Podcast

89 - Güvercinlerden Fiber Ağlara İletişim (ft. Engin Aksoy)

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İletişim konusunda geçmişten günümüze kat ettiğimiz mesafe son derece etkileyici. Tamtamları kullanarak başladığımız bu yolculukta, internet teknolojisine kadar vardık. Peki nasıl bir teknoloji bu? Günümüzün iletişim teknolojilerinin altyapısında neler yatıyor? Bu soruları Vodafone Türkiye'nin CEO'su Engin Aksoy ile masaya yatırıyoruz. Vodafone'un iletişim alanındaki çalışmalarını ve yarınlarda bizi nelerin beklediğini değerlendiriyoruz.



Sunan: Barış Özcan

Hazırlayan: Özgür Yılgür

Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt

Yapımcı: Podbee Media



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

Bölüm Transkripti

5.035 kelime · ~25 dk okuma

Herkese merhaba. Ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz. O

ne ya? Bir kaplan sanırım. Eyvah, bizim kabilenin köyüne doğru gidiyor galiba. Hemen onları uyarmalıyım.

Bir dakika ya! Ben kaplan kadar hızlı koşamam ki nasıl haber vereceğim kabileye? Nerede benim tam tamım? Dikkat! Köye bir kaplan yaklaşıyor.

Transkriptin tamamını oku

Oh! Görev başarıyla tamamlanmıştır. Kesin beni kahraman ilan edecekler köyde. Eee, ya tam tamın sesini duymadılarsa? Nereden bilecekler ki bir kaplanın onlara doğru geldiğini? Sonuçta ilk defa bir kaplan bizim köye doğru ilerliyor. Aramızda bunu haber verecek bir kodla belirlememiştik. Yok mu ya kabileyle iletişim kurabilmenin daha güvenilir bir yöntemi? Hmm, belki de küvercinler yardımcı olur mesajımı iletmeme. Hemen yazalım mesajımızı. Köye doğru bir kaplan geliyor. Hazırlıklı olun.

Koş bakalım, ilet mesajımı. Evet, geç oldu ama güç olmadı. Mı? E bu sefer de ben nereden bileceğim güvercinin köye ulaşıp ulaşmadığını? Bir de yolda ya başına bir bela gelirse? Ne bileyim bir şahin filan yakalarsa benim güvercinimi? Kaplan bizimkilere ulaşmadan başka bir çözüm bulmam şart.

İşte burada! Grambell'in meşhur telefonu. Bu sefer tamam. Kabileyi haberdar edebilirim işte. Alo? Arkadaşlar hemen hazırlanın. Köye doğru bir kap... Alo? Alo? Arkadaşlar? Sesim geliyor mu? Alo? Tabii ya. 1876'da ne arasın bizim kabilenin köyünde telefon? Henüz Grambell bile bunu bulalı 2-3 ay falan oldu. Daha da teknolojik bir şey bulmalıyım. Ne olabilir? Heh, buldum.

İşte bu ya. Mail atarsam bu iş tamamdır. Evet şöyle kısa, öz, resmi bir mail sorunumuzu çözer. Merhaba sevgili kabile lideri. Köye doğru bir kaplan geliyor. Dikkatli olun. Sevgilerimle. Barış. Hah şöyle. Bir görevi daha başarıyla tamamladık. Hah bak cevap da geldi bile. Teknolojinin gözünü seveyim ya ne güzel işte hızlı hızlı hallettik. Ne diyor bakalım.

Merhaba Barış. O kaplan bundan birkaç yüzyıl evvel köye uğramadan geçti. Biz de sana dumanla haber yollamaya çalıştık ama cevap alamadık. Yine de özveren için hem kendim hem de kabilemiz adına teşekkür ederim. Sevgiler. Görüyor musun? Neyse iyi tarafından bakalım. Kaplan kabileye musallat olmamış. Öf. Boşa gitti bunca zaman yolculuğu.

desem de zaman yolculuğunu bulmuş değilim. Henüz. Ve maalesef bilim insanları bu teknolojiyi de icat etmedi. Henüz. Fakat bu küçük mizansenle size ufak bir tarih gezisi yaptırmak istedim. İletişimde tarihsel gelişmemizdeki birkaç durağa uğramak pek de fena olmadı galiba. Zira bugün konuşacağımız konu da bununla alakalı. Şimdi düşünsenize türümüzün teknolojideki o gelişimini

Tam tamlardan dumana, oradan güvercinlere, oradan ulaklara kadar uzanan bir iletişim maceramız var ve artık mesajlaşma ve sosyal medya uygulamalarına kadar ulaştı. Tek bir tuşla saniyeler içinde iletebiliyoruz mesajımızı. Eskiden davullarla ilettiğimiz mesajları artık akıllı telefonlarla yollayabiliyoruz. Peki bugünkü iletişim teknolojileri nasıl çalışıyor? Biz buraya nasıl geldik? Eminim bazılarınız bunu düşünmüştür.

Arkadaşımıza yolladığımız mesaj nasıl bir teknolojiyle ulaşıyor acaba? Veya bizi yakın gelecekte iletişim alanında neler bekliyor? Fakat bu sefer size bunu tek başıma anlatmayacağım. Malum konu önemli, işin uzmanı olan biriyle bu konuyu konuşmak istiyorum. Ve bu bölümde konuğum Vodafone Türkiye'nin CEO'su Sayın Engin Aksoy.

Merhaba Engin Bey. Ben ilk olarak şunu sormak istiyorum. Dünyanın önde gelen iletişim teknolojisi sağlayıcılarından birinin temsilcisi olduğunuz için öncelikle altyapıyı konuşmak gerektiğini hissediyorum. Günümüzde özellikle teknolojinin çok hızlı geliştiğini de düşünecek olursak güçlü bir dijital altyapıya sahip olmak gerekiyor ve bu altyapı hakkında da bir yol haritası oluşturmak gerek diye düşünüyorum. Vodafone'un böyle bir haritası var mı? Varsa bu haritayı nasıl oluşturuyorsunuz? Önce bunu konuşarak başlayalım isterseniz. Tabii biliyorsunuz günümüzde ekonomik kalkınma ve küresel rekabetin de o dağında aslında dijitalleşme var. Dijitalleşme verimliliği ve üretkenliği arttırıyor ve yeni iş modellerinin gelişmesinde de önemli rol oynuyor. Bu bağlamda örnek ülke olarak hep Güney Kore gösteriliyor. Güney Kore bugün iletişim altyapısı, dijital ürün ve hizmetlerin toplumsal ve ekonomik hayatın nüfusu açısından örnek gösterilen bir ülke. Dünyanın en büyük ekonomileri arasında 10. sıraya yerleşti ve bu sıçramayı da aslında onlara yaptıran dijital devrim diyebilirim. Dünyanın en büyük yüksek teknolojili çip, mobil telefon ve yeni nesil cihaz üreticilerinden biri haline geldi Güney Kore.

ve bilgi işlem teknolojileri ihracatına da çok önemli bir sıraya yükseldi. Aslında bu dijitalleşmeyi mümkün kılan da telekomünikasyon altyapıları oluyor. Telekom sektörünün ve geniş band altyapıların yatırımlarının artması ülke ekonomisi ve sosyal dayanıklılık için kritik ve bu tüm dünyada son yıllarda çok net anlaşıldı. Pandemi bunu biraz daha hızlandırdı. Ben bu çağ aslında biraz dijital çağ diyorum, dijital devrim dönemi diyorum. Bu dönemde çok daha iyi anlaşıldı. Bunun bir yansıması olarak da dijitalleşme için devlet teşviklerinin genişletilmesi de çoğu yerde yaygın bir kamu politikası haline geldi. Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok bölgede de dijitalleşmeyi destekleyecek teşvik ve programlar hazırlandı. Aslında teknolojinin önüne açılması için

güçlü bir dijital altyapı yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Yol haritası hazır olduğunda altyapılar kuvvetlendirildiğinde bu altyapıların üzerinde servis geliştirmek mümkün olabiliyor. Evet bu Güney Kore örneği benim ilgimi çekti çünkü ben de Seul'de bulunmuştum ve orada bir han mucizesinden söz ediyorlardı böyle 60'lı yıllardan itibaren başlayan bir mucize ama hiçbir mucize sebepsiz olmuyor bence. Doğru. Sizin de belirttiğiniz gibi orada özellikle devlet teşviği ve bu yol haritasının belki de bütün paydaşlar tarafından oluşturulması herhalde o ivmeyi de güçlendiriyor. Peki, bir takım kaynaklara sahip olması lazım operatörlerin. Bu kaynakların etkin bir şekilde operatörlere tahsis edilmesinin kritik olarak önemi nedir? Vodafone mesela bu kaynakları nasıl kullanıyor? Evet, şimdi kaynak dediğimiz zaman altyapı dedik. Altyapının üzerinde nasıl bir kaynaktan söz edebiliriz? İki tane ana nokta var. Bunlardan bir tanesi frekanslar.

Yani operatörler mobil iletişimini sağlamak için frekansları kullanıyorlar. 700 frekans bandı, 800 bandı, 900 bandı gibi frekanslar üzerinden yayın yapılıyor. Bugün aslında ekonominin de en önemli ihtiyaçlarından biri verimlilik artışı. Yeni teknoloji ve yeni frekansların kullanılması haberleşme sektöründe kaynak verimliliğini sağlıyor.

hem de hizmet ve üretim sektörlerinde verimli karşılığının önemli bir role sahip. Dünyada olduğu gibi sektörümüzde de aslında finansal öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik açısından zorlu bir dönemden geçiyoruz. Sektörümüzün yatırımlarındaki artış ile gelirlerindeki artış dirençlerine baktığımızda bu iki sırasındaki makas açılıyor. Çünkü az önce bahsettiğimiz bu dijital devrim döneminin gerekli olarak çok daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Ancak gelirlerin aynı oranda artmadığını görüyoruz. Dolayısıyla yatırımlardaki kaynak etkinliğini sağlamak tüm dünyada operatörler için önemli bir ihtiyaç haline geldi. Türkiye'de daha da önemli. Yeni frekansların yeni teknolojilerde kullanılması ile bu kaynak etkinliğinin gerçekleştirmesi de mümkün olacak. Yani yeni frekanslar verildiği takdirde kaynakları daha verimli kullanabileceğiz. Yeni teknolojileri alabileceğiz. Yeni frekansların üzerine enerji tasarrufu sağlayacağız. Biz bir an önce yeni nesil mobil iletişim teknolojilerine ve altyapısına geçiş için vakit kaybetmeden, gerekli düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Belki daha basit anlatmam gerekirse dinleyicilerimiz için de ilave frekans tahsisi aslında çok daha yüksek kapasiteli yeni iletişim otobanları açmak anlamına geliyor. Bu da en basit anlatımıyla trafiğin rahatlatılması, ve daha kaliteli bir deneyim sunulması anlamına geliyor diyebilirim. Örneğin şu anda boşluğu olan bir 700 frekansı var. Hiçbir operatör kullanmıyor. Bu frekans boş bir kaynak olarak duruyor. Bu operatörlere tahsis ediliyor olsa yeni bir otoban açılmış olacak ve bu otobanın üzerinden tüketiciler daha kaliteli, daha hızlı, daha yüksek kapasiteli internet kullanabilecekler. Ancak bu şekilde teknolojinin yaygınlaşması ve bekleyen ekonomi katma değeri ortaya çıkması mümkün olacaktır diye düşünüyorum. Şimdi az önce siz de söylediniz özellikle bir dijital devrim içerisinde olduğumuzu söyledik. Covid döneminde bunun ben ona force majeur diyorum yani zorlayıcı bir etkiyle 7'den 77'ye herkes uzaktan çalışmanın, bazı verimlilik şeylerini uzaktan da yapabilmenin faydalarını görmeye başladı. Bunun içinde işte o geniş otobanlara ihtiyaç var. Şimdi bu geniş otoban, geniş band teknolojisi diyoruz. Özellikle de mobil anlamda bu Covid döneminden sonra, post-Covid döneminde mobil ortamda daha rahat çalışabilmemiz için de mobil anlamda bir geniş banda ihtiyaç var anladığım kadarıyla. Sizler nasıl tanımlıyorsunuz bunu teknik olarak mobil geniş band teknolojisini? Bu bandın ne olduğunu biraz daha açabilir misiniz?

Tabii aslında mobil geniş band sistemi, mobil ve elde taşınır cihaz kullanıcılarına internet erişimi sağlayan altyapıdır. Mobil servis sağlıcılar tarafından uzaktan bağlı kullanıcılara yüksek hızlı geniş band internet erişimi sağlamak için kullanılan bir sistemdir diyebiliriz. Yani belirli bir yerdeki sabit bir ağa bağlanmak değil. Aslında mobil ve elde taşınır cihazlarla uzaktan mobil servis sağlıcılara bağlanmak diye bir tahsil edebilirim. Peki bir de fiber ağlar var. Hani daha da hızlı, çok geniş, kaç şeritli diyorsunuz bilmiyorum ama çok şeritli otoban yapabilmek için fiber ağlara ihtiyaç var. Vodafone'un nasıl bir fiber altyapısı var? Şimdi tabii fiberin yaygınlaşması, hane ve iş yerlerinin yüksek hızlı ve güvenilir bir bağlantıdan azami ölçüde yararlanabilmesi için elzem.

Yeni nesil mobil teknoloji geçişin zamanında olması ve etkin şekilde gerçekleştirmesi için de biz sadece haneleri ve işyerlerini değil, mobil baz istasyonlarını da fiberle birbirine bağlamak durumundayız. Ülkemizin her haneye fiber götürme hedefini gerçekleştirmek ve dijitalleşmenin aslında tüm sektörler ve ülke genelinde dönüştürücü etkisini ortaya çıkarmak için fiber yatımlarını hızlandıracak bir girişime ihtiyaç bulunuyor. Biz bugün Vodafone olarak yaklaşık 500 bin haneye fiber götürüyoruz. Çok daha fazlasını götürmek istiyoruz. Ancak bugünkü düzenlemeler buna müsaade etmiyor. Tesis paylaşımı gibi düzenlemeler yeterli çözümü sunmuyor. Uygulamada pek çok aksaklıkla karşılaşabiliyoruz. Biz aslında hem mükerrer yatırımların önlenmesi hem de yatırımların hızlanarak Türkiye'nin her hanesine ve her işletmesine fiberin ulaştırılması için ortak altyapı şirketi modelinin yeniden ele alınmasında fayda görüyoruz. Bu ortak altyapı şirketiyle aslında çok daha fazla yatırım yapabilme kapasitesi olacak. Çok daha ekonomik yatırım yapabilme kapasitesi olacak.

servis sağlayıcılar, operatörler altyapıda değil, üst yapıda hizmet kalitesinde rekabet ediyor olacaklar. Aslında Türkiye'deki bu altyapı teknolojilerinin geliştirilmesiyle de paralel bir süreç. Tabii burada son kullanıcılar olarak diyelim, bizler için ne var? Ben bir hikaye anlatıcısı olarak kendimi tanımlıyorum. Buradan benim çıkartacağım ana fikir ne? Mesela bu tür şeylerin genel olarak bize hem ev ekonomisine hem de ülke ekonomisine ne gibi katkıları olacak sizce?

Tabii şimdi aslında belki geçmişten bugüne biraz bakmak lazım. Çok önce değil aslında. Türkiye'de 4G lansmanı 2016 yılında yapıldı. 2015 yılına, 2014 yılına gittiğimizde bugün tüketicilerin daha fazlasını istediği hızlar o dönemlerde hayaldi. Bugünkü ortalama hızlarla, o günkü ortalama yani 2015'ten bahsediyorum. Sadece 8 yıl önceki hızla bugünkü hızı karşılaştıracak olursak en az 5-6 kat hızlanmış durumdayız internetten. Peki bu bize neyi sağladı? En basitinden bugünkü yayını yapabilmemizi sağladı. Bugün pek çok televizyon kanalında veya dijital kanalda gördüğümüz görüntülü canlı yayınları yapabilmemizi sağladı. Bugün mesela dijital kanalların veya televizyon muhabirlerinin ellerinde mobil kameralarla Türkiye'nin her yerinden yayın yapabilmelerini dahi aslında bugünkü 4G teknolojisi. sağladı. Yani 3G teknolojisiyle bunu yapabilmek çok mümkün değil. 3G'nin kapasitesi bunun için çok sağlıklı bir altyapı sunmuyor. Peki 5G'ye geçince ne olacak? Örnek olarak söylüyorum. Az önce bahsettiğim dijitalleşme yol haritasında ilave frekansların tahsisi, fiber altyapının kurulması

ve 5G'ye geçiş önemli adımlar. 5G'ye geçtiğimizde bugünkünden çok daha fazla kapasiteye sahip olacağız, internet kapasitesine. Bu da şu demek, eş zamanlı internete erişebilmeye. Nedir bu? Örneğin bir doktor, uzaktan bir robotu kontrol ederek ameliyat yapabilecek. Çünkü doktorun İstanbul'daki el hareketi, örneğin Van'daki robotu

aynı salise içerisinde hareket ettirebilecek. Yani arada bir milisaniye gecikmeler olmayacak. Bugün 3G'den 4G'ye geçerken bu gecikmeler çok azaldı. 4G'den 5G'ye geçerken çok çok daha fazla azalacak. Bu çok önemli bir gelişme. Aynı şekilde üretimde, üretim sektöründe uzaktan robotların kontrolü, makinelerin kontrolü yine eş zamanlı olacak. Bugün örneğin özellikle Amerika'da otonom araçlardan çok bahsediliyor.

Otonom araçlarda aslında en önemli mekanizma gecikmenin olmaması, data gecikmesinin olmaması. Örneğin kırmızı ışık yandığında araca giden sinyalin aynı sahilse de gitmesi lazım. Aksi takdirde oradaki milisaniyelik gecikme bir kaza yol açabilir. Bunu da ancak yüksek kapasiteli internet altyapıları sağlıyor. Bu da ancak yeni nesli teknolojilerle mümkün. 5G gibi teknolojilerle mümkün. Yani tüketicinin hayatını böyle örnekleri çoğaltmak mümkün. Belki geniş kitlelerin daha çok ilgisini çeken örnekler de verebilirim. Örneğin oyun endüstrisi. Şimdi siz gecikme vesaire deyince benim aklıma hemen oyunlar gelmişti zaten. Onu soracaktım siz girdiğiniz zaman. Evet, örneğin bugün evinizde fiber yoksa veya evinizde çok kaliteli bir 4G yoksa eş zamanlı oyunu oynama şansınız biraz düşük. Oradaki milisaniyeli gecikmeler aslında size bir dezavantaj yaratıyor. Ancak 5G'de bu gecikmeler ortadan kalkıyor. Oyun endüstrisi, eğlence endüstrisi de 5G gibi teknolojilerle dönüşüyor. Bu örnekleri tabii ki çoklamak mümkün ama en büyük kullanımı nedir derseniz, makineler, nesneler arası internet, makineler arası iletişim diyoruz. Pek çok cihaz aslında, milyonlarca cihaz aynı network'e, aynı şebekeye daha sağlıklı olarak bağlanabilecek ve daha eş zamanlı olarak data transferi yapılabilecek.

Evet yani bu söyledikleriniz gerçekten tam bu soruda aradığım cevaptı. Çünkü daha hızlı daha hızlı gibi algılıyoruz bizler. Oysa daha az gecikmeli, daha uyumlu, daha güvenilir gibi bazı sıfatları da eklemek lazım herhalde bunlara. çok doğru, güvenilir ve gecikmenin çok azaltılmış olması, eş zamanlı olması en doğru tanımlama olur. Evet, yani doktorun, o cerrahın yapacağı ameliyattaki gecikme zaten hayati bir öneme sahip. Keza söylediğiniz gibi, otonom araçlardaki tepki süreleri de son derece önemli. Ben yaklaşık 5 yıldan beri hayatımda %95 oranında otonom olarak giden bir aracı kullanan birisi olarak bunu gayet iyi hissederek söylüyorum. Dolayısıyla her yerden bağlantılı cihazların sayısı o Internet of Things, IoT teknolojilerinin de kullandığımız bilgisayarlar çok gözümüzün önünde fakat son bildiğim istatistiklere göre bunun belki de 5-6 katı fazla sayıda cihaz zaten birbirine bağlanmak durumunda ve hep bu sizlerin ortaya koyduğu bu altyapıların daha geniş, daha güvenilir, daha hızlı ve gecikmesiz olmasına bağlı. Ben bunu şeye benzetiyorum, şimdi kimse elektriğin faydalarından söz etmiyor bugünlerde.

ama herhalde bir 100 yıl önce yaşasaydık ve ben bu sorulara ne bileyim bir Edison'a filan soruyu olsaydım muhtemelen yine benzer şeyleri konuşacak olurduk ama işte 100 yıl sonra artık her şeye alışmış olan biz insanlar onun ne kadar faydalı ne kadar hayatımızın bir parçası haline geldiğini göremiyoruz. Bence işte 21. yüzyılda bilgi de ve onun iletilmesi de en az elektrik kadar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelecek. Elbette ülkemizde bununla ilgili bir takım Zorluklar da yaşanıyor sanıyorum. İşte altyapı teknolojilerini geliştirmek için karşılaşılan zorluklar. Bu zorluklara karşı bunların üstesinden gelmek için sizin stratejileriniz var mı? Ne yapmak lazım bu konularda? Evet, tabii burada aslında Türkiye şöyle diyebilirim. Ulaşım anında, daha basit olarak anlatmaya çalışayım mümkün oldukça, ulaşım tarafında, karayollarında, havayollarında yaptığı atılımı aslında dijital bağlantılarda da, dijital iletişimde de, dijital altyapılarda da yapmak durumunda. Burada iki temel başlık ön plana çıkıyor az önce belirttiğim gibi. Bir, mobil teknolojiler. Mobil teknolojilerde en yeni teknolojilerin kullanılması ki bu bize az önce bahsettiğimiz faydaları sağlayacak. Daha yüksek kapasite, daha güvenilir bir internet anı sağlayacak. İkincisi de fiber ağ. Fiber ağının olması bugün işletmelerin de verimliliğini arttırıyor. İnsanların da hayatını dönüştürüyor. Mobil istasyonlarını birbirine bağlayarak, mobil bas istasyonlarının da kapasitelerini arttırıyor. Türkiye'nin aslında bugün bununla ilgili bir yol haritası var. Yol haritası yok değil. Ama bunun uygulamaya bir an önce geçilmesi çok kritik. Ben hep şu örneği veriyorum. Evet, Türkiye'ye veya diğer ülkelere de matbaa geldi. Ama matbaanın geç gelmesi, gelişimi çok geciktirdi. Sanayi devrimi Türkiye'ye de geldi, diğer ülkelere de geldi. Avrupa'ya da gitti, Asya'ya da gitti. Ama sanayi devriminden avantajlı çıkan, bunu ekonomik faydaya dönüştüren ülkeler, sanayi devriminde önce olan ülkeler, bunu ilk başta başlatan ülkeler ve hemen takip eden, kendisi başlatmasa dahi hemen takip eden ülkeler. Bugün artık son on beş yıl diyebilirim aşağı yukarı bir dijital devrim çağındayız. Bu dijital devrim çağında planların olması gerekli ama planların olması yeterli değil. Bu planların uygulamaya geçmesi önemli. Biz Türkiye'de gerçekten az önce bahsettiğim gibi frekans tahsislerinin arttırılması, fiber altyapının çoğaltılması için ortak altyapı şirketi kurulması gibi teşviklerin verilmesi. Bunun dışında

mevcut altyapılara adil fiyatlardan herkesin ulaşabilmesi, tüm operatörlerin ulaşabilmesi gibi konuların çok kritik olduğunu düşünüyoruz. Bunlar olursa Türkiye ekonomisinin daha hızlı büyüyeceğini, Türkiye'nin de bu dijital devrimi kaçırmayan ülkeler arasına girebileceğini düşünüyoruz. Bunlar olmadığı takdirde de geç kalacağımızı ve bunun dezavantajlarını yaşayacağımızı, rekabette geride kalacağımızı düşünüyoruz. düşünüyoruz. Bugün Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen şirketler dahi, üretim yapmak isteyen şirketler dahi ülkedeki artık teknoloji altyapısını da soruyor. Sadece demografik yapı nedir, bu ülkenin nüfusu genç midir, bu ülkenin ekonomisi nasıldır, bu ülkedeki hukuk, regulasyon nedirin dışında ülkedeki teknolojik altyapı da

yatırım kararlarının belirleyici bir unsur. Dolayısıyla bir yandan bir fırsat var, bu fırsattan yararlanıp ülkemizi büyütebiliriz. Bir yandan da bir tehdit var aslında. Bu fırsatı kaçırırsak da ülkemiz maalesef geride kalır, rekabetçiliğini kaybeder diye düşünüyorum. Ben şimdi tam buradan sözü alacağım çünkü çok benzer şeyleri düşünüyoruz. Ben de sanayi devriminin, o buharlı makinelerin itici gücü olan trenin icadına gönderme yaparak bu treni de kaçırmayalım diye bir

konuyla ilgili video yapmıştım. Gerçekten de bu bilgi teknolojileri, dijital devrim dediğimiz bu 2000'li yıllardan sonra özellikle ivmesini hızlandıran gelişmeler ve sadece seyirci kalmamamız lazım. Şimdi orada yalnız ben kritik bir şey yakaladım. O konudaki altyapı teknolojileri olarak ancak büyük şirketlerin ve kamunun, ülkenin kaynaklarının birlikte belki de paralel bir şekilde ilerletilerek yapılmasıyla sağlanıyor ama biz son kullanıcılar için de aslında benzer şeyler. Biz de hep en gelişmiş teknolojik cihazları gadget dediğimiz o

cihazları, ekipmanları alıp kullanmayı seviyoruz. Fakat bir yandan bunlara erişmek de bizim açımızdan biraz gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu teknolojilerin yaygınlaşması için neler yapılabilir? Sizin bir çözüm, öneriniz var mıdır? Vodafone bu alanda nasıl bir rol üstleniyor? Tabii ekonomik koşulların değişimi dikkate alındığında bazı yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Artık bahsettiğiniz gadgetlar, cihazlar bir lüks olmaktan çoktan çıktı. Bu cihazlar artık işimizin bir parçası geldi. İnsanlar bu cihazlar üzerinden işlerini hallediyorlar. Yani ofis haline geldi bu cihazlar. İnsanlar bu cihazlar üzerinden kamudaki işlerini hallediyorlar. Örneğin E-Devlet uygulaması gibi uygulamalarla 50 milyonun üzerine kullanıcı var E-Devlet'te. Bugün baktığınızda. İnsanlar bu uygulamalar üzerinden bankacılık işlemlerini hallediyorlar. Eğlence buraya taşındı. Podcastlar, videolar, hepsi buraya taşındı. Yani burası aslında bizim bir lüks... bir ihtiyacımız, bir eğlence aleti değil bu bahsettiğiniz aletler. Bunların hepsi insanların, bireylerin ve kurumların hayatını kolaylaştıran ve artık hayatların bir parçası haline gelmiş cihazlar. Az önce verdiğiniz örnek gibi bugün elektrik lüks diyebilir miyiz diyemeyiz. İnternet ve bu mobil cihazlar üzerinden sağlanan servislerin de hiçbirisi lüks değil. Dolayısıyla öncelikle aslında

Bizim sahip olmamız gereken bakış açısı bu. Bu cihazlar lüks cihazlar değildir. Bu cihazlar ihtiyaçlara cevap veriyor. Bu ihtiyaçlar da bireylerin ve kurumların hayatlarını kolaylaştırıyor, ekonomik verimlik sağlıyor. Bugün örnek veriyorum, bir e-devlet uygulaması olmasa düşünün yaratacağı ekonomik zorluğu, insanlar her bir iş için kamu dairelerine gitmek durumunda olsalar, eskiden olduğu gibi sırf ekonomik olarak zaman kaybı, yol parası, daha fazla memur ihtiyacı, gibi pek çok etki var. Bugün artık e-devlet hayatımızda olduğu için biz bunu normal kabul ediyoruz. İşte bunların hepsini yapabilmek için bu cihazlara ihtiyacımız var ve bugünkü ekonomik koşullara baktığımızda pek çok uygulamanın gözden geçirmesi lazım. Yine basit bir örnek vereyim. Taksit uygulaması örneğin. 2018'de cep telefonu satışında çeşitli taksit sınırlandırmaları getirildi. Neden? Dedi ki 3000 liranın altındaki cihazlar 12 taksitle alınabilir, 3000 liranın üzerindeyse 3 taksitle alınabilir. Tabii ki bu insanların kaliteli cihazlara ulaşımını zorlaştırdı. Ocak 2023'te 5000 lira olan taksit limiti 12.000 liraya çıktı. 12.000 liranın 6 ürünler 12 taksitle alınabiliyor. 12.000 liranın üstünde bir ürün alırsanız 3 taksitle alınabiliyor. Ancak bugün Ocak ayından bu yana da çoğunlukla döviz kuru ve maliyetlerdeki artışa bağlı olarak cep telefonu fiyatlarında yaşanan artışlarla bugün 12 bin liralık taksit limiti ihtiyaçları karşılamaz hale geldi. Bir değişiklik yapıldı biliyorsunuz. Tüketiciler hep yurt dışı seyahatlerinden cep telefonlarını getiriyorlardı. Özellikle üst düzey cep telefonlarını. Çünkü Türkiye'de taksit imkanı sınırlı. Vergilerden dolayı cihazlar daha pahalı.

Burada da bir düzenleme yapıldı. Yurt dışından yolcu beraberine getirilen cep telefonları kayıt ücreti 20 bin liraya yükseltildi. Bu düzenlemeyle tüketiciler daha çok artık yurt içine tercih ediyorlar. Burada da ancak tüketici talebinin karşılayabilmesi ve dijital uçurumunu azaltabilmesi için taksit eşiğinin tekrar güncellenmesi gerekiyor. Bu tür regulasyonların da belli kriterlere bağlanıp sürekli güncellenmesi önem taşıyor. Yani tüketicilerin bu cihazlara ulaşımı kolaylaştırılmalı. Çünkü bu cihazlar artık hayatımızın çok önemli bir parçası, işin parçası, eğlencenin parçası. Artık bu cihazlar olmadan hayatımız çok zor. Dolayısıyla tüketicilerin önündeki engeller kaldırılmalı diye düşünüyorum. Orada da bir treni kaçırma meselesi var. Ne kadar etkileşim haline girersek belki oradan da o kadar parlak fikirler çıkartacağız. Ben oyunu da burada çok es geçmemek gerektiğini düşünüyorum. O da vazgeçilmez bir ihtiyaç bence. Hem iş hem eğlence ikisini birden karşıladığı için. Şimdi altyapıdan söz ettik, bu tür cihazlardan söz ettik ama daha çok donanımdan konuşmuş olduk. Birazcık da hizmetlerden bahsedelim, dijital servislerden söz edelim isterseniz. Vodafone'dan bu geleceğin dijital servislerine yönelik ne gibi sürprizler beklemeliyiz?

Siz Vodafone olarak iletişim hizmetlerinin ötesine geçerek ne gibi dijital servisleri sunmayı hedefliyorsunuz? Biz tabii Vodafone olarak az önce bahsettiğim altyapıların üzerine geliştirilen dijital servislerin gelecekte en önemli konu olduğuna inanıyoruz. Hedefimiz de 2025 yılına kadar Türkiye'nin en hızlı büyüyen yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olmak. başka bir de işte aslında sadece iletişim hizmetlerinin ötesine geçip servisler sunuyoruz. Bizim amacımız dijitalleşmenin gücünü kullanarak dijital pazar yeri yani bir e-ticaret platformu, finans ve sigorta hizmetleri sağlayıcısı, dijitalleşmek isteyen işletmelerin de en önemli destekçisi olma yönünde adımlar atmak diyebilirim. Peki şimdi bu dijital pazar yeri, finans ve sigorta gibi alanlarda rol üstlenmeyi hedeflediğinizi söylediniz. Burada rekabet avantajı elde etmek için ne gibi stratejiler izliyorsunuz? Tabii burada bizim yeni nesil bağlantı diyoruz. Aslında bu internet altyapısı burada kahsettiğimiz. Dijital operatör diyoruz. Az önce bahsettiğim servisler içeriyor ve kurumsal çözümler diyoruz. Bu üç bacaktan oluşan bir büyüme planımız var. Altyapımızı en yeni teknolojilerle geliştirerek daha fazla frekans, daha fazla kapasite, daha fazla fiber altyapıyla aslında müşterimize daha iyi bir internet deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Dijital operatör olma yolunda attığımız adımların sonucunda Vodafone yanında uygulaması bugün artık her gün girilip işlem yapılan, kullanılan ve yaşayan bir süper uygulamaya dönüşüyor. Bugün müşterilerimize tüm işlemlerin tek bir uygulama üzerinden yapma imkanı veren Vodafone yanında Türkiye'nin en çok kullanılan ve en sevilen mobil uygulamalarından biri. Biz bu uygulamanın üzerinde Perak Enda tarafında büyük bir dönüşüm de başlattık ayrıca. Biz dijital operatör kimliğimizin önemli bir birleşeni olarak da kişisel dijital asistanımız Tobi'yi devreye aldık. Yapay zeka tabanlı Tobi, Türkiye'nin en iyi sanal asistanı. Hem müşterilerimizin her türlü şikayetini, sorusunu karşılıyor hem de müşterilerimize en uygun önerileri sunuyor. Öte yandan da tabii her ölçekten işletmenin teknoloji ortağı olmaya devam ediyoruz. Bugün veri merkezi, bulut çözümleri, siber güvenlik, nesnelerin interneti gibi alanlarda yapacağımız yatırımlarla önümüzdeki beş yıl boyunca katlanarak artan bir hızda büyümeyi planlıyoruz diyebilirim. Bu yapay zeka konusundaki şey çok ilgimi çekti bugünlerde. Ben de çok ilgileniyorum çünkü bu Toby dediniz, sanal asistan, onu da not ettim. Bu konularda geleceğe dair böyle planlarınız var mı? Tabii bazı şirketler bunu açıklamayı tercih etmeyebilir ama. Evet. Böyle ucundan bir şeyler alabilirsek ne mutlu bize. Tabii şunu söyleyebilirim. Biz her bir müşterinin ihtiyaçlarının farklı olduğunu düşünüyoruz. Her bir müşterinin farklı olduğunu düşünüyoruz. Çok yıllar öncesine gidecek olursak sadece bizim sektörde değil, tüm sektörlerde müşteriler bir iki segmente ayrılırdı. İşte A segmenti, B segmenti, C segmenti gibi. Ve bu segmentlere göre ürünler geliştirilirdi.

Bugün geldiğimiz dünyada herkesin ihtiyacı farklı. D segmenti dediğiniz bir müşterinin çok fazla internete ihtiyacı olabiliyor. A segmenti dediğiniz bir müşteri internetten ziyade farklı bir hizmete ihtiyaç duyabiliyor. Dolayısıyla biz kişilere özel hizmet sunabilmenin yolunu arıyoruz. Bu noktada işte yapay zeka çok ön plana çıkıyor. Yapay zekanın bize verdiği en büyük kabiliyet aslında sizin ihtiyaçlarınıza

anlamak ve sizin ihtiyaçlarınıza özel ürünleri ve servisleri size sunabilmek, siz aramadan bizi, sizin olası şikayetlerinizi bilip, sizi ilgili uzman kişiye yönlendirmek veya sizin farkında dahi olmadan sorununuzun arka planda çözülmesini sağlamak. Dolayısıyla yapay zekanın kapasitesi çok geniş. Biz bunu artık her alanda kullanıyoruz, çok geniş olarak kullanıyoruz ama tabii ki gidilecek yolda hala çok fazla her gün farklı hangi senaryolarda kullanabiliriz. daha fazla kişiye daha fazla hizmeti nasıl verebiliriz? Her gün bunun üzerinde çalışıyoruz ve buradaki gelecek gerçekten heyecan verici diyebilirim. Burada tabii şöyle bir şey var, benim yapacağım analiz de şöyle olacak. Tavuk ve yumurta ilişkisi gibi. İnternetin icadı aslında o eskiden kullandığımız o segmentasyonu iyice çeşitlendirdi ve o long tail denilen uzun eteği, uzun kuyruğu oluşturdu ve hakikaten bugün belki de insan sayısınca kategoriler var. Her insan kendine özgü bir dünya, bu dünyayla baş edebilmek için de işte yapay zeka herhalde hızlı ve verimli çözümler sunuyor.

Bütün bunlar çok güzel, heyecan verici gelişmeler. Gerek altyapı, gerek donanım, gerek dijital servisler. Ve fakat bunların hepsi de işte belli bir enerjiyi harcamayı gerektiriyor. Tüketimi gerektiriyor. Şimdi biz bu kaydın yapıldığı sıcak yaz günlerinde bunu iliklerimize kadar hissediyoruz. Dünyanın ilerlediği yön hepimizin malumu. Bunu her yerde, her platformda dile getirmeye çalışıyoruz. Bu sıcak dalgalarında geleceğe doğru yol alırken

tasarlarken geleceği, özellikle Vodafone açısından teknolojik altyapının sürdürülebilirliği noktasında ne gibi çalışmalar yürütülüyor? Evet, şimdi aslında bunu birkaç başlığa ayıralım. Birincisi çevre olsun, bu sürdürülebilirlik tarafı olsun. Sürdürülebilirlik tarafında biz Türkiye'nin ilk ve enerjisinin tamamını yenilenebilen enerji kaynaklarından kullanan operatörüyüz. Hem kendi data santralarımızda kurduğumuz güneş enerjisi santralleri var. Orada güneş enerjisi üreterek enerjiye ihtiyacımızı karşılıyoruz. Hem de satın aldığımız enerjide hep yenilenebilir enerji kaynakları oluyor. Birincisi bunu söyleyebilirim ve bu politikaya da devam edeceğiz. İkincisi, biz elektronik atıkların toplanmasının çok çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün çevre kirliliğinde çok önemli bir faktör elektronik atıklar. Hepimizin çok fazla elektronik atığı var. Bu çok küçük bir çip de olabilir, büyük bir elektronik alet de olabilir.

Biz bunların toplanması için bir seferberlik ilan ettik. Hem mağazalarımızdan hem genel merkezimizde elektronik atıkları topluyoruz ve topladığımız elektronik atıklarla da çeşitli projeler gerçekleştiriyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı'nın bu atıklar kod yazıyor isimli bir projesi var. Bizim Yarını Kodlayanlar diye bir projemiz var. Bu proje kapsamında yüz binlerce çocuğa kodlama eğitimi veriyoruz. Aynı zamanda biraz önce bahsettiğim bu atıkları toplayarak da ayrıca teknoloji sınıfları açıyoruz. Yani buradan elde ettiğimiz gelirlerin tamamıyla da teknoloji sınıfları açıyoruz ve bu teknoloji sınıflarında da kodlama eğitimleri veriyoruz. Çevre tarafına baktığımızda, sürdürülebilim tarafında bir enerji tasarrufu nasıl yapabiliriz? Tabii ki o çözümleri de geliştiriyoruz. Yapay zekayı kullanarak bazı yerlerde yüzde 25, yüzde 30'lara varan enerji tasarrufu sağlıyoruz.

İkincisi, bu teknolojileri kurumsal müşterilerimize de sunuyoruz. Onların da daha az enerji tüketmelerini sağlamak için. Çok ciddi bir enerji verimliliğini sunduğumuz red enerji ürünüyle kurumsal müşterilerimiz sağlıyor. Üçüncüsü, kendi enerji ihtiyacımızı yenilebilir enerji kaynaklarından sağlıyoruz. Dördüncüsü de elektronik atıkları toplayarak çevreye katkı sağlamayı hedefliyoruz. Aslında sürdürülebilirlik başlığı altında bunları söyleyebilirim. Ben laf arasında yine not ettim. Türkiye Vodafone Vakfı'ndan söz ettiniz. Evet. Bu vakıf sürdürülebilirlik dışında ne gibi projeler yürütüyor ya da genel olarak bu sizin yaptığınız hani kurumsal çalışmaların yanı sıra vakfın çalışmaları nelerdir? Bu konuda bilgi alabilir miyiz? Tabii. Şimdi burada üç ana başlığımız var. Birisi gezegenimiz. Az önce bahsettim orada yaptıklarımızdan. İkincisi kapsayıcılık. Yani toplumda aslında

dezavantajlı olan kitleleri dijitali kullanarak nasıl bu dezavantajlarını ortadan kaldırabiliriz? Üçüncüsü de dijital toplum. Yani yine teknolojiyi kullanarak ülkenin, kurumların, bireylerin kalkınmasını nasıl sağlayabiliriz? Ve birkaç örnek verebilirim. Biz genç nesilleri dijital geleceği hazırlamayı amaçlayan Yarını Kodlayanlar Projesi'nde 300 bin üretilecek çocuğa ulaştık. Yarını konteyner projemizi afet bölgesinin ihtiyaçlarına uygun hale getirerek tekrar tasarladık. Konteyner sınıflar ve gezici eğitim çadırıyla birlikte toplam 100.000 çocuğa ulaşmayı planlıyoruz afet bölgesinde. Yeşil Gezegen projemiz var. Bu kapsamda 7-14 yaş aralığındaki öğrencilere iklim değişikliği, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik ve afet konusunda teorik ve uygulamalı eğitimler veriyoruz. Ayrıca teknolojinin gücünü kadınların potansiyeliyle buluşturan dijital benim işim projemiz var. 20 ilde bugün 15 binliğe yakın kadın kursiyere ulaştık. Kadınlarımızın dijital beceler elde etmesini sağlıyoruz. Bu kadınların bir kısmını Vodafone bünyesinde de istihdam ettik. Bir kısmı girişimci oldu, bir kısmı bu teknolojileri kullanarak sosyal hayatını güçlendirdi.

Ayrıca biz yine Acev ile Afet bölgesinde yaşayanların desteklenmesi için yeni bir proje başlattık. Bu proje kapsamında da üç ilimizde çocuk ve aile merkezi adı altında özel merkezler kuracağız. İlkini de Adıyaman'da açtığımızı söyleyebilirim. O zaman şöyle anlıyorum ben, kurumsal faaliyetlerin yanı sıra böyle toplumun farklı kesimlerini hedefleyen, özellikle gençleri ve çocukları hedefleyen bir strateji izliyor vakıfta. Orada kadınlardan bahsettiniz. Şimdi tabii iş dünyasında özellikle kadınların rolü sürekli tartışılıyor. Bir takım olumsuzluklar giderilmeye çalışılıyor. Ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da şirketler, kurumlar belli politikalar geliştirmeye çalışıyorlar. Bu konuda sizin aksiyon planınız nedir? Tabii biz öncelikle şirketimizdeki iş süreclerinden başlayarak toplumsal ve ekonomik hayatta fırsat eşitliği sağlama hedefiyle çalışıyoruz. Bizim sektörümüze baktığımızda sektörde kadın çalışan oranı %30 iken, Vodafone Türkiye'de bu oran %44. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde şirket genelindeki kadın çalışan oranımızın %50 olmasını hedefliyoruz. İşe alımlarda %50-50 kadın-erkek eşitliği gözetiyoruz.

Üniversite 4. sınıf kadın öğrencilerine yönelik olarak tasarladığımız teknolojide kadın ve satışta kadın staj programlarımız var. Kariyerlerine ara veren kadınların iş hayatına geri kazandırılmasını amaçladığımız ReConnect programı var. Bu çok önemli. Bunun dışında tabii ki cinsiyet eşitliği diyoruz. Orada da erkeklere, babalara 16 haftalık ebeveynlik izni, babalık izni tanıyan bir izin politikamız var.

Sadece kadınlar değil, babalar da doğum izni alabiliyor ve bu süreç içerisinde evdeki kadına ve çocuklarına destek olabiliyorlar. Toplumsal cinsiyet eşliğine dayanan Ben Varım hareketi gibi pek çok çalışmamıza da kadınların desteklenmesi ve güçlenmesi için çaba sarf ediyoruz. Ayrıca az önce bahsettiğim Türkiye Vodafone Vakfı Çatısı altındaki dijital benim işim gibi projelerle de kadınların dijital beceriler kazanmasını hedefliyoruz. Son bir soru olarak sizin o amaç odaklı Vodafone sloganını da aklımda tutarak.

Geleceğe bakışınız nedir? Hem siz bir birey olarak hem de içinde yer aldığınız kurum olarak ikisi birbirini zaten herhalde destekleyecektir diye tahmin ediyorum. Nasıl bir geleceğe doğru gidiyoruz? Bu konuda ki fikirlerinizle son sorumu sormuş olayım. Aslında gelecek bugünden veya dünden başladı. Dijital gelecek, dijital Türkiye diyorum ben. Dijitalleşme de her alana dokunuyor. Bugün bunu aslında çok güzel özetledik. Yani toplumda

geri kalmış dezavantajlı kitlelerin ve bu dezavantajların ortadan kaldırılması ancak ve en etkili şekilde teknolojiyle mümkün. Bunun pek çok örneğini geçmişte de biz faaliyetlerimizde yaşadık. Çok basit örnekler vereyim. Eskiden lise arası müzik yarışması yapılırdı, okullarda toplanılırdı ve burada 3000-4000 kişiye ulaşılırdı. Biz bunu dijitale açtık, on binlerce gencin sesini duyurmasını sağladık. Futbol seçmeleri biliyorsunuz stadyumlarda yapılıyor, 3-4 şehirde yapılıyor büyüklüklerin seçmeleri. Biz bunu bir dijital proje başlattık, Geleceğin Karakartaları adıyla. Türkiye'nin her ilinden, on binlerce gencin, her ilçeden, her köyden on binlerce gencin yeteneklerini Beşiktaş'ın hocalarına göstermelerini sağladık. Yani teknoloji aslında böyle şeyleri de sağlıyor. Yani dezavantajlıysanız, kaynaklara ulaşımınız zorsa bunları ortadan kaldırıyor. Ben bunun demokratikleşmeye de çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Çevre şu anda en büyük sorunumuz sürdürülebilirdik. Sadece Türkiye'de değil, tabii ki dünyanın sorunu ve çevre sorununu kurtaracak olan da, yani gezegenimizi kurtaracak olan da yine teknoloji. Teknolojinin en etkin şekilde kullanılması, eğitim standartının yükseltilmesi yine teknolojinin kullanılmasıyla mümkün. Tabii bunların hepsinin olabilmesi için de

altyapılarımızın çok kuvvetli olması lazım. Benim hayal ettiğim Türkiye'de internet altyapıları ister mobil olsun, ister sabit olsun, en yeni teknolojileri içeren, üzerinde en yeni servislerin olduğu bir Türkiye hayal ediyorum. Bu sağlandığında aslında az önce bahsettiğimiz toplumda geri kalmışların dezavantajlarını ortadan kaldırılması, cinsiyet eşitliği, daha iyi, daha güzel bir gezegen. Bunların hepsi de sağlanacaktır. Önce altyapı, altyapının üzerine servisler ve bu servislerle beraber toplumun gelişimi ve herkesin kaynaklara adil ulaşımı. Bunların hepsi de teknolojiyle mümkün. Onun için benim hayalim ve gelecek vizyonum Dişler Türkiye diyebilirim. Engin Bey çok teşekkürler. Gerçekten bence çok verimli bir sohbet oldu. Katıldığınız için, buraya kadar geldiğiniz için çok teşekkür ediyoruz size. Ben şimdi siz konuşurken böyle şeyi de kapatmak istiyorum artık bir yandan ama aklımda hep böyle bir şeyler oluşuyor. Bir bireyin zekası beyninde kurduğu bağlantılarla paralel olarak gelişiyor. Toplumların zekası da herhalde teknolojik altyapının sağladığı sağlıklı bir zeminde, bir platformda

Bireyler arası iletişimin hızlandırılması ve kalitesinin arttırılmasıyla sağlanacak diye düşünüyorum. Ben de böyle bir yorum yapıp... Harika. ...bu sohbeti kapatayım diyorum. Çok güzel özetlediniz. Teşekkür ederim. Ben de davet için teşekkür ediyorum. Keyifli bir sohbet oldu. Umarım dinleyenler de keyif alır. Çok sağ olun.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)