
2.108 kelime · ~11 dk okuma
Ölüm... Ölüm onların acılarını hafifletiyor mu sence? Bilmem. Belki de. Ama biz onları anlıyoruz. Çünkü biz de acı çektik. Böyle... Böyle anlardan sonra bazen içimde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. Bir boşluk.
Neyin boşluğu? Bilmiyorum tam olarak. Galiba bir yerlerde gerçekten bir evim, bir ailem olduğunu hissetmek istiyorum. Malvo, senin bir ailen var, ben varım. Biz bu düzeni seninle beraber değiştireceğiz. Sen ve ben. Anladın mı? Haklısın. İyi ki varsın. Kardeşim.
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere çevre yolu keskin nişancıları olarak da bilinen Lee Boyd Malvo ve John Allen Muhammed'in tüyler ürpertici ve anlaşılması zor hikayesini anlatacağım. Ne dersiniz? Hazırsanız davamıza geçelim mi?
2002 yılının Ekim ayı Amerika'nın Washington eyaletinde oldukça kanlı geçti. Birisi ya da birileri sokaklarda, yollarda, benzinliklerde ve hatta okullarda terör estiriyordu. Nereden geldiği belli olmayan kurşunlar onlarca kişinin ölümüne sebep oldu. 60 yaşındaki Jerry Taylor her hafta olduğu gibi Arizona'da bir golf sahasındaydı. Sessizliğin içinde atışını yapmak için hazırlanıyordu. Önce viskisinden bir yudum aldı.
ve sopasına davrandı. Atışını yaptıktan sonra atışının gittiği noktayı göremeden yere yığıldı. Birkaç saat sonra başka bir yerde bir kişi daha kurban seçildi. Aynı akşam Paul La Roffa çalıştığı restoranın kepengini kapatıp her akşam olduğu gibi evine gidecekti. Kepengi kapatmaya başladı ve ne olduğunu anlayamadan
Sırtından tam 6 kez vuruldu. Neyse ki o gün ölmedi. Kurşunların hedefi olmuştu ama hayatta kalmıştı. Yaşadığı bu olaydan sonra eksik olan şeyin kendisine ait bir laptop olduğunu fark etti. Daha sonradan anlaşılacaktı ki hırsızlık uğruna neredeyse canından olacaktı. Şans eseri hayatta kalmıştı. Fakat Ekim ayına kadar bu vurulma vakalarının hiçbiri birbiriyle bağlantılı durmuyordu.
En azından polisler birbiriyle alakalı cinayetler olduğunu düşünmedi. Kurbanlar birbiriyle tanışmıyordu. Geçmiş hikayeleri birbirinden alakasızdı. Olaylarla ilgili görgü tanıkları benzer ifadeler de vermiyordu.
Polislerin karşısında adeta hayalet gibi hareket eden, görünmez bir silahla bilinmez bir noktadan ateş açan, yakalaması zor keskin nişancılar vardı. Bu kişi ya da kişiler her kimse hedefini tutturma konusunda oldukça başarılıydı. İlk saldırı 2 Ekim 2002'de Wheaton'da tek bir kurşunun bir mağaza camını paramparça etmesiyle meydana geldi. Kimse yaralanmadı. Ancak bu saldırı 23 günlük terör fırtınasının başlangıcı oldu. Keskin nişancılar benzin istasyonu görevlilerinden, otoparklardaki insanlardan, benzinlikte alışveriş yapanlara kadar rastgele görünen kurbanları hedef alıyordu.
Saldırılar sona erdiğinde 10 kişi ölmüş ve 3 kişi de ağır şekilde yaralanmıştı. Katiller yol kenarlarına, açık alanlara ve otoyola yakın yerlerde ateş açtıkları için polis ve basın tarafından çevre yolu keskin nişancıları olarak tanımlandılar. Amerikalılar dışarı çıkmaktan veya silahlı saldırıların çoğunun gerçekleştiği benzin istasyonlarına veya otoparklara gitmekten çok korkuyorlardı. Ancak şehrin her yeri gittikçe daha da güvensiz bir hale geliyordu. Bir okula saldırı gerçekleştirdiler. 13 yaşındaki Ayron Brown kurbanlarının en küçüğüydü. Okuldan çıktığında arabaya binmeden önce bir anda vuruldu. Artık davayı çözecek tecrübeli bir dedektife ihtiyaç vardı.
3 Ekim sabahı Maryland'deki nitelikli suçlar birimine yeni tayin olan polis terörist Ryan, katılacağı dosyanın ne kadar zorlu olacağından habersizdi. Ancak o, olağan bir güne uyanmadığını içten içe hissediyordu. O zamana kadar cinayet masasında çalışan Ryan, peşlerinde olduğu suçluların adeta bir hayalet gibi görünmez kurşunların tetikçileri olduğunu düşünüyordu. Sabahın erken saatlerinde Montgomery'deki bir benzin istasyonu petrol yerine kan kokuyordu. Bir adam benzin almak için arabasından çıktığında omzundan vuruldu. Acı içinde arabasının kapısında kayarak yere düştü. Kanlarla kaplı arabası vücudunun izlerini adeta kanla çizmişti. Dedektif Terry Ryan görgü tanıklarını bulmakta zorluk çekiyordu. Mermilerin nereden geldiğini bulmak Ryan ve ekibi için büyük bir zorluktu.
Çünkü çevrede koşan veya şüpheli birini gören kimse yoktu. Muhtemelen saldırganlar araçlarından rastgele ateş ederek kurbanlarını seçiyordu. Ryan ve ekibi olay yerinde herhangi bir ipucu bulmak için uğraştı. Bir mermi ya da bir mermi kovanı. Herhangi bir şey onları nişancılara bir adım daha yaklaştıracaktı.
Kamuoyu keskin nişancıların bulunması konusunda artan talep ve bekleyiş içindeydi. Bu baskı altında polis güçleri sadece suçluları bulma sorumluluğuyla değil, aynı zamanda halkın güvenliğini ve hükümete olan güvenini yeniden tesis etme göreviyle de karşı karşıyaydı. Bu durum Terry Ryan liderliğindeki ekip için adeta bir denge meselesi haline gelmişti. Tam bu esnada, Ryan'a bir telefon geldi. Bir kadın bir bankta otururken aniden vurulmuştu. Öldüğünde bedeni hala orada oturur pozisyondaydı. Dakikalar içerisinde aynı bölgede iki ayrı olay yeri oluşmuştu. Bir başka yerde bir başka vurulma vakası daha yaşanmıştı.
İnanılır gibi değildi. Adeta dakikalar içerisinde katiller kimseye görünmeden oradan oraya ışınlanıyordu. Ryan medyanın sürekli olay yerlerini gösterme çabasıyla uğraşıyordu. Çünkü bu durum işlerini zorlaştırıyordu. Basının yoğun ilgisi katillerin polisleri hedef alabileceği endişesini artırıyordu. Ryan ve ekibi soruları cevapsız bırakmak zorunda kaldı. Çünkü saldırganların kim olduğunu bilmiyorlardı.
Bu durum, yılların polisleri olarak ilk kez çözemedikleri bir davanın parçası olmalarıyla onları zorluyordu. Ryan Terry, geleceği belirsiz bir yolculuğa çıkarken kendisinin de tetikçilerin hedefi olabileceğini biliyordu. medya tarafından sürekli izlendiğini fark etmesi endişesini artırıyordu. Ryan tetikçileri bulma çabalarıyla boğuşurken uzun süredir eşiyle vakit geçiremediğini hissetti. Kendisini ve sevdiklerini koruma kaygısıyla başa çıkmaya çalışırken medyanın ve halkın baskısı altında gergin bir dengede durmaya başlamıştı. Eşini sık sık arayıp evden çıkmamasını ve camlardan uzak durmasını tembih etti.
Katilleri yakalamak ve paranoyalarının sona ermesi için Ryan bir delile ulaşmalıydı. Bu delil ancak kurbanların üzerinden çıkan mermiler olabilirdi. Bu mermiler maktullerden toplanıp incelenmek üzere laboratuvara götürüldü. Ryan sabırsızlanarak laboratuvardan gelecek olan sonucu beklemeye başladı. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından davamıza geri döneceğiz.
Beklendiği gibi tüm mermilerin aynı silahtan çıktığı anlaşıldı. Katil bir tüfek kullanıyordu. Ryan bu tüfeği incelediğinde katilin beyaz bir Amerikalı olduğunu düşündü. Aslında elinde buna dair hiçbir gösterge yoktu. Tamamen içgüdülerine göre bu kanıya varmıştı. Bunun üstüne gözlerini ve dikkatini beyaz insanlara yönlendirdi. İçgüdülerine göre hareket etmek Ryan gibi deneyimli bir polisin yapacağı bir şey değildi.
Ama ellerindeki kısıtlı deliller ve panik hali sağlıklı düşünmelerini engelliyordu. Silahın bir tüfek olduğunun anlaşılması dedektifler için çok büyük bir gelişmeydi. Artık yaklaşık ne kadar mesafeden ateş edildiğini hesap edebiliyorlardı. Geriye sadece atışın yapıldığı aracı bulmak kalmıştı. Bu kadar hızlı hareket edebilmenin tek yolu ancak bir arabayla olabilirdi. Ryan ve ekibi görgü tanıklarıyla konuşurken bir kişi bir beyaz kamyonet gördüğünü söyledi. Bir başkası ise mavi bir Chevrolet arabadan bahsetti. Ryan beyaz bir kamyonetin ateş açmak için daha uygun olduğunu düşündü. Çünkü kamyonetin arka tarafı ateş açmak ve alan kazanmak için uygun bir araçtı.
Şehrin günlük akışında beyaz kamyonetlerle taşımacılık yapıldığı için de dikkat çekmemek daha kolay gibiydi. Ryan ve ekibi Washington'ın dört bir yanına dağılmış, beyaz bir kamyonet arıyorlardı. Ellerinde ne bir plaka vardı ne de kesin bir görgü tanığı ifadesi. Bu durum samanlıkta iğne aramaktan farksızdı. Ancak Ryan'ın vazgeçmeye niyeti yoktu. Günlerce kimse yakalanamadı.
Tarife uyan beyaz kamyonetler fark edildiğinde ya da ihbar edildiğinde anında arandılar. Fakat hiçbiri katilleri işaret etmiyordu. Bu sırada keskin nişancılar aynı çevrede terör estirmeye devam ediyordu. Birkaç kişi daha vuruldu. Ryan'ın telefonu ve telsizi susmuyordu. Her yerden başka bir vurulma haberi geliyordu. Gelen aramalardan bir tanesine doğru yola çıktılar.
Jeffrey Hopper ve eşi Stephanie Hopper bir restoranda yemek yemek için durmuşlardı. O an bir silah patladı. Jeffrey vurulmuştu. Etrafta ağaçların hışırtısından başka hiçbir ses yoktu. Polisler katillerin ormanın derinliklerinde kaybolduğunu düşündüler. Bu esnada Ryan olay yerinde ağacın gövdesine yapıştırılmış bir şey fark etti. Bir tarot kartı. Ölüm kartı olarak da bilinen bu kartta şöyle yazıyordu.
Detektif Ryan, bu notum size. Benim tanrı olduğumu kabul edin ve bu kartı kimseye göstermeyin. Özellikle basına. Onun yerine hesabıma 10 milyon dolar gönderin. Bu iş kapansın. Ryan, basını uzak tutmak için harcadığı çabanın yerinde olduğunu anladı.
Kartta yazılan mesajın dolaylı anlamlar taşıyıp taşımadığını düşündü. Ama aslında, katil isteğini doğrudan söylemişti. 10 milyon dolar. Ryan, kurbanların neden rastgele seçildiğini anlamış gibiydi. Fakat bu talebin gerçekleşmeyeceğini de biliyordu. Onu tedirgin eden şey, katillerin onunla iletişime geçmesi için bir olay yeri daha yaratacak olmalarıydı.
Bu kart davanın en önemli dönüm noktası oldu. Olay yerinde konuşan bir tanık mavi bir Chevrolet'ten bir kez daha bahsedince Ryan artık odağını beyaz kamyonetten çekmesi gerektiğini anladı. Geçmiş olaylardan bir anı anımsadı. Ekim ayı öncesinde yaşanan vurulma vakalarında iki kişi gaspa uğramıştı. Kurbanlar mavi bir Chevrolet gördüklerinden bahsetmişti. Bu araba birkaç yerde daha görülmüştü.
Saldırgansa olay yerinden kaçarken Shootings isimli bir dergiyi düşürmüştü. Dergi polisler tarafından hemen bir delil olarak kabul edildi ve üzerindeki parmak izleri veri tabanındaki izlerle karşılaştırıldı. Ve sonunda bir eşleşme yaşandı. Ryan geç de olsa zafere ulaşacağını hissediyordu.
Aylardır terör estiren kişileri bulmaya çok az kalmıştı. Onları sadece bulmayı değil, bu kanlı eylemlerinin ardındaki sebebi de öğrenmek istiyordu. Parmak izi daha önce de tutuklanmış olan 17 yaşındaki Lee Boyd Malvo'ya aitti. Artık gerçek bir şüpheli vardı. Ryan ise Malvo'nun tek başına olmadığına emin gibiydi.
ve Malvo'nun fotoğrafını gördüğünde onun beyaz değil siyahi biri olduğunu görünce bunca zamandır yanlış düşüncelerin peşinde koştuğu için kendisine kızdı. Daha önce silah taşıma konusundaki kişi profillerine karşı olan önyargısı bu zamana kadar farklı bir bakış açısı benimsemesini engellemişti. Siyahilerin keskin nişancı değil, yakın mesafeden silah kullanan kişiler olacağı düşüncesine takılı kalmıştı. Belki de haksız değildi. Ama karşısındaki kişiler ateş açma konusunda oldukça profesyoneldi. Peki, kimdi bu profesyonel nişancılar? Parmak izleri kime aitti? Bu kadar masum insandan ne istediler? Lee Boyd Malvo henüz 15 yaşındayken bir elektronik dükkanında takılıyordu. Dükkandaki eşyalara olan ilgisi bir yana, ara ara bir şeyleri çalmak için oradaydı. Hey hey! Cebindeki ne?
Yok hiçbir şey, sen kendi işine bak. Geç şöyle, geç! O esnada dükkana Malvo'dan yaşça büyük bir adam daha geldi. Hey hey, indir silahını yoksa başına kötü şeyler gelecek. Sen karışma, geç! Malvo bu sırada dükkan sahibiyle karşı karşıyaydı.
ve mesafe olarak oldukça yakın duruyorlardı. Tam o anda Malvo ani bir hamleyle silahı kaptı ve... Ben onu var. Muhammed gördüklerinden etkilenmişti. Refleksler çok iyi. Kaç yaşındasın sen? 16 Neden korudun beni?
Birbirimizi kollamak lazım çünkü. Sence de öyle değil mi? Bu dünyada bize yer yok gibi davranıyorlar. Haklısın. Adın ne senin? Malvo. Bundan sonra bir abin var. Muhammed bende. Memnun oldum. Ben onu öldürmek istememiştim ya. Sorun yok Malvo. Bu dünyada yaşamayı hak etmeyenler var.
John Allen Muhammed eğitimli bir savaş gazisiydi. Körfez Savaşı'na katılmıştı. Evliydi fakat sonrasında boşandı. Üç çocuğunu da göremiyordu. Malvo ise zorlu bir çocukluk geçirip yalnızlıkla başa çıkmaya çalışmıştı. Bir evi yoktu ve annesinin tacizine uğruyordu. Hayatında eksikliğini hissettiği bir baba figürü vardı.
Muhammed ayrıldığı eşi ve çocuklarından uzak kaldığı için çok mutsuzdu. Velayet davalarıyla uğraşırken çocuklarını çok özlüyordu. Aralarında 25 yaş vardı. Biri oğluna, diğeri babasına kavuşmuş gibiydi. Birbirlerine olan uyumları belirgindi. Bir babanın oğluna balık tutmayı öğrettiği gibi Muhammed de Malva'ya hedef almayı ve isabetli vurmayı öğretmişti.
Parmak izinin eşleşmesinden kısa bir süre sonra polisler Malvo'nun John Allen Muhammed ile birlikte hareket halinde olduğunu keşfettiler. Muhammed aynı zamanda eğitimli bir nişancı olan bir savaş gazisiydi. Olaylar arasında ikili bir arazide atış yaparken görüldü ve bildirildi. Polisler bu bilgi karşısında hemen Muhammed için de arama emri çıkardılar.
Ryan ve ekibi Muhammed'in Chevrolet Capri'sindeki plaka numarasını hemen tespit etti. 23 Ekim 2002'de halka bu araç tanımı ve görseli yayınlandı. Bir sürücü aynı gün bir dinlenme noktasında mavi Chevrolet'i gördüğünü bildirdi. Ryan ve polisler hem heyecanlı hem de çok gergindi. Hızla bildirilen lokasyona geldiler. Karşılarında defalarca tanımı yapılmış mavi araba vardı.
Muhammed arabanın yanında yere çökmüştü. Malvo ise arabanın içinde uyuyordu. Olay yeri inceleme ekipleri araçta arama yaparken polis zanlıları gözaltına aldı. Ama birbirleriyle iletişim kuramamaları için öncesinde ikisini de ayrı yerde diz çökmüş bir halde beklettiler.
Arabada yapılan arama sonucunda dakikada 45 mermi atabilen gelişmiş bir silah olan saldırı tüfeği ortaya çıktı. Müfettişler ayrıca aracın bagajında açılmış bir delik keşfettiler. Bu deliğin gizli bir ateşleme kapısı olduğu anlaşıldı. Nişancılar görülmeden kurbanlarını ateş edebiliyorlardı. Ryan hala bir neden arıyordu.
Yakalandıktan kısa bir süre sonra suçlarını itiraf eden Malvo ve Muhammed, itiraflarını bir rahip aracılığıyla yapmışlardı. Bu durum, bazı insanlar tarafından inançları nedeniyle insanları öldürdükleri şeklinde yorumlansa da, gerçek nedenleri hala belirsizdi. Muhammed'in eski eşi Mildred'in yaşadığı mahalleye odaklanan olaylar, onun eski karısını tehdit etmesiyle de ilişkilendiriliyordu. Ancak bu teori, yargılama sürecinde yeterince kanıtlanamadı.
ve ekim olaylarıyla bağlantı kurulamadı. Malvo'nun güdülerini anlamak daha zordu. Hapisteyken cihat veya kutsal savaş hakkında birkaç yazı yazdı. Ve Usame Bin Laden ve Saddam Hüseyin gibi figürlerin çizimlerini yapan Malvo, terörist bir ideoloji bağlantısı bulunup bulunmadığı konusunda dedektifleri ikna edemedi. Ancak bir duruşmada terör emri altında adam öldürmekten suçlu bulundu.
Bir duruşmada Malvo'nun çocuk kaçırma, milyonlarca dolar talep etme ve şehirleri terörize etmek için çocukları eğitme planları açığa çıktı. Mahkemede hem Muhammed hem de Malvo cinayet ve terör suçlarından suçlu bulundu. Muhammed ölüm cezasına çarptırılırken Malvo reşit olmayan suçlarından ömür boyu hapse mahkum edildi. Muhammed 10 Kasım 2009'da Virginia'da zehirli iğne ile idam edildi.
Malvo'nun zorunlu müebbet hapis cezasının anayasaya aykırı olduğuna dair kararın ardından cezası yeniden değerlendirildi ve 2017 ile 2020 yıllarında müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Çevre yolu keskin nişancıları alışılmadık katiller olarak kabul edildi. İki tetikçi de kurbanlarını cinsiyet, yaş veya geçmişe bakmaksızın rastgele seçmişti. Bu rastgele silahlı saldırılar Washington bölgesi sakinlerini uzun süre gerilim altında tuttu. 2002 yılındaki cinayetler ve davalar medyada geniş yer buldu ve kurşuna dizilme haberleri hızla tüm ülkeye yayıldı.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.