Podcast

143: Ücretlere Temmuz zammına sevinmeli mi?

Trend Topic

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Asgari ücretin yüzde %30 ara zamla net 5 bin 500 lira oldu. 4 Temmuz’da ise Haziran ayı enflasyonu açıklandı ve memurlarla emeklilerin alacağı enflasyon farkı belirlendi. Sevinmeli mi? Üzülmeli mi? 143. bölümde asgari ücreti, zammı ve artışın nasıl belirlendiğini konuşuyoruz.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.040 kelime · ~15 dk okuma

1 Temmuz'da asgari ücrete yarı yıl düzenlemesi yapıldı. 4 Temmuz'a gelindiğinde ise Haziran ayı enflasyonun açıklanmasıyla memurların ve emeklilerin alacağı enflasyon farkı ortaya çıktı. Bunları biliyorsunuzdur diye tahmin ediyorum. Eğer asgari ücretliyseniz veya kamuda çalışıyorsanız, şimdi size gözünüz aydın mı desem, geçmiş olsun mu açıkçası bilemiyorum. Gelin hikayeyi baştan anlatalım. Bu zamların müjde olup olmadığına siz karar verin. Ben de bölümün sonunda sorayım, bu zamlar müjde mi diye. Ben Ozan Gündoğdu, hadi başlayalım.

Bugünü anlamak için hikayeyi biraz başa saralım isterseniz. Oradan bugüne gelelim. Böylece bugünü daha iyi anlarız. Gelin beraber 2022 Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na odaklanalım. Yani Aralık ayına gidelim.

1 Aralık 2021'de asgari ücret tespit komisyonu görüşmeleri başladı. Ortam gergindi. Belki de son yılların en önemli komisyon görüşmelerinden biri yapılıyordu. Enflasyon grafiği yukarı yönüne eğilmeye başlıyor, dolar kurunda sert dalgalanmalar yaşanıyordu. Düşünün Aralık ayının atmosferini. Herkes sert bir enflasyon fırtınasına karşı kendisini tedirgin hissediyordu.

Transkriptin tamamını oku

Enflasyon henüz %20'leri yeni görmüştü ama dolarda kasırgalar esiyordu. Dolar 15-16 TL'yi günbegün görüyordu. Enflasyonun da %20'lerde kalmayacağı açıktı. Zaten hissedilen enflasyon da %20 falan değildi.

Bu ortamda ücretli kesimler asgari ücret tespit komisyonu görüşmelerini eskisinden çok daha dikkatli takip etmeye başladı. Yani ülkenin gözü kulağı bu görüşmeler dedi desek yalan olmaz. Fakat görüşmeler kısa sürdü. Sadece 16 günde Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyon yani TİSK, Türk İş ve Çalışma Bakanı'nın bulunduğu komisyon asgari ücreti tespit etti.

2825 lira olan asgari ücret, 2022 yılında 4253 liraya çıkıyordu. Tabii bekar işçi için. %50'lik bir zam, iktidar basınında rekor zam diye parlatıldı. Pazarlık masası 1 Aralık'ta kurulmuştu. Bugüne kadar hep Aralık sonuna kalan görüşme maratonu bu kez 16 günde tamamlandı. Ve asgari ürete gelen zam rekor düzeyde oldu. Artış %50,54.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı, 2022 yılda asgari ücret net 4253 liraya yükseldi. Son yapılan zamla asgari ücrette 1425 liralık tarihi bir artış gerçekleşmiş oldu. Ekonomiyi yakından takip edenler, bu rekor zam meselesine önden bu kadar sevinmeyin dese de olanlar oldu. Zaten propaganda düzeneği çalışmaya başlamıştı. Tarihi artış diye duyurdular. %50'lik zam, iktidar basanında olabildiğince parlatıldı.

2003'ten 2021'e dek asgari ücreti açıklayan yetkili hep çalışma bakanları olurdu. Yani biz Cumhurbaşkanı'nın asgari ücreti açıkladığına alışkın bir millet değiliz. Fakat 2022 asgari ücreti Cumhuriyet tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. Asgari ücreti bu kadar önemli hale getiren, ücretli çalışanların giderek artan oranda asgari ücretli hale gelmesi. Gerçekten de, ücretli çalışma büyük oranda asgari ücretten hallice bir maaş karşılığında yapılıyor. Başka bir ifadeyle, asgari ücret ile ortalama ücret arasındaki makas giderek kapanıyor.

Eurostat verilerine göre, Türkiye, asgari ücretle geçinenlerin toplam çalışanları içinde en yüksek olduğu ülke. Tabii Avrupa'dan bahsediyorum. Her 100 ücretlinin, %43'ünün asgari ücretle geçinmek zorunda olduğu Türkiye'nin bu alandaki rakibi Slovenya. Diyeceksiniz ki, Türkiye'de %43, Slovenya'da kaç? Türkiye'de %43 olan asgari ücretli oranı, ikinci sıradaki Slovenya'da %15.

Yani Türkiye açık ara farkla asgari ücretliliğin en yaygın olduğu ülke. Fakat 2000'li yıllarda da tablo farklı değildi. Yani 2000'li yılların başında da asgari ücretlilik çok yaygın bir şeydi Türkiye'de. Bunun tekli sebepleri var. Bunlar ayrı konular. Son yıllarda değişen şu. Asgari ücret artarken diğer ücretler aynı oranda artmıyor. Çünkü sürekli çifthaneli işsizlik ücretleri aşağı yönünü baskılıyor. Çalışma ekonomisti Prof. Aziz Çelik bir gün gazetesinde 15 Kasım 2021'de bu konuya ilişkin şöyle yazmış.

Asgari ücret, genel ücret düzeyini yükselten bir piston değil, ücretleri asgari ücrete doğru sıkıştıran bir mengeneye dönüşmüş durumda diyor Aziz Çelik. Yani yukarı doğru tahrik etmiyor. Aşağı doğru tahrik ediyor asgari ücret, ortalama ücreti. Gerçekten de öyle. Doktorlar, öğretmenler, mühendisler, avukatlar giderek asgari ücretli bir gelire yaklaşıyorlar. Yani geçmişin orta sınıfları olarak tarif edilen meslek erbapları, asgari ücrete komşu gelirler elde edebiliyor artık.

Sert bir yoksullaşma dalgası yaşanıyor yani. Şimdi aralık ayına geri dönelim. Herkesin gözü kulağının çevrildiği asgari ücret tespit komisyonundan 4.253 liralık tutar çıktı. Peki muhalefet ne dedi? Dedi ki enflasyon tutabilirseniz fena rakam değil. Kılıçdaroğlu'nu dinleyelim.

4.250 lirayı da tabii yadırgamıyoruz. 4.250 lira eğer enflasyonu kontrol ederlerse ve fiyat artışlarını kontrol ederlerse 4.250 lirayı en azından asgari ücretli kardeşlerimiz biraz nefes alarak sürdürebilirler. Bütün mesele bu enflasyonu kontrol edilip edilmemesinde yatıyor.

Kılıçdaroğlu haksız sayılmaz ancak bu konuşmanın yapıldığı sırada yani 16 Arlık'ta sert bir kur şoku yaşanıyordu. Hatırlarsanız 20 Arlık'ta dolar kuru 18 lirayı geçti. Yani enflasyonu tutabilirsiniz şeklindeki şart cümlesi zaten bana kalırsa çöpe atılmıştı. Enflasyonun tutulamayacağı belliydi.

Türkiye'de ücretli kesimlerin hemen hepsi önce çalışır sonra para alır. Yani ay sonunda para alınır. Kamu çalışanları için de önce para alıp sonra çalışma yaygındır ama özel kesimde öyle değil. Bu nedenle 16 Aralık'ta açıklanan 4253 liranın işçinin eline geçmesi için bir buçuk ay beklemek gerekecekti. Yani Ocak ayının başında 4253 lira yatmıyor.

Ocak ayının başında Aralık ayının maaşı yatıyor. Ocak ayının maaşı ancak Şubat'ta yatıyor çünkü birçok işçiye. Ocak ayında 2825 lira yattı yani milyonlarca insana. 4253 liranın yatması için Şubat ayı beklenmeliydi. Ama Şubat ayına kadar köprünün altından çok sular aktı. 31 Aralık'ta yılbaşını kutlayan milyonlarca insanın gece yarısı hevesi kursağında kaldı. Elektriğe %127 oranında rekor bir zam yapıldı.

Türkiye yeni yıla yeni zamlarla uyandı. Üstelik hiç de öyle azımsanamayacak kadar yüksek zamlarla elektrik, doğalgaz, vergiler, köprü kullanımı derken iğneden ipliğe zam geldi. Elektrik %127, doğalgaz %25 zamlandı. Bu kış çalışana da emekliyede. Belli ki zor geçecek.

Elektrik ve doğal gaz zamları yeni yılda tüm hanelerin gündemine girdi. İktidar medyası tarihe geçecek bir sansürle zamları duyurmadı ve halkın bir kısmı elektrik ve doğal gaz zamlarını ancak Şubat ayında eline fatura geçince anladı. Faturalardaki faiş artışın ardından iki gün sonra yani 3 Ocak'ta Aralık ayı enflasyonu açıklandı. Böylece 2020'nin enflasyonunu da öğrenmiş olduk. Aralık ayında 19 yılın rekoru kırılmıştı.

Aylık %13,5'luk enflasyon. 19 yılda görülen en yüksek aylık artıştı. Şöyle düşünün, 2020 yılın toplam enflasyonu, yani 12 ay boyunca gördüğümüz enflasyon, %14,5'tı. 2021'in sadece Aralık ayında %13,5'lık enflasyon yaşandı. Üstelik bu daha başlangıçtı. Aralık ayı enflasyonuna henüz %127'lik elektrik zammının doğrudan ya da dolaylı etkileri dahil edilmemişti. Doğalgaz cabası. Yaşanan kur şoku, beraberinde düşük faizle piyasaya pompalanan krediler,

Enflasyonu azdırıyordu. Bu durum sürdürülebilir değildi. İktidar temsilcilerine sorulduğunda ise, enflasyonun düşeceği, böylece mevcut durumun geçici olduğu cevabı alınıyordu. Mesela Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Göksel Aşan, ocaktan sonra eksi enflasyon olacak diyordu. Yani fiyatlar düşecek diyordu.

Sizin beklentilerinizin biraz altı biraz üstü gelir öyle bakalım. Diyelim ki 9'da gelebilir işte 7'de gelebilir ama bu civarlarda bir şey gelebilir. Şimdi bu enflasyonu baz alıp bunun üzerinden önümüzdeki döneme bakmamak lazım. Bir şey söyleyeyim sadece. Bakın Aralık ayında bu fiyat düzeltmelerinin Aralık ayında enflasyonla yansım

Belli çünkü son 3-4 günde olduğu fiyat düzeltmeleri. Ocak ayına gelin, kurun bu seviyelerinde devam ettiği bir ortamı düşünün. Ocak ayı içerisinde ve bu fiyat düzeltmelerin hepsinin Ocak ayı içerisinde yapıldığını düşünün. Mesela ne olur enflasyon beklentiniz Ocak ayı için? İşte onun için şu an daha biz net bir şey yapamıyoruz, çalışma yapamıyoruz. Ama bu arada yani eksi mi beklersiniz mesela enflasyonu? Ben eksi beklerim. Ocak ayında eksi enflasyon bekliyorsunuz.

Finans Ofisi Başkanı Göksel Aşağı'nın eksi enflasyon açıkladığı. Ocak ayında TÜİK'in enflasyonu %11.1 oldu. Yani bir ayda çift taneli enflasyon. Bakın Amerika'da rekor denilen enflasyon yıllık 8.5. Biz sadece Ocak ayında %11.1 enflasyon yaşadık.

Yıllık enflasyon ise Ocak ayında %48.7'ye yükseldi. Yani zaten asgari ücrete yapılan zam eridi. Şubat ayı geldiğinde 4253 liralık asgari ücret ilk kez emekçinin cebine girdi. Girdi girmesine ama o ay yani Şubat ayında açlık sınırı asgari ücretin üzerine çıkmıştı bile. Yani rekor zam sadece 45 gün dayandı. Onu da asgari ücretli zaten göremedi.

Türk İş'in araştırmasına göre asgari ücretli çalışan da artık açlık sınırının altında, iktidarın enflasyonun üzerinde zam yaptık diyerek övündüğü 4253 lira asgari ücret, Şubat ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı olan 4552 liranın 300 lira altında kaldı. Yani temel gıdaya bile yetmiyor maaşları. Şimdi bu çok tartışıldığı için açlık sınırının ne demek olduğunu bir tanımlayalım isterseniz. Aşrık sınırı Türkiye'de ilk kez 1988'de Türk İş tarafından açıklanmaya başladı. Biri 4-6 yaş arası, diğeri 14-18 yaş arası, yetişkin bir kadın ve bir de erkekten oluşan 4 kişilik bir aile üzerinden hesaplanıyor bu oran. Bu ailenin sağlıklı beslenebilmesi için gereken minimum gıda harcama tutarını gösteriyor. Bakın, sadece yaşaması için değil, sağlıklı beslenme şartı arıyoruz. Yani bu tutara kiralar, faturalar, kişisel hijyen, giyim kuşam gibi diğer giderler dahil değil ama

sırf makarna da yemesin istiyoruz. Bu nedenle asgari ücreti konuşurken açlık sınırının referans olmasını ben yanlış buluyorum çünkü sadece gıda harcamalarını kapsayan bir veriden bahsediyoruz. Peki dünyada ne zaman ölçülmüş bu açlık sınırı? 1939'da Nazi Almanya'sı ölçüyor ilk olarak. Kömür madenleriyle ünlü Ruhr kentinde maden işçilerinin ölmeyecek kadar gıda tüketmeleri halinde onlara kaç para vermeliyiz sorusu üzerine açlık sınırı hesaplanıyor. Yani bu sınırın mucidi nazilerdir demek yanlış olmaz. Zaman içinde işçinin sadece doymasının yetmediğini,

sağlıksız beslenmenin de verimliliği düşürdüğü anlaşılınca sağlıklı beslenmek için gereken minimum gıda harcaması olarak revize ediliyor. Yani etini, sütünü, sebzesini, yağını bir insan evladına yarışır biçimde tüketecekseniz 4 kişilik ailenin gıda harcamasından açlık sınırı diye bahsediyoruz. İşte bu sınır henüz Şubat ayında asgari ücreti aştı. Zaten yeni zamlı maaşlar da emekçinin eline Şubat ayında geçmişti. Yani asgari ücretle çalışan, açlık sınırının üzerinde parayı bu sene hiç göremedi.

Hal böyle olunca asgari ücrete bir düzenleme gelecek bir soruları da beraberinde geldi. Henüz Şubat ayında bile açlık sınırının altına düşen asgari ücret aralığa kadar aynı kalırsa çalışanın hali ne olurdu? Dolayısıyla gözler asgari ücret tespit komisyonuna yeniden çevrildi henüz Mart ayında. Asgari ücret tespit komisyonunu biri işveren, diğeri işçi, diğeri de kamuyu temsil eden her biri beşer kişilik 15 kişi oluşturuyor. Yetkili işveren örgütü TİSK, yani Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu. İşçiyi temsil eden ise Türk İş Masa'da. Çalışma Bakanlığı da kamuyu temsil ediyor. Yani üçlü bir sac ayağı var komisyonun. Bakanlığın verilerine göre özel sektörde sendikalı oranı %5.

Yani asgari ücret tespit komisyonunda pazarlık yürütülürken emekçilerin masaya koyabilecekleri bir grev silahı yok. Dolayısıyla işveren ve hükümet ne derse emekçi günün sonunda onu kabul ediyor. Ama kamuoyu oluşturabilir, miting yapabilir, kampanyalar örgütleyebilir. Neyse. Günün sonunda işveren ve hükümet ne veriyorsa işçi onu kabul ediyor. Yani en azından bizde böyle bir tablo var. Tabii işveren ve hükümetle uyumlu bir işçi temsilcisi gerekiyor ki arıza çıkmasın.

Şubat ayında enflasyon ücretli kesimlerin üzerinden geçince gözler doğal olarak asgari ücret tespit komisyonundaki işçi temsilcisi olan Türk İş Başkanı Ergün Atalay'a çevrildi. Denildi ki, hükümetle görüşecek misiniz? Taleplerinizi yüksek sesle dile getirecek misiniz? Bir miting, olmadı bir kampanya yapacak mısınız? Televizyonlara çıkıp asgari ücreti gündem edecek misiniz?

Ergun Atalay ne dedi biliyor musunuz? Beklenti yaratmayalım, komisyon yılda bir kez toplanıyor dedi. Evet, 22 Mart'ta Demiryoluş'un istişare toplantısına Ulaştırma Bakanı ile beraber katılan Ergun Atalay, burada asgari ücret görüşmelerine ilişkin noktayı böyle koydu. Dinleyelim. Bir yetkili, bir kardeşimiz çıktı. Dedik ya, Haziran ayında olur mu? Dedim ya, biz asgari ücret için Haziran ayında görüşmedik.

Bunun günü Aralık ayı. Aralık ayında taraflar toplanır. Biz bu konuyu müzakere ederiz. Şimdi aradan işte 4 gün, 5 gün geçti. Herkes konuşuyor. Dün bakan beye sordum işte bu bakan bey Çanakkale'den bugün açıklama yapıyor. Diyor ki bunun günü diyor Aralık ayı. Bakan beyin açıklaması. Şimdi resmi muhatabı bakanlık, resmi muhatabı Türk İş, resmi muhatabı TİSK. Fiyat artışı pazarda var mı? Var. Markette var mı? Var.

Kasapta var mı? Var. İşte tüp 310 lira oldu. İşte domatesin nereye geldiğini, elektrin neye geldiğini, doğal gazın nereye geldiğini, benzin nereye geldiğini hepimiz biliyoruz. Ya şöyle bir şey yapmak lazım, otomatiğe bağlamak lazım. Enflasyon her ayın dördünde, ayın başında açıklanıyor. O zaman her ayın başında enflasyon açıklandığı zaman bu enflasyon miktarını asker ücretliye vermek lazım, emekliye vermek lazım.

Ergun Atalay konuya o kadar uzak ki. Diyor ki, velev ki aralık ayına kadar hiç zam yapılmadı, o durumda biz aralığa kadar bekleriz, aralıkta kaybımızın telafisini isteriz. Nereden başlasak bilemiyorum yani, ah diyeceksiniz. Enflasyon farkı uygulaması enflasyona karşı ücretliği korumaz. Bu büyük bir masaldır. Bir örnek verelim. 2012'de asgari ücret 740 liraydı. 10 yıl boyunca asgari ücrete hiç zam yapılmadığını hayal edin. Bu temmuz ayında da 740 liralık asgari ücretin bir anda 5500 liraya çıktığını yani bir anda %643'lük zam yapıldığını hayal edin. Düşünün, öyle düşünün.

Böyle bir durumda 10 yıl boyunca 740 liraya geçinmeye çalışan işçi enflasyona ezdirilmemiş mi olacak? Enflasyon farkı sayesinde enflasyona karşı korunmuş mu olacak? Ya da Ergün Atalay'ın ifadesiyle kayıpları telafi edilmiş mi olacak? O yüzden enflasyon farkı uygulamasında zam yaptığınız periyod ne kadar uzarsa enflasyon canavarının dişi o kadar sivrilir. Yani 10 yılda bir yapıldığında böyle korkunç bir sonuç çıkıyor gördüğünüz üzere.

6 ayda bir yapıldığında da hayırlı bir sonuç çıkmaz. Sadece daha az zararlı bir sonuç çıkar. Yani faydalı bir sonuç değil, korumuyor yani. Peki bunu Türk İş Başkanı bilmiyor mu? Mutlaka biliyor ya da kendisi belli ki enflasyonu hissetmeyecek kadar yüksek gelirli. Hiç olmazsa çevresinden duyuyordur diye düşünüyorum. Asgari ücret tespit komisyonunda işçiyi temsil eden kişi bu işte.

Böylece girdik Haziran ayına. Temmuz'da memur ve emekliye enflasyon farkı ödenecekti. Herkesin gözü kulağı dolayısıyla bu ücretler meselesindeydi. Peki asgari ücretli? 16 Haziran'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk İş Başkanı Ergun Atalay'ı yanına çağırdı. Atalay toplantıdan sonra şu açıklamayı yapıyor. Ben gene aynı noktadayım. Ama bugüne kadar biz Aralık ayının dışında asgari ücret toplamadık. Ama şartlar öyle getirdi ki yani bırakın Aralık ayını işte

Hazirini bilen bulduğu zaman bizi alım gücünü insanlar kaybetti. Onun dışında işsizler var. Onun dışında emekliler var. Onun dışında şu ücretle alıp da işte enflasyon ortada. Insanların kayıpları var. Yani güzel, müsbet bir görüşme oldu. Cumhurbaşkanı dedi ben her şeyin farkındayım. Ne olduğunu biliyorum. Işte bizim elimizdeki rakamlar onların elinde de var. Işte Çalışma Bakanı bilgi sahibi yapıyor diye ifade etti. Yani güzel bir görüşme oldu. Inşallah önümüzdeki günlerde de kamuoyuna müsbet bir haber verirler. Biz de bundan mutlu oluruz.

Böylece öğrendik ki asgari ücret tespit komisyonu yeniden toplanacak. Türkiye'nin sabit ücretle çalışanları derin bir enflasyon kriziyle mücadele ediyor. Sadece gıdada ya da sadece akaryakıtta değil, tam da enflasyonun tarımında olduğu gibi fiyatlar genel düzeyi, istikrarlı biçimde sürekli artıyor. Kira krizi bir yandan, faturalar diğer yandan. Bunların hepsine bir de gıda ve ulaşım harcamaları biniyor. Giyim, kuşam, kişisel izyen ise tasarruf edilmeye başlanan ilk kalemler arasında.

9 günlük bayram tatili güzel ama memlekete akraba ziyaretine de gitseniz, Bodrum'a da gitseniz binlerce lirayı sadece ulaşıma vermek zorundasınız. Fakat krizi böyle okumak mümkün olduğu gibi, madalyanın diğer yüzüne de bakılabilir. Halkın geneli, alım gücünün günbegün erimesini çaresizlik içinde seyrederken, gerçekten çok küçük bir azınlık, parasına para katıyor, milyonuna milyon katıyor. Evler alınıyor, değerlenmesi beklenip satılıyor, paranız TL cinsinden vadeli mevduattaysa elde ettiğiniz faizden gelir vergisi topaca alınmıyor, Dolara endeksi TL'de tutsanız, dolar hiç artmasa bile TL faizini alabiliyorsunuz. Kaldı ki dolar da artıyor. Hiç olmadı bir yatırım danışmanına ya da direkt bir fon yöneticisine de güvenebilirsiniz. Böylece paranızı profesyonellere emanet etmiş olursunuz. Bu da güzel hayat.

Şimdi bu hayatı yaşayanların suçu değil elbette ama iktidarın uyguladığı ekonomi politika sonucu, hadi %1 diye hesaplayalım, %1'lik bir azınlığın çok sert şekilde zenginleştiği de açık. Ama Ergun Atalay, bu süre içinde hiçbir talep yükseltmeyerek hükümetin elini o kadar rahatlattı ki. Hükümet, yüce gönlünden kopmuşçasına yapacaktı zammı. Dikensiz bir gül bahçesi bıraktı Türk İş Hükümeti. Aslında zamma gerek bile yoktu. Yani esen hava oydu. Bunu isteyen sendika yoktu çünkü.

Türk işe kalsa asgari ücret zammı Aralık'ta yapılsa da olurdu. Biraz önce dinlediniz. Muhalefete de bir görev düşüyordu elbette. Asgari ücretle zam talebini yükseltmesi gerekiyordu muhalefetinde fakat oradan da güçlü bir kampanya gelmedi. 16 Haziran'da asgari ücret görüşmelerinin startı verilince muhalefet cephesinde de asgari ücret toto oynanmaya başlandı. 10 bin olsunlar, 8 bin olsunlar, 15 bin olsunlar vs. CHP Grup Başkan Vekili Engin Özkoç, 29 Haziran'da asgari ücret en az 6 bin TL olmalıdır diye tweet attı.

CHP'nin diğer grup başkan vekili Engin Alta ise iki gün sonra bir temmuzda şöyle bir tweet attı. Şimdi bir grup başkan vekili en az 6 bin TL olmalıdır diye başladı pazarlığa. Fakat Engin Altay 6 bin 770 TL'nin altındaki her rakam zulümdür diyor. Şimdi bu durumu sizin yorumunuza takdiğinize bırakıyorum. Denebilir ki ne var bunda? Her ikisi de fikrini söylemiş. Bunu derseniz de saygı duyarım tabii. Yani muhalefette de iyi bir sınav çıktı diyemiyoruz. Ondan bahsediyorum. Yeni Şafak'ta 25 Haziran'da yani komisyonun karar vermesinden bir hafta önce yayınlanan habere göre

İşçi %40 istiyor, işveren %20 veriyor. Orta yol bulunursa %30 zam yapılacak, Yeni Şafak böyle diyor. Tam da Yeni Şafak'ın dediği gibi oldu ve asgari ücrete %30 zam yapıldı. Zammı 1 Temmuz'da yine Cumhurbaşkanı açıkladı. Hatta asgari ücretin açıklanması için Erdoğan'ın İspanya'daki NATO zirvesinden dönmesi beklendi.

Bakanlığımızın tüm taraflarla Görüş ve anlayış birliği içinde yürüttüğü Çalışma sonunda Yeni bir asgari ücret rakamı Belirledik Şimdi sizlere Yeni asgari ücreti Açıklamak istiyorum Asgari ücrete Temmuz ayından geçerli olmak üzere %25 oranında Bir ara artış Yapıyoruz Buna göre Yeni asgari ücret Net 5500 lira olacaktır. Şimdi dikkatle takip eden dinleyicilerimiz şunu diyebilir. Ozan sen %30 zam yapıldı dedin biraz önce. E Erdoğan'a dinledik %25 zam yaptık diyor. Ben değil sevgili dinleyiciler Erdoğan yanıldı. Sehven söylendi bu oran.

Evet, biz tabii kabinle toplantısında özellikle bu %25'i tartıştığımız için o bir sehven durum meydana getirmiş oldu. Yani bu %30 olarak bu artışı yapmış olduk. Burada bir sıkıntı yok değil mi? Yok efendim. Aslında bir hata daha var. 4253 TL'den 5500 TL'ye çıkmışsa asgari ücret zam oranı %30 değil, %29.3'tür.

Hadi o kadarını hoş görelim diyebilirsiniz. 1 Temmuz'da öğrendik asgari ücret zammını. 4 Temmuz'da ise enflasyon verilerini gördük. Yıllık enflasyon %78.6. Aylık enflasyon ise %4.95. Ancak haziran ayı enflasyonu aynı zamanda memur ve emeklilere yapılacak 6 aylık enflasyon farkını da ortaya çıkarıyor. Verilere göre 6 aylık enflasyon %42.35. %7 de toplu sözleşmeden doğan zammları var. Etti %49.35.

Fakat %7.5'tu Ocak ayında almışlardı, onu düşüyoruz. Etti %41.85. Emekli ve memurlar Temmuz ayında %41.85'lik bir ücret artışıyla karşılaşacaklar. Farklı hesaplar yapanlar da var, itirazları olanlar da var bu hesaba.

Fakat bunu temmuz ayı maaşı yatınca göreceğiz. Başta sorduğumuz soruyu şimdi tekrar hatırlatalım. Bu zamlar sizce müjde mi? Tabii şöyle tartışmalarda açmak mümkün. Küçük esnaf bu asgari ücret zammı karşısında ezilecek. Doğru. Asgari ücret zam gelirse maliyet enflasyonu artacak. tamamen olmasa da, hadi ona da doğru diyelim ama tamamen değil. Ama işte gömlek bir kez yanlış iliklenmeye başlayınca sonrası düzeltilemiyor. Bizdeki ekonomi bu nedenle artık dikiş tutmuyor. Baştan büyük bir reforma girişmek gerekiyor.

Artık sona gelelim. 2019-2021 arasında geçen 3 yılda sabit ücretli kesimlerin milli gelirden aldığı pay 8.1'den girildi. Yüzde 39'dan yüzde 31'e düştü. 2022 ise şimdiden ekonomi tarihimizde kara bir sayfa olarak kaydedildi. Pod B Media ile beraber hazırladığımız Trend Topik'in bu bölümünün sonuna geldik. Bir sonraki bölüme kadar insanca onurlu bir yaşam süreceğiniz gelirinizin olmasını dilerim. Hoşçakalın.

Gene de geldi aklıma örneğin mesela para olmasa, para olmasa, ev kirası olmasa, bakkal para almasa, kasap etti ikram etsem, anam sebzeyi hediye örneğin mesela, yol parası olmasa,

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)