
3.864 kelime · ~19 dk okuma
Geride kalan haftalardan bu yana Ankara merkezi olmak üzere 29 ile tam 95 şirkete yönelik mali bir operasyon yürütülüyor. Demir yumruk operasyonu. Operasyon hedefindeki sektör, adındanla anlayacağınız üzere Türkiye'nin en önemli sektörlerinden, demir-çelikten bahsediyoruz. Operasyon kapsamında yüzlerce fabrikaya ve eve baskın yapıldı. Baskın yapılan her yerden tomar tomar para fışkırıyordu. Ele geçirilen belgeler, demir-şerik sektöründe etkili üç suç örgütünün fabrikaları zorla ele geçirdiğini ve naylon faturayla kamuyu dolandırdığını işaret ediyordu.
105 milyar liralık sahte fatura kesilmiş ve kamu 25 milyar lira zarara uğratılmıştır. Sadece bu değil, kamu zararının yanı sıra sektör, hem de stratejik bir sektör, gayrimeşru bir çetenin kontrolü altına girmişti. Demir yumruk operasyonuyla birlikte, Türkiye kamuoyunun gündeminde kimilerinin 90'lardan bu yana tanıdığı ama pek çok insanın adına aşina olmadığı bir isim de dolaşıma girdi. Erol Evcil. Bu kişi, Mevzubahis Suç Örgütü'nün elebaşlarından ve 4 Temmuz tarihinde tutuklandı. Bu bölümde, Erol Evcil'in kim olduğuna, demir mimik operasyonuna ve Türkiye'nin 90'lardan bu yana varlığını koruyan yeraltı dünyasının bazı aktörlerine bir başlık açacağız. Bölüm boyunca konuğum, gazeteci yazar Bahadır Özgür olacak bu konuyla yakından ilgileniyor,
Aynı zamanda onu Bir Gün gazetesindeki yazılarından takip ediyor olabilirsiniz. Sizi Podbill Stüdyosu'nda Bahadır Özgür'le yaptığımız söyleşiye götüreceğim. Ben Ozan Gündoğdu, hadi başlayalım. Bahadır Özgür'le söyleşiye demir yumruk operasyonunun ne anlama geldiğini ve önemini konuşarak başladık.
Dilerseniz gelin, operasyonun kapsamını Bahadır Özgür'den dinleyerek başlayalım. Bu operasyon demirçelik sektörünü ilgilendiren bir operasyon. Demirçelik sektöründe 3 ayrı suç örgütünün sahte fatura, fabrikaları zorla ele geçirme, devleti dolandırma ve henüz ortaya çıkması da kara para aklama gibi suçlamalarıyla 10 aydır devam eden bir takip sonucu bir operasyon yapıldı. İlk dalgada 300 küsur kişi alındı. 14'ü demirçelik işletmesi ve fabrikası olmak üzere 95 şirkete
Baskın yapıldı. Dört tır dolusu evrak ortaya çıkartıldı. Kamunun da naylon faturadan yani sahte faturadan 25 milyar lira zarara uğratıldığı iddia ediliyor. Şimdilik çıkan tablo bu. Dolayısıyla şöyle bir önemi var. Türkiye'de yaklaşık 20 yıldır... yapılmış en büyük operasyon. İki özelliği var. Ne ile karşılaştırırsın? Hangi operasyonla karşılaştırırsın? Bunu şöyle karşılaştırabiliriz. 90'lı yılların ortasından 2000'li yıllara kadar sürmüş, o dönemde tekstil sektörünü merkez alan, merkezinde tekstil sektörü bulunan ama bir takım bankaların, Türkiye'nin çok büyük şirketlerinin de karıştığı bir naylon fatura ve kara para davası vardı. Adı Örümcek Ağ davasıydı.
99'da başlamıştı. Yargılamaları 2008'e kadar sürdü. Çok az kişi ceza aldı. Çünkü yasalar değiştirilmişti o dönem. Onunla kıyasladığım zaman onun adı da Örümcek Ağı'ydı. 200 küsur şirket incelenmişti. Ondan sonra en büyük operasyon bu. Bunun şu özelliği var. Biz Türkiye'de son zamanlarda neler tartışıyoruz? Mesela uyuşturucu diyoruz, kara para diyoruz. Daha çok suç ekonomisini ilgilendiren alanları ama... Neredeyse ilk defa uzun yıllar sonra Türkiye'nin aslında cumhuriyetin kuruluş harcı sayılan... ...demir-çelik bizim ana sektörümüzdür. Dünyada 7. sırada Türkiye. Üretimi 40 milyon tonu buluyor. Altyapısı yani üretim kapasitesi 50 milyon ton.
Şu an incelenen şirketlerin toplamı 4 milyon ton kapasiteye sahip. Yani demirçelik sektörün %10'unu ilgilendiren, böylesine stratejik bir sektöre ilgilendiren bir çete, mafya, naylon fatura davasıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla önemli, çok önemli bir konu bu. O zaman şöyle bir tuhaf durumla karşı karşıyayız. Demirçelik sektörü gibi son derece önemli bir sektörün %10'u bir çete tarafından ele geçirilmiş. Fakat bu... ...bize anlatan hikayeye göre yeni fark edilmiş. Aslında yeni değil. Yaklaşık 20 yıldır süren bir hikaye. Şimdi senin sorunu cevaplamaya çalışayım. Burada önemli olan bir kişi var. Erol Evcil. Biz Erol Evcil'i... ...Türkiye'de Susurluk dönemi denilen 92 bin yılları arasında yaşanmış... ...aslında kontrgerilla cinayetlerinden, aydın cinayetlerinden, suikastlerden... ...bankların içinin boşaltılmasından, yolsuzluklardan hatta pek çok... ...kaset, dinleme, skandallarından yani siyasetçiyi, pek çok siyasetçiyi ilgilendiren hükümet düşürmüş... ...skandallardan hatırladığımız dönemin en önemli aktörü. Şimdi o dönem için saydığımız zaman Mehmet Ağar akla gelir, Korkut Eken gelir... ...Aliattin Çakıcı gelir, Sedat Peker gelir, yanına Erol Evcili yazarsınız. Yani susurluk, hatırası, fotoğrafı kimlerden oluşur derseniz... Burada eksik olan Erol Evcil'di. Şimdi o da girmiş oldu 20 yıl sonra hayatımıza. Neden önemli? Biz nereden tanıyoruz Erol Evcil'i? Aslında Erol Evcil 80'li yılların sonunda, 86'da bir turizm firmasının sahibiydi küçük. Daha sonra 97'de Türkiye'nin en büyük özel bankalarından birisinden aldığı krediyle kurduğu Eze Zeytincilik'le gündeme geldi. Gazetelerde Zeytin Kralı olarak haberler yapıldı.
O dönem daha sonra suçları ortaya çıkan kişiler magazinlerde bol bol görünürdü. Futbol dünyasına görünürdü. Televizyonlarda görülürdü. Yani yaşamları da özendirecek şekilde o lüks yaşamları gündeme gelirdi. Erol Evci ilk defa böyle manşet olmuştu. Zeytin Kralı. Bütün Balkanlara, dünyaya işte Avrupa'ya zeytin ihraç edecek bir kişi olarak. Halbuki ondan sonra onun gündeme gelmesinin nedeni şuydu. O dönemin meşhur bir tefecisi vardı. Nesin Malki. Nesin Malki'nin özelliği şuydu. Aslında bir teksilci, iplik tüccarı ama herkes piyasada bilirdi ki ekonomide para satıyor yüksek faizle ve çoğu kişinin borcunun olduğu bir isimdi. Nesim Malk'in adları şuna çok uzun uzun anlatmadan kısaca geçeyim. Mesela Süneymeyer Bank özelleşmesinde de gördük. İşte bir başka banka kredisinde de gördük. Zaman zaman gazetelerde... ...başka gruplarla çatışmasında ya da çekişmesinde de gördük. Nesim Malk'i 1995 yılında öldürüldü. Bu cinayetin azmettiricisi olarak yani bu cinayeti organize eden kişi olarak... ...Erol Evcil ön plana çıktı. O dönemki soruşturmalarda da telefon dinlemelerinde de bu kanıtlandı. Erol Evcil'in... Alaaddin Çakıcı ile beraber Türkiye'nin en büyük tefecisini öldürdüğü... ...resmi raporlarda, mahkeme tutanaklarında ve basında olanam yer aldı. Şimdi şeyde, 2000'li yıllarda bankacılık sektörü çok kurumsallaşınca Türkiye'de... ...2001 reformlarıyla beraber tefeci deyince böyle küçük ölçekli bir şey zannediyoruz ama... ...80'li 90'lı yıllarda bu sektör bu kadar kurumsal değilken çok büyük ölçekli... Paralar satıyorlar. Tabii şöyle benzeteyim ben. Bugün yasal olarak varlık yönetim şirketleri vardır. Mesela Sezgin Baran Korkmaz olayında ne gördük biz? Zor duruma düşen şirketler bankalara borcu var. Bankalar bu borçları belli dönemlerde toplu olarak paket halde satışa çıkartır. 100 milyonluk borcu mesela 10 milyona satar. Varlık yönetim şirketleri bunları toplar, tahsilat başlar. O dönem tefecilerde bir nevi varlık yönetim şirketi gibi...
Bankalardan kredi mekanizması çok dar olduğu için herkes alamadığı için para dağıtıyordu. Ve bu şirkette zor duruma düşen şirketlere çok faizler olduğu için... ...bugünkü tabile çökülüyordu. Yani mafya devreye giriyor. Tahsilat yapmıyorlar. Aslında şirketin ele geçiriyorlardı. O dönem Nesim Malki böyle bir işlev görüyordu. Ama o dönem şöyle öğrendik ki, Erol Evcil ve onun etrafına örülü ilişkide olduğu suç ağı... ...meğer 90'lı yıllar boyunca pek çok özelleşme ihalesinde, banka kredilerinde çok önemli bir şey. Çok yüksek kredi almada, o krediler batıktır hepsi. Başka şirketlere çökmede hep rol oynamış. O Susurluk döneminde kilit isimlerinden birisiydi Evcil. Biz buradan tanıyoruz. Bu haliyle mesela Nesin Malk öldürdükten sonra...
Nesin Malkin'in alacakları dolayısıyla suya düşmüş oluyor. Çünkü büyük ölçüde yasal alacaklar değil. Ve ona borçlu olanları çok sevindiren bir gelişme. Nesin Malkin'in. Niye acaba? Öyle mi? Şimdi bu suç dünyasında bu tür olaylar çıktığı zaman bir şeye bakmamız lazım. Demek ki bir hesaplaşma yaşanıyor. Ama bu hesaplaşma insanların birbirine yan baktığı için, kötü düşündüğü için değil, ortada büyük bir para havuzları oluşuyor.
Giderek birikiyor. Bu para havuzlarının el değiştirme dönemlerinde biz bu tür cinayetlere, operasyonlara tanık oluyoruz. Türkiye'nin geçmişinden beri. Yani o dönem Nesin Malk'in öldürülmesi demek, Nesin Malk'i ve etrafında birikmiş para havuzunun el değiştirmesi demekti. O davayı yürüten devlet görevlilerinin raporlarına yansıyan şöyle bir cümle vardır. Nesin Malk'i öldürüldükten sonra bir gecede 700 milyon dolar el değiştirdi diye. Şimdi bu ne demek? Başka bir siyasi, içtisadi, çete gücü olan başka bir ekibe geçit demek. Erol Evcil böyle bir isim, biz böyle. Yalnız şunu belirteyim, Erol Evcil hayatımızdan çıkmadı hiç. Hapse girmedi mi bu olaydan sonra?
...kaçağı olduğu için hapse girdi. Daha sonra bu Nesin Malki cinayetiyle ilgili yargılandı. 2000 yılında ceza aldı. Cezanın olaylanması uzun sürdü. Ama bu arada bu başka işler de yapmaya başladı. İşte bugün karşılaştığımız, karşımıza çıkan... ...demir-çelik fabrikalarına çökme hikayesi... ...Dahan'la Malki cinayetinden yargılanırken... ...başlamış bir olay. Yani... ...2002'de AKP iktidarı geldikten sonra da süren bir olaydan bahsediyoruz. O dönem Evcil... ...basında, kamuoyunda böyle işlerle... ...gündeme geldiği sıralarda bir demir çelik şirketini ele geçirdi İzmir'de, Ali Ağa'da. Nasıl ele geçiriyor? Ele geçirme nasıl oluyor? Hemen söyleyelim.
Özellikle kriz dönemlerinde bazı şirketler mali durumları bozulduğu zaman... ...bankalardan da kredi alamadığı zaman bu tür isimler bir finansör olarak devreye girer. Belli hisselere devredersiniz. Şimdi Erol Evcil'in bütün hani fabrikalara çöktü denilen bütün fabrikaların... ...dava dosyalarını ya da iddiaları incelediğimiz zaman şu ortaya çıkıyor. Bu şirketler aslında köklü şirketler. Yetmiş, hatta bir tanesi Türkiye'nin ilk özel sektör demir çelik fabrikalarındandır. Marshall yardımıyla kurulmuş.
Adnan Menderes açılışını yapmıştır şirket. Bir tanesi de bu. Yani kağıt üzerinde şirkettir olarak görmeyelim bunları. Bu şirketler 2000'li yıllarda, 2009'da daha sonra bir şekilde mali zorluğa düştüğü zaman... ...bir takım isimler devreye giriyor yasal olarak. Yani finans desteği için anlaşmalar yapılıyor. Anlaşmalar şu oluyor, belli bir miktar hisseyi devredeceksiniz. O da size PDRP'yi ödeme yapacak.
Burada işte evcilin mahareti devreye giriyor. Nedir bu? Ödeme yapmamak. Bir şekilde tehdit, şantaj, kağıt üzerinde oyunlarla şirketin tamamını ele geçiriyor. Mesela biraz önce söylediğim Adnan Menderes zamanı kuruldu dediğim firmanın ele geçirilişi çok ibretliktir.
Hiçbir ödeme yapılmıyor. Sahibi buna karşı dava açmak istiyor. Sahibi kaçırılıyor, gezdiriliyor, tehdit ediliyor. Şimdi bilinmiyor kimin kaçırdığı. Tehdit ediliyor, polise gidiyor, adliyeye başvuruyor. Ama buradan çıkış bulamadığı zaman mecburen bu devretmiş oluyor. Yani çökme dediğimiz vaka aslında bu. Kısmen yasaları kullanıp, kısmen yasaları aşaraktan, kısmen de sokaktaki mafya gücünü kullanaraktan bir kuşatma yapıyorsunuz işletmeye. Sonra ne yapıyorsunuz? Bu işletme neye yarıyor? İşletiyor musunuz? Hayır.
Evciliğindeki fabrikaların hiçbiri SSK firmi ödememiş. Elektrik parası ödememiş. E üretim yapmış mı? Hayır. Peki ne yapıyor? İşte bugünkü operasyonun konusu. Naylan fatura, sahte çekler, banka kredileri çekip o kredileri batık kredi haline getirme. Yani servete dönüştürüyorsunuz. Firmanın işleyişine katmıyorsunuz.
Hatta en sonunda fabrikanın içindeki makineleri satıyorsunuz. Bakır kabloları dahi eritip satıyorsunuz ki bu bir davada vardır. İzmir'deki bir davada. Yani temircilikteki ev operasyonu evcil ayağı ne derseniz 2002'den başlayıp...
...bugüne kadar devam eden yaklaşık 6 fabrikaya bu şekilde çökme hikayesidir. Bu fabrikaların bir kısmı borcundan dolayı devlet el koymuş... ...TMSF tarafından ihaleye çıkartılmış, buralardan alınmış. Bir kısmı sahipleri tarafından hissenin bir kısmı devredildi demiş... ...evcil işlediğim yöntemden çökmüş. Yani böyle bir 20 yıllık bir hikayeyle karşı karşıyayız. Şöyle tuhaf bir durum var. 98 yılındaki bir cinayet ardından... Ezezeytincilik üzerinden bir dolandırıcı hikayesi. Zeytin Kralı diye anılıyorsunuz. Bir cinayetten soruşturuluyorsunuz. Bu esnada attığınız adamın takip ediliyor olması lazım. Yani bilinmeyen bir vaka değildir sonuç itibariyle Erol Evcil'in bu faaliyetleri. Hiç yorum yapmadan direkt...
belgesinden söyleyeyim ben. 2004 yılında yani Evcil'in ilk fabrikaya çökmeye başladığı ve o süreç devam ederken Emniyet Genel Müdürlüğü, Kaçakçılık ve Organizasyonuşlar Mücadele Dairesi Başkanı, o zaman şimdi emekli olan Hanefi Avcı, televizyonlarda görüyordur dinleyiciler çok sık, Hanefi Avcı bir istihbarat raporu yazıyor. Diyor ki Evcil, Alaaddin Çakıcı'yla birlikte yeni bir suç örgütü oluşturdu. Bu suç örgütünün yeni hedefi demirçelik. Çünkü demirçelikte nakit akışı yoğun. Buradaki parayı paylaşmak istiyorlar diyor. Ve tek tek olayları anlatmaya başlıyor. Bakın bu böyle soyut değil. İzmir'de şu fabrikaya şöyle çöktüler. Sonra gittiler Sivas'ta şu fabrikaya böyle yaptılar. Yani tek tek bugün operasyon konusu olan fabrikaları 2004'te yazmaya başlıyor. Hatta o istihbarat raporunda şu deniyor.
İzmir'deki bir fabrikanın sahibi 5 yıldır kayıp. 5 yıl sonra kemikleri bulunuyor bir ormanda. O rapor yazıldıktan 5 yıl sonra kemikleri bulunuyor. Halbuki rapor yazıldığı zaman deniyor ki, muhtemelen öldürüldü diyor.
Yani muhtemelen öldürüldü diyor. Şimdi bir kere böyle bir istihbarat raporu var. Bu istihbarat raporuna dayalı olarak evciliğe yönelik bir takım kara para soruşturmaları ve operasyonları var. Davalar açılıyor, soruşturmalar açılıyor. Aynı zamanda bu çelik şirketlerinin hissedarı ailelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iki tane mektubu var. Ayrı ayrı iki fabrikanın sahibi. İkisi de şunu söylüyor. Bizi mafyadan kurtarın.
Şimdi bu Türkiye'de dolayısıyla olan biten, gizli saklı, karanlık dehlizlerde gerçekleşen bir vaka değil. Devletin raporlarına yansımış, mahkemelere yansımış, sahipleri mahkemeye gitmiş, polise başvurmuş, hatta cumhurbaşkanına kadar ulaşmış ama buna rağmen dokunulmamış. Bugüne kadar gelmiş. Şimdi popüler bir soru olacak. Bu soruyu erteleyecek şekilde soruyorum.
Söz konusu bu gruba niye dokunulamıyor? Şimdi bu soru cepte kalsın. Bu kişiler, şimdi Susurluk dönemi olarak adlandırdığın... ...90'lı yıllarda, Alaaddin Çakıcı, Mehmet Ağar, Erol Evcil işte, Korkut Eken vesaire... Bunlar zaten Bodrum, Yalıkavakban'a da bir fotoğraf çektirmişti. Yanılmıyorsam Erol Evcil yoktu orada. Ama geri kalan ekip zaten burada. Şimdi Sedat Peker de devrede. 86 yılında basit bir turizmciden bahsediyoruz. Peki bunun daha öncesinde nerede yetişti bu adamlar?
Türkiye'de, belki şu çok kafa karıştırıyor, biz gazeteciler de aslında hani tabii ki olayı detaylandırmak için... ...onunla bağlandığı küçük küçük olayları da gündeme getiriyoruz ama bakarken... ...bir süreklilik olduğunu ihmal etmek lazım ilk. İkincisi, Türkiye'de suç dünyasıyla legal, yasal dünyanın birbirinin ayrı olduğunu düşünmemek lazım. Suç...
Bunların gücüyle siyasal gücün ayrı olduğunu düşünmemek lazım. En önemli şey şudur, yasal ekonomiyle illegal ekonomi her zaman iç içedir. Bu dediğin çok önemli sanırım. Özellikle Türkiye'de, yani geçmişten beri gelir ama... Mesela Uğur Mumcu niye önemli gazetecidir? Türkiye'de ilk defa yasal olanı yasa dışı olanı, yasal ekonomiyle yasa dışı ekonomiyi...
...mafya gücüyle siyasal gücün nasıl iç içe geçtiğini, artık birbirinden kopmayacak şekilde... ...nasıl simbiyotik bir yaşam haline geldiğini, yani aynı habitattan beslendiğini... ...birbirlerini nasıl güçlendirdiklerini ortaya koyan, formüle eden ilk gazetecidir. Şimdi biz neden devamlı ismini almışız? Çünkü bu ilk defa bunu formüle etmiş, koymuş, kanıtlamış bir gazeteci. Ne zaman? 70'lerde.
Daha 70'lerde Abdü İpekçi cinayetiyle başlayan süreci incelediği zaman Türkiye'de bir ucu bit sermaye gruplarına ulaşan, bir ucu siyasete ulaşan, bir ucu askeriyeye ulaşan, emniyete ulaşan bir ve uluslararası ilişkilere ulaşan bir ağ koyabildi ve dedi ki bunun adına aslında... Türkiye'de 12 Mart'la birlikte oluşan devlet yapısı bu. Maalesef bu dedi. Bizim bundan kurtulmamız lazım. Yani bizim sadece hükümet değiştirerek bir şey kurtulamıyoruz. Suçu yaratan iklimi değiştirmemiz lazım. 12 Eylül derler, 12 Mart'a kadar götürmekte fayda var. 12 Mart, 12 Eylül, sonra işte devamı yani kesintisiz geliyor çünkü. Baktığımız zaman bu isimler yetmişlerce yıllarda da var.
...ve belli bir ideolojik, kültürel dönemin ürünü. Nedir bu? İşte o soğuk savaş derler. Mesela komanda kampları, ülkücüler derler. Antikomünizm mücadelesi derler. Baktığımız zaman Erol Evcil'den Alaaddin Çakıcı'ya kadar, Susurluk kazasını ölen Abdullah Çatlı'ya kadar, hepsi... O dönemde genç olan ve bir şekilde bu ülkücü hareketin içinde yer almış, 80 sonrası 80'de biraz cezaevine girmiş ama 80'de mafya olarak çıkmış isimler. Yani mafya, tetikçi, işte baba, reis olarak çıkmış isimler. Dolayısıyla öyle bir kökeni var bu isimlerin. 40 yıldır aynı şekilde görmemizin nedeni de, yani niye değişmiyor? Bizim aslında bu soruyu sormamız lazım. Hep eski mafyalar var. Hükümet değişiyor, niye değişmiyor? İşte bu yapı dağılmıyor. Çünkü Türkiye'de şöyle bir şey var, Türkiye ekonomisinin...
Türkiye kapitalizminin bir özelliği bu. Sermaye birikimi, rekabetse teknoloji yatırımıyla evet bu böyle oluşuyor ama ağırlıklı olarak Türkiye'de servet biriktirme, el koyma, kamu malı yağmalama, hazine kaynaklarını kullanma. Mesela bu dönem nedir? İnşaati halleri. Düne kadar olmayan şirketler bugün milyar dolar kazanan şirketler haline gelmiş. Yani dolayısıyla kamusal kaynağın... nasıl yağmalandığına bakmamız lazım. Türkiye'de de kırk yıldır kamusal kaynaklar, yani ülkenin ekonomik kaynakları, bu yapıların devreye girdiği güçlerle, mafyatik ilişkilerle, siyasetle kurulan çıkar ilişkileriyle ve devletin kolluk gücünün dahi kullanıldığı, devlet gücünün dahi kullanıldığı bir paylaşım savaşı olarak sürüyor. Yani bir paylaşım ilişkisi olarak sürüyor. Hatta Malki cinayetinde iki polis yargılandı. Yani doğrudan tetikçinin polis olduğu söyleniyor.
O tetikçi, Erol Evcil'in şirketlerin yönetimlerinde emniyet müdürleri vardı eski. Erol Evcil ve kamu bankalarından, özel bankadan yıllarda kredi veren isimler sorgulandı ve bu kredileri hiç karşılıksız verdikleri, hepsinin batık olduğu ortaya çıktı. Türkiye'nin en büyük bankasının genel müdürü Erol Evcil'e kredi yağdırmış. Ama şimdi şöyle, Erol Evcil'in bu gücü nereden geliyordu?
Nereden geliyordu? İşte bu siyasi ilişkilerden. O dönem niye ANAP'ın ismi karıştı? Niye DYP'nin kaçtı? Bugün AKP dediğimiz zaman, geldiğimiz aşamada nasıl ki suç neredeyse her suçlunun AKP'lilerle resminin, bakanlara resminin olması, her suçlunun elini kolunu sallayarak gezmesi. Hatta şöyle söyleyeyim. Bırakın bizi. Bu işin içinde olan, Sedat Peker'in kendisi söyledi. Bu rejimi birlikte kurduk dedi. Biz rejim dediğimiz zaman nereye bakıyoruz? Partilerin ittifakına değil mi? Halbuki işte bu rejim dediğimiz şeyin ayaklarını aynı zamanda bu çıkar örgütleri, bu suç örgütleri de oluşturuyor. Onlar da bir iktidarın parçası olarak hareket ediyorlar. O yüzden de biz bunlardan kurtulamıyoruz. Şimdi demin cebime koyduğum soruyu tekrar soruyorum. Şimdi bu haliyle ortada bir resim var. Bu resme baktığımız zaman...
Ne görüyoruz? Soru şöyle. Neden bugün böyle bir operasyon yapıldı? Diyorsun ki 2004'ten bugüne kadar 18 sene geçmiş yani istihbarat raporunu referans alıyorum. 18 senedir bilinen bir hikaye. Süleyman Soylu diyor ki 10 aydır ilmek ilmek ölüyoruz. Niye 10 ay önce başladı? Niye 2004'te durdurmak varken 18 yıl beklendi? Bugünün önemi ne? Yani bir devlet en önemli sektörü nasıl kurtaramıyor değil mi? Yirmi yıldır bir çetenin elinden. Ya da kurtarmıyor mu, kurtaramıyor mu? Türkiye'de şunu iyi biliyoruz geçmişten bu yana. Bu tür operasyonlar, bu tür davalar, bu tür isimlere dokunulma... ...keşke toplum, duyarlı toplum, adaletsizliğen toplum, sokaklarda ya da işte... ...farklı siyasal araçlara meşru, açık siyasal araçlara baskı yaparak olsa... ...hani keşke halk peşine düştüğü için... Mecbur yani bunların operasyonu yapılsa ama... ...neredeyse yani kırk, elli yıldır biliyoruz ki... ...bu tür işler hiçbir zaman böyle ortaya çıkmamış. Nasıl çıkmış? Mesela Susurluk zamanı nasıl çıkmış? Susurluk kazasıyla ortaya çıktı diyoruz ama kazadan hemen önce... ...Nesin Malke öldürülmüş, Ömerlis Topal öldürülmüş. Orada bir dizi Aydın öldürülmüş, Uğur Mumcu öldürülmüş, Musa Anter öldürülmüş. Sivas katliamı olmuş. Yani bakıyoruz zaten bir şey var. Çekişme, bir savaş sürüyor. Bir iç savaş gibi ülke.
Yani o da şunu gösteriyor, demek ki bir yere geldikten sonra... ...bu paylaşımı sürdüren güçler bir anlaşmazlığa düşüyor. Ya pasta daralıyor, ya ülke iktisadi, siyasi olarak bir krize giriyor. Şöyle bir şey söyleyeyim, ülke krize girdiği zaman mafya da krize giriyor aslında. Yani unutmayın, çünkü para azalıyor. Para azaldığı zaman siyasi güç de meşruiyetini yitirmeye başlıyor.
Mafyada artık o büyük pastadan pay azaldıkça birbirine çökmeye başlıyorlar... ...ya da başka birilerine çökmeye başlıyorlar. Bu karşılaştığımız olayda, Demirçelik'te bu niye çıktı diye sorduğumuz olayı anlamak için... ...Türkiye'nin şu an yaşadığı siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı ve sıkışmışlığı da görmemiz lazım. Sedat Peker niye konuşmaya başladı?
Sedat Peker niye Mehmet Ağar'a hedef alıyor? Niye Süleyman Soylu alıyor? Ne anlatıyor bize? Mesela içeriden bir ne anlatıyor? Diyor ki, hepimiz diyor birlikte bir iş yaptık. Hepiniz birlikte iş yaptınız. Hepimiz diyor paraları çöktünüz. Şunu yaptınız. Bu paraları yiyebilmek için siz halka şunu söylediniz. Vatan dediniz, millet dediniz, bayrak dediniz, din dediniz. Seçim ortamlarında terör estirdiniz ki bunu ben de yaptım diyor.
...korku ve dehşet iklimi yarattım diyor. Niye yaptık bunları? Ortada yenilecek, paylaşacak bir pasta vardı. Şimdi siz diyor beni dışladınız. Siz beni dışlarsanız... ...ben de sizin bu şeylerini deşifre ederim diyor. Demek ki... ...evcile yapılan operasyonu da şöyle okumak lazım. Türkiye'nin şu an yaşadığı bütün o çatışma... ...iktidar içindeki güç mücadeleleri, çünkü iktidar tek bir partiden oluşmuyor.
İki parti pek çok yapıdan oluşuyor. Onların içindeki güç mücadelesinde artık bir taraf diğer tarafın... ...ya tasfiye etmeye, ya tehdit etmeye, ya etki alanını daraltmaya yönelik bir hamle yapmış oluyor. Çünkü yirmi yıldır dokunulmaz birine dokunabilmek için... ...o yirmi yıldır iktidarda olan başka daha güçlü birine dayanmanız lazım.
Yani polisin, yargının, gücünün yetmediği bir yere bunu yapabiliyorsanız... Bu haliyle şimdi şöyle bir tablo var. Alaaddin Çakıcı'nın... Adamı diye söylüyorlar ama yayından önce konuştuk. Yani adamı demek çok doğru değil ama belki ortağı, belki... İtişe geçmiş. İtişe geçmiş iki isim. Erol Evcil ve Alaaddin Çakıcı. Yani sermaye gücü ve kol gücü diye bakalım yani ikisine. Birisi sokak gücü ve bürokrasideki, polisteki gücü. Birisi de sermaye gücü. O yüzden bu işlere biraz öyle bakmak lazım. Yani şundan söylüyorum. Mesela Alaaddin Çakıcı cezaevinde yatmadı mı? Çok uzun yıllar yattı.
E, Erol Evcil yatmadı mı? O da yattı. Demek ki bir takım isimleri yakalayıp, tutuklayıp... ...cezaevine koymak sorunu çözmüyor. Çünkü Evcil Zeytin Kralı olarak girdi. Cezaevine Çeylik Kralı olarak çıktı, daha da büyüyerek. O zaman bunun arkasında, bunu yaratan iklim önemli bizim için. Bu tür soruşturmalarda sonuç çıkmamasının nedeni budur. Bunlar siyasi davadır aslında.
Bunlar adli dava değildir. Siyasi davaysa o zaman çok güzel. Şimdi Alaaddin Çakırcı'yı Devlet Bahçeli çıkarttı dışarı. Hatta dedi ki bu bizim ülkücü bir kardeşimizdir, yoldaşımızdır vs. Buradan yola çıkarak sen...
Erol Evcil'e operasyon yapıyorsun. Ama bir yandan da iktidarda AKP-C MHP bloğu var. Bu aynı zamanda AKP ile MHP arasında bir kırılmaya işaret eder mi? Yoksa çok fazla bir yorum mu olur bu? Partilerin üst yönetim, yani siyasi pozisyonlar itibariyle belki o kadar net bir kırılma henüz var mı bilemeyiz. Ama bu partilerin tabanının farklı olduğunu, bu partilerin tabanında ya da partilere eklemlenmiş güç odaklarının farklı olduğunu biliyoruz. Çünkü 2015 öncesi Bahçeli Meydan'da
İdam ipi sallıyordu Erdoğan'a. 2015'den sonra en büyük ortağı oldu. Şimdi bu bir gecede değişmez. Demek ki iktidarı paylaşmışsınız. Bu iktidar paylaşımının... ...bir takım sıkıntılara başladığını, hatta buralarda tabanlara yayılan çatışmalara... ...işte o paylaşım, iktidardaki güç paylaşımının bir takım bir çıkmaza girdiği şeklinde okuyabiliriz bence. Çünkü çok doğru söyledin. Evcil'de, Alaaddin Çakır'da net bir şekilde, tereddütsüz net bir şekilde... Milliyetçi siyasetin bir unsurudur. Bunu devamlı deklara ederler. Bağlılıklarını bildirirler. Açıktan muhalefet partilerini tehdit eder. Hatta çakıcı. Buradan baktığımız zaman evciliği operasyon.
MHP, AKP iktidarının en azından çıkar odakları içinde, farklı çıkar odakları içinde... ...bir rahatsızlığın, bir yeni döneme dair bir hesaplaşmanın işareti olarak okumak lazım. Bunun siyasete yansıması ise çok sonra olabilir. Yani çok geç görebiliriz. Ama bir işaret olarak da görmek, not düşmek lazım. Peki operasyon buradan nereye evrilecek? Şimdi bu operasyonun teknik bilgi şu. Bu operasyonun asıl ayağı polisiye değil. ...ana ayağı Masak ve Gelir İdaresi Başkanlığı yürütüyor. Çünkü ortada bir şirketleri kapsayan... ...kağıt üzerinde bir takım tezgahların kurulduğu... ...faturalarla devletin kamuoyunun zararı uğratıldığı bir olay var. Artı kaynağa belirsiz para var. Bu izleniyor. Dolayısıyla bu tür operasyonlarda... ...suç örgütü üyelerini bilirsiniz, yöneticilerini alırsınız ama... ...parayı izledikçe operasyon büyüyebilir. Şimdi bizim için merak ettiğimiz o. Parayı ne kadar izleyeceksiniz?
Nereye kadar mesela bir siyasetçiye dayandığı zaman devam edecek misiniz? Doksanlı yıllarda bir hatırlatma yaparak söyleyeyim. Bir Türk Bank ihalesine Mesut Yılmaz'ın dönemi başbakanın ismi de karışmıştı. Ama o dava oraya kadar götürülmedi. Burada da önemli olan şu.
Evciliğinden sonra kim, nereye kadar takip edeceksiniz, nereye kadar gideceksiniz bunu bilemiyoruz. Ama şu an söylenen şey şu, birinci dalga yapıldı, ikinci dalga olacak, üçüncü dalga olacak. Hatta bu operasyon dalgalarının içinde bir takım avukatlar, artı özel harekat... Birimleri de olacağı iddia ediliyor ya da söyleniyor. Yani bu iş genişleyecek ama nereye kadar genişleyecek önemli değil. Benim kendi, senin de öyledir. Bizim için önemli olan şu, işin siyasi ayağı ortaya çıkartılmadığı müddetçe... ...suç ayağı önemli olmaz. Şu an şu an adli olarak önemli ama zaten adam suçlu. Zaten bu işten cezaevine defalarca girip çıkmış birini alaraktan işi çözemiyorsunuz. Ama siyasi ayağa gider mi gitmez mi? Giderse...
İşte o zaman belki siyasetteki bu olayın yarattığı çatışmayı görebiliriz. Dinlediniz. Tansu Çiller'i ele aldığımız bölümde, bir Tansu Çiller eksikti, o da geldi demiştik. Gerçekten de 90'ların karanlık aktörleri, AKP-MHP koalisyonunu yaşadığımız son 6 yılda hayatımıza bir bir yeniden girdi. Fakat, bir Tansu Çiller eksikti ifadesi, bugün anladık ki yanlış olmuş. Erol Evcil haksızlık yapmışız.
Bu olay örgüsünü 90'lardan başlatmak da belki doğru değil anladığımız kadarıyla. Aslında 90'ların bu karanlık aktörlerinin yetiştiği iklimi anlamak için 1970'leri de ayrıca değerlendirmek gerekiyor sanırım. Nedir 1970'lerin önemi? Türkiye'nin soğuk savaş konseptinde, anti-komünist örgütlerin içinde yetişen 12 Mart 1971 darbesinin ardından askerle, sermaye gruplarıyla, devletle organik ilişkiler tesis eden bu çetelerle hiç hesaplaşmadık. Susurluk kazasıyla bir toplumsal talep oluştu ama susurluk kazası da bu aktörlerden hesap sorulmasına yetmedi.
2000'li yıllar ise kumpas davalarıyla suya düştü. 70'li yıllarda Türkiye siyasetinin sağındaki iş birliği, Adalet Partisi, MHP ve Milli Selamet Partisi koalisyonunu şimdi Cumhur İttifakı'nda yeniden görüyoruz. Deyim yerindeyse, 70'ci yıllardaki 1. ve 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nin 21. yüzyıla uyumlu hale gelmiş 3. versiyonuyla karşı karşıyayız. Gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz. Fakat operasyonun önemini, yani demir yumruk operasyonunun önemini kavradığımızı düşünüyorum. Tren Topi'yi Pobi Media ile beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar karanlıklar aydınlığa çıkmaz belki ama sizin içiniz hep aydınlık olsun. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.