Podcast

11: Darbe Tartışması Dolar Paniğini Bastırır mı?

Trend Topic

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Nevşin, CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel'in 28 Nisan tarihinde yaptığı basın açıklaması sonrasında başlatılan darbe tartışmasını ele alıyor.

Özgür Özel 28 Nisan tarihli basın açıklaması: https://www.youtube.com/watch?v=KkmRhiB02iQ

Ragıp Zarakolu'nun yazısı: https://artigercek.com/yazarlar/ragipzarakolu/makus-kaderden-kacis-yok



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.900 kelime · ~10 dk okuma

Merhaba ben Nevşim Mengö, Trend Topik'in 11. bölümüne hoş geldiniz. Şimdi biz Trend Topik'te ne yapıyoruz? Bugüne kadar dinleyenleriniz fark etmiştir. O hafta ne oldu? Ne ön plana çıktı, ne konuşuldu, ne tartışıldı? Bununla ilgili bir fikir vermeye, bir çerçeve çizmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla o hafta ne konuşulduysa, gündemde ne varsa Trend Topik'te de aslında o var. Trend Topik adını da zaten oradan alıyor.

Bir genel resim çiziyoruz. Bu bölümün konusu gündemde olan, gündeme oturan darbe tartışması. Bu darbe tartışması nereden çıktı? Nasıl devam etti? Niye çıktı? Bununla ilgili size bir kronoloji sunacağım. Kim hangi açıklamayı yaptı da bu tartışma başladı? Onun üzerine kim ne dedi? Tartışma nereye gitti? Kronolojiye bakacağız hep beraber. Kimin ne dediğini bakacağız. Böylelikle zaten karşımızda bir tablo belirmiş olacak.

CHP Manisa milletvekili Özgür Özel mecliste bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında saray rejiminin sonu geliyor dedi. Tabi sadece bunu duyunca ve üzerine tartışmanın her taraftan gelen açıklamaların neticesinde konu darbeye bağlandı. Buna bir örnek verelim Show TV anahaberden.

Transkriptin tamamını oku

CHP ile Özgür Özel'in sistem eleştirisi siyasette yeni bir polemiğin fitilini ateşledi. Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti'nin sert çıktığı Özel'e bir tepkide Diyanet Tartışması üzerinden MHP cephesinden geldi. Saray rejimi buz gibi erimekte, küçülmekte, güç kaybetmektedirler. Tartışmanın fitilini bu sözler ateşledi. İktidar kanadından tepkiler peş peşe geldi.

Özel 28 Nisan'da yaklaşık 35 dakikalık bir basın açıklaması yaptı ve saray rejiminin sonu geliyor cümlesini de burada kullandı. Girişte belirttiğim çerçeveyi çizmek adına bu basın toplantısından bir kesit dinleyelim. yalan yanlış işlerle bu beyhude işlerle sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ni ve toplumun bir kesmini şeytanlaştırmak suretiyle onları şeytanlaştırarak kendinize iktidar devşirme, iktidarınızı sürdürme hevesinden vazgeçin. Korkunun ecele faydası yok siyaseten eceliniz gelmiştir, tükenmektesiniz ve siyaseten bitiyorsunuz, geldiğiniz sandık sizi gönderecek.

Atatürk'e husumeti olan ne kadar insan varsa tarihte onları araştırmış olan Ahmet Yaramış'ı buraya atadılar. Herhalde Atatürk'ün kemiklerini sızlatmak için bir atama yap deseniz bu atama yapılır. Otursunlar beyefendiler. Saraydaki yerinde oturdukça Ahmet Bey rahat otursun orada. Ama saray rejiminin saray düzeninin sonu geliyor. O son bu Atatürk'ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaları, bütün bu liyakatsizliklerin de sonunu getirecek. Herkes şunu bilsin. Bütün devlet memurları görevini devlet memuru gibi yapan devlet memurları hangi ülkeye hizmet ettiğini bilen çok değerli bürokratlar

Hiç korkmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelir saat gibi işlemeye başlar. Bu kesit aldığımız açıklamaların öncesinde özel Ankara Barası'nın yaptığı açıklamalara hükümet cephesinden verilen tepkileri ve Türk Tarih Kurumu'na atanan Ahmet Yaramış'ın atamasını ve atama prosedüründeki süreci eleştiriyor. Basın toplantısının tamamını da açıklamalarda bulabilirsiniz.

Şimdi gelelim bundan sonra yaşananlara. Belirttiğim gibi buradan garip bir darbe tartışması alevlendi. Önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Danışmanı Fahrettin Altun bir tweet attı. Diyor ki tweette, ''Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başarısını hazmedemeyip halkın iradesiyle seçilen cumhurbaşkanımızın ve hükümetinin meşruiyetine dil uzatan ve aba altından sopa gösteren hadsizler bilmelidir ki Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşları hiçbir tehdide boyun eğmez.'' Böyle bir tweet attı Fahrettin Altun.

Şimdi burada anlaşılan tabii Fahrettin Altun'un tweetinde değil ama tweetin altına yazılan yorumlar başka AKP'lilerin yazdıkları yorumlar özellikle Özgür Özel'in rejim demesine iktidar tarafı çok bozulmuş gibi görünüyor. Malum çünkü rejim genellikle daha çok böyle dünyanın da çok meşru kabul etmediği diktatöryel sistemler, diktatörler tarafından yönetilen ülkeler için kullanılıyor, meşru görülmeyen sistemler için kullanılıyor rejim ifadesi ve anlaşılan ona çok bozulmuş iktidar. Bunu görüyoruz. Tabii Fahrettin Altun'un ardından AK Parti'den sonra topa MHP de girdi. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman Twitter'dan özele cevap verdi. Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız sözü üzerine, Sivas katliamında yaşanan acılara gönderme yapıp, genel başkanımızı katliama teşvikle suçlamak senin de, partinin de, arkanızdakilerin de haddi değildir. Haddini bil, ülkücü hareket sana haddini bildirmeyi bilir, diye tweet attı. MHP'ye cevaben Özgür Özel telebir yayınında konuştu. Ben yatılı okulda büyüdüm. Dayaktan yılmamayı öğrendim dedi. Ben bu laf Sivas katliamının kötü sloganıdır. Bu lafı siyasete taşımayın demişim bu kadar. Yok özür dileyin bilmem ne yap ama esas ne yapıyor? Tehdit ediyor ve şöyle bir söz söylüyor. Özgür Özel lafını geri almazsa diyor ülkücü camia ülkü ocakları ona

Hakkını bildirir, gereğini yapar. Bu ne ya? Şunu söylüyor aslında İsmet Büyükataman. Ben kendimi genel sekreter olarak, partimin sözcülerini, grup başkan vekilleri özgür özene sözle cevap veremiyor biz. Söyleyecek sözümüz yok siyasette. Başka bir şey çağrıştırıyor, şiddet çağrıştırıyor. Ben de buna karşı dedim ki iki tane emekli öğretmenin çocuğuyuz biz. Yatılı okulda büyüdük on yaşından beri. Hatta orada söylemedim, burada söyleyeyim. Ben yatılı okulda

adam dövmeyi öğrenmedim ama dayaktan yılmamayı da öğrendim bunu da bilsin. Biz yatılı okul çocuğuyuz. Dedemiz bahçıvan. Annem babam öğretmen. Beni korkutabilirsin belki de. Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup başkan vekili Özgür Özel'i korkutamazsın sen.

Diyor ki iktidar özgür özel bir darbeyi kastetti. İşte bizim iktidarımızı rejim diye nitelendirdi ve bir darbeyi kastetti diyor. Bu tartışmalara CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da eklendi. Canan Kaftancıoğlu Hulk TV'de önümüzdeki süreçte bir erken seçimle veya başka bir şekilde bir iktidar değişikliğini hatta bir sistem değişikliğini görüyorum dedi.

Şöyle bir gerçeklik var ki bu korkuları, bu savrulmamaları, bu akılla değil, öfkeyle, hırsla, egoyla bir kişinin aklıyla iş yapmaları iktidarı hiç iyi bir yere götürmüyor. Bu da önümüzdeki süreçte bir erken seçimle veya başka bir şekilde bu ülkenin gerçekten halkın artık gözü açıldı. Kimin kendisine hizmet için uğraştığını, çaba gösterdiğini biliyor. Kimin de böylesi bir dönemde dahi neyle uğraştığını görüyor.

şöyle söyleyeyim, bir iktidar değişikliğine, hatta ben size daha ileri bir şey söyleyeyim, iktidar değişikliği değil, bir sistem değişikliğine gidişatı görüyorum. Bunun üzerine AK Parti İstanbul il başkanı Bayram Şen Ocak seçimli olmazsa bir şekilde milletimiz buna en son yelteneni 15 Temmuz'da Şehitler Köprüsü'nden Boğaz'a dökmüştü. Anlaşılan bünyesinde demokrasi fazla gelen CHP il başkanı genlerine uygun maceralar arıyor. Haberi olsun Boğaz bu mevsim serin yazında derindir diye bir tweet attı. Yani işte Boğaz'a dökeriz demek istiyor herhalde Canan Kaftancıoğlu.

Aslında tabii burada herkesin takıldığı ifade seçimle olmazsa bir şekilde demesi Canan Kaftancıoğlu'nun. Yalnız enteresan bir şekilde Canan Kaftancıoğlu bu ifadeleri kullandıktan yaklaşık bir buçuk iki hafta sonra bir sistem değişikliği tartışması yine gündeme geldi. Bir seçimden önce Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi belki değişecek. İşte 50 artı bir, yüzde 50 artı bir alan değil de tek turda en çok oyu alan.

Yani işte en çok oyu %40'la diyelim ki cumhurbaşkanı aldıysa Erdoğan cumhurbaşkanlığa devam edecek şeklinde bir sistem değişikliği tartışması gündeme geldi. Ama tabii burada iktidar diyor ki yani iddiası o iktidarın Canan Kaftancıoğlu burada darbeyi kastetti. Şimdi muhalefetin söylediği şey aslında şu, muhalefet diyor ki yani ekonomi kötü, Türkiye kötü yönetiliyor ve ya bir erken seçim olacak veyahut da bir şekilde belki bir kabinerevizyon olacak vs. Fakat bir değişiklik olacak diyor muhalefet. Muhalefet erken seçim olacağını düşünüyor. Aslında ifadelerinden onu anlıyoruz. İktidar ise bu tartışmayı başka bir yöne çekmeye çalışıyor. İktidar diyor ki yok darbeyi kastettiler. Neden öyle diyor iktidar? Buna bakacağız. Yalnız başka enteresan bir şey oldu.

Ragıp Zarakolu Artı Gerçek'te Erdoğan ve Menderes'i karşılaştıran bir makale yayınladı. Makalenin adı Makus Kader'den kaçış yok. Makale yayınlarken Artı Gerçek sitesi Erdoğan'la Menderes'in fotoğrafını yan yana kullanmış. Herhalde iktidarın tüylerini diken diken eden de bu.

Makarenin adı da Makus, kaderden kaçış yok. Şimdi yazıda Ragıp Zarakolu şunları demiş. Size yazıdan bir parça aktaracağım. Bütün yazıyı okumayacağım. İsteyenler okuyabilirler. Artı gerçek ve evrensel internet sitelerinde. Şöyle diyor Ragıp Zarakolu. 1950 seçimlerinde birçok solcuda artık yeter sloganının cazibesine kapılıp DP'ye oy vermişti. Bu belki biraz yetmez ama evet tavrına benzetilebilir. 1946 yılında savaş bittiği halde hala devam eden sıkı yönetim tarafından sendikaları ve partileri kapatılan işçi sınıfı da çoğunlukla DP'ye oy verdi. Türk iş de bu dönemde oluştu.

CHP yönetimi 1945 yılında sol aydınlardan kopuş yaşamış, milliyetçi muhafazakar kişilerle blok kurmuştu. Türkiye'de Cumhuriyet sonrası ordu içinde ilk cunta 1950 seçimleri öncesi Cevdet Sunay tarafından kurulmuştu. Amaç milli şefin iktidarı terk etmemesi durumunda darbe yapmaktı. 1946 yılında İnönü'nün oğlu bile babasına muhalifti ve ev hapsine alınacaktı.

DP aslında tek parti rejiminin B takımıydı ve kontrol Celal Bayar'ın elindeydi. 1914'ten 1955'e bütün etnik temizliklerde rol oynamış olan Teşkilat-ı Mahsusa üyesi Celal Bayar inönüden beter çıktı ve iktidarı seçim yoluyla terk etmeyi reddetti. 1949 yılının bütün anti-CHP eğilimli kişileri 1954 sonrası otoriterleşme eğilimi gösteren DP karşısında CHP'nin yanındaydı. İnönü'ye karşı başlayan junta yapılanmaları 1960 yılında otoriterleşmeye kalkan, bunu da eline yüzüne bulaştıran DP hükümeti karşısındaydı.

1950 yılında yapılamayan darbe 1960 yılında gerçekleşti diyor ve AKP ile karşılaştırma yapıyor. Ömer Çelik tweet attı. ki bu hastalıklı zihniyetle ve tehditlerine boyun eğmeden milleti için dimdik duran liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sonuna kadar yanındayız, arkasındayız." diye bir tweet attı. Tweetini atarken Fahrettin Altun artı gerçeğin attığı tweeti de alıntılamış. Yani Menderes'le Erdoğan'ın fotoğrafı yan yana konulmuş. Onu Fahrettin Altun'un tweetinin altında görüyoruz. Ve tabii Devlet Bahçeli topa girdi.

Darbeci geleneğin siyaset ayağı olan CHP suçüstü yakalanmıştır. Türkiye'de sandık başında iktidar nasıl olacaktır? Bunu kim ya da kimler yapabilecektir? Cumhur İttifakı'nın bileği bükülmeden, Türk milleti diz çöktürülmeden gayrimeşru iktidar gayesi nasıl hayat ve zemin bulacaktır?" diye ifadeler kullandı. Bu sürecin sonunda en çok konuşulan videolardan birini de gazeteci Süleyman Özışık çekti. İktidara yakın gazetecinin videosu, epey tartışıldı.

Buradan Özgür Özel'e, Canan Kaftancıoğlu'na, onun yancılarına ve Süleyman Özışık kin ve nefret tohumları ekiyor diyen her kim varsa onlara tekrar söylüyorum. Bu ülke Abdülhamit döneminde sesini çıkarmamış olabilir. Adnan Menderes döneminde başını önüne eğip her şeyi görmezden gelmiş olabilir. Turgut Özal'ın zehirle ortadan kaldırılması döneminde sessizliğe bürünmüş olabilir. Erbakan dönemindeki postmodern darbe döneminde korkudan perdelerini açmamış olabilir. Ama biz size hiçbir şart ve şekilde Recep Tayyip Erdoğan'ın değil kellesine tırnağını bile vermeyiz.

Şimdi neden çıktı bu darbe tartışması? Kime yarıyor? Ne oluyor? Aslında anketler bize her şeyi anlatıyor. Metropol şirketi çok güzel anlatıyor bunu. Metropol biliyorsunuz haftalık gelişmelere göre kimin oyu artmış, hangi liderin popüleritesi artmış anketlerini yayınlıyor. Şimdi 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın popüleritesi de, AK Parti'nin popüleritesi de zirveyi gördü. Toplum desteği, seçmen desteği hiç olmadığı kadar iktidarın arkasındaydı.

Fakat ekonomik sıkıntılar ön plana çıktıkça iş değişiyor. Yani hayat pahalılığı arttıkça enflasyon arttıkça işsizlik arttıkça bu sefer seçmen desteği iktidarın arkasından çekiliyor. Seçmen desteği düşüyor. Şöyle bir trend var. Güvenlikçi kaygılar ön plana çıktığı zaman seçmen iktidara yöneliyor. Ekonomist kaygılar ön plana çıktığı zaman seçmen iktidarın arkasından çekiliyor, muhalefete yöneliyor. Aslında bu anketlerde hep bunu görüyoruz. Yani bir terör saldırıları arka arkaya olduğu zaman ya da yine böyle bir darbe tehdidi olduğu zaman seçmen iktidarın etrafında kitleniyor, kenetleniyor. Yani AK Parti kendi seçmenini, kendi tabanını konsolide etmeyi başarabiliyor.

Ama insanlar dönüp baktıkları zaman ağa cebimizde paramız yok ya da işsiziz, iş bulamıyoruz demeye başladığı zaman iş değişiyor. Dolayısıyla buradan baktığımız zaman aslında tablo çok net ortaya çıkıyor. Neden bu darbe tartışması birdenbire peydah oldu ve böyle büyüdü, büyütüldü? Bu sebeple bu tartışma sürdürülebilir ve fakat İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı askıda fatura kampanyası da ekonomik zorluk boyutunu yine önümüze getiriyor. Yani bu tartışması bir yandan sürsün, sürdürülmeye çalışılsın ama halkın gündemi başka. Halkın gündemi şu, halkın gündemi cepte para yok ve iş yok. En son İstanbul Araştırma Merkezi bir anket yapmış bu Covid-19 salgını sürecinde nasıl etkilendi insanlar bu salgından diye. Bu ankete göre ailelerin %86'sı bu salgından maddi olarak etkilenmiş. Şöyle ki ailelerin %86'sında aile fertlerinden biri veya birkaçı işsiz kalmış ya da gelirinde düşüş olmuş. %86 yani hemen hemen herkes bu salgında kazanç kaybetti. Bu salgında fakirleşti. Onu anlıyoruz. Bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Askıda Fatura kampanyası çok ilgi gördü. 7 Mayıs saat 16 itibariyle 56 bin faturayla 7 milyon 255 bin liranın üzerinde ödeme gerçekleştirilmiş. Bununla birlikte 90 binin üzerinde ödeme bekleyen fatura

7 Mayıs tarihi itibariyle rakamlar böyleydi. Bu kampanyaya ilerleyen bölümlerde tabi daha detaylı bakacağız. Onu da söylemiş olalım. Evet Tren Topiği'nin 11. bölümünün sonuna geldik. Apple Podcast'ta yazdığınız güzel yorumlar için ayrıca teşekkür ederim. Yeni bölümde görüşmek üzere.

Altyazı M.K.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)