Podcast

Ciklet

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kelimenin Ham Anlamıyla podcastimizin bu bölümünde Ali İhsan Varol, isme dönüşmüş markaların en ilginç hikayelerini anlatıyor.


Bu podcast, getirfinans hakkında reklam içerir. getirfinans iyi faizi vade beklemeden günlük kazandırır. Kredi faiz oranı düşüktür. Aidatsız kredi kartı sunar. Para transferinden ücret almaz. Sen de getirfinanslı ol. Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir. Bonus Platinum Dinamik'le tanışın!Kendiliğinden saatte bir değişen güvenlik koduyla internet alışverişlerinin en yeni ve daha da güvenli ödeme yöntemi!
See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.020 kelime · ~5 dk okuma

Değerli dinleyenler, merhaba. Ben Deniz Ali İhsan Varol. Hani harf veren adam. Meyve aromalı içecek tozuyla hazırlanmış sıcak içeceğimi yudumlarken merhaba diyorum sizlere. Daha doğrusu oraletimi mi demeliydim? En son askerdeyken içmiştim oraleti. Açıkçası o zaman da bir halta benzemiyordu. Şimdi de bir halta benzemiyor.

Fakat jenerik markalardan, jenerik isimlerden, daha doğrusu isme dönüşmüş markalardan bahsedeceğim bu kayıtta bendenize ilham verir diye oraleti tercih ettim. Verdi de. Konuşmaya en iyi yaptığım şeyi yaparak başlamak istiyorum. Soru sorarak. Sorum da şu. Bir neslin sarelle, bir neslin şokella, bir neslinde nutella dediği şey nedir?

3 kelime, 24 harf. Harf olayım dediğinizi duyar gibiyim. Duymazdan geleyim, ben söyleyeyim. Sürülebilir fındık kreması efendim. Sarelle, Şokella, Nutella. Bunlar aslında sürülebilir fındık kreması. Yani işini bilenin isim oluyor markası.

Transkriptin tamamını oku

Kafiye'ye bulanmışken, Orelet'in de verdiği ilhamla girizgâhıma bir şiir kondurmak isterim. Yanmaz tava değil o. Teflon denir ona. Margarinin adı mı? Elbette ki sana. Seliloz'un seli ile temizliğin pakından gelir serpak, yani bildiğiniz kağıt mendil. Tıpkı onun gibi bir isme sahiptir aslında marka olan camsil.

Cam demişken bor camı da unutmayalım. Isıya dayanıklı fırın kabıymış onun adı. Bunu da bir kenara koyalım. Çünkü ısıya dayanıksız fırın kabı olmaz. Ama ne yapalım? Üretici firma ne derse odur. Mesela yer döşemesinin adı da Kalebo'dur. Tekrar

merhaba bizim hakikatli dinleyicilerimiz. Jenerik isimlerle ilgili okumuş bulunduğum o şiir şeysini dinleyip hala bu kaydı kapatmadığınıza göre, evet, sizler hakikaten çok hakikatli insanlarsınız. En içten memnuniyetimizle tekrar merhaba efendim. Bugün sizlere ürün adı veya markayken isme dönüşmüş bir kelimenin ve o kelimenin etrafında cereyan eden olayların hikayesini anlatacağız. Lafı bazı noktalarda uzatacak olsak da söz veriyoruz ki hikayenin nözü ortamlarda satmalık, hap bilgiler halinde dökülecek, dillere pelesenk, ağızlara sakız olacaktır. Sakız demişken de hadi gelin çene çalıştıran bu yiyeceğimsi eğlenceliğin adıyla başlayalım.

Divan-ı Ligat-ı Türk, sakız kelimesinin eski Türkçe'deki her türlü reçine için kullanılan sağızdan geldiğine kaynaklık ediyor. Fakat eş anlamlısı olan cikletin etimolojik hikayesi, o biraz daha teferruatlıdır. Ciklet, bizim dilimize Amerikan İngilizcesinden girmiş ama hikayenin kökü Azteklerin çiğnediği çikle ismindeki bir reçineye dayanmakta. Malumunuz, Aztekçikler dünyadan bihaber reçine çiğneyip gezerken, İspanyollar çıka geliyor ve Aztekleri çiğniyorlar. İşte bu çiğneyişten doğan Meksikalılar da birkaç yüzyıl sonra bağımsızlıklarını kazanıp, çikle reçinesini Amerikalılara tanıtıyorlar.

Biliyorum, biraz hızlı geçtim. Ama lafı Antonio de Pau da Maria Severone López de Santa Anta y Pérez de la Brona getirmek istiyorum sayın dinleyiciler. Kimdir o derseniz, kısaca Santa Anna olarak bilinen ve işini de oldukça iyi bilen bir general. Önce İspanyol yanlısı olup ardından bağımsızlık için İspanyollara karşı savaşmış, monarşi kurulunca imparatora yanaşmış, Sonra monarşiye karşı isyan çıkarmış, sürgüne yollanmış, geri dönünce de kurulan taze cumhuriyetin başkanı olmuş. Meksika tarihçileri tarafından kaderin adamı olarak anılan bir zat-ı muhterem ki o kadar olur. Her ne kadar kimilerince fırdöndü bir karakter olarak tasvir edilse de, çiklereçinesini Amerikalılara tanıtan kişi de odur. Ve tarih bu konuda adamcağızın hakkını yemiştir.

Kısa bir araştırmayla ilk endüstriyel sakızı üreten ve başarılı olan kişinin Amerikalı mucit ve iş adamı Thomas Adams olduğunu bulabiliyoruz. Araştırmayı biraz derinleştirip, mucit Adams'ın ortaklarıyla kurduğu American Chickle Company ile dünyanın dört bir yanına ve elbette bizim buralara Chiclets Chewing Gum ürününü pazarladığını da öğrenebiliyoruz. Tek derdimiz kelimenin hikayesiyse eğer, bu noktadan itibaren araştırmaya da gerek kalmadı. Chewing gum, yani çiğneme zamkı, diyecek halimiz yoktu elbette, ciklet deyivermişiz. Zaten gum çiğnenmez efendim, çekilir. Neticede Thomas Adams hem ağzımıza hem dilimize dolamış cikleti biz de afiyetle döndürmüşüz.

Vay be, Thomas Adams ne kadar da becerikli bir mucit, ne kadar da başarılı bir iş adamıymış değil mi? Değil efendim. Bu hikayenin temelinde sonu başarısızlık ve hüsranla biten bambaşka bir hikaye yatmaktadır ve o hikayenin baş kahramanı da Thomas Adams değil, General Santa Anna'dır. Mucit Adams'la General'in yolları 1860'larda New York'ta kesişiyor. Bir gemi dolusu çikler eçinesiyle giriyor General, New York limanından. Meksika'nın devrik cumhurbaşkanı sıfatıyla sürgünde olduğu Küba'dan ve en sevdiği hobisi olan horoz güreşlerinden ayrılarak neden olmasın diye atıldığı bir yolculuk bu. Amacı, çocukluğundan beri çiğnediği ve bembeyaz dişlerini borçlu olduğu çikler eçinesini Amerika Birleşik Devletleri'ne tanıtmak.

Bu reçineyi kavuşuğun muadili haline getirip otomobil lastiği yapımında kullanmak. Daha doğrusu bunu becerebilecek cevval bir Amerikalı girişimciyle ortak olup kendisini Meksiko siteye geri götürecek olan ordunun finansmanını sağlamak. Fakat heyhat, Amerikalı girişimciler pek de girişmiyorlar bu fikre. Ağzında çiğnediğini çıkarıp bundan otomobil lastiği yapın diyen devrik başkana kimsecikler yüz vermiyor.

Ama onun adı Antonio de Padua Maria Severone Lopez de Santa Anna Yeperez de Lebron. Savaşmadan vazgeçecek birinin ismine benziyor mu bu isim a dostlar? General, bir süredir sekreteri olarak görev alan Mucit Thomas Adams'ın öncülüğünde çikler içinesinden otomobil lastiği üretme çalışmalarına yol veriyor. Sayısız deneme yapılıyor ama nafile.

Adams ve ekibi otomobil lastiğinden vazgeçip çikleden muşamba, yağmur botu, oyuncak hatta bebekler için lastik külot üretmeye çalışsalar da en sonunda anlıyorlar ki sadece çiğnemeye yarıyor bu meret. Thomas Adams deposundaki bir ton çikleri çiğnesiyle ayrılırken ortaklıktan kaderin adamı lakaplı General Santa Anna sürpriz bir fırsatla ülkesine dönme şansı yakalıyor. Ve o saat terk ediyor Amerika'yı. İkinci kez Fransız işgaline uğrayan vatanı Meksika'ya hizmetlerini sunmaya, bir kez daha ülkenin savunucusu ve kurtarıcısı rolünü oynamaya çalışsa da kendisini en başta koltuğundan edip sürgüne yollayan Juárez tarafından tekrar geri çevriliyor. Hayal kırıklığı ile sevgili dövüş horozlarının yanına dönmek üzere yola çıkıyor General.

Kendisini Küba'ya götüren geminin güvertesinde çiklesini çiğnerken ülkesine ölümünden ancak iki yıl önce. Yardımsız yürüyemez ve Kataraktan kör denebilecek bir halde döneceğini bilmiyor. O sırada New York'taki bir depoda yine istikbalinden habersizce bir ton çikler içinesine bakan başarısız girişimci Thomas Adams ise yepyeni bir hikayeyi başlatacak olan soruyu soruyor kendi kendine. Bu çikleyi Meksikalılar çiğniyorsa başkaları neden çiğnemez?

Netice şeker ve nane aroması katılan çikler eçinesi Adams Chiklets markasıyla önce Amerika Birleşik Devletleri'nin birçok bölgesinde, sonra ana vatanı Meksika'da, ardından Arjantin, Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Kanada, Portekiz, Birleşik Krallık, Hindistan, Mısır, Cezayir, Irak, Lübnan, Suriye ve Türkiye'de çiğnenmeye başlamış. En hakikatli müşterileri de biz olmalıyız ki, endüstriyel sakız imalatını çabucak öğrenip, Adam's Chocolates'lerini yerli piyasadan silmemize rağmen, çiklet kelimesini ağzınızda döndürmeye devam etmişiz. İşte size şekeri kaçsa da çiğnemeye devam edebileceğiniz bir hikaye. Bendeniz aleyhisselam varol, hikayemi pü diye tükürseniz bile ilginize çok teşekkür ederim. Bir yenisinde buluşma dileğiyle kulaklarınızdan ayrılırken de son olarak şunu söylemek isterim. Unutmayınız, herkes cikle çiğner ama çocuk ruhlu tadını çıkarır.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)