
3.060 kelime · ~15 dk okuma
Merhabalar, ben Nemşin Bey. Götren Topik'in 16. bölümüne hoş geldiniz. Değişik bir bayram tatili geçirdik. Covid-19 sebebiyle rafa kalkan birçok gündem maddesi yavaş yavaş hayatımıza girmeye başlıyor. Bu bayram tatilinin en çok konuşulan ismi Ali Babacan ve Deva Partisi oldu.
YouTube'da nereyi açsak karşımıza Ali Babacan çıkıyordu. Trend Topik'te bunun için de bir bölüm hazırlıyorum. Onu da yakın zamanda paylaşacağız ama şimdi bu sefer değişik bir şey ele alacağız. Amerikan başkanlığı seçimlerinde demokatların adayı Joe Biden'ı değerlendireceğiz. Neden? Bu bölümle ilgili bana ilham veren bir tweet oldu. Bilkent Üniversitesi'nden öğretim üyesi Berk Esen, Amerikan seçimleriyle ilgili esprili bir tweet atmış. Diyor ki, ''Vay be arkadaş, yok denetleme kurumlarıymış, 350 senelik anayasaymış.'' falan hikaye. Amerika'da bir kesim 3 sene Trump başkanlığı sonrası tatava yapma basket çizgisine geldi. Bizim gibi 18 sene muhalefette kalsalardı herhalde milişya kurup söke dağlarına çıkarlardı.
diye yazmış. Epey güldüm. Bunu şunun üzerine yazmış Berkesen. Nation gazetesi yazarı Kata Pollitt ve köşesi var. Köşesinde şöyle yazmış. Benim adayım Biden değildi. Tamam ama şu anda mühim olan Beyaz Sarayı Trump'tan geri almak. O nedenle Joe Biden, bebekleri pişirip yemiş bir kişi bile olsa ben oyumu Biden'a vereceğim. İdeali bir açıklama. Yer yer Türkiye'yi de hatırlatıyor. Türkiye'de gezi süreci sonrası yerel seçimlerde hatırlarsanız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na Sırrı Süreyya Önder HDP'den aday olmuştu. Önder Gezi sürecinde çok ön plana çıkmıştı. Genç, beyaz yakalı seçmenin çok ilgisini çekmekteydi. Gezi'nin kahraman siyasetçilerinden bir tanesiydi. CHP'nin de o zaman adayı Mustafa Sarıgül olmuştu. Önder Sarıgül'ü eleştiriyordu tabii. Sevgili Sarıgül, dedin ki... Bunlar bugüne kadar iyi şeyler yaptılar, biz daha iyisini yapacağız. Ben de diyorum ki AKP belediyelerinin bu halka yaptığı iyi hiçbir şey yoktur. Yaptıkları her şey daha büyük sorunları doğuracak işlerdir.
Altyapı çalışmalarını bu memlekette hangi belediye olsa o yapmak zorunda zaten. Bugüne kadar yapılmamış olması hepimizin eksiği. Niye bu kadar az yapmalarının hesabını sorabiliriz? Tayyip Bey'e dünya lideri dedin, Kadir Topbaşı abim dedin. gazetecilerle görüştün Sarıgül ben bu ııı Tayyip Bey'e ve Kadir abime hiçbir şey demeyeceğim dedin. Çarşaf çarşaf yazdılar, yalan söylüyorsunuz diyemedin. Bak alnımız açık, yüzümüz ak. Bizim. Sonra bana Şişli Belediyesi'nin aferin. Tamam, Şişli Belediyesi'nin değil.
Sen gel muhalefet etmek istiyorsan bir gece oturalım böyle şeye de gerek yok. Televizyona önce ya da sonra çıkarız. Muhalefet hiç ömrünüzde yapmadığınız için hep böyle statükoya yaslanıp o abim, bu paşam, bu emmim, bu babam yoksul halka sen biraz sosyal demokrat, görgün, terbiyen olsa bu yoksul halka 300 takım elbisem var deyip fotoğrafını bastırmazsın. Siyaseti bilmiyorsun sen. O senin yaptığın tarz, siyaset artık bu halkta tiksinti uyandırıyor. Ne demek 300 takım elbisem var, onu da ben nasıl bir araya getireceğimi bilmiyorum. Bir kombinci tutmuşum, sabah birini yiyorum, öğlenden sonra birini yiyorum. Bunları söyleme, ayıptır. Bu memlekette senin bir takım elbise paranla bir ayı geçiremeyen insanlar var.
Sarıgül'ün ekibi CHP tabanı sırrı süreya öndere kaymasın diye, tatava yapma, bas geç, ortamlarda sorarlarsa sırrıya verdim dersin gibi sosyal medya sloganları kullanmışlardı. Tabii şunu da hatırlatalım, o zamanlar sosyal medya zaten hayatımızda görece yeniydi. Twitter falan Türkiye'de, bilhassa Twitter, aslında gezi süreciyle bilindi, yaygınlaştı. Hele hele sosyal medyada politika çok daha yeniydi. O zaman için çok yaratıcı sloganlardı bunlar. İşte tatava yapma, bas geç vs. Epey paylaşılmıştı, kullanılmıştı. Dediğim gibi bu bölümünde Amerikan siyasetine biraz bakacağız. Şimdi Trump'ın çılgın açıklamalarını hepimiz görüyoruz. İşte bütün dünya dalga geçiyor falan filan. Fakat Biden tarafı o kadar yakından takip edilmiyor. Tamam Trump çok değişik bir siyasetçi. Ya bu ne biçim adam falan diyoruz baktığımız zaman ama Biden nasıl birisi ki? Acaba yaklaşan Amerikan başkanlığı seçimlerinde Biden Trump'ın önüne geçebilecek mi? Bir Biden'a bakalım. Biden kim, ne yapıyor orada? Amerikalılar tatava yapma bas geç noktasına geldi. Ve bu tatava yapma bas geç işe yarayacak mı acaba? Türkiye'de işe yaramamıştı o slogan. Bunun da altını çizmiş olalım.
Biden, Obama kabinesinde 2009-2017 yılları arasında başkan yardımcısıydı. Kendisini oradan tanıyoruz. Hatta Obama, 2017 senesinde Biden'a kendi veda konuşması sonrasında özel bir etkinlik organize etmiş ve Biden'e özgürlük madalyesi vermişti. Ama sadece birçok insanla birlikte olmak istedim.
bu harika yolculuğun süresi için, ama bu ülkeye sahip olmak için tüm profesyonel hayatını ödüyor. Amerika'nın en iyi başbakanı, Mr. Joe Biden. Yalnız tabii Biden, Erdoğan hükümetine hiç de sıcak bakmayan biri. Bir kere onu söylemiş olayım. Zaten hatırlayın, Türkiye Trump'ın seçilmesi, demokratların seçilmemesi için 2017'de epey uğraşmıştı. Yani Hillary Clinton seçilmesin diye epey uğraşmıştı. O zamanlar hükümete yakın medyanın yaptığı yayınları bir hatırlayın. Demokratlar Erdoğan'a soğuk bakıyorlar, mesafeli bakıyorlar. Yani Obama döneminde o ipler bir kere koptu. Obama, Erdoğan'ın
güvenilir bir lider olmadığını düşünmeye başladı. Başlarda araları çok iyiydi. Fakat daha sonra Erdoğan'a güvenmemeye başladı. İpler koptu. Onun için Türkiye'de hükümet de Trump'tan yana bütün kartlarını, kozlarını oynadı. Biden'da uzun yıllar Obama ile çalışmış ve o süreci çok yakından yaşamış bir isim. Dolayısıyla Biden'ın seçilmesi Türkiye için zor günler demek. İşte Türkiye'ye karşı rafta tutulan pek çok yaptırım uygulanmaya başlanabilir. Hatta Erdoğan'ın işte Amerika'da var ise bu mal varlığı meselesi farklı şekilde gündeme gelebilir.
Tabii bu siyaset günü sonunda belli de olmaz diye notta düşelim. Efendim gelelim Joe Biden'a. Kendisi 1942 doğumlu. Ta 1988'de bir de 2008'de başkan adaylığı için yarışmıştı. İkisini de kaybetmişti. Yılların kurt politikacısı. Tecrübe iyi bir şey ama tabii uzun yıllar politikada kalmak yani yıpranmayı da beraberinde getiriyor. 1972 yılında Biden'ın eşi ve kızı alışverişten dönerken araba kazasında yaşamını yitirmişti.
1975'te ikinci eşi Jill ile evlendi Biden. İki kere beyin ameliyatı geçirdi. Anevrizma var beyninde. Uzun bir siyasi yaşamı var. 2002 yılında George Bush'un Irak operasyonunu düzenlemesi için lehte oy kullanmış. 77 senatörden biri. Ve bu mesele de tabii hala Biden'ın önüne geliyor. Siyasi geçmiş uzun olunca taşınan bagaj da büyük oluyor, ağır oluyor.
Joe Biden tam anlamıyla establişman yani status quo Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Trump'da seçimi hatırlayalım. Yine bir establişman figürü Hillary'e karşı kazanmıştı. Drain the swamp'tı Trump'ın sloganı ve Trumpçıların yani bataklığı kurut. Şunu diyor Dupu Trump işte bu Washington öyle bir bataklık ki işte bu bürokrasi 40 yıldır bu çeşmenin başını tutanlar, bu eski tip politikacılar falan Amerika bir başarısızlığa gömüldüyse bunun nedeni budur, bu bataklıktır. Bu bataklığı kurutacağız diye gelmişti. O bataklık diye tanımladığı kişilerden bir tanesi de tabii Joe Biden. Biden 2020'de Trump'a karşı Demokratların adayı ama tabii öncesinde Biden Demokratlar için de 26 farklı adayla yarışa girdi. Onu biraz açalım. Amerika'da partilerin başkan adayları partilerin kendi içlerinde ön seçim sürecinden geçiyorlar. Bernie Sanders. öne çıkan bir diğer isimdi. Demokratların aday adayı. Hani o aday olursa Trump'a karşı kazanabilir diye analiz yapanlar çoktu. Bu Demokrat Parti içinde Biden çizgisi, bu Ocasio-Cortez çizgisi, AOC çizgisi biraz daha sol kanadı. yenilikçi bir kanadı temsil ediyor. İşte Bernie başkan adayı olur, parti daha sola kayar falan diye bir beklenti vardı ama ön seçimlerde Bernie beklediğini bulamadı. Yani şöyle, Bernie'nin hesabı özellikle bu Latino oylarının yani Latinoların sandık başına gideceği ve kendisine oy vereceği şeklindeydi ön seçimlerde de. Şöyle bir durum varmış, Amerikan siyasetinde geleneksel olarak Latinolar pek sandık başına gitmiyorlar.
Bir mesele de bu. Latinolar gelir oy kullanır diyordu. Beklediğini bulamadığı seçimlerde çekildi. Joe Biden partinin başkan adayı oldu. Joe Biden evet biraz işte düzenin temsilcisi bu var. Öte yandan yaşı büyük, yaşını da gösteriyor. Böyle genç, enerjik bir hali pek yok. Bir de çok gaf yapıyor. Geçen Joe Biden şöyle bir şey söyledi mesela, bu çok konuşuldu. Fakir çocuklar da en az beyaz çocuklar kadar yeteneklidir dedi mesela.
Yani bütün beyazlar zengin mi diye de... Şimdi cumhuriyetçi taban aslında zaten Trump'a oy verenler, daralan orta sınıf, yani parasını kaybetmiş orta sınıf, fakirleşmiş olan beyazlar, yani fakir beyazlar da var, bütün beyazlar zengin değil ki Amerika Birleşik Devletleri'nde. Ve Trump'ın beyzini de, seçmen kitlesini de ağırlıklı olarak bunlar oluşturuyor. E şimdi aynı açmaz. Yani Amerikan nüfusu belli. Kimin kime oy verdiği belli. Şimdi kim öbür taraftan oy alabilirse o kazanıyor. Dolayısıyla yani Biden'ın aslında Orta Amerika'daki fakirleşmiş beyazların oyunu alabilmesi lazım ki Trump'ın karşısında kazansın. Şimdi bu gaf kötü oldu. Bana oy vermeyen siyahlar gerçek siyah değildir dedi mesela. Böyle katıldığı bir yayında. Bu da bir gaf olarak değerlendirildi. Bağımsızlık bildirgesine atıf yaptığı bir konuşmasını da bildirgenin adını unuttu.
Şeyi biliyorsunuz şeyi dedi böyle kendisini dinleyenlere. Durumu idare etmeye çalıştı. Missouri Senatörü Chuck Graham'ı bir meetingde tanıtıyordu insanlara. Chuck hadi ayağa kalk, ayağa kalk da insanlar seni görsün dedi. Halbuki senatör tekerlekli sandalyede bir kişi.
Ayrıca, Cumhuriyet Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti Cumhuriyeti YouTube'da Biden için gaf makinesi diye de bir video hazırlamışlar. Bir de asıl şimdi taciz iddiası gündemde. Tara Reid, 1993'te ekibinde çalışırken Joe Biden'ın kendisine taciz ettiği iddiasıyla gündeme oturdu. Yalnız sağcı medya, solcu medyayı bu meseleyi görmezden gelmekle suçluyor.
Trump Supreme Court'a, anayasa mahkemesine Brett Kavanaugh isimli bir yargıcı atama kararı almıştı. Çok tartışma olmuştu. Demokratlar istemiyorlardı bu ismi, çok muhafazakar bir isim diye. Ve atanmadan önce de Kavanaugh'la ilgili bazı iddialar gündeme gelmişti, taciz iddiaları. İşte lisedeyken, kolejdeyken Kavanaugh bazı kızlara tecavüz ettiği, kızlara taciz ettiği iddiaları çarşaf çarşaf yer almıştı. New York Times'de, Washington Post'ta, orada burada hatta Kavanaugh konuyla ilgili senato da ifade verdi.
Şimdi, Tara Reid iddiasıysa sol medyada neredeyse hiç yer bulmuyor. Times konuyla ilgili bir araştırma yaptı. Fakat gazete diyor ki, bizim yaptığımız araştırma sonucunda burada bir taciz olayına rastlanamadı deniyor. Çünkü tabii sağ medya da sol medyaya diyor ki, kardeşim siz ne biçim medyasınız, bizi eleştiriyorsunuz, bak burada taciz olayın üstünü örtmeye çalışıyorsunuz diyor. Sol medyada, demokrat medyada bunlar Biden'a yıpratma çabaları diyorlar. Tatava yapma, bas geç diyorlar yani.
Şimdi durum böyleyken Joe Biden başkanlık seçiminde ne yapar sevgili arkadaşım? Voice of America, Amerika'nın sesi muhabiri Dilge Timuçin'e soracağım. Dilge Washington DC'de çalışıyor ve haliyle Amerikan siyasetini çok yakından takip ediyor. Evet, Dilgeciğim, hoş geldin. Şimdi bu podcast'ta şunu dedim ben açarken. Dedim ki yani Trump, herkes konuşuyor işte attığı çılgın tweetler, deli dili açıklamalar, şu bu falan. Yalnız Türkiye kamuoyu Biden'ı çok bilmiyor. Yani evet, tabii sosyal medyada, yani Amerikan sosyal medyasında çılgınca şey var Biden'la ilgili paylaşım ama Türkiye'de kimse onun üzerinde durmuyor. Nasıl görünüyor Biden? Yani seçilebilir mi Trump karşısında?
Nevşin, şu gün itibariyle bütün anketler aslında Biden'ı önde gösteriyor. Baktığında ortalamada, hani yandaş olan anketlerde de Biden en az 8 puan önünde gözüküyor, Trump'ın önünde gözüküyor. Seçilebilir tabii ki daha Kasım'a çok var. 3 Kasım'da seçimler, çok şey değişebilir. Gördün işte 3 ayda neler değişti dünyada. Bundan sonraki 6 ayda neler olur göreceğiz ama
Biden 78 yaşında ve yüksek risk uyrunda. Trump kadar da çok böyle cesur davranmıyor. O yüzden internet üzerinden yürütüyor seçim kampanyasını. Öyle olunca da çok fazla esamesi okunmuyor diyebilirim. Trump her gün Twitter'dan açıklamalar yapıyor. Her gün televizyonda. İşte zaten bir korona gücü oluşturmuştu. Her gün Beyaz Saray'dan basın toplantıları yapıyordu. Hatta bununla ilgili de konuşuyordu işte. Hani reytinglerinin iyi olduğunu bile söylüyordu.
Hani reyting olarak baktığımızda, görüntü olarak baktığımızda Biden'ın çok etrafta olmadığını söyleyebiliriz. Bugün, yani bu geçen gördüğümüz, maskeli fotoğraf vermiş. Trump maske takmıyor ya, hani böyle güçlü lider gibi gözükmek istiyor. Maskeyle pek ortalık yok. Biden bir de bu siyah maskelerden takmış, öyle fotoğraf vermiş.
O da herhalde orada böyle bir sorumlu lider şeyini mi işlemeye çalışıyor demokratlar, değil mi? Muhtemelen öyle. Evet, Trump ulusal anma gününde gitti, çelenk koydu ve hiç maske takmadı, göstermedi kendini yine maskeyle. Ki daha önce zaten Ford fabrikasında da maske takmamıştı. Basın sorduğunda da şöyleydi, size bu zevki vermeyeceğim diyecek kadar da açık konuştu Donald Trump aslında.
Biden'a baktığımızda da evet maskesini taktı ve aslında şunu sağlamış oldu. O günkü bütün haber kanallarına, internet sitelerine bakarsanız Trump'la Biden'ın fotoğrafı yan yana konuldu. Maske takan, maske takmayan şekilde. Şimdi onu da diyordum. Mesela bu teröri dolayında işte Biden'ın taciz ettiğini söylenen. Mesela bu New York Times'ın haberi cover'ıcı, işte Washington Post'un cover'ıcı falan çok farklı. Burada biraz basın da yani çok mu gaz veriyor Biden'a acaba? Ne olursa olsun, taştan olsun, demokrat olsun artık Biden, Mayden neyse biz buna vereceğiz desteği. Yeter ki Trump seçilmesin. Yalnız bu tavır ters tepmesin insanlarda.
Bu yanılığı görüyoruz. Herkesi takip etmeye çalışıyorum. Yani Cumhuriyetçi tarafı da takip etmeye çalışıyorum basında, Demokrat tarafı da ve kesinlikle evet Biden konusunda haklısın. Büyük bir ittirme söz konusu. Hatta Sanders ve Biden varken de yine Biden'a yönelik olarak daha fazla bir destek görüyordum. Çünkü Demokrat Parti'nin bir yapısı var ve bu yapının bozulmasını istemeyenler var. Haliyle basında da bu yönde dediğin gibi coverage'lar vardı.
Ama ters tepermi bundan emin değilim. Bu tamamen Trump'ın bu gelecek altı ayda nasıl bir performans göstereceğine bağlı. Ve şu ana kadar baktığında, evet, Amerika'da işsizlik aldığı başına gidiyor, ekonomi kötü durumda. Ama Trump bir ortak düşman yaratma konusunda bayağı iyi davrandığını söyleyebilirim bir siyasetçi olarak. Çin'i sürekli hedef gösteriyor. Bu açıdan bakarsan Trump'ın tamamen performansına bağlı olarak gelişecek.
Biraz şeyden bahsettim, Biden gaf makinesi diyorlar, şu bu. Asıl tabii bir de bu Ukrayna rezaleti meselesi var. Yani kısaca sen şimdi daha iyi hatırlatırsın. Biden'ın oğlu Ukrayna'da ulusal gaz şeyinde çalışıyor, şirketinde. Değil mi? Doğalgaz şirkette, yanılmıyorsam. Doğalgaz şirkette çalışıyor Holden, yöneticilerden bir tanesi. Ve işte Trump da demiş ki Ukrayna liderine, ya işte bu Biden'ın oğlunun yediği naneleri çıkar ortaya, bu Biden'ların üstüne git, sana yardım vereceğim, yardım yapacağım sana.
işte mali yardımların önünü açacağım falan deyince aşina olduk ama aslında yani Biden'ın oğlunu da öyle bir pozisyona yerleştirmiş olması biraz garip bir şey değil mi Dilge bir yandan? Orada Çeşme'nin başını tutmuş oğlu, oh yani. İşte Obama'ya da ondan sonra Biden şey yapıyor, ama Ukrayna'da şöyle yapalım, böyle yapalım, şöyle bir dış politika oluşturalım falan yani ciddi bir çıkar çatışmasının içinde aslında. Yani baktığında, evet böyle bir görevde bulunmasının, oğlunun bir hata olduğunu kabul etti Biden ama bir yandan da işte Trump'ın azir sürecinde dolaylı olarak başlatan kişi oldu. Öyle de bakmak lazım. Ve açıkçası o süreçte, işte bu azir soruşturmasının önünü açan süreçte neydi? Hunter Biden, oğlu, işte Ukrayna Devleti'ne ait bir doğal gaz şirketinin yönetim kurulu üyesiydi. Şey yolsuzluk iddialarını araştırması için Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı'na bir baskı yaptı.
Ters tepki Nevşin. Aslında o dönemki haberlere baktığımızda, o dönemki anketlere baktığımızda da Biden'ın puanlarının yükseldiğini söyleyebilirim. Çünkü Trump kendini epey kötü duruma düşürdü bu süreçte ve Snow oldu sonuçta. Aziz soruşturmasına maruz kaldı. Evet, pardon. Ben Biden'in oğluna Holden dedim galiba. Hunter Biden. Doğru, Hunter Biden. Böyle bir Ukrayna şeysiyle de yani sen diyorsun ki bu Ukrayna skandalı bile Biden'in hanesine diyorsun puan yazdırdı.
Yazdırdı. Yazdırdı. Kesinlikle. O dönemki anketlerde bunu göstermişti. Çok iyi hatırlıyorum. Peki Biden seçilirse bu Türkiye için ne anlama geliyor? Biden dış politikada çok deneyimli bir isim baktığında. O da zaten Obama döneminden gelen bir durum. Ama öncelikle zaten Amerika'ya yönelicekti. Amerika'daki büyük tartışma şu anda sağlık sistemi.
Yani ne dış politika, ne Afganistan, ne Irak, ne Türkiye şu anda. Sağlık sistemi, koronavirüsü, bu salgın Amerikan sağlık sisteminin ne kadar kötü olduğunu bütün dünyaya göstermiş durumda. Kendi halkına göstermiş durumda. Halk ne diyordu? Ben hasta değilim, niye sağlık sistemi sosyal devlet sistemine geçsin? Ben niye kendi vergimle başkalarının hastalığı için para ödeyeyim ki diyordu. Şimdi yavaş yavaş
Bunun bu kadar kolay olmadığını anlamış durumdalar. O yüzden Biden zaten seçilmek için şu anda bu sağlık sistemiyle ilgili vaatlerde bulunmak zorunda. Ve iş başına geldiğinde de dış politikadan önce iç politika öne çıkacak. Bütün içeride olan bitenler sağlık sistemiyle ilgili başta olmak üzere ve ekonomiyle ilgili başta olmak üzere. Ondan sonra sıra Türkiye'ye gelirse. Yani Irak Savaşı'nı desteklemişti döneminde ama sonra bundan geri adım atmış bir isim. Türkiye'ye karşı sert söylemleri olduğunu biliyoruz. Bu Suriye konusunda özellikle. Ermeni iddialarıyla ilgili de açıklamaları var geçmişte. Bununla ilgili ne gibi adımlar atacağını göreceğiz. Ama bu adımlar seçilse bile hemen atılacak adımlar değil.
Bernie Sanders olursa sence şansı daha fazla olur muydu? Olmazdı. Demokrat Parti'nin bir yapısı var, çok geçmişe dayalı. Yani belli güç odaklarıyla, ilaç firmalarıyla, otomotiv firmalarıyla bu sektörlerle girif ilişkisi olan bir parti. Ve Bernie Sanders tamamen alıp bu partiyi daha sola kaydırmaya çalışıyordu.
Sanders kadar olmayacak ama merkeze kalacak, Demokrat Parti'nin merkez bitkilerini savunacak bir kişiye ihtiyaç vardı. Demokrat Parti zaten Sanders'ın aday olmasına çok izin verecek gibi gözükmüyordu. Hatta şöyle söylentiler de vardı, işte Barack Obama'yla Sanders sık sık telefonda görüşüyordu ve Obama da bir şekilde Sanders'ın geri çekilmesinde etkili oldu diye. Tabii bir şey daha var. Ama şöyle bir şey, bu sonuçta yani bu primarilerde, ön seçimlerde milletin vereceği oya bakmıyor mu? Yani değil mi sonuçta? Hani ne kadar herkes gitse, Sanders'a oy verseydi akın akın ön seçimlerde, o zaman Obama'nın araya girmesi de bir şey değiştirmezdi herhalde. Burada sanırım şunu da eklemek lazım, bu süreçte bir de Sanders biliyorsun bir kalp krizi geçirdi. Bunu çok fazla ön plana çıkarmak da istemedi ama kararında bunun da etkili olduğunu düşünüyorum. Bir de tabii Amerika'nın seçim sistemi sadece en fazla oyu alan seçilir şeklinde olmadığı için bu ön seçimlerden, eyaletlerden delegeler gönderiliyor. Baktığında aslında 2016 seçimlerinde ki senle o dönemde çok yayın yapmıştık, o zaman hızlı akıp gidiyor. Hillary Clinton ne oldu? Hillary Clinton oyların çoğunu aldı aslında. Ama gerekli eyaletlerden çoğunluğu alamadığı için delege sayısı az kaldı. Başkan delege sayısıyla seçiliyor Amerika'da. Haliyle Trump başkanı oldu. Yani Sanders için de benzer bir senaryo olabilirdi ama tabii bunu asla bilemeyeceğiz.
Evet, asla bilemeyeceğiz. Bakalım. Göreceğiz. Dilge Timuçin, kolay gelsin. Bu arada Voice of America'yla ilgili de şöyle bir şey oldu değil mi ya? Ben seni yakalamışken. Bir böyle şey görmüştüm. Eleştiri. İşte Voice of America sonuçta devlet tarafından fonlanan bir kuruluş. Voice of America çalışanları hem devletten maaş alıyorlar hem Trump'la dalga geçiyorlar diye. O siz Türkçe çalışanları değildiniz ama herhalde.
Kırk dilden fazla dil servisimiz var. Yani kimsede tabi aslında dalga geçmiyor ama Voice of America kongre tarafından fonlanıyor. Donald Trump bizi biraz eleştiriyor. Çin yanlısı davrandığımızla ilgili ama aslında bütün mesele şu anda VOA'nin de bağlı olduğu Amerikan Küresel Medya Dairesi'nin başına gelecek CEO'nun atanmasıyla ilgili. Donald Trump'ın bir adayı var. Adayın Senato'da onaylanması lazım. Hatta geçen hafta da zaten Dış İlişkiler Komisyonu'nda adaya onay verildi. Michael Peck isminde bir aday. Senato'da oynanacak. Aslında bütün sıkıntı buradaydı. Çünkü Demokratlar iki yıldır bu oynamayı erteliyordu. Ama bir dalga geçme şeklinde değildi durum. Bir şey daha var tabii. Evet, Kongre tarafından fonlanıyor ama 70 senelik bir kurumdan bahsediyoruz. 46 senesinde bağımsız ve tarafsız haber yapmak konusunda bildirgesi hazırlanmış. Bu nedenle zaten tarafsız olmak zorunda olan bir kurum MIOE. Yani öyle bir sıkıntımız henüz yok. Peki, Dilke çok teşekkürler. Ağzına sağlık. Sağ olasın.
Evet, yani tabii yeri gelmişken hemen gazetecilerin Amerika'da da olsa sorunlarını dile getirelim dedim. VOA'nin derdiyle, Voice of America'nın derdiyle de noktalamış olalım bu hafta. Evet, işte bu sefer böyle yani. Bu Trend Topik bölümünde biraz Biden kim, ne oluyor, nedir, ne değildir, Amerikan siyaseti nereye gider üzerinde durmaya çalıştım. Yeni bölümlerde görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.