Podcast

Kadınlar ve Çiçekler

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kelimenin Ham Anlamıyla podcastimizin ilk bölümünde sizler için “kadınlar ve çiçekler” başlığı altında anlatılabilecek en ilginç etimolojik hikayeleri derledik.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.087 kelime · ~5 dk okuma

Yasemin Gül Manolya, Nilüfer Menekşe Fulya, Lale Çiğdem Açelya ve daha niceleri. Hem çiçek hem kadın ismi olarak kullanılan pek latif, pek zarif kelimeler bunlar. Letafet ve zarafet genellikle dişi nitelikleri olarak ele alındığından adını bir çiçekle paylaşan erkeklere pek rastlanmıyor bugünlerde. Geçmişte, eski zamanlarda televizyon dizilerinden öğrendiğimiz kadarıyla Sümbülgül gibi isimler erkekler için de kullanılırmış. Fakat yine aynı kaynak, yani televizyon dizileri belirtiyor ki bu tip isimlere sahip beyefendiler de ancak harem ağalığına yönelik bir kariyer sürdürebilmişler.

Artık zaman değişti. Artık kadın kadındır, çiçek babandır çağındayız. Fakat bu çağda bile baba adınız sorusuna sümbül, gül diye cevap veren pek çıkmaz. Veya papatya isminde bir askerlik arkadaşınız olamaz. Oğlumuz Kardelen'in sünnet düğününe diye başlayan bir davetiye alamazsınız. Cinsiyetçi bir yaklaşım mı bu? Kesinlikle. Peki doğal bir gelişim mi? Tartışılır.

Fakat Latif'in bir erkek adı olup kadına cinsi Latif denmesi kadar gariptir bu durum. Efendim bendeniz Ali İhsan Varol. Kelimelerin ham hallerinde rastladığım bu gibi gariplikleri anlatmak istiyorum sizlere. Kelimenin ham anlamıyla podcast serimize hoş geldiniz. 8 Mart'ın verdiği feyiz ve Pod B arasından alınan ilhamla ilk kaydımızı hem çiçek hem kadın ismi olan kelimelerin hikayelerine ayırdık.

Transkriptin tamamını oku

Bunların ilki olan Nergis, aslına bakarsanız bir erkeğin adından doğmuştur. Efendim, dilimize Farsçadan girmiş Nergis. Fakat hikayesini öğrenmek için Yunan mitolojisine uzanmak gerekiyor. Anlatılan da şu. Bir peri kızı varmış ki adı Eko'ymuş. Pek çok talibine yüz çevirip Narkisos adında bir avcıya vurulmuş.

Meğer aynı zamanda gönül avcısıymış bu Narcissus. Yüz vermemiş pericağıza, kurum kurum kurulmuş. Reddedilen peri kızı ağlaya ağlaya kendini kayalara, dik yamaçlara, yalçınlıklara vurmuş. Gözü uçmuş, hıçkırıkları uçurumları doldurmuş. Adı gibi Eko olmuş, Yanko olmuş. Olympos eşrafı da çok kızmışmış.

Demişler Narkisos'u cezalandıralım kendi zehriyle. Avcıya bir su birikintisinde kendi yüzünü göstermişler bir güzel, görür görmez aşık olmuş kendisine müptezel. Eko gibi o da günden güne erimiş ve sadece kendini seyrederek ömrünü tüketmiş. Ve büyük ihtimalle kendi yansımasına yönelik bu bağımlılığı da narkotik kelimesinin çıkış noktası olmuş. Kesin mi? Hayır kesin değil.

Hatta hikayenin yabani nergislerden geldiği de kesin değil. Her ne kadar hep su kenarlarında açıp sanki kendilerini seyreder gibi başlarını suya uzatsalar da bu hikayenin ilhamını yabani nergisler mi vermiş bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey Irmak ilahı Kefisos ile arındırıcı suların bekçi perisi Lirupe'nin oğlu Narkisos Aşağılık karakteriyle narsist sözünün tanımlamasıdır. Nokta. İşte size masal da olsa etimolojik bir gerçek. Ama her çiçeğin etimolojik hikayesi Nergis'inki kadar çetrefilli ve onunki kadar net değil. Yani bir ismin hikayesine dair çok daha basit çözümleme çalışmaları yapmak mümkün. Ama çözdüm işte budur demek zor.

Mesela baharın müjdecisi, kırların doğal süsü çiğdem çiçeğini ele alalı. Her ne kadar kaynaklar birbiriyle çelişse de çiğdem ismini basitçe hecelerine ayırıp bir çözümlemeye varmaya çalışabiliriz. Çiğ, eski Türkçe'de yaş, nemli demek. Keza gecenin serinliğiyle yoğunlaşan su damlacıklarına da çiğ, y harfiyle diyoruz değil mi?

Çiğdem, işte bu sözcüklerin ardına eski Türkçedeki dam son ekinin gelmesiyle türetilmiştir. Ama ısrar da etmeyiz bu konuda. Çünkü Çiğdem isminin iğde ağacından geldiğini söyleyen kaynaklar da var. Olabilir. Çünkü iğde ağacının bahar aylarında açan sarı-beyaz renkteki çiçekleri de gerçekten Çiğdem'e çok benzer.

Ben yine de Çiğdem'in sabahı örten o ıslaklıktan yani çiğden geldiğine inanmak istiyorum. Bir kere daha estetik. Diğer taraftan da zaten dilimizde çiğ anlamına gelen iki kadın ismi daha var. Biri Farsça ve düpedüz çiğ demek olan Jale. Diğeri yine Farsça kökenli olan Şebnem.

Hadi şebnem için de aynı hece ayırma yöntemini kullanalım. Şeb, şebi aruz, şebi yelda tabirlerinden de hatırlanabileceği gibi gece demektir. Nem ise malumunuz ıslaklık. Şebnem de gecenin biriktirdiği nem. Yani çiğ. Ne güzel çözdük değil mi? Fakat heyhat. Aynı formülü şebboy çiçeğinin adı için kullanırsak... ...şebboyun da anlamı gece kokan olmalı. Gel gelelim şebboylar sadece geceleri kokmaz. Geceyi kokusuyla dolduran ve bu özelliğiyle tanınan çiçekler malumdur. Yasemin ve Melisa.

Bu ikisinin gece hayatına benim hanım hanımcık şebom yetişemez ki. Olmaz. Velhasılı kelam ortada bir karışıklık var değerli dinleyenler. Ve bizim formülümüz de o karmaşayı çözmeye yetmiyor. Zaten bu yarı cahil kardeşiniz de etimoloji konusunda formüller verebilecek çepere sahip değil. Kusura bakmayın.

Ama yarı cahilliğin verdiği cesaretle şunu da belirtmek isterim ki bu işlerde kurala, formüle pek bakan yok zaten. Kimin hikayesi daha ilginçse onun dediği doğru kabul ediliyor. O zaman buyurun size kadınlar ve çiçekler başlığı altında anlatılabilecek en ilginç etimolojik hikayelerden birini aktarmaya çalışayım. Şimdi küçük bir ara verelim, çok bekletmeden konumuza geri dönelim.

Efendim, hikayemizin baş kahramanı orkide. Bir zamanlar zengin çiçeği diye anılırdı, şimdilerde daha erişilebilir oldu. Zengin çiçeği olarak anıldığı dönemlerde ülkemizde sayısız yabani orkide türü yaşardı, şimdilerde çoğunun nesli tükendi. O zamanlar biz salebin orkideden yapıldığını bilmeden fincan fincan içerdik, şimdilerde aromalı nişastaya salep denemeyeceğini kimseye anlatamaz olduk.

Garip bir kaderi var bu çiçekcağızın. Hem oldukça egzotik, çok uzaklardan gelmiş gibi, hem de fena halde bizden. Adının bir kadın ismi olarak çok da yaygın kullanıldığını söyleyemeyiz. Bir zamanlar popülermiş ama artık değil. 2018 Aralık ayına tarihlenen kayıtlara göre, Türkiye'de Orkide ismini taşıyan sadece 388 kişi yaşıyormuş. Çok az değil mi?

Ve inanın bu durum tamamen Yeşilçam'ın suçudur. Sinemamızda nedendir bilinmez, Orkide ismi doğumdan sonra verilen değil de pavyona düştükten sonra alınan bir isimmiş gibi lansı edildi. Dedim ya, garip bir kaderi var bu çiçekcağızın. İsminin etimolojik hikayesi de kaderi kadar garip.

Orkide kelimesi, Yunanca orkis kelimesinden türetilmiş. Orkis ise, lütfen sıkı durun, testis anlamına gelmektedir. Evet, bildiğiniz testis. Erbezi, haya, hüsiye, mebis, yumurta... Bir tane daha var, onu söylemeyeceğim. Nasıl olmuş da böylesine zarif bir çiçeğin adı bu organdan gelmiş derseniz de yanlış anlamazsanız köküne bakın diyeceğim. Bazı orkide türlerinde görülen bölünmüş yumuru yapısı böylesi garip bir ilhama sebep olmuş. Çiçeği çekip köküne bakanlar aa tıpkı şeye benziyor demişler ve ismini koyuvermişler.

Daha tuhafı da var. Salep'in orkideden yapıldığını söylemiştim ya. Aslına bakarsanız orkideler Salepgiller familyasındandır ve Arapça'da orkideye verilen isim de Hüsası Salep'tir. Salep, Arapça tilki demek. Hüsası Salep, dayanamayacağım söyleyeceğim artık, tilki taşağı demektir efendim. Şaşırdık değil mi? Asıl şaşırdığım konu ise nasıl olmuş da testis anlamındaki bir kelimeden doğan orkide çiçeğinin adı, kadın bağının, adet pedinin jenerik ismi olarak yoluna devam etmiş. Değerli dinleyenler, itiraf etmem gerekirse konuşmamı bu konunun üzerine türlü şakalar, türlü kelime oyunları yaparak bitirmek isterdim. Orkidim var en zor günümde sloganı bile koca bir mavra konusu olabilirdi.

Fakat konu testis olunca yapılan her şaka sizlerle kurmak istediğim nezih bağı gevşetecektir. Gevşetmesin! Ne kendimi ne sizleri bu duruma düşürmek istemem öyle olmasın. Şimdilik başka kayıtlarda yeni yeni etimolojik hikayelerde coşmak üzere vedalaşalım. İşimize gücümüze bakalım. Arada da çiçekleri koklamak için kendimize zaman ayıralım.

Bu arada bu seneki 8 Mat Emekçi Kadınlar Günü'nü hep birlikte sahiplenelim. Belki böylelikle dayanışma kelimesinin tam anlamı güzelce yerleşir zihinlerimize. Aklımıza da başımıza da güzel şeyler gelsin efendim. Hoşçakalınız.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)