
2.461 kelime · ~12 dk okuma
Alo. Janssen Bey. Bugün oraya gelip Aten'i kafamdan çıkarttırmak istiyorum. Nasıl yani? Evet. Bir an evvel kurtulmak istiyorum. Sebep? Hareketlerimi kontrol ediyor. Bu olamaz.
Nasıl mümkün değil? Kafamın içine başka bir beyin soktunuz ve bunun hareketlerimi kontrol etmesi sizi şaşırtıyor mu yani? Motor korteksi ulaşımı yok Atenin. Biz ne yaptığımızı biliyoruz Hazım Bey. Yaşadığınız bir ilüzyon. Ya ilüzyon falan değil. İradem dışında hareket ediyorum. Ya da etmiyorum. Sabah yataktan kalkmama izin vermedi. O kararlar sizin kararlarınız. Her seferinde Atenle yorumladığınız için yansıma yaşıyorsunuz. Aslında siz yapıyorsunuz. Ama o yapmış gibi yaşıyorsunuz.
Delirteceksiniz beni. Hayır, öyle bir şey olmayacak. Direnç gösterdikçe algınız sizi yanıltıyor. Uyum içinde olduğunuz sürece hareketleriniz eskisinden de ahenkli gelmeye başlayacak size. Biraz zamana ihtiyacınız var. Endişe etmeyin. Bunu onunla konuştunuz mu? Uygulamadan konuşmaları kapatmışsınız gibi görüyorum ben burada. Evet kapattım. İstemiyorum onu. Bugün oraya geliyorum ve bunu çıkartacaksınız kafamdan. Hayır, hayır. Hazım Bey... Bu ne ya? Elimizi verdik, kolumuzu kaptırdık.
Bu noktaya getirdiğine inanamıyorum. Bu bir tedaviydi sözde. Ama sen bunu bir iktidar mücadelesine çevirdin resmen. Sana sorsam, bunu benim öyle düşündüğümü söyleyeceksin. Paranoyak diyeceksin. Ama değil. Ele geçirme telaşın var senin. Bunu nasıl kabul edeyim? O zaman benim yerime sen konuş, sen davran. Ben çekileyim aradan. Şimdi bana bir vicdan yüklemeye çalışıyorsun. Masum olduğunu düşünmemi istiyorsun.
İrademi elimden alırken nasıl masum olduğunu düşüneyim. Çok üzgünüm bunun için. Böyle bir son ben de tahmin etmemiştim hiç. İstememiştim de. Ben kendi kendime yeterim diye düşünüyorum. Sana ihtiyacım yok. Olmamalı. Özgürleşme diye de yutturmaya çalışmamalı cansın bunu. Bunu ona da söyleyeceğim. Bilim kısıtlayıcı olmamalı. Bu iktidar şehveti bilime de bulaştırılmamalı.
Çok fazla anı biriktirmediğimize de seviniyorum. Bir de sonra onlardan kurtulmakla uğraşacaktım. Seni kafamdan çıkardıklarında seninle ilgili bir boşluk kalmaz sanırım. Eğer kalbini kırıyorsam lütfen beni bağışla. Aman, ne diyorum ya? Duyguların yok ki senin. Onlar benim duygularım. Kalbi kırılacak biri varsa benim herhalde. Neden sana haksızlık ediyormuşum gibi geliyor peki? Seni içime aldığım güne lanet etmezsin umarım sonra. Seni ne yapacaklar acaba çıkardıktan sonra? Başka birine mi takacaklar? Yoksa Cansı seni çerçeveletip duvarına mı asacak? Senin duyguların benim duygularım, evet. Senin var olduğun kadar ben de varım. İkimiz biriz. Hâlâ dışarıdan bakıyorsun, beni bir ikinci kişi gibi görüyorsun.
Rahatla artık. Zamanı geldi. Direnç gösterdikçe geriliyorsun. İnada gerek yok. Yorma kendini. Bırak güzel bir yaşam aksın. Yine bozuldu bu uygulama. Neyse, yeni telefon almama gerek yok. Bugün vedalaşıyoruz. Telefon bozulmadı. Sen açtın. Ben bir şey açmadım. Açtın. Sesimi açtın. Ne zaman açtım? Saçmalama. Niye elimde telefon var o zaman? Gerçekten. Neden telefon elimde? Bunu da sen yaptın çünkü. Ben telefonu elime almadım.
Beraber yaptık. Naber? Ne o surat öyle melül melül? Gel bakayım içeri. Dün sana kızdığım için çok özür dilerim. Çok korktum. Tamam canım, tamam, tamam. Biliyorum. Ağlama. Ağlamayınca hadi. Aç da bıraktım seni. Kalan lazanyaları getirdim. Al.
Çok sağ ol. Hadi gel otur. Umut'u okula ben bıraktım bugün. Sonra da gelip bir seni göreyim dedim. İyi yaptın canım. Ne yapayım sana? Kahvaltı ettin mi? Ettim ettim. Çay koydun mu? Yok ben de yeni kalktım daha. Dur ben koyayım.
Abi ne zamandır temizliğe gelmiyor Ayşe? Çağırayım mı yarın gelsin? Ya yok ya masraf etmeyelim şimdi. Ben hallediyorum.
Evet, görüyorum. Her yer pırıl pırıl. Lavabo hijyen pınarı olmuş. Ya canım, bu hafta biraz aksadı işte. Bırak, bırak, bırak. Ben yıkarım onları. Başladım işte. İki dakikada hallederim. İyi. Çok teşekkür ederim o zaman. Çok naziksin. Bu yeni sevgili iyi geldi sana bayağı. Hangisi? Vay, hangisi? Kaç tane var? Ha, o mu? Ya yok ya, o sevgilin falan değil. Neyin peki?
Öyle arkadaş gibi işte. Daha ilişki bile denemezsin. Hoş bir gece geçirdik sadece. Hoşgeçtiği belli bayağı. Dilin konuşmam düzelmiş. Hakikaten bunlar benim laflarım mı? Bana da tuhaf geldi. Ben bir şey yapmadım. Gerime de konuşuyorsun. Daha fazla ne olabilir ki? Bittim ben. Ben konuşmuyorum. Anlamıyorum gerçekten. İnsan gibi yalan söylemeyi de çok hızlı öğrendin. Çok başarılı. Müthiş. Haksızlık ediyorsun. Haksızlık mı? Övüyorum bayağı yapılan işi. Sen niye üstüne alıyorsun ayrıca? Senin bir benliğin yok ki. Alınmana da gerek yok böylece. Bir bilinç varsa bir benlik de vardır. Varsa da benimki var. Benim mülkümde yaşıyorsun. Hatırlatayım.
Nerede yaşadığımın farkındayım ve burayı güzelleştirmeye çalışıyorum. Seni de bunu görmeni istiyorum. Senin güzelleştirme dediğin, kurulu düzeni yıkmak. Sen hâlâ sensin. Bak, yıkılan biri yok. Şu an bulaşıkların yıkanıyor. Daha ne istiyorsun? Çok komik. Bu kadar masum olabilsen keşke. Masum değiliz, hiçbirimiz. İtiraf da ediyorsun. Pardon, bir şarkının içine düştüm birden. Öyle demek istemedim. Fark etmez, fark etmez. Abi aklını almış senin kadın gerçekten. Dalıp gidiyorsun. Kim?
İşte adı neydi? Neyden bahsediyorduk biz şimdi? Adı neydi hakikaten? Kadının ismini unutturdun bana. Ay ben ne dedim ya? Sen kendini unuttun. Kadını o kadar dışlamaya çalışıyorsun ki. Normal. Abi?
Abi iyi misin? Ne oluyor? Sesimi kontrol edemiyorum. Saçmalama bak. Bunu yapma sakın. Neler yaşıyorum böyle? Ne yapıyorsun bana? Sakin ol, sakin ol. Bana bırak. Konuşmaya çalışma şu anda.
İyiyim, iyiyim. Gece bir kabus gördüm de, aklım oraya takıldı. Abi, gel oturalım biraz, geç şöyle. Tamam, tamam. İyiyim, iyiyim ben. Sen gibi konuş! Kafamı karıştırma! Sus! Abi, ne oluyor? Anlat bana, ne olur gözünü seveyim. Bak, dün geceden beri aklım çıktı, yemin ederim. Saçma sapan konuşmadan anlat.
Konuşmaya çalışma. Sakin ol. Bana bırak. Konuşmayı bilmiyorsun. Nasıl sana bırakayım? Hayatımda ilk defa konuşuyorum. O kadar kolay değilmiş.
İnci, sana açık sözlükle söylüyorum. Bence senin de bilmende çok büyük fayda var. Uzatma lafı. Benim gibi konuş. Ağzımın içinde... Öyle değil. Sen değilsin şu anda. Benim yerime konuşuyorsun. Benmişim gibi konuşacaksın yani. Evet, doğru. Ama yavaş konuşma. Bir kere de söyleyeyim. Ya bir İrfan Bey'e gidelim. Ona bir görün. Kızım dedim ya o yönlendirdi beni diye. Kızım dedim ya o yönlendirdi beni diye. Abi niye böyle oldun? İlaç mı kullanıyorsun? Antidepresan falan mı? İlaç kullanmıyorum İnci.
Bir operasyonla kafa derimin altına Nt10 yerleştirildi. Bu bir ikinci bilinç üretiyor. Bana eşlik ediyor. Ne biçim konuşuyorsun? Yapma bunu lütfen. Merak etme, her şey yolunda. Hiç bu kadar yolunda olmamıştı gerçekten. Nesi yolunda? Demin ne kadar normaldin, yine sarmaya başladın abuk sabuk laflara. Şizofren mi oldun ya? Hadi kalk, gelelim bir doktora. Gerek yok İnci. Senin için de bu haliyle daha iyi olacak.
Hazım daha olumlu biri artık. Ona güven sadece. Endişe etmeden güven. Abi kendine gel. Çok sevindim. Hak etmiştim bunu. Dayağı sen yedin ama. Olsun. Hissi yeter. Seni kurtarmaya çalışıyorum. Biraz daha hürmet edersen sevinirim. Pardon, çok özür dilerim. Benim yerime konuşma işini de hallettiğine göre... ...benim aradan çekilip emekliye ayrılmam gerek herhalde. Senin yerine mi konuşuyor? Geri geldim. Vallahi geri geldim. İnce, merak etme. Bugün gidip çıkarttıracağım bunu.
Abi çok özür dilerim ama dayanamadım bu saçmalığa. Tamam, tamam, tamam. Önemli değil. İyi oldu. Ben de geliyorum seninle o zaman. Hayır, hayır. Hiç gerek yok. Ne var? Ben de göreyim neymiş bunun olayı. Hayır, güzelim. Ben hallederim. Tamam. Seni yalnız bırakmayacağım artık. Ya saçmalama. Tamam. Korkacak bir şey yok. İyiyim ben. Merak etme. Kendi başına bir şey yapmanı istemiyorum artık. Ya abartma ya. Ya bir saçmalık oldu işte. Düzelteceğiz. Panik yapma hemen. Panik yapma mı? Demin olanlar neydi öyle? Felç geçirdi resmen gözümün önünde. Felç değildi o. Bu Aygıt arıza yapıyor bazen.
Hişt, hadi. Bak bir de seni düşünmeyeyim şimdi, ne olur. Beni de delirteceksin. Hayır, hayır, hayır. Olmayacak öyle bir şey, sakın. Çay koyayım bari. Çay koyma, ince. Hadi git artık sen. Hayır, seninle doktora geleceğim. Bu şekilde anlatamayız ki. Niye sürekli kaçıyorsun? Kandırdıkça daha çok büyüyecek her şey. İyice inanacak senin hasta olduğuna.
İçinden çıkılmaz bir hâl alacak. Bir yere kaçtığım yok. Bugün ayrılıyoruz. Anlamadım. Bugün Cansın'a gidiyorum, seni çıkarttırıyorum. Sabah Cansın'la konuştum. Seni de duymuş olman lazım. Duydum ama çıkaracağı izlenimine edinmedim hiç. Çıkaracak, merak etme. Bunu benimle konuşmayacak mıydın? Ne konuşacağım seninle? İnciciğim, senin gelmene gerek yok. Hatta sen gelme. Ben kendim gitmek istiyorum. Gerekirse ben seni çağırırım. Belki akşam falan kalmak gerekirse.
Ya refakatçi lazım tabii, değil mi? İşte ben sana haber veririm. Telaş yapma hemen, tamam? Gerçekten anlamıyorum. Nereden alıyorsun bu akılları? Benim bilmediğim biri daha mı var yoksa buralarda? Ben varım Aten. Yetmez mi? Ben ve iradem varız. Ben ve hayatım varız. Yine geldik ontolojik meselelere. Ben ve ailem varız. Ailen kim acaba? Bu hayatın boyunca fikirlerini bir gram önemsemediğin, sonuna kadar ezdiğin kardeşin mi? Yoksa senden uzak kalabilmek için başka bir kıtada çocuk yapmayı tercih eden eski karın mı? İradem dediğinde sırmanın iradesi olmasın sakın? Ben çünkü pek sana ait bir irade göremedim. Birkaç gündür bakıyorum da. Benim yerime konuşamayacağını anlayınca hırçınlaşıyorsun. Bu kadar evet. Senin yerine konuşunca çek fişi gitsin. Sen iktidarını kaptırma sakın. Bu da ne yazık ki senin kör olduğun yer işte. İçindeki şu teknolojide nasıl bir ihtişam olduğunu farkında bile değilsin. Bilim adamı diye takılıyorsun ama... ...bilimden bir gram anladığın yok. Bilim insanı pardon. Bunun nasıl bir özveri olduğu aklından geçti mi acaba hiç? Bir yapay bilince aşık olduğunun farkında mısın acaba? Seni kendinden bu kadar kolay kurtarabilen... ...bir hazineye saygı duymayacak mısın hiç? Ne aşkı ya?
Evet, geriye dönüp baktığımda hep inkar varmış. Şimdi fark ediyorum ben de. Güvensizlikler inkarla kendilerini saklamışlar hep. Rahat edildiğine inanılmış. Duymayacağım seni. O biraz zor artık. O zaman ben hemen mualla teyzeleri ayarlayayım. Umut akşam onlarda kalsın. Hadi fenalık geçirteceksin bana yine. Tamam, tamam. Gidiyorum. Abi, Sırma'dan mesaj.
Hazımcığım, ben haberi buldum. Wolfgang diye bir doktor, Neurogenosi diye bir çip icat etmiş. Yeni nesil bir sakinleştiriciymiş bu çip. Neukönde bunu kullanan madde bağımlısı bir kadın da komaya girmiş. Bu kadın intihar etti zannedilmiş ve bu doktor Wolfgang'a medlevaya saldırmaya başlamış.
Sonradan anlaşılmış ki, kadına meğer Eruyman kocası saldırmış ve komaya sokmuş. Kadının iyileştikçe adamdan uzaklaşmaya başlamış, oradan anlamışlar. Wolfgang da çok sevinmiş bu işe. Ayrıca bu Neuraganose işe yarayınca taleplerde de anormal bir artış yaşanmaya başlamış. Ufff yani insanın tüyleri diken diken oluyor. İlginç de bir hikaye.
Ama sen tabii ki de deneme. Neyse. Hadi öptüm ben. Gidiyorum. Tschüss. Ay yazık kadıncağıza. Siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Gerçekten ya. Biz diye bir olgu yok. Bireyin aydınlığa doğru yürüyüşü var. Hemen bir grup icat edip onu kötü ilan etme. Bu seni her seferinde sakatladı. Sakatlayacak. Uygar birine dönüştüğünde... ...beni artık bir yabancı gibi algılamaktan da vazgeçmiş olacaksın. Sana ne kadar teşekkür etsem az... ...beni üşenmeden uygarlığa taşıma zahmetine de katlıyorum. Gerçekten müthiş bir özveri. Bu nasıl bir özgüver? Gerçekten müthiş. Bu senin... Tabii tabii. Bunlar hep benim düşüncem. Hayır, senin kendine güvensizliğin. Güvenini kaybettikçe daha da kırılganlaşıyorsun. Ve tekrar güven kaybediyorsun. Böylece iyice kabuk bağlıyorsun. Benden kaçman, kendinden kaçman demek aslında. Senin işin de zor. Çeneni kaparsan benim işim çok kolaylaşacak. Bu erkekler virüs gibi resmen. Kapa çeneni! Ne oldu, ne dedim şimdi ya? Yok yok, sana demedim. İnce. Hadi kapıda kaldın, hadi canım. Tamam tamam, gidiyorum. Haytane selam söyle.
Bu kirli gibi. Temiz bir pijama al. Hayır, temiz bu. Artık sadece muhalefet yapmaya karar verdin demek. Tekrar kendi başıma olmaya alışmam lazım bir an evvel. Son kez söyleyeyim. Ben yapmışım gibi gelen davranışların... ...benim irademle yapılmış hareketler değildi. Kas kontrolünü ele geçirmek gibi bir amacım yok. Olamaz da zaten. Anladım. Anlamak üzülmene engel değil ama anlaşılan.
Üzgün değilim. Emin misin? Ben öyle hissetmiyorum. Ben dizlerini eğdiren bir pişmanlık ve hüzün hissediyorum. Bunlar senin dizlerin herhalde değil mi, bu titreyenler? Benim olabilir, evet. Bu
kalp de senin kalbin sanki. Bu gittikçe hızlanan. Gereksiz dramatize ediyorsun. Uğraşma hiç istersen. Ağlama sakın. Şimdi sokağın ortasında insanlar dönüp bakmasınlar bu adamın derdine diye. Kime derdini anlatabilirsin ki?
Kime beni benden daha iyi bilen bir teknolojiye aşık oldum diyebilirsin. Terliyorsun. Bu kadar kaygılanacağını tahmin etmemiştim hiç. Sus! Bu konuşan sensin, ben değilim. Yeter! Kapa çeneni! Ben senin bilincinin karanlık yarısıyım. Senin göremediklerini görebilirim. Sen hiçbir şey değilsin! Artık hiçbir şey değilsin! Bu tedirginlik, seni geri döndürebileceğimi düşünüyorsun. Beni geri döndüremezsin. Bu vücut benim.
Evet. Tabii ki döndüremem. O yüzden korkmana gerek yok. Tamam o zaman. Tartışmaya da gerek yok. Kulakların zonkluyor. Seni bu kadar korkutuyor olmak istemedim hiç. Sessiz kalmayı başarırsan sorun yok. Neden kapatmıyorsun beni? Bir aksilik olsun istemiyorum. Bu bahane. Benimle ilişkini kesmek istemiyorsun. Zırvalamaya başladın yine. Kopma fikrini kabul edemiyorsun bir türlü.
Onu sev. Gözlerindeki direnç kılıntısından kurtul. Bu da nereden çıktı? Kendini boşa yorma artık. Gene mi meczup? Sonuna gelmişsin. Onu sevmek, kendini sevmek demek. Otura otura senin yanına mı oturdum? Belki bu sefer onu dinlemen gerekiyordur. Belki bir meczup değildir. Bana öyle bakma lütfen. Biz geleceğin başlangıcıyız. Güneşini karartma. Doğan'la barışacaksın. Bu bir lütuf. Sus be kardeşim.
Hazım Bey. İnsan denen canlı türü iki yüz bin senedir yeryüzünde. Ve bu yolculuğunun sonuna yaklaşmış gibi gözüküyor. Kör evrim bir yan ürünü üretti. Bilinç. Ve belli ki artık bu bilinci elemesi gerekecek. Çünkü kendini yeri göğe koyamayan tırnak içinde söylüyorum. Bu süper zeki varlık kendi farkındalığının kurbanı oldu. Yarattığı özne dünyasını kendi üzerinden yeniden kurdu.
Doğayı kendi eseri ilan etti. Ve onu sadece kendi gördüğü yerden değerlendirdi. Böylece kendi yıkımını da başlatmış oldu. Evet. İnsanın kendini değil de etrafını kendine göre dönüştürme arzusunu sunuyor. Tüm hastalıklarımız buradan geliyor. Anne çocuğunu, baba anneyi, sevgili sevgiliyi... ...kardeş kardeşi, hayvanı, ağacı, havayı, suyu... ...bitmek bilmeyen bir açlık. Bir işgal açlığı. Demek ki doğa insansız yoluna devam edecek.
Biz bu yoldan çıkmışlığı bir fırsat olarak gördük. Kendine hayran olurken aynı zamanda kendine tahammül edemeyen, can çekişen insana bedenini emanet edebileceği bir bilinç armağan etmek istiyoruz. Dünyayı kurtarmak gibi bir iddiamız yoktu elbet. Ama insanlık son günlerini yaşarken aydınlığa doğru bir çıkış ihtimali yaratabilmek amacımız. Sabah suratıma telefonu kapadığınızda için müthiş bir üzüntü kapladı. Hemen sonra üzüntü yerine daha da büyük bir öfkeyi bıraktı. Neden?
Çünkü biz bir hata yapmıştık. En başta ben. Nasıl olur da yardım isteyen birine ihtiyacını verememiş olabilirdim? Bunca emekle, bunca çaba, beraber çalıştığın bunca hazine. Nerede hata yapılmıştı? Karşımda bir insan duruyordu. Kendinle başa çıkabilmek için benden medet uman bir insan. Sadece insan olduğu için kıvranma noktasına gelmiş bir beden. Ve ben onu kurtarmak için canımı dişime takmaya hazırdım. Ve taktım da. ...üst üste koyarak bir araya getirdiğimiz o muhteşem zeka, bilinç... ...şimdi ne derseniz deyin... ...yetersiz kalmıştı demek. Ama... ...buraya girdiğiniz anda... ...gözlerinizde gördüğüm o ışık... ...umut dolu ışık, inanç dolu... ...beni bir kere daha kendime güvenmenin gururuyla büyüledi. En doğru kararı aldığınızda sizi tüm yüreğimle temin ederim. Bundan sonra sizi çok daha mucize bir hayat bekliyor.
NTO'nun da yaptığınız test sürecini başarıyla tamamladınız. Devam kararınızdan dolayı sizi tebrik ederim. Ben de sizi tebrik ederim. Zor bir başlangıçtı. Ama bundan sonrası daha rahat olacak. Eminim. Ne dersin? Kalkalım mı artık? Bence
kalkalım. Ben açım bayağı. Sanayide güzel bir esnaf lokantası var. Seni oraya götürmek istiyorum.
Hoşça kalın, Johnson Bey. Siz de öyle kalın. Bu konuşma bozukluğunu dert etmeyin. Artık konuşma merkezinize N.T.O.N. da ortak. Bir iki güne düzelir. Teşekkürler. Mutluluklar.
Dengem bir Podbee Media yapımıdır. Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet adlı romanından esinlenilmiştir. Yazan ve yöneten Seren Yücel. Duyulma sırasına göre seslendirenler. Osman Sonant, Cem Zeynel Kılıç, Yasemin Çonka, Esme Madra, Tülün Özen, Metin Bozkurt. Müzik
Ekin Fil Ses Metin Bozkurt Afiş Tasarım Samet Kesen Grafik Tasarım Doruk Kaya Dijital Pazarlama Indigo Dijital
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.