algıyı da kırmaya çalışıyorum. Aslında baktığımızda hepimizin aradığı şeylerin en tepesinde, bu on binlerce insanlarla yapacağımız, hepimiz olumlu, nazik düşünceli birini arıyoruz. İyi bir insan, evet. İyi bir insan arıyoruz. Prososyalin tanımı zaten yani nazik düşünceli, anlayışlı. Aynen öyle. Yapmak bu kadar zor olamaz. Zaten bunu yaptığınız için hiç gözükeceksiniz yani. Evet, evet, evet. Yok, kesinlikle öyle. O çok doğru, o çok doğru. Yani evrimsel psikoloji dediğim gibi şeyi vurguluyor, yok işte kadınlar, yok genç görmüşlüdür olsun, erkekler zengin olsun falan filan. Ama aslında gerçekten de, aslında bakıldığında insanların, kadın erkek aradığı şey karşılarındaki partnerde yani iyi bir insan olsun ve güvenilir bir insan olsun ve

Gerçekten de hepimizin ilk bakması gereken şey bu. Ama ilk bakması gereken şey şu. Red Flag diye geçiyor İngilizce'de veya Deal Breaker. Bu nedir? Gördüğünüzde kaçın anlamında. Aynen. Koşarak uzaklaşın. Aynen. Yani bunun birincilerinden, en önde gelen bu özelliklerden biri güvenilir olmamak. Yani siz güvenilir olmayan bir insanla ne yapabilirsiniz? Yani yaslanamayacağınız bir insanla ne yapabilirsiniz? Yani başka şeylere hiç bakmayın. O yoksa gerisinin hiçbir önemi yok. Hiçbir önemi yok. Pelin burada şey söyleyebilir miyim? Mesela eminim sana da Twitter'da filan sorulan şeylerden biridir. Çok sık ben canlı yayınlarda filan diyorum. İşte önce çok sıcaktı, şimdi mesajlarıma cevap vermiyor. İşte mesaj attım 5 gün dönmedi. Şimdi bu insan zaten baştan şey vermiyorum yani güvenilir değilim. Mesajına bile cevap vermiyorum. Aramana bile dönmüyorum.

bir sıcak bir soğuk davranan insanların aslında stratejik davrandığını ve güvenilir olmadığını zaten baştan bu insanlar söylemiş oluyorlar size. Bu insanla bir ilişki kurmanın size bir faydası olmadığı çok aşikar. Yani bu sosyal medyada sürekli pompalanan, işte ulaşılması zoru oynayın, işte üç çalmadan aç... Ya bunun ne kadar aslında bizim psikolojimizde ters olduğunu beraber söyleyelim. Evet, evet, evet. Ya o çok önemli. Hatta onunla ilgili ben de dün bir hatta tweet atmıştım. Güç oyunları. Böyle ilişkide bir takım oyunlar içine girmek. İşte zor elde edileni oynamak veyahut işte üç gün yazıp beş gün yazmamak. Ya bunlar tek kelimeyle şirkin şeyler. Oyunlar oynayan, sizi üzerinizde güç kullanmaya çalışan, sizi böyle bu tarz sahte yöntemlerle etkilemeye çalışan insanlardan yine koşarak uzaklaşıyoruz.

Siz de böyle bir insansınızdır belki. O zaman bu size o kadar batmayabilir. Ama eğer ki siz hayatta kendinizi düzgün bir insan olarak görüyorsanız, iyi bir insan, ahlaklı bir insan, başkalarına zarar vermeyecek bir insan olarak görüyorsanız ve de ilişkinizde acı çekmek istemiyorsanız, Bu insanlardan uzak durun. Gerçekten bu kadar ağır konuşmak da istemiyorum kimsenin. Ama bence bu hak eden bir durum gerçekten. Artık bence bu algıyı ilişkiler içerisinde, bunu sadece romantik ilişkiler üzerinde söylemiyorum. Arkadaşlık ilişkileri içerisinde veya bütün yakın ilişkilerimizde bence bu oyun oynama, stratejik davranma bunları gerçekten yok etmemiz lazım. Yani türünü yok etmemiz gerektiği gibi. Aynen, aynen. Ama işte Gizemciğim şöyle bir durum var. Şimdi ne oluyor biliyor musun? Mesela sen hayatta sağlıklı ilişkin nedir? Bunu tatmış bir insansan zaten bu tarz ilişkilerden uzak durman daha kolay oluyor. Yani mesela bir insan sana

İki hafta yazmadığında sen diyorsun ki, tamam bu iş biter, ben niye buna uğraşayım ki dersin. Çünkü senin hayatında sana değer veren insanlar olmuş, senin hayatında düzgün ilişkiler var. Niye çekesin bunu? Ama işte herkes de o kadar şanslı olamıyor. O sağlıklı ilişki modellerini tadamamış oluyor. Belki ailesi içinde değersizlik,

hissederek büyümüş oluyor. Bunlar çok acı ve tabii böyle insanlar kendilerine değersiz bir muamelede bulunan insanlara çekilmeye daha bile yatkın olabiliyorlar. Çünkü alıştıkları o, bildikleri o. Ama işte insanları Bu konuda birazcık farkındalık uyandırırsak hiç kimse manipüle edilmeyi hak etmiyor. Yani hiç kimse bunu hak etmiyor. Siz manipüle ediliyorsanız bir ilişkide bunu hissediyorsanız muhakkak orada bir tuhaflık vardır ve erken ayrılmak, uzaklaşmak o sahneden sizi yine çok kalp kırıklığından korur. Geçen zamandan da korur.

Çok haklısın. Burada aslında şundan bahsedeyim istersen. Öz saygı denilen kavram, öz saygı, öz şefkat denilen kavramda eksiklikler yaşayan bireyler aslında ilişkileri içerisinde de kendilerine sevgi veya saygı gösterildiği zaman buna alışkın olmadıkları için, kendilerini bunun için değerli ve yeterli hissetmedikleri için bunu olağan dışı algılıyorlar ve aslında kendi benlik algılarıyla uyumlu insanlarla birlikte olmaya çalıştıkları için kendilerini değersiz hissettiren insanlarla ilişki kurmaya daha açık oluyorlar. Ancak burada da bu döngüyü kırabilmek çok önemli. Burada o yüzden farkındalık çok büyük bir önem taşıyor. Yani siz eğer güven duyabileceğiniz ilişkiler yaşarsanız o zaman o algınızı kırabiliyorsunuz aslında. O yüzden de tamam evet

Çocukluktan edindiğimiz deneyimler maalesef bizi böyle ilişkilere sürükleyebiliyor. Sağlıklı ilişki kavramını bilmiyorsak, mesela sürekli kendimiz uğraştıysak, dizindiysek ilişkiler kurmak için ve o ilişkiler içerisinde artık yani o tatmin duygusunun eksikliği, başarısızlık hissi, bütün bunlar yani çok sağlıksız ilişkilere yol açabiliyor. Ama işte amacımız bence bu olmalı. Yani manipülasyon ilişkinin doğasında yok aslında. Olmaması gerekiyor. Olmaması gerekiyor. Kesinlikle olmaması gerekiyor. Aynen. İşte gerçekten Türkçe'de de çok güzel bir ifade var. Bir doğa. Bunu da hiç İngilizce'de falan hiç duymadım. Harika bir şey. Ya Allah iyi insanlarla karşılaştırsın diye bir laf vardır. Hani gerçekten yani gerçekten

İnşallah herkesin karşısında ama hak eden herkesin karşısında, çünkü bizim de öyle olmamız gerekiyor. Yani düzgün ilişkileri, böyle oyunsuz, sahtesiz, yalan dolan, manipülasyon içermeyen, gerçekten kendimiz gibi var olabileceğiniz, yanında kendinizi kendiniz gibi hissedebileceğiniz, kabul edebileceğiniz, yani bu ilişkiyi zaten tadan bir insan zaten sonra gidip şeye bakmaz bile, böyle oyun oynayan insana bakmaz bile, güler geçer. Ama işte her zamanda bulunmuyor. Ve tabii kim insanların kafasında şey de var, ilişki dediğin işte denge oyunudur, işte bende güç olmalı. Yani ama işte onlar da o insanın aslında kendi bakışını yansıtıyor. İyi şeylere götürecek bir bakış değil ama ne yapacaksın? Oluyor. Yok, haklısın. Bence az önce söylediğin çok güzeldi. Yani bizim karşımızdaki insana maskesiz, makyajsız olduğumuz gibi hiçbir duvarın arkasında saklanmak zorunda kalmadan yani aslında en savunmasız, en çıplak halimizle karşımızdaki insanın karşına geçebildiğimiz ve karşımızdaki insanın

bundan faydalanmadığı, bize o halimizde sevdiği, bize şefkat verdiği ilişkiler nasip olsun hepimize yani değil mi? Aynen öyle, gerçekten öyle. Biz bunları hak edelim, bizim de karşımıza bu insanlar çıksın. demeliyiz. Aynen öyle. Aynen öyle. Ve işte böyle ilişkiler çoğaldıkça mesela öyle ilişkilerden doğan çocuklar da daha sağlıklı oluyor. Çünkü mesela biz bu şeyden bahsettik. Mesela narsisizm dedik. İlişkilerde narsisizm bir mesele. Romantik ilişkilerde. Ama mesela anne çocuk veya baba çocuk ilişkisinde narsisizm de çok büyük bir sorun. Yani örneğin

Narsist veya narsist anne, özellikle zannediyorum anneyle büyüyen çocuklarda veya baba da oluyor da, yani o çocuklarda biri ben yetersizim, ben değersizim hissinin gelişmesi o kadar daha kolay ki. Tabii, tabii. Yani mesela çocukların da büyüdükçe bunu fark edip, dediğin gibi bu döngüleri kırmaya çalışması, kendi değersizlik hislerinin belki nereden geldiğinin biraz daha farkına varmaları, bunun üzerinde çalışmaları gerekiyor. Evet. Aynen. Çok teşekkür ederim. Çok çok iyi. Hatta o kadar şöyle söyleyeyim. Hazırladığım sola hiç birini sormadım. Öyle kendiliğinden aksi sormak çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim. Yani bence de öyle. Gerçekten bir de gerçekten bunların çok önemli olduğuna inanıyorum. Yani inşallah dinleyenler de bir şeyler alırlar. Aynen öyle. Umarım

En azından insanların kafalarındaki soruların bir kısmına çözüm olmuştur bu. Kesinlikle bu konular hakkında daha fazla konuşulması gerekiyor ve umarım daha da çok konuşulan ve aktarılan bir şey haline gelir ilişkilerdeki mutluluk, anlayış, şefkaç kavramları. Aynen öyle, inanıyorum. Gerçekten inanıyorum öyle olacağına ben. Çok teşekkürler Pelin katıldığın için. Ben teşekkür ederim. Umarım tekrarını yaparız yine. İnşallah, inşallah. Çok güzel olur, harika olur. Çok teşekkürler tekrardan. Ben de tekrar. Bütün dinleyenlere sevgilerimizi sunalım. O zaman burada bitirelim yayınımızı. Çok teşekkür ediyorum. Sevgiler, selamlar.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)