
2.168 kelime · ~11 dk okuma
Merhabalar Trend Topek'in yeni bölümüyle karşınızdayız. Şimdi bu bölümde ne yapacağız? Bu bölümde masadan gireceğiz, camiden okunan Çavbevla meselesinden çıkacağız. Çünkü son dönemde Türkiye'nin gündemine bu iki mesele oturdu. Masa derken neden bahsediyorum? İlk masa teklifi İYİ Parti lideri Meral Akşener'den geldi. Meral Akşener hafta sonu Fox TV'de konuktu, İlker Karagöz'ün programında. Ve orada tüm liderler bir araya gelsin diye bir teklifte bulundu. Şöyle dedi.
Sizin aracılığınızla bir çağrı yapmak istiyorum. Siyasi kimliğim baki kalmak üzere bir anne olarak anneler gününde bu çağrım Sayın Erdoğan'a, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na, Sayın Devlet Bahçeli'ye, Sayın Temel Karamollaoğlu'na, Bu çağrım Sayın Gültekin Uysal'a'dır, Sayın Ahmet Davutoğlu'na'dır, Sayın Ali Babacan'a'dır. Dolayısıyla bir masa etrafında toplanmamız lazım. Bu ülkenin vatandaşları olarak, bu ülkede uzun yıllar hizmet etmiş insanlar olarak. O ortak aklı işletmemiz lazım. Ortak akıl önemli bir kavram.
Bu masanın adını da memleket masası diyorum ben. Memleket masasının etrafında toplanmamız lazım. Akşener Cumhurbaşkanı'nın da ismini telaffuz etmişti. O da masada olsun demişti ama Cumhurbaşkanı'ndan bir yanıt gelmedi. Zaten şimdi bu yeni sistemde malum saray çevreleri Cumhurbaşkanı'nı başka bir yere oturtmaya çalışıyorlar. Bir nevi siyaset üstü konumlandırıyorlar Cumhurbaşkanı'nı.
Genelde muhalefetten gelen bu salvo'lara, açıklamalara gerek görmezlerse Cumhurbaşkanı bir şey söylemiyor. Cumhur İttifakı'nın diğer ortağı Devlet Bahçeli cevap veriyor bu salvo'lara. Bu sefer de öyle oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli bir tweet attı ve bu masa teklifine şöyle cevap verdi. Milliyetçi Hareket Partisi'nin sakat masa kurmanın telaşında olanları ciddiye alması ham bir hayaldir. Memleket masası diyorlar. Ne var ki memlekete ve millete zehir diyeti dayatıyorlar.
Buna itibar edecek aklı başında ve kalbi vatan için çırpan hiç kimse bulunmamaktadır. Türkiye'nin bu tür hasarlı masalara ihtiyacı yoktur. Bu teşebbüs hezeyandır. Türk milletinin masalara ve şer oyun kuruculara değer vermesi imkansızdır. Baksınlar işlerine, otursunlar lekeli ortaklarıyla, fiskos yapsınlar durmadan, nasılsa aracılarda yok, konuşsunlar doğrudan. Böyle bir tweet attı Devlet Bahçeli. Malum Devlet Bahçeli'nin tweetleri ve tweetselleri de meşhur. Bir başka bir araya gelelim teklifi. Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu'ndan geldi. Saadet Partisi'nin sosyal medya ekibi malum çok yaratıcı. Bu sefer de Saadet Partisi'nin ekibi 19 Mayıs için tweet paylaştı, bir mesaj. Orada böyle bir Zoom toplantısını canlandırmışlar. Toplantıda da bütün siyasiler ekran başında birbirleriyle konuşuyorlar.
Bugün 19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı. Bu vesileyle herkesin bayramını tebrik ediyorum. Ülke olarak zor günler geçiriyoruz. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın son derece önemli olduğu şu günlerde konuşmak ve meselelerimizi ortak akılla çözmek en büyük ihtiyacımızdır.
Ayrıştıkça değil, birleştikçe, bir araya geldikçe hem millet olarak hem de ülke olarak güçlenebiliriz. Buna samimiyetle inanıyorum. Karamoğlu oğluna Ahmet Davutoğlu ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olumlu yanıt verdi. Yani neden olmasın, iyi olur dediler. Tabii tüm bunların arasında bir HDP tartışması oturdu. İktidar tarafı Millet İttifakı'nı buradan sıkıştırmayı tercih ediyor. İttifakın içinde CHP var, İYİ Parti var, HDP yok ama HDP stratejik olarak yerel seçimlerde Millet İttifakı adaylarına oy vermişti.
Şimdi iktidarda sık sık İYİ Parti'yi HDP ile iş birliği yapmak konusunda sıkıştırıyor. İYİ Parti lideri Meral Akşener zaman zaman bu gelen açıklamaları, iktidarını sıkıştırmalarını, HDP bizim için PKK'nın siyasi koludur, görüşmüyoruz, konuşmuyoruz diyerek geçiştiriyor. Fakat bu sefer tartışma biraz alevlendi. Sırrı Süreyya Önder, Ruhşen Çakır'a verdiği röportajda İYİ Parti ile HDP'nin adaylıklar konusunda istişare yaptığını söyledi.
Selahattin Bey'in o ilk açıklamasındaki bir cümle vardı. Dedi ki, gerekirse bağrınıza taş basarak gidin oy verin. Bir takım öngörülerim vardı ve aşağı yukarı tamamına yakını doğrulandı. Çünkü dedim ki herkes gidin oy verin kısmını öne çıkaracak. Bir Allah'ın kulu acep çıkar mı? Yani bizim bu desteğimizle yerel yönetimlerde seçimi kazanacak insanlar. Ya baba niye bağrınıza taş basıyorsunuz? Bu soruyu destek vereceğimiz bir büyükşehir adayı ya da o partinin bir yöneticisi sorar mı diye çok bekledim doğrusu. Çünkü bu çok ağır bir laf.
Ha, böyleyse ilkesel ve açık olmayan hiçbir şeye taraftar değilim ben, kişisel olarak. Muhtemelen dışarıda olsaydım, ben de partimin işaret ettiği doğrultuda tutumumu ortaya kordum. ama etkim olabildiğince bunu açık ve şeffaf ve ilkeler etrafında yaptırtmaya zorlardım. Olmaya da bilirdi. Çünkü ilkeler taktiklerden farklıdır. İlkeler bugünden yarına konjöktüre göre değiştireceğiniz şeyler değildir. Bu anlamda Halen'de geç kalınmış değil. Halen'de geç kalınmış değil. Dün bize
aracı gönderen, işte şurada kiminle çalışalım, nasıl çalışalım, şunu nasıl yapalım diye fikrimizi merak eden bir siyasal parti, bugün bize koordinat biçemez iyi partiyi kastediyorum. şurada duruyor bizim nazarımızda şuradadır falan gibi bir şey diyemez. Bu saygısızlığı bugün yapabiliyorlarsa o gün bizim bu ilkesel şeyi dayatmış olmamamızdan dolayıdır. Hiç iyi partiye kızmıyorum. Ya da onun liderine. Biz o gün böyle yapmakla ve bu bağra basılan taşı da kimsenin merak etmemesiyle
Bugün böylesi değerlendirmelerin muhatabı oluyoruz. HDP eş başkanı Mithat Sancar, Sözcü TV için kendisiyle yaptığı röportajda görüşmeleri böyle olmadığını söyledi. Başka konularda konuşma olur ama adaylar konusunda, adayların kim olacağı konusunda, seçim konusunda konuşmadık dedi. Sırrı Süreyya Önder'in açıklamasında da, eş başkanımız Perlin Bulda'nın açıklamasında da bu netlikte bir şey yok. Sizin söylediğiniz gibi ya da medyada dolaşan gibi değil. Şimdi Sırrı Süreyya Önder'in medyaskoptaki konuşmasının tamamı 30-40 saniye. Ama ondan önce başka bir şey var. Sonrasında başka bir şey var. Seçimleri kastettiği
çıkmıyor oradan. Esasen yarım saat önce, bir saat önce Sırısöy'e önder bu tartışmalar üzerine yazılı bir açıklamayı Medyaskop'a gönderdi ve Medyaskop'ta bu açıklama yayınlandı. Orada da Kastın'ın seçimlerle ilgili pazarlıklar olmadığını söyledi. Bizim seçimler dolayısıyla İYİ Parti ile herhangi bir pazarlığımız veya herhangi bir müzakeremiz olmamıştır.
Peki bu yerel seçimdeki bu sistem bir genel seçimde, bir erken seçim olursa, çalışır mı? Yoksa orada iş başla mı? Bizim ittifak politikamız açıktır. Eğer bir ittifak olacaksa bu açık olacaktır. Bizim içinde yer alacağımız ittifaklar mutlaka açık ittifak olacaktır. Gizli kapaklı örtülü ittifaklar önerisi gündeme bile gelmeyecektir.
Bunu şimdiden söylüyoruz. Kimse bize böyle bir gündemle gelmez. Zaten hani biz bunu söylediğimizde sanılıyor ki eskiden örtülü ittifaklardı. Hayır. Bizim 31 Mart'ta 23 Haziran'da politikamız kendi politikamızdı. İttifak politikamız tabanda ittifaktı. Demokrasi ittifakıydı. Yukarıda değil.
Bu tartışmaya bir ek de tecrübeyi Kürt siyasetçi Ahmet Türk'ten geldi. Türk Sırdı Süreyya Önder'in açıklamasına hayretle karşıladım. Siyasette saklı kalması gereken bazı şeyler vardır. Şahsen bu dönemlerde yerelde politika yaptığım için böyle bir ilişkinin olup olmadığı konusunda bir şey söyleyemem buna şahit olmadım dedi. Şimdi, gelinen noktada masa teklifleri arda arda. Beral Akşener millet masası oluşturulsun derken HDP'yi saymadı. Yani böyle bir siyasi strateji izliyor parti. Hem işte kendi tabanını küstürmek istemiyor. Ama öte yandan real siyasette de belli ki dolaylı dolaysız bir şekilde bir paslaşma oluyor. Zaten aslında bu da niye garip seniyor? Bu da bir acayip. Bu da halet-i ruhiyemizin nereye geldiğini gösteriyor.
Siyaset demek günün sonunda demokrasi demek. Eğer HDP terör iltisaklı bir parti ise anayasa mahkemesi bu partiyi kapatması gerekir. Fakat öte yandan böyle bir kanıt olmadığına göre anayasa mahkemesi HDP'yi kapatmadığına göre Bu işin neresinden tutacağız? Normal olarak muhalefet bir araya geliyor ve bir takım stratejiler belirliyor. Zaten siyaset böyle yapılır. Yeri geldiği zaman uzlaşarak, yeri geldiği zaman beraber hareket ederek, yeri geldiği zaman tartışarak yapılır. Demokrasi içerisinde siyaset böyle yapılır.
İşte iktidar bunu kullanmayı seviyor. HDP, terör partisi. Siz de bu terör partisiyle bir araya geldiniz diyerek İYİ Parti'nin tabanına sesleniyor aslında iktidar ve tabanı ile İYİ Parti'nin arasını açmaya çalışıyor. Şimdi masa teklifinden devam edelim. Temel Karamoğluoğlu'nun masa teklifinde ise HDP var, başka partiler yok. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçe'nin görseli örneğin Saadet Partisi'nin 19 Mayıs için hazırlanan görselini de kullanmamış.
Şimdi tam işte muhalefet böyle bir araya gelelim, görüşelim, konuşalım, siyaset böyle yapılır. Türkiye çok zor günlerden geçiyor. Bir yandan bir finansal kriz var, bir yandan bu Covid-19 meselesi var. Yani artık bu kavga zamanı değil, bir oturup konuşma zamanı derken...
İzmir'de, Ramazan ayında camiler üzerinden iğrenç, korkunç bir skandal yaşandı. Bu iğrençliği bazı CHP'liler sevinerek paylaştılar. Masa tartışması Çavbella ile dağıldı. İzmir'deki camilerden eş zamanlı olarak farklı farklı camilerden Çavbella şarkısı çalındı. İzmir İl Müftülüğü şöyle bir açıklama yaptı. Bugün saat 17 sularında ilimizin çeşitli bölgelerindeki bazı camilerimizin hoparlörlerinden kimliği belirsiz kişilerce merkezi sistemimizin frekansına korsan şekilde müdahil olmak suretiyle bir sabotaj gerçekleştirilmiştir. Konuyla ilgili gerekli suç duyurusunda bulunulmuş ve gerekli inceleme başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." diye bir açıklama yaptı İzmir İl Müftülüğü. Merkezi sistemden İzmir'de ezan okunuyormuş ve o merkezi sisteme birileri sızmış. Şimdi bu sızmak zor mu, kolay mı? Bununla ilgili biraz bakındım, araştırma yaptım. Kimileri diyor ki çok zor. O kapalı bir sistem nasıl sızılacak? İşte içeriği bilen birisi, sistemi bilen birisi olması lazım ki sızsın diyenler de var. Aslında değil. Çok açık bir sistem. Kolay işte hacklenebilir. Dışarıdan müdahale edilebilir. Zor bir şey değil. Ve bunun kimin yaptığını bulmak çok zor diyenler de var.
Şimdi bu camilerden çavbele okulması meselesiyle siyaset birdenbire yine gerildi. Cumhurbaşkanı İletişim Danışmanı Fahrettin Altun bu mesele üzerine şöyle bir twitter paylaştı. İzmir'de camilerimizin ses sisteminin sabote edilerek minarelerden müzik dinletilmesi kabul edilemez bir saldırıdır. Bu olay basit bir provokasyonun çok ötesinde milletimizin kutsallarıyla savaş halinde olan bir zihniyetin yeniden filizlenme çabalarıdır. Ahlaka ve vicdana sığmayan bu edepsizliğin kimi çevrelerce sevinçle karşılanıp bir gurur payesi gibi sosyal medyada paylaşılması bu zihniyeti açık etmektedir.
Milletimizin değerlerini hazmedemeyenler her fırsatta kutsallarımıza saldırarak varlığını hissettirme çabasındadırlar. Dinimize, ezanımıza, kutsalımıza yapılan bu saldırılara karşı bazı kesimlerin sessiz kalmaları da oldukça manidardır. ''Kendi toplumunun dinine, inancına ve kutsalına sahip çıkmaktan intina edenler tarihin sayfalarında daima utançla hatırlanmışlardır. Zira sükut ikrardan gelir.'' dedi Fahrettin Altun. Şimdi kime ne diyor? CHP'liler en başında bu olay patlar patlamaz hemen camilerden Çavbe'yle çalınmasına çok sert tepki gösterdiler.
Hatta belki de çok fazla sert tepki gösterdiler. Bu da bir yerde anlaşılır. Şimdi CHP bu konuda sessiz kalıp ya da işte ufak bir tepki verip, iktidarın, işte bakın camilerimizden müzik çaldırıyorlar, bunların dine, camiye saygısı yok, söylemini kullanmasının önüne geçmeye çalışıyor, bunu yapmaya çalışıyor, bunu anlıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu konuyla ilgili tweetinde, ibadet yerleri kutsalımızdır, camilerimizden ezan ve istiklal marşı dışında başka herhangi bir sesinin yükselmesini asla kabul etmiyoruz. İzmir'de yaşananların faillerinin bir an önce bulunmasını istiyoruz." diye bir tweet attı. Bu olayla ilgili bir kişi önce gözaltına alındı sonra tutuklandı. Tutuklanansa sabotajı gerçekleştirenlerden biri değil camilerden çavbele çalınmasını görüntüleyen ve bunu sosyal medyada paylaşan bir kadın Banu Özdemir.
Banu Özdemir'in Twitter handle'ı Banu Özdemir CHP şeklinde ve Banu Özdemir CHP'nin eski İzmir il başkanı, hali hazırda değil eski İzmir il başkanı. Dolayısıyla tabi böyle olunca Fahrettin Altun da açıklamasında aslında Özdemir'in tweetlerini kastediyor ve iktidara yakın hesaplar CHP'liler camiden müzik çalınmasına çok sevindiler söylemini kullanıyor. CHP'li Özgür Özel Banu Özdemir'in şu anda CHP'de aktif bir görevi olmadığını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu da daha sonra tweet atarak mevcut il başkanının ilk andan itibaren camilerden çavbelle okunmasının Kınadığının altını çizdi. Bir de Kemal Kılıçdaroğlu şunu hatırlattı. Biz dedi zamanında camilerden Dombra okunurken de buna karşı çıkmıştık. Dinin siyasallaştırılmasına karşı çıkmıştık. Buna da karşı çıkıyoruz dedi. Altını çizdi. Ama tabi son kertede, bu da çok dikkat çekici bir gelişme, Banu Özdemir tutuklandı. Günün sonunda Banu Özdemir sonuçta bu sabotajı yapan kişi değil. Bildiğimiz kadarıyla buna yönelik bir bilgi, bir ispatı yok. Sadece bununla ilgili tweetler atmış bir kişi. Yani işte camilerden Çavben'le müziğinin sesi yükselirken bunun videolarını paylaşmış ve bununla ilgili tweetler atmış bir kişi. Ve bu nedenle Banu Özdemir tutuklandı.
Ama tabii şimdi bu camilerden müzik meselesi iktidarın önüne bir şekilde tabiri caizse güzel bir pas olmuş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu sefer topa girdi. Mesela bu işte bir masa etrafında toplanalım, oturalım, konuşalım çağrısı hiç gelmemiş gibi cevap vermeyen Erdoğan. kendisini siyaset üstü konumlandırıyor. Yani orada şu mesajı vermek istiyor, yanıt vermeyerek. Hani sonuçta muhalefet liderleriyle ben bir değilim. Onlar siyasetçi, ben ise Cumhurbaşkanıyım, koskoca. Onlardan gelen önerileri dikkate bile almam. Mesajı aslında o, hiç cevap vermemek. Fakat bu işte camilerden çav ve elle meselesinde Cumhurbaşkanı hemen topa girdi. İzmir'de
Camilerin hoparlörlerine sızan alçaklar saygısızca yayınlar yaparken O ildeki CHP yöneticileri zevkten dört köşe sosyal medyada bu rezilliği aktarıyor. 15 Temmuz gecesi de Sela okunan camilere saldırıp imamları darp eden Ezan, bayrak, vatan düşmanı müstevli zihniyet aklınca rovanç alıyor. Şundan emin olsunlar ki bu milletin son ferdinin son damla kanı da toprağı ıslatmadan o hayallerine kavuşamayacaklardır. Şimdi burada nasıl bir politika görüyoruz? Şimdi burada gördüğümüz şey muhalefet biraz daha sorumlu bir politika izlemeye çalışıyor. İşte muhalefet liderleri bir araya gelelim, oturalım, konuşalım, Türkiye'nin sorunlarını çözelim diyorlar. Sonuçta pek çok insan bu Covid-19 krizi sırasında işsiz kaldı, kazancını yitirdi, insanlar zor durumda, ekonomi daraldı, ekonomi resesyona girdi, ekonomi daralma yoluna gidiyor. Onun için diyor ki muhalefet sorumlu siyaset örneği göstermeye çalışıyor. Oturalım konuşalım iktidarla muhalefete bu iş böyle olmaz diyor. Fakat tabii iktidar şu anda o politikayı izleyemeyecek düzeyde. Çünkü yıllardır iktidar bir ayrılık oluşturarak halk arasında işte bizden olanlar bizden olmayanlar diyerek ve bizden olmayanları sürekli bir şekilde düşmanlaştırarak bir söylem oluşturma,
bir politika yapma yoluna gitti. Şimdi buradan da hemen hızlı bir şekilde U dönmek iktidar için hiç kolay değil. Onun için iktidar yine en iyi bildiği şeyi yapıyor. İşte bu camilerden Çavbella okunması meselesini iktidar sonuna kadar üzerinde tepiniyor, sonuna kadar kullanıyor. Yine bakın bizden olanlar, bizden olmayanlar, bizden olmayan birileri gitti camileri hackledi, ezanla alay eder gibi Çavbella okuttu. CHP'liler de bununla eğleniyor. mesajı vermeye çalışıyor ve dolayısıyla iktidarın hep beraber bir araya gelelim, oturalım, konuşalım önerisi de havada kalmış oluyor. Evet, bu aralar olan bitenleri de Trend Topik'in yeni bölümünde böylece derlemeye, özetlemeye ve küçük yorumlamaya çalıştık. Dinlediğiniz için çok teşekkürler. Bir başka bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.