Podcast

1: Covid-19 Geldi, Ekonomi bitti mi?

Trend Topic

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Trend Topic'in ilk bölümünde Nevşin, Covid-19'un Çin'den başlayan yolculuğunu, Türkiye'ye gelişini ve önümüzde oluşabilecek büyük ekonomik etkisini ele alıyor.

Halk Tv - Gürkan Hacır'ın Şimdiki Zaman Siyaset Programı - Abdullah Çiftçi
https://www.youtube.com/watch?v=Fy93Hw4RMAw
Takvim Gazetesi Coşkun Başbuğ Haberi
https://www.takvim.com.tr/galeri/dunya/son-dakika-dunyayi-alarma-geciren-coronaviruste-biyolojik-saldiri-suphesi-mi/4
Ülke Tv Konuşacaklarımız Var Programı - Prof. Dr. Cevat Akşit
https://www.youtube.com/watch?v=5dX8MCTyiB4
Nevşin'in önerdiği konuyla ilgili podcastler
Fularsız Entellik Podcast: Pandemic 1: Durum Özeti (keep calm and panic responsibly)
Yeni Haller Podcast: Koronavirüs, Salgınların Tarihi ve Dünyayı Bekleyen Son - 1
Levent Gültekin'in attığı Tweet
Konuklar;
Birtan Çetinöz
Yoldaş Sönmez
Emre Deliveli



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.403 kelime · ~17 dk okuma

Merhabalar Trend Topik'in ilk bölümüne hoş geldiniz. İlk bölümü bütün dünyanın konuştuğu Covid-19'a ayırıyoruz. Şaşırmadınız tabii çünkü dünyanın tek gündem maddesi bu. Covid-19 hem sistemler için hem de bireyler için bir sınav oldu aslına bakacak olursanız. İlk sınavı Çin verdi. İşin başından beri tabii Çin'e çok konuştuk. Tekrar da podcast'ın ilerleyen dakikalarında Çin meselesine geleceğiz. Fakat şimdi bir arkadaşımız var, Birtan Çetinöz. Birtan Çetinöz'ün eşi Çinli, eşinin ailesi Çin'de. İşte dönüşümlü yaşıyorlar. Çin'de de iş yapıyor Birtan.

Fakat bu kriz başlayınca Çin'e gidemediler. Bir süre Türkiye'de kalmak zorunda kaldılar. Şimdi tabii bir yandan eşinin ailesi orada ne yapıyor, ne ediyor? Adım adım izliyorlar. Şimdi de Çin'e dönmeye çalışıyorlar aslında bakacak olursanız. Bir tane Çetin Özden alacağız bakalım bu Çin'in tecrübesinin detaylarını.

Birtan Bey, merhabalar. Şimdi ben bir girizgah yaptım. Sizin eşiniz Çinli, ailesi Çin'de. Siz bir süre Çin'e gidemediniz. Fakat şimdi Çin'e mi dönmeye çalışıyorsunuz, neden?

Transkriptin tamamını oku

Evet, Çin'e dönmeye çalışıyoruz ve dönemiyoruz. Şu örneğin için de özel olarak biz yaklaşık 3 aydır Çin dışındayız. 3 ay önce bu konu sadece komşular arasında, halk arasında. İşte grip salgını varmış ama kendimize dikkat edildi boyutundaydı. Biz yurt dışındayken yaklaşık 2-3 hafta içerisinde olay çok hızlı büyüdü. Gün de basından, televizyondan takip ettiğiniz gibi Çin'de olay çok ciddi bir yere geldi. Bu bahsettiğim tarih Ocak sonu Şubat 5.

Ve şu anda kendi gözlerim dahilinde, Türkiye'de ne oluyorsa, Çin'de 25 Ocak'ta olan şeyler oluyor aşağı yukarıya. Geçen iki ay sürecinde, Çin komünizmin sağladığı güç ile çok ciddi bir izolasyon uyguladı, ciddi bir karantina uyguladı. Çok ıskısayar önlemler aldı ve şu anda Çin içerisinde hastalığın yayılımını önlemiş durumdalar. Gerekli tedavileri sağladılar, gerekli sağlık personelini engellediler. Şimdi onu soracaktım, bazı videolar... Bazı videolar yayıldı. İşte Wuhan'da bu kurulan korona hastanesi kapatılıyor. Sağlık çalışanları maskelerini çıkarıyorlar hani kutlama gibi. Bitti bu iş diye. Hani bitti mi içinde hakikaten bu iş? Ne diyor eşinizin ailesi? Hayır, bitmedi. Şöyle, sosyal medyada konunun abartıldığını düşünüyorum açıkçası. İyi ya da kötü haber anlamında. Ama resmi makamlardan aldığımız haberlerin de eksik olduğunu düşünüyorum. Ama işin gerçeği...

sosyal medya ile resmi rakamlar arasında nerede şu anda kimse bilmiyor. Zaten insanların da paniği ve endişesi buradan kaynaklanıyor. Şu anda Çin'de olay kontrol altına alındı ama hala daha bir risk var. Ama en azından hasta bir bilinç, korona virüsüne karşı bir bilinç oluştu ve şu anda herkes önlemlere uyum gösteriyor. Nedir mesela önlemler? Nasıl yaşıyor sizin eşinizin? Toplu alanlarda bir araya gelmemek, işte restoranlara gitmemek, alışveriş merkezlerine gitmemek,

Eğitim online sisteme döndü. Şu anda öğrenciler online sistemi takip ediyorlar. İşte maske takalım, akraba ziyareti, komşu ziyareti yapmayalım. Eğer çok erzem değilse dışarıya çıkmayalım, markete gitmeyelim. Ofise gidişlerde herkes sabah sitesi biliyor ama 8, 9, 10, 11 gibi bölümlenmiş şekilde

işimize gidelim, işimizden dönelim gibi tüm önlemlere şu an Çin halkı uyuyor. Şu anda Çin'in bütün konsantrasyonu yurtdışından gelenlere dönmüş durumda. Yani yurtdışından gelen Avrupalılar, Amerikalılar ya da yurtdışında öğrenci olarak ya da iş için bulunan Çinliler şu an Çin'e dönmeye çalışıyorlar ve bütün önlemler şu anda havalimanlarında sıkışmış durumda. En büyük korkuları hastalığın tekrar Çin'e dönmesi.

Siz de bu nedenle Çin'e gidemiyor musunuz? Dönemiyor musunuz şu anda? Bizim şu anda gidememe konusundaki en büyük engelimiz aslında Çin'e gitmek mümkün. Aktarma'nın uçuşları var. Rusya üzerinden ya da Tayland üzerinden. Bizim şu anda gidemiyor olmamızın en büyük sebebi Türk Hava Yolları'nın uçuşları şu anda kapalı Çin'e. Direkt uçmak istiyoruz. Çünkü aktarma limanlarındaki salgından korkuyoruz. Ve şu anda hava limanları, aktarma limanları ve uçak ziyaretleri en riskli ortamlar, en riskli bölgeler.

İki tane çocuğumuz var o yüzden endişeliyim. Şimdi istiyorsunuz ki Çin kontrol altına aldı ama demek ki kontrol altına alması da sosyal izolasyonla mümkün. Yani o zaman anlaşılan bundan sonra Çin'e bakarak anlayacağımız şey dünyanın gerçeği herhalde bu sosyal izolasyonla yaşamak olacak gibi mi görünüyor acaba? Aynen Nevşin hanım. Şöyle ki şimdi depremi düşünün, bir doğal afet gözüyle bakarsak koronavirüsüne, bir deprem tutsunamayın ya da Allah korusun göktaşı düşse yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Ama koronavirüsü aslında herkesin kendi alacağı önlemlerle çok rahat ömrüne geçilebilecek bir doğal afet.

Şu anda herkes izolasyon kurallarına uysa, yaklaşık 2-3 hafta süresince bu virüsü çok düşük bir zarar ile ortadan kaldırabiliriz. Şu anda elimizdeki en büyük engel, sadece Türkiye için konuşmuyorum, İtalya'da da aynı şey geçerli, İran'da da aynı şey geçerli, devletin aldığı önlemlere halkın uymaması ya da neden uyması gerektiğini bilmemesi genel bilinç ve genel disiplin olarak görüyorum. Bir de şöyle bir soru vardı. Acaba Çin'in verdiği rakamlar ne kadar doğru? Daha çok insan ölmüş olabilir mi diye. Olabilir mutlaka. Çünkü çok büyük bir kıta, çok büyük bir ana kara. Örneğin Çin'in doğusundan batısına uçak mesafesine 5,5 saatlik uçuş mesafesinde büyük bir ülke.

Çöllerde, kırsalda, dağ başında korona dolayısıyla hayatını kaybeden insanlar resmi kayıtlara geçmiyor olabilir. Şu anda salgın sayısı yaklaşık 90 binlere ulaştı Çin'de sadece. Bu 90 bin sayısı Çin'de diagnoz edilmiş, teşhis konulmuş kişi sayısı. Ama toplum içerisinde, kırsalda dediğim gibi ne kadar hasta var onu bilmiyoruz.

Bunu ama sadece için değil birçok ülkenin de bildiğini hem hasta sayısını hem de koronadan vefat eden kişi sayısını tam olarak herkesin dinlediğini düşünüyorum. Anladım. Bu da tabi korku çocuğu. Evet kesinlikle. Teşekkürler Birtan Bey. Ben teşekkür ederim. İyi yayınlar. Sağ olun. Çin'de başlayan salgın pandemiye yani kıtalar arası, ülkeler arası bir salgına dönüştü. Şu anda Amerika...

Fransa İtalya İtalya Ve Avrupa'yı önemli derecede etkisine aldıktan sonra Esasen hastalığın çıktığı ilk günden itibaren Arkadaşlarımız sürecin Diğer boyutlarının yanı sıra Ekonomik etkilerini yakından takip ediyorlar Ülkelerin aldığı önlemleri Yaşanan ekonomik türbülansa karşı Geliştirdikleri yöntemleri Tek tek analiz ediyorlar Özellikle de Ekonomi yönetimimiz ve ilgili bakanlarımız, kurumlarımız tüm iş dünyasının taleplerini ve öngörülerini toplayarak hazırlıklarını yaptı. Peki şimdi salgın sonunda Türkiye'ye geldi. Aslında salgının Türkiye'ye gelmesi de epey tartışmalı oldu. Yani işte salgın var mı yok mu, Türkiye test edebiliyor mu edemiyor mu bu tartışmaları yaşadık.

Halka'nın bu Türkiye'ye gelmesi esnasında bu süreçte insanların verdiği tepkileri gözlemliyorum. Öncelikle insanlar bir inkar ettiler. Şöyle bir söylem devreye girdi. Ya kardeşim bu bir grip. Aslında bakacak olursan grip de insanları öldürüyor. Ne var? Bunda bir şey yok. İşte grip gibi gelecek geçecek. Önce bir küçümsedik. Önce bir işte önemli değil dedik. Sonra tabii bu işin böyle bir normal grip gibi olmadığı anlaşıldı.

Şimdi normal grip gibi değil çünkü yeni bir virüs. Hangi ilaç bu virüsü tedavi edecek belli değil. Çok daha çabuk yayılıyor ve daha öldürücü. İnsanlar ölüyor. Şimdi ölüm gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. Fakat bu sefer de inkarcılık çok enteresan bir psikoloji. Komple teorileri tabii devreye giriyor.

Zaten çağımızın bir hastalığı da bu, komplo teorileri. Her şeyin altında bir şey arama, işte gizli servisler, gizli örgütler dünyayı yönlendiriyorlar. Bu söylemler çok revaçta ve çok popüler. Dolayısıyla Covid-19'la ilgili gelişmeleri de komplo teorileriyle açıklamaya başladı insanlar. Ve bu komplo teorileri Türkiye'de, işte ana akım medya diyebileceğimiz televizyonlarda geniş geniş yer aldı.

Mesela ilginçtir, bir tanesi Halk TV'de Gürkan Hacır'ın programında Abdullah Çiftçi'nin videosu. Burada ne Amerika Çin'e saldırdı ne de Çin Amerika'ya. Burada bir toplum test ediliyor. Şimdi Çin'e saldırdı deniyor, bu erken bir şey. Amerika'ya da aynı şekilde olacak. Beyaz Saray'da bu virüsü göreceğiz. Bakın virüsün gördüğü yerler Amazon, NASA, NATO'nun merkezi, Avrupa Birliği'nin merkezi, Facebook gibi önemli sembol, dijital...

Abdullah Çiftçi için işte araştırmacı yazar denilmiş. Çiftçi konuşmasının başında da diyor ki bu bir sosyal deney işte dördüncü sanayi devrimi işte yeni dijital dünya insanları bunu adapte etmek için alıştırmak için bakalım işte nasıl işleyecek bu sistemler diye insanları eve kapatma deneyi. İnsanları eve kapatıyorlar diyor bunu da devletler üstü bir takım mekanizmaların yaptığını söylüyor. Şifçinin bu videosunu takip ettim ben, hem Twitter'da çok paylaşıldı, Facebook'ta çok paylaşıldı, çok etkileşim aldı, çok beğeni aldı, dinleyenler çok oldu, yorum yapanlar çok oldu. Şimdi bu Halk TV, gidelim Spektrum'un tam öbür tarafına, mesela Takvim Gazetesi, hükümete en yakın gazetelerden bir tanesi, şöyle yazmış bu COVID-19'la ilgili.

Konu hakkında yeni asır açıklamalarda bulunan terör uzmanı ve emekli istihbarat albay Coşkun Başbuğ. Çin'in açıklaması yarasa tüketiminden kaynaklandığı şüphesi üzerine yoğunlaşıyor. Lakin daha önce dünyada SARS, H1N1 ve Kırım-Kongo kanamalı ateşi gibi birçok hastalığın biyolojik savaş kapsamında laboratuvarlarda üretildiği ortaya çıktı. Bu virüste laboratuvar ortamında üretilmiştir. Yarasadan kaynaklı diyorlar ama Çin'de insanlar ilk defa yarasa yemiyor. Asırlardır o topraklarda tüketiliyor. Şüphe verici bir durum. Ben kesinlikle emperyalist güçlerin Çin'le arasında meydana gelen psikolojik soğuk ve yeni nesil sıcak savaşın ardından şimdi de biyolojik bir savaş çıktığını düşünüyorum demiş. Onun teorisi bu. Şimdi bir başka teori yine Ülke TV'de yayınlanan. Konuşacaklarımız var programında. Prof. Dr. Cevat Akşit'ten. Ben bunun kasıtlı olduğunu zannediyorum. Bir takım kimselerin bazı insanları yönelik kötü emirlerine alet ediyorlar gibime geliyor. Ben böyle tahmin ediyorum yani. Ama Allah büyük.

Bazen giden kendisinin üstünde kalır. Biliyorsunuz Çin'de Müslümanlara çok büyük eziyetler var. Oradan gelen kimselerden duyduğumuzu arz ediyorum. Onları yok etmeye çalışıyorlar. Onlara hiç insan gözüyle bakmıyorlar. Onları yok etmek için bir tedbir, bir şey olabilir. Başkalarının kullanacağı şeyleri önce onlar da kullanmış olabilirler. Çünkü dünya kutuplardan ibaret. Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. O Müslümanları yok etmek için Çinliler bunu düşünmüş olabilir ama Allah büyük, başlarında patladı iş. Onları Allah kurdu.

Şimdi tabii bu arada şunun altına çizelim, istihbarat albayın dediği gibi, Doşkun Başbuğ'un dediği gibi hiç de öyle H1N1 SARS'ın falan biyolojik silah olduğu falan ortaya çıkmadı, böyle bir şey yok. Ama zaten komplo teorisinin doğasında bu var. Genellikle gerçek olmayan birtakım tırnak içinde doğrular üzerinden, birtakım bulgular üzerine bir teori inşa ediliyor. Bilmiyorsanız onu, yani bu işin uzmanı değilseniz, H1N1 SARS konusunda çok bir bilginiz yoksa, acaba öyle mi diye düşünüyorsunuz.

Şimdi bu konuyu ben bu Covid-19 ilk ortaya çıktığı zaman Avrupa Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Eskild Pettersson, Danimarkalı bir hekim kendisi, onunla Deutsche Welle için röportaj yapmıştım ve hani röportajın öncesinde sonrasında sohbet ederken sordum ya hakikaten bu yarasadan mı geçti, nasıl oluyor diye. Şimdi mesele şu, araştırmışlar ve Wuhan hayvan pazarı, Çinlilerin yediği vahşi hayvanların bir arada tutulduğu bir hayvan pazarı. Türlü çeşit egzotik acayip hayvan var. Pangolin diye bir hayvan var, onu da tüketiyormuş Çinliler, bir tür sürüngen. Çok biz bilmiyoruz bu hayvanı ama Google'larsanız görürsünüz, görüntüsü de çok değişik.

Bu pangolinler yarasalarla iç içe tutuluyormuş. Dolayısıyla belki yarasa pisliği pangolinleri etkilemiş olabilir, o virüs bu şekilde insana geçmiş olabilir diyorlar. Ve şu örneği veriyorlar, yarasalar bir tür uçan fare gibi ya, çok virüs taşıyorlar. Kendi bünyeleri çok kuvvetli, bu virüsler onlara asla zarar vermiyor. Ama diğer canlılar, insan gibi canlılar bu virüsleri yarasadan aldıkları zaman ölebiliyorlar. MERS hastalığı hatırlarsanız Orta Doğu'da görülmüştü, o da bir koronavirüs.

Mers hastalığı da develerden insanlara geçmişti. O develeri de yine yarasalardan geçmiş. Yarasalar develeri ısırıyor ve bunun üzerine bu virüs insanlara transfer oluyor. Yani bu iş böyle yürüyor. Aslına bakacak olursanız mantık basit. Biraz da burada veganlar haklı çıkıyor.

İnsanlar genellikle tükettikleri besi hayvanlarına çeşitli aşılar yapıyorlar, ilaçlar veriyorlar. Bu hayvanlarda yaşayan virüsler insanlar için zararlı olabiliyor. O virüsler gelişmesin diye besi hayvanlarını da insanlar önlem alıyor. Fakat vahşi hayvanlarda durum farklı tabii.

Siz doğadan bir yarası yakaladığınızda, yediğinizde ya da pangolini yakaladığınızda burada bir aşılama yok, ilaçlama yok. Aslında çok da şaşılacak bir şey değil yani bu vahşi hayvanlardan insana virüs geçmiş olması ve tarih boyunca da oluyor zaten bu. Covid-19'un ortaya çıkması, yayılması, bununla ilgili bilimsel süreci, bilimsel olarak ele alan, açıklayan güzel podcastler var. Fularsız entellik ve Özgür Mumcu'nun Eray Özel'le yaptığı yeni haller de bu işe epey detaylı değinilmiş. İlgilenenler için onu da tavsiye ederim.

Şimdi bir de tabii bu komplo teorileri WhatsApp gruplarında çok dolanıyor. Gördük hepimiz paylaşımlarda. Hatta bir de Twitter'da şey yazmış. Bir de bilimsel gerçeklik ya da gerçek bir haber bile bir aile WhatsApp grubuna düştüyse şüphe uyandırıyor diyor. Hakikaten. Esprili bir şekilde. Doğru. Çok yanlış bilgi WhatsApp gruplarında dönüyor.

Kimileri böyle bir takım eski metinler buluyorlar ya da eski videolar falan buluyorlar. İşte bu videolarda, metinlerde koronavirüs ifadesi geçiyor. İşte kimisi 70'li yıllarda yazılmış, kimisi 80'li yıllarda, 90'lı yıllarda çekilmiş falan. Ve diyorlar ki, bakın işte korona denmişti o zamandan demek ki bu hastalık bilerek yayılıyor falan. Korona, hayvandan insana geçen virüsler için kullanılan bir isim. Ve tabii ki insanlık kendini bildiği bileli var. Bir yandan da tabii bu virüste insanlık mücadele etmeye çalışıyor, aşı bulmaya, ilaç bulmaya çalışıyor. Tabii artık olan oldu, yani olanın olduğu noktadayız. Bu saatten sonra bu salgının hayatımızdaki etkisine bakacağız. Şimdi tabii salgının bazı siyasi sonuçları olacağı tahmin ediliyor.

Sıkı tedbirler alınıyor, bir ekonomik daralma yaşanıyor, tüm dünyada yaşanacak. Bu ekonomik daralmanın da aşırı sağ hareketleri, daha da aşırı sağcı politikacıları iktidara getirebileceği yorumları yapılıyor. Bunu yaşayıp göreceğiz. Ama mesela siyaset birimciler işte dönüyorlar 2008 krizine. Amerikan finansal sistemini sarsan 2008 krizine. Şimdi 2008 krizi yaşandı, atlatıldı, bitti olmuyor genellikle. Siyasette bu işler böyle. 2008 krizinin doğurduğu bir sonuç aslında Donald Trump. İşte 2008 krizinde ne olmuştu? Büyük finansal yapılar, bankalar çökmüştü. Ve bu bankaların çöküşünün tüm Amerikan ekonomisini etkileyeceğini düşünen politika yapıcılar bu bankaları kurtarma yoluna gitti.

Yani vergi verenin parasıyla bu bankaları kurtardılar ve ekonomik daralma yaşandı. Çok sayıda insan işsiz kaldı ve bu Amerikan orta sınıfında yani fakirleşen, işsizleşen Amerikan orta sınıfında bir tepkiye yol açtı. Bu tepkinin sonucu aslında Donald Trump'ın iktidara gelmesi oldu. Yani o ekonomik buhranın etkisini kaç yıl sonra gördük. Bir popülist liderin Amerika Birleşik Devletleri'nde başkan olması sonucunu doğurdu 2008 krizi.

Dolayısıyla şimdi bu salgınla beraber yaşadığımız iktisadi kriz bakalım nelere yol açacak? Bunu da göreceğiz. Yani bunun öngörülerini de uzmanlar şimdiden yapmaya çalışıyor. Şimdi Levent Gültekin'in güzel bir tweetine rastladım. Demiş ki güzel demiş. Virüs bize bir şey yapmaz diyen sevgili gariban arkadaşlar. Virüs size bir şey yapar mı bilmem ama bilin ki neden olduğu ekonomik felaket en çok da size bir şey yapacak. Çok güzel demiş. O ekonomik daralma tabii aslında önce işçi sınıfını vuruyor, orta sınıfı vuruyor. Dolayısıyla burada isabetli bir şey söylemiş. Şimdi tabii ne olacak? Bu kriz Türkiye'de hizmet sektörünü çok derinden etkileyecek. Turizmi çok derinden etkileyecek. Şimdi bununla ilgili işin başındaki insanlara biraz kulak vermek istiyorum.

Önce Yoldaş Sönmez'e gidelim. Yoldaş Sönmez merhabalar. Ent Restoran'ın sahibisiniz siz Bodrum'da. Doğrudur. Şimdi şunu tabii herkes konuşuyor, herkes etkileniyor bu virüsten ama özellikle hizmet sektörü. Sizi nasıl etkiledi bir restoran işletmecisi olarak ve ne öngörüyorsunuz? Benim restoranım sezonlu çalışanlıktan başlıyor.

sezonunda açık olan ve kışın kapalı olan ve daha çok fikir ve içerik üreten bir restoran kış aylarında. Şu an için kapalıydı ama Mayıs 13'te açma planının geldi. Bu gerçeklikte bunu yapabileceğimizi öngörmüştür. Ama piyasadaki diğer restoran sahipleri, reşetleri, yakın arkadaşım ve hepsi kendi istekleriyle restoranlarını kapadılar. Ondan sonra da zaten devlet kanallarından bir

ve bu tür işletmelerin süresi olarak kapatılacağı söylendi. Buna kim ne kadar dayanabilir? Buz virüs, buz halgın, Türkiye'de restorancılığı nasıl etkiler? Siz ne öngörüyorsunuz? Türkiye'deki restorancılığı bitirir bu iş. Ancak ucuz ürün kullanan, az eleman çalıştıran ve çok az kira veren işletmeler ayakta kalabilir.

mesela rafine yemek yapan işletmeler, en doğru yerleri lokantalarını açmak zorundalar, en çok işçi çalıştırmak, aşçı çalıştırmak, çok garson çalıştırmak, birçok insan çalıştırmak zorundalar kaliteyi yüksekte tutmak için. O restoranlar için ben de bunların içindeyim. Çok zor bir dönem bekliyor hepimizi. Çoğunun da tekrar açamayacağını maalesef öngörüyorum. Bu iş 3-4 aylık bir döneme uzarsa ki uzayacağı çok net bir görünüyor şu anda. Yani büyük bir ekonomik kaos bizi bekliyor eğer bu virüs işinden bir şekilde sıyrılabilirsek. Nasıl bir tedbir kurtarabilir restorancıları? Aslında benzer bir açıklama Fransa'da yapıldı ve 300 milyar euroluk bir ödenek ayrıldı bu işe. Bir tek restorancılar için değil, koronavirüsten etkilenecek bütün sektörler için ne kurtarabilir? Kiraların ötenilmesi kurtarabilir, çalışanlara ek yardımcı olması kurtarabilir. Ama kiraları ötederseniz sadece bir kiralarla geçinen insanlar var, onları da etkilemiş olursunuz.

vergilendirmeyi öteleyebilirsiniz, bir süre, hatta ötelemenin dışında bir süre almayacağız diyebilirsiniz. Bu en azından bir nefes alma imkanı sağlar. Yani bir şekilde ortada ara dönmesi gerekiyor. Hepimiz şu anda evlerimizde oturuyoruz, restoranlarımız kapalı ve kal, açık olan yerler çalışanlarına ücret vermeye, flotaların yatırmaya devam ediyorlar.

maaşlarını yatırmaya devam ediyorlar. Daha önce aldıkları malların ödeme günleri geliyor. Onları ödemek için restoranlarını işletmek durumundalar ki şu anda kimsede bir nakit akışı yok. Yani size, ben böyle bir tablo açılabilmeyi çok isterim ama içinde bulunduğumuz durum hiç açıcı değil. Açıkçası özellikle bizim sektörümüz açısından durum bu.

Çok teşekkürler verdiğiniz detaylar için. Şimdi, Türkiye malumunuz bir turizm ülkesi. Bu kriz, bu salgın krizi turizmi nasıl etkileyecek? Hakikaten hepimizi ilgilendiren kocaman bir soru işareti. Emre Deliveli ile konuşacağım. Emre Deliveli'yi belki kimileriniz hatırlıyor. Kendisi eskiden Hürriyet Daily News'da ekonomi yazardı, finans yazardı, köşesi vardı. Sonradan işten çıkarıldı pek çoğumuz gibi tabii.

Emre Delivelli kendisinin bir oteli var Marmaris'te, Emre Otel diye. Ama aynı zamanda ekonomistir kendisi yani. Bu konuyla ilgili bence sorulabilecek en doğru insan. Emre merhaba. Merhaba Gökşen. Şimdi ne oldu? Sen oteli öteledin mi açmayı? Ne yapacaksın? Açacak mısın bu sezon? Ne yapacaksın?

İlk aşamada iki hafta öte verdik. 15 Nisan'da açmayı düşünüyorduk. 2 Mayıs aldık onu. Sırf Marmaris'teki Antalya, Türkiye'nin güneyindeki sezonluk otellerin hemen hemen hepsi bu durumda. Bu işin sonunda Türkiye turizmi ne olur, ne bekliyorsun?

Aslında çok çok büyüksüz şu anda. İlk aşamada Nisan ayını kaydettik. İşin arası kesin Nisan ayında. Zaten Nisan bizim bu her şeyde yaz sezonu, yaz kıyımının yoğun olduğu bir ay değil de. Ya ne başlıyor? İşte Mayıs'la beraber başlıyor. Ama aslında yoğun ay var. Haziran, Temmuz, Ağustos. Tabii bu da bundan sonraki bir ayın, bir buçuk ayın nasıl geçeceği çok önemli. Olur da bir şekilde gürültü etkisinin yetinmeye başlıyor. Hayat birazcık normale dönerse.

O zaman bizim çözüm sezonu yine Haziran'da olsa başka, en yoğun aylar Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül çok büyük kayıplar yaşamayız. O şekilde halimize şükredip kapatıyoruz sezonu. Dönerse ya normale dönmezse ne olur? Dönmezse o zaman yarın hani 2026'da Turizm sazını Türkiye'de ne yazık ki ciddi bilinçeyiz. Ki yani hani birçok otel açmaz. Ki ciddi kredisi olan oteller bunu ödemekte çok güç yük çeker. Siz aynı anda düşündüğünüz bizim zaten Türkiye'nin de Turizm'de iş yaptığı belli başlı birkaç ülke var.

Sezonluk turistlerinden bahsediyorum. Hani benim de yaptığım Marmaris'teki Antalya'daki gibi İngiliz turistler, Alman turistler, Rus turistler. Hani genelde en büyük çoğunluk buradan geliyor. Şu anda zaten İngiltere uçaklar kapandı. Rusya'da uçaklar devam ediyor iki ülke arasında ama orada da yani zaten Rusya korona öncesinde de ekonomik zorluklar yaşamaya başlamıştı. Çünkü sen de biliyorsun petrol fiyatı çok hızlı bir şekilde düştü. 1-2 kayda yaklaşık %20 değer kaybetti. Zaten korona olmadığı için Rusya zaten Rusya ekonomisi zor durumdaydı. Korona da olunca oradan da iftiharlar başladı. O yüzden bu iş toparlamazsa gerçekten Türkiye 2020'de çok az becerileri kazanabilecek.

Peki, yorumları yapılıyor. Seni bu iktisatçı şapkanla soruyorum. Nasıl ki veba Avrupa'yı dönüştürmüştü, insanlığı değiştirdi, yeni bir dönem açtı. Bu da öyle bir şey yol açacak, korona, Covid-19 deniyor. Katılıyor musun, sen ne beklersin? Bu çözümün dışında soruyorsun herhalde, genel bir şey açısından ama...

Gerçekten bir şey demek çok zor. Çok ciddi bir şekilde abartılıyor. Birkaç ay içinde bir tarih var. Ben de tıp uzmanı olmadığım için çok da işin detaylarına girmek istemiyorum. Ama şu aşamada Almanya olsun, Amerika olsun çok ciddi mavi paketler açıklıyorlar. Zaten market bankaları farz düşürüyor.

Yani ilk aşamada olan bu. Hani ben şu aşamada daha yok işte şey dijital paraya geçirecek, yok işte aynasını para duruma ihtiyar olsun diye para duruma olacak o tür şeyleri çok ciddiye almıyorum şu aşamada ama yani zaten işe büyük üretme bakınca 2008'den bu yana çok ciddi birazcık yani sırf Türkiye'den bahsetmiyorum. Bütün dünya ekonomi olarak bir şekilde ucuz parayla, ucuz bilgisayarıyla durmadan pompalanıyordu. Çok sorunlu bir genişliğe yaratılmıştı.

korona ona bir noktayı koydu. Hani o açıdan ekonomik anlamda bu tip bol politikalar koronadan sonra sonuna gelmiş olabiliriz en başta. İkinci olarak da hani işin bir de tabii politik kısmı var. Amerika'da Bernie Sanders'in popüler bir, daha çok popülist ve solcu akımının kuvvetlenmesi. Bir de hani işin ekonomi yanında bir de politika etkileri de olacak. Yani ya solcu akımları çok popülist ya da aşırı sağcı akımlar.

Öyle öngörülüyor, evet. Genellikle herkes öyle yazıyor, çiziyor. Emre Deliveri, çok teşekkür ederim. Ve tabii kolay gelsin. Yani işiniz zor olacak turizmciler olarak, öyle görünüyor.

Ben çok teşekkür ederim. Gerçekten inşallah bu bir buçuk ayda etkisini kaybetmeye başkası. Başka da ucuz bir şekilde atlatırız diyorum. Bir de işte turizm diye düşürmemek lazım bu işin. İşin çok ciddi yer sektörleri var. Bir de turizm sektöründe yaklaşık 1 milyona yakın insan çalışıyor ve sonra şu su bu su, turi otel ve mal sağlayanları şu su bu su derken gerçekten hani eğer

Türkiye 2020'nin yaz sezonunu açamazsa çok ciddi bir makro ekonomik polisler çok büyük bir kayıp olacak. İşin mikro işaret eden şirketler yanında. O yüzden artık yani şu anda oturduk, bekliyoruz, dua ediyoruz, ne bileyim. Evet, kolay gelsin. Çok teşekkürler, sağ ol.

Evet, bu haftanın Trend Topik'i tabii Covid-19'tu. Bakalım haftaya Trend Topik ne olacak? Covid-19'dan başka bir şey olabilecek mi? Ya da Covid-19'un acaba haftaya hangi boyutunu konuşuyor olacağız? Göreceğiz efendim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)