
4.002 kelime · ~20 dk okuma
Trens Spor'dan herkese merhabalar. Süper Lig'de Galatasaray ve Fenerbahçe son maçlarını oynadılar. Zaten şampiyon Galatasaray olmuştu ve kendi sahasında şampiyonluk kutlamalarıyla birlikte derbide de çok net bir galibiyet elde etti. Puan farkını 8'e çıkardı. Eğer Beşiktaş son maçı Konya Spor'a karşı kazanırsa Lig'in 2. olarak bitirecek. Olcan Akçay'la birlikteyiz ve derbiyi konuşuyoruz.
olcan selamlar selam abi nasıl bir derbiydi senden alalım ilk yorumları Fenerbahçe adına tabii ki korkunç bir rezalet. Hatta kayıtsız kalamadım ve şöyle bir şey yazdım. Kalite ve vizyon rencidesi diye. Hakikaten Galatasaray'ın maçın en başından sonuna kadar hiçbir şekilde bir dakika bile Fenerbahçe'ye fırsat vermediği, ağırlığını koymasına izin vermediği bir mücadeleydi. Ve kaliteli ayaklarıyla her zaman olduğu gibi çok iyi bir takım savunmasıyla, mükemmel bireysel performanslarla Fenerbahçe'ye karşı çok çok ezici bir galibiyet aldı.
Bu sebeple Fenerbahçe'nin sezonu herhalde daha kötü bitemezdi. Yani ben açıkçası bu Galatasaray'ın şampiyonluktan sonraki bir maçı olsa bile zaten çok fazla bırakacağını düşünmüyordum. Ama açıkçası bu kadar ezici bir oyun, bu kadar oyuncuların aç olacağını da hiç beklemiyordum. Ama bu tamamen işine olan saygı ve sezonun sonunda neden şampiyon ekibini Galatasaray'ın göğüslediğini gösteren çok net bir olaydı bence. Taraftar her dakika maçın içerisindeydi, oyuncu grubu 3-0'dan sonra bile skorun da verdiği etkiyle Fenerbahçe'yi sağın her yerinde boğmaya devam etti ve
Zanyolo'nun ağırlığını koyması, Nelson ve Boyne'nin yine üst düzey maç çıkarması, Kazımcan'ın bence kendini kanıtlamak için bundan daha iyi bir günü olamazdı. Ki bence onun da zaten ekstra motivasyonla çıktığı bir maçtı bu, her halinden belliydi. Karşısında ağırda oynadığı için muhtemelen. Valla Galatasaray'ın Muslera'dan Icardi'ye kadar bütün oyuncularının, Icardi'de skor yaptığı için söylüyorum, çok etkisizdi belki ama yine de söylemek lazım, A'dan Z'ye hak ettiği bir mücadele oldu.
Ben açıkçası biraz şunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bence derbiyi kazanan bir numaralı isim Okan Vuruk. Çünkü bence bazı isimler şampiyonluk kutlamalarından sonra, özellikle yabancılar biraz daha çok içiyor. Şampiyonluk kutlamalarından sonra bence biraz düşüş yaşamış olabilir. Icardi de bugün gördük zaten hani çok şey değildi, güçlü değildi. Ve orada zaten şey hafta arasında da bir tane doğru düzgün idman yapabildik Altı Saray şampiyon olduktan sonra. Ve Galatasaray aslında farklı bir oyun oynuyor. 14 maçlık rekor kırdığı zaman falan da farklı bir oyun oynuyordu. 10 numarada Merten, 8 numarada Sergio Oliveira, bir kanatlara çizse gibi set oyununu çok daha iyi beceren oyuncular oynuyordu. Daha dengeli bir oyun oynuyordu Galatasaray o dönemde.
Ve fakat muhtemelen Mertens ve Orviera'nın şampiyonluk kutlamalarından pek sağlam kalamaması zaten son haftalarda da yaşadıkları düşüş nedeniyle Okan Hoca başka bir oyun oynatmak zorundaydı. Ve Galatasaray hem dengeli oyunla 14 maçlık rekor kurabilecek hem de bu tip bir direk ikili mücadele oyunu direk geçiş oyunuyla da rakiplerini alt edebilecek bir oyunu oynayabiliyor. Hatırlarsan ilk Fenerbahçe derbisinde Kadıköy deplasmanında da çok benzer bir oyun oynamıştı. Okan Hoca yine Barış Alper'i kullanmıştı bu geçişler için.
Ve bugün daha da sert halini yaptı onun. Mesela o maçta Sergio Olvera'da vardı. Bu maçta hem Berkan hem Torreira sadece kesici orta sahalarla çıktı. Çünkü bence Zaniolo ve Kerem iki kanadını taşıyabilmek için iki iç oyuncusunun Torreira ve Berkan gibi olması şart.
Yani onlardan bir tanesi mesela Berkan yerine Sergio Oliver olsaydı çok büyük ihtimalle çok daha etkili bir arada görürüz diyecektik. Çünkü Kazımcan'dan kaçtığı zaman merkez boşlukta topla buluşabilecekti. Ama Berkan da merkezde olduğu için ya çizgide Kazımcan'la boğuşmak zorunda kaldı ya merkezde Berkan'la boğuşmak zorunda kaldı. İkisi de çok daha yebatlı, fizikli oyuncular kendisinden ve sürekli yardımlı oynadılar. Ve Arda'yı fiziksel olarak yıldırdılar maç boyunca. Bence orada hocanın çok doğru tercihleri vardı. Yani Zaniolo, Kerem kanatlarının arkasına Torreira Berkan ilk defa birlikte oynadı Torreira Berkan. Yani otuz küsür üçüncü maç işte. İlk defa birlikte yan yana oynadılar. Çünkü Zaniolo ve Kerem'i başka türlü taşıyamazsın yani.
Büyük sorun çıkardı orta saha merkezinde. Onu çok doğru kurguladı. Bence bu kutlamayı fazla kaçıranları çok doğru dengeledi. Çok daha fazla yerli kullanıyor bu tip derbi maçlarda. Onların ekstra motivasyondan da bence faydalanıyor. Ve sonuç olarak baktığın zaman
Saşaboy'un Valencia'ya karşı çok net ikili mücadele üstünlüğünü, Kazımcan'ın Arda Güler'e karşı çok net ikili mücadele üstünlüğünü, Barış Alper Yılmaz'ın Salahi'ye karşı çok net ikili mücadele üstünlüğünü ve Zaniolo'nun da Luan Perez'e karşı çok net fizik üstünlüğünü görebiliyorduk. Ve bu da direkt istatistiklere de yansımış. Derbi'de ikili mücadeleleri %60'a yakın Galatasaray kazanırken Fenerbahçe'de %40'larda kalıyor. Ve full ikili mücadele üzerinden oynanan bir maçta bu kadar ikili mücadele oran farkı oluyorsa, %60'ları çıkabiliyorsa bir takım zaten o takım rakibine karşı çok net sindirebiliyor demektir. Maçta öyle oldu açıkçası. Yani Sashaboy'a girdiği on ikili mücadelenin sekizini kazandı maçtan sonra. Merak ettim çünkü direkt baktım.
Çünkü 4 tane falan eşleşme yaşadı maç boyunca. Rossi önüne geldi, Ferdi önüne geldi, Valencia önüne geldi ve en son hani girdikten sonra King'le bile 2 kere ikili mücadeleye girdi. En sonunda King'i yıldırdı zaten, onda 8. Kazımcan'ın 14'tü 11'di. Hani hakikaten inanılmaz. Sonra işte Abdülkerim'in 3'de 3, Nelson'ın 8'de 6. İnanılmaz bir savunmaydı gerçekten ya. Bu inanılmaz savunma olması için belki Fenerbahçe'nin hani bir atak yapacak da Galatasaray'ın nasıl karşıladığını konuşmaktan ziyade Fenerbahçe'yi hiç oynatmamak üzerinden mi savunmayı konuşuyoruz şu an burada? Hani en ufak bir tehdit yaratmasına bile fırsat vermedik ki. XGC 0-21'de kaldı Fenerbahçe'nin. Galatasaray'ın kaçtı? Galatasaray'ınki de 1-62 imiş abi.
Bu arada ilk yarada Kadiköy'deki maçta da Fenerbahçe'nin xG'si 0.65'ti. Yani iki maçta toplasan bir xG yetmiyor. İki maçta da direkt bir mat söz konusu. Şimdi Okan hocanın buradaki tercihlerinden bahsediyoruz. Çok doğru. Belki de dinamizm anlamında hafta içinde çok fazla efektif olamayan Galatasaray antrenmanları vs. oyuncu grubu derken
bambaşka bir dönüşümde farklı bir 11. Belki böyle 3 tane ana rotasyon oyuncusu gibi gözüküyor olabilir ama oyun gücünden neredeyse hiçbir şey kaybetmiyor olmak çok büyük bir iş. Fenerbahçe içerisindeyse durum tam tersiyle. Şimdi George Jesus'da benim en çok eleştirdiğim nokta. Bugün bir tweet attım. Hani ben kalması gerektiğini düşünüyorum. Evet ama negatiflikler tabii ki var. Hatta ciddi negatiflikler. Bu negatifliklerden en önde geleni George Huston inadı ve hiçbir şekilde değişmeyen anlayışı. Şimdi bu ülkede zaten çift merkez oynamak başlı başına bir problem.
Çünkü rakip takımlar, Anadolu takımları özellikle size çoğunlukla geçiş kovalayan, merkezden kanatları attığı bir topla hızlı kanat oyuncularıyla size tehlike yaratmaya çalışan takımlar. Ve yaptıkları şey oyunu geride kabul edip belki birkaç tane kaliteli ayakla o baskıyı kırarak çıkmak. Fenerbahçe'nin yediği üçüncü golde bunun en net yansımasını gördü. 78-0-6'ydı. Miha Zaits Galatasaray'ın korner direğinin orada Abdülkerim'e baskıya gitti. Abdülkerim bir pasla Zaits'in baskısını kırdı. Sonra iki merkez oynadığı için Fenerbahçe, İsmail Yüksek arkadan ceza yayının oraya kadar geldi. Orada da Kerem bir pasla düşürdü oyundan ve ondan sonra top direkt Zanyolaya gitti. Zanyol da çok eksik yakaladı Fenerbahçe savunmasını ve mükemmel bir gol attı.
Şimdi biz bunu 78-06'da Fenerbahçe 10 kişi kalmışken söylüyoruz ama maç boyu Galatasaray bunu çok iyi kullandı. Çift merkezli oynuyor olabilirsiniz. Başlangıç planınız bu olabilir. Bence yanlış ama hadi bunun doğru olduğuna inanıyorsunuz. Bir, bu çift merkezi iki tane temposuz Zaits ve Araa ile oynayamazsınız.
O zaman öyle bir ikili tercih edeceksiniz ki Crespo-İsmail yapacaksınız. Oyuncu tipolojisi olarak söylüyorum. Hadi bunu da yapmadınız ama siz 10 kişi kaldıktan sonra hala gidip kanatlarda, forvetlerde değişiklik yapıyorsanız, beklerde değişiklik yapıyorsanız burada ciddi bir problem var. Bu inattır. Bu sadece benim kendi doğrularım var, benim bir A planım var ve bundan asla şaşmam demektir.
Fenerbahçe 10 kişi kaldıktan sonra Luan Pérez atıldıktan sonra gelen 2-3 oyuncu değişikliğinin hiçbirinin forvet azaltmamak olması bence çok büyük bir facia. Farka gidebilirdi Galatasaray. Yani daha da farklı olabilirdi. Kesinlikle farka gidebilirdi. Ve üstün üstlük hala ve hala 4. 5. değişikliğe kadar forvetlerden hiçbirini almayıp 10 kişi hala çift forvette devam edip maçın 4. ve 5. değişiklikleri Valencia Batuşay çıkarıp King Pedro sokmak.
Yine çift forvet. Ya bu artık senin işte gol bulma amacında olduğun bir maç değil ki. Bu belli ki artık iştahlı rakibine karşı skoru koruman gereken, dayanabildiğin kadar dayanman gereken bir mücadele. Hangi akılla bunu yapıyorsun? Vallahi anlamıyorum. Çok ciddi bir stratejik, çok ciddi taktiksel bir hata söz konusu.
Valla Galatasaray'ın ilk 11'ini gördüğünde bile Barış Alperzan, Yolo, Berkan Kutlu, full fizik oyuncuları, oyun kurucularının 3'ü de kenarda. Sergio, Mertens, Rachissa. Set oyuncularının hepsi dışarıda. Full fizik oyuncularıyla ilk 11 var karşında. O anda bile İsmail'i direkt oyuna atabilirsin. Yani ara onun yanına. Çünkü orta sahada sıkıntı yaşayacağın belli. Ön hatta sıkıntı yaşatacakları belli. En azından reboundları İsmail'le biraz daha süpürüp o ikili mücadelelerde cevap verebilirsin. Çünkü Galatasaray direkt dövüşeceğim diyor.
taraftarı da arkasına alıyor ve bence derbilerdeki en önemli geçer akçe bu. Hatta Fenerbahçe hem Galatasaray'a hem Beşiktaş'a hem Trabzonspor'a neredeyse 20 yıllık bir hegemonya kurduğu zaman iç sahada taraftarı ile birlikte bunu çok iyi kullanırdı. Bugün aynısını Galatasaray Fenerbahçe'ye karşı yaptı. Biraz faullü ikili mücadeleleri sert yapmak ve orada taraftarında gücüyle hakemi de biraz daha etki altına almak. İşte Kazımcan Arda'ya karşı işte daha sert oynuyor, daha agresif oynuyor. Zaten fiziksel bir avantajı var. Bu Sasha Boy aynı şekilde daha sert, daha agresif oynuyor. E senin burada vereceğin karşılık Zeiss'le olmuyor. Zeiss etki edemiyor böyle durumlarda. Yani Crespo ile daha etkili olabilir tabi bildiğimiz Crespo. O da çok istikrarsız da. İsmail ile daha karşılık verebilirsin. Yani fizikli oyuncuları var aslında elinde hocanın. ve bunu hadi ilk 11'de böyle başlamadın da ilk yeri 1-0 kapattın yine şanslısın yani oyun hala ortada sayılır bari devre arasında bu değişiklikleri yapıp rakibine fiziksel olarak bir karşılık verebilirdin ama onları da yapmadın bir de şuna da değineceğim iki takım arasında şu an itibariyle lig sonunda da işte iki takımda 3-0'luk maçlar almış olacaklar ve toplam 16 golluk bir gol yeme farkı oluştu iki takım arasında bence en çarpıcı fark bu yani biri diğerinden 16 gol fazla yedi Fenerbahçe
Ve bu 16 golün nasıl yendiği ile ilgili bence daha maçın başından itibaren çok çarpıcı görüntüler var. Henüz böyle 6. dakika Fenerbahçe savunmasız Topellerin arasına bir top atılıyor. Serseri bir top yani planlı böyle çok iyi bir top değil. Zalai ile Samet arasına gökten top düşüyor. Bunu vasat stoperler bile çok rahat karşılar. Samet ilk topu karşılayamıyor, topu düşürüyor ve Barış Alper buraya fiziğiyle birlikte dalıyor. Zalai kademeye giremiyor ve Barış, Samet ile Zalai arasında bir şekilde karambol oluşturuyor ve az daha golü çıkarıyordu. Son anda işte İrfan Can iyi geldi, orada kurtardı.
3 dakika sonra, 9. dakika, Zalai ile yine Barış Alper birebir eşleşiyor. Barış Alper Zalai'yi sırtına alıyor, dönüyor ve 3-1 falan böyle çok net bir kontra atak ama Barış Alper pasıyı yatamıyor. Şimdi ilk 10 dakikada bu Zalai'nin iki kez yaşattığı olayı Nenson bütün bir sezon boyunca belki bir kez bile yaşatmadı. ya da en fazla bir kez yaşattı. Özellikle bu yukarıdan gelen serseri topları sektirmek, tehlikeli bölgeleri düşürmek, Zalai bunları sürekli yapıyor ve bu pozisyonlar da çok net gösteriyor. Yoksa Batu Şuayi stoperleri zorlamayan tipte bir center forward mu? Çok zorlayan tipte bir center forward. Ama hata yapmadı Abdülkerim ve Nelson. O karambolleri yaratmadı. Valencia zorlamıyor mu? Sürekli penaltı aldı adam zorlaması sayesinde. Dribblingleri, ikili mücadeleleri, Ama Galatasaray savunmacıları o karambolleri oluşturmadı. O alanları, o tehlikeleri doğru hamlelerle, sakin kalarak veya konsantre kalarak doğru savuşturdu. Fenerbahçe ise her iki derbide de bir Barış Alper'i tutamadı. Mesela Barış Alper dağıttı iki derbide de. Çok doğru. Yani bunlardan ziyade bir de şu var, ne olursa olsun ortada bir güven söz konusu. Abdülkerim ve Nelson'un caydırıcılığı Fenerbahçe stoper ekillerinden çok daha fazla. Çok ciddi bir güven söz konusu. Burada birkaç hafta önce seninle konuşmuştuk abi. Mesela Nelson'un kariyerindeki maç sayısından bahsetmiştik, şu anki yaşından bahsetmiştik ve aslında yaşına göre ne kadar olgun bir stoper olduğundan bahsetmiştik.
Bugün bunu çok net bir şekilde görüyorsun. Böyle bir ortamda sıfır hata. Zaten sen söylüyorsun sezon boyu hiç yapmadı ve ben eminim bir kere bile de yapmamıştır. Sen yine o esneme payını koydun ama. Hakikaten Galatasaray maçlarının %90'ını izledim bu sene. Hiçbir faişin en son hatası hatırlamıyorum ama Fenerbahçe'de durum bambaşka.
yer tutmak, fiziksel caydırıcılık, birebir eşleşmeler, hava topu... Ben iki takımın stoperlerini karşılaştırdığımda çok çok çok ciddi bir fark görüyorum burada. Ben şahsen, daha önce de söylemiştim, Abdülkerim'i sezon başında Fenerbahçe'nin almasını istemiyordum. Çünkü benim Anadolu takımları standartında beğendiğim bir stoper oyuncusuydu.
Ama kendisini tebrik ediyorum. Hem Nelston'a olan partnerliğiyle beraber bir büyük takımda nasıl var olması gerektiğini çok iyi bilerek, zaten sosyal medyasını da takip ediyorum, çok iyi çalışarak vs. kendini var etmeyi başardı ve inanılmaz bir gelişim gösterdi. Bugün Abdülkerim gerçekten bir büyük takım stoperi artık.
Fenerbahçe stoperleri her geçen gün geriye giderken Galatasaray işin savunma tarafında gerçekten arşa çıkmış vaziyette. Ve bunu net olarak 3 oyuncusuyla beraber yapabiliyor. Burada çok ciddi bir savunma farkı var. Şimdi Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaybetmekteki noktaları bir sürü var. Sayabiliriz. Ve bu şampiyon olma şansı da vardı hataları yapmamış olsaydı. Fakat burada senin de dediğin gibi 16 golluk bir fark var. 42 gol yemiş Fenerbahçe ki 3 tane de maçı depremden dolayı oynamadığını varsayarsak belki de 50 gol yiyerek tamamlayacaktı bu sezonu bilemeyiz. Çok ciddi bir savunma kalite farkı aynı zamanda çok ciddi bir güven farkı var. Fenerbahçe'nin oyunu riskli bir oyun kabul ediyorum. Özellikle sezon başı böyleydi. O presi çok daha aktif yaptığı dönemde.
Ve Ces usta diyordu, bizim oyunumuzun bir dezavantajı var, bunu biliyoruz ve bunu kabul ederek oynuyoruz diye. Ama sezon başındaki kadar cesur da değil Fenerbahçe. Yani sen o pres gücünü görüyor musun eskisi gibi? Ya da savunma çizgisinin önde. Alakasız. Ama iş artık güvene geldi, iş artık savunma becerilerine geldiğinde ne kadar kalitesiz bir savunma hattı olduğunu çok net bir şekilde görüyorsun Fenerbahçe'de. Ufak bir ara verelim, ardından devam edeceğiz.
Öyle ve 6 ve 9. dakikalarda o saydığım pozisyonlardan gol çıkaramadık Altı Saray. 27. dakikada Barış Alper, Zalai'nin önüne geliyor. Zalai'ye hem Google'da hem Transfer Market'te baktım. 1.92 demişler boyu. Barış Alper'e de 1.86 demişler. Arada en az 6 santimlik bir fark var. Barış Alper kafayla çok kolay aşırtıyor. Zaniyolu sarkıyor arkaya ve golünü de atıyor. Orada Loan Pérez bence çok iyi bir kademe yapıyor aslında. İyi takip ediyor.
Ama Zaniolo da gerçekten bu maçta çok etkiliydi. Kalitesini nihayet konuşturabildi ligin son maçında. Ama yani Luan Perez bence ligin boyuna göre en hızlı savunmacılarından bir tanesi. O boyda o kadar hızlı olmak zor. Ve Luan Perez'i Zaniolo dışında herhangi bir kanat oyuncusu bu duruma sokamazdı. Zaniolo'nun da ekstrasını gördük. Bu maç biraz Fenerbahçe'ye denk geldi.
Kırmızı kart pozisyonda direkt senin oyuncu analizi yaptığım video aklıma geldi. Demiştin ya, bu kütleye rağmen öyle bir gidiyor ki driplinkle diye. Hani yanına yaklaşamıyorsun zannı yolunun. Bakıyorsun, abi bir fotoğraf var yedek kulübelerine yakın. Hatta biri tweet atmış, çok hoşuma gitti. Bacağa bak, Cesus kadar diye. Hani öyle bir üst adele var ki. Öyle kalın, öyle uzun bir kütle anca bu kadar iyi bir driplinkçi olabilir.
hiç yanına yaklaştırmıyor ve hani sırtı dönük oynayan santraforlar gibi kanatta sürekli sırtı dönük, kolları da biraz açarak o alanı kendine inanılmaz iyi yaratıyor. Hakikaten çok çok özel bir performanstı. Valla bu kadar dominant bir performans beklemiyordum Zangol'dan açıkçası ama baba inanarak çıkmış yani o gün çok belli. Evet ama oyun da tam onun istediği gibi oldu. Set oyununda bunları göremiyorsun. Birçok top kaybı sorunu falan yaratıyor. Mesela Zaniolo Kerem iki kanadını da birlikte oynamayı düşünüyorsan seneye, o zaman Kante iddiaları geçiyor ya, boşa geçmiyor. O zaman Kante-Torreira yapmak zorundasın Merkez 2.
Çünkü inanılmaz top kaybı ve top tutmadan oynuyorlar. Sürekli dikine, sürekli dikine. Her dikine gittiğin zaman da top geri dönüyor sonuçta. 10 kere gidiyorsun, 1'inde gol yapıyorsun, 9'unda kontra yeme ihtimalin var. Onları da ancak Torreira-Kante gibi bir ikili karşılayabilir. Bence Berkan'ı oynatması da direkt bundan zaten, Oliveira yerine. Ama set oyunları için de ideal bir plan olmayabilir. Onu da şimdiden söyleyeyim. Bu maç çok set oyunluk bir maç değildi. Direkt çarpışma oyunuydu.
Jesse usta Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürdüğü için Barış Alper gibi zaniyolo gibi oyuncular iyice yıldızlaşabildi. Bu arada George Jesus basın toplantısı yapmadan ayrılmış Stubb'dan. Bu beni biraz şaşırttı çünkü kimler kimler ne durumlarda ne basın toplantıları yaptı. Benim de sevmediğim durum yani şu ben kalması gerektiğini düşünüyorum. Biliyorsun Twitter alemi, sosyal medya alemi belirli hitap ettiğin kişiler olduğunda birbirini savunduğunda ondan yana pozitif görüş belirttiğinde üstüne yüklenme ekstra oluyor. Bunu en çok Rossi'de yaşadım. Bugün Jesus'la alakalı bence kalmalı diye bir yazı yazdıktan sonra
Bugün akşam Fenerbahçe'nin ve Cessuz'un başına gelenler hakikaten hiç hoş değil. Kimler hakikaten ne durumlarda hesap verdiği bir düşününce, Ersun Yanal kovulduktan sonra kupa maçına çıkarıldı burada. Filip Koku otobüse alınmadı ama basın toplantısında vardı. Bilmiyorum, hesap vermesi gereken ana kişi kesinlikle George Cessuz değil. Ana kişi ama bu çok tasvir edilebilecek bir hareket değil, onu net olarak söylemem gerekiyor.
Yani takımı teknik direktörü olarak basın toplantısına çıkması gereken Jesus ama yani o kesin. Tabii ki o kesin. Yani tabii ki Ali Koç bu duruma getirdiği, yönetimi bu duruma getirdiği işleri ama Jorge Jesus'un da bu sorumluluğunun altında kaçmaması lazımdı. Bence zaten Jorge Jesus son 3-4 ayda ben de bu arada teknik direktörlüğünü beğeniyorum ve iyi götürdüğünü düşünüyorum. Başarısız da bulmuyorum. Dediği de doğru. Fenerbahçe çok uzun zamandır ilk defa her iki kupada da sona kadar götürebildi. İşte şeyde de ilkbahar aylarını gördü Avrupa'da da.
Hani bu tip bir sezon. En son Aykut Kocaman'ın 2012'sinde falan yani 10 yıl önce yaşanmış böyle bir sezon. Son düzlükte alamadı belki kupayı falan ama lig kupasını alamadı en azından. Yine de iyi götürdüğünü düşünüyordu fakat son 3 aydaki açıklamaları ve ürettiği mazeretleri ben de hiç beğenmiyorum. Mesela şu açıklamayı yapmıştı. Oyun farkı netti Galatasaray ile Fenerbahçe arasında. Fenerbahçe'nin oyunu sürekli geriye doğru çekilirken Galatasaray'ın oyunu güçlü bir şekilde devam ediyordu. Ve bununla ilgili bir açıklama yapmasını beklerken şey demişti mesela Galatasaray maçlarını erken oynadığı için biz maçlara moralsiz çıkıyoruz. Puan farkı var zaten arada. Galatasaray niye erken oynamıyor falan dedi.
Bir sonraki hafta Galatasaray yine erken oynadı ve puan kaybetti bu sefer. Fenerbahçe en moralli maçına çıkıyordu. Galatasaray Karagümrük'te puan kaybetti. Fenerbahçe en moralli maçını İstanbul Sporlu İç Sağda oynuyor. Kazansa puan farkını 2'ye falan indirecekti yani baya düşürecekti. E gitti orada 2-0'dan 3-3 maç verdi mesela. Mazeretin şeyi de olmadı. Hiç motive gibi gözükmedi Fenerbahçe. Hiç moralli gibi gözükmedi.
Sonra bu maç öncesinde de hem İsmail'in açıklamaları hem de Jorgesson açıklamaları olgun açıklamalar, olgun kişilerin açıklamaları değildi. Yani işte depremden dolayı kazanılan puanları bahane göstererek işte bu ligin çok adil olmadığından bahsettiler. Ama hem Fenerbahçe hem Galatasaray depremden dolayı iç sahada oynaması mı gerekiyordu neydi? Neyse 6 puan aldılar yani ikisi de. Hani biri 6 puan aldı da diğeri 3 puan falan almadı yani ikisi de 6 puan aldı. Beşiktaş'ın isyanı tamam bir derece anlıyorum ama gerçi onları da şuradan anlamıyorum. Bütün yanlışlar arasında adalete en yakın olan yanlış tercih edilmek zorundaydı. Bence öyle bir kanat verildi burada. Beşiktaş adı bir derece anlıyorum ama Fenerbahçe'nin Galatasaray'la aynı puanı 6 puanı oldu maçlardan dolayı.
Ve sahadaki oyuna bakmayıp, aradaki 16 golluk gol yeme farkına bakmayıp, 8 puan farka bakmayıp, 2 derbiyi de 3-0 kaybetmeye bakmayıp, gidip de böyle ligde şaibi aramak, bence kaçan şampiyonluğu yanlış yerlerde aramak oluyor. O yüzden o maçlara erken oynamakla ilgili gereksiz mazereti de, depremle ilgili yaptığı mazeret de bence Jesus tecrübesine, Jesus ismine yakışmayan, olgun olmayan açıklamalardı. Onu ben de katılıyorum kesinlikle. Zaten bizim en akıllı sandığımız insanlar bile, en profesyonel sandığımız insanlar bile bir noktadan sonra başarısızlığı, her türlü şekilde başka konuları yıkabiliyorlar. Likte böyle bir şey olduğunu düşünebilirsin, hakemden yana, hakem kararlarına yana şikayetin olabilir, federasyona yana olabilir ki bu her takım özelinde var zaten.
Yani bugün Galatasaray şampiyon olduğunda bile aslında Fenerbahçe'nin kollandığı ileri sürebiliyor. Fenerbahçe'nin şampiyon olduğu yıllarda başka rakip takımlarının Galatasaray'ın 5-5'in kollandığını söyleyebiliyor. İnsanların kafa yapısında bu her zaman var. Ama o zaman sana sorarlar, İstanbul Spor Maçı'nda neredeydin derler. Giresun Spor'a neden sürekli puan verdin derler.
E Fenerbahçe o maçları alsa bugün bu durumda mı olacaktı? Fenerbahçem düşme hattındaki takımlara iyi bir oyun oynayarak galibiyetler kazansaydı bugün arenaya şampiyon olarak çıkan Galatasaray'da Fenerbahçe olacaktı. Ve o maçlarda hakemlikte hiçbir şey yoktu. İstanbul spor maçı buradaki en net örnek. Yani her şey senin elindeydi aslında.
Galatasaray puan kaybettiğinde yine senin elindeydi. Galatasaray yine kaybetti, yine senin elindeydi. Sen bu şansları kullanabildin mi? Giresun spor maçında hakemlik hiçbir şey yok. Ligin şahibi unsur olabileceği hiçbir şey yok. İstanbul spor maçında belki bir penaltı pozisyonu vardı. Ama senin kıyas kabul etmeyeceğin bir rakip İstanbul spor. Galatasaray puan kaybetmiş, coşkulusun, türbün full dolu. Ben stattaydım. Atmosferin farkındaydım.
Dominant oyun nerede? Her geçen gün geriye giden oyunu maalesef bunlarla ölçemeyiz. Bu yüzden bu açıklamaların hiçbir geçerliliği yok. Çünkü her defasında önüne tam olarak benim az önce söylediklerim konur her Fenerbahçeli tarafından. Bu çok açık ve net. Eyvallah. Var mı başka derviyle ilgili söylemek istediğin notun? Yok abi seni tebrik ederim sadece. Eyvallah. Bir kez daha. Ben reaksiyonları bekliyorum. Fenerbahçeli'nin alması gereken reaksiyonları bekliyor olacağım.
Eyvallah. Bu biraz ekspres bir bölüm oldu. Evlerden çektik. Galatasaray-Fenerbahçe maçı dışında bir de şu anda gündemde Bodrum Spor'un Eyüp Spor'u TFF birincilikte elemesi var. O da epik bir final oldu. Bodrum Spor uzatma anlarında attı iki golle. 2-0'lık bir galibiyet aldı. Maç 1-0 olsa uzuyordu. Yani Bodrum elenmek üzereyken uzatmalara götürmeden elemeyi başardı. Arda Arda attı iki golle. Ve Arda Turan'ın Eyüp Spor'u elendi. Ağır bir yenilge almış oldu.
O maçla ilgili yorum yapmak ister misin? Eyüp Spor, Fenerbahçelik yaptı diyebiliriz. Öyle yorumlayabiliriz aslında. Ben Bodrum'un çıkmasını istiyordum. Maçı da izledim. 90. dakikaya kadar yine çok çok sıkıcı bir maçtı ama... Üzeyr'in inanılmaz golüyle abi sen görebildin ya da izleyebildin mi bilmiyorum. İzledim Harun da bence Harun da çok hatalı yani o golde. Ve yine yine Ahsen aklıma geldi. Fizikli kaleci işte böyle gelen toplarda yer kaplayamadığında böyle problemler yaşıyor Harun'un kariyeri başından beri olan bir durum. Bak inan bana kale arkasından görüntüyü verdi.
Aha dedim ben bunu Sinan abiye söylerim. Çünkü üstünden geliyor top. Evet, köşeye gitmiyor top. Köşeye gitmiyor, üstüne geliyor ama bir şekilde içeri alıyor ve yiyor. Gündüz maçı ya, Bodrum stadında ışıklandırma yokmuş. Ve bütün maçlar gündüz oynanmak zorunda. Ve direkt de güneş alıyor zaten. Bence orada güneşten dolayı da çok göremiyor kaleciler topu. Harun ama yine de tabii ki çok net hatalı bir gol yedi. Ondan sonra da çok kötü bir korner golü yediler. Ve Arda Turan bu Candaş Tolga'ya bir röportaj vermişti ya teknik direktör olmadan önce.
Evet. Orada çok güzel bir açıklama yapmıştı, çok beğendiğim. Atlético Madrid'in duran top kabiliyetine değinmişti ve şöyle demişti. Günümüz futbolunda gollerin neredeyse 3'te 1'i duran toptan atılıyor. Ama biz antrenmanların 3'te 1'ini duran topa ayırmıyoruz. Hatta 5'te 1'ini bile ayırmıyoruz. Belki 10'da 1'ini falan ayırıyoruz diyor. Yani haftada bir idman yaparsak yapıyoruz, yapmazsak yapmıyoruz gibi bir şey söyledi. Bunun çok yanlış olduğunu, gollerin 3'te 1'ini duran toptan atılıyorsa
Antrenmanların da 3'te 1'inin duran top olması gerektiğini söyledi mesela. Çok pragmatist ve doğru bir açıklamaydı bence. Kafa açıcı bir açıklamaydı. Fakat teknik direktörlüğünde ilk ağır mağlubiyetini kornerden savunamadığı bir golle almış oldu. İkinci gol de kornerden geldi ve Bodrum Eyüp'ü eledi. Ama Eyüp zaten gerçekten çok yaşlı bir takım. Yani maçlar gerçekten çok şey geçiyor. Bence daha fazlasını da yapabilir miydi bilmiyorum. Zaten tepe taklak olmuş, dibe vurmuş durumdayken aldı Eyüp'ü. Ve yani daha fazlası olur muydu çok emin değilim ya. Hangi hoca gelirse gelsin çok da fazlasını bu takıma yapamazdı gibi. Koşamıyor adamlar yani. Çok ağırlar. Tamam biraz daha biliyorlar, oyunu daha bilerek oynuyorlar diğer rakiplerine göre. Daha tecrübeliler çünkü ama hareket edemiyorlar yani. Öyle bir sorunları var. Ve en nihayetinde de Bodrum eledi ama Bodrum seneye Süper Lig'e çıkarsa bela olur. Yani öyle hissettim. O stat, orada gündüz maçları falan tam bir bela olur o takım ama güzel de olur bir yandan. Pendik'le Perşembe günü finali oynayacaklar.
Abi şimdi sen deyince bir baktım, son olarak da onu söyleyeyim. Bugün Eyüpspor'da oyuna sonradan giren oyuncuların yaşları Cenk 35, Umut 40, Delvaye 33, Bekir Yılmaz 35. İnanılmaz bir takım ya. Hani hakikaten şaka gibi. Delvaye zaten yani neyse bir şey demeyelim.
Oyun zekası inanılmaz düşük bir insan. Vallahi iyi top falan sürebiliyor. Çok garip bir insan. Çok garip kararları var. Ama oynuyor işte bizim ligimizde. 9. sezon abi bu Türkiye'de. Öyle söyleyeyim.
Kasımpaşa, Bursa falan yapmıştı ilk. Ümraniye yaptı, Eyüp. Güzel, İstanbul'da dolaşıyor. Farkında değiliz sanmasın. Güzel kariyer, beğendim yani. Doğru. Ağzına sağlık. Sağ ol, senin de. Gelecek hafta hem bu Bodrum-Pendik maçını konuşuruz, hem Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası finalinde Başakşehir'le oynayacağı maçı konuşuruz, hem de NBA'de finalin diğer maçları da oynanmış olur. Onları da değerlendiririz. Haftaya görüşmek üzere diyelim o zaman.
Hoşçakalın
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.