Podcast

S2E4: Yaşıyoruz Be Bu Hayatı!

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz, yolun yarısı krizini el birliğiyle atlatmaya çalışıyor. Bu yaşa kadar öğrendiği 35 şeyi zar zor sıralıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.189 kelime · ~11 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo, Kayıp Eşya Bürosü, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour. Kayıp Eşya Bürosu'na tekrar tekrar tekrar hoş geldiniz ve radyo alkışı.

Siz bu kaydı dinlediğinizde ben belki de Dubai'de çöl safarisi yapıyor olacağım. Belki de yapmıyor olacağım. Belki de beni toza kuma karıştırman kuzum beni deniz kenarında bırakın diyerek Dubai'de ayaklarımı suya sokuyor olacağım. Belki de elimle pilav yiyor olacağım. Belki de elimde pilav varken pilavı dağın söze sıkışır. Öyle bir şey olamaz artık tamam yok.

Transkriptin tamamını oku

Ama bir daha söz, inşallah izlerim. İnşallah izlerim. Menbaana da gittiğimi düşünüyorum. Ve Dubai'ye gitmeden hemen önce geldim. Sizler için bu bölümü kaydediyorum. Ben daha ne yapayım ya? Ben daha ne yapayım? Güzel bir sene olacak gibi. Güzel bir sene olacak gibi. Kaydı bitiriyoruz. Bilgisayarı kapatıyoruz. Sabiha'dan uçağımıza binip... Suudi Arabistan değildi. Neredeydi burası? Birleşik Arap Emirlikleri. Aman hepsi de aynı. Boş versene. Hadi bakalım. O zaman başlıyorum.

Bu bölüme bir teşekkürle başlamak istiyorum. Her gösteride beni yalnız bırakmayan seyircilere zaten teşekkür ediyorum. Fakat son birkaç gösteriye annesiyle gelen, ikinci kere annesiyle gelen, üçüncü kere annesiyle gelen, genel olarak annesini getiren herkese çok teşekkür etmek istiyorum. Hala motivasyonlarını anlayabilmiş değilim. Bu konuda bir geri dönüş yapılmadı. Nereden baksanız en az 15-20 kişiyle bunu konuştuk. Ben zaten sizi izlemiştim. Annem de izlesin istedim diye. Arkadaşlar herkes anne

meselelerini kendi diyaloglarıyla çözsün. Benim üzerimden lütfen bazı şeyleri ima ederek sorumluluklarınızdan kaçmayın. Ha, yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana. Buradan stand-up tarihlerimi sizlere aktarmam için sağdan soldan sanki bu çok iyi bir fikirmiş gibi böyle şeyler geliyor. Evet, dinleyici sayısı fazla olduğu için mantıklı gibi ama burayı stand-up'tan ayrı tutmayı sevdiğim için çok tarih de veresim gelmiyor. Sonuçta hepiniz internet kullanan insanlarsınız.

Instagram'a girersiniz, Ogze Ozel hesabına. Çünkü Özge Özel alamıyorum, o alındı. Kaş uzmanı tarafından, okey neyse. Orada da afiştir, storydir, good old times ya. Gelmek isteyen bulur gibi. Düşünüyorum atarlı gibi başladım. Hayır, atarlı değilim. Kesinlikle değilim. Ben 35 oldum. Biliyorsunuz. Bunu daha önce söylemiştim. Ya hayır, aa hayır. Ya saçmalama, tamam. Arkadaşlar, tamam güzel. Evet, göstermiyorum bu arada. Evet, tamam.

Bir süre dilimden düşmeyecek 35 olmam. Ben bunu sindiremedim, içselleştiremedim. Hayatımın bir parçası yapamadım. 34 yıl 11 aya kadar her şey çok iyi gidiyordu. O son ayda bir katakulliye geldik gibi hissediyorum, bilmiyorum. Bir uyandım falan, bir garip oldu. Hem doğum günümün 35. yaşıma denk gelmesi, hem aynı günün reglin ilk günü olması da etkilemiş olabilir tabii ki bunu. Bu da bir şeydir sonuçta.

Ama ben bu konu hakkında konuşacağım arkadaşlar. Hayatımın bir parçası. Gerekirse 35'in son gününe kadar 35 olmayı konuşacağım. Yapacak bir şey yok.

Hiçbir yaşla ilgili böyle bir şey yaşamadım ben. Herhangi bir heyecan ya da baskı kurmadım kendi üstümde. Mesela 18 yaşına girmek bir ara çok büyük bir olaydı. İşte trafiğe çıkabildiğin, oy kullanabildiğin, bar kapılarında kimlik sorulduğunda göz devirerek, güvenlik görevlisinin alnının çatına kimlik fırlattığın ve ne alakaysa nikâhta kıyabildiğin, çok gereksiz bir detay, bir yaştı. Mesela sevgili 18, kanunlar nezdinde.

Bana sorarsanız 17 yaş, 18'i donunda her türlü sallar. O zaman da hiç ilgimi çekmemişti açıkçası 18 olmak. Zaten hayatında hala Soru Bankası diye bir şey varken ne yani? Trafiğe çıksan ne, çıkmasan ne açıkçası? Gerçi Soru Bankası dediğin şey de gerçekten çekirdek gibi başladın mı bırakamıyorsun. Düzenli olarak Alese, KPSS'ye, YDS'ye giren bir sürü insan var. Benim hayatımda da oradasınız, biliyorum. Çok geçmiş olsun. Gerçekten ne diyebilirim?

Annemin babamın da, inanır mısınız, hiç umurunda olmamıştı. 18 olmam. Ama buradan ilgisiz aile hikayesi çıkmayacak. İlgisiz olduklarından değil, Özge'miz 14 yaşında isyan etmeye başladığı için... ..."Sizden izin almıyorum, size haber veriyorum sadece. Arkadaşlarımla..." gibi şeyleri erken söylemeye başladı. Bahsi geçen etkinlik de, dershaneden sonra Maltepe'nin silikli kafelerinde elmalı soda içmek bu arada. Neyse, olsun. Mikro isyan, yine isyandır Özge'm. Ergenliğimizden öpüyoruz.

Biz heyecanlı 20. doğum günümde yaşamıştık. Babam 20 olduğumda bir buket papatya almıştı bana. Ama durun hemen götünüzü dönmeyin bıçak yok burada. Gerçekten matematiksel olarak daha mantıklı bulduğum bir şey. 10 ve katlarına heyecanlanmak açıkçası. Yoksa 20'li yaşlarla ilgili fikirlerimi şu şakamda da belirtmiştim. Ya ben 20'lerimi şöyle hatırlıyorum çünkü. Yetişkin olmaya çok özendiğim, boyumdan büyük sorumluluklar aldığım ve her boku bildiğimi sandığım cehennem gibi bir 10 seneden bahsediyorum. 30'tan öyle değil.

30'lar asla öyle değil. Çünkü 30'larda şuurunuz açık. Her şeyden önce ayaklarınız yere basıyor. Neyi yapıp ne yapamayacağınızı biliyorsunuz ve her boku bildiğinizi zannetmiyorsunuz tabii ki. Her boku bildiğinize eminsiniz. O kadar güzel bir his ki. O kadar güzel ki. Yani umarım bir an önce gelirsiniz.

27 yaş zaten kulübe olan bir şey, biliyorsunuz. Geçmiş olsun. Kulübe üye olmak için iyi müzik yapma ve ölmüş olmanız gerekiyor. Jimi Hendrix, Chenise Chaplin, Jim Morrison, Amy Winehouse, bunları biliyorsunuz. Ben şahsen 27 yaş depresyonuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir insanım. Çünkü yani şahsen ben Kettle'a makarna suyu koyduğum, akbil bastığım bir 27 yaş geçirdim. Hani ne kadar olabilir o varoluş sancısı, sanat sepet?

O sene sanat adına yaptığım en iyi şey, A3 boyutunda yaldızlı 150 gram kartona basılmış, yüksek sansipli olma almaktı. Bu kadar. O da nerede şu an bilmiyorum. Neyse, devlet var Allah'tan, oradan indirebiliyorsunuz. Ve geldik 30. yaşıma, ki 5 sene öncesi oluyor. Fark etmiş miydiniz bilmiyorum, 35 olduğunu demiş, bilmiyorum. Özge saçmalıyorsun. Tamam, artık. Duymamış, dikkat kesilmemiş olanlar varsa, bir sadece altını çizmek istedim.

Neler olmuş? Hızlıca bakabiliyorum mesela 30. yaşımda. Twitter'da mesela bir Yıldız Tilbe tweet'i retweetlemişim. ''Bazı yollar uzun ve düzgün, bazıları da kısa ve bozuk, insanın daha çok vaktini alıyor ve daha yorucu.'' Hadi Yıldız bunu tweet attı. Sen bunu ne bokumla retweetledin be Özgen be? Hiç yani inanılmaz. Acaba kim bilir ne düşünüyordum? Instagram'da gördüğüm kadarıyla, oradaki storilerden ve postlardan anladığım kadarıyla, 30. yaşımda şöyle şeyler yaşamışım. İlk kez sahnede oryantallik yapmışım mesela. Çok iyi. Annemle babamın köyüne gitmişim, Barton'un dizisinde oynamışım. Ama her şeyden önemlisi, kendi evime çıktığım bir yaşmış. Güzel gözüküyor. Günlüğüme ise şöyle bir şey yazmışım.

diyerek burada ufak bir sosyal medyaya yansıyan, aslında içimde olan karşılaştırması yapmak istemiştim. Ama 2018 senesine ait günlüğü komple mavi keçeli kalemle yazmışım, nasıl olduysa. Ve bu defter ıslanmış, dağılmış mürekkeplerden oluşan okunmayan kelimeler de ortaya soyut bir sanat eseri çıkarmış, gerçekten kayıp eşya bürosuna da kayıp bir sene yakışırdı. Aferin Özgün. Hadi bir öpücük daha.

Şimdi bu yaşla ilgili neler hissettiğimi tam olarak anlayamıyorum. Hangi yaştan bahsettiğiniz 35 arkadaşlar biraz odaklanalım. Ama yani bunda senenin ilk haftası doğmuş olmanın da payı vardır illa ki. Çünkü daha dur bismillah daha ne hissedeceksin? Bir ay olmuş olmamış yeni yaşına gireli daha neyin analizi yapacaksın? İnternette bazı araştırmalar yaptım. Neler oluyor bu yaşta diye. Bir dizi çıktı karşıma. 35 yaşındaki kız diye bir Japonya yapımı bir dizi. Sinopsise göre 10 yaşında komaya giren bir kız 35'inde uyanıyor.

Aynen. Uyanıp ne yaptığıyla ilgili bir bilgiye rastlamadım açıkçası. Tabii ki orada bir çocukluk aşkı falan var, orası cepte. 10 yaşında komaya girsem ve uyandığımda 35 yaşında olduğumu fark etsem çok temiz deliririm. Ben uyurken boyum uzamış, regle olmuşum, 20'lik dişim çekilmiş olabilir. Gerçekten kabus gibi. Kaldığım yerden devam ettiğim senaryoda da 38 yaşında başlayıp 50 yaşında bitecek bir ergenlik dönemi beni bekliyor gibi bir durum var bu hesaplamalara göre. Bu noktada da yapılacak en mantıklı şey sanırım siyaset atımı.

İlerleyen günlerde hayatla bağımı kesmek istediğim bir noktada kucağıma cips alıp izleyeceğim kesin ama bu diziyi. 35 yaşla ilgili karşınıza çıkan şeylerden biri şu. 35 yaşından sonra anne olunur mu? Çocuk yapmak için 35 yaş çok mu geç? 35'ten sonra hamile kalanların dikkat etmesi gerekenler. 35 yaşla ilgili kadınların bilmesi gerekenler. Yemin ederim sınanıyorum arkadaşlar. Biz ne konuştuk bu podcast'ta ya? Tamam be, donduracağız işte. Tamam, parası neyse vereceğiz. Bir diğer popüler içerik formatı da 35 yaşa kadar öğrendim. 35 şey, 35 öğüt, 35 hayat dersi falan gibi şeyler. Şimdi size öğütlerden birkaç kuple dinletiyorum.

Deme! Mutlaka kitap oku. Kendini eğit ve geliştir. Sigara içmeyin. Sigara sağlığa zararlıdır.

Gördünüz değil mi? Asla asla deme, kitap oku ve sigara içme. Hocam ne yaptın? Vallahi tüylerim diken diken oldu. Bu nasıl hayat dersi ya 35 senede? Nasıl öğrendin sen bunu ya 35 sene gibi kısa bir sürede? Sen bu üçünü. İnanılmaz. Vallahi mahvoldum. Ben de yapacağım ama. Yapıyorum. 35 senede öğrendim. 35 şeyi sizler için şu an sıralamaya başlıyorum. Var mısınız? Benimle misiniz? Benimle misiniz?

O zaman başlıyorum. 1. Mutlaka spor yap. Hayatta ne zaman birinin ağzının ortasına çakman gerekir bilemezsin çünkü. 2. Günde bir litre kahve içmeye hiç gerek yok. Ama içiriyor meret. Oyna, devam. 3. Özgüvenin düşükse kesinlikle maniküre git. Anında bir özgüven geliyor insana. İlkel bir üçgüdü olabilir hani pençe göstermek falan gibi. Araştırmalarım sürecek.

4. Birinin yanından ayrıldığında pilin bitmiş gibi hissediyorsan o kişiyle görüşmeyi bırak. Bugün enerjini emen, yarın arkandan gelir kulak memeni emer. 5. Ülkemizde kesinlikle bir lunapark açığı var arkadaşlar. Bu bilgiden öte bir saptama ve aynı zamanda da bir şikayet. Tatilayı geri istiyoruz. Altılı masaya buradan çağrımdır. Ali Babacan da geldi zaten Pod B'ye. Belki o da bu konuda bir şeyler yapabilir gibi.

6. Çamaşır makinesinin yumuşatıcı kısmında su kalıyorsa deterjan haznesini çıkaracaksınız. Temizleyeceksiniz, geri takacaksınız. Bunu geçen hafta öğrendim. Teşekkürler YouTube. 7. Zara'daki anonslar sadece tam ve yarım saatlerde yapılır. Çalışanlar da bu anonslarla molaya çıkıp, bu anonslarla moladan dönerler. Teşekkürler 2012 yazı.

8. Gece geç saatte yemenin hiç kimseye hiçbir faydası yok. Hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak. Bununla bağlantılı olarak 9. madde, McDonald's'ın patatesleri gitgide çok kötüleşti. 10. Hayır demeyi öğrenin, öğütlerinizi dinlediniz, sınırlarınızı çektiniz, hayır demeyi öğrendiniz diye düşünüyorum artık. Bravo.

Şimdi de karşınızdaki hayır dediğinde o haller ne o? E sen hayır derken iyiydi. Kırılmamayı, bozulmamayı, eviniz yanmış gibi çömemeyi, uzun uzun neden ama diye sormamayı, ısrar etmemeyi, aa götü kalkmış dememeyi öğreneceksiniz. 11. En iyi süper kahraman hikayesi, Watchmen. 12. Dünyada berbat psikologlar var, yarardan çok zarara dokunan, maalesef ayı konum. 13. Bir şey bozulduğunda ilk yapılacak şey, gerçekten kapatıp açmak. Buna kendiniz de dahilsiniz. 14. Macarca ile Türkçe'nin ortak kelimelerinden bazıları, şapka, patlıcan, çizme, sabun, sultan. 15-Sahneye çıkma sayımla sosyal hayatta insanlarla görüşme isteğim arasında negatif korelasyon var. Ne kadar çok stand-up yaparsam o kadar az arkadaş görüşmesine gidiyorum. Mesleki deformasyon olabilir mi bilmiyorum, sürecin takipçisi olacağım. 16-Duygusal zeka falan eyvallah gerçekten şahane şeyler. Fakat kimseye de empati borcumuz yok kardeşim. Yallah! Dostoyevski'nin de dediği gibi bak alıntılara bak bir anda Dostoyevski giriverdi. Nereden çıkacağı belli olmaz Rus edebiyatının. Demiş ki, gereğinden fazla anlamak bir hastalıktır. Gerçek bir hastalık. Ya. 17. Her şeyin şakası yapılıyor artık salın bu cümleyi ya. Her şeyin şakası yapılır. Fakat her şakaya da gülünecek diye bir şey yok dostlarım. Yani her şeyin yemeği de yapılıyor. Kimseye zorla yediremeyeceğine göre artık bu konuyu salalım.

18. Kimse bana kendimle ilgili bilmediğim herhangi bir şey söyleyemez. Ben zaten o konuda düşünmüşümdür. Bana kendimle ilgili bilmediğim bir şey söyleyecek insan sadece şunu söyleyebilir. Dişinde maydanoz kalmış. 19. Kırmızı şarap lekesini en iyi maden suyu çıkarıyor. Hemen üstüne döküyorsunuz o köprüyü, siliyorsunuz geçiyor. En iyi maden suyu da biliyorsunuz Beypazarı. 20. Edi'yi altan erkekle, Büdü'yü köksal engür seslendirmiş.

21. Kanal D'de izlediğimiz Bugs Bunny'ler, Tuffy Duck'lar falan hep 1940'larda 50'lerde falan çizilmiş. Ben bunu öğrendiğimde şok geçirmiştim. Buna özel bir bölüm yapacağımla buraya yazıyorum.

22. Bet suratıyla size bakan bir insan varsa, her zaman şunu hatırlayın. Belki de kan şekeri düşmüştür. Böyle durumlar için çantanızda hep çubuk kraker taşıyın. Sevaptır, midenin suyunu alır. 23. Çocuklarla anlaşamayan insan, inanılmaz itici bir şey. Yetişkinlerle anlaşamayan çocuk da çok itici. Ama hadi onların zekasızlığına veriyorum. 24. Sıcak, tazcikli bir suyun altında uzun süre durmak, hayattaki çoğu şeye çok iyi geliyor. Yüksek tansiyon ve eğitim krizi harcı.

25. Tuvalet kağıdı gibi bir pipetle plastik bardaktan meşrubat içmeyeceğim, naylon poşet alacağım, sprey deodorant kullanacağım. Bu da öğrendiğim bir şey değil aslında ama bir değerimiz gibi mi oldu, bir şey oldu. 26. Piyasada satılan şemsiyelerin en iyisi her zaman Rossmann'da. Fiyat performans açısından çok iyi, bozulmuyorlar.

27. Dünya üzerindeki tüm binalar yıkılmaz derecede sağlam olsaydı eğer, hepsi ama, deprem aslında eğlenceli bir şey olurdu. Böyle kar yağışı gibi beklenen bir şey olurdu. Aaa ne oldu ya sallandık falan gibi böyle bir dünyanın bize bir sürprizi gibi olurdu. Şıkır şıkır sallanır hayatımıza devam ederdik. 28. V60'sı, kapsülü, French press'i, mocapotu hepsi çok güzel fakat insan bazen dümdüz nescafe çekiyor. Çöplük. 29. Whiskey çok temiz içki, bira, hammallık. Tabii ki bunu da geçen sene öğrendim. 30. Kendini çirkin, işe yaramaz, sahtekar hissettiğin her an şunu hatırla. Bu dünyada Erol Köse diye biriyle yaşıyor. 31. 1071 Malazgirt Savaşı'yla Anadolu'nun kapıları Türkler'e ardına kadar açıldı. Bu bilgi asla kafamdan gitmiyor, senelerdir burada. 32. Yine böyle bir bilgi. Başka bir tane daha. Q eşittir. MC, delta T. Isı değişimiyle ilgili bir şeydi bu.

Bir başka bilgi daha. Katıların basıncı yüzey alanıyla ters orantılıdır. Evet. 34. Bir tane daha var. Sonuncusu bu. En küçük asal sayı 2'dir ve 2 asal sayılar içinde tek çift sayı olandır. Hocam bu bilgileri gerçek hayattan aramıza sokacağız. 35. Bu da son bilgi. Hepinize de kapak olsun. Pikachu'nun kuyruğunun ucu siyah değil. Kaliteli bir yaşam be. Kaliteli bir 35 sene. Kayıp Eşya Bürosu. Özge Özel. Sevgiler.

Bırak beni!

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)