Podcast

104: Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir enerji kesintisi

Trend Topic

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İran'ın Türkiye'ye doğalgaz akışını kesince, sanayide çarklar üç günlüğüne durdu. Bu, modern Türkiye tarihinde görülmemiş bir karar. Ancak tek neden İran'ın doğalgazı kesmesi değil. Detaylar bu bölümde.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.192 kelime · ~11 dk okuma

Takvimler 24 Ocağı gösterirken üretim zincirini etkileyecek çok önemli bir şey yaşandı. Sanayide neredeyse tüm çarklar 3 günlüğüne durduruldu. Bu, cumhuriyet tarihinde daha önce görülmemiş türde bir enerji kesintisi. Organize sanayi bölgelerindeki 50 bin fabrika şart eli 24 Ocak'ta kaldıramadı. Çünkü sanayi tesislerinin elektrik kullanması yasak. Evet yasak. Krizin doğal gazetelerinde yaşanan arızalardan kaynaklandığı biliniyor.

Peki tek neden bu mu? Doğal gaz stoklarımız ne durumda? Daha önce benzer arızalarda neden böyle maksimal bir kriz yaşanmadı? Ve belki de en önemlisi sanayideki bu kesintinin bilançosu. Hem sanayiye hem biz doğal gaz tüketicilerine ne olacak? Ben Ozan Gündoğdu, Tren Topik'in 104. bölümünde konuya yakından bakıyoruz.

20 Ocak'ta Botaş, 320 organize sanayi bölgesine yazılı bir mesaj gönderdi. İran gazı kesmişti, gerekçe olarak da iletim hatlarında yaşanan arızayı göstermişti. Botaş mesajında bu arızanın 10 gün süreceğini söylüyordu. Daha sonra öğrendik ki 31 Ocak'a kadar sürecek bir iletim hattında sıkıntı var. Ama ilerleyen günlerde benzer kesintilerin yaşanma ihtimalini de açık kapa bırakıyordu Botaş.

Transkriptin tamamını oku

Mesaj ilk yayınlandığında kimse böyle büyük çapta bir enerji krizi yaşanacağını tahmin edemedi. Çünkü BOTAŞ 20 Ocak'taki mesajında gaz kesintisi yapılacak diyordu ama buna ilişkin oran vermiyordu. Daha sonra gaz kesintisine ilişkin oran bakanlıktan verildi, sanayide elektrik kullanımının %40 oranında kısıtlanacağı söylendi. Fakat bu ilk açıklama. Aradan iki gün geçti, 22 Ocak'ta. Yani

piyasaların kapalı olduğu bir hafta sonu gününde ikinci bir açıklamayla kriz daha da derinleşti. Tüm sanayi sektörü, daha doğru ifadeyle 1000 kW'dan daha fazla elektrik tüketen sanayi sektörü 24 Ocak'ta saat 00 itibariyle tam 3 gün süreyle tümüyle enerjisiz kalacaktı. Organize sanayi bölgeleri elektrik ve doğal gazı sadece aydınlatma ve ısınma için kullanabilecekti. Yani 50 bin fabrika şarteli kaldıramayacaktı. 24, 25 ve 26 Ocak'ta Türkiye sanayisinde çarklar durduruldu. Tahminen 1 milyondan fazla işçi yıllık izne gönderildi. Krizi anlamak için birkaç soru başlığı üzerinden ilerlemek en doğrusu ki böylece kategorize edelim sorunları ve yol alalım.

Soru 1. Krizin nedeni gerçekten İran'da yaşanan arıza mı? BOTAŞ'ın 20 Ocak'ta yaptığı açıklamaya göre sanayideki enerji krizinin nedeni İran'daki iletim hatlarında yaşanan arıza. Sanayi dolusu başkanlarından aldığımız bilgiye göre hatlarda bir basınç düşüklüğü var ve bunun giderilmesi lazım. Ancak bu cevap meseleyi yeterince açıklamıyor. BOTAŞ'ın verilerine göre Türkiye'nin gaz giriş kapasitesi günlük 360 milyon metreküp.

Üstelik bu, tüm iletim kanalları tam kapasite çalıştığında ulaşılan rakam. Yani fiili durum aslında günlük 300 milyon metreküp giriş olduğu yönünde. Kapasite 360 milyon metrik. Bu rakamın da, yani kapasitenin de sadece 28 milyon metreküpü İran'dan geliyor. Yani...

İran'dan hiç gaz gelmese kapasite yalnızca %8 oranında azalıyor. Zaten Türkiye doğal gaz ithalatının biliyorsunuz büyük çoğunluğunu da Rusya'dan yapıyor. Doğal gaz ithalatında İran'ın payı sadece %11. Dolayısıyla İran'da arıza çıktı o yüzden enerji krizi patlak verdi demek tam olarak doğru değil hatta yanlış. Dahası İran'daki iletim hatlarında benzer arızalar ilk kez yaşanmıyor.

Mesela geçtiğimiz yıl bir patlama nedeniyle Nisan ile Haziran arasında aylarca süren bir gaz kesintisi yaşanmıştı. Ama böyle bir gaz kesintisi olmasına rağmen real sektörde bir kriz yoktu. Bunun nedenini sorgulayacağız bu bölümde. Bu sefer çünkü ilk olan küçük çaplı bir arızanın tüm sanayi sektöründe çarkları durdurması.

Sorun çok boyutlu. Şöyle açıklayalım. Doğalgazda az güvenliğini sağlamanın en etkin yolu eğer siz bir doğalgaz ithalatçısıysanız depolamadan geçiyor. Yani olası bir teknik arıza durumunda depolanan doğalgaz iletim hatlarına veriliyor ve sorun real sektörde hissedilmeden çözülüyor.

Türkiye'nin de böyle depoları var. Hale hazırda Silivri, Marmara Ereğlisi, Ali Ağa ve Tuzgölü olmak üzere toplam 4 adet doğalgaz ve LPG deposu bulunuyor Türkiye'nin. Bu depoların toplam kapasitesi, bakın altını çiziyorum, kapasitesi 4.3 milyar metreküp. Bu büyüklük ne anlama geliyor diye sorarsanız, iletim hatlarından Türkiye'ye hiç doğal gaz gelmese, depolar eğer doluysa, yine altını çiziyorum, depolar eğer doluysa, ülkenin 33 günlük gaz ihtiyacı bu depolardan karşılanabiliyor. Ben burada 33 gün dedim ama... Bu 33 gün tabii kış aylarına baz aldığınız zaman daha kısa, yaz aylarında daha uzun. Çünkü kış aylarında günlük tüketim artıyor. O yüzden kış aylarında doğalgaz talebi arttığı için tüketim de ciddi anlamda artış gösteriyor. Şartımızı unutmayalım ama. Bu 33 günün depolardan karşılanması için depoların dolu olması lazım. Çünkü sorun tam da burada başlıyor. Belli ki depolarda benzer bir arızada sorunu çözecek doğalgaz yok.

Konu hakkında BOTAŞ International eski genel müdürü İbrahim Palas Habertüp'te Oya Çebiye şu açıklamayı vermiş. Doğalgaz depolarının, yeraltı depolarının yapılmasının amacı bu tür kesintilerde tedariğin doğalgaz depolarından sağlanması şeklinde. Ona hazırlıklı olmak için yapılır. Çünkü kazalar her yerde olabilir. Her an bir arıza çıkabilir. O durumlarda, konutlarda, sanayide hiçbir kesintinin olmaması için hazırlıklı olunur. Demek ki depolardan çekilebilecek miktar, İran'dan kesilen miktarı karşılayabilecek durumda değil.

Ben bunu çıkarıyorum. Aynı konuya ilişkin Gazde enerji genel müdürü Mehmet Doğan da Dünya gazetesine benzer bir açıklama yapıyor. Mehmet Doğan'ın açıklaması şu şekilde. Zaten gaz yetmeyecek şekilde yeni yıla girdik. Depolardaki gazlar yazın bitti. Gaz fiyatları yaz aylarında çok arttığı için yüksek fiyattan gaz almamak adına depolardaki gazlar tüketildi. Yani bir anlamda zam yapılmamak için stoklar kullanıldı.

Şimdi bunu duyduğunuz zaman inanması güç olabilir. İnanması güç olsa da tablo bu. Sektör temsilcilerin tümü aynı şeyi paylaşıyor. Gaz fiyatlarının 2021'de hızla artmasıyla birlikte BOTAŞ ilave gaz almak yerine depolardaki gazı harcamaya başlıyor.

Mehmet Doğan'ın ifadesiyle yeni bir zam yapmamak için stoklar kullanılıyor. İyi de kışa giriliyor ya. Yani talebin artacağı ortada. Bu talebin beklenenden fazla artması halinde depolar boşsa ne olacak? Böylece yeni yıla ve kışa girilirken deyim yerindeyse yaradana sığınılıyor. Kışın bastırmasıyla artan talep, üzerine bir de İran'daki arıza eklenince kriz büyük bir enerji krizine dönüşüyor.

Bu arada depolama tesislerine ne kadar doğal gaz bulunduğunu biz yetkili kurumlara da sorduk. Başta BOTAŞ olmak üzere. Bizi Enerji Bakanlığı'na yönlendirdiler. Enerji Bakanlığı ise verileri BOTAŞ'tan talep ettiklerini henüz basınla paylaşılacak bir veri olmadığını söyledi. Yani Enerji Bakanlığı da topu BOTAŞ'a attı. Dolayısıyla bu iki yetkili kurum basınla depolarda ne kadar gaz bulunduğunu henüz paylaşmıyor. Biz de depolarda ne kadar gaz bulunduğunu bilmiyoruz.

Soru 2, İran'da gerçekten bir arıza var mı? Yoksa İran gazındaki kesintinin nedeni bir başka kriz mi? Bu soruya ilişkin çeşitli spekülasyonlar olduğu için bu soruyu cevaplama ihtiyacı duyduk. Botaş'tan 20 Ocak'ta yapılan açıklama şöyle. Ülkemize Gürbulak ağrı giriş noktasından sağlanan doğalgazın İran tarafındaki doğalgaz iletim hattında meydana gelen bir arıza nedeniyle 20.01.2022 tarihinden itibaren 10 gün süreyle yapılmayacağı bildirilmiştir. Şimdi resmi açıklama bu şekilde ancak konuya ilişkin başta da belirttiğimiz gibi iki spekülasyon var.

Bunlardan birincisi, Türkiye ödemelerini gerçekleştirmediği için İran'ın gazı kestiği yönünde. Yani Türkiye'nin İran'a borcu var, bu borcunu ödemedi, İran da yetti artık deyip musluğu kapattı. Mesela siyasetçi ve iş adamı Cem Toker 24 Ocak'ta Twitter hesabından şöyle söylüyor. Doğruyu söyle AKP iktidarı, İran gazı arızadan mı kesti, parasını alamadığından mı?

Whatsapp gruplarında da benim şahit olduğum benzer spekülasyonlar dolaşıyor yani İran parayı alamadı o yüzden gazı kesti gibi. Bu spekülasyonları kesin olarak reddetmemiz mümkün değil. Fakat sektör temsilcileri ile yaptığımız konuşmaların ardından şunu söyleyebiliriz. Bu iddia muhtemelen uydurma. Çünkü İran'dan yapılan gaz ithalatını ödemesi zaten büyük ölçüde yerli parayla yani Türk Lirası cinsinden yapılıyor.

Spekülasyonlardan ikincisi ise derinleşen Rusya-Ukrayna krizi nedeniyle İran'ın Türkiye'ye aba altından sopa göstermesi. Yani ne demek? Diyor ki İran, Rusya-Ukrayna krizinde benim düşmanım olan batıdan yana taraf olma, Rusya'nın tezlerini destekle. Aksi halde gazı keseriz. Aa bakın da kestik. Mantıklı ve tutarlı olabilir ama mantıklı ve tutarlı olması doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle böyle bir şeyi söylememiz, iddia etmemiz için elimizde bir maddi delil yok.

Bu yüzden bu spekülasyonları belirtmiş olalım fakat bir sonraki soruya geçelim. Soru 3. 3 günlük zararın bilançosu ne olacak? Olaya dışarıdan bakanlar 3 günlük enerji kesintisini küçümseyebilir. Ne olacak ki? 3 gün kesilmiş denilebilir. Ama enerjisi kesilen konut değil, sanayi. Konutta 3 günlük enerji kesintisi halinde ne yaparız? 3 gün battaniyelere sarılırız, bekleriz. Evet, can sıkıcı olabilir ama geçer 3 gündür. Fakat sanayide durum öyle değil. 3 gün üretimin durması öyle basit bir zararla anlatılamaz.

22 Ocak'ta Sanayi Bakanı Mustafa Varank ile Enerji Bakanı Fatih Dönmez sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Şimdi toplantı basına kapalıydı ama biz bir biçimde toplantının notlarına ulaştık. Mesela bu toplantıda metal sektöründen bir temsilci sanayi ve enerji bakanlarına şöyle diyor. Bizim sektörümüz her yıl %10 büyüyor. Sektörümüzde ısıl işlemler ve eritme çok önemli olduğu için 365 gün 24 saat çalışıyoruz. Bizim firmalarımızda kesinti olursa metal soğuduğu için aylarca süren bir temizlik ve reset işlemi gerektirir. Bu çok ciddi mali kayıplarla birlikte

Bazı firmaların iflasına bile sebep olur. Yani olay öyle uzaktan görüldüğü gibi basit bir şey değil. Birçok fabrika ısıl işlemlerle fırınlar çalıştırıyor. Bu fırınlarda likit ham maddelerin donması halinde fırınlar artık kullanılamaz hale geliyor. Yani 3 gün kapalı kalsın ne olur sözlerinin gerçekle bağı kopuk.

Çünkü sanayide sürekli olarak çalışması gereken bazı makineler var. Aynı toplantıda cam sektöründen de varyansımlar dinliyoruz. Cam sektörü üreticiler de diyor ki, likit halde makinenin içindeki camların donması halinde bu makineler aylarca kullanılamaz. Benzer bir sorun otomotiv sektöründe de mevcut.

Sektörü yakından takip eden gazeteci Emre Özpeynirci, 3 günlük enerji krizinin otomotiv sektöründe 1 milyar dolarlık bir kayba nedeni olacağını söylüyor. 1 milyar dolar. Zaten röportaj için görüştüğümüz Mersin Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Ayhan Kızıltan da kesintinin sanayi sektörünü nasıl etkileyeceğini anlatırken örneği otomotiv sektörü üzerinden verdi. Mesela ben bir sanayi teslimiste İhracat yapan, otomotiv sektörüne parça üreten bir fabrikamızdır. Tekne vitesi, dökümhanesinden talaşlı imalatına kadar birçok süreci olan bir sanayi kuruluşu var. Bundan birçok yalnız ihracat siparişleri var. Bundan 2 gün ya da 3 gün kesinti. Bunların en az termin sürelerini 15-20 gün ileriye atabilir.

Birçok işlem işte ısın işlem yapıyorlar. Döküm yapılıyor. Bugün dökümümüz planlamış işte bugün atıyorum 50 ton döküm yapacağız. 2 gün kesintiyi yaptığımız zaman bu süreç uzayacak. Ne olacak? Arkadan gelen işler de birikmiş olacak. Sadece 2 günlük üretimi etkilemeyecek. Arkadan gelecek olan bekletilen üretimler de devreye girecek. Yani en az 15-20 gün gidip teslim sürelerini

uzatacak bunlarla. Iracat da şimdi teslim süremizi açtığımız zaman adam bizi dinlemiyor, dinlemeyecek ki. Iıı bizde işte elektrik kısıntısı oldu. Biz işte on beş gün teslimi geciktiriyoruz. Diye dese bile karşı taraf kabul etmeyecek. Bu bir sonraki teklif verdiği işlerle ölümsüz bir şey olarak hanesine yazılacak firmalarla. Ayhan Bey'in de belirttiği gibi bir diğer sorun ihracatçıların yetiştiremeyeceği siparişlerde. Siparişler sadece 3 gün aksamıyor. Birçok sektörde 3 günlük enerji krizinin yaratacağı gecikme 15-20 günü bulabiliyor. Bu ortalama bu arada. Yani bazı sektörler çok daha uzun süreli gecikmeler yaşayabilirler. Bu durumda siparişler iptal oluyor. Hadi oldu diyelim, sorun ne peki? İhracatçılar tedarikçilerinden ödemelerini alamıyor. Çünkü sözleşmeye aykırı davranmışlar. Kimse yurt dışına şunu açıklayamaz. Biz siparişimizi yetiştiremedik çünkü Türkiye elektriği 10 günlüğüne kesti. Böyle bir açıklama olamaz. Başka bir boyutu da var sorunun. Finansman sorunu yaşayan birçok firma böyle bir maliyeti karşılayabilecek durumda değil. Zaten bakanla görüşmesinde metal sektöründen bir temsilcinin iflaslar yaşanabilir demesindeki altında yatan sebep de bu.

Mesela vadesi yakınlaşan çekleri var bazı üreticilerin veya bankaya borçları var ve ihraçattan aldıkları ödeme ile bu borçları ödeyebileceklerini planlıyorlar. Bu ödemelere güveniyorlar. Fakat bu kesinti nedeniyle siparişler gecikiyor. Siparişler gecikince banka vadeyi ertelemiyor. Çekim vadesi yaklaşıyor. Yine de konuştuğumuz kaynakların çoğu kesinti süresi kısa tutulabilirse yani

Bu anlatılan kadar olursa enerji krizinin büyük bir borç krizine dönmeyeceğini söylüyor. Bunu da vurgulayalım. Yani böyle büyük bir borç krizi kapıdadır diyemeyiz an itibariyle. Ancak kışın soğuk geçmesi halinde yani bu sert soğukların devam etmesi halinde Benzer kesintilerin yaşanması da muhtemel. Enerji sektöründen aldığımız bilgi de bu yönde. Diyelim ki İran'daki iletim hattındaki arıza çözüldü. Fakat Şubat ve Mart aylarında bu sert kış koşulları devam ederse eğer yeni kesintilerin gündeme gelmesi olası. Bu durumda enerjide yaşanan kriz bir akut sorun olmaktan çıkıp bir borç krizine dönüşebilir. Yani sanayicinin dayanacak gücü kalmayabilir böyle bir krizde. Zaten bu haliyle bile

3 günlük enerji krizinin faturasının 10 milyarlarca dolara yakın olacağı söyleniyor. Aslına bakılırsa bu bir enerji krizi değil, bu bir yönetim krizi. Bunun altını çizmemiz lazım. Türkiye 2022'ye girerken Rusya ile yeni kontrak imzalamayı reddetti. Niye reddetti diyeceksiniz? Doğal gaz fiyatlarının düşmesini bekledi. Tıpkı yukarıda söylediğimiz enerji uzmanlarından anıtladığımız gibi.

Bu sırada da eldeki rezervleri kullandı. Görünen o ki bu stratejik hata bugün pahalıya patlamış durumda. Kriz devam ederse bilen çok faturalara da yansıyabilir. Zira Türkiye elektriğinin %42'sini doğalgazdan üretiyor. Haliyle doğalgazda yaşanan bir kriz hem doğalgaza hem elektriğe zam anlamına geliyor. Zaten yeni zam yapılı diyebilirsiniz. Elektrik için değil belki ama önümüzdeki ay, Şubat ve Mart aylarında doğalgaza yeni zamlar kapıda denebilir. Ne demiştik? Bu bir enerji krizinden çok bu bir yönetim krizi demiştik. Bakın, Bu iddiamızı kuvvetlendiren bir haber paylaşmak isterim. 1 Kasım 2021, yani bundan 2,5 ay önce Plan Bütçe Komisyonu'nda Enerji Bakanı Fatih Dönmez konuşuyor.

Doğalgaz kullanmaya başladığımız 1987 yılında 500 milyon metreküp olan yıllık doğalgaz tüketimimizin 2021 yılında geçen yıla göre %22 mertebesinde artış göstererek 60 milyar metreküp seviyelerine yakın olmasını bekliyoruz. Bu tüketim artışına rağmen doğalgazlar güvenliğe sağlanmıştır. Özellikle kış aylarında tüketimin yoğun olduğu dönemlerde gündeme gelen kesinti ve kısıntılar artık geride kalmıştır. Enerji Bakanı'nın Plan Bütçe Komisyonu'nda anlattığı bu hikaye sadece iki ay içinde patlıyor. Ne diyor Enerji Bakanı? Kesinti ve kısıntılar artık geride kalmıştır. Enerji Bakanı bunu söylerken gaz tedariğinde ciddi bir sıkıntı yaşanmayacağı, kışın da sert geçmeyeceği umuluyordu.

Bu bölümde de söylediğimiz gibi aslında yaradana sığınılmış, el açılmış, dua edilmeye başlanmıştı. Fakat dualar tutmadı. Tutmayan dualar bugün sanayi sektöründe büyüklük açısından değil, nitelik açısından eşi benzeri görünmemiş bir krize neden oldu. Bu günler geride kalacağını umuyoruz. Böylece 104. bölümün sonuna geldik. Trend Topiği Pod B Media ile beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar bu soğuk günlerde sağlığınıza dikkat edin. Umutla kalın, sağlıkla kalın. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)