
3.035 kelime · ~15 dk okuma
Herkes benimle mi? Burası Sepin Kafası. Hepiniz hoş geldiniz. Sepinci.
Merhaba. Hoş geldin. Hoş bulduk. Özledim seni. Evet, bayağıdır görüşemedik. Evet. Bugün yılı kapatırken hocam, son haftasındayız seninle 2022'ni.
Evet, son hafta. 2023 bakalım. 2022'ye ne diyorsun? 2022 gitsin artık diyorum. Gitsin diyorsun. Evet, evet. 2023 7'ye bölünüyor. O yüzden hoşuma gidiyor. Yani 22'yi seviyordum. 2 olarak yaşamak çok iyi geldi. Bütün genelde böyle işte...
22 koymak, 22 Temmuz doğumlu olduğum için falan. Mutluydu, güzel de geçti. Bir mevlüt yapmam gerekirse kendi adıma. Rollercoaster'dı bence. 2023 için kafam bir o kadar flu ama biraz insanlarla ve sevdiklerimden duyduğumda umutta olmadım desem de yalan olmuş olur. Yalan söylemiş olurum.
Sen umutlu musun? Umut sözcüğüyle tabii ki derdim var. Nedir derdin? Hiçbir etimolojik temeli yok bu söylediklerimin, benim söyleyeceklerimin. Umut sözcüğü bana donuk geliyor. Umut sözcüğü böyle içinde sanki çaresizlik barındırıyor gibi geliyor.
Bir kere böyle çok net bir şekilde zıddı olan mefhumlarla benim genelde bir derdim oluyor ve umut sözcüğü ek alarak umutlu ve umutsuz, yani hakikaten siyah-beyaz zıtlığını veren iki sözcük haline dönüşebiliyor. Ben böyle hani bir tane sözcük olsun ve mefhumun iki tarafı da, yani sopanın iki ucu da, Gurdjieff'in söylediği şekliyle o sözcüğün içinde olsun istiyorum genelde. Ne dediğim belki hiç anlaşılmıyor şu an. Geldim, geldim. Yakalıyorum. Ben yine gözlerimi başka yerlere dikip konuşuyorum. Bilmiyorum, böyle umut çok linear geliyor, çok doğrusal geliyor bana. Ya var ya yok olmak zorundayım. Evet, ya var ya yok. Varsa her şey mükemmel, yoksa da mahvolduk, bittik. İşte ya umutlusun ya umutsuzsun. A ise B yani böyle bir olasılık barındırmıyor gibi geliyor. Yani çok mutlak geliyor bana Umut mevhum olarak. Ve böyle yılbaşında çok köpürtülüyor haliyle. Böyle neon harflerle neonlarda yazılıyor her yere Umut Umut Umut. Yani onun yerine ne koymak istersin diye sorabilirsin. Evet lütfen. Çok iyi olur. Yo çok güzel olur. Benim için mesela ben daha hayal sözcüğü tarafındayım. Çünkü hayal çok bana böyle özgür geliyor ve hayal böyle uçuş uçuş. Daha böyle sip mesela bir imge olsaydı ki işte benim beyin imgelerle çalışıyor ağırlıklı olarak. Daha böyle spreller içinde gezen hayaller var ve bir olasılık değil sonsuz olasılık var yani. Hayal dünyası öyle bir şey benim için. O yüzden umuttansa hayaller mesela daha tatlı geliyor bana üzerine konuşmak için.
Bu dediğin heyecanlandırdı beni. Umut'un ihtimal barındırmaması da düşündürdü söylediğin şeye göre. Bunun nedenini de sormak isterim. Ya var ya yoktan bir zıtlık olduğu için mi öyle hissettiriyor onu da bilmiyorum. Neden sence umudun içinde bir ihtimal yok? Bu dediğim çok öznel büyük ihtimalle. Olabilir. Evet. Umut böyle çok, demin de söyledim, mutlak geliyor bana. Yani sanki böyle bir taş, ya var ya yok. Mutluluk da öyle aslında biraz. Öyle mi diyorsun? Yani bana hep öyle geliyor. Mutluluğun hep mutlak olmasını bekleyen bir arayış içindeyiz ve belki dediklerinde de örtüşebilir. Umuda da hep ulaşmak, umudu kaybetmemek falan gibi hep yani bir varlık
Seni çepeçevre saracak ki o kadar umutlu ve mutlu olabilirsin gibi. Ama bu bence bizim bütün sene boyunca konuştuğumuz şey de gelip geçiciliğin de çok içinde olan iki mevhum gibi duruyor. Evet. Durmuyor mu? Duruyor sanki. Galiba, evet. Yani umut böyle bir...
Hapishane gibi gözümün önünde beliriyor. Evet, daha çok. Ne kadar karamsar konuşuyorum ama... Ama neden? Düşündüğünde bir şeylere başlarken de büyük ihtimalle bu podcast'a ya da bu buluşmalara ya da yazdığın kitaba, çocuklarınla olan ilişkide bunları sıralarken ben de kendimdeki karşılıklarını görüyorum. Büyük ihtimalle hepsini aslında bir umut...
hissederek de yapılıyor. Bunları yaptığımda bir şeyler hissedeceğim ve bir şeyler gelecek ve bu zaman içinde de bana dokunacaklar. Yani şöyle bir şey galiba, dediğini duydum ve tam cevaplamıyorum şu an ama, umutta böyle bir hakikaten mutlakiyet var gibi hissediyorum. Yani bir tane konu var, herhangi bir konuyla alakalı bir beklentin var, bir umudun var ve o çok başı belli, sonu belli, tanımı belli, tarifi belli, olasılık barındırmıyor yani.
Belli, böyle taş gibi bir şey. Anlatabiliyor muyum? Ama bir konuyla ilgili hayallerin olduğunda, bak yani söylerken bile ellerim şimdi hareket ediyor. Yani bir mutlakiyet yok, öyle de olabilir, böyle de olabilir. İlla hani başı, sonu, tanımı, tarifi olan bir şeyden bahsetmiyoruz.
Aslında hıdrellez işte hayalin karşılığı benim gözümde. Yani hıdrellez ritüelini konuşmuştuk daha önce. Orada da çiziyorsun, yazıyorsun, evet tarifliyorsun, tanımlıyorsun, adını koyuyorsun belki ama sonra suya bırakıyorsun. Hayal birazcık daha o bırakmayı da barındırıyor.
Benim gözümde Umut'ta çok fazla tutunma var. Belki ondan bir rahatsızlık veriyor bana ama bunlar bu sözcüklerle tamamen benim öznel ilişkim. Yani herkesin sözcüklerle ilişkisi bambaşka. Bendeki yansıması, bendeki tezahürü böyle. Başka sözcükler koyabiliriz bunun yerine. Ne olduğu önemli değil ama galiba söylemeye çalıştığım şey her neyse sözcüğümüz Umut da olabilir, Hayal de olabilir.
İçinde bir şekilde tutunmayı değil de hıdrellezdeki gibi suya bırakabilmeyi de kapsıyor mu? İçinde o da var mı? Galiba asıl konu bu. Yani sözcükten bağımsız olarak söylemeye çalıştığımız bu. Dediğim gibi çünkü sözcükler çok özner ilişkilerimiz bir yandan. Yani evet sözlükte karşılıkları var. Ben umut dediğimde sen neden bahsettiğimi anlıyorsun. Hayal dediğimde neden bahsettiğimi anlıyorsun. Ama bir yandan da nesnerlik kadar öznerlik de barındırıyor sözcükle kişinin ilişkisi.
O yüzden sözcüğün ne olduğuna bakmadan galiba demin dediğim yer daha önemli. Evet, dinlemesi çok keyifliydi. Bence aynı yere de getirdin böylelikle. Daha özgür hissettirdi bu hayalle açıkladığın suya bırakmak ve ona izin vermek. Belki biraz önce sıraladığım eylemlerin de içinde bulunuduran bu. Bir şeyin olmasına izin vermek. Evet, izin var, kabul var. Herkesin çok farklı sözcükleri var. Bırakmak var. Bunların karşısında belki oturan tutunmak var. Hepimizin sözcükleri çok farklı ama hissi aslında. Yani bir takım mefhumlar var. Onları böyle seslerle karşılamaya çalışıyoruz. Ne olduğu önemli değil. Ama işte o hissi anlıyoruz hepimiz. Hisse çok ortağız. Hayatında ne zamandan beri hayallerin için çalışıyorsun? Ben çok hayalperest bir insanım.
Sonsuza gider benim hayallerim böyle bir yerde hani garip bir şekilde. Çünkü galiba yapısal olarak da zihnim çok imgeyle çalışıyor. Yani böyle görüntüler düşüyor bir şey yazarken de, konuşurken de böyle görüntüler beliriyor. Böyle hayal de benim için çok mefhumsal bir şey değil de daha böyle görüntü, videolar öyle şeyler. Yani hayal benim için. Şimdi böyle şeyler ya sanatçılar işte küçükken elimde bir şey tutardı. Taraklaşan gibi. Taraklaşan evet evet onu derler. Ben hep çok hayalperestim, çok oyun kurardım. Çok çok oyun kurardım küçükken de. Oyun kurucuydum hep. Hayatta oyun kurucusun. O yüzden galiba orada da bir hayal elementi var. Peki çalışkan olduğunu söyler misin? Hayallerin için parantezinde? Ya şimdi böyle de insan ben çok çalışkanım deyince biraz ters oluyor ama ben gerçekten çok çalışkan bir insanım. Parmağımı kaldırdım, dinleyicin göremiyor olabilir ama parmağım kalmış. Aksini söylesen kabul etmeyecektim. Gerçekten gördüğüm, şahit olduğum çalışkan insanlardan birisin. Çok büyük bir ilham da veriyor bu çalışkanlık. Çünkü kendimi dövmek değil niyetim ama eğer ben...
Sen olsaydın bu kadar çalışır mıydım diye de düşündüm. Yani herhalde yapar mıyım, yapabilir miyim falan. Çünkü hayatımda kendimi çok çalışkan olarak ifade eden bir insan değilim. Ve hayallerim için ne kadar çalışıyorum konusunda da bu yıl düşündüğüm kadar bir seneye de düşüneceğim büyük ihtimalle yani. Umut hayalden daha kıstırıcı. Umudum var. Bence daha mutlak ve mullak o yüzden. Benim umudum var ama... Hayalim ne şu anda güncelde? Bu beni biraz tıkladı bu şu anki konuşmada. Çünkü bulmak bazen kaybettiğim bir şey de anlamına geliyor yani. Lisede falan daha küçük ve genç şevo iken başka hayallerim vardı. Şimdi bunlar biraz daha köreldi demeyeyim ama yenilenmedi de diyebilirim belki de. Yine sihirli değnek sorularımdan yılın son haftası özel. Nasıl hayaller bulunuyor? Nasıl kuruluyor?
Tamam, burada bunun üzerine yazı yazdım. Postapolitika. Reklam girebiliyor muyuz? Girdim bile. Liste diye bir olay var benim hayatımda. Ben listelerin insanıyım. Yani yazıyı yazarken daha da çok fark ettim. Sayısız listem var. Listelerimin yani ana listelerim için ana defterim var. Listelerin alt listeleri için başka küçük defterlerim var. Bunların bir kısmı dijital Excel dosyalarında. Yani tamamen kafamın içinde bir listeler ağı olduğunu fark ettim ve bunların hepsinin, edebiyatta da şöyle ya, bir hayal dünyası kuruyorsun. Sonra zihnin, dilin, sözcüklerin yettiği ölçüde onu yazmaya başlıyorsun.
Hiçbir zaman o hayal dünyanın bence yüzde yüz geçmiyor yazıya. Yani onu çok iyi geçirebilenler çok iyi yazarlar oluyor. Ve orada çok edebi bir lezzet alıyorsun okuduğun şeyden. Ama yüzde yüz ne kadar geçiyor emin değilim. Çünkü hayal dünyası yazının tamamen karşılayabileceği bir şey değil. Yani yazı çok zengin ama hayal dünyası başka bir seviyede zenginlik içinde bence. Şimdi listede bence, yani listeler bu senin hayallerinin
bir şekilde gerçek hayattaki karşılıkları gibi. Yani bende öyle işliyor. O yüzden... Nasıl yapılıyor listeler? Valla herkesin kendine göre bir yolu vardır. Yani eminim herkesin kendine göre listeleri de vardır. Ama liste yapmak benim için ritüel. Yani listenin başlığını nasıl yazdığım, onu işte dikdörtgen içine alıyorum. Ondan sonra her madde için böyle bir ikonum var işte, kare tuşu. Eskiden hashtag diye bir şey yoktu sosyal medya yokken. Biz ona kare tuşu diyorduk veya işte aslında o rakam ifade eder yani numara demek. İşte o numara her maddenin yanında olur. Yani böyle 1, 2, 3, 4 diye gitmez de benim öyle kare tuşuyla. Özen verirsin yani. Evet sonra listeden çıkacak maddeler cetvelle. Abart Sepin. Mavi dolma kalemle üzerine iki tane çizgiyle çiziyorum falan. Son yazdığın listeyi bizle paylaşır mısın?
Sonraya aldığım liste bu haftanın yapılacaklar listesiydi. Her haftanın tuttuğu liste var mı mesela? O ayrı zaten. Yani usta götürmez. O zaten Allah'ın emri yani. Bunu elektronik olarak yapmıyorsun. Yok, onu kağıda yazıyorum. Sonra da işte mesela podcast için, Sepin Kafası podcast diye dijital bir dosya var Excel'de. Hiç başarılı gitmedi mesela. Bizim seninle açtığımız o ortak drivemiz hiç iyi gitmedi. Çünkü defneye yazıyorsun. Yok yok, yine kendi Excel'ime yazıyorum. Ben çok Excel'ciyim. Word de ben yaparım. Excel'sin. Çünkü Excel'de böyle yan yana, yan yana, yan yana sayfalar yapabiliyorsun ya. Sonra o sayfalardan bir tane madde terfi alıp kendi başka bir sayfasını kurabiliyor. Hatta o kendi ana listeye falan dönüşebiliyor.
Hayallerin sonsuz olasılığı, listenin de sonsuz olasılığı oluyor. Bir hayal haritası yapıyorsun aslında o zaman. Yani bu hayal haritasını şöyle yaptım, anlattıklarından. Bir liste yapıyorsun, bu listenin altını kendin döşüyorsun kendi isteğinle. Sonra birini terfi ediyorsun ve onun da kendi hayal listesi ve bir takip listesi oluyor. Evet ama terfi ettiren ben değilim, hiyerarşi yok. Nasıl hayat ettiriyor? Yani liste canlı.
Çok iyi anladım. Anlatabiliyor muyum? Çok iyi hissediyorum en azından. Ben sadece işte klavyeye parmaklarım dokunuyor veya elimle yazıyorum. Liste canlı yani çok acayip bir şey oluyor orada. Bir nevi aklının kaydını tutuyorsun. Galiba. Bu çok kıymetli ki aklındakini bir liste yardımıyla görebiliyor oluyorsun. Evet. Peki sorular şöyle gibi mi? Atıyorum. Büyük ihtimalle diyeceksin ki her şey hakkında liste yapabilirsin şey var. Mesela hayali yani bütün önyargılarından arındığında beş tane hayali hayat yazsan.
Ne yazardın? Gibi bir liste. Sonra o hayali yazdığın yaşamlar seni aslında bu yaşamında ne yapabilirsin diye düşündürüyor olabilir. Olabilir. Ve buradan da aslında bir hayal kazısı yapabiliriz. Yani beş tane hayali hayat gibi değil de, ben şu yaşadığım hayatta ne hayallerim vardan mesela işte bir tanesini söyleyeyim. Mesela çeşitlilik üzerine, farklılık üzerine bir kitap yazmak istiyorum. Mesela onun için ayrı bir sayfam var böyle ana defterde. Onun altına böyle yavaş yavaş başlıyor işte. Çizimler şöyle olabilir. Böyle hani maddelerin her biri alışveriş listesi gibi değil. Yani o maddelerin hepsi kendi ayrı hayal aslında. Anlatabiliyor muyum? Çok iyi anlıyorum. Böyle oradan başlıyor mesela. Sonra onun bir maddesi dediğim gibi başka bir kitap fikrine de dönüşebiliyor. Böyle birbirini doğuruyorlar. Yani çok acayip bir ilişkileri oluyor.
Peki benim niye hayali hayat yazdığımı düşünüyordum aklımda. Ya şey gibi çünkü dans etmekten çok hoşlanıyordum. Hala bence hoşlanıyorum. Ama uzun zamandır partilemiyorum. Rave kültürüm bitti falan. Şu anda hani öyle bir hayat şeyim yok. Ve nerede dans edeceğim ben diye sorduğumda kendimi alansız hissediyorum. Ve artık mesela dans etmeyeceğim mi ben falan. Ya da işte mesela Instagram'da saçma sapan, saçma sapan değil, harikalar sadece benim keşfetimde hissettiğim şey o.
Hamak yogası görüyorum bu ara. Bence yazılacağım da şu kadar ramak kaldı. Ama mesela bu bir hayal olabilir mi konusunda çok muhafazakarım kendime karşı. Hayal işte. Hayal işte ama bu hani şey gibi ya saçmalıyorsun falan. Bunu yapmam an meselesi gibi. Bu yine hep konuştuğumuz duvarlar mekanizması yani. O hayali biraz böyle bir var olma çabası var onun. Olmaya çalışıyor ama bir de otomatik bırbırcılar. İçindeki bırbırcılar o listeyi de yakıp yıkar falan ve bu seni böyle biraz hareketsizliğe çeviriyor gibi hissediyorum. Yine sana %30'unu anlatmaya çalıştım kafamdakini ya da anlatabildim ama. Hayal kurularken bir dirençle karşılaştığımızı sana anlatıp aslında sana sorulaştırmaya çalışıyorum şu anda. Buna ne dersin bir el verirsen? Yani şöyle bir şey var estağfurullah. Şimdi ben 2003'ten beri yeni yıl dilekleri yazmışım. Yani çok büyük sapıklık ama. Harika. Sapık doğru kelime olmadı da işte enteresan yani. Ben yine saçma sapan diyeyim. Orada mesela şeyi gördüm. Davranışlarımla alakalı değişiklik hayallerim varmış. İşte ablana iyi davran. Mesela... Daha önce de adını vermiştim, Kathy Cain. Terapist, beden terapisti aslında. Onun birçok çalışmasına katıldım, eğitimlerine katıldım. Onun şöyle bir sözü var. Öncelikle altta yatan hayatta kalma fizyolojisini ele almadan... ...davranışta yapılan herhangi bir değişiklik sadece irade gücüyle bastırmaktır. Tabii çeviri olduğu için... Açıkla, açıkla. Yani şunu diyor...
Yavaş yavaştan. Şimdi bir takım davranışlarımız var, onları değiştirmek istiyoruz. Şimdi davranışı değiştirmek çok yüzeyde bir hareket ve genelde temeline inmeden onu yapmak çok mümkün olmuyor. Zihin evet işimize yarıyor ve zihnimizi kullanarak neyi değiştirmek istediğimizi fark edebiliyoruz ama birçok şey daha primitif yerden aslında vuku buluyor.
O yüzden de daha temele inmeden sadece davranışsal değişiklik istemek kendimize yaptığımız aslında haksızlık yani zorbalık gibi. O yüzden davranışsal değişiklik istiyorsak kendimizden bunu istediğimizi bilmek lazım ve bunun genelde daha temelinde yani fizyolojik veya işte psikosomatik veya psikolojik bir çalışma yapmamız gerektiğini bilmek lazım. Şuna geleceğim yani benim 2003 senesinde yazdığım işte Ay sana ablama daha iyi davran Biraz abesli iştigal. Çünkü iki kız kardeşi olarak işte o zaman sorunlarımız vardıysa, işte tartışmalar yaşıyorduysak demek ki altta kaynayan bir şeyler vardı. Yani o kaynayan ne ona gitmeden ablana daha nazik ol, ablana daha iyi davran. Aslında yersiz bir beklenti oluyor kendimizden. Şimdi senin dans veya işte hamak yogana bunu nasıl bağlayacağımı bilmiyorum.
Ben de ama anlıyorum da. Çünkü bu şey gibi de durumu veya hissettiğimi anlamadan sadece kendimi burburlayınca sadece kendimi burburlamış oluyorum. Alanın yok, zamanın yok, yeteneğin yok ve yok. Hani üç noktanın ötesini hepimiz doldurabiliriz. Bu durumu ifade etmeme engelliyor. Bunun farkındayım. Bu benim dans etmemi istediğimi değiştirmiyor. Evet. Bu benim hareket etmek isteyip akşamları sırtım açılsın biraz da ayağım yerden kesilsin isteyimi değiştirmiyor. Bunun farkındayım. Bu hayali kurarken ya da bu en iki örnekti yani. Dünya barışı da istiyor canım çünkü çok fazla hayallerimde. Ama bunu yapamam demek ya da bu başında hayal ve umuda döndüğümde bunları yapamam, bunlara karşı umutlu değilim demek sadece biraz beni ketliyor yani. Bunun farkındayım. Senin anlattığına ben nereden bağlayacağımı sorarsak, bu sadece bir davranış yapmakla ilgili değil yani hissettiğim şey.
Yani benim söylediğim şey birazcık daha A şeklinde hareket ediyorken B şeklini bekliyorsan kendinden önce o A'yı neden yaptığını veya orada ne olduğunu bilmek lazım. Seninki tam bu örneğe sığmıyor çünkü sen hareket etmek istiyorsun. Bir şey eklemek istiyorum hayatım. Bir şey eklemek istiyorsun o yüzden tam aynı şeyden bahsetmedik. Yani ben orada yanıltmış oldum.
Seninki için de bir denemek lazım herhalde. Hep öyle bakmak lazım. Yani denemekten ne çıkar? Tabii bir de şey gibi şu anda hani senle girmeden önce de ilişkiler üzerinde biraz konuşurken yani herkes sağlıklı ilişkiler kurmak istiyor ve herkes o sağlıklı ilişkilerde kendini güvende hissetmek istiyor. Başlı başına harika bir hayal ama başlı başına da harika zor ve meşakkatli bir yol. Zor diyerek kimseyi korkutmak değil niyetim. Çünkü çok emek dolu, çok hayalci ve çok emek dolu. Yani sadece hayal kurup ben harika ilişkiler kurmak istiyorum diyerek vermediğin empatiyi alamazsın.
Hissetmediğin o empatiyle de o ilişkiyi kuramazsın gibi hissediyorum. O ilişkilere verilecek bir emek var. Hayaller için o yüzden de çalışkan mısın sorusu benim için o yerde kıymetli. Hayal kurduktan sonra biraz o hareketle bereketin bir araya gelmesi gerekiyor gibi hissediyorum. Çalışmak şart diyorsun. Çalışmak bence şart. Kendimi bu sene eleştirdiğim ve umutlandırdığım, hayal kurdurduğum yer burası diye düşünüyorum. Neden çalıştığımı bilmiyorum bazı şeyler için. Özellikle etrafıma baktığımda hatırladığım bütün dış faktörlerle beraber sansürlediğim şu anda ve çok da bahsetmek istemediğim çünkü biliyoruz da. Ama bu, devam etmek istemiyorum ve çalışmayacağım ve hareket etmeyeceğim demek olmadığını da biliyorum. Çünkü bunu istiyorum. Bunu Cihan'ın gönülden hayalini kuruyorum. Evet, ben belki bu sene daha az mı çalışırım diye düşünüyorum ama... Yaşta Kemal'e erdi biliyorsun Şevo'cuğum artık. 45'lik Sepin'le... 45'lik Sepin'i artık saymıyorum. Bitti. Konu kapandı yani. Bitti. Yo Sepin bence daha çok çalışacaksın büyük ihtimalle ama belki sabah yürüyüşünü ve kendini ayırdığın beni 12'den önce aramayın belki 2'ye kadar aramayın olur falan. Belki evet. Yaparsın. O da uyuduğum için değil. Yanlış anlaşılmış. Asla değil. Yazıyorum bak sabah yürüyüşünü. Çocukları okula sepetleyip yazmaya oturuyorum. Evet. Bu yılla ilgili bir hayalin var mı? Listeni yaptın mı? Listemi yapmaya başladım. Bitmedi daha. Çünkü bu sefer benim işte böyle bir değil de yani çok yakın bir arkadaş grubum var. Onlarla bir ritüel olarak birbirimizi anlatacağız. Evet evet. Anlatsana, nasıl yapılabiliyor? Birbirimizle konuşacağız. Hayallerimizle. Zaten konuşuyoruz. Konuşmadığımız şeyler değil. Arada herkes hayallerinden bahsediyor. Bence o, mesela hep insan lazım diyorum ya, o çok önemli. Hayallerde de destek lazım. Hayalleri konuşurken birilerinin seni dinlemesi lazım. Sadece liste yap, defterlerin olsun. Demin anlattığım şey tek başına yeterli değil bence. Bu hayalleri dillendirmek. Birilerinin gözünde, evet Sefin,
Olur bu. Onu duymak. Bence bunlar çok önemli. Yani kendi başına listeler içinde bir yaşamdan veya hayaller içinde bir yaşamdan bahsetmiyorum. Dayanışmayla. Evet ve destekle. Aynen. Güzel gözlerine bakınca bir an heyecanlandım gibi bir an yaşadım.
Seninle bu sene bunu yaptığım için çok mutlu hissediyorum kendimi. Çok teşekkür ederim bu yolculuğa dahil ettiğin için. Ben de aynı şekilde. Yani nasıl ilk toplantıdan buraya geldiğimizi bilmiyorum. O toplantıda ben tam uçuştaydım yani. Kalın çerçeveli gözlüklerinle seni ilk gördüğüm ozun toplantısı.
Ben de çok memnunum. Çok teşekkür ediyorum sana. Dinleyen herkese de sizin desteğiniz olmasa tabi devamı gelmezdi. Dinlediğiniz için bir şekilde devamı geldi. Şimdi biz Ocak ayında ara vereceğiz. Yani sezon finali bu. Birazcık daha çalışacağız. Daha az çalışmak istiyorum desem de çalışacağız. Ve Şubat ayında yeni temalarla, yeni bölümlerle geleceğiz. Yani ilk sezon aslında o yetişkin eğitiminin müfredatının bir şekilde podcast formatına dönmüş şekliydi. Şimdi artık o müfredatın üzerine yani ikinci sınıfımıza birlikte başlayacağız inşallah Şubat ayından itibaren.
Evet birbirimize listelerimizi anlattığımız bol hayalli bir sene diliyorum sana Sepinci. Sağlıkla. Aynı şekilde bol hayaller, aşk olsun, sağlık ve huzur olsun. Yaşasın. Love you.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.