
2.161 kelime · ~11 dk okuma
Herkese merhaba. Ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz.
Sevdiklerinize olan müşkünlüğünüz sizin en büyük zaafınız. Nankörlükle karşılaştığınızdaysa karşınızda kim olursa olsun pençelerinizi çıkarıyorsunuz. Kendine güvenen, cesur ve mesafeli mizacınız insanları etkilese de özünüzde çok kırılgan ve narinsiniz. Yalan söylenmesine ise asla tahammülünüz yok. İşte siz tam da böyle bir insansınız. Vay be! Görüyor musun? Resmen bildi kadın.
Arkadaşlar öncelikle bu astrolog Belma Aydinç hepinize tavsiye ediyorum. Yani nasıl oluyor da oluyor böyle bir şey ya? Ben mesela gerçekten yalan söylenmesine asla tahammül edemem. Ve evet bana her zaman mesafeli bir tavrım var derler. Pençelerden galiba.
Ama aslında içten içe de çok duygusalımdır. Çok kafaya takarım. Barış, Barış senin burçun değil o. Şey, bir hata almış sanırım. Biz sevgili Belma Hanım'a bir arkadaşımla beraber danışmıştık. Arkadaşımın kendisi de terazi burcu. Onun burç yorumuymuş bu. Ama zaten biz birbirimize çok benzeriz. O da mesela benim gibi asla nankörlüğe gelemez. Hele ki biri ona yalan söylerse... Barış, hatlar yine karıştı ya. O bir önceki danışanın burç yorumuyormuş.
Evet arkadaşlar yaşadığımız bu bir dakikalık kargaşaya istinaden hepinizi bir dakikalık kaygı duruşuna davet ediyorum. Yok yok bir dakika da çokmuş ya kaygılanmak için ama bazı arkadaşlarımız için de kaygılanmamız gerek çünkü bu burç meselesini gereğinden fazla ciddiye alanlar var. Bakın mesela Şeyma'ya. Ya bana karetta karetta saldırdı. Baksana her yerim mosmor oldu çok kötü.
Normal ya. Yani... Şu an Vini süreklisindeyiz Alicim. Eylül'e kadar böyle aksilikler çok olasa. Kendine dikkat et yani. Bu Ali. Dedikoduya övgü bölümünde kendisine karette karette kaplumbağaların saldırdığı berber arkadaşım. Çok geçmiş olsun Ali. Sen bu aralar biraz dikkat etsen iyi olacak gerçekten.
Tamam arkadaşlar, kendimizi biraz da ciddiyete davet ediyorum artık. Belma Hanım'ın söyledikleri ne benim ne arkadaşımın ne de önceki danışanın bu çorumuydu aslında. E bu arada aramızda kalsın Belma Hanım diye biri de yok zaten. Ama olsaydı eminim bu minvalde şeyler söyleyecekti bizlere. Herkese aşağı yukarı uyacak olan şeyler. Çünkü burç yorumları böyle genelleyici, kapsayıcı bir içeriğe sahip olmalı değil mi? Sonuçta sadece 12 tane burç var. Ve bunların dünyadaki 8 milyar insanı yansıtabilmesi takdir edersiniz ki çok zor. Zaten bunun içinde yükselen burçlar, efendim alçalan burçlar, böyle yedinci evler falan bir sürü detayı var işin.
E diğer türlü nasıl ikna edebilirsiniz ki insanları? Uyumayan özellikleri uydurabileceğiniz bir sürü alternatifiniz var. Burcu tutmazsa yükseleni olur, o olmazsa alçalanı olur. E hal böyle olunca, çok kolay bir şekilde herhangi bir Burç yorumu için ''Aaa aynı ben!'' diyebiliyoruz. Kendimize uymasından hoşlandığımız özellikleri alıp, uyumayanları kulak arkası edebiliyoruz. Çünkü kendimizle ilgili bir açıklama duymak istiyoruz her zaman. Biri bize, bizi anlatsın istiyoruz.
Bu sadece Burç yorumları için değil, internette gördüğümüz o hani 10 soruluk 100 eysel bir kişilik testi için de geçerli aslında. Ben de bugün neden bu konulara bu kadar kafa yorulduğunu açıklamaya çalışacağım işte size. Çünkü arkasında çok enteresan bir psikoloji yatıyor. E zaten biz de psikoloji biliminden faydalanacağız. Zira astrolojiyi, fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimlerle değil ancak sosyoloji veya psikoloji gibi beşeri bilimlerle açıklayabiliriz.
Şimdi şu anda aranızdan bazılarının niyeymiş sonuçta gökyüzünde olan olaylar yeryüzünü de etkiler ve bunun binlerce yıllık tarihi var dediğini duyar gibiyim. Ve evet haklısınız. Uygarlıkların gelişiminde astrolojinin çok önemli bir yeri var. Hatta bir anlamda insanın yaratıcılığının, felsefi ve kültürel gelişiminin önemli bir parçası.
Bunu daha iyi anlayabilmek için gelin sizinle astrolojinin doğduğu topraklara, Babil'e gidelim. Eskiden astrologlar gelecekte ne olacağını görmek için gökyüzünü incelermiş. Böyle her hareketi en ince ayrıntısına kadar da not ederlermiş. Hatta bu çizimler de astronominin gelişmesini sağlamış. Mevsimleri, tarihleri, güneşin hareketlerini izlemek için kullanmışlar astrolojiyi.
Ne o şaşırdınız mı? Benim astroloji üzerine iyi şeyler söyleyeceğimi düşünememiş olabilirsiniz ama ne demiştik önceki bölümlerde? Biraz çerçevenin dışında da düşünebilmek lazım. Babililer tarafından M.Ö. 1700'lerde yazılan ve bilinen ilk astroloji belgesi olan Enuma Anu Enlil tabletlerinde Venus'un hareketleri incelenip bunlara göre bir takım öngörülerde bulunulmuş.
ve bu öngörüler daha çok böyle toprak verimliliği ya da hava durumları gibi maddi konular üstüne yoğunlaşmaktayken gökyüzüne olan bu ilgi geliştikçe de yıldız haritaları, efendim doğum haritaları filan çıkarılmaya başlanmış. Hatta krallar bile önemli kararlar almadan önce hemen astroloklarına danışırmış. Yüce Kralım, Astrolog Ansarkisar huzurunuza çıkmak ister. Gel bakalım Ansarkisar, gel şöyle.
Buyurun Kralım, emrinize amadeyim. Seni buraya çağırmamın kutsal bir sebebi var Ansarkisar. Söyle bakalım, sence Yehuda Krallığı'nı ele geçirmek için şu an doğru bir zaman mı? Ne diyor yıldızlar? Ulu kralım, birkaç gündür Merkür'de bir gerileme görüyorum. Şu an seyahat etmek için pek de doğru bir zaman değil kanaatimce. Evet, evet. Benim de birkaç gündür içimde büyük bir sıkıntı var zaten. Peki, Kudüs İbranilerini sürgüne göndermeli miyim sence? Bence göndermemelisiniz sayın kralım ama tabii takdiri sizin.
Şaka bir yana gökyüzüne olan bu ilgi sayesinde astronomi bilimi gelişmiştir diyebiliriz. Yani astrologların kullandığı yöntemler gökyüzünü gözlemleyip çıkardıkları o haritalar astronomlara ışık olmuş. Peki nedir bu sürekli karıştırılan ve biri biri yerine kullanılan astroloji ve astronomi arasındaki fark? Gelin buna bakalım şimdi de.
En basit tanımıyla astronominin temel amacı evrenin fiziğini anlamakken, astroloji gökyüzündeki hareketlenmeyle dünyevi olaylar ve gelecekte yaşanacaklar arasında bir ilişki kurmaya çalışır. Yani biri gökyüzünün kendisiyle ilgilenen bir bilim dalıyken, diğeri gökyüzünün insanlar üzerindeki etkisiyle ilgilenen spekülatif bir eğlence aracı. Peki neden bilim değil? E malum, astrolojide kontrollü deney yapılamıyor ve evrensel olarak kabul edilebilecek yasalar çıkarılamıyor. Farklı astrologlar aynı konuda farklı tahminlerde bulunuyor. Her gazetedeki günlük falların birbirinden farklı olduğunu görüyoruz. Bir tanesinde koç burcu finansal sıkıntılar çekecekken diğerinde maddi olarak rahatlayacağı iddia ediliyor. Eee bu ne yaman çelişkidir arkadaşlar? Hangi birine inanacağız şimdi biz?
İşin kötüsü, bunlar denetime falan da tabi değiller. Hiçbir astrolog söylediklerini kanıtlamakla yükümlü falan değil. Ya da hani böyle peer review falan deniliyor ya bilimsel araştırma metotlarında. Böyle meslek taşların birbirini denetleme, hiç öyle bir şey yok. E bunun sebebi de çok açık. Çünkü bilimsel olarak hiçbir dayanağı olmayan mistik bir eğlence biçimi bu. Tebrikler, nur tapu gibi bir ağzınız oldu.
Atlas bebeğin annesi ve babasını tebrik ederiz. Kendisi gayet sağlıklı bir aslan burcu olarak doğdu. Benim gibi. Ancak şunu da söylemek zorundayım ki ameliyathanedeki hemşerinin kolundaki akıllı saatin bataryasının bile Atlas bebek üzerindeki kütle çekim etkisi herhangi bir gezegeninkinden çok daha güçlü. Bilim insanlarının söylediğine göre bir kişinin doğumunda güneş, ay ve gezegenlerin konumu ve doğan kişi üstündeki kütle çekim kuvveti
O kişinin geleceği veya kişiliği üstünde hiçbir etkiye sahip değil. Aslına bakarsanız, astrolojinin neden hiçbir bilimsel dayanağı olmadığına dair birçok farklı argüman sunulabilir. Bilim insanları bununla ilgili çok daha sert yorumlarda bulunuyor bu arada. Ancak bugün benim konum bu değil. Ben astrolojiyi psikoloji ve sosyoloji üzerinden anlayabileceğimizi düşünüyorum.
Çünkü bence burada astrolojiyi asıl ilginç ve hani üzerine düşünmeye değer kılan şey bilimsel bir dayanağı olmadığı halde neden bu kadar fazla rağbet gördü? Şimdi bunu da hakkını verelim. Gerçekten çok ilgi görüyor. İşte ben işin önce bir psikolojik tarafına bakalım diyorum o yüzden. Ama öncesinde Atlas bebeğe bir çeyrek altın takmam lazım. Hemen halledip geliyorum.
Atlas Bebek hepinize gülücüklerini gönderdi arkadaşlar. Aslan Burcu olmasından da ailesi pek bir memnundu. Ama ben kütleçekim meselesine girmedim. Ne diyorduk? Heh, astrolojiye olan ilginin psikolojik tarafı.
İnsanın kendisiyle ilgili açıklama duymaya olan ihtiyacından bahsettik. Falcıya gitmek, tarot baktırmak, burç yorumu okumak, internetteki kişilik analizlerinde saatler harcamak, hangi aşkı memnu karakterisin testini çözmek gibi. Ki ben peyker çıktım bu arada. Çılgınsın man. Bu tür aktivitelere çok fazla vakit harcanıyor olması bunun bir göstergesi öyle değil mi? İşte psikolojide buna Barnum-Forer etkisi deniyor. 1947 yılında psikolog Bertram Forer 39 kişilik bir öğrenci grubuna bir psikoloji deneyi yapmış ve sonuçları da oldukça ilgi çekici. Dinleyelim bakalım hocamız ne diyor. Sessizlik lütfen. Arkadaşlar şimdi bu elimdeki testleri hepinize dağıtacağım. Okuyacağınız her paragrafa kendinize göre 1 ila 5 arasında puan vermenizi istiyorum sizden. Yani size çok uyuyorsa 5, hiç uyumuyorsa 1 vereceksiniz. Sonunda bu verdiğiniz puanlar doğrultusunda hepiniz için özel olarak hazırlanmış karakter analizleri dağıtacağım.
Başarıdan disiplinli ve güçlü olursan de, içinde kimsenin göremediği endişelerin var. Bazen doğru karar verip vermediğine ya da doğru olanı yapıp yapmadığına dair ciddi şüphelerin oluyor. Siz örneğin 1 ila 5 arasında kaç uyuyorsunuz bu tanıma? Ben kendim için kafadan 4 verebilirim.
Herkes yüksek verir diye düşünüyorum. Onlar da böyle düşünmüş olmalı ki 39 kişinin ortalama puanı 4.26 çıkmış. Yani herkes gördüğü paragrafa ''e bana çok uyuyor'' demiş.
Ama işin aslı böyle değil. Bay Forer aslında tek bir kişilik tanımı yapmış ve herkese aynı tanımı dağıtmış. Katılımcıların çoğunluğu da bu tanımın tamamen kendilerinin yansıttığı yanılgısına kapılmış. Yani herkes aynı sonucu kendine yakın bulmuş. Neden mi? Çünkü bu paragrafların hepsi de muğlak ifadelerle dolu. Böyle ucu açık, keskin yargılar barındırmayan, her yere çekilebilecek türde ifadeler.
tıpkı Burge yorumlarında olduğu gibi. Bu da aslında daha önce de söylediğim gibi insanın kendisiyle alakalı bir açıklama duyma ve bunu teyit etme isteğinden geliyor. Çünkü zihnimiz bilgiyi kendi inançlarını destekleyecek şekilde arama ve yorumlama eğilimine sahip. Aslında yaptığımız kendi varsayımlarımızı destekleyen bilgileri kayırmak.
Buna da bilişsel psikolojide confirmation bias yani doğrulama yanlılığı deniyor. Bu bilgilere ne kadar inandığımızsa tanımın ne kadar keşiselleştirildiği ve tanımı yapan kişinin ne kadar yetkili olduğuna göre değişiyor. Burada bu yetkili kişi psikolog Bertram Forer iken bizim hikayemizde Belma Hanım'dı. Bize doğum haritamızı çıkardı, burcumuzu, yükselenimizi, alçalanımızı, her şeyimizi söyledi. Konuyu bizim için kişiselleştirdi yani. Böyle yapınca da söyledikleri daha inandırıcı geldi bize.
Peki bu hep böyle miydi? Ne oldu da bugün her sosyal medyaya girdiğimizde Dolunay dönemi yatırım yapmayın gibi bir takım postlar ve bunların altında da binlerce yorum görmeye devam ediyoruz? Bu ilginin kaynağı nedir? Aslına bakarsanız Hindistan ve Çin gibi batılı olmayan ülkelerde astroloji insanların kendileri ve dünyadaki yerleri hakkında düşünce biçimlerini oluşturan ana kaynaklardan biri oldu hep.
İnsanlara nasıl yaşayacakları konusunda rehber oldu yani astroloji. Ancak Batı dünyasında durum böyle değildi. 18. yüzyılla yani aydınlanma çağıyla birlikte astroloji astronomiden keskin bir şekilde ayrıldı. Söz sahibi olan yıldızlar değil, bilimdi artık. Son yıllardaysa sosyal medya aracılığıyla yıldızlara giderek daha fazla danışılmasıyla astrolojiyi popüler kültürün bir parçası haline geliverdi.
Öyle ki 2020 yılı içinde doğum haritası ve astroloji gibi kelimeler son 5 yıldaki aramalar arasında en yüksek seviyeye ulaştı. Hmm Covid dönemi yani. Peki neden? Astrolojiye psikolojik ve sosyolojik olarak yaklaşacağız demiştik ya. Psikolojik kısmını anlattık. Peki kitlelerin astrolojiye olan ilgisinin artmasını sosyolojik olarak nasıl açıklayabiliriz?
Yapılan araştırmalara göre koronavirüsün patlak vermesiyle birlikte astrologlara başvuran müşteri sayısında yoğun bir artış meydana geldi. Yüzlerce insan online olarak astrologlarla buluşmaya başladı. E bunun sebebi de aslında çok basit. Belirsizlik ve tabi bunun getirdiği kaygılar. Hatırladınız değil mi o bunaltıcı günleri? Nasıl da kaygılıydık? Yakınlarımız için, işimiz için, tüm dünya için kaygılıydık bir anlamda. Ve her şey belirsizdi.
Karantina bitecek mi? Ne zaman bitecek? Bitince ne olacak? Eski hayatımıza dönebilecek miyiz? diye bir sürü sorular vardı zihnimizde her zaman. Tüm bu belirsizlikler içinde hayatta bir bağ kurmamız gerekiyordu. İşte kimimiz yeni hobiler edindik, bazılarımız spora başladık, bazılarımız evde yoğurt yapmaya, dil öğrenenlerimiz oldu ki onlara helal olsun. Hatta size şöyle söyleyeyim, benim Vietnam mutfağında Michelin yıldızı alacak seviyeye gelen arkadaşım bile var. Yani ben olsam verirdim.
Tıpkı bunlar gibi bazılarımız da astrolojiye sardı. Ancak astrolojiye olan ilgi diğerlerine göre oldukça fazlaydı. Çünkü astroloji temelde umutsuzluk zamanında geleceğe yönelik bir umut veriyor. Bu da aslında bizim manevi boşluğumuzu doldurmak için tutunduğumuz bir dal. Bir nevi yeni çağ maneviyatı diyebiliriz buna.
Din antropoloğu Dr. Susanna Crockford da bunu insan doğasının buhran dönemlerinde teselli bulmak için daha büyük bir güce dönme arzusu üzerinden açıklıyor. Bu teselli arayışı aslında insanın hayatta kalma içgüdülerinden bir tanesi. Fakat batılı ülkelerde dine olan ilginin azalmasının yarattığı boşlukla birlikte gençler başka bir inanç arayışına yöneliyor. Astroloji de işte bu boşluğu dolduruyor aslında. Açıklayıcı ve rahatlatıcı yönüyle de cezbedici bir tarafı var.
Kötü günler geçecek. Çünkü merkür retrosu bitiyor. Türünde bir açıklama, ileride güzel günlerin geleceğine dair rahatlatıcı bir anlam da barındırıyor içinde. Bu da bize iyi geliyor. Çünkü insan yaşadıklarını iyiye yormak istiyor. Tüm bunlarla beraber, astroloji bir topluluğa aidiyet duyma hissini de kuvvetlendiriyor. Ben Karadenizliyim. Öyle bir anda parlar, bir anda zönörüm. Ben balık burcuyum, duygusal bir insanım.
Bu iki açıklama aslında aynı ihtiyacı pekiştiriyor. Hemşeriler de birbirini gördüğünde daha fazla ortak paydada buluştukları için birbirlerine daha yakın hissederler ya. İşte burçlarda da aynısı. Genç jenerasyon artık öyle Divrililer lokalinde hemşerilik dayanışması filan kurmuyor. Onun yerine kendisi gibi oğlak burcu olan arkadaşını instagram postuna etiketliyor. Bak bizi anlatıyor diyor. Bu da aslında insanın bağ kurma arayışı ve kendini bulma arzusunu gösteriyor bize. Peki ne yapalım ya Barış? Astrolojiye değil bilime mi inanalım? Yok canım estağfurullah tarot kartları varken deney tüplerine ne hacet?
Şaka bir yana ben size şunu yapın, bunu yapmayın diyenleri dinlemeyin demek istiyorum aslında. Siz kendinizi tanımaya, kendinizi anlamaya, kendinizle barışmaya ve ona göre hareket etmeye gayret gösterin bence. astrolojiyi takip etmek sizi rahatlatıyorsa edin. Bir eğlence sonuçta. Ben de dizileri filmleri takip ediyorum. Ancak duyduklarınızı ve okuduklarınızı da mutlaka eleştirel bir süzgeçten geçirin. Bunlar gerçekten benimle ilgili objektif yorumlar mı yoksa
Duymak istediklerim ve inanmak istediklerim mi diye kendinize bir sorun her şeyden önce. Çünkü günün sonunda gerçeklerden kaçıp sadece duymak istediklerinizin peşinden giderseniz kaygı, belirsizlik ve mutsuzluk içinde kalabilirsiniz ki bunu ben hiç istemem. Ha bu arada son bir şey daha söyleyeceğim. Şu Venüs Retrosu'na da bir dikkat edin. Ani kararlar falan vermeyin. Ama sadece Retro'da değil, genel olarak hiçbir zaman ani kararlar vermeyin.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.